
Binali Yıldırım, Hukuki Araştırmalar Derneği tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Sivil Anayasa Yolculuğu Projesi” konferansında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut 1982 Anayasası’nın 23 kez değiştirildiğini, 177 maddesinin 135’inin yenilendiğini vurgulayan Yıldırım, bu anayasanın darbe izleri taşıdığını ve artık tamamen sivil bir anayasanın gerekliliğini dile getirdi.
"Uygulanan ekonomik model, hayat pahalılığı ve bölgemizde yaşanan gelişmeler Türkiye üzerinde ciddi tehditler oluşturuyor. Bunları göz önünde bulundurursak anayasa değişikliği kaçınılmaz hale geliyor. Yeni nesillerin beklentileri de bu değişimi zorunlu kılıyor. Mevcut anayasayı ne kadar değiştirsek de üzerinde darbe izleri var. Bu izlerin tamamen silinmesi için yeni baştan sivil bir anayasa yapmak şart" dedi.
"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN YENİDEN ADAY OLMASININ YOLU AÇILMALI"Yeni anayasanın öncelikli bir mesele olduğunu vurgulayan Yıldırım, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etti.
ANAYASA İLE VATANDAŞLIK TANIMI DEĞİŞEBİLİR Mİ?Binali Yıldırım, anayasa değişikliği sürecinde vatandaşlık tanımının da gözden geçirilebileceğini belirtti. Mevcut anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı herkesi “Türk” olarak tanımladığına dikkat çeken Yıldırım, bu tanımın güncellenebileceğini söyledi.
"Etnik kimliği öne çıkarmadan, kim olduğuna bakmaksızın vatandaşlığı önceleyen bir düzenleme yapılabilir. Böylece bazı etnik grupların ihmal edildiği düşüncesi de ortadan kalkabilir. Ancak bizi bir arada tutan şey bayrağımız, toprağımız ve milletimizdir. Kürdü, Türkü, Süryanisi, Abazası, Çerkezi ile hepimiz bu milletin bir parçasıyız. Şovenizme gerek yok" dedi.
YEREL YÖNETİMLERE DAHA FAZLA YETKİ ÇAĞRISIYıldırım, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki kontrolünü de eleştirerek, yerel meclislerin daha güçlü hale getirilmesi gerektiğini savundu.
“Her şeyi Ankara’dan kontrol etmek yerine yetki devri yapılmalı. Belediyeler hem kaynak hem de yetki açısından güçlendirilmeli. Nasıl ki Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) varsa, yerelde de güçlü meclisler olmalı. Menemen’in sorunlarını Ankara’daki bir bakanlık belirlememeli, yerel yönetimler kendi kararlarını kendileri vermeli” ifadelerini kullandı.