
Mahalle bakkalları, zincir marketler ve AVM’lerin hızla yaygınlaştığı günümüzde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bir dönemin en canlı buluşma alanları olan bu küçük dükkânlar, çocukların harçlıklarını harcadığı, mahallelinin günlük haberleri paylaştığı sıcak mekânlar olarak hafızalarda yer ediyor. Raflardaki şekerler, gazozlar ve defterler kadar, samimi sohbetler ve tanıdık yüzler de bakkalların vazgeçilmez parçası olmayı sürdürüyor.
Geçmişte yalnızca alışveriş yapılan yerler değil, aynı zamanda güvenin ve paylaşmanın adresi olan bakkal işletmecileri, günümüzde de aynı samimiyetle herkesi aynı noktada buluşturmaya çalışıyor. Veresiye defterlerinin hala küçük masalarının çekmecelerinde durduğu bakkallar, dar gelirli mahalle sakinlerinin imdadına yetişiyor.
Bugün büyük marketlerin baskısına rağmen bu geleneği yaşatmaya çalışanlar arasında yer alan Mehmet Murat Karataş da bakkallığın temelinde müşteri memnuniyeti ve karşılıklı güvenin yer aldığını söylüyor. Karataş, dar sokaklarda oturan mahalle sakinlerinin geçim koşullarını bildiğini ve bu nedenle açık hesap ve veresiye usulünü sürdürdüklerini dile getiriyor.
Büyük marketler gibi kampanyalar düzenleyemediklerini belirten Karataş, buna rağmen uygun fiyatla hizmet vermeye çalıştıklarını ifade ederek, “Her hafta bitmek üzere olan ürünleri temin ederek raflarımızı dolduruyoruz. İmkânlar el verdiğince evlere de servis yapıyoruz. Zincir marketlerin gölgesinde varlığımızı korumaya çalışıyoruz. Tüm zorluklara rağmen, yerel hayatın önemli bir parçası olmaya devam ediyoruz” ifadeleriyle, mahalle bakkallığının yalnızca bir ticaret faaliyeti değil, aynı zamanda komşuluk ilişkilerini ve güven duygusunu ayakta tutan bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor.