#ABD

İLKHABER-Gazetesi - ABD haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, ABD haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Başkanı Donald Trump’tan Epstein resti: Adasına hiç gitmedim, demokratların tamamı gitti Haber

ABD Başkanı Donald Trump’tan Epstein resti: Adasına hiç gitmedim, demokratların tamamı gitti

ABD Başkanı Donald Trump, ABD Adalet Bakanlığı’nın şeffaflık yasası çerçevesinde 30 Ocak’ta yayınladığı yeni Jeffrey Epstein belgelerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve cezaevinde ölü bulan milyarder Jeffrey Epstein ile ilişkisine yönelik iddiaları yanıtlayan Trump, hem Demokratları hedef aldı hem de yazar Michael Wolff’a dava açacağı sinyalini verdi. "EPSTEIN VE WOLFF BANA KARŞI KOMPLO KURDU" Trump, Epstein ile gazeteci ve yazar Michael Wolff arasındaki yazışmalara değinerek, kendisine karşı bir plan yapıldığını savundu. Epstein ile dostane bir ilişkisi olmadığını belirten Trump, "Adalet Bakanlığı tarafından yeni açıklanan bilgilere göre Epstein ve Michael Wolff adında sahtekar bir ‘yazar’, beni veya başkanlığımı zedelemek için komplo kurmuşlar" ifadelerini kullandı. "DEMOKRATLARIN VE BAĞIŞÇILARININ TAMAMI ADAYA GİTTİ" Kendisi hakkında komplo kuranların "radikal solcular" olduğunu öne süren Trump, Epstein’ın meşhur adasıyla ilgili iddialara da net bir dille yanıt verdi. Trump, "Saçma sapan konuşmayı seven pek çok insanın aksine ben Epstein'ın istila edilmiş adasına hiç gitmedim, ancak bu sahtekar Demokratların ve bağışçılarının neredeyse tamamı gitti" şeklinde konuştu. "WOLFF’A DAVA AÇACAĞIZ" Epstein ve Wolff’u kendisine siyasi zarar vermek için iş birliği yapmakla suçlayan Trump, Wolff’u "üçüncü sınıf yazar" olarak nitelendirdi. Konuyla ilgili hukuki yollara başvuracağını belirten Trump şunları kaydetti: "Bu, Wolff adlı bir yazarın Epstein ile birlikte bana zarar vermek için komplo kurduğunu gösteriyor. Ben kendim görmedim ama çok önemli bazı kişiler bana bunun yalnızca beni aklamakla kalmadığını, hatta insanların özellikle de radikal solun umduğunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Wolff’un Jeffrey Epstein ile birlikte bana siyasi ya da başka şekilde zarar vermek için iş birliği yaptığı anlaşılıyor. Bu oldukça açık ve net şekilde ortaya çıktı. Bu yüzden muhtemelen Wolff’a dava açacağız."

Bad Bunny’den Grammy sahnesinde sert mesaj: ICE protestosu gündem oldu Haber

Bad Bunny’den Grammy sahnesinde sert mesaj: ICE protestosu gündem oldu

Los Angeles'ta düzenlenen ve müzik dünyasının en prestijli organizasyonu kabul edilen Grammy Ödülleri, bu yıl sahne şovlarından çok politik mesajlarla dünya gündemine oturdu. Super Bowl LX devre arası gösterisine sadece bir hafta kala sahneye çıkan Porto Rikolu süperstar Bad Bunny, kazandığı tarihi zaferi ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'na (ICE) yönelik sert bir protestoya dönüştürdü. "BİZ UZAYLI DEĞİLİZ, İNSANIZ VE AMERİKALIYIZ" "Debí Tirar Más Fotos" (Daha Çok Fotoğraf Çekmeliydim) adlı çalışmasıyla "Yılın Albümü" ödülünü kazanan ve bu kategoride zirveye yerleşen ilk İspanyolca albümün sahibi olarak tarihe geçen Bad Bunny, teşekkür konuşmasında salonu buz kestiren ifadelere yer verdi. Söze "Tanrı'ya teşekkür etmeden önce şunu söyleyeceğim: ICE, görüşmek üzere!" diyerek başlayan sanatçı, ABD yönetiminin göçmen politikalarını eleştirdi. Salondaki alkış tufanı eşliğinde konuşmasını sürdüren ünlü yıldız, "Biz vahşi değiliz, hayvan değiliz, uzaylı hiç değiliz. Biz insanız ve Amerikalıyız" ifadelerini kullandı. Nefretin bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldığını vurgulayan Bad Bunny, mücadele edilecekse bunun sevgiyle yapılması gerektiğini belirterek ödülünü vatanlarını terk etmek zorunda kalan göçmenlere adadı. CANLI YAYINDA SANSÜR ŞOKU Gecede politik rüzgarlar sadece Bad Bunny ile sınırlı kalmadı. "Yılın Şarkısı" ödülünü kazanan Billie Eilish de sahnede ICE uygulamalarını hedef aldı. Eilish'in "Çalınmış topraklarda kimse yasadışı değildir" şeklindeki sözleri dikkat çekerken, konuşmasının devamında kurduğu sert cümleler televizyon yayını sırasında sansürlendi (bip sesiyle kapatıldı). Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Eilish'in teşkilata yönelik küfürlü ifadeler kullandığı görüldü. Ayrıca "En İyi Yeni Sanatçı" ödülünü kazanan Olivia Dean de bir göçmen torunu olduğunu hatırlatarak, "Birbirimiz olmadan bir hiçiz" mesajını verdi. TRUMP'TAN TEPKİ VE SUPER BOWL TARTIŞMASI Gecenin sunucusu Trevor Noah'ın, Bad Bunny ile girdiği diyalogda "Amerika'da işler kötü giderse Porto Riko'ya taşınabilir miyim?" sorusuna sanatçının "Porto Riko zaten Amerika'nın bir parçası" cevabını vermesi gecenin en çok konuşulan anlarından biri oldu. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda ödül törenini "neredeyse izlenemez" olarak nitelendirerek tepki gösterdi. Bad Bunny'nin bu çıkışının, önümüzdeki hafta gerçekleşecek Super Bowl devre arası şovu öncesinde muhafazakar çevrelerdeki tartışmaları alevlendirmesi bekleniyor. Sanatçı daha önce, ICE baskınları endişesiyle 2025-2026 turnesinden ABD anakarasını çıkardığını duyurmuştu.

Donald Trump: İran ile müzakere sürüyor, sonuç belirsiz Haber

Donald Trump: İran ile müzakere sürüyor, sonuç belirsiz

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Fox News kanalına verdiği mülakatta, İran ile yürütülen diplomatik temaslara ve olası askeri hareketliliklere dair önemli açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran yönetiminin nükleer programı özelinde kendileriyle iletişim halinde olduğunu doğrularken, sürecin nihai bir sonuca ulaşıp ulaşmayacağı konusunda temkinli ve karamsar bir tablo çizdi. MÜTTEFİKLERLE BİLGİ PAYLAŞIMINA MESAFELİ YAKLAŞIM İran'a yönelik olası planların Orta Doğu'daki müttefik ülkelerle paylaşılması konusunda çekinceleri olduğunu belirten Trump, stratejik gizliliğe vurgu yaptı. Söz konusu hazırlıklarla ilgili gelişmeleri bölge müttefiklerine aktarmanın riskli olabileceğini savunan Trump, bu durumu "medya ile paylaşmaktan daha kötü olabileceği" şeklindeki çarpıcı bir ifadeyle dile getirdi. "EN SON İŞE YARAMAMIŞTI" Müzakere sürecinin işleyişine dair değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı, İran'ın diyaloğa açık olduğunu teyit etti ancak geçmiş tecrübelere atıfta bulundu. Trump, konuyla ilgili olarak, "Ama bakın, plan şu ki (İran) bizimle konuşuyor. Bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağız, aksi takdirde neler olacağını göreceğiz" dedi. Bölgedeki müttefiklerin İran'ın her zaman müzakereye açık olduğu yönündeki söylemleri hatırlatılan Trump, geçmişteki başarısız girişimleri örnek göstererek şunları kaydetti: "Bu doğru ama müzakere ediyorlar, dolayısıyla ne olacağını göreceğiz. En son müzakere ettiklerinde nükleerlerini devre dışı bırakmak zorunda kaldık, işe yaramadı." BÖLGEYE YAKLAŞAN BÜYÜK FİLO Diplomatik belirsizliğin yanı sıra askeri bir gövde gösterisi sinyali de veren Trump, İran'a doğru hareket halinde olan deniz gücünün kapasitesine dikkat çekti. ABD'nin bölgeye "büyük bir filo" sevk ettiğini paylaşan Trump, bu gücün büyüklüğünü, "Venezuela'da sahip olduğumuzdan daha da büyük" sözleriyle tarif etti. GERİLİMİ TIRMANDIRAN SÜREÇ İki ülke arasındaki tansiyon, İran'da ekonomik nedenlerle başlayan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği protestolarla tırmanmıştı. Göstericilerin idam edileceği iddiaları üzerine Washington yönetimi sert tepki göstermiş, Trump Tahran'ı ciddi ifadelerle uyarmıştı. Artan gerilim sonrası ABD donanması bölgeye yönlendirilirken, ABD ve İsrail basınında yer alan son haberlerde, dünyayı tedirgin eden olası bir saldırının bugün gerçekleşebileceği iddiaları gündeme gelmişti.

ABD faiz ödemeleri, savunma harcamalarını geçti Haber

ABD faiz ödemeleri, savunma harcamalarını geçti

ABD'de 38,5 trilyon doları bulan ulusal borcunun hızla artması ve görece yüksek faiz oranları, federal hükümetin borçlanma maliyetlerini de yukarı çekiyor. Federal borcun giderek artan maliyeti, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz indirimi baskılarının ardındaki nedenlerden biri olarak öne çıkıyor. Yüksek faiz oranlarının ABD'ye "bir servete mal olduğunu" savunan Trump, faiz indirimlerinin kamu borcunun finansman maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı olacağına işaret ediyor. ABD'nin bütçe raporları da federal hükümetin faize yaptığı harcamaların arttığını gösteriyor. HARCAMALARIN YÜZDE 14,8'İ FAİZE YAPILDI ABD Hazine Bakanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre, 1 Ekim 2025'te başlayan ve 30 Eylül 2026'da sona erecek 2026 mali yılının ilk üç ayında federal hükümetin giderleri 1,8 trilyon dolar olarak hesaplandı. Geçen yılın ekim-aralık aylarını kapsayan dönemde hükümetin giderlerinde en fazla harcama, 402,1 milyar dolarla sosyal güvenlik alanında yapıldı. Aynı dönemde net faiz ödemeleri 270,3 milyar dolarla bütçedeki en büyük ikinci harcama kalemi oldu. Net faiz giderleri, toplam harcamaların yüzde 14,8'ini oluşturdu. ABD'nin faiz giderlerinin bu dönemde savunma, sağlık ve eğitim harcamalarını geride bıraktığı dikkati çekti. Söz konusu dönemde federal hükümet, ulusal savunma için 266,9 milyar dolar, sağlık için 261,3 milyar dolar, sağlık sigortası programı Medicare için 254,1 milyar dolar, gelir güvenliği için 165,6 milyar dolar, gazilere yönelik hak ve hizmetler için 114,1 milyar dolar, eğitim için 39 milyar dolar, ulaştırma için 33,3 milyar dolar ve diğer kalemler için yaklaşık 21 milyar dolar harcadı. FAİZ HARCAMALARI 2025 MALİ YILINDA 970 MİLYAR DOLARI AŞTI ABD'nin faiz harcamaları, 2025 mali yılında Kovid-19 salgını öncesi dönemdeki seviyelerinin yaklaşık 2,5 katına çıktı. Kovid-19 salgını öncesi 2019 mali yılında 375,6 milyar dolar olarak hesaplanan federal hükümetin faiz giderleri, 2020'de 344,7 milyar dolar, 2021'de 352,3 milyar dolar, 2022'de 475,1 milyar dolar, 2023'te 659,2 milyar dolar ve 2024'te 881,7 milyar dolar oldu. Federal hükümetin net faiz giderleri 2025 mali yılında ise 970,4 milyar dolar olarak kaydedildi. Faiz ödemelerinin 10 yılda 13,8 trilyon dolara ulaşması bekleniyor Ülkenin artan borcu ve nispeten yüksek faiz oranlarının federal borçlanma maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam etmesi bekleniyor. Faiz ödemelerinin gelecek yıllarda bütçenin en hızlı büyüyen kalemlerinden biri olması öngörülüyor. ABD Kongresi Bütçe Ofisi (CBO) projeksiyonlarına göre, net faiz ödemelerinin 2026 mali yılında 1 trilyon dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Federal hükümetin faiz ödemelerinin 2026'dan 2035 mali yılına kadar olan dönemde ise toplam 13,8 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor.

ABD Orta Doğu'da hava tatbikatı düzenleyecek Haber

ABD Orta Doğu'da hava tatbikatı düzenleyecek

İran ile ABD arasındaki gerilim sürerken, ABD Orta Doğu'da hava tatbikatı düzenleyecek. ABD Hava Kuvvetleri Merkez Komutanlığı (AFCENT) tarafından yapılan açıklamada, "AFCENT'in ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanı genelinde savaş hava gücünü konuşlandırma, sevk ve operasyonel sürdürülebilirliğini sağlama yeteneklerini göstermek için birkaç gün sürecek bir hazırlık tatbikatı gerçekleştirecek" denildi. Söz konusu tatbikatın varlık ve personel dağıtım kapasitesini artırmak, bölgesel ortaklıkları güçlendirmek ve CENTCOM genelinde esnek müdahale uygulamalarına hazırlık yapmak amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. AFCENT Komutanı ve CENTCOM Birleşik Kuvvetler Hava komutanı Derek France, "Hava kuvvetleri personelimiz, zorlu şartlar altında güvenli ve hassas bir şekilde, ortaklarımızla birlikte dağılıp operasyonlar yürütebileceklerini ve savaş sortileri gerçekleştirebileceklerini kanıtlıyorlar. Bu, savaşa hazır hava kuvvetleri personelini muhafaza etme ve hava gücünü ihtiyaç duyulduğunda ihtiyaç duyulan yerde kullanıma hazır tutmak için gereken disiplinli uygulamayı sürdürme taahhüdümüzü yerine getirmekle ilgilidir" dedi. Tatbikatın ev sahibi ülkenin onayıyla, sivil ve askeri havacılık otoriteleriyle yakın işbirliği içinde, güvenli ve hassas şekilde egemenliğe saygı ilkesi ön planda tutularak yürütüleceği bildirildi. Tatbikat, CENTCOM'un USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki savaş gemilerinin Orta Doğu'ya ulaştığını açıklamasından bir gün sonra duyuruldu.

USS Abraham Lincoln bölgeye konuşlandı, Tahran’dan sert uyarı geldi Haber

USS Abraham Lincoln bölgeye konuşlandı, Tahran’dan sert uyarı geldi

ABD ile İran arasında haftalardır tırmanan tansiyon, Washington’un en ağır askeri unsurlarından birini sahaya sürmesiyle yeni bir aşamaya girdi. ABD Donanması’na bağlı USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunun Akdeniz-Ortadoğu hattına yönlendirilmesi, bölgede olası bir askeri senaryonun artık masada olduğu yorumlarını güçlendirdi. ABD’li yetkililer konuşlandırmayı “istikrarı korumaya yönelik rutin bir adım” olarak tanımlasa da, güvenlik çevreleri bu hamlenin İran’a yönelik baskıyı askeri düzleme taşıyan açık bir mesaj niteliği taşıdığı görüşünde. Özellikle gemi grubunun CENTCOM sorumluluk sahasında, İran’ı üçüncü ülke hava sahasına ihtiyaç duymadan hedef alabilecek bir menzilde konumlanması dikkat çekiyor. BASKI UNSURU Nükleer enerjiyle çalışan Nimitz sınıfı USS Abraham Lincoln, ABD ordusunun en etkili caydırıcılık araçları arasında yer alıyor. Yaklaşık 333 metre uzunluğundaki gemide 5 bini aşkın personel görev yapıyor. F/A-18 Super Hornet ve F-35C tipi savaş uçaklarıyla donatılan uçak gemisi, elektronik harp uçakları ve saldırı helikopterleriyle desteklenen çok katmanlı operasyon kapasitesine sahip. İki nükleer reaktörle çalışan geminin aylarca yakıt ikmali yapmadan görev yapabilmesi, askeri varlığın kısa süreli bir gözdağından öte, uzun soluklu bir baskı aracı olarak tasarlandığını ortaya koyuyor. Washington’un hafta sonu duyurduğu ve “hava gücünü konuşlandırma ve sürdürülebilirlik kapasitesini test eden” tatbikat açıklaması da bu çerçevede okunuyor. Bölgedeki diplomatik kaynaklar, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bazı ülkelerin hava sahalarını ABD uçaklarına açmama yönündeki tutumunun, uçak gemisi grubunu daha da kritik hale getirdiğine işaret ediyor. TAHRAN’DA ALARM ZİLLERİ İran yönetimi ise konuşlandırmayı açık bir tehdit olarak değerlendiriyor. Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD’nin “acil durum algısı yaratarak İran toplumunda çatlaklar oluşturmayı hedeflediğini” savundu. Laricani’ye göre Washington’un planı, önce iç dengeleri sarsmak, ardından askeri müdahale için uygun zemini oluşturmak. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî de silahlı kuvvetlerin bölgedeki her adımı anbean izlediğini belirterek, olası bir saldırıya “kapsamlı ve pişmanlık doğuracak” bir karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran basınında Devrim Muhafızları komutanlarının “tetikteyiz” mesajları geniş yer buldu. Tahran sokaklarında ise sert mesajlar içeren propaganda görselleri dikkat çekiyor. “Rüzgâr eken fırtına biçer” sloganlı afişlerde USS Abraham Lincoln’ün ABD bayrağının yıldızlarıyla patlatıldığı tasvirler yer alıyor. EKONOMİ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR Artan askeri hareketlilik, İran’ın kırılgan ekonomik yapısını da sarsmış durumda. Tahran Borsası haftaya sert bir düşüşle başladı. Resmi verilere göre aylık enflasyon yüzde 60 seviyesine ulaşırken, internet erişimine getirilen kısıtlamalar ticaret ve lojistik faaliyetleri olumsuz etkiliyor. İş dünyası temsilcileri, kesintilerin günlük milyonlarca dolarlık kayıplara yol açtığını dile getiriyor. Uzmanlara göre USS Abraham Lincoln’ün konuşlandırılması, İran’ın nükleer faaliyetlerinden ziyade Tahran’daki siyasi karar alma süreçlerini baskı altına almayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası. Ancak olası bir askeri müdahalenin, İran’da yeni bir sokak hareketini tetikleyip tetiklemeyeceği belirsizliğini koruyor. Zira rejime muhalif kesimlerin önemli bir bölümü, dış güçlerin dayattığı bir iktidar değişimine de mesafeli yaklaşıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’tan İran mesajı: Bölgeye büyük deniz filosu sevk ettik Haber

ABD Başkanı Donald Trump’tan İran mesajı: Bölgeye büyük deniz filosu sevk ettik

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, "Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantılarının ardından ülkesine dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Trump, Grönland ve Barış Kurulu konusundaki süreçlerin çok iyi gittiğini söyledi. Grönland konusunda çerçevesi belirlenen anlaşmanın "süresiz" olduğunu yineleyen Trump, "Ortada gerçek bir müzakere var ancak zaman sınırı yok. Süre sınırsız; yani bu kalıcı bir düzenleme. Daha önce 99 yıl, 50 yıl gibi süreler konuşulurdu ama burada süreklilik söz konusu. Her şey masada. Askeri seçenekler de dahil olmak üzere her türlü adım değerlendirilebilir. Ancak müzakereler devam ediyor, sonucu göreceğiz. Ben olumlu olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. "GRÖNLAND İÇİN SATIN ALMA BEDELİ YOK" Grönland konusundaki anlaşmanın herhangi bir satın alma bedelini içermediğini belirten Trump, "Bir satın alma bedeli yok. ABD, egemenlik açısından zaten önemli kazanımlar elde ediyor. Anlaşmada bizim için çok güçlü unsurlar var. Ayrıca bunun Avrupa için de faydalı olduğunu unutmamak gerekir. Biz iyi durumdaysak, onlar da iyi durumda olur. Eğer biz iyi olmazsak, bu Avrupa için de iyi olmaz. Çünkü sistemi bir arada tutan yapıdayız; bütünlüğü biz sağlıyoruz" dedi. "NATO DA SÜRECE DAHİL OLACAK" Anlaşmanın amacının Grönland üzerinde tek taraflı bir kontrol sağlamak olmadığını belirten Trump, "Hep birlikte çalışacağız. NATO da bu sürece dahil olacak. Bazı adımlar NATO ile eşgüdüm içinde atılacak, ki olması gereken de budur" diye konuştu. ABD açısından kayda değer bir maliyet oluşmayacağını belirten Trump, "Sadece ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) olarak adlandırılan yapının inşası söz konusu. Bu projeye katılım sağlayacağız. Ortaya çıkacak yapı benzersiz olacak. Teknolojimiz zaten son derece ileri düzeyde" değerlendirmesini yaptı. "Danimarka bu konsepti kabul etti mi?" sorusuna "Herkesin bu fikre sıcak baktığını düşünüyorum" cevabını veren Trump, sürece dair somut gelişmeleri 2 hafta içinde kamuoyu ile paylaşacağını belirtti. TRUMP, UKRAYNA SAVAŞININ UZAMASINI ELEŞTİRDİ Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği son görüşmeye ve barış müzakerelerine değinen Trump, "Ancak daha önce de Başkan Zelenskiy ile pek çok iyi toplantı yaptım ve sonuç alınamadı. İlginçtir 35 yıllık bir savaşı bir günde, 32 yıllık bir savaşı iki günde bitirdim. Diğer bazı savaşlar en fazla dört gün sürdü. Buna rağmen bu savaş uzadıkça uzuyor. Açıkçası, önceki bazı çatışmalardan daha karmaşık olduğu da söylenebilir" diye konuştu. Buna rağmen savaşı bitirmeye yönelik müzakerelerin önemine vurgu yapan Trump, "Her türlü görüşme olumludur. Görüşme olmazsa hiçbir şey ilerlemez. İlk üç yıl boyunca kimse görüşmedi. Biden döneminde de görüşme olmadı. Basit bir gerçek var: Görüşmezseniz sonuç alamazsınız. Biz görüşüyoruz ve ne olacağını göreceğiz. Umarım çok sayıda hayat kurtarabiliriz" dedi. "UKRAYNA BARIŞI İÇİN HERKES TAVİZ VERECEK" "Ukrayna barışı için Rusya’nın da taviz vermesi gerekecek mi?" sorusu üzerine Trump, "Tavizler verilecek. Bu tür bir anlaşmanın sonuçlanması için herkes taviz veriyor. Avrupa da sürecin bir parçası olacak; olmak zorunda. Açık konuşmak gerekirse bu mesele Avrupa’yı beni etkilediğinden daha fazla ilgilendiriyor. Bunu öncelikle hayat kurtarmak için yapıyorum. İkinci olarak Avrupa için yapıyorum. ABD açısından doğrudan etkisi sınırlı" ifadelerini kullandı. "HEM PUTİN HEM DE ZELENSKİY ANLAŞMAYA İSTEKLİ" Ukrayna savaşını bitirmeye yönelik anlaşmaya yaklaştıklarını belirten Trump, "Bazı dönemlerde Putin anlaşma istemedi, bazı dönemlerde Zelenskiy istemedi. Üstelik bu dönemler genellikle birbirinin tersiydi. Şimdi ise ikisinin de anlaşmaya daha istekli olduğunu düşünüyorum. Bunu zaman gösterecek" diye konuştu. Son görüşmelerinde Zelenskiy’nin barış istediğini dile getirdiğini yineleyen Trump, "Bir anlaşma yapmak istediğini söyledi. Açıkçası söyleyebileceği başka bir şey de yok. Gerçekler ortada. Altı-yedi aydır konuşulan konuların dışına çıkılmıyor. Geldi ve anlaşma istediğini ifade etti. Bence istemesi gerekiyor. Çünkü bu süreç Ukrayna halkı için son derece zor, gerçekten çok yıpratıcı" şeklinde konuştu. "BÖLGEYE DOĞRU İLERLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR DONANMAMIZ VAR" İran ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, "İran’ı yakından izliyoruz. Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi. Kendisinin yaptığı çağrı sonrasında İran’ın 837 kişinin idamını durdurduğunu hatırlatan Trump, "Ancak şunu da söyleyeyim: Bölgeye doğru ilerleyen çok büyük bir donanmamız var. Belki kullanmak zorunda kalmayız. Göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in görevden çekilmesini ya da sürgüne gitmesini istiyor musunuz?" sorusu üzerine Trump, "Şu aşamada bu konuya girmek istemiyorum. Ama ne beklediğimizi çok iyi biliyorlar" dedi. TRUMP’TAN İRAN’A UYARI İran ile müzakereye açık olduklarını belirten Trump, ülkenin nükleer tesislerine yönelik saldırıları hatırlatarak, "Eğer yeniden aynı şeyi yapmaya kalkarlarsa, orayı da aynı şekilde, hatta çok daha kolay vururuz" uyarısında bulundu. İran’la iş yapan her ülkenin yüzde 25 oranında gümrük vergisine tabi olacağını hatırlatan Trump, bu vergilerin "çok yakında" yürürlüğe gireceğini söyledi. "ÇOK ÖNEMLİ ÜLKELER BARIŞ KURULU’NA KATILDI" Trump, İngiltere ya da Fransa’nın Barış Kurulu’na katılması hâlâ mümkün mü?" sorusu üzerine, "Bence katılmak isteyecekler. Çoğu ülkede başbakan ya da cumhurbaşkanı doğrudan imza atabiliyor. Bugün de bunun örneklerini gördünüz. Unutmayın, davet mektupları sadece iki gün önce gönderildi ve şimdiden yaklaşık 30 ülke katılım gösterdi. Üstelik bunlar çok önemli ülkeler. Bazı ülkelerde ise yasal kısıtlamalar var. Örneğin İtalya başbakanı bana açıkça katılmak istediğini söyledi, hatta çok istediğini belirtti; ancak parlamentodan onay alması gerekiyor. Polonya için de benzer bir durum söz konusu. Bazı liderlerin yetkisi var, bazılarının yok. Çoğunun yok. Yani kimi ülkeler için yasal onay şart" ifadelerini kullandı. İkinci görev döneminin sona ermesinin ardından Barış Kurulu başkanlığını sürdürebileceğinin sinyalini veren Trump, "İstersem buna hakkım var. Ne olacağını zamana bırakacağım. Ama beni bu rolde görmek istiyorlar. Teorik olarak bu görev ömür boyu olabilir. Bundan emin değilim; bunu isteyip istemediğimi henüz bilmiyorum" dedi. TRUMP, PUTİN’İN 1 MİLYAR DOLARLIK GAZZE BARIŞ KURULU ÖNERİSİNİ OLUMLU KARŞILADI Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ABD tarafından dondurulan Rus varlıklarından 1 milyar doları Gazze Barış Kurulu’na aktarma önerisini de değerlendiren Trump, "Oldukça ilginç. Kendi parasını kullanacağını söylemiş. Bu durumda benim açımdan sorun yok" dedi. "Xİ İLE GÖRÜŞMEYİ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM" Trump, "Bu yıl Çin Devlet Başkanı ile kaç kez görüşmeyi düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine de, "Bir ziyaret gerçekleştireceğim. Nisan ayında ben gideceğim; yılın sonuna doğru da kendisi gelecek. Devlet Başkanı Xi Jinping ile yeniden görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Kendisiyle her zaman çok iyi bir ilişkimiz oldu. Eşi de son derece etkileyici biri. Başkan Xi gerçekten dikkat çekici bir lider" açıklamasında bulundu. Covid döneminde Çin ile ilişkilerin oldukça gerildiğini aktaran Trump, "Ancak şu anda mükemmel bir noktadayız. Zaten bunu rakamlarda da görüyorsunuz. Tarım ürünlerimizi yoğun şekilde satın alıyorlar. Özellikle soya fasulyesi alımları çok yüksek. Bu durum çiftçilerimizi memnun ediyor, beni de memnun ediyor" dedi.

Trump Davos zirvesinde Gazze Barış Kurulu için imzaları attırdı Haber

Trump Davos zirvesinde Gazze Barış Kurulu için imzaları attırdı

İsviçre'de düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), küresel siyaseti şekillendirecek kritik bir imza törenine sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde gerçekleşen "Gazze Barış Kurulu" oturumunda, aralarında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da bulunduğu çok sayıda ülke temsilcisi bir araya geldi. Başkan Trump, tören öncesinde yaptığı konuşmada kendi yönetimi döneminde sağlanan diplomatik ve askeri gelişmelere vurgu yaptı. SEKİZ SAVAŞI DOKUZ AYDA BİTİRDİK İDDİASI Konuşmasında dünya genelindeki çatışma bölgelerine değinen Donald Trump, "Bugün dünya benim sayemde daha zengin, daha barışçıl." ifadesini kullandı. Göreve geldikten sonraki süreçte 8 savaşı 9 ay gibi kısa bir sürede sonlandırdıklarını iddia eden Trump, bu ülkeler arasında Kamboçya, Tayland, Sırbistan, Pakistan, Hindistan, İsrail, İran, Mısır ve Etiyopya'nın bulunduğunu belirtti. Orta Doğu'da 59 ülkenin barış sürecini desteklediğini kaydeden ABD Başkanı, "Dünyanın birçok yerinde yangınları söndürdük. Bazı yerlerde 35 yıldır süren savaşlar vardı, biz bunları bitirdik." dedi. Trump'ın gündeminde Suriye ve Venezuela'daki rejim değişiklikleri de yer aldı. Suriye'deki yeni yönetimin iyi çalıştığını savunan Trump, "Suriye'de çok iyi kazanımlar var. Nefes alabilmeye başladılar. Oradaki yeni yönetim iyi çalışıyor. Suriye liderine güveniyorum." değerlendirmesinde bulundu. DEAŞ'ın kendi döneminde ortadan kaldırıldığını hatırlatan Trump, Venezuela konusunda ise "Diktatör Maduro'yu kaçırdık. Venezuela'yı dev petrol firmalarına açtık. Venezuela çok büyük gelir elde edecek." ifadelerini kullandı. GAZZE İÇİN SİLAHSIZLANMA VE YENİDEN İNŞA VURGUSU Toplantının ana gündem maddesi olan Gazze konusunda net mesajlar veren Trump, savaşın sona erdiğini ilan etti. Hamas'ın elindeki son rehineleri teslim etmesi gerektiğini belirten Trump, "Hamas silah bırakmazsa bu onların sonu olur. Bizim Gazze'nin silahsızlanmasını ve yeniden inşasını sağlamamız lazım. Gazze'nin iyi yönetilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu. NATO ÜYELERİNE EKONOMİK BASKI VE İSPANYA AYRINTISI ABD ekonomisindeki iyileşmeye dikkat çeken Trump, ticaret açığını yüzde 77 oranında azalttıklarını söyledi. Konuşmasında NATO üyelerinin savunma harcamalarına da değinen Trump, "NATO üyelerinin Gayrisafi Millî Hasıla'larının yüzde 5'inin NATO'ya harcanmasını sağladım, İspanya hariç herkes kabul etti. İspanya'yla konuşmam gerekecek." dedi. Konuşmaların tamamlanmasının ardından liderler sahneye çıkarak Gazze Barış Kurulu'nun kuruluş belgesini imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.