
İş hukukunda ayrımcılık yasağı ve eşit davranma borcu, uygulamada sıkça tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İştar Urhanoğlu, ayrımcılık tazminatının kapsamını ve hangi durumlarda gündeme geldiğini anlattı.
Prof. Dr. İştar Urhanoğlu, iş hukukunda eşitlik ilkesinin mutlak değil, nispi bir ilke olduğuna dikkat çekerek, bu yükümlülüğün aynı veya benzer durumda bulunan işçiler için geçerli olduğunu belirtti. İşverenin, işin niteliği, uzmanlık, öğrenim ve kıdem gibi objektif nedenlerle farklı uygulamalara gidebileceğini ifade eden Urhanoğlu, buna karşılık ırk, etnik köken, cinsiyet, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapılmasının kesin biçimde yasak olduğunu vurguladı.
Hamile kadın işçiler, çocuklar ve gençler için getirilen koruyucu düzenlemelerin eşit davranma borcuna aykırılık oluşturmadığını belirten Urhanoğlu, bu farklılıkların yasal zorunluluklardan kaynaklandığını hatırlattı.
Ayrımcılık tazminatının, işverenin eşit davranma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde gündeme gelen özel bir tazminat türü olduğunu ifade eden Urhanoğlu, “Bu tazminat işçinin dört aya kadar ücreti tutarındadır. Hakim, olayın özelliğine göre ayrımcılığın ağırlığını, işçinin işyerindeki konumunu ve kıdemini dikkate alarak miktarı belirler” dedi.
Urhanoğlu, ayrımcılığa örnek olarak şu uygulamaları sıraladı:
Kadın işçinin hamileliği nedeniyle işten çıkarılması
Aynı işi yapan sendika üyesi işçilere daha düşük ücret verilmesi
Belirli süreli işçilerin, objektif neden olmaksızın sosyal haklardan yararlandırılmaması
Aynı kıdem ve pozisyondaki işçilerden yalnızca bir grubun terfi ettirilmesi
İşe alımda “erkek aday tercih edilir” şeklindeki ilan ve uygulamalar
Ayrımcılığa uğrayan işçinin, tazminatın yanı sıra yoksun kaldığı ikramiye, sosyal yardım ve zam gibi haklarını da talep edebileceğini belirten Urhanoğlu, sendikal nedenli ayrımcılıkta ise sendikal tazminatın gündeme geldiğini, bu durumda ayrımcılık tazminatıyla birlikte talep edilemeyeceğini ifade etti.
Mevcut düzenlemenin teorik olarak koruyucu olduğunu ancak uygulamada yeterince caydırıcı olmadığını savunan Urhanoğlu, dört aylık ücret sınırının özellikle büyük işverenler açısından yetersiz kaldığını dile getirdi. Urhanoğlu, daha etkili bir koruma için alt sınır getirilmesi, üst sınırın artırılması ve manevi tazminatın da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.