banner6

Pandeminin ruh sağlığındaki etkileri

Çin’de 2019 Aralık ayında başlayan ve tüm dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi devam ediyor. Bir buçuk yıldır devam eden ve Dünya geneli 175 milyondan fazla vaka sayısı, 3 milyon 800 bine yaklaşan ölüm ile etkisi devam eden pandemi, insanlarda sosyal, ekonomik, fiziksel ve psikolojik yansımaları ile yaşamı olumsuz etkiliyor.

Pandeminin ruh sağlığındaki etkileri

Serhat ŞANLI

(ÖZEL RÖPORTAJ)

ADANA (İLKHABER) - Çin’de 2019 Aralık ayında başlayan ve tüm dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi devam ediyor. Bir buçuk yıldır devam eden ve Dünya geneli 175 milyondan fazla vaka sayısı, 3 milyon 800 bine yaklaşan ölüm ile etkisi devam eden pandemi, insanlarda sosyal, ekonomik, fiziksel ve psikolojik yansımaları ile yaşamı olumsuz etkiliyor.

Ortaya çıkış nedeninin halen tam olarak bilinememesi, virüsün etkisinin devam etmesi ve kontrol altına alınamaması insanlarda adeta küresel bir travmaya dönüşmüş durumda.. Pandeminin depresyon, kaygı, sosyal izolasyon ve finansal zorluklar ile değişen iş ve çalışma şartları vb. ruh sağlığına etkileri olduğunu belirtiyor.

2019 Aralık ayında ortaya çıkan ve etkisini halen devam ettiren Kovid-19 pandemisinin ruh sağlığı üzerindeki etkileri hakkında Psikolog Meral Anaşin ile konuştuk. Pandeminin etkileri, neler yapılacağı hakkında bilgileri röportajımızda görebilirsiniz.

Pandemi nedir? Süreci nasıl değerlendirirsiniz?

Psikolog Meral Anaşin; Pandemi;  Dünya Sağlık Örgütü tanımlamasına göre ancak aşağıdaki 3 koşulu sağladığında başlamış sayılır. Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı, Hastalığa sebep olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması, Hastalık etmeninin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması.

Burada aslında belirleyici olan dinamikler; Tehlikeli ve ölümle sonuçlanabilen bir hastalık olması, aniden olması ve daha önceden maruz kalınmamış olması, yani aşı, ilaç gibi önlemlerin bilinmiyor olması.

Bu dinamiklerin tamamı büyük bir karantina sürecine sebep oldu. Karantina tek çözümken insanlık için çok korkunç bir engellenmişlik durumu. Ölüm tehlikesi, özgürlüğün engellenmesi, yakınlarımı koruyamazsam endişesi, ekonomik zorluklarla sonuçlanması, yalnızlık gibi zorlayıcı yaşam durumlarını birdenbire zorunlu kıldı. Bu sebeple her yönüyle travmatik bir durum olarak görüyorum.

Bu yüzden mi pandemi ile insanların psikolojik sorunları arttı. Ayrıca pandemiden bu yana Adana’da Psikolojik Destek alanların sayısının yüzde 60 artmış olduğu söyleniyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Psikolog Meral Anaşin; Elbette bu yüzden.. İnsan ihtiyaçları karşılanmadığında tehlike algılar ve tehlikeyle baş etmek ister. Covid-19 ile beraber insan ihtiyaçlarındaki durumlara bakalım. Fizyolojik gereksinimler (nefes alma, besin, yemek, su, cinsellik, uyku, sağlıklı metabolizma, boşaltım)

Güvenlik gereksinimi (beden, iş, kaynak, ahlak, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliği), ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel mahremiyet), saygınlık gereksinimi (özsaygı, özgüven, başarı, başkalarına saygı duymak, başkaları tarafından saygı duyulmak), Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdemli, yaratıcı, içten, problem çözücü, önyargısız ve hakikatleri kabul eder olmak)..

Tüm bu ihtiyaçlarımız risk altındayken veya kayıplar yaşamışken insanın psikolojik açıdan zorlanması ve kendisinde anlamlandıramadığı duygusal değişiklikleri ‘bir bilene sorma’ ihtiyacı duyması çok doğal.

Peki! Neden herkeste aynı tepkiler ortaya çıkmadı? Örneğin işini, bir yakınını kaybeden birisi daha sağlam dururken, kayıp yaşamayan insanlar depresyona girebiliyor. Bunun nedeni nedir? 

Psikolog Meral Anaşin; Dünya olarak beklenmedik bir şeyle karşılaştık.. Hazırlıksız yakalandık ve doğal olarak şaşkınlık yaşadık. Fakat üzerinden geçen anlamlı süre ve belirginleşen pandemi koşullarına rağmen hala devam eden kaygı, sıkıntı, bunalma gibi şikayetleri incelediğimizde insanlara özgü baş etme yöntemlerine bakmamız gerekir.

Kayıp yaşanmamasına rağmen; devam eden kaygı, sıkıntı, depresyon ve bunlara bağlı olarak gelişen fizyolojik belirtiler içten gelen tehlikeler ve işimizi, yakınlarımızı kaybetmek, sağlık sorunlarına sahip olmak, ekonomik kayıplar, ülke ekonomisinin nasıl etkilendiği gibi durumlarsa dıştan gelen tehlikelerdir. Ve burada belirleyici olan çocukluk yaşantılarımızdan bu yana içten gelen ve dıştan gelen tehlikelerle nasıl baş etmeyi öğrendiğimizdir.

Pandemide birçok alanda kaygılar ile karşılaşıyoruz. Onunla nasıl baş edebiliriz?

Hepimizin yaşantısı bebeklikle başlıyor, bir parçalanma duygusuyla başlayan bir bebeklik. Doğum anında karşılaştığımız ilk duygu kaygıdır. Çünkü fiziksel olarak çok kapsanmış hissettiğimiz anne karnından sancılı bir şekilde dışarı çıkmak, o boşluk hissi, ciğerlere dolan oksijenin can yakıcılığı ile bütünlük algısı parçalanmışlık algısına döner ve kaygıdır orda yaşadığı ilk duygu..

O kaygıyı hep bastırırız. Bebekken anneyle her buluşmada bastırırız, çocukken arkadaşlarla oynarken avuturuz, öğrenciysek başarılı olunca iyi hissederiz gibi gibi ve ne zaman geri döner? Yeni bir karanlık, yeni bir belirsizlik yaşadığımızda geri döner.

Fakat bu sefer karantina gibi kısıtlayıcı bir yaşam deneyiminde kaygımızı avutacak çokta bir şey kalmadı. Aksine hepsi elimizden alındı. İşte tam burada yalnız kalma kapasitemiz ve baş etme becerilerimiz bizim bugün ki tepkilerimizi belirliyor.

Bireysel olarak değişen bu yalnız kalma kapasitesi ve baş etme yöntemleri değişebilir mi?

Psikolog Meral Anaşin; Tabi ki. Bizler ruh sağlığı alanında kişi bize ne şikayetle gelirse gelsin, üç aşamalı bir tedavi programı kullanırız.

Değerlendirme: Yani bireyin kişilik örgütlenmesini anlama, baş etme yöntemlerini analiz etme ve şikayetiyle ilgili formülasyon sürecidir. Farklı testler ve sorgulama yöntemleri kullanırız.

Müdahale: Burada elde ettiğimiz bulgular üzerinden danışanlarımızla kendini anlama ve anlamlandırma seansları yaparız. Farklı terapi yöntemleri ve danışanın biricikliği her zaman masada yüzde 50 – yüzde 50 söz sahibidir. Birey burada duygu düşünce ve davranışlarını ve kökenlerini, neden böyle tepkiler verdiğini, hangi tepkilerin onu koruduğunu hangilerinin hayatı için uyum bozucu şekilde işlediğini anlamlandırır.

Önleme ve sonlandırma: Kendisini daha iyi anlamış, tetiklendiği noktaları, duygusal ihtiyaçlarını, tepkilerinin kaynağını anlayan bir birey artık yeni yaşamına uğurlanır. Burada en önemli nokta bireyin hayatı aydınlık ve karanlık tüm yönleriyle kabul edip, sürdürülebilir bir mutluluğun olmadığını fark etmesidir. Yaşamın tüm yanlarıyla öğretici ve geliştiren bir yanı olduğu kabul eden birey artık karşılaştığı sorunlarda krizi kendisi için nasıl yönetebileceğini bilir.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER