
Gediz Havzası, Ege Bölgesi’nin en önemli su kaynaklarından biri olarak İzmir, Manisa, Uşak ve Kütahya illerini kapsayan yaklaşık 17.500 kilometrekarelik geniş bir coğrafyada yaşamı besliyor. Havzanın ana akarsuyu olan Gediz Nehri, 401 kilometrelik uzunluğu boyunca farklı topoğrafik yapılar ve ekosistemlerden geçerek Ege Denizi’ne ulaşıyor.
Binlerce yıldır bölge halkının tarımından içme suyuna kadar birçok alanda hayatı destekleyen Gediz Nehri, son yıllarda ciddi çevresel baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Nehir yatağındaki fiziksel tahribatlar, artan kirlilik yükü ve su akışını kesintiye uğratan yapay müdahaleler ekosistemin doğal dengesini olumsuz etkiliyor. Bu süreçten en fazla etkilenen canlı gruplarının başında ise sucul yaşamın temel unsurlarından biri olan balık türleri geliyor.
Gediz Nehri’nin mevcut durumunu bilimsel olarak değerlendirmek amacıyla Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Musa Sarı ve Prof. Dr. Ali İlhan ile birlikte havza genelinde 14 farklı noktada saha çalışmaları gerçekleştirildi. Elde edilen bulguların, nehir ekosistemindeki değişimi daha net ortaya koyduğu ve korunması gereken kritik alanları işaret ettiği belirtildi.
Çalışmalardan elde edilen sonuçların ilgili kamu kurumlarıyla paylaşılması planlanırken, Gediz Nehri’nin doğal yapısının yeniden güçlendirilmesi ve ekolojik bütünlüğünün korunması için çalışmaların sürdürüleceği ifade edildi. Uzmanlar, havza ölçekli yönetim yaklaşımının önemine dikkat çekerek, su kaynaklarının geleceği için bütüncül planlamanın kaçınılmaz olduğuna vurgu yaptı.
Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç Karcı ise sürece ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Gediz Havzası yalnızca bir su sistemi değil, binlerce yıldır yaşamı taşıyan canlı bir ekosistemdir. Nehrin karşı karşıya olduğu kirlilik ve tahribat, sadece suyu değil, tüm yaşam döngüsünü etkilemektedir. Gediz’in yeniden sağlıklı bir ekosisteme kavuşması için bilimsel veriler ışığında, tüm kurumların ve yerel aktörlerin birlikte hareket etmesi zorunludur. Bu havzanın korunması, geleceğimizin korunması anlamına gelmektedir.”