banner6

Kadına yönelik şiddet uygarlıkla birlikte arttı

ABD'li ünlü araştırmacı Dr. Evan Stark, 'Aile içinde çocuğun gözleri önünde kadına karşı uygulanan her türlü şiddet, ailedeki çocuğa uygulanmış şiddete dönüşür' dedi

Kadına yönelik şiddet  uygarlıkla birlikte arttı
Kadına yönelik şiddet

uygarlıkla birlikte arttı

 

 

ADANA (İLKHABER)- Son zamanlarda zirveye çıkan toplumsal sorunlar arasında en çok dikkati çeken “Kadın ve çocuğa yönelik şiddet” Adana’da çeşitli kadın kuruluşları, sivil toplum örgütleri, bilim adamları ve basın mensuplarının da katıldığı bir toplantıda çeşitli boyutları ile tartışıldı.

Toplumsal Vizyon ve Kültürlerarası Diyalog Geliştirme Derneği ve ABD Adana Konsolosluğunun işbirliği ile Adana’ya gelen uluslararası üne sahip Sosyal Hizmet Uzmanı ve ödüllü araştırmacı, Rutgers- Newark'ın Kamu Sağlığı Yönetimi Dekanı ve New Jersey Üniversitesinin Kamu Sağlığı Yönetimi Bölüm başkanı Dr. Evan Stark, Atosev tesislerinde düzenlenen yuvarlak masa toplantısında kentin duyarlı kesimleri ile buluştu.

Toplantının açılış konuşmasında, kadına yönelik şiddet ile ilgili yapılan çalışmalar ve konuk Dr. Stark’ın birikimleri hakkında konuşan Dr. Violet Bağçuvan; bu önemli konuda kendileri ile işbirliği yapan ABD Adana Konsolosu Daria Darnel, Konsolosluk Basın ve Kültür Ateşesi Debra Lo ve konsolosluk ekibi ile kendi derneklerinden Dr. Susan Merter ile Av. Şefika Ekizoğlu’na teşekkür etti. Dr. Bağçuvan ayrıca Dr. Evan Stark'a özellikle bilgilerini sadece kendi ülkesi ve üniversitesi için saklı tutmayıp, dünya ülkeleriyle paylaşmasından dolayı çok mutluluk duyduklarını belirterek, yuvarlak masa toplantısına davetlerine katılan Valilik, Emniyet, Cumhuriyet Savcılığı, Aile Mahkeme hakimleri, Adana Barosu temsilcileri, Çukurova Üniversitesi’nden gelen öğretim üyeleri, Cezaevi yetkilileri, basın kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ve konuya duyarlı STK mensuplarına "kadına ve çocuğa karşı şiddetin kaldırılması için güzel bir örnek oluşturmaları” nedeniyle teşekkürlerini dile getirdi.

ŞİDDET, HER YERDE ŞİDDET!

Kadına yönelik şiddet konusunda bilimsel araştırmaları ile dünya çapında ün yapan ünlü bilim adamı Dr. Evan Stark ise, “Yuvarlak Masa”da oluşturulan bu homojenin önemine dikkat çekti ve buna benzer çalışmalarının ABD’de kendi yaşadığı eyalette çok sık ve periyodik olarak yapıldığına dikkat çekti. Türkiye’de ve özellikle Adana’da kentin çeşitli kesimlerinin bu toplantıya gösterdikleri ilgiyi önemsediğini belirtti.

Kadına yönelik şiddet konusunda dünyanın hemen hemen her ülkesinde yapılan araştırma ve istatistiklerin dikkatlice incelendiğinde, “Şiddet’in her yerde şiddet olarak algılandığı”na, ülkelerin sosyal, kültürel ve ekonomik göstergelerine göre şiddetin taraflarının değişmediği, ancak sonuç ve önlemlerinde farklılıklar oluştuğunu belirten Dr. Stark, “Birçok kesimde kadına yönelik şiddet konusu gündeme geldiğinde sadece fiziksel şiddet anlaşılmaktadır. Ancak adli vakalara, kamuoyu gündemine yansımayan gizli şiddet faktörlerinin çok dikkatli incelenmesi ve sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Şiddet ile ilgili konularda günümüzdeki yasaların her geçen gün daha da çerçevesi genişletildiğini; ancak yasaların “yapılmış olmak için değil, uygulanabilir koşullar içermesi” gerektiğinin altını çizen Dr. Stark, öncelikle yaşanılan toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel yapıları dikkate alınarak şiddete neden olan konuların dikkatlice irdelenmesinin şart olduğu ifade etti.

Şiddete neden olan konularda en başı çeken taraflar arasındaki kötü muamele ve kompleksli yaşam tavırlarının olduğunu belirten Dr. Stark, toplumların sosyal yapılarındaki değişikliklerle bunlara alkol kullanımı, evsizlik, işsizlik ve çevrenin olumsuz etkilerine de dikkat çekti.

Dr. Stark, ABD’de yapılan bir ilginç araştırmayı da toplantıya katılanların dikkatine sunarken, şiddetin gelişmişlikle aynı paralelde büyüyen bir olgu olduğunu ortaya koydu ve “Amerika’da kadın ve erkekler arasında en aşırı şiddet unsuru olan ölüm vakalarının araştırmasında, ne kadar mutlu görünürlerse görünsünler, kadın veya erkek tarafından herhangi birinin ayrılma istemini ortaya koyması şiddetin aniden ortaya çıkışında en büyük etkeni oluşturmakta, sonuçları da en kötü şekli ile ortaya çıkmaktadır” dedi.

Şiddete uğrayan kadın veya erkeklerde ölüm vakalarının ayrıldıktan sonra da üst düzeyde seyrettiğini belirten Dr. Stark, “ABD’de cezaevlerinde eşlerini öldüren kadın ve erkekler üzerinde yapılan araştırmada bazı taraflar, ani oluşan ve istemdışı gelişen vakaların sonrasında büyük pişmanlık duyduklarını belirtirken, bazı tarafların öldürmekle  bile içinde birikmiş kin ve nefret duygularını bastıramadıklarını ortaya koymaktadır. Bir kadın mahkumun söylediği, ‘Beni sürekli döven eşimi öldürmemle onun bana uyguladığı şiddet bitmedi. Şimdi her gün rüyalarımda işkencesini sürdürüyor'sözleri, şiddetin psikolojik açıdan ne tür travmaların oluşturduğunun da göstergesidir” dedi.

Dr. Stark’ın toplantıda yaptığı çarpıca aktarımlardan biri de, “Erkek tarafından kadına uygulanan baskıcı kontrolun, kadında uygulanan fiziksel şiddetten daha yoğun ve derin izler bıraktığı” konusu oldu.

Kadına yapılan şiddeti, insan haklarına yapılmış önemli bir ihlal olarak tanımlayan Dr. Stark, kadına taciz konusu ile ilgili olan tüm kesimleri özellikle yazarları, akademisyenleri, yasa uygulayıcılarını, sığınma evi yöneticilerini, sosyal yardım kuruluşlarını ve kadına taciz konusunda çalışan herkesi bu konuda bilgi birikiminde bulunmaya çağırdı.

Genelde taciz olarak kabul edilen olayın iki kişi arasındaki ilişkiye

Dayalı, basit bir olay olmadığını, olaya sadece tek yönlü bakılmaması

gerektiğini, konunun sadece fiziksel şiddetten ibaret bulunmayacağını gözler

önüne seren ABD’li ünlü araştırmacı, “kadının bastırılması sonucu olarak ortaya çıkan sosyal ve ekonomik baskılamalar gibi zorlayıcı unsurlara” da değindi.

ABD’de yapılan araştırmada şiddete maruz kalan kadınların yüzde 40’ının haftada 3-4 kez bu olayla karşı karşıya olduklarını, Türkiye’de bu oranın yüzde 50’lerle ifade edildiğini, ABD’de şiddet gören kadınların 5,5 ile 7 yıl bu baskıya dayandıklarını, Türkiye’de ise 4 yıldan fazla olmadığını belirten Dr. Stark, “Şiddetin gelişmişlikle birlikte arttığı, sosyal ve kültürel büyümenin şiddeti de beraberinde büyüttüğü gerçeğini acı bir istatistik olarak görüyoruz. Ancak bundan ürkmüyor, şiddeti önleyebilecek en önemli unsurun eğitim olduğunu üzerine  basa basa vurguluyoruz. Şiddeti önleme yolunda yapılacak en önemli hamlenin ciddi ve tutarlı bir eğitim sistemi olduğunu belirtirken, sorunun ana noktasında şiddet eğilimlilerinin neler yapmak istediklerini belirleyip, onu önlemek için akılcı ve mantıklı yöntemler oluşturulmasının gerektiğini de belirtiyoruz” diye konuştu.

ABD’de her kentte onlarca kadın sığınma evlerinin bulunduğunu, bu sığınma evlerinin finansmanının duyarlı kitleler tarafından sağlandığını da belirterek, “Türkiye’de kadın sığınma evlerinin azlığının ana nedeni, bu konudaki girişimin devletten veya yerel yönetimlerden beklenmesi gibi görünüyor. Eğer konunun önemi toplumun tüm kesimlerine aktarılıp, kamuoyu bilinci sağlanabilirse, devlet desteğinden çok, halkın, özellikle kadınların ortaya koyacakları birikimlerle kadın sığınma evleri hem çoğalabilir, hem de buralarının çağdaş koşullara getirilmesi sağlanabilir” dedi.

Kadına yönelik şiddet konusunda Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve Baro Kadın Komisyonu yetkililerinin yaptığı yasal düzenlemeler ve bunların uygulanabilirlik koşulları ile ilgili açıklamalarından sonra basın kuruluşlarından toplantıya katılan Hakan Bülent Yardımcı, “Kadına yönelik şiddeti önlemek için birtakım ön yargılardan kurtulmak gerekiyor. Bugün Türkiye’de mirasın bile eşit dağıtılamadığı geleneksel yapının mevcudiyetini dikkate alırsak, ailenin yapısında eşitsizliğin oluşturulduğunu, erkeğin egemen olduğu bir yapıyı ısrarla sürdürdüğümüz ortaya çıkar. Eğer anne ve babalar kız ve erkek çocuk ayırımını yaşamın her bölümünde ortadan kaldırır, sadece sevgiyi değil mirası da eşit paylaştırabilirse şiddetin önünü de büyük çapta almış oluruz. Ben şahsen, kız çocuklarına daha fazla miras verilmesinden yanayım” dedi.

ESENDEMİR’DEN EĞİTİM KOŞULU

Yuvarlak Masa toplantısına katılan Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Şahin Esendemir de, “Kadın ve çocuğa yönelik şiddet”i “Tarihi en eskiye uzanan suç” olarak tanımlayıp, medeniyetin başlangıcından bu yana her çağda, dünyanın hemen hemen her ülkesinde bugünkünden çok daha ağır şiddet olaylarının oluştuğuna dikkat çekti.

Kadına yönelik şiddetin eski zamanlara göre daha fazla gündemde olmasını çağdaş teknolojik olanakların insanlığın daha çok hizmetine sunulmasından kaynaklandığını belirten Esendemir, “Ancak özellikle 1950’li yıllarla birlikte dünyanın her noktasında yeniden oluşan birlikte yaşama olgusunu pekişteren İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesini bir dönüm noktası olarak da belirlememiz gerek. Bu sayede kesimler birbirlerine olan duruş ve mesafelerini ayarlamanın kurallarını yasal bir düzenlemeye yönlendirmiştir. Ancak tüm bu iyi gelişmeler olurken, dünya modernleşirken, çağdaş ileşitim yöntemleri ile her an dünyanın her yanından haberdar olurken, insani değerlerimizin zaafiyeti uğradığını da kabul etmemiz gerekiyor. Aile birliğimizin temeli olan saygıyı her geçen gün biraz daha geri plana ittiğimizi görmenin çaresizliği ve sıkıntısını yaşıyoruz” dedi.

Medeniyetin, teknolojinin insanlarda, insanca düşünce ufkunun önünü açmak yerine kapalı odalara tıkadığını da belirten Esendemir, “Ne yazık ki, sistem kendi canavarını yaratmıştır. Teknoloji insanlardaki insanca yaşam olgusunu zaafiyete sürüklemiştir” derken konuya çözümün mutlak eğitim olduğunu, ancak eğitimin siyasi veya dini amaçlar için değil, toplumsal geleceğimize yönelik kullanılmasının gerekliliğini de belirtti.

Esendemir, birlikte yaşama kültürünün daha okul çağındaki çocuklara aşılanması gerektiğinin altını çizerken, “Okullarımızda öğretilen fizik, kimya, geometri, tarih, coğrafya gibi derslerin okul sonrasındaki yaşamda ne kadar kullanıldığı ile, birlikte yaşama kültürü ile ne derece içiçe olduğumuz siyasi iktidarlarca iyi algılanmalı, yarınlara iyi nesiller bırakabilmemizin ana hedefinin, eğitimi sağlıklı temellere oturtulmuş, saygı-sevgi ve birlikte yaşamanın kurallarını benimsemiş gençlerden oluşabileceğini istemekten başka çare göremiyorum” dedi.

Dr. Strak’ın yaşanmış deneyimlerini katılanlar ile paylaşması toplantının daha sıcak ve samimi ortamda geçmesini sağlarken, 2 saatle sınırlanmış birliktelik 3 saate taşındı.

Bu enerjik ve bilgi dolu katılımcıların  deneyimlerinden yararlanmak ve bu

toplantının değerlendirilmesini yapmak üzere ABD Adana Konsolosluğ Basın ve Kültür Ateşesi Debra Lo tarafından “Mayıs ayı içinde bir

kez daha bir araya gelme sözü”  verilerek toplantı sonlandı.

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 1970, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER