
Yeşilçam'ın Sultanı Türkan Şoray, evinin kapılarını açarak sanat ve özel yaşamına dair bilinmeyenleri paylaştı. Bayramların kendisi için çocukluk neşesi ve aile sıcaklığı anlamına geldiğini belirten usta sanatçı, günümüzdeki bayram kutlamalarının değişiminden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
ESKİ BAYRAMLARIN TADI VE AİLE ÖZLEMİÇocukluk dönemindeki bayram heyecanını unutamadığını vurgulayan Şoray, o günleri şu sözlerle yâd etti: "Bayram deyince aklıma hemen çocukluğum gelir. Bayramları heyecanla beklerdik. Yeni giysiler alınır mı diye yaşadığımız o heyecan... Ergen olana kadar büyüklerimizi ziyaret, el öpmeler... Yediğimiz lokumla, elimize mendille sıkıştırılan bayram harçlıkları... Bu anılar hep taptaze. Çünkü çocukluğumda en mutlu olduğum günlerdi." Günümüzde değerlerin yitirildiğini savunan sanatçı, bayramların artık daha çok tatil odaklı yaşandığını ifade etti. Kendi bayram rutini hakkında ise "Kardeşlerimle annemi ziyarete kabristana gideriz. Ondan sonra kardeşlerim ve kızım bir arada oluruz. Bir yere gitmeyi hiçbir zaman düşünmem" açıklamasında bulundu.
Sıcak bir aile ortamının önemine dikkat çeken Şoray, kendi çocukluğuna dair buruk bir gerçeği paylaştı: "Kardeşim ve ben de maalesef annemin dişi bir kuş olarak çabasına rağmen, babamızın yokluğundan dolayı o sıcak yuva ortamında büyümedik. Annemin bütün çabasına rağmen öyle olmadı..."
SİNEMA KARİYERİ VE HALUK BİLGİNER HAYRANLIĞIKariyerine bugün başlasa mutlaka akademik eğitim alacağını belirten Türkan Şoray, oyunculuğun mutfağında yetişmenin zorluklarına değindi. Haluk Bilginer'in oyunculuk eğitimi hakkındaki görüşlerine atıfta bulunan usta isim, "Ama işte öğrenene kadar, doğrusunu bulana kadar çok acı çekiyorsun. Yani eleştiriliyorsun, üzülüyorsun. Ben aslında Haluk Bilginer’in söylediği tarzda bir oyuncuyum. Oynaya oynaya, işi mutfağında öğrenen bir oyuncuyum. Oyunculuk eğitimi alsam çok daha rahat mı olurdum, onun tam mukayesesini yapamıyorum. Bu arada ben Haluk Bilginer gibi bir oyuncu tanımadım. Bunu çok samimi söylüyorum" dedi.
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM VE EMEK KAVRAMIKült filmi "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın başarısını senaryo, müzik ve yönetmen bütünlüğüne bağlayan Şoray, filmin felsefesini şu sözlerle özetledi: "Âşık olduğu, kendisine ihanet eden erkekle, yapayalnız kalmışken ona el uzatan, güven veren erkek arasında kalan bir kadın... Aşkı mı, ona emek veren erkeği mi seçecek? Bu durum seyirciyi etkiledi diye düşünüyorum. Emek aşkta da çok önemli. Ve emeğe olan saygının da etkisi var diye düşünüyorum."
AŞKTA İHANET VE GERÇEKÇİ YAKLAŞIMGeçmişte yaşadığı ihanetlere dair samimi açıklamalarda bulunan Sultan, aşkın sonsuzluğuna dair sinematografik algıyı eleştirdi: "Âşık olmak çok güzel bir duygu. Hüsrana da uğrasan, 'Bir daha âşık olmayacağım' yemini de etsen, ne zaman yakalanacağını bilemezsin. Ama âşık olunca ölene kadar sürecek diye beklersen çok hayal kırıklığına uğarsın. O ancak filmlerde olur. Bir süre sonra ayrılıkla veya ihanetle karşılaşabileceğini de bilerek aşkı yaşayacaksın." Rol arkadaşlarıyla duygusal yakınlık kurup kurmadığı sorusuna ise profesyonel bir sınırla yanıt verdi: "Ben aşk sahneleri için hep şunu söylerim; o sahne çekilirken dünyanın en güzel erkeği de karşıma gelse görmem. Şalteri kapattığım anda, olay biter."
SETLERE DÖNÜŞ ŞARTI VE GÜNCEL PROJELERUzun süredir ekranlardan uzak olan sanatçı, kendisini heyecanlandıracak bir senaryo beklediğini belirtti. "Öyle bir senaryo olmalı ki, kalbim çarpmaya başlasın" diyen Şoray, klasik aşk hikâyelerinin dışındaki projelere açık olduğunun sinyalini verdi. Güncel sinemayı da yakından takip eden usta oyuncu, Türk sinemasının uluslararası başarılarından gurur duyduğunu ifade etti.