Çin ekonomisi Orta Doğu krizine karşı direncini koruyor: Goldman Sachs'tan istikrar mesajı

Orta Doğu'da tırmanan gerilime rağmen Çin ekonomisinin makroekonomik dengelerini koruyacağı öngörülürken, yükselen enerji maliyetlerinin Pekin için deflasyondan çıkış bileti olabileceği belirtiliyor.

Haber Giriş Tarihi: 06.04.2026 10:16
Haber Güncellenme Tarihi: 06.04.2026 10:16

Küresel piyasalar Orta Doğu'daki askeri hareketliliğin ekonomik yansımalarına odaklanırken, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'in bu süreçten nasıl etkileneceğine dair veriler netleşmeye başladı. Goldman Sachs tarafından yayımlanan güncel analiz raporunda, bölgedeki çatışma ortamına rağmen Çin'in ekonomik faaliyetlerinin sürdürülebilir bir çizgide kalacağı öngörüldü. Banka ekonomistleri, yurt içindeki yakıt fiyatlarındaki artışa karşın yüksek frekanslı verilerin ekonomik istikrarın devam ettiğini kanıtladığını vurguladı.

ENRJİ ARZI VE YATIRIMLAR ÖNCELİKLİ GÜNDEM

Pekin yönetimi, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı yerli üretim ve şebeke altyapısını güçlendirme stratejisini hızlandırıyor. Başbakan Li Qiang, Sichuan eyaletine gerçekleştirdiği ziyarette, yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması ve elektrik dağıtım ağlarının inşasının kritik önemine değindi. Goldman Sachs analistleri, hükümetin kömür üretimini artırma ve yeşil enerji yatırımlarına ivme kazandırma kapasitesi sayesinde, Orta Doğu kaynaklı risklerin Çin'in reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesine etkisinin bu yıl sadece 0,2 puanlık bir sınırlı kayıpla yansıyacağını hesaplıyor.

"ÜRETİCİ ENFLASYONU DEFLASYON BÖLGESİNDEN ÇIKABİLİR"

Batılı ekonomilerde enflasyon endişesi yaratan enerji maliyetleri, uzun süredir deflasyon baskısı altında olan Çin için farklı bir senaryoyu beraberinde getiriyor. ABN AMRO Kıdemli Ekonomisti Arjen van Dijkhuizen, İran merkezli çatışmaların ardından artan maliyet baskılarının ülkede yeniden enflasyon sürecini tetikleyebileceğini ifade etti. Dijkhuizen, gelecek hafta açıklanacak mart ayı verilerine ilişkin beklentisini paylaşarak, "Enerji fiyatlarındaki sıçramanın etkilerinin özellikle üretici enflasyonunda belirgin olduğunu ve mart ayında Eylül 2022'den bu yana ilk kez deflasyon bölgesinden çıkılacağını tahmin ediyoruz" şeklinde konuştu. Ekonomist, 2025'te yüzde 0,1 seviyesinde kalan ortalama tüketici enflasyonunun, maliyet artışlarıyla birlikte 2026'da yüzde 1,2'ye ulaşabileceğini öngörüyor.

"PEKİN İÇİN ÖNCELİK ENERJİ ARZI VE TİCARET KORİDORLARIDIR"

Bölgesel gerilimin diplomatik ve stratejik boyutunu değerlendiren Galatasaray Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Doç. Dr. Tolga Bilener, Çin'in konumlanmasını "fırsatçılık ile ihtiyat arasındaki denge siyaseti" olarak tanımladı. Bilener, Pekin'in İran ile doğrudan bir askeri ittifakının bulunmadığına dikkat çekerek, ülkenin önceliğinin enerji güvenliği olduğunu belirtti. İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'inden fazlasını Çin'e sattığını hatırlatan Bilener, "Çin açısından bugün en hassas mesele petrol fiyatları ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği. Hürmüz üzerinden geçen petrol akışının aksaması, ihracata ve sanayi üretimine duyarlı olan Çin için ciddi bir risk demek" açıklamasında bulundu.

KÜRESEL DENGE VE ASYA EKONOMİLERİ ÜZERİNDEKİ RİSKLER

Savaşın uzamasının Çin için avantajdan ziyade maliyet artışı anlamına geleceğini savunan Doç. Dr. Tolga Bilener, krizin Asya genelinde dört ana kanaldan hissedileceğini ifade etti. Enerji faturalarının yükselmesi ve deniz ticareti sigorta maliyetlerinin artmasının yanı sıra, stratejik stoklama eğiliminin güçleneceğini vurgulayan Bilener, ABD'nin askeri odak noktasının Orta Doğu'ya kaymasının Hint-Pasifik bölgesindeki caydırıcılığı zayıflatabileceğini söyledi. Bilener, Çin'in bu krizi diplomatik düzlemde Batı'nın normatif tutarlılığını sorgulamak için bir araç olarak kullanacağını da sözlerine ekledi.