banner6

Kasımiye Medresesi

​​​​​​​Bereketli Mezopotamya Ovası’nın uçsuz bucaksız göründüğü, noktada kurulmuş, insanlık tarihine hizmet eden önemli eserlerden biri, gidenlerin tekrar görmek için can attığı yer… Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi

ERDAL EREK

Daha önce de belirttiğim gibi, dillerin ve dinlerin bir arada özgürce yaşayabildiği ender yerlerden birisidir Mardin. Mardin halkı bunu çok güzel bir şekilde asırlardır sürdürmeyi başarmış. Kasımiye Medresesi, Mardin’in güneybatısındaki Mardin’i yüksek bir yerde gören noktaya kurulmuş. Medresenin yapımına Artuklu Dönemi’nde başlanmış ve Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde 1457-1502 yıllarında tamamlanmıştır. Günümüze kadar mükemmel yapısıyla ayakta kalabilen iki katlı, kubbeli, tek ve açık avlulu medresenin inşasında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri bakımından ilgi çeken yapı, cami ve türbe ile birlikte külliye içerisinde yer almaktadır. Medresenin avlusunda bir çeşme ve büyükçe bir havuz bulunmaktadır. Güneyde ovaya açık bir cepheye sahip olan medrese, Mardin yapılarının en büyüklerindendir. Açık medrese tipinde, tek bir avlu etrafında düzenlenmiş, iki katlı ve tek eyvanlıdır. Kesme taş ve tuğlalardan yapılmıştır.

Güney cephesinden, bir taç kapının bağladığı beşik tonozlu bir koridordan geçilerek girilir. Batısında diğer kısımlarla girişi aynı olan, bağımsız bir mescit mekânı vardır. Doğuda iki kat boyunca yükselen camisi mevcuttur. Portalden girilen revaklı büyük avlunun etrafında, iki kat üzerine revaklar arasına dizilmiş hücrelerden oluşmaktadır. Avlunun kuzeyinde, ikinci katı da kesen büyük eyvan ve onun önünde bir havuz mevcuttur. Burası tek başına bir medrese olarak değil bir külliye gibi düşünülmüş olmalıdır. Yanında bulunan zaviye-türbe bunun kanıtıdır.

MEDRESENİN GÖNÜLLÜ ÇALIŞANLARI

Kasımiye Medresesi’nde resmi bir görevli olmadığı gibi bakım ve temizliğini yapan kimse de yok.

Ayrıca ziyaretçi turistlere medresenin tarihi önemini anlatan ne bir görevli ne de tanıtıcı bir yazı ve levha göze çarpmıyor. Sadece boncuk ve benzeri eşyalar satan çocuklar yerli ve yabancı turistlere yol gösteriyor. Biz de grup olarak soluklanmak için görevli odasında oturduk. Orada sürekli hazır sıcak çayları var. Sağ olsunlar bize de ikram ettiler. Ücretini ödemek istedik ancak burada biz gönüllüyüz para için yapmıyoruz. Misafirimizsiniz diye de tepki gösterip ücret almadılar. Musa ve kardeşleri burayı babalarından emanet almışlar.

Babasından ve dedesinden beri aile olarak Kasımiye Medresesi’nin gönüllü olarak temizlik ve bakımını yaptıklarını ve burada hiçbir resmi görevli olmadığını belirten Musa, “Babam ömrü boyunca gönüllü temizlik ve bakım yaptı. Hatta bir keresinde kubbesinde ki kıymetli metalleri çalmaya çalışanlara karşı koyarken bıçaklandı. Tabi yaşlandığında biz de onunla gelmeye başladık. Daha sonra zaten babam vefat etti. Kardeşlerimle onun yerine geliyoruz. Bu bir gelenek oldu. Biz de ölene kadar gönüllü olarak temizlik ve bakım yapacağız” dedi.

HAVUZLU SİSTEMİN HİKAYESİ

Medreseyi dolaşırken dikkatimizi en çok çeken ise bahçesindeki havuz oldu. Rehberimizin anlattığına göre havuz sistemi doğum ile ölümü anlatırmış.

Ve hikayesini şöyle anlatıyor; “Havuz sisteminde, suyun akışı ile doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve sonrası simgelenmiştir. Duvardaki çeşmeden çıkan su doğumu sembolize ediyor. Suyun ilk döküldüğü havuz bebeklik, ikinci döküldüğü havuz çocukluk dönemini simgeliyor. Sonrasında uzanan geniş kanal ise gençlik dönemini simgeliyor: sanki hiç akmıyormuş, sabit duruyormuş gibi görünen su, tıpkı zamanın durduğu, insanın hep genç kalacağını düşündüğü gençlik yıllarını andırıyor. Ardından gelen dar kanal ise yetişkinlik dönemini simgeliyor, hızlı ve çalkantılı akan su yaşlandıkça zamanın ne kadar çabuk geçtiğini hatırlatıyor. Suyun döküldüğü havuz ise ölümle birlikte herkesin girdiği mahşer yerini simgeliyor. Havuzun üst kısmındaki çıkış cenneti, alt kısmındaki çıkış ise cehenneme gidenleri simgeliyor. Ve de her ne olursa olsun akan her suyun Mezopotamya Ovası’na ulaştığı ve orada bir bitkiye can verdiği düşüncesi ile ölen her canlının da bir şekilde ovada can bulacağına inanılmış.”

KAN İZLERİ

Medreseyi ziyarete gelen turistlerin en çok ilgisini çeken başka bir konu ise duvardaki kan izleri. Rivayete göre hikaye şöyle anlatılıyor: Kasımiye Medresesi eyvanında rivayetlere göre, medreseyi yaptıran Kasım Paşa medresede abdest alıp namaz kılarken amcası Hasan Paşa tarafından kafası kesilmiş. Kasım Paşa´nın kız kardeşi Esma Hatun, kanı avuçlayıp ağıtlar eşliğinde bu eyvanın duvarlarına atarak, ‘Ya Rabbi bu medrese ayakta kaldıkça bu kan Müslümanlara ibret olsun. Kimse kimseyi öldürmesin’ diye dua etmiş. Bazıları kök boya diyor ama hiçbir boya 650 yıl duvarda durmaz. Bu izler günde 10-20 defa ıslatıldığı halde tazeliğini koruyor. Ve kan olduğuna biz de inanıyoruz ki bir dua Allah katında kabul edilirse edilir.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42