#Adana Adliyesi

İLKHABER-Gazetesi - Adana Adliyesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adana Adliyesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özel eğitim kurumu mağduru öğretmenler Adana Adliyesi’nde bir araya geldi Haber

Özel eğitim kurumu mağduru öğretmenler Adana Adliyesi’nde bir araya geldi

Adana’da faaliyet gösteren bir özel eğitim kurumu nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirten sözleşmeli öğretmenler, Adana Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Bazı eğitim sendikalarının da destek verdiği açıklamada, öğretmenler adına Avukat Mustafa Onur Kutlay konuştu. Kutlay, “Öğretmenlerimizin emeğinin karşılığı ödenmiyor, SGK girişimleri yapılmıyor. Bu durum, sadece maddi mağduriyet yaratmakla kalmıyor, öğretmenlerimizi tedirgin ediyor. Yetkilileri, bu iddiaları ciddiye alarak gerekli adli ve idari denetimleri yapmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. “ÖĞRETMENLERE MAAŞ VERMEYEN KURUM FAALİYETLERİNE DEVAM EDİYOR” Öğretmenlerin yaşadığı ücret, sigorta ve özlük hakları ihlalleri ile eğitim alanında yaşanan emek sömürüsü ve haksız kazanç iddialarını açıklayan Kutlay, “Adana'da sözde eğitim girişimcisi olduğunu iddia eden bir kişi; yıllardır Yüreğir ve Sarıçam ilçelerimizde mekik dokurcasına 9-10 aylık süre içerisinde resmiyette akrabalarının, dostlarının ve yakınlarının üzerine işyeri açmak suretiyle kurum açmıştır. Kiraladığı işyeri sahiplerinin bir kısmına tek kuruş kira parasını ödememiş, velilerden kurs kayıt parası adı altında paraları toplamıştır. Çoğunluğu genç ve kadınlardan oluşan, atanmayı bekleyip atanamayıp işe ihtiyacı olan öğretmenlerimizi ‘gelin bizimle çalışın size şu kadar maaş vereceğim’ diyerek işe almış, ancak daha sonra işe aldığı öğretmenlere ya hiç para vermemiş ya da çocuğa harçlık verir gibi maaşının üçte birinden bile azını parça parça olacak şekilde. Öğretmenlerin de ‘ücretlerimiz neden ödenmiyor neden SGK girişim yapılmıyor’ sorusu üzerine, ‘hocam battık, borçtayız, maliye borcumuz var, bizi idare edin, yeni kurulduk’ bahaneleri üretip öğretmenleri oyalamıştır. Akabinde bu şahıs kurumu kapatmış tabiri caizse tüymüştür. Onlarca öğretmeni mağdur eden bu şahıs ne yazık ki Adana'da halen faaldir. Şuan bu şahsın Yüreğir İlçesinde hala söz konusu eylemlerini devam ettirdiğini öğrendik. Emeğinin karşılığını alamayan öğretmenlerin, ilgili kişiyle görüşme veya yasal yollara başvuracaklarını bildirmeleri üzerine, tarafımıza iletilen başvurularda; hak arama girişimlerinin sonuçsuz kalacağı yönünde, kişisel nüfuz, siyasi parti bağlantısı ve etkili çevrelere atıf içeren sözlü beyanlarda bulunulduğu ifade edilmektedir. Bu beyanların, mağdurlar üzerinde caydırıcı bir etki yarattığı ve hak arama yollarını fiilen zorlaştırdığı açıktır. Ayrıca bu şahıs pek çok öğretmene ‘ben falanca aşiretin mensubuyum ona göre, biz de boş değiliz’ şeklinde aba altından sopa gösterircesine hak arama yollarını caydırmaya yönelik algı oluşturabilecek sözlü beyanlarda bulunulduğu ifade edilmektedir” diye konuştu. Bir çok öğretmenin açıklamaya katılamadığına dikkat çeken Kutlay şunları söyledi: “Bu iddiaların doğruluğu halinde, durumun ceza ve idare hukuku bakımından son derece ciddi sonuçlar doğurabileceği açıktır. Şayet bu iddialar gerçek ise, durumun ne kadar ciddi olduğunu kamuoyuna belirtiriz. Bugün bu basın açıklamasına katılmak isteyip de katılamayan öğretmenlerimiz de tam da bu sebepten ötürü aramızda değiller. Hatta pek çok öğretmenimiz; basın açıklamasına katılmak şöyle dursun, alın teriyle kazandığı helal kazancını istemek için adli mercilere başvurmaktan bile çekinmektedir. Bu şahıs ne cüretle bu sözleri söylemektedir? Bu şahıs bu cesareti nasıl alabilmektedir? Şayet bu şahıs herhangi bir siyasi partinin mensubu ise o parti yetkililerinin bu şahsı o partiden ihraç etmesini öneririz. Eğitimde angaryaya tanık olduk, eğitimde sömürüye tanık olduk. Ama eğitimde emek hırsızlığına ve eğitimde bu denli bir haksız kazanca ilk defa tanık oluyoruz.” “ÖĞRETMENLER TEDİRGİN EDİLMESİN, HAKSIZ KAZANÇLARA SON VERİLSİN” Öğretmenlerin savcılık birimlerine suç duyurularında bulunduklarını belirten Kutlay, “İşçilik alacakları için dava şartı arabuluculuk başvurularında bulunmuş, CİMER kanalı ile yetkili organlara yapılan haksızlıklar ve usulsüzlükler açıkça bildirilmiştir. Fakat bunlara rağmen bu şahsın ne yazık ki hala faaliyetini yürüttüğü bilinmektedir. Buradan yetkililere seslenmek istiyoruz. Lütfen gerekli denetimleri gerçekleştirelim ve gerekli usulleri ivedilikle işletelim. Bu iddiaların, bu eylemlerin ciddiye alınarak bu şahsa adli, idari ve mali yaptırımlar başta olmak üzere yasalar çerçevesinde her türlü yaptırımların uygulanmasını istiyoruz. Eğitimde daha fazla emek hırsızlığının yaşanmaması, eğitimde daha fazla haksız kazancın yaşanmaması, eğitim yapılan yerde daha fazla aba altından sopa gösterilerek öğretmenlerin tedirgin edilmemesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Miraç’ın ailesi Adana Adliyesi önünde adalet istedi Haber

Miraç’ın ailesi Adana Adliyesi önünde adalet istedi

Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde otomobilin çarptığı bisikletteki çocuk yaşamını yitirdi. Ali Bozdoğanoğlu Bulvarı'nda, 34 KYM 021 plakalı otomobil, yaya geçidinden karşıya geçmeye çalışan Muhammet Miraç Çam'ın (12) kullandığı bisiklete çarpmıştı. Sürücü daha sonra otomobilini olay yerinde bırakıp yaya olarak kaçmıştı.. Muhammet Miraç Çam'ın ailesi Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesinde Adana Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Miraç’ın ailesi, yakınları, Adana Barosu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Merkezi, bisikletli avukatlar katıldı. Katılanlar adına açıklamayı Mavi Çocuk Utku Umut Işıkları Derneği Başkanı Kemal Yücel okudu. “BİR ÇOCUK YAYA GEÇİDİNDE ÖLMEMELİ” Kemal Yücel, basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bugün burada, yaya geçidinde bisikletiyle ilerlerken hayattan koparılan 12 yaşındaki Miraç için toplandık. Bir çocuğun, en güvenli olması gereken yerde, yaya geçidinde yaşamını yitirmesinin kabul edilemez olduğunu haykırmak için buradayız. Adana’da bisikletiyle yaya geçidinden karşıya geçen Miraç, kırmızı ışık ihlali yapan, ehliyetsiz ve aşırı hızlı bir sürücünün çarpması sonucu hayatını kaybetti. Çarpmanın şiddetiyle yaklaşık 70 metre ileriye savrulan bir çocuğun yaşadıkları, bu olayın basit bir “trafik kazası” olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bir çocuk yaya geçidinde ölmemelidir. Bisikletli olmak, trafikte görünmez ve korunmasız olmak anlamına gelmemelidir. Kurallara uyan, yol hakkı olan bir çocuğun yaşamı; denetimsizliğe, ihmale ve sorumsuzluğa kurban edilemez. Bu dava yalnızca Miraç için değildir. Bu dava, okul yolunda hayatını kaybeden çocuklar içindir. Bu dava, her gün trafikte yaşam mücadelesi veren bisikletliler içindir. Bu dava, “kaza” denilerek geçiştirilen ama aslında önlenebilir olan ölümler içindir” şeklinde konuştu. “GÜVENLİ YOLLAR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR” Yücel, “Bizler sivil toplum örgütleri, bisikletliler ve duyarlı yurttaşlar olarak; çocuklar, yayalar ve bisikletliler için güvenli yolların bir tercih değil zorunluluk olduğunu hatırlatıyoruz. Yetkilileri, denetimsizliğe ve cezasızlığa karşı sorumluluk almaya çağırıyoruz. Ayrıca bu davada adaletin gerçek anlamda sağlanabilmesi için; olayın “taksirle öldürme” olarak değil, koşulları dikkate alındığında “bilinçli taksir” veya “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor ve hukuki süreci bu yönde titizlikle takip ediyoruz” ifadelerini kullandı. “MİRAÇ İÇİN ADALET İSTİYORUZ” Yücel adalet çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Bugün burada durarak şunu söylüyoruz: Çocuklar yollarda ölmesin. Bisikletliler görünmez sayılmasın. Adalet gecikmesin. Miraç için adalet istiyoruz. Güvenli yollar istiyoruz. Bir daha hiçbir çocuğu yaya geçidinde kaybetmemek için buradayız.” Avukat Ahmet Özkaynak duruşma öncesinde yaptığı açıklamada, “Bugün burada genç yaşta hayattan kopan Muhammet Miraç kardeşimizin duruşması için bir araya geldik. Biz daha önce dosyaya sunulan bize göre haktan uzak olan bilirkişi raporuna itirazlarımızı sunacağız” diye ifade etti.

Adana'da amca-yeğen cinayeti davasında karar Haber

Adana'da amca-yeğen cinayeti davasında karar

Adana Adliyesi'nde görülen trajik bir aile davası sonuçlandı. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Karataş ilçesinde meydana gelen ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili hükmünü açıkladı. Duruşmada tutuklu yargılanan 35 yaşındaki sanık A.A. ile taraf avukatları hazır bulundu. SAVCI: İLK HAKSIZ HAREKET MAKTULDEN GELDİ Duruşmada mütalaasını sunan Cumhuriyet savcısı, olayın arka planına dikkat çekti. Savcı, sanık A.A'nın boşandıktan sonra aile büyüklerinin araya girmesiyle barıştığı eski eşi C.S'ye, yeğeni Batuhan Bulut'un sarkıntılık yaptığını belirtti. Olayın bu gerekçeyle gerçekleştiğini vurgulayan savcı, ilk haksız hareketin maktulden kaynaklandığının tespit edildiğini anlatan savcı, A.A'nın "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılması yönünde görüş sundu. SANIK: HEDEF GÖZETMEDİM Mahkeme heyeti karşısında son savunmasını yapan sanık A.A., öldürme kastı taşımadığını iddia etti. Yeğeninin kendisine silah çektiğini öne süren sanık şu ifadeleri kullandı: "Maktul olay anında direkt bana silahını çekti. Batuhan'ı öldürme amacım yoktu. Hedef gözetmedim. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum." Karşı tarafın avukatı ise olayın planlı olduğunu savunarak, Müşteki taraf avukatı ise cinayetin tasarlayarak gerçekleştirildiğini savunarak, sanığın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. TAHRİK İNDİRİMİ VE 11 YIL HAPİS Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, kararını açıkladı. Suçun işleniş biçimini ve tahrik unsurlarını değerlendiren heyet, sanığı haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. OLAYIN GEÇMİŞİ Dava konusu olay, 7 Mayıs 2023 tarihinde Karataş ilçesine bağlı Meletmez Mahallesi'nde yaşanmıştı. İddianameye göre sanık A.A., eski eşine sarkıntılık yaptığı iddiasıyla yeğeni Batuhan Bulut'u evinin önünde vurarak öldürmüş ve olay sonrası tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Adana Adliyesi, DMD hastası Miraç Ali için tek yürek oldu Haber

Adana Adliyesi, DMD hastası Miraç Ali için tek yürek oldu

Adana Adliyesi, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Miraç Ali’nin tedavisine destek olmak amacıyla yardım kermesi düzenledi. Kermese Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin, Adana Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ferhat Karakuş, Adana İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan, Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke, avukatlar, savcılar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlikte konuşan Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin, “Adliyede çalışan herkes Miraç evladımızın hastalığını duyduğu andan itibaren teyakkuza geçti. Kermese canla başla hazırlanarak büyük bir dayanışma örneği sergiledi” dedi. “Milletimiz, nerede bir çocuğun canı yansa yanında olur” Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin adliyede çalışanların Miraç Ali için tek yürek olduğunu belirterek, “Adliyede çalışan herkes Miraç evladımızın hastalığını duyduğu andan itibaren teyakkuza geçti. Düzenlenen kermese canla başla çalışarak hazırlandı. Bizim milletimizin farkındalığı burada oluşuyor. Edirne’den Kars’a, nerede bir çocuğun parmağına kıymık batsa biz üzülürüz. Bunun en güzel örneğini 6 Şubat depreminde gördük. O büyük felakette milletimiz tek yürek oldu. DMD hastası evladımızın şifa bulması için elimizden geleni yapıyoruz. Burada desteklerini esirgemeyen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Etkinlik kapsamında ev hanımlarının el emeğiyle hazırladığı yiyecekler, el işçiliği ürünler, hediyelik eşyalar ve çeşitli giysiler satışa sunuldu. Vatandaşların gönüllü olarak hazırladığı ürünlerden elde edilen tüm gelir, doğrudan Miraç Ali’nin tedavi masraflarına aktarılacak. Kermes, hem farkındalık oluşturması hem de minik Miraç’ın tedavisine katkı sağlaması açısından yoğun ilgi gördü.

Tutar Yapı Sitesi davası duruşmasında sanıkların ‘olası kast’ ile yargılanması talep edildi Haber

Tutar Yapı Sitesi davası duruşmasında sanıkların ‘olası kast’ ile yargılanması talep edildi

Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremde yıkılan ve 64 kişinin hayatını kaybettiği Tutar Yapı Sitesi’nin C bloğu yıkılmıştı. Binaya ilişkin üç sanığın yargılandığı davanın 7. duruşması Adana Adliyesinde 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Binanın yıkılmasından sorumlu sanıklar cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılırken, avukatlar ve hayatını kaybeden 64 kişinin yakını müştekiler duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmayı CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin de takip etti. Müşteki avukatları suçluların ‘olası kast’ ile yargılanmasını istedi Duruşmada ilk olarak müştekilere söz verildi. Müştekiler, sanıkların ‘olası kast’ ile yargılanmaları gerektiğini belirterek bu yönde ek savunmalarının alınmasını talep etti. Müşteki avukatları Ümit Büyükdağ ve Baran Taygun Metin de aynı yönde taleplerini yineleyerek, sanıkların mevcut tutukluluk halinin devamını istedi. Cumhuriyet savcısı, eksikliklerin giderilmesi ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde mütalaa sundu. Duruşma 27 Hazirana ertelendi Sanık avukatları, ek bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 27 Haziran tarihinde yapılacak. “Sanıklar birbirlerine suç attı” Duruşma hakkında bilgi veren Avukat Baran Taygun Metin, “ Mahkemeye bakan heyet yenilendiği için son kez dosyayı özetlemek zorunda kaldık. Akabinde katılan tüm müştekileri ‘olası kast’ ile ek savunma alınması yönünde taleplerini yenilediler. Sanıklar kendi arasında birbirlerine suç atmakla savunma yaptılar. Sanık müdafileri ise raporlar yetersiz olduklarını iddia ederek yeni rapor alınmasını talep ettiler. Dosyada bazı eksiklikler vardı, o eksikliklerin tamamlanması bekleniyor. Duruşma 27 Haziran Cuma günü saat 10:00’a ertelendi. 3 Sanık halinde de tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. 27 Haziran’da ailelerle birlikte burada olacağız. Beklentimiz dosyada var olan eksikliklerin giderilerek sonuca erdirilmesi olacak. Bu dosyada olası kasttan ceza alınması gerektiğini düşünüyoruz" diye ifade etti.

Av. Volkan Böke: Baroların bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkacağız Haber

Av. Volkan Böke: Baroların bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkacağız

Adana Barosu son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin kaygılarını ve çözüm önerilerinizi paylaşmak üzere “Hukuk Devleti İçin Çağrı” konulu basın açıklamasını Adana Adliyesinde gerçekleştirdi. Açıklamayı katılanlar adına Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke okudu. Açıklamada Baro Başkanı Av. Volkan Böke, İstanbul Barosu’na açılan davanın hukuk devleti ilkesine zarar verdiğini vurgulayarak, adaletin korunması için mücadele edeceklerini ifade etti. “Hukukun üstünlüğü ve savunma özgürlüğü tehlikede” Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke, “Ülkemizde kısa sürede yaşanan gelişmelerle hukuk devleti ilkesine, demokrasiye ve yargıya olan güvene zarar verdiğini düşündüğümüz günlerden geçmekteyiz. İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında İstanbul 2 Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davaname ile görevden alınmalarına karar verilmiş olması; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile bazı ilçe belediye başkanları ve belediye çalışanları hakkında başlatılan soruşturma kapsamında yapılan açıklama, sonrasında yaşanan bir kısım hak ihlalleri ve sokak olayları nedeniyle, avukatlık kanununun verdiği görev ve sorumluluklar çerçevesinde açıklamada ve çağrıda bulunma ihtiyacı doğmuştur. Hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve savunma özgürlüğü, demokratik bir toplumuri vazgeçilmez unsurlarıdır. Söz konusu ilkeler yüzlerce yıllık hukuk uygulamaları sonunda doğmuş, gelişmiş ve hemen hemen, çağdaş tüm hukuk devletlerince de kabul görmüş ilkelerdir. Andığımız ilkeler kişilerin hakkını koruma amacına yönelik olduğu kadar toplumsal barışın sağlanmasına da hizmet etmektedir. Dolayısıyla bu ilkelerle çatışan, bu ilkeleri ihlal eden her uygulama "çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkma" iddiası ile kurulan Cumhuriyet idealine de aykırı olduğu gibi, bu haklara sahibi olan yurttaşlar açısından da bir hak ihlali oluşturacak, toplumsal barışa da zarar verecektir” şeklinde konuştu. "İstanbul Barosu'na açılan dava, adalet mekanizmasına zarar veriyor" Av. Böke, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Avukatlık Kanunu'nun 77. maddesinin uygulanarak İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulunun görevden alındığını vurgulayarak, “Cumhuriyet tarihinde ilk defa Avukatlık Kanunu'nun 77. maddesinin uygulandığı bir davaname düzenlenerek İstanbul Barosu başkanı ve yönetim kurulu hakkında, amacı dışında faaliyet göstermeleri sebebiyle görevlerine son verilmiştir. Oysa yine Avukatlık Kanunu'nun 76. Ve 95. Maddeleri ile barolara hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak görevleri vermektedir. Dünyanın sayı itibariyle en büyük barosu olan ve 147 yıllık geçmişe sahip olan İstanbul Barosu'nun bir basın açıklaması nedeniyle böylesi bir davaya maruz bırakılması adaletin tesisi için görevli olan barolar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Davanamenin tek dayanağı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalılar hakkında re'sen bir ceza soruşturması başlatılmasıdır. Ancak Avukatlık Kanunu uyarınca avukatların görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine tabi kılınmıştır. Böylece yasa koyucu tarafından savunmanın bağımsızlığı ölçüsünde mesleğin icrası kolaylaştırılmak istenmiş ve avukatlar özel bir soruşturma usulüne tabi kılınmıştır. Bu bağlamda, İstanbul Barosu ve yönetim kurulu adına Adalet Bakanlığınca verilen izninin iptali için idare mahkemesinde açılmış bir dava bulunmaktadır. Dolayısıyla idari yargının vereceği karar ile, davanamenin dayanağını oluşturan cezai soruşturmanın temelsiz kalabilme durumu bulunmaktadır ki, bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde telafisi imkânsız sonuçlar doğacağı aşikardır” dedi. "Barolar susarsa, hukuk ve adalet de susar" Av. Böke, Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 77. maddelerinde "amaç dışı faaliyet" kavramının açıkça tanımlanmadığını belirterek şunları söyledi: “Yine, Avukatlık Kanunu 76 ve 77. maddelerinde "amaç dışı faaliyet “in ne olduğu açıkça tanımlanmamıştır. Bu belirsizlik öncelikle Anayasa'nın 2. maddesinde yazılı Hukuk Devleti ilkesine ve 13. maddesinde yazılı "Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması" hükmüne uygun bir düzenleme değildir. Hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi bağlamında, cumhuriyet tarihinde ilk kez uygulanacak Avukatlık Kanunu 77. Maddesi'ne dair bu karar emsal ve ilk olma özelliği taşımaktadır. Nitekim kamu kuruluşu niteliğinde olan baroların asliye hukuk mahkemesinde yargılanması da ayrıca hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Buna göre sayın mahkemeden beklenen, idari davanın ve cezai soruşturmanın sonucunu beklemek, ilk defa uygulanacak Avukatlık Kanunu 77. Maddesi'ndeki bu belirsizliklerin nihai çözümü için, ciddi ve somutlaştırılmış bu anayasaya aykırılık iddialarının değerlendirmesi idi. Ancak bu hukuka aykırılıklar değerlendirilmeden verilen karar ile adalete olan güven sarsılmış, baroların ve 200 bin avukatın Anayasanın 2. Maddesinde güvence altına alman hukuk devleti ilkesinin yaşatılması için verdiği mücadele de zarar görmüştür. Barolar susarsa hukuk susar, adalet susar. Savunma herkes için adalet ararken, avukat için de adalet istiyor.” “Hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğiz” Av. Volkan Böke, “Ülkemizde bir büyükşehir belediye başkanının diplomasının iptal edilmesi, akabinde başkaca belediye başkanları ve belediye çalışanları ile birlikte açılan soruşturmada tutuklanması, toplumsal olaylara sebebiyet vermiştir.  Tüm bu sorunların çözümü, demokrasiye, yargı bağımsızlığına, etkin savunma, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlılıkla mümkün olduğu kanaatindeyiz. Adana Barosu olarak, İstanbul Barosu'nun ve binlerce meslektaşlarımızın baroların bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü mücadelesinde her zaman olduğu gibi yanlarında olacağımızı ve her türlü hukuksuzluğa karşı hukuk çerçevesinde mücadele edeceğimizi; her ne amaçla olursa olsun hukukun araç sallaştırılmasına, baroların susturulmaya çalışılmasına, adil yargılanma ilkesinin ihlal edilmesine ve yurttaşların özgürlüklerinin keyfi şekilde ortadan kaldırılmasına karşı duracağımızı, bu çerçevede tüm hukuk camiasını, yetkilileri ve vatandaşlarımızı hukuk devleti sınırları içinde kalmaya çağrıda bulunduğumuzu bütün kamuoyuna saygıyla duyururuz” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.