
Türkiye Hazır Beton Birliği raporunda, 2025 yılı boyunca endekslerin büyük bölümünün eşik değerin altında dalgalandığı, yılın son çeyreğinde ise sınırlı bir toparlanma eğilimi görüldüğü belirtildi. Ancak bu iyileşme 2026 Ocak ayında yeniden zayıflamaya dönerken, şubat ayında toparlanma çabası, mart ayında ise dalgalı bir görünüm öne çıktı. Nisan ayında ise tüm endekslerde belirgin bir yükseliş yaşandı.
GÜVEN ENDEKSİ YÜKSELDİ ANCAK EŞİK ALTI DEVAM ETTİ
Güven Endeksi, mart ayındaki sınırlı gerilemenin ardından nisan ayında yeniden yükselişe geçti. Endeks eşik değerin altında kalmayı sürdürse de son dönemin en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu durum, sektörde güven algısında zayıf da olsa bir toparlanma eğilimine işaret etti.
FAALİYET ENDEKSİ EŞİK DEĞERİN ÜZERİNE ÇIKTI
Faaliyet Endeksi, mart ayındaki düşüşün ardından nisan ayında güçlü bir ivmeyle yükselerek eşik değerin üzerine çıktı. Bu gelişme, faaliyet tarafında anlamlı bir hareketliliğin başladığına işaret ederken, endeksin önümüzdeki aylarda bu seviyede kalıp kalamayacağı sektör açısından kritik önem taşıyor.
BEKLENTİLER YUKARI YÖNLÜ SEYRİNİ KORUDU
Beklenti Endeksi mart ayında başlayan yükseliş trendini nisan ayında da sürdürdü. Endeks artış eğilimini korusa da henüz istenen seviyelere ulaşmadı. Buna rağmen sektör oyuncularının gelecek döneme ilişkin iyimserliğinin güçlendiği değerlendirildi.
BİLEŞİK ENDEKS EŞİK SEVİYEYE YAKLAŞTI
Hazır Beton Endeksi, ocak ayındaki dip seviyenin ardından şubat ve mart ayındaki dalgalı seyrin etkisini geride bırakarak nisan ayında belirgin bir yükseliş kaydetti. Alt endekslerdeki pozitif görünümün etkisiyle bileşik endeks eşik değere oldukça yaklaştı.
YILLIK BAZDA SINIRLI ARTIŞ
Nisan ayında tüm endekslerin geçen yılın aynı dönemine göre pozitif bölgede yer aldığı görüldü. Buna göre yıllık değişimler şu şekilde gerçekleşti:
Güven Endeksi: Yüzde 0,7 artış
Hazır Beton Endeksi: Yüzde 0,4 artış
Faaliyet Endeksi: Yüzde 0,3 artış
Beklenti Endeksi: Yüzde 0,1 artış
Bu veriler, hem psikolojik beklentilerde hem de sahadaki reel faaliyetlerde sınırlı da olsa bir canlanmaya işaret etti. Ancak tüm artışların yüzde 1,0 seviyesinin altında kalması, toparlanmanın henüz kırılgan olduğunu ortaya koydu.
SEKTÖRDE TEMKİNLİ İYİLEŞME SİNYALİ
Genel tabloya göre nisan ayında Faaliyet, Güven ve Beklenti endekslerinde toparlanma eğilimi öne çıktı. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin eşik değerin üzerine çıkması olumlu bir sinyal olarak değerlendirildi. Bununla birlikte Güven ve Beklenti Endekslerinin hâlen eşik sınırında veya altında kalması, temkinli duruşun tamamen sona ermediğini gösterdi.
"JEOPOLİTİK VE EKONOMİK RİSKLER BASKI YARATIYOR"
Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde bir toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet Endeksi'nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi'nin hâlen eşik değer sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de, nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını ortaya koymaktadır” dedi.
İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Işık, “2026 yılının nisan ayı itibarıyla Türkiye’de inşaat sektörü, içerideki makroekonomik dengelenme sürecine ek olarak küresel jeopolitik hatların kırılmasıyla çok daha karmaşık bir sınamadan geçmektedir. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının yarattığı yüksek finansman maliyetleri konut talebini ve proje fonlamalarını hâlihazırda baskılarken, nisan ayında tırmanan İran-ABD gerilimi ve sıcak çatışma ortamı sektörel kırılganlığı derinleştirmektedir. Bölgesel savaşın tetiklediği küresel enerji krizi ve petrol fiyatlarındaki sıçrama, inşaat sektörünün en büyük yapısal sorunu olan girdi maliyetlerini doğrudan yukarı çekmektedir. Nisan ayı verileri her ne kadar endekslerin pozitif tarafta tutunma çabasını gösterse de artan bu jeopolitik riskler güven algısının "temkinli" sınırdan çok daha kırılganlaşmasına neden olmaktadır. Sektör, bir yandan sıkı likidite koşulları ve kredi hacmindeki daralmayla boğuşurken, diğer yandan bölgesel savaş senaryolarının gölgesinde öngörülebilirliği azalan bir maliyet sarmalıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu küresel konjonktür, genel bir sektörel genişlemenin yalnızca iç finansal gevşemeye değil, aynı zamanda dış dünyadaki jeopolitik tansiyonun düşmesine de direkt bağlı olduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.