Numan Kurtulmuş "Tarihi Dönem" diyerek duyurdu: Terörsüz Türkiye Raporu'nda neler var?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı kritik raporun detaylarını paylaştı. Kurtulmuş, çözümün tek adresinin Meclis olduğunu vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 18.02.2026 12:23
Haber Güncellenme Tarihi: 18.02.2026 12:23

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 21. toplantısında Türkiye'nin terörle mücadelesinde yeni bir sayfa açacak raporun detaylarını kamuoyuna duyurdu. Terör meselesinde tarihi bir eşikten geçildiğini belirten Kurtulmuş, hazırlanan kapsamlı raporun toplumsal barış için bir mihenk taşı olduğunu ifade etti.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE RAPORUNUN İÇERİĞİNDE NELER VAR?

Yedi ayrı bölümden oluşan dev rapor, Türkiye’nin terörle mücadelesini sosyal, hukuki ve siyasi boyutlarıyla ele alıyor. Çalışmada Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi temellerinden, terör örgütü PKK’nın silah bırakma sürecine kadar pek çok kritik başlık yer alıyor. Ayrıca, demokratikleşme adımları ve yasal düzenleme önerileri de raporun merkezinde bulunuyor.

HAZIRLANAN RAPOR BİR AF NİTELİĞİ TAŞIYOR MU?

Kamuoyundaki spekülasyonlara net bir yanıt veren Kurtulmuş, raporun asla bir "af" mahiyeti taşımadığını kesin bir dille belirtti. Hukukun ve kamu vicdanının esas alındığını vurgulayan Kurtulmuş, çalışmanın bir algı üretme aracı değil, kalıcı çözüm arayışı olduğunu söyledi. Meclis Başkanı, çözümün tek meşru adresinin Gazi Meclis olduğunun altını çizdi.

TERÖRLE MÜCADELEDE HANGİ YASAL DEĞİŞİKLİKLER ÖNERİLİYOR?

Toplantıda söz alan TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, raporun hukuki önerilerine ışık tuttu. Bozkurt, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda "belirlilik" ilkesini güçlendirecek revizyonlar teklif edildi.

SİYASİ ETİK KANUNU VE YENİ ANAYASA GÜNDEMDE Mİ?

Raporun sonuç bölümünde, demokratik standartları yükseltmek adına Siyasi Etik Kanunu'nun çıkarılması önerisi dikkat çekti. Kurtulmuş, komisyonun doğrudan görevi olmasa da yeni bir anayasanın Türkiye için ertelenemez bir ödev olduğunu hatırlattı. Terörsüz bir Türkiye hedefinin, bölgesel istikrarın kapısını aralayacağı mesajı verildi.

Kurtulmuş'un açıklamalarının tamamı şöyle:

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.

Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz şekilde üstlenmiştir. Ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış ve siyaseti yalnızca güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır.

Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması, tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan sorunlar, emperyalist müdahalelerin bıraktığı derin izlerin sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla mücadele, daha fazla kardeşliktir. Güç dengelerin değiştiği bir ortamda Türkiye’nin iç barış ve istikrarını sağlaması, yeni imkânları ortaya çıkaracaktır.

Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik iradesine sahiptir. Türkiye’de terör meselesinin kalıcı şekilde çözülmesi, yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı değildir. Toplumsal meşruiyet ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesi gerekmektedir.

Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması, ülkemize çok ciddi sorumluluklar yüklemektedir. Bu konu dar siyasi hesapların çok ötesinde bir realitedir. Güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren bir birliği gerektirmektedir bu süreç. TBMM, her meselenin meşru adresidir.

Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanının talepleri Meclis’imizin temsil gücünü gerekli kılan bir istişareyi gerekli bırakmıştır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, birer politika belgesidir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuku merkeze alan ve kamu vicdanını merkeze alan yaklaşımı ana hatlarıyla oraya koymaktadır. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir hedefle terörsüz bölge hedefine açılmaktadır. Raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak, siyasi partilerin daha önce kendi raporlarında ifade ettikleri yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyduğu da aşikârdır.

Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.

İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunu Meclis zeminine taşınması için tescil edilmiş komisyondur.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceğimizi birlikte kurmanın iradesidir.

Komisyon raporumuz bir nihayet değil bilakis atılan ve atılacak adımların mihenk taşı kabul edilmelidir.

Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.”