
Başkent Meksiko'da destekçilerine hitap eden Sheinbaum, son aylarda hükümetinin "milyonlarca dolarlık sosyal medya kampanyaları" ile hedef alındığını söyledi.
Bunun tesadüf olmadığını belirten Sheinbaum, "Bugün uluslararası sağın desteklediği istikrarsızlaştırma yöntemleri değişmiş olabilir ancak amaç değişmedi. Artık her zaman geçmişte olduğu gibi güç kullanmıyorlar. Bugün dijital kampanyalar ve dezenformasyon operasyonlarıyla hükümetleri ve hareketleri zayıflatmaya çalışıyorlar." dedi.
Ayrıca ABD Adalet Bakanlığına bağlı bir birimin, aralarında bir vali, bir belediye başkanı ve görevdeki bir senatörün de bulunduğu 10 Meksika vatandaşı hakkında kamuoyuna delil sunmadan iade talebinde bulunduğunu hatırlatan Sheinbaum, bunun iki ülke ilişkileri tarihinde "eşi görülmemiş" bir durum olduğunu kaydetti.
Sheinbaum, "Bu gerçekten organize suçla mücadeleye yönelik samimi bir ilgi mi? Yoksa Amerikan aşırı sağının 2026 seçimleri için ülkemizi kullanma girişimi mi? Ya da 2027'de Meksika'daki seçimleri etkilemek mi istiyorlar?" ifadelerini kullandı.
Meksika'nın kimsenin pinyatası (şeker, çikolata ve küçük oyuncaklarla doldurulan karton veya kâğıttan yapılan parti kuklası) olmadığını dile getiren Sheinbaum, "Dışarıdan kurumlarımıza baskı uygulandığında ve başka bir ülkenin yalnızca Meksikalıların sorumluluğunda olan konulara müdahale edebileceği kabul edilmeye başlandığında artık işbirliğinden değil, müdahaleden söz ediyoruz." diye konuştu.
ABD'de nisanda açıklanan iddianamede, Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya'nın da aralarında bulunduğu 10 Meksikalı eski ve mevcut yetkili, Sinaloa karteline uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmek ve ABD'ye uyuşturucu sevkiyatını kolaylaştırmakla suçlanmış, bir kısmının Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum'un partisi Ulusal Yenilenme Hareketi (MORENA) ile ilişkili olduğu öne sürülmüştü.
ABD, Sinaloa Karteli'ni "yılda 100 bin Amerikalının" ölümüne neden olan sentetik uyuşturucu fentanilin önde gelen tedarikçisi olmakla suçluyor.