banner6

Sezer: Tüm sendikalara çağrı yaptık

Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Sezer, promosyon konusunda kentte bulunan tüm sendikalarla bir araya gelerek, eğitim çalışanlarının refahı için ortak bir adım atmak istediklerini söyledi.

Sezer: Tüm sendikalara çağrı yaptık

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)-Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Sezer, promosyon konusunda kentte bulunan tüm sendikalarla bir araya gelerek, eğitim çalışanlarının refahı için ortak bir adım atmak istediklerini söyledi.

Bankalarla promosyon görüşmeleri devam ederken, eğitimcilerin promosyon miktarının yükseltilmesi için Adana’da tüm sendikalara Eğitim Bir Sen Adana Şubesi tarafından birlik çağrısı yapıldı. Promosyon görüşmeleri ile ilgili Adana İstasyon Meydanı’nda basın açıklaması yapan Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Adana Şube Başkanı Mehmet Sezer, eğitim çalışanlarının refahıyla ilgili bir araya gelinmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yönetim kurulu olarak böyle bir karar aldıklarını işaret eden Sezer, “Dün yönetim kurulumuzda aldığımız kararın ardından bugün Yetkili Sendika Eğitim-Bir-Sen’in Adana Şube Başkanı olarak ilimizdeki diğer sendikaların şube başkanlarına bir davet yazısı gönderdik.  Eğitim çalışanlarımızın haklarını koruyacak ortak bir çalışma yapmak, promosyon miktarlarının güncellenmesini sağlamak, bankalara yönelik tepkilerimizi ortaya koyarak ortak akılla yeni bir strateji belirlemek ve yol haritamızı oluşturmak için çağrıda bulunduk. Söz konusu eğitim çalışanlarımızın refahıysa bir araya gelmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki hafta bu davetimize olumlu cevap veren sendikaların şube başkanlarıyla bir araya geleceğiz” dedi.

 2022-2023 eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını temennisinde bulunan Sezer, “Bugün başta öğretmenlik meslek kanunu, promosyon güncellemeleri ve eğitim ödeneğinin arttırılması için alanlardayız. Her şeyden önce şunu belirtmem gerekir ki; amacımız sorunları sıralamak değil, çözümlere kapı aralamaktır. Eğitim-Bir-Sen olarak bizler her zaman çözümlere kapı aralamaya çabaladık. Sorunlu değil, sorumlu sendikacılık yaptık. İşte bu sorumluluğun bir gereği olarak bugün, eğitim çalışanlarımızın ivedi çözüm bekleyen sorunlarına dikkat çekmek ve sorumluluk makamındakileri harekete geçirmek için buradayız. Yıllardır mücadelesini verdiğimiz ve Eğitim-Bir-Sen Adana şubesi olarak adına Belediye Modeli dediğimiz okullara kaynak aktarımı kısmen de olsa ilk kez bu eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Okullarımız öğrenci nüfuslarına göre kendilerine düşen payı almıştır. Mücadelesini verdiğimiz bu hususun hayata geçirilmiş olmasını olumlu bulmakla beraber ödenek miktarlarının artırılması için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzün de bilinmesini istiyoruz” diye konuştu.

Bu eğitim-öğretim dönemi hayat şartlarının zorlaştığı ve alım gücünün düştüğünü belirten Sezer, “masrafların arttığı, iyileştirmelere ve yeni gelişmelere rağmen istenilen seviyeye gelinemediği bir zeminde, sorunların gölgesinde başladı. Beklentileri karşılamayan, geliştirilmeye muhtaç meslek kanunu, anayasal ve yasal hakları kısıtlanmış sözleşmeli istihdam, bir türlü kapatılamayan öğretmen açığı, öğretmen atamalarında mülakatın kaldırılmaması, istihdamda güçlük çekilen bölgelerde görev yapan eğitimcilere ilave teşviklerin verilmemesi, birim ek ders ücreti miktarının düşüklüğü, eğitim kurumu yöneticiliğinde özlük haklarını ve yetkileri geliştiren kariyer odaklı sürdürebilir bir sistemin halen hayata geçirilememesi, eğitimin rehberlik ayağının eksikliği, öğretmenleri şiddete karşı koruyacak bir yasal düzenlemenin çıkarılamaması, öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmamasının doğurduğu mağduriyetler, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının gerçekleştirilmemesi, yardımcı personel istihdamı gibi sorunlar konusunda bakanlık hâlâ somut bir adım atmamıştır” şeklinde konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu sorunlarımıza çözüm olmadığını savunan Sezer, “Yıllardır üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve öğretmene değer verecek Öğretmenlik Meslek Kanunu sorunlarımıza çözüm olamamıştır. Bu haliyle olması da mümkün değildir. Bu yüzden bu kanunun kapsamı genişletilmeli, başta kariyer basamakları olmak üzere sorunlu tarafları giderilmelidir. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğe son verilmesi, istihdamda güçlük çekilen bölgelerde görev yapan eğitimcilere ilave teşviklerin verilmesi, eğitim kurumu yöneticiliğinin münhasıran ele alınması, öğretmene şiddetle ilgili düzenleme içermesi, Uzman ve başöğretmenliğe başvuru süresinin yeniden ele alınması gibi memnuniyet katsayısını yükseltecek adımlar, TBMM Genel Kurulu’nda verilecek önergelerle mümkündür. Sahadan gelen sese kulak verileceğini, önemli bir adım olan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na yapılacak eklemeler ve yeni düzenlemelerle memnuniyetin daha da yükseltileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı..

Meslek kanuna eklenmesi gereken en önemli hususun uzman ve başöğretmenlik ile ilgili bölüm olduğunu kaydeden Sezer, “Genel Yetkili Sendika Eğitim-Bir-Sen olarak katıldığımız 5. ve 6. Toplu Sözleşme dönemlerinde açıkça ifade ettiğimiz gibi 8 yıl öğretmenlik yapanlara uzman 12 yıl öğretmenlik yapanlara da başöğretmenlik unvanları sınavsız bir şekilde verilmelidir. Uzman ve başöğretmenlik için sınav yapılmasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.  Sözün burasında Milli Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer’in katıldığı bir televizyon programında söylediği sözleri hatırlatmakta fayda görüyorum. Sayın Bakan aynen şu cümleleri ifade etmiştir; "Biz bakanlık olarak sadece alanında yüksek lisans ve doktora yapanların uzman ve başöğretmen olabileceği bir taslak hazırlamıştık. Bu şekilde olsa yaklaşık 90 Bin öğretmenimiz uzman veya başöğretmen olacaktı. Eğitim-Bir-Sen bu çalışmanın çok dar kapsamlı olduğunu belirterek itiraz etti. Biz de yeni bir çalışma yaptık. Böylece Eğitim-Bir-Sen’in önerisiyle 614 bin öğretmenin uzman öğretmen-başöğretmen olmasının önü açıldı. Eğitim-Bir-Sen sınav yapılsın demedi." Sayın Bakan’ın da açıklaması üzerine net bir şekilde görülüyor ki bugün 500 binin üzerinde öğretmenimiz Eğitim-Bir-Sen’in önerisiyle uzman veya başöğretmen olabilecek. Ben şu an bütün eğitimcilerimizin “#İyikiEğitimBirSen var” dediğini duyar gibiyim” dedi.

 Eğitim çalışanlarının enflasyona ezdirilmemesi  ve yaşadıkları maddi sorunların çözümü için her türlü adımın atılması gerektiğini belirten Sezer sözlerini şöyle sürdürdü;

“Bu kapsamda enflasyondaki artış da göz önüne alınarak eğitim yılına hazırlık ödeneğinin artırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca eğitim yılına hazırlık ödeneğinin eğitim çalışanlarının tamamını kapsaması gerektiğini yıllardır olduğu gibi bir kez daha özellikle vurguluyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak Cumhurbaşkanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurarak, eğitim yılına hazırlık ödeneğinin en az yıllık TÜFE değişim oranına tekabül eden tutarda artırılmasını talep ettik. Bir kez daha vurgulamamız gerekir ki eğitim yılına hazırlık ödeneği yükseltilmeli ve tüm eğitim çalışanlarını kapsamalıdır”.

 Yetkili sendika olarak katıldıkları promosyon görüşmelerinde hep rekor ücretlere imza atıldığını ancak değişen şartlarla birlikte o döneme göre rekor olan bedellerin şu an bir hayli düşük kaldığını anımsatan Sezer, “Herhangi bir ihtiyacı karşılamamaktadır. Bu durum dikkate alınarak promosyon miktarlarının güncellenmesini de talep ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde çıkan haberlerden öğrendiğimiz gibi bankaların kârı bu süreçte kat kat artmıştır. Bankalar eğitim çalışanlarının maaşları üzerinden elde ettikleri kârı eğitim çalışanları ile paylaşmalıdır. Sözleşmeler yeniden güncellenmelidir.  Sözün burasında bir de uyarıda bulunmak istiyorum.  Sendikacılık üyesi olsun ya da olmasın hizmet verdiği sektördeki tüm çalışanların haklarını korumaktır. Talimatla sendikacılık yapılmaz. Sendikacı birileri "YAP" dedi diye üyesinin aleyhine olan işi yapmaz. Fakat son günlerde bir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü eğitim çalışanlarını taahhütnameyle yükümlülük altına almaya çalışmakta sendika yetkilileri de bu konuda eğitim çalışanlarının haklarını korumak yerine ilçe milli eğitim müdürlüğü ve bankanın çıkarlarını savunmaktadır” diye konuştu.

Taahhüt nameye eğitim çalışanlarının itibar etmemesi gerektiğini dile getiren Sezer sözlerini şöyle tamamladı;

 “Eğitim çalışanlarımızın taahhüt altına alınmaya çalışıldığı bu taahhütname 20 Temmuz 2007 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan Banka Promosyonları başlıklı Başbakanlık genelgesine, hukuka, mevzuata, usule, kamu idaresi yönetim ilke ve kurallarına açıkça aykırıdır. Sonuçları itibariyle taahhütnameyi imzalayanı hukuki yükümlülük altına sokacak ve ileride telafisi mümkün olmayan maddi kayıplara sebebiyet verecektir. Bu nedenle eğitim çalışanlarımızın söz konusu taahhütnameye riayet etmemeleri kendilerinin ve ailelerinin menfaatine olacağı için bu hukuksuz belgeyi imzalamamalarını tavsiye ediyoruz.

Aynı ilçenin İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün; "Taahhüt belgesi imzalamayanlar yeni promosyon anlaşmasından yararlanamaz" diyerek eğitimcileri tehdit etmesi de asla kabul edilemez. Şu unutulmasın; Promosyon sözleşmeleri yenilendiğinde bu taahhütnameyi imzalayan da imzalamayan da hukuki olarak aynı haklara sahip olacaklardır. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubemiz promosyon miktarlarının güncellenmesi için tüm gücünü seferber etmiştir. Gerek ilçe milli eğitim müdürlükleriyle, gerekse bankalarla görüşmelerimiz devam etmektedir. İnşallah en kısa sürede eğitim çalışanlarımıza bu konuda güzel müjdeler vermeyi umuyoruz.
 

Sözlerime son verirken; sınav yapılmadan 8 yıl öğretmenlik yapanlara uzman, 12 yıl öğretmenlik yapanlara başöğretmen unvanlarının verilmesi, öğretmenlik meslek kanununun yeniden ele alınması, eğitim yılına hazırlık ödeneğinin miktarının arttırılarak tüm eğitim çalışanlarını kapsaması ve promosyon miktarlarının güncellenmesi taleplerimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

Açıklamanın ardından kalabalık eğitimci gurubu hatıra fotoğraflarının çektirilmesinin ardından sessizce dağıldı.

 

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER