banner6

Gıdada topyekün tehlike

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından Dünya Gıda Günü etkinlikleri çerçevesinde konuşan Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık; “Dünyada iklim krizinden bahsediliyor.

Gıdada topyekün tehlike


Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) - TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından Dünya Gıda Günü etkinlikleri çerçevesinde konuşan Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık; “Dünyada iklim krizinden bahsediliyor. Aslında iklim krizinin sonuçlarını gıdalarda göreceğiz. İnsanların beslenmesinde çok önemli olan buğday, pirinç, mısır gibi gıdaların içeriğindeki vitamin, minerallerde azalma olacak. Buğdaydaki demirin yüzde 10, çinko yüzde 10, protein miktarında yüzde 5 ile 15 aralığında düşüşler olacağı tahmin ediliyor” dedi.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından Dünya Gıda Günü çerçevesinde atölye çalışmalarının da yer aldığı etkinlik düzenlendi.

Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe; Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Oda, STK temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Gıda ve beslenmenin yeryüzünün sağlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık; “Son 10 yıldır gıda sık sık gündemde yer alıyor. Acaba nasıl beslenmeliyiz? Tükettiğimiz gıdalarda neler var? Gıdalar nasıl üretiliyor? Bunlara nasıl güveneceğiz? vs. gibi daha birçok alanda kafamızda sorular oluşmaktadır. Gıda ve beslenme ile ilgili bazı kritik sorunlar var. Sofrada ne yediğimiz bizi içerisinde yaşadığımız politik sistemle, atmosferle, yeryüzünün sağlığıyla doğrudan ilişkilidir” dedi.

Son yıllarda sık sık gündeme gelen iklim krizinin sonuçlarının gıdalarda yaşanacağına değinen Dr. Şık; “Dünyada iklim krizinden bahsediliyor. Aslında iklim krizinin sonuçlarını gıdalarda göreceğiz. Küresel sıcaklıkların artmasıyla ilgili geçtiğimiz günlerde yapılan çalıştayda yer aldık ve o çalıştayda önümüzdeki 2030 yılına kadar olan süreçte 1.5 derece sınırlı kalması önerisi dile getirildi. Ulusal İklim Komisyonu’nun hazırladığı rapor tartışıldı. Raporda belirtilen 1.5 derecelik artış bile çok iyimser. Yapılabilir olması bir tarafa, muhtemelen önümüzdeki 10 yıl içerisinde Dünya sıcaklık ortalamasındaki minimum 2 derecelik bir artıştan bahsettik. Bütün insanlık böyle bir sorun ile yüz yüze gelecek” ifadesi kullandı.

Küresel ısınma ile birlikte atmosferdeki karbon miktarının azalacağını ve meydana gelecek değişiklikler ile birlikte gıdalardaki vitamin, mineral ve proteinlerde azalma olacağını belirten Dr. Bülent Şık şöyle devam etti;

“Son 10 yıldır yapılan çalışmalara göre 2040-2050 yıllarında karbon miktarının ne kadar olacağı tahmin edilebiliyor. İnsanların beslenmesinde çok önemli olan buğday, pirinç, mısır gibi gıdaların içeriğindeki vitamin, minerallerde azalma olacak. Örneğin buğdaydaki demirin yüzde 10 gibi azalacağı tahmin ediliyor. Protein miktarında yüzde 5 ile 15 aralığında düşüler olacağı belirtiliyor.

Bu durumun çok ağır yansımaları var. Burada göreceğimiz iki kritik konu gıda ve üretimi, diğeri de su ile ilgili olacak. Örneğin içerisinde olduğumuz Akdeniz Kuşağı, yarı kurak iklimine dönecek. Karadeniz belki Akdeniz iklimine dönecek.

Sular ile ilgili baktığımızda bugün, ciddi bir kirlenme olduğu görülüyor. Suların kirlenmesi onları kullanılamaz hale getiriyor. Bu suyun kıtlaşması ya da kuraklık gibi sorunlar ya da, gıda üretiminde düşüşler olacak.

Son 10 yıldır yapılan çalışmalara göre 2040-2050 yıllarında karbon miktarının ne kadar olacağı tahmin edilebiliyor. İnsanların beslenmesinde çok önemli olan buğday, pirinç, mısır gibi gıdaların içeriğindeki vitamin, minerallerde azalma olacak. Örneğin buğdaydaki demirin yüzde 10 gibi azalacağı tahmin ediliyor. Protein miktarında yüzde 5 ile 15 aralığında düşüşler olacağı belirtiliyor.

Bu sıcaklıklardaki artışlar sadece susuzluk ve gıda üretimindeki azalmalar gibi sorunlar ile karşılaşmayacağız. Aynı zamanda ürettiğimiz gıdalardaki besleyici öğelerde de fakirleşme söz konusu olacak.

Bu sorunlarla baş etmek mümkündür. Gıda mühendisleri olarak bu gibi sorunlar ile baş etmek için gerekli bilgi birikimine sahiptir. Ortada olmayan şey siyasal iradedir. Burada önemli olan siyasal iradedir. Bu konuda kararlar alacak ve uygulamaya koyacak.

Ulusal hayatın devamlılığını sağlayacak bir takım önlemleri almak, uygulamaya koymak gerekliliği varken, mevcut sistem ne yazık ki, bunun tam aksine yol alıyor. Toplumsal hayatın bu yüzyıl içerisinde bütünde parçalanabileceğini, dağılabileceğini düşünmek zorundayız”

Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar da STK’ların etkinliklerinin önemine değinerek şöyle konuştu;

“STK’ların halkın bilinçlendirilmesi bakımından yaptıkları programları takdirle karşılıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Kimya Mühendisleri, şimdi de Gıda Mühendisleri Odası tarafından yapılan etkinlikler hepimiz için çok yararlı bilgiler içeriyor. Bunların devam etmesi gerekir.

Bugün gıda konusunun ele alındığı bir programı izliyoruz. Gıda insan yaşamını çok yakından ilgilendiriyor. Acaba buna ne kadar dikkat ediyoruz? Buna bakmak lazım. Bugün olduğu gibi gelecekte, Dünyada en önemli şey tabi ki tarım gıda olacak. Bu bağlamda verimli tarım arazileri çok önemli. Bunu ülke olarak iyi değerlendiriyor muyuz? Hayır, değerlendirmiyoruz. Çünkü her geçen gün ekilmeyen tarım araziler artmaktadır. Hepimize bu bağlamda önemli görevler düşüyor. Bu ülke bizim ve gidecek başka yerimiz de yok. Bu ülkenin iyi olması, hepimizin iyi olması demektir. Her alanda iyi olan şeyler yapılmalıdır”

Gıda ile ilgili bir atasözü ile söze başlayan Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan ise günün anlama önemine değinerek şöyle konuştu;

“son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."

Gıdanın varlığı, yönetimi ve doğru kullanımına dönük duyarlılık sağlamak amacıyla 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş günü olan 16 Ekim, Dünya Gıda Günü kabul edilmiştir.

Her yıl farklı bir temanın işlendiği Dünya Gıda Günü’nün, 2018 yılı temasını FAO “Sıfır Açlık” şeklinde belirlemiştir. Sıfır açlık! peki bu mümkün mü?

İnsanın; medeniyet, sanayileşme ve modernleşme (kalkınma) adına bitki örtüsünü, ormanı, toprağı, nehirleri, gölleri adeta tırmalaması ve bunun sonucunda hırpalanan doğanın bizlere verdiği karşılık! Kuraklık, olmadı sel, o da olmadı aşırı yağış ve nihayet heyelan, açlık, havasızlık, susuzluk ve evsizlik. Zira her organizma kendine yönelen tehdide, karşılık verme refleksine sahiptir.

Elbette bu tehdit sadece bizlere yönelik olmayacaktır. Belki de vebalimizi bizden daha çok bizden sonraki kuşaklar çekecektir. Ki bu da hiç adil değildir.

Daha çok tüketim, benmerkezci daha çok ama hep daha çok kârdan başka bir önceliği olmayan yaşam tarzı, her insanın ve hatta her canlının hakkı olana, güçlünün el koyması! Açlığın; kaynakların kısıtlılığından değil paylaşımdaki adaletsizlikten kaynaklandığını biliyoruz. Açlık ile obeziteyi aynı cümlede kullanılır olmamız ise bu durumu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Aşırı ve bilinçsiz tüketim sonucunda ortaya çıkan önemli bir sağlık problemi olan obezite ile mücadele amacıyla kullanılan kaynağın bile açlık ile mücadeleye aktarılması durumunda önemli sonuçlar alınabileceği bilinmektedir.

2018 Dünya Gıda Günü’nde, geleceğe dair maalesef umutlu değiliz. Açlık çeken yaklaşık 850 milyon, yetersiz beslenmeye bağlı sağlık problemleri ile karşı karşıya bırakılmış yaklaşık 1,5 milyar insan var. Bu gerçek, kaygıyı arttırmaktadır.

Gıda alanına dair duyarlılığın gittikçe artmakta olduğu bir gerçek. Bu duyarlılığa hangi pencereden baktığımız ise sayılan bu kavramlara yükleyeceğimiz anlamları belirlemektedir.

Amacımız, tekelleşme ve dolayısıyla gıdayı temel bir insan hakkı olmaktan çıkarıp neredeyse sadece bir ticari ürün yani meta haline dönüştürme yönelimine karşı, ihtiyaçların karşılanmasına dönük daha insancıl ve dayanışmacı farklı alternatifleri yaşama geçirirken gıda güvenliğinin ihmal edilmemesine dikkat çekmektir”

Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2018, 14:19

emre


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42