#Adana Veteriner Hekimleri Odası

İLKHABER-Gazetesi - Adana Veteriner Hekimleri Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adana Veteriner Hekimleri Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Asrın Felaketi yıl dönümünde veteriner hekimlerden vefa ve sorumluluk mesajı Haber

Asrın Felaketi yıl dönümünde veteriner hekimlerden vefa ve sorumluluk mesajı

6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde, Adana Veteriner Hekimleri Odası, yaşanan acıları saygı ve hüzünle andı.Konu hakkında bir açıklama yapan Adana Veteriner Hekimleri Odası Genel Sekreteri Caner Alıç, “ Depremin hemen ardından, rahmetli Oda Başkanımız Nihat Köse’nin öncülüğünde Adana Veteriner Hekimleri Odası Koordinasyon Merkezi olarak ilan edilmiş, afet bölgesine veteriner hekimliği hizmetlerinin ulaştırılması için yoğun bir çalışma başlatılmıştı. Türkiye’nin dört bir yanından meslektaşların maddi ve manevi katkılarıyla oluşturulan bu dayanışma ağı sayesinde, depremden etkilenen bölgelerde hem hayvan sağlığı hem de halk sağlığını ilgilendiren hizmetler kesintisiz şekilde yürütüldü.” Dedi. Caner Alıç, o günlerde yaşanan zorluklara rağmen görev bilinciyle hareket edildiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Depremin ilk anlarından itibaren, tüm korkularımızı ve endişelerimizi bir kenara bırakarak, bizden çok daha zor durumda olan vatandaşlarımızın ve canlıların yardımına koşmayı görev bildik. Meslektaşlarımız büyük bir özveriyle deprem bölgelerine ulaştı, sahipsiz kalan hayvanlar için sağlık hizmeti ve besleme çalışmaları, gıda güvenliği, aşılama çalışmaları ve zoonotik hastalık risklerine karşı sahada aktif rol aldı.” Caner Alıç, afet süreçlerinde veteriner hekimliğinin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını, toplum sağlığı ve çevre sağlığının korunmasında da kritik bir görev üstlendiğini belirterek, bu bilinçle hareket etmeye devam edeceklerini ifade etti. Açıklamasının sonunda depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Alıç, “6 Şubat depremlerinde yitirdiğimiz tüm canlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan vatandaşlarımıza bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu acının unutulmaması ve afetlere karşı daha güçlü bir sistem kurulması hepimizin ortak sorumluluğudur,” dedi. Adana Veteriner Hekimleri Odası, depremin yıl dönümünde hem kayıpları anarken hem de afetlere hazırlık konusunda mesleki sorumluluklarının altını bir kez daha çizdi. Bu acıyı unutmadık, unutmayacağız.

Veterinerler sağlıkta şiddet yasası kapsamına alınsın Haber

Veterinerler sağlıkta şiddet yasası kapsamına alınsın

Serhat ŞANLI ADANA (İLKHABER) – Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, veteriner hekimlere artan şiddete dikkat çekti. Veteriner hekimlere yönelik şiddetin arttığını ancak Sağlıkta Şiddet Yasası'na dahil edilmediklerini belirten Nihat Köse, “Veteriner hekimler kaybettikleri tüm haklara rağmen, hayvan sağlığının ve refahının korunması, halk sağlığı için vazgeçilmez olan koruyucu hekimlik, güvenli ve sağlıklı hayvansal gıda alanlarında fedakarca çalışmaktadır. Ancak, yaşamın tüm alanlarında kadına, çocuğa, hayvana ve doğaya karşı uygulanan şiddet, sağlık alanında da hızla artmış ve artık dayanılmaz bir boyuta gelmiştir. Veteriner hekimler de bu şiddetin en büyük mağdurlarından olmakta, mobbinge, tacize, lince, şiddete uğramakta, darp edilmekte, hatta öldürülmektedirler” dedi. Nihat Köse, “Yıllardır, kaybettiğimiz tüm haklara rağmen, hayvan sağlığının ve refahının korunması, halk sağlığı için vazgeçilmez olan koruyucu hekimlik, güvenli ve sağlıklı hayvansal gıda alanlarında fedakarca çalışan veteriner hekimler olarak artık yeter dediğimiz noktaya geldik. Aldığımız risklere ve yıllardır süren sabırlı bekleyişimize rağmen ücretler ve özlük hakları açısından mesleğimizin uğradığı haksızlık ve değersizleştirme devam etmektedir.  Farklı meslek gruplarına yapılan düzenlemelerde kapsam dışı bırakılırken öne sürülen mazeretler ciddiyetten uzak, adeta maksatlı bir hal almıştır” diye konuştu. Veteriner Hekimlerin mutlaka Sağlıkta Şiddet Yasası kapsamına alınması gerektiğine vurgu yapan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, şu açıklamalarda bulundu; “2022 yılı Nisan ayında, tam da Dünya Veteriner Hekimler Günü öncesinde, toplum sağlığını korumaya çalışırken görevi başında öldürülen Veteriner Hekim Volkan Lale’nin katilinin cezası henüz kesinleşmemişken, geçen ay İzmir’de, geçtiğimiz hafta da başka bir meslektaşımız Ankara’da muayenehanesinde saldırıya uğradı. Geçtiğimiz yıl, bir yetiştirici "köye hayvanlarımıza aşıya gelecek veteriner hekimi bu köye sokmayacağım" diyerek, silahlı fotoğrafını çekinmeden sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Sağlığın her canlı için hak olduğunu savunarak, hayvan sağlığı için ülkenin en ücra köşelerinden kent merkezlerine kadar her yerde hizmet veren veteriner hekimler, mesleklerinin doğası gereği, aynı zamanda halk sağlığının da koruyucusudurlar. Veteriner hekimlerin toplum için sağlıklı gıdanın kontrolünü yaparken baskıya, mobbinge uğraması, aşılamaya giderken tehdit edilmesi, üreticiye destek olurken güvende olmaması, yerel yönetimlerde sahipsiz hayvanlar için çalışırken mobbinge, linçe uğraması, kendi özsermayesi ile kurduğu muayenehanesinde güvenli olmayan koşullarda çalışmak zorunda bırakılması, esasen toplum sağlığının, hayvan refahının, ülke hayvancılığı ve ekonomisinin saldırıya-şiddete uğramasıdır.! Veteriner hekimlerin, hangi alanda çalışırsa çalışsın aynı zamanda kamu hizmeti verdiği göz ardı edilmemelidir. Veteriner hekimler 657 sayılı kanunun 36. Maddesine göre sağlık hizmetleri sınıfındadır. Buna rağmen, kamu veteriner hekimleri yaklaşık son 30-35 yıldır her geçen gün hak kayıpları yaşamaktadır. Yaşanan hak kayıpları ve sorunlar; 1949 yılında beri her yıl için alınan iki aylık fiili hizmet zammı 2006 yılında “Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından sonlandırılmış, diğer meslek gruplarına verilmesine rağmen veteriner hekimler Anayasa karşısında eşit sayılmamışlardır. Veteriner hekimler sağlık sınıfında olmasına rağmen 2018, 2022 ve 2023 yıllarında doktor ve diş hekimlerine emeklilikte ek ilave haklar verilirken sağlık çalışanı olan veteriner hekimler kapsam dışı bırakılmıştır. Acılarını dilleriyle değil ancak sesleri ve bakışlarıyla anlatabilen hayvanların dertlerini dindiren, sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve neticede sağlıklı nesillerin yetişmesine öncü olan, hayvan sağlığı, gıda güvenliği, hayvansal üretim, hayvan refahı, biyoteknoloji, biyogüvenlik, çevre sağlığı ve veteriner halk sağlığı ile üretimden tüketime, kadar olan gıda kontrolünün bütün halkalarında var olan veteriner hekimlerin saygın bir kurumsal yapının mensubu olduklarını bir kez daha vurgulamak istiyoruz.. Her şeye rağmen pandemide olduğu gibi depremde de gıda işletmelerinde, köylerde ve muayenehanelerindeki görevlerini aksatmadılar, hastalarını bırakmadılar. Bunca özveriye karşın, toplumun ve yetkililerin gözü önünde her gün darp ediliyor, bıçaklanıyor, hatta öldürülüyorlar. Buna karşın, tüm ısrarlarımıza rağmen veteriner hekimler Sağlıkta Şiddet Yasası kapsamı dışında tutulmaktadırlar. Oysa veteriner hekimler yasalar önünde sağlık çalışanıdır, bizlere karşı işlenen suçlar da dahil, özlük haklarımız, veteriner hekimlerin yaşam ve çalışma koşulları mevcut yasalara uygun düzenlenmelidir. Veteriner hekimlik eğitim-öğretimine, uzmanlık, istihdam, özlük hakları, mevzuat, mesleki uygulamalar, kamuda örgütlenme, iş sağlığı ve şiddet görme gibi pek çok konudaki kronikleşmiş sorunların giderilerek, hak ettiği statüye yükseltilmiş bir veteriner hekimliğe ve can çekişen ülke hayvancılığımıza katkısı olmasını diliyoruz. Biz tam zamanlı değil, tüm zamanlı çalışan bir mesleği icra ediyoruz. Gece-gündüz, yaz-kış demiyoruz. Yeri zaman ve mekan önemli değil. İşimiz zor, riskli ve meşakkatli.. O bakımdan günümüzün önemli meslek grubu olan ‘Veteriner Hekimlik’ iyi değerlendirilmeli ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Mesleğimize yönelik artarak devam eden şiddeti görmezden gelenlerin de bu saldırıda sorumluluğu olduğunu kamuoyuyla paylaşıyor, yaşatmayı ve şifa vermeyi ilke edinmiş bir meslek grubu olarak, sesimizi duyurmak için kritik noktalar ve durumlar hariç tüm çalışma alanlarımızda 21 Ağustos 2023 Pazartesi tarihinde 1 (bir) gün süreyle iş bırakacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız..”

Nihat Köse; Hekim yetiştiriyoruz ama hastanemiz yok Haber

Nihat Köse; Hekim yetiştiriyoruz ama hastanemiz yok

Serhat ŞANLI ADANA (İLKHABER) – Çukurova Üniversitesi, Ceyhan Veteriner Fakültesi olmasına rağmen, hayvan hastanesi olmadığına dikkat çeken Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Bölgede bulunan okulumuzda 4 dönem mezun verdi ama hala bir hayvan hastanesi yok. Yani hekim yetiştiriyorsunuz ama eğitimi boyunca hiç hastaneye gidip hasta muayene etmemiş. Veteriner Hekimlik eğitiminde hastane olmazsa olmazdır” dedi. Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, veteriner hekimlik eğitiminde hastanenin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Eğitimin yanından yerinde görüp, uygulamayla birlikte daha iyi veterinerler yetiştirileceğini belirten Nihat Köse, Türkiye olarak dünyada Veteriner Fakültesi sayısı bakımından 3. sırada olduğumuzu söyledi. Nihat Köse, “Ülkemizde 32 Veteriner Fakültesi kurulmuş ve bu fakültelerden yılda 2500 civarında hekim mezun olmaktadır. Almanya’da 5, İtalya’da 4, Veteriner Fakültesi mevcut. Ayrıca dünyada Hindistan ve Amerika Birleşik Devletlerinden sonra Veteriner Fakültesi sayısı bakımından 3. sıradayız. Bu ülkelerin hayvan varlığı, nüfusu ülkemizle kıyaslanamaz. Her iki bakımdan da ülkemizin kat ve kat fazlası. Son yıllarda neredeyse her Üniversiteye bir Veteriner Fakültesi açıldı. Yetkililerimiz ülkemiz hayvancılığı kötüye gittikçe bir Veteriner Fakültesi açmaya başladılar. Yanlış bir yerler hayvancılığın götürülmesi için hekim sayısını değil hayvan sayısını arttırmak gerekiyor.” dedi. Veteriner Hekimlerin önemin değinen Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse; “Dünyada gelişmişlik endeksine bakıldığında gelişmiş ülkelerin kişi başına et süt ve süt ürünleri tüketimi gelişmemiş ülkelerin birkaç katı civarında. Dünya da bu durum değerlendirildiğinde ‘Et yiyen ülkeler ot yiyen ülkeleri yönetiyor’ diyebiliriz. Bu yaklaşımla toplumların sağlıklı gelişimi için sağlıklı beslenme şart. Sağlıklı beslenme için de hayvansal protein, sağlıklı hayvansal protein için de sağlıklı hayvan, onun içinde iyi yetişmiş. Yani veteriner hekim olmazsa olmazıdır” diye konuştu. Çukurova Üniversitesi Ceyhan Veteriner Fakültesi’nde 350 kayıtlı öğrenci olduğunu ancak bir hayvan hastanesi olmadığına değinen Nihat açıklamalarına şöyle devam etti; “Bölgemize baktığımızda Çukurova Üniversitesi Ceyhan Veteriner Fakültemizde 350 kayıtlı öğrenci bulunmakta. Yani bu, yıl da 75 öğrenci alınacağı anlamına geliyor. 4 dönem mezun verdi ama hala bir hayvan hastanesi yok. Hekim yetiştiriyoruz ama hastanemiz yok. Bunu anlayabilmemiz mümkün değil. Daha ne zaman yapılacağı da belli değil. Düşünebiliyor musunuz hekim yetiştiriyorsunuz ama eğitimi boyunca hiç hastaneye gidip hasta muayene etmemiş. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin hastanesini kapatsak beşeri hekim yetiştirebilir miyiz? Sonuçta Veteriner Hekimlik eğitiminde hastane olmazsa olmazdır. Bunun yanında sofralarımızda yediğimiz bütün hayvansal gıdaların güvenliği için Veteriner Hekim adaylarının bir kesimhaneye gitmesi, görerek öğrenmesi açısından çok önemlidir. Ayrıca da bir çiftliğimiz olması gereklidir. Acı bir gerçeği dile getirmek istiyorum. Hastanesi olmayan okulun profesörlerinin bile reçete yazma hakları yok. Hastaya müdahale hakları yok. Bunun anlaşılabilir bir tarafı var mı? Buradan aracılığınızla duyurmak istiyorum. Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü hemen bugün fakülteyi eğitim verebilecek duruma getirmeli ya da öğrenci almamalı. Kalitesiz ve yetersiz eğitim ülkemizin geleceğini tehlikeye atmaktır.”

Kene uyarısı Haber

Kene uyarısı

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER ADANA (İLKHABER) – Havaların ısınmasıyla birlikte özellikle kırsal kesimin korkulu rüyası haline gelen ölümcül Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı uyarıda bulunan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Havaların sıcak olduğu bahar ve yaz aylarında ortaya çıkan ve ölümcül sonuçlar doğuran KKKA konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Havalar ısınmaya başladı ve özellikle açık alanlarda ve arazide çalışanlar, hayvancılıkla uğraşanlar ve hafta sonları pikniğe gitmeyi düşünenler daha fazla dikkatli olmalı.. Kırım Kongo Kanamalı Ateşini (KKKA), bulaştıran marjinal tür daha çok hayvanlarda bulunan değil, meralarda, otlaklarda bulunan kenelerdir” dedi. Bahar mevsimiyle birlikte özellikle tarım alanında hummalı bir çalışma dönemi başlarken tarla, bağ, bahçe, orman gibi yerlerde çalışma zamanı geldi., Çiftçilerimiz tarlalarına ürün yetiştirmeye, hayvancılık ile uğraşanlar hayvanlarını yaylalara, meralara, otlaklara götürmeye başladı. Kentlerde yaşayanlar ise hafta sonları kısa süreli tatil, yayla, pikniğe gitme gibi bir döneme girmiş oldu. İşte bu önemli dönemde, özellikle ülkemizde de görülmeye başlayan ve büyük bir tehlike olan kene ısırmaları nedeniyle meydana gelen hastalıklara konusunda uzamanlar uyarıda buluyor. Türkiye'de ilk vaka 2002 yılında Tokat'ta çıktı ve sonrasında her yıl değişik bölgelerde görülmeye başladı. Gazetemize bu konuda açıklamalarda bulunan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Kenenin öldürücülük özelliğinin yüksek olduğunu ve havaların ısınmasıyla birlikte tehlikenin boyutunun da yüksek olması endişesi duyduklarını söyledi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin sıcaklarla birlikte artış olabileceğini ifade eden Nihat Köse, “Havaların ısınmasıyla birlikte ölümcül Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tehlikesi yine gündemde yerini almaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda kene popülasyonunun yoğun olduğu alanlar olan Sivas, Çorum, Tokat, Yozgat, Erzincan, Gümüşhane, Giresun'un güneyi, Erzincan ve Erzurum illeri olarak görülürken, sonrasında Ege Bölgesi ve Antalya gibi ve hatta hiç beklenmeyen yerlerde görüldü. Şimdi Mayıs ayı ile birlikte havalar daha da ısınacak. Özellikle açık alanlarda ve arazide çalışanlar, hayvancılıkla uğraşanlar ve hafta sonları pikniğe gitmeyi düşünenler dikkatli olmalı” dedi. Nihat Köse, “Kırım Kongo kanamalı ateşini bulaştıran marjinal tür daha çok hayvanlarda bulunan değil, meralarda, otlaklarda bulunan kenelerdir. O bakımdan vatandaşlarımız bu konuda alabileceği azami önlemleri almalı ve kendilerini korumalıdır. Tarım sezonu ile birlikte tarlalarda çalışmaya gidenler, pikniğe gidenler, kırsal alanlara gezilere gidenler bir takım önlemler almalı.. Bağ, bahçe, orman, kırsal alanda açık renkli ve kapalı kıyafetler giymeli, piknikte keneyi fark edebilmemiz için yere açık renkli örtü serilmelidir. Ayrıca kırsal alandan ayrıldıktan sonra ise evimize döndüğümüzde kendimizi dikkatli bir şekilde kontrol etmeliyiz” ifadelerine yer verdi. KKKA ve kene ısırması karşısında alınacak önlemler hakkında bilgi veren Adana VHO Başkanı Nihat Köse, şu ifadelere yer verdi; “Kene taşıyıcıdır ve taşıdığı hastalık bir virüs hastalığıdır. Kenenin çıplak deriye tutunmasıyla bulaşabilir. Çünkü Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), kenelerden insanlara bulaşabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen hastalıktır. Kenelerin 22-28 derece sıcaklıkta en aktif hale gelir. Sıcaklıkların artmasıyla yavaş yavaş kene popülasyonu da artmaya başlar. Yağışlar, havadaki nem gibi faktörler kene popülasyonunun artmasına neden olan faktörler arasındadır. Ülkemizde özellikle İç Anadolu kuzeyi, Doğu Anadolu Bölgesi, Sivas, Kırşehir, Çorum gibi yerlerde çok görülüyor. Ancak son yıllarda Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi’nde Antalya gibi yerlerde de görüldü. Yani sıcak olan her bölgede karşımıza çıkabilmektedir. Mücadeleyi asla bırakmamak gerekiyor. Vatandaşlarımız bu konuda alabileceği önlemleri almalı ve kendilerini korumalı.. Kırım Kongo kanamalı ateşini bulaştıran marjinal tür daha çok hayvanlarda bulunan değil, meralarda, otlaklarda bulunan kenelerdir. Ayrıca kene ormanların kırsal alanlarında daha yaygın.. Hastalığın yaygın olduğu alanlarda çiftlik hayvanlarının, kene kaynağı yabani hayvanlardan uzak tutulması gerekir. Kenelere karşı ekim ayına kadar periyodik olarak hayvanlar, hayvanların bulunduğu alanlar ilaçlanmalıdır. Havaların sınmasıyla beraber köylere, kırsala, yaylalara, kent merkezinde oturanlar ise hafta sonları ise pikniğe gitmeye başlayacak. Tabi bu gibi yerlere giderken, kırsal alanlara gezilere giderken kendimizce bir takım önlemler almalıyız. Açık renkli beyaz renkli elbiseler giyilirse keneyi daha rahat görebilir. Paçalarını çorapların içerisine koymaları, dönüşte tüm kişilerin dikkatlice kontrol edilmesi çok önemlidir. Şuna da dikkat etmek lazım.. Kenelerin yüzde 70- 80'i bacak bölgesinden vücuda girmektedirler. Belirttiğimiz yerlerden dönüşlerde mutlaka vücutlarında kene kontrolleri yapmalı.. Keneler uçan ya da başka bir şekilde insanların üstüne gelen canlılar değildir. Ortamdaki yeşilliklere tırmanıp temas halinde insanlara geçebiliyorlar. İnsan vücuduna tırmandıktan sonra 1-2 saat gibi dolaşır ve sonrasında kan emmeye başlar. Keneler, 6-12 saat süreyle kan emiyorlar. Sonrasında virüsü bulaştırmaya çalışıyor. Keneyi görür-görmez hemen vücuttan çıkarılmalı ve hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Sağlık kuruluşu uzak olabilir o nedenle erkenden tespit edilip vücuttan çıkarılması çok önemli.. Keneyi çıkarırken de mümkün olduğunca çıplak elle çıkarmayın. Varsa eldiven ile yoksa naylon poşet parçası olabilir kullanarak keneyi ezmeden çıkarılmalı. Çünkü kene ezilirse taşıdığı virüs bulaşabilir. Bulaştırmamak çok önem arz ediyor. Ayrıca keneyi mümkünse ezmeden çıkarıp boş bir kutu, cam kavanoz vb. kapalı bir taşıma gereci ile alıp en yakın sağlık kuruluşuna götürürsek incelenmesi bakımından da önemli olur. Bu, sağlık kuruluşunda keneden virüs olup-olmadığı ya da ne tür virüs olduğu tespiti için çok önemli.. Halk arasında; ‘Biz keneyi tanırız. Onlar daha büyük olur. Daha sarı olur ve ya daha küçük olur’ vb. söylemler duymaktayız. Bunlar kesinlikle doğru değildir. Çünkü her keneden korkmak gerekir. Ülkemizde en yüksek vaka 2009 yılında; bin 318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaya devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bizim sorunumuz ve bu soruna karşı önlemleri almamız gerekiyor. Bir kene tek seferde yaklaşık 10 bin yumurta bırakabiliyor. Bunun 5 bini yaşayabiliyor. Yani şöyle baktığımızda kenelerin her yerde karşımıza çıkabileceği bir gerçek.. Keneler sıcakkanlı hayvanlardan ve insanlardan kan emen canlılar ve kuşlarla yada başka hayvanlarla başka yerlere nakil oluyorlar. Yani Türkiye’nin her bölgesinde bu risk var ve o bakımdan hepimiz gerekli önlemleri mutlaka almalıyız. Kendimizi korumalıyız. ”

Şahin: Veteriner hekimler olarak eşit haklar istiyoruz Haber

Şahin: Veteriner hekimler olarak eşit haklar istiyoruz

Serhat ŞANLI ADANA (İLKHABER) – Adana Veteriner Hekimleri Odası, Dünya Veteriner Hekimler Günü nedeniyle Atatürk Anıtı önünde tören düzenledi. Programa katılan veteriner hekimler kaybettikleri tüm haklara rağmen, hayvan sağlığının ve refahının korunması, halk sağlığı için vazgeçilmez olan koruyucu hekimlik, güvenli ve sağlıklı hayvansal gıda alanlarında fedakarca çalıştıklarını söyledi. Atatürk Caddesi, Atatürk Anıtı önünde toplanan veteriner hekimler, saygı duruşunda bulunup ardından İstiklal Marşı'nı okudu. Sonrasında ise anıta çelenk bırakılmasıyla devam eden programa çok sayıda veteriner hekim katıldı. Veteriner Hekimler adına açıklama yapan Veteriner Hekim Gülay Şahin, “Yıllardır, kaybettiğimiz tüm haklara rağmen, hayvan sağlığının ve refahının korunması, halk sağlığı için vazgeçilmez olan koruyucu hekimlik, güvenli ve sağlıklı hayvansal gıda alanlarında fedakarca çalışan veteriner hekimler olarak artık yeter dediğimiz noktaya geldik. Aldığımız risklere ve yıllardır süren sabırlı bekleyişimize rağmen ücretler ve özlük hakları açısından mesleğimizin uğradığı haksızlık ve değersizleştirme devam etmektedir.  Farklı meslek gruplarına yapılan düzenlemelerde kapsam dışı bırakılırken öne sürülen mazeretler ciddiyetten uzak, adeta maksatlı bir hal almıştır” dedi. Şahin, “Veteriner hekimler 657 sayılı kanunun 36. Maddesine göre sağlık hizmetleri sınıfındadır. Buna rağmen, kamu veteriner hekimleri yaklaşık son 30-35 yıldır her geçen gün hak kayıpları yaşamaktadır. Yaşanan hak kayıpları ve sorunlar; 1949 yılında beri her yıl için alınan iki aylık fiili hizmet zammı 2006 yılında “Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından sonlandırılmış, diğer meslek gruplarına verilmesine rağmen veteriner hekimler Anayasa karşısında eşit sayılmamışlardır. Veteriner hekimler sağlık sınıfında olmasına rağmen 2018, 2022 ve 2023 yıllarında doktor ve diş hekimlerine emeklilikte ek ilave haklar verilirken sağlık çalışanı olan veteriner hekimler kapsam dışı bırakılmıştır” diye konuştu. Veteriner hekimlerin; insanlığın, hayvanların ve diğer tüm canlıların hayatını korumaya yönelik çalışmalarını vurgulamak olduğuna dikkat çeken Veteriner Hekim Gülay Şahin şu açıklamalara yer verdi; “Acılarını dilleriyle değil ancak sesleri ve bakışlarıyla anlatabilen hayvanların dertlerini dindiren, sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve neticede sağlıklı nesillerin yetişmesine öncü olan, hayvan sağlığı, gıda güvenliği, hayvansal üretim, hayvan refahı, biyoteknoloji, biyogüvenlik, çevre sağlığı ve veteriner halk sağlığı ile üretimden tüketime, kadar olan gıda kontrolünün bütün halkalarında var olan veteriner hekimlerin saygın bir kurumsal yapının mensubu olduklarını bir kez daha vurgulamak istiyoruz.. Ayrıca, veteriner hekimlik eğitim-öğretimine, uzmanlık, istihdam, özlük hakları, mevzuat, mesleki uygulamalar, kamuda örgütlenme, iş sağlığı ve şiddet görme gibi pek çok konudaki kronikleşmiş sorunların giderilerek, hak ettiği statüye yükseltilmiş bir veteriner hekimliğe ve can çekişen ülke hayvancılığımıza katkısı olmasını diliyoruz. Veteriner hekim tarafından muayene edilmemiş hayvandan elde edilen her türlü gıda sağlıksızdır. Çünkü hayvan hastalıklarını bilen bizleriz. Sağlıklı gıda sağlıklı hayvandan elde edilir. Bu bir gerçektir. Hayvan Sağlığı konusunda karar vermeye yetkili tek meslek de bizim mesleğimizdir. Dünya’da ‘Tek sağlık’ konseptiyle insan sağlığı, hayvan sağlığı, gıda güvenliği gibi konular birbirinden ayrılmazken ülkemizde ‘Sağlık Personeli’ olarak hekim unvanında Tabip, Diş Hekimi ve Veteriner Hekim varken sağlık personeline yapılan iyileştirmede fiili Hizmet Emeklilik Hakları vs. Veteriner Hekimler ayrı tutulmuşlardır. Bu konuda düzeltilme yapılması gerekir. Emekli veteriner hekim maaşları da en az 9000 TL farklılıklar oluşturulmuştur. Devlet Memurlarına Ödenecek Zam Ve Tazminatlara İlişkin 2006/10344 sayılı karar ile Tarım ve Orman Bakanlığında görev yapan Mühendislerin Özel Hizmet Tazminatları 120 puandan 165 puana çıkarılmış, 135 puan alan Veteriner Hekimlerin özel hizmet puanında ise herhangi bir artış yapılmamıştır. Resmi Gazetede yayımlanan 666 Sayılı KHK ile sağlık hizmetleri sınıfında yer alan uzman tabiplere 200, tabiplere 190 ve diş hekimlerine 185 puan uzman eczacılara 185, puan verilirken Veteriner Hekimlere 160 puan verilmesi ile ayrı bir mağduriyet daha oluşmuştur. Ayrıca kanunda uzman veteriner hekimlerden söz edilmemektedir. Teknik sınıflara verilen arazi tazminatı veteriner hekimlere verilmemektedir. Tarım ve Orman Bakanlığında beraber çalıştığı mühendislerden aylık olarak 1764 TL daha az alır duruma gelmiştir. Mesleki tüm alanlarımızda benzeri sorunlar yaşanmaktadır; Fakülte sayısının 32’ye çıkarılmasıyla eğitimde nitelik tartışılır hale gelmiş, her yıl mezun olan yaklaşık 3000 kişi istihdam sorunu yaşamaya başlamıştır. Atanamayan binlerce yeni mezunun umutları kırılmış, geleceklerini yurt dışında aramaya başlamışladır. Serbest çalışan veteriner hekimler orantısız mevzuatın getirdiği ağır baskıyla hastalarına zaman ayıramaz, İlaç Takip Sistemi(İTS), Aşı Takip Sistemi (ATS) konusunda da işlerini yapamaz hale getirilmişlerdir. Yerel yönetimlerde çalışan veteriner hekimler, kanun koyucu ve yerel idarecilerin inisiyatif almamaları nedeniyle hedef haline getirilmiş, mobing ve fiziki şiddet ile karşı karşıya kalmışlardır. Gıda, ilaç ve diğer alanlarda çalışan tüm veteriner hekimlerin iş ve ücret güvenceleri yoktur. Taleplerimiz; Elimizden alınan fiili hizmet zammı tüm veteriner hekimleri kapsayacak şekilde, her yıl için en az iki aylık olmak üzere iade edilmelidir. Emekli veteriner hekimlere (30.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme olarak yapılmalıdır. Özel Hizmet Tazminatları 190 puana çıkarılmalıdır. Ek ödemeler 190 puana çıkarılmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen birçok büyük projede mühendisler ile birlikte çalışan veteriner hekim ve veteriner hekim kökenli şube müdürleri büyük proje tazminatından yaralanmalıdır. Veteriner hekimlerin ek göstergesi 7200’e çıkarılmalıdır. Diğer bütün alanlarda yaşanan kayıplar önlenmeli, veteriner hekimlerin mesleğini sağlık sınıfına tanınan şartlarda yapabilmesi için eşit şartlar sağlanmalıdır.”

Nihat Köse: ‘ŞAP’ insanlara bulaşmaz Haber

Nihat Köse: ‘ŞAP’ insanlara bulaşmaz

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER ADANA (İLKHABER) – Bu yıl ilk kez ülkemizde çıkan ortaya çıkan ve insanları kırmızı et tüketimi konusunda tedirgin bırakan Şap (SAT2) hastalığı hakkında konuşan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Şap hastalığı(SAT2) ilk kez bu yıl ülkemizde çıktı ve insanlara bulaşan bir hastalık değildir. Yani zoonoz bir hastalık olarak değerlendirilemez.  Korkmadan kırmızı et tüketebilirsiniz. Ülkemizde bununla ilgili kendimiz aşıyı üretiyoruz. Üreticilerimiz 28 Nisana kadar süren aşı döneminde mutlaka hayvanlarını aşılatsınlar” dedi. Son günlerde Türkiye'de daha önce görülmemiş bir şap hastalığı türünün hayvan varlığını tehdit eder hale geldiği ve acil önlem alınmaması halinde et ve süt üretiminin azalacağı yönündeki haberler dikkat çekiyor. Şap hastalığı yani diğer adıyla SAT- 2 SEROTİPİ, çift tırnaklı hayvanların akut seyirli, çok bulaşıcı ve zoonotik karaktere sahip viral bir enfeksiyon olarak bilinen ve hastalığın bulaşma oranı yüksek olup, hassas hayvan topluluklarında yayılma hızının daha fazla olduğu belirtiliyor. Mevcut aşılara direnç gösteren şap hastalığının bu türü, güney sınırımızdan yurda girip deprem sonrası ülkenin geniş bir kesimine yayıldığı belirtilirken, ilgili bakanlık tarafından bu hastalık için gerekli aşıların üretildiğini belirterek, Nisan sonu itibarıyla da hastalığın tamamıyla sönümlenmiş olacağını açıkladı. Konu hakkında gazetemize konuşan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, hastalığın insanlara bulaşma riskinin olmadığını belirterek, “Yıllardır ülkemizde de olan şap hastalığının 7 çeşidi var. Ülkemizde bu hastalığın daha önce A, O ve Asya tipi vardı. Bu yıl ilk kez SAT2 çıktı. Bu bizi biraz korkuttu. Ancak aşılarımız var ve aşılamaları yaparsak korkacak bir şey olmaz.” Dedi. Ülkemizde hastalık ili ilgili aşının hemen üretildiğine değinen Nihat Köse, “Daha önce olan ülkemizde daha önce A, O ve Asya tipine karşı hayvanlarımız aşıladık. Ancak SAT2 olmadığı için yapılmadı. Kuzey Irak’ta SAT2 virüsü çıktı. Ülkemizde şap enstitüsü var ve bence Dünyada şap konusunda en iyi kurumlarından birisidir. Bu kurumumuz gidip Irak’tan gerekli numuneleri aldılar ve hastalık ülkemize gelmeden önce aşıyı ürettiler. Tabi sonuçta aşı üretiminin bir süresi var. Kurumumuz çok hızlı bir şekilde bir ay içerisinde aşıyı ürettiler. O arada da maalesef hastalık ülkemize de bulaştı, kurumumuz da aşılamaya devam etti” diye konuştu. HER AŞI BAŞKA BİR HASTALIĞI İYİLEŞTİRMEZ Üreticileri 28 Nisana kadar mutlaka şap hastalığına karşı hayvanlarını aşılatmaları konusunda uyaran Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, şu ifadelere yer verdi; ”Unutmamak gerekir ki her aşı, diğer bir hastalığa karşı korumuyor. O nedenle üreticilerimiz daha önce normal aşıları yaptırmış olsalar dahi, devlet veya özelden gelen veteriner hekimlerimiz Şap için aşı yapacağız derlerse mutlaka yaptırsınlar. Tarım Bakanlığı’nın bir sloganı var, ‘Aşını yaptır, aşını(Yemeğini) artır’ diye.. Yani hayvan sağlığını korumak için bu aşıyı yaptırmak zorundayız. HASTALIK BİTMEDEN KARANTİNA KALDIRILMAZ Şuanda Türkiye’de SAT2’ye bağlı bir enfeksiyon var. Çok hızlı bulaştığından tüm ülke karantina bölgesi ilan edildi. Buna bağlı olarak Tarım Bakanlığı hayvan hareketliliğini durdurdu. Eğer işletmede hastalık çıkarsa, kamu veteriner hekimi gelip orayı karantinaya alıyor, hayvan hareketliliğini durduruyor ve hemen gerekli aşılamayı yaparak son hastanın iyileşmesinin üzerinden 21 gün geçinceye kadar da karantinayı kaldırmıyor. KIRMIZI ETİ RAHATLIKLA TÜKETEBİLİRSİNİZ İnsanlarımız şap ve şarbonun adları birbirine yakın olduğundan kırmızı et yememeye başladı. Çünkü şap ile şarbonu karıştırıyorlar. Etten insana bulaşıyormuş gibi dedikodular var. Bu doğru değil. Kırmızı etten insanlara bulaşan, kara çıban yapan, hatta zaman zaman ölümlere neden olan hastalık şarbondur, ŞAP hastalığı değil. İsim benzerliğinden dolayı insanlarımız karıştırıyordur. Vatandaşlarımız korkmasın, çünkü şap hastalığı insanlara bulaşmaz.   Burada rahatlıkla söyleyebiliriz; korkmayın ülkemizde şu anda şarbon hastalığı yoktur. Kırmızı eti rahatlıkla tüketebilirsiniz. Ancak hayvancılığımız için şap çok tehlikeli bir hastalıktır, ciddi verim kayıplarına neden olur. Büyük hayvanlarda olmasa da, buzağılarda ölümlere neden olabiliyor. HAYVANLAR MUTLAKA AŞILANMALI O nedenle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız mutlaka aşıları yaptırsınlar. Dışarıdan yabancı yerden hayvanları işletmelerine sokmasınlar. Hatta ayrı ayrı iki ahırı olan varsa, bir ahırda çalışan, hayvanların bakımını yapan, diğer ahıra girmemelidir. Ayrı ahırların yemleri ve suları da ayrı olmalı, hastalık bitmeden kesinlikle bir araya getirilmemeli. Yetiştirici, ciddi bir karantina işine uyacak ki hastalık yayılmasın. Hayvan hareketliliğinin önüne geçebilirsek hastalığın yayılmasının da önüne geçebiliriz. Aşılama devam ediyor ve 28 Nisana kadar sürecek. O nedenle mutlaka o tarihe kadar hayvanlarımızı aşılayalım. Unutmayın ki, eğer hayvan besliyorsanız mutlaka bir veteriner hekimiz olacak. Yani veteriner hekime danışmanın her zaman yararınıza olacağını unutmamak gerekir. Bu hem kendini korumak, hem de gelirinizi artırmak için çok önemlidir.” Son yıllarda hayvancılıkta yaşan sorunlarla beraber et sorunu olduğuna da dikkat çeken Nihat Köse, üreticilere verilecek desteklerle bunun önüne geçilebileceğine vurgu yaparak şöyle konuştu; “Son yıllarda süt sorunu ile karşı karşıyayız. Şöyle baktığımızda bir söz vardır; ‘Anası olmayanın, danası olmaz’..  Şimdi biz sütü veya buzağıyı desteklersek, doğal olarak hayvan sayısı artar. Uzun zamandır ülkemizde sütçüler zarar etti. Şöyle baktığımızda doğrudur; süt pahalı, peynir pahalı, tereyağı pahalı bu tüketici için sorun ama süt üreten için de sorun..  Sütçülerimiz bir litre sütü hep maliyetinin altında sattı. Hatta sokakta süt satan satıcılar insanlar alsın diye daha aşağı fiyata süt sattı. Sonuçta insanlar bu işten para kazanmak zorundadır. İnsanlar ucuza tüketmelidir doğrudur ama burada desteklemelerin devreye girmesi lazım. Şimdi 1 TL destek var ama yetmiyor. Desteğin 4-5 TL olması lazım. ET İHTİYACIMIZ VAR Sütümüz olursa hayvanımız, hayvanımız olursa buzağısı olur, hayvanımız çok olur vs. derken hayvancılığımız gelişir. Şu anda ülkemizde et ihtiyacımız var ve kırmızı et ihtiyacımız var. Et fiyatları çok yükseldi ve et ithalatını açtık. Ancak bu sorunu çözmüyor. Eti getiriyoruz derken satıyoruz bitiyoruz. Ülkemiz büyük bir ülke, bugün 80 milyon nüfusumuz var. Sonuçta kendimiz üretmediğimiz sürece sıkıntılarımız bitmek. Pandemi ve Ukrayna-Rusya savaşında buğday kriz yaşandı. Satın alırız diyorduk alamadığımız durum ile karşı karşıya kaldık. KENDİMİZE YETERLİ HALE GELMELİYİZ Gıdanın stratejik bir ürün olduğunu unutmadan her şeyi yetiştirecek durumda olmalıyız. Bunun bir parçası da et ve sütün kaynağı olan hayvancılık.. İthalatın bunu çözmediğini anlamalı ve kendimize yeterli duruma gelmeliyiz. Bugün gelişmiş ülkelerde et tüketimi ortada.. Az gelişmiş ülkelerden çok fazla et tüketimi olduğunu görmekteyiz. Sağlıklı, gelişmiş bir toplum için yeterli kadar ve hesaplı olacak şekilde bunu sağlamalıyız. Üreticinin para kazanmasını sağlayacak şekilde desteklemek zorundayız. Uzun vadeli projeler yapılmalı en az 20 yıllık, 30-50 yıllık projeler geliştirmeliyiz. Bu hükümetlerin değişmesi durumunda dahi projeler devam etmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.