İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki büyük davada sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt savunmasını yaptı

Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde devam eden davanın 33. oturumunda, tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt hakkındaki ağır suçlamalara karşı beyanda bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 06.05.2026 14:25
Haber Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 14:25

Kamuoyunda 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davası olarak bilinen yargılamanın ilk duruşması, 33. oturumuyla İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülmeye devam ediyor. Duruşma salonunda savunmasını gerçekleştiren tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt, iddianameye konu olan suçlamaların asılsız olduğunu ileri sürdü.

İDDİANAMEDEKİ AĞIR SUÇLAMALAR VE ÖRGÜTSEL BAĞLANTI İDDİALARI

Yargılamaya konu olan iddianamede, Yağmur Cansu Yeşilyurt'un örgüt hiyerarşisinde yönetici sıfatıyla yer alan Murat Gülibrahimoğlu ile birlikte hareket ettiği iddia ediliyor. Savcılık değerlendirmesine göre Yeşilyurt, kaçak hafriyat döküm ağının kurulmasında kritik bir sorumluluk üstlendi ve 2021-2022 döneminde Ali Nuhoğlu'na ait bir firmada formalite icabı 'harita mühendisi' olarak görevlendirildi. Cebeci Maden sahasındaki koordinasyonu sağladığı öne sürülen sanığın, ayrıca naylon fatura trafiğinde de rol aldığı dosyada yer alan bilgiler arasında.

Özellikle İBB iştiraki olan İSFALT'a ait kurumsal görsellerin döküm sahasına asılması yoluyla kamu kurumu yetkisiyle hareket ediliyormuş algısının oluşturulduğu tezi iddianamenin merkezinde bulunuyor. Firari yönetici Gülibrahimoğlu ile gizli görüşmelerini sürdürdüğü iddia edilen Yeşilyurt, bu suçlamaların tamamını reddetti.

SANIK YEŞİLYURT: "EKREM İMAMOĞLU İLE HİÇBİR TOPLANTIYA KATILMADIM"

Savunmasına haksız bir tutukluluk süreci yaşadığını belirterek başlayan Yağmur Cansu Yeşilyurt, herhangi bir örgüte dahil olmadığını vurguladı. Sanık Yeşilyurt, mahkeme huzurundaki savunmasında şu ifadelere yer verdi: "Henüz kanıtlanmamış bir örgüte üye olduğum gerekçesiyle haksız bir şekilde tutukluyum. Hayatım boyunca hiçbir örgüte üye olmadım. Hiç suç teşkil edecek bir eylemim olmadı. Benim para transferim, alışverişim olmadı. Ben Ekrem İmamoğlu ile resmi ya da olmayan hiçbir toplantıya katılmadım. Örgüte üye olmak suçlamasıyla maddi hiçbir delil olmadan tutuklu bulunduğumu düşünüyorum. Bir örgütten bahsediyoruz ancak biz 15 kadın tutukluyduk ve ben 14’üyle aşağıdaki nezarethanede tanıştım."

Mesleki tecrübesi doğrultusunda maden ocaklarında teknik çalışmalar yürüttüğünü belirten Yeşilyurt, görev tanımını şöyle detaylandırdı: "Maden ocaklarının ölçülmesi, takiplerinin ve hesaplamalarının yapılması ile madencilik faaliyetleri kapsamında kullanılacak tesisler ve ofislerin inşasında görev aldım. Görevlendirmem, Murat Gülibrahimoğlu’nun beni harita mühendisi olmam sebebiyle görevlendirmesi üzerine oldu. İşçi işveren ilişkisi dışında suç teşkil edebilecek ya da suça delalet edebilecek herhangi bir eylemim olmadı."

ŞİRKETTEKİ GÖREV TANIMI VE KAYYUM SÜRECİNE DAİR BEYANLAR

Sanık Yeşilyurt, ilerleyen süreçte Güney Cebeci şirketinde genel müdürlük pozisyonuna getirildiğini ancak bunun tamamen profesyonel bir atama olduğunu savundu. Şirketin mali ve idari süreçlerine ilişkin konuşan sanık, "Güney Cebeci’de genel müdür olmam 2024 yılının Haziran ayında gerçekleşti. Şirkete ise 2025 yılının Mayıs ayında kayyum atandı. Bu süre zarfında herhangi bir imza yetkisi kullanmadım. Maaşım dışında herhangi bir para almadım, para transferi yapmadım. Şirket adına toplantılarda temsil görevi üstlenmedim. Tüm çalışma hayatım boyunca edindiğim izlenim, Murat Gülibrahimoğlu’nun tüm bakanlıklar, valilikler ve kamu kurum kuruluşlarıyla koordineli şekilde çalıştığı, çalışanlarına da yalnızca bilmeleri gereken konular ve mesleki uzmanlık alanlarıyla ilgili bilgi verdiği, bunun dışındaki konularda diyalog dahi kurmadığı yönündeydi" dedi.

İddianamedeki şirket unvanlarına dair hatalar olduğunu da savunan Yeşilyurt, "İddianamede benim Kuzey İstanbul isimli şirketin genel müdürü olduğum yazılmış. Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum çünkü Kuzey İstanbul’da çalıştığım 10 yıl boyunca harita mühendisliği dışında herhangi bir sıfat almadım. Bu sebeple iddianamede yer alan bilgilerin ne benimle ne de görevimle ilgisi bulunmaktadır. Harita mühendisliği dışında herhangi bir işe dahil olmadım" ifadelerini kullandı.

"KAÇAK DÖKÜM OLSAYDI KAYYUM BU FAALİYETLERİ DURDURURDU"

Cebeci Maden Sahası'ndaki faaliyetlerin devletin ilgili kurumları tarafından sıkı bir denetim altında olduğunu hatırlatan sanık, suçlamaların mantıksız olduğunu iddia etti. Savunmasını şu sözlerle tamamladı: "Cebeci Maden Sahası’nın maden bölgesi olması sebebiyle buradaki en yetkili kurum Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, ardından da yönetmelikle belirlenen valilik makamıdır. Kaldı ki söz konusu şirkete kayyum atandıktan sonra da aynı faaliyetlere devam edildi. Kaçak döküm şüphesi olsaydı bu faaliyetlere devam edilmezdi diye düşünüyorum. Anında kayyum bu faaliyetleri durdururdu. Bahsettiğim bu kadar kamu kurum ve kuruluşunun denetlediği bir yerde kaçak hafriyat sisteminin kurulmasında nasıl bir görev almış olabilirim? Müdahil olmadığım bir işte kamu savunma makamlarının bu kadar rahat bir şekilde ortaya bir iddia atıp, herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını anlamlandıramıyorum"

Mahkeme heyeti, diğer sanıkların dinlenmesi ve yargılama sürecinin devamı için duruşmaya öğle arası verdi.