banner6

Mardin tarımı S.O.S veriyor

Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter tarımın reçetesini verdi

Mardin tarımı S.O.S veriyor

MARDİN(İLKHABER)-İki büyük nehir arasında yer alan Mezopotamya’nın verimli topraklarına sahip Mardin Ovasında tarım, yaşanan kuraklık nedeniyle bitme noktasına geldi. Arpa hasadında geçtiğimiz  yıla oranla kuraklık nedeniyle dönüm başına yüzde 70 verim kaybı yaşanan Mardin’de çiftçiler zor günler yaşıyor. 46 yıl önce temeli atılan GAP sulama projesiyle umutlanan çiftçi 46 yıldır tamamlanamayan GAP sulama kanalları nedeniyle sulu tarıma geçemedi. Ürününü yetiştirebilmek için yağmur bekleyen çiftçi bu yılın kurak geçmesi sonucunda da yine umduğunu bulamadı ve büyük verim kaybı yaşadı. Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, yaptığı açıklamada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bereketli topraklarında ilk arpa hasadının kuraklık nedeniyle düşük rekolteyle verimsiz başladığını söyledi.

VERİM KAYBI BÖLGE EKONOMİSİ AÇISINDAN BÜYÜK KAYIP

Geçen yıl ilk arpa hasadının 14 Mayıs’ta gerçekleştiğini, bu yıl ise yaşanan kuraklık nedeniyle hasadın daha erken yapıldığını belirten Öter, “Geçen sene devletin açıkladığı arpa alım fiyatı kilogram başına bin 275 liraydı; Hububat merkezimizde ise bin 320 liradan işlem görmüştü. Yine geçen sene aynı köyde dönüm başına 400 kilogram verim ve yüksek kalitede arpa üretimi gerçekleşmişti. Maalesef bu sene yaşanan kuraklık nedeniyle verimin yanı sıra kalitenin de düşük olması, başta çiftçilerimiz, tarım ve sanayimiz ve bölge ekonomimiz açısından çok ciddi kayıptır” dedi. Mardin Ovası’nın son 20 yılın en şiddetli kuraklığını yaşadığını aktaran Öter, “Ekili alanın yaklaşık yüzde 30-40’ı susuz yani kuru alandır. Bu kuru alanda yapılan üretimin yüzde 95’i tamamen kurumuş ve telef olmuş durumdadır. Mardin ve Bölge çiftçisinin tek umudu sulu alandadır. Yüzde 60’ı çiftçilerin kendi imkânlarıyla açtıkları sondaj kuyulardan ve pahalı elektrikle sulamak zorundadır. Yüksek elektrik faturalarının dörtte biri vergi ve katkı paylarından oluşmaktadır. Yeni hasat sezonu dolayısıyla, hububatçılar başkanı olarak Hükümet yetkililerimize çağrıda bulunuyorum. Çiftçiden tahsil edilen her türlü haksız vergi ve katkı paylarının alınmasına biran önce son verilmeli ve bu güne kadar tahsil edilmiş olanların da iade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü çiftçi tüccar değildir, iş insanı değildir vergi mükellefi değildir. Çiftçiden tahsil edilen KDV vb. vergiler çiftçiye katma değeri, geri dönüşü olmayan tahsilatlardır” dedi

GAP TAMAMLANAMADI, ÇİFTÇİ PERİŞAN

Benzer sulama kanallarının ülkenin başka bölgelerinde en fazla beş yılda tamamlanırken 46 yıl önce 1975 yılında temeli atılan Güneydoğu Anadolu Projesi(GAP) Sulama kanalları bir türlü tamamlanamadığına dikkat çeken Öter, “Mardin ovamızın yaklaşık yüzde 60 civarı çiftçilerin kendi imkanlarıyla açtıkları sondaj kuyulardan pahalı elektrikle sulamak zorunda kalıyor. Sulama kanalların olduğu yerlerde örneğin Çukurova’da 100 Kuruş bile olmayan sulama maliyeti Mardin Ovası’nda 10 kat daha fazladır.  . Bu da Mardin çiftçisinin belini büküyor. Tüm ürünü satsa bile sulamada kullanılan elektrik parasına yetişemiyor. Bu sene Mardin ovamızda Buğday ve diğer hububat ürünlerinde en az % 30-35 kayıp gerçekleşecek. Bu kayıp sadece Mardin çiftçisinin kaybı değil aynı zamanda milli servet olan  ülkemizin yani 84 milyon insanımızın kaybıdır. Fırat ve Dicle nehirlerimizin  suları boşuna Basra körfezine akarken ülke topraklarımız susuzluktan kuruyup, verimsiz hale geliyor. GAP sulama kanallarının biran önce bitirilmesi gerekiyor. Ülkemizin hububat ve bakliyat ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Mardin Ovası’nda tarımsal yatırımlar tamamlanmalıdır” dedi. Öter, Mardinli çiftçinin yaşadığı sorunları  ve taleplerini şöyle dile getirdi:

DÜNYANIN EN KALİTELİ MAKARNALIK BUĞDAYI MARDİN OVASINDA YETİŞİYOR

Mardin ovamızda ekilebilir, tarıma elverişli üç milyon dekar arazinin 3/2 yaklaşık iki milyonu çiftçilerimizin kendi imkânlarıyla açtıkları yeraltı sondaj kuyulardan elde ettikleri suyla sulu tarıma geçmesiyle buğday üretimimiz yıllık tahmini bir milyon ton civarıdır. Üretilen buğdaylar makarnalık, bulgurluk ve ekmeklik olmak üzere Çoğunluk Mardin OSB’ de kurulu bulunan yüksek kapasiteli Un, Bulgur ve Makarna fabrikalarında işlenmekte ve çoğunluğu ihracata gitmektedir. Dünyanın en kaliteli Makarnalık buğdayları Mardin ovamızda yetişmektedir. Kuru alanda ekilen kırmızı mercimek 1997’ ye kadar 200 ile 300 bin ton arasıydı. Başta kanada ve diğer bazı ülkelerden yapılan kımızı mercimek ithalatı ve mercimekte ürün desteğinin yetersiz olması sonucu üretici, çiftçilerimiz gitgide kırmızı mercimek yerine başka ürünlere yönelmiştir. 2020 yılı kırmızı mercimek hasadımız Mardin geneli 5 bin ton civarına kadar düşmüştür. Protein, besin ve kalite değeri itibarıyla Dünyanın en kaliteli kırmızı mercimeği Kızıltepe ovasında yetişmektedir. Kırmızı Mercimek fabrikası olarak OSB’de 1 adettir. Yılık 3 bin ton ürettiği kırmızı mercimek Mardin ve komşu illerdeki market ve bakkallara dağıtmaktadır. Bu fabrika önceki yıllarda 5 ile 10 bin ton arası işlediği kırmızı mercimeği Irak, Ürdün, Almanya gibi ülkelere ihraç edilirdi. 2020 yılı Kasım ayı itibarıyla İhracatı sadece 50 tondur.  Mardin olarak dünyada marka olduğumuz kırmızı mercimeğin üretimini tekrardan cazibeli hale getirilmesi için ürün desteğinin artırılması yeterli olacaktır. Arpa üretimi Mardin geneli Yaklaşık 10- 15 bin civarıdır. Nohut Üretimi Mardin geneli yaklaşık 4-5 bin ton civarıdır. Mardin olarak Artuklu, Kızıltepe, Derik, Nusaybin ve Mazıdağı ilçelerimizde buğday hasadından sonra üretimi yapılan ikinci ürün mısır iki milyon ton civarıdır. Bu sene elektrik sorunu nedeniyle üretim yarı yarıya düşme öngörülmektedir. Türkiye  80 milyon kişiye yetebilecek buğday üretecek kapasitededir.  Türkiye’ye buğday ithal etmek yakışmıyor.  Rusya’nın açıklamasının ardından buğday fiyatları arttı. Rusya’nın kararı  sadece Türkiye’yi değil, Mısır’ı da etkileyecek. Yılda yaklaşık 1 milyon tona yakın buğday üretimi gerçekleştiren Mardin Organize Sanayi Bölgesi  son 4 yıldır un ihracatında Türkiye’de birincilik ödülü alıyor.  Bu üretim Türkiye’ye 1,5 milyon dolar katkı sağlıyor.

BUĞDAY FİYATI 50 KURUŞ ARTTI

Rusya’dan buğday ithal  ediyoruz.  Rusya, kuraklıktan dolayı bize ve diğer ülkelere giden buğday ihracatını durduracaklarını açıkladı. Geçtiğimiz haftalarda da yavaşlattı. Fiyatı  bin 240 liraya düşen buğday, Rusya’nın açıklamasının ardından 50 kuruş arttı. Bunun olumsuz bir etkisi olacaktır.

TEDBİR ALMALIYIZ

Türkiye tedbir almak zorundadır. Tarımsal tedbirlerin alınması halinde dünyanın en verimli topraklarına sahip ülkemizde 80 milyon insanı besleyecek tarımsal kapasiteye sahibiz.

ÇİFTÇİ EĞİTİLMELİ VE DESTEK VERİLMELİ

Tüm dünya kuraklığı konuşuyor. Tarım milli servettir. Milli servetin ötesinde stratejik konum haline gelmiştir. İnsanların paraya ihtiyacı yok ama elindeki gıda maddesini tutmak istiyor. Gıda maddesinin ham maddesi de buğdaydır. İşin gerçek ehli vatansever uzmanların sahada inceleme yapmasını, toprakların hangi ürüne daha verimli olduğunun araştırıp, çiftçinin o yönde eğitilmesini istiyoruz. Çiftçilerin girdileri, elektrik, su gübre mazot gibi ihtiyaçları giderilip, katkı sunulsun ki, verimi arttırsınlar. Bizim dışarıdan ithal ürüne ihtiyacımız olmasın. Biz bu toprak kapasitesine ve insan gücüne sahibiz.”

TARIM VE HAYVANCILIK NEDEN GERİLEDİ?  

Son yıllarda aşırı derecede ithalatın önü açılması, yaşanan kuraklık, bilinçsiz üretim ve çiftçiye yeterince sahip çıkmama sonucu gıdanın temel hammaddesi olan hububat ve bakliyat üretimimiz ciddi oranda düşüş göstermiştir. Türkiye gibi bir ülke hububat ve bakliyat ürünleri ithal etmemeli, Çünkü biz tarım ülkesiyiz, dünyanın en verimli, bereketli topraklara sahibiz, kaynağı kendi ülkemizde çıkan nehirlerimiz var. Ülkemiz dört mevsimi tam anlamıyla yaşayan bir iklim yapısına sahiptir. Bu gün ithal ettiğimiz tarım ürünlerinin tamamını geçmiş yıllarda fazlasıyla ihraç ediyorduk. Son yıllarda ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde yaşanan iklim, değişikliği, kuraklık tarıma olumsuz yansımaları sorunun küçük bir boyutudur. Asıl büyük sorun bilinçsiz üretim, tarım politikamızın yanlışları ve cefakâr üreticiye, çiftçiye emeğinin karşılığı verilmemesidir. Hükümetimiz tarımda ihtiyaç duyulan reformları acilen yapmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır. Aksi halde Allah esirgesin önümüzdeki yıllarda gıda temininde sıkıntıların ve yer yer açlığın yaşanması yüksek ihtimal dâhilindedir. Büyük bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olan ülkemiz, Ne yazık ki son yıllarda tükettiğimiz gıdanın büyük çoğunluğunun hammaddesini ve Canlı hayvan, et ve süt ürünleri yurtdışından ithal eder duruma geldik. Bunun en büyük nedeni işin ehli olmayan yöneticilerin işbaşına getirilmesidir.

ORUNLAR, İHMALLER;

Dünyanın en kaliteli ve bereketli topraklara sahip, Mezopotamya’nın merkezinde yer alan Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Şırnak ilimizin bir bölümünü kapsayan geniş arazi, ova için hayati konumda olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında bulunan sulama kanallarının bir an önce tamamlanması ve suyun toprakla buluşması bölge ve Ülke ekonomisi için hayati önem taşımanın yanı sıra terörün beslendiği en büyük kanallardan biri olan işsizliğin ve yoksulluğun bölgede bitmesiyle toplumsal ve sosyal barışa da önemli katkı sunacaktır. 46 Yıldır Tamamlanmayan Gap suyu bölgeye ulaşıncaya kadar çiftçilerin en büyük sorunu ve girdi maliyeti olan tarımsal sulamada kullanılan elektrik ücretleri sulama birlikleri ve sulama kanallarının olduğu Çukurova ve diğer bölgelerimizde uygulanan cazibe sulama ücret tarifesinin bölge çiftçileri için elektrik tüketiminde temel alınması bölge çiftçileri için bir hak ve milli üretim için hayatı önem arz etmektedir.  Zira sulamada kullanılan elektrik fiyatı yüksek olması çiftçinin girdi maliyetini yükseltmekte ve zarara  uğratmaktadır. Dünyanın en kaliteli kırmızı mercimekleri ve makarnalık dürüm buğdayları Mardin, Şanlıurfa ve Diyarbakır ovasında yetişmektedir. Son 10 yıldır başta Kanada, Kazakistan ve bazı Rus Cumhuriyeti Devletlerinden yıllık 200 ile 400 bin ton arası hibritli, düşük kaliteli kırmızı mercimek ithalatında gümrük oranları düşürülmek suretiyle yerli çiftçilerimizin rekabet gücünün kırılmasına ve yerli mercimek üretiminin bitme noktasına gelmesine yol açmaktadır. Türkiye olarak Dünyanın bir numaralı kırmızı mercimek ihracatçısı konumundan, en büyük ithalatçı konumuna gelmiş durumundayız. Bu durum yerli hububat ve bakliyat üreticimizi zor durumda bırakırken; Faiz lobisinin yan kolu olan ithalat lobisini zengin etmektedir. İşin en vahim tarafı İthal edilen kırmızı mercimek ve bazı baklagillerin yerli ürün adı altında birçok marketlerde satılmakta ve insanlarımız bilmeden tüketiyor. Bu durum hem sağlık açısında hem ekonomik olarak milli üretimimize olumsuz yansımaktadır.

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TARIM İNSANLIĞIN ÖNCELİĞİ OLACAK”

Kurulacağı muhtemel yeni dünya düzeninde İnsanların ve diğer canlıların temel yaşam ihtiyacı tarımdan, topraktan temin edildiği için tüm dünya ülkeleri stratejilerinin, gelecekteki plan ve projelerinin temelinde ve önceliklerinde kesinlikle gıda ve tarım olacaktır.  Ülkemiz dünyanın en verimli toprak ve iklime sahip olmasına rağmen alınması gereken üretim miktarını alamıyoruz. Çünkü çiftçilerimizin zaruri girdi kalemleri olan tohum, gübre, mazot, elektrik ve ilaç fiyatları aşırı yüksektir. Diğer bir olumsuz faktör de birçok tarım ürünü ithalatında; gümrük oranları düşürülerek veya sıfırlanarak ithalat izni verilmesidir. Milli servet anlayışıyla tarımımıza gereken değer verildiği takdirde, Türkiye nüfusu kadar bir ülkeyi daha besleyebilecek tarım potansiyeline sahip bir ülkeyiz. TARIMA ELBİRLİĞİYLE SAHİP ÇIKILMALI Tarım sektöründe ve toplumsal alanlarda faaliyet yürüten bir sivil toplum örgüt başkanı olarak; Başta ülkeyi yöneten hükümetimize, ilgili idarecilerimize ve tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyorum. Milli şuurla, ortak değer anlayışı çerçevesinde milli servet olan tarıma elbirliğiyle, sahip çıkılması gerek. Dünya ve ülkemiz koronavirüs denen bir salgının pençesinde kıvranıyor. Uzmanların açıklamalarına bakılırsa virüse yakalanmış insanlardan kurtulanların geneli;  bağışıklık sistemi güçlü olanlardır. Unutulmamalı ki; güçlü bağışıklık sistemi de ancak ve ancak sağlıklı gıdalarla beslenmekten geçiyor. Coronavirüs salgını sonrası sözü edilen yeni Dünya düzeninde silahtan, her türlü teknolojiden ve hatta dijital iletişimden daha fazla ihtiyaç duyulacakların başında gıda gelecek, ülkemizin sahip olduğu tarımın hayati konumda stratejik olduğunu tüm dünya biliyor. Umut ediyoruz hükümetimizin tarım konusunda strateji ve  acil eylem planı olsun, aksi halde yeni dünya düzeninde arzulanan şekilde etkili olamayız.“

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER