Yüzyıllardır çözülemeyen mühendislik başarısı: Süleymaniye Camii ve Külliyesi

1550 yılında inşasına başlanan ve 15 Ekim 1557’de ibadete açılan Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Mimar Sinan’ın “kalfalık eserim” dediği yapılar arasında yer alıyor. İstanbul siluetinin en güçlü unsurlarından biri olan külliye, mimarisi ve tarihi önemiyle dikkat çekiyor.

Haber Giriş Tarihi: 20.02.2026 11:27
Haber Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 11:56
Kaynak: Haber Merkezi

İstanbul’un Suriçi bölgesinde, Haliç ve Boğaz’a hakim bir tepe üzerine inşa edilen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Osmanlı klasik dönem mimarisinin en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Kanuni Sultan Süleyman adına yaptırılan yapı, hem ibadet hem eğitim hem de sosyal hizmet merkezi olarak tasarlandı.

İnşaat Süreci ve Maliyet

Süleymaniye Külliyesi’nin inşasına 1550 yılında başlandı ve yapı 7 yıl süren çalışmaların ardından 15 Ekim 1557’de hizmete açıldı.

Tarihçi Peçevi’nin aktardığına göre inşaat için 896 bin 360 altın para ve 82 bin 900 akçe harcandı. Bu miktar yaklaşık 3 bin 200 kilo altına karşılık geliyor. İnşaat sürecinde bin 713’ü Müslüman olmak üzere toplam 3 bin 523 işçi görev aldı.

Başlangıç: 1550

Tamamlanma: 1557

Toplam süre: 7 yıl

Mimari Özellikleri

Süleymaniye Camii’nin merkezi kubbesi 27,40 metre çapında olup yerden yüksekliği 53 metredir. Ana kubbe kuzey ve güney yönünde yarım kubbelerle desteklenmiş, doğu ve batı cephelerinde ise küçük kubbelerle tamamlanmıştır.

Caminin dört minaresi bulunuyor. Güneydeki minareler üç şerefeli ve 76 metre, kuzeydekiler ise iki şerefeli ve 56 metre yüksekliğindedir. Dört minare, Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah olduğunu; toplam on şerefe ise Osmanlı’nın onuncu padişahı olduğunu simgeliyor.

Yaklaşık 30’ar ton ağırlığındaki dört fil ayağı, ana kubbeyi taşıyan en önemli yapısal unsurlar arasında yer alıyor.

süleymaniye camii

Külliyenin Bölümleri

Süleymaniye Külliyesi toplam 15 bölümden oluşuyor. Bunlar arasında:

Cami, Rabi, Salis, Evvel ve Sani Medreseleri, Tıp Medresesi, Darülhadis Medresesi, Darüşşifa, Darüzziyafe, Tabhane, Hamam, Kanuni Sultan Süleyman Türbesi, Hürrem Sultan Türbesi, Mimar Sinan Türbesi yer alıyor.

süleymaniye camii ve külliyesi

Sanat ve Hat Eserleri

Mihrabın iki yanında bulunan çini madalyonlarda Fetih Suresi, ana kubbede ise Nur Suresi yazılıdır. Caminin yazıları hattat Ahmed Karahisari Şemseddin Efendi ve talebesi Hasan Çelebi tarafından kaleme alındı. Daha sonra kazasker Mustafa Efendi bazı ilaveler yaptı.

süleymaniye camii

Günümüzdeki Durumu

Osmanlı döneminde önemli bir eğitim merkezi olan külliyedeki bazı yapılar günümüzde de eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yapıyor. 2018 yılından itibaren bazı medrese ve imaret binaları İbn Haldun Üniversitesi bünyesinde kullanılmaktadır.

Süleymaniye Camii ve Külliyesi, geçirdiği depremlere rağmen özgün mimari yapısını büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaştı. İstanbul’un en önemli kültürel ve tarihi miraslarından biri olan yapı, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.

SÜLEYMANİYE CAMİİ’NİN YILLARDIR KONUŞULAN SIRLARI NELER?

Süleymaniye Camii, yalnızca mimari ihtişamıyla değil, yüzyıllardır konuşulan bazı “sırlarıyla” da dikkat çekiyor. İşte Mimar Sinan’ın kalfalık eseriyle ilgili en çok merak edilen detaylar:

Akustik Sistemin Sırrı

Caminin içinde en arka noktada konuşulan bir sesin bile net şekilde duyulabildiği biliniyor. Rivayetlere göre Mimar Sinan, kubbe içine ve belirli noktalara yerleştirdiği özel küpler sayesinde sesi dağıtmadan yansıtan bir sistem kurdu.

Bu akustik düzen, mikrofon ve hoparlör olmadan bile sesin eşit şekilde yayılmasını sağlıyor.

İs Odası ve Temiz Hava Sistemi

Caminin kandillerinden çıkan is, özel hava akımı sistemiyle tek bir odada toplanıyordu. Bu “is odasında” biriken kurumdan mürekkep üretildiği belirtiliyor.

Hem cami duvarlarının kararması önleniyor hem de çıkan is değerlendirilmiş oluyordu.

Depremlere Dayanıklılık

Süleymaniye Camii, İstanbul’da yaşanan büyük depremlere rağmen ana yapısını koruyarak günümüze ulaştı.

Kubbenin yük dağılımı, 30’ar tonluk dört fil ayağı ve esnek taş bağlantı sistemi sayesinde yapı sarsıntılara karşı direnç gösteriyor. Bu mühendislik çözümü hâlâ hayranlık uyandırıyor.

Ayasofya ile Benzerlik

Plan şeması açısından Ayasofya’ya benzetilen Süleymaniye’nin, Osmanlı’nın “mimari cevap” niteliğinde olduğu da ifade ediliyor.

Sinan’ın, Ayasofya’daki kubbe sistemini daha dengeli ve statik açıdan güçlü bir hale getirdiği düşünülüyor.

Yazın Serin, Kışın Ilık

Caminin altındaki tünel sistemi ve hava dolaşımı sayesinde iç mekânın mevsim koşullarına göre dengelendiği belirtiliyor.

Doğal hava sirkülasyonu, yapının iç iklimini koruyor.

Semboller ve Sayılar

Dört minare, Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah olduğunu; toplam on şerefe ise Osmanlı’nın onuncu padişahı olduğunu simgeliyor.

Kubbe çapı, minare yükseklikleri ve yerleşim planında matematiksel oranların bilinçli şekilde kullanıldığı ifade ediliyor.

Gerçekten “Sır” mı?

Uzmanlara göre bu özelliklerin çoğu birer “gizem” değil, Mimar Sinan’ın ileri mühendislik bilgisi ve matematiksel hesaplamalarının sonucu.

Ancak 16. yüzyılda bu kadar gelişmiş tekniklerin uygulanmış olması, yapının bugün bile “sırlarla dolu” olarak anılmasına neden oluyor.

dehliz

Dehlizler Gerçekten Var mı?

Evet. Süleymaniye’nin altında ve çevresinde tonozlu geçişler, tünel benzeri koridorlar ve servis alanları bulunuyor. Ancak bunlar bir “kaçış tüneli” değil; külliyenin işleyişini destekleyen altyapı bölümleri.

Bazı dehlizlerin temel amacı hava dolaşımını sağlamak.

Caminin iç mekânında yazın serin, kışın dengeli bir ortam oluşturmak için doğal hava akımı sistemi kurulduğu biliniyor. Alt kısımdaki boşluklar ve geçişler bu hava akışına katkı sağlıyor.

Görseller ve Video : AA

Kaynak: Haber Merkezi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.