
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki sorunlar ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025’te yaşanan kuraklık nedeniyle ciddi verim ve rekolte kayıpları olduğunu belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü elde edemediğini ifade etti. 2026’ya ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi.
Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı.
“ÇİFTÇİYE ZAMANINDA VE YETERLİ DESTEK VERİLMELİ”2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor. Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor. Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı.
“ÇİFTÇİYE DESTEK VERİLMEZSE VERİM VE REKOLTE KAYBI SÜRECEK”Ömer Fethi Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek. İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda. Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” şeklinde konuştu.