# Akdeniz Üniversitesi

İLKHABER-Gazetesi - Akdeniz Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akdeniz Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdeniz Üniversitesi’nde “Doğadan Sanata” söyleşisi Haber

Akdeniz Üniversitesi’nde “Doğadan Sanata” söyleşisi

Antalya'da, doğal çakıl taşı mozaik sanatçısı Süleyman Sarı ile ressam ve heykeltıraş kızı Gözde Sarı, sanat yaklaşımları üzerine söyleşi gerçekleştirdi. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde düzenlenen "Antroposen Çağında Doğayla Barışmak: Doğadan Müdahalesiz Sanata" konulu söyleşide, sanatçı baba ile kızı, doğanın milyonlarca yıllık emeğini koruyan özgün sanat pratiklerini katılımcılarla paylaştı. Süleyman Sarı, eserlerini, sahillerden, koylardan, nehir yataklarından ve doğanın çeşitli bölgelerinden toplanan, büyüklükleri 1 ila 3 milimetre arasında değişen doğal çakıl taşlarıyla oluşturduğunu belirtti. Sanat sürecinin, doğaya "sıfır müdahale" ilkesine dayandığını aktaran Sarı, şunları kaydetti: "Doğada suyun ve zamanın şekillendirdiği ve renklendirdiği o küçücük bir taşın formuna dokunmak, aslında yeryüzünün yazdığı bir hikayeyi bölmek demektir. Benim sanat pratiğimde taşlar kesilmez, boyanmaz ve asla yontulmaz. Doğanın sunduğu formları ve renkleri olduğu gibi kabul edip, her bir taşın eserdeki yerini bulması bazen haftalar hatta aylar süren bir arayışı gerektiriyor." Sarı, sanatının insanın doğa üzerinde bir güç kurmasından ziyade, doğanın sunduğu imkanlara uyum sağlaması üzerine etik değer taşıdığını belirtti. Gözde Sarı da babasının sanat pratiğini çağdaş sanat kuramları ve filozof Walter Benjamin'in "aura" kavramı üzerinden analiz etti. İnsanın doğayı şekillendirme arzusundan geri çekilmesinin önemine değinen Sarı, bu disiplini akademik literatüre en doğru terminolojiyle kazandırmak için kavramsal isimlendirme çalışmaları yaptıklarını söyledi. Etkinliğe, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Türkiye’nin usta foto muhabiri Coşkun Aral, gençlerle buluştu Haber

Türkiye’nin usta foto muhabiri Coşkun Aral, gençlerle buluştu

Usta gazeteci ve foto muhabiri Coşkun Aral, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) ile Akdeniz Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen program kapsamında öğrencilerle bir araya geldi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik, öğrencilerin yoğun katılımına sahne oldu. Söyleşinin moderatörlüğünü Rıza Özel üstlendi. Programda meslek yaşamından deneyimlerini paylaşan Aral, habercilik kariyerinde tanıklık ettiği önemli gelişmeleri ve unutulmaz anıları anlattı. Yeni kitabı “İmkansız Coğrafyalar”ın hazırlık sürecine de değinen Aral, eserin ortaya çıkış hikâyesini ve çalışma aşamalarını katılımcılarla paylaştı. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan olayların geleceğe aktarılmasında foto muhabirlerinin kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Aral, mesleğin yalnızca görüntü kaydetmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda tarihe tanıklık etmek anlamına geldiğini ifade etti. Aral, insanlığın hafızasında yer eden savaşlar, doğal afetler, toplumsal olaylar ve sevinç anlarının büyük bölümünün fotoğraf kareleri sayesinde kayıt altına alındığını dile getirdi. Genç iletişimcilere de seslenen Aral, sahada çalışırken meraklı, cesur ve sorumluluk bilinci yüksek bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini söyledi. Foto muhabirliğinin güçlü bir anlatım aracı olduğuna dikkat çeken Aral, doğru ve etik haberciliğin önemini de vurguladı. Söyleşi sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan deneyimli gazeteci, programın ardından “İmkansız Coğrafyalar” adlı kitabını imzaladı. Etkinlik, öğrencilerin Aral ile doğrudan iletişim kurma ve mesleki tecrübelerinden yararlanma fırsatı bulduğu verimli bir buluşma olarak tamamlandı.

Girmeler Höyük Yerleşimi kazısında 'erken Anadolu geni'ne rastlandı Haber

Girmeler Höyük Yerleşimi kazısında 'erken Anadolu geni'ne rastlandı

Muğla'nın Seydikemer ilçesi Girmeler Mahallesi'ndeki alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Akdeniz Üniversitesinin desteğiyle, Prof. Dr. Taner Korkut'un başkanlığında ve Prof. Dr. Burçin Erdoğu'nun alan sorumluluğunda kazı çalışması yürütülüyor. Kazı alanı sorumlusu Prof. Dr. Erdoğu, Girmeler'deki mağaraların ağzında ve dışında yok edilmiş höyüğün tabanında kazı çalışması yapıldığını söyledi. Girmeler'de ilk yerleşimin 14 bin yıl öncesine kadar gittiğini belirten Erdoğu, amaçlarının en erken yerleşim tabakalarını tespit ederek kültürel katmanları anlamak olduğunu kaydetti. "İlk defa tarımı deniyorlar" Girmeler yerleşiminde yer alan bulguların, Batı Anadolu'da ilk defa tarımın başlangıcı denebilecek süreci yansıttığını dile getiren Erdoğu, şöyle konuştu: "Girmeler'de milattan önce 9'uncu bin yıldaki insanların yuvarlak planlı kulübelerde yaşadıkları ve ilk defa tarımı denedikleri anlaşılıyor. Avcı toplayıcı bir toplum olmalarına rağmen tarımın da denendiği anlaşılmakta. Bu süreç çok önemli çünkü Batı Anadolu'da buna ilk kez rastlanıyor. Her zaman doğudan batıya bir göç dalgasının olduğu ve ilk yerleşimlerin bu bölgede göç veya kolonizasyon sonucu milattan önce 7 bin yıllarında ortaya çıktığı farz ediliyordu. Girmeler kazısı tamamıyla bu fikri değiştirdi." Erdoğu, Girmeler'deki insanların Batı Anadolu'daki hemen hemen tüm yerleşik tarımcı toplulukların atası olduğunun ortaya çıktığını vurguladı. "Batı Anadolu genine rastlandı" Girmeler'de yaşayan insanlara ait mezarları bulduklarını belirten EAkdenisrdoğu, "Batı Anadolu'da bugüne kadar bilinen en eski iskeletlere sahip Girmeler yerleşimindeki iskeletler üzerinde antik DNA çalışması yapıldı. Bu dönem iskeletleri üzerinde yapılan antik DNA çalışmaları sonucunda erken Anadolu genine rastlandı." diye konuştu. Genlerin Orta Anadolu'da "Anadolu geni" olarak bilinen, milattan önce 17 bin yıllarına ait Pınarbaşı iskeletlerindekilerle benzer olduğunun ortaya çıktığını anlatan Erdoğu, Girmeler'in, Batı Anadolu'daki tüm ilk tarımcı toplulukların atası olduğunu ifade etti. Girmeler'in ilk defa seramik, çanak çömlek yapımına geçilmesi açısından da önem taşıdığını vurgulayan Erdoğu, bunun da Batı Anadolu için ilklerden biri olduğunu dile getirdi. Girmeler yerleşiminin kenarında, nihai amaçları toplantılar, törenler, ritüel aktiviteler oldukları anlaşılan 3 özel binanın ortaya çıktığını bildiren Erdoğu, bunların, sönmüş kirece küçük taş parçaları karıştırılarak yapılmış terrazzo tabanlı, üzerleri geometrik ya da çizgisel desenlerle bezenmiş yapılar olduğunu söyledi. Bu özel yapılardan birinin altında gömüler bulunduğunu belirten Erdoğu, bunun da Batı Anadolu arkeolojisi için bir ilk olduğunu kaydetti.

Akdeniz Üniversitesi'nde hasta yakınları otel konforunda ağırlanacak Haber

Akdeniz Üniversitesi'nde hasta yakınları otel konforunda ağırlanacak

Akdeniz Üniversitesi yerleşkesine yapılan 47 odada 115 yatak kapasiteli tesis için açılış töreni düzenlendi. Kilit Grup'un desteği ile tamamlanan ve Nurten-Turan Kilit Konukevi adı verilen tesisin açılışında konuşan Antalya Vali Hulusi Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Hayırsever ailenin ahirete intikal eden büyüklerini rahmetle andığını dile getiren Vali Şahin, "Güzel bir aile böyle güzel evlatlar bırakmışlar. Para kazanılır, iktisadın dediğine göre kazanılan paranın bir nominal değeri bir de reel değeri var. Ama iktisatçıların söylemediği bir de bereket değeri var. Sizler yaptığınız bu hayır faaliyetiyle bereket değerini yükseltiyorsunuz." dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise Akdeniz Üniversitesi Hastanesinin kentin bir marka değeri olduğunu ve Türkiye'nin dör bir yanından, hatta yurt dışından talep gördüğünü belirtti. Özkan, "Geçtiğimiz sene 1 milyon 400 bin hastamızı şifasına kavuşturduk, 70 bine yakın ameliyat yapıldı. Bu bağlamda uzun süreli kalışlar oluyor. Ve bu kalışlarda maalesef hasta yakınları çok ciddi sıkıntı yaşıyor. Görüyorsunuz bazıları çimenler arasında yatıyorlar ve bu anlamda açılışını yaptığımız tesis çok ciddi bir gereksinimdi. Bize destek veren Kilit Grup'a çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Hayırsever Taner Kilit de anne ve babasının iyilikleri ile anıldığına dikkati çekerek, "Onlar, hayatımıza değer katarak yön verdiler. O kadar ince noktalara dokunuyorlarmış ki yıllar sonra fark ediyorsunuz bu dokundukları noktayı. Bize hep pozitif enerji vermişler. Şu anda bizim yanımızda 11 bin kişi çalışıyor. Turizmde ciddi yatırımımız var. Ben bugün buranın açılışıyla beraber onların anılarını yad etmek istedim." diye konuştu. Konuşmaların ardından Vali Şahin, Rektör Özkan ve beraberindeki protokol heyeti açılış kurdelesini kesti.

Akdeniz Üniversitesi depremde hayatını kaybeden öğrencilerini anıyor Haber

Akdeniz Üniversitesi depremde hayatını kaybeden öğrencilerini anıyor

Akdeniz Üniversitesi Senatosu tarafından alınan karar doğrultusunda depremde hayatını kaybeden öğrenciler için kendi fakültelerde anma köşesi oluşturuyor. Depremde yaşamını yitiren 20 öğrencinin hatırası fakültelerinde yaşatılacak. "Evlatlarımızı unutmayacağız" 6 Şubat tarihinin tüm Türkiye için acı bir gün olduğunu söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “6 Şubat sabahı büyük bir acıya uyandık. Depremin üzerinden bir yıl geçti ancak acılarımız hala çok taze. Tüm Türkiye'yi yaralayan depremde Akdeniz Üniversitesi olarak 20 evladımızı yitirdik. Onları hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız da. Onların hatıralarını hem kalbimizde hem de okudukları fakültelerde yaşatacağız” dedi. Depremin ardından tüm Türkiye'nin tek yürek olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, “Her zaman olduğu gibi zor zamanlarda kenetlenen Türk milletinin dayanışma gücüne bir kez daha şahit oldum. Deprem sonrası Hatay’a giderek yaşanan felaketi bizzat yerinde gördüm. 6 bin öğrencimiz vardı deprem bölgesinde. Hem onlara hem vatandaşlarımıza elimizden geldiğince destek olmak istedik. Yine o dönem depremzedelerimizi üniversitemizde ağırladık. En zor zamanlarında yaralarını bir nebze de olsa sarmaya çalıştık. Halen de depremzede vatandaşlara elimizden geldiğince destek olmaya devam ediyoruz” diye konuştu. Akdeniz Üniversitesi olarak gerek bilimsel çalışmalar gerek topluma katkı çalışmalarıyla deprem çalışmalarına katkı sunmaya devam ettiklerini söyleyen Rektör Özkan, “Dilerim bir daha böyle büyük acılar yaşamayız. Depremde yaşamını yitirenlere tekrar Allah’tan rahmet diliyorum” şeklinde konuştu.

18 yaşındaki üniversiteli Merve’nin 9’uncu günündeki arama çalışmaları da sonuçsuz kaldı Video Galeri

18 yaşındaki üniversiteli Merve’nin 9’uncu günündeki arama çalışmaları da sonuçsuz kaldı

Antalya’da üniversite 1. sınıf öğrencisi 18 yaşındaki Merve Şevval Elmas’ı karadan ve denizden arama çalışmaları 9’uncu gününde de sonuçsuz kaldı. Kızının son görüldüğü şelale yakınından hiç ayrılmayan baba Osman Elmas ise manzara fotoğrafı çeken yerli-yabancı turistler arasında nöbet tutarak denizden ya da karadan gelecek umutlu bir haber bekliyor. Üniversite eğitimi alabilmek için İstanbul’dan Antalya’ya gelen Akdeniz Üniversitesi Gastronomi Bölümü 1. sınıf öğrencisi 18 yaşındaki Merve Şevval Elmas’tan 9 gündür haber alınamıyor. En son Muratpaşa ilçesindeki Düden Park’ta bir işletmenin kameralarına takılan Merve’yi bulmak için arama çalışmaları aralıksız sürüyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Polisi ekipleri Merve’nin en son görüldüğü Düden Park açıklarında arama gerçekleştiriyor. Aramalara Sahil Güvenlik Komutanlığına ve Deniz Polisine bağlı çok sayıda bot ve balık adamla devam ediliyor. Bir yanda manzara keyfi, bir yanda evlat nöbeti Bugün sabahın erken saatlerinde yine arama çalışmalarına kalındığı yerden devam edilse de saat 14.00’e kadar bir sonuç elde edilemedi. Kızının son görüldüğü nokta olan Düden Şelalesi'ne her sabah gelip akşama kadar adeta nöbet tutan baba Osman Elmas, şelaleye gelen yerli-yabancı turistlerin manzara fotoğrafı çektiği alanlarda kızından gelecek bir umut haberi bekliyor. "Devletime ve Antalya halkına daha fazla yük olmak istemiyorum" Arama çalışmalarının devam ettiğini belirten baba Osman Elmas, henüz somut bir gelişme alamadıklarını söyledi. “Kızımı canlı ya da cansız alıp gitmek nasip olur inşallah” diyen baba Elmas, “Benim duam olmasa da çok sevenleri var. Bizi tanımayan insanlar da dua ediyor. Rabbim onların duasının hürmetine kızımı bize bağışlasın. Rabbim emanetine sahip çıkamadığım için beni affetsin, yavrumu gençliğine, cahilliğine bağışlasın. Yavrumu bir şekilde bana geri versin. Rabbime söz veriyorum sahip çıkacağım. Dilim varmıyordu; ölü ya da diri bir şekilde kızımı alıp gitmek istiyorum. Ne devletime ne de Antalya halkına fazla yük olmak istemiyorum” dedi. “Keşke denizi boşaltıp bakmak mümkün olsa” Acılı baba, kızının son görüldüğü noktadan ayrılmadığını, “İki kez rüyama girdi. Bana kızarak gülüyordu. Keşke gerçek hayatıma da tekrar girmiş olsa. Sanki her sabah beni buraya çağırıyor. Denize sesleniyorum. Keşke denizi boşaltmak mümkün olsa ve orada mı değil mi görebilsek. Allah’tan asla umudumu kesmiyorum” sözleriyle dile getirdi. “'Yaşıyorum' de, sana kurban olmaya hazırım” Kızına seslenen Elmas, “Canım kızım daha gençsin. Duygularının esiri olmuş olabilirsin. Hiçbir baba evladına bunu reva görmez bunu bil. Her ne haldeysen, her ne durumdaysan başımın gözümün üstünde yerin var. Hayattaysan bir haber bir söz, ‘yaşıyorum’ de, vallahi billahi yeter. Her şeyin ile başımın tacısın, sana kurban olmaya hazırım” diyerek gözyaşı döktü. “Yavrumu alıp gideyim ya Rabbi” Ebeveynlere de seslenen Elmas, “Yavrularıyla sadece maddi yönden değil, her yönden ilgilensinler. Asla arayı bırakmasınlar. Mesele her söylediğini yapmak değil, anlamak. Biz anlayamadık diye düşünüyoruz. Çünkü asosyal bir kızdı. Daha fazla çektirmesin Allah’ım bizlere. Zayıfız, zayıflığımdan dolayı sana sığınıyorum. İnsanlara fazla yük olmayayım, yavrumu alıp gideyim ya Rabbi” ifadelerini kullandı.

Türkiye "canlı vericili" nakillerde dünya lideri Haber

Türkiye "canlı vericili" nakillerde dünya lideri

ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Nilgün Bilal, canlı vericili nakillerde Türkiye'nin dünya rekoru kırdığını belirterek bunun altyapı, büyük bir tecrübe ve yetenekli ekiplerin başarısı olduğunu bildirdi. Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü olan Bilal, AA muhabirine, merkezlerinin her çeşit organ ve doku naklinin yapıldığı Türkiye'deki tek, dünyada da sayılı merkezlerden olduğunu söyledi. Salgın ve depremlerin organ bağışlarının düşmesine neden olduğunu dile getiren Bilal şunları kaydetti: "Pandemi, deprem oldu ama bizim organ nakli bekleyen hastalarımız azalmadılar sayıları arttı. Bu süreçte bağışlanan organ sayıları azaldı. Her yıl dünya istatistikleri açıklanır. Canlı vericili nakillerde dünya rekorunu kırıyoruz. Üç yıldır dünyada canlı vericiden yapılan böbrek ve karaciğer nakillerinde dünya birincisiyiz. Bu çok büyük bir tecrübe, altyapı ve yetenekli ekiplerin başarısı. Tüm ülkenin başarısı. Tıbbi olarak bunu başarabiliyoruz. Bunca hastanın ameliyatını yapıyoruz hem sağlıklı bireyin böbreğini ya da karaciğerinin parçasını alıp hem hastayı sağlığına kavuşturuyoruz. Bu bizim temenni ettiğimiz bir durum değil, ne olursa olsun sağlıklı bireyi ameliyat masasına yatırmak istemiyoruz. Onun için farkındalık yaratarak, kadavradan bağışların artmasını istiyoruz." Bir bebeğin annesinin ameliyat masasına yatıp bebeğine böbreğini vermesi yerine beyin ölümü gerçekleşen kişinin organlarını nakletmek istediklerini belirten Bilal, toplumda organ bağışı farkındalığına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bilal, organ bağışının hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini, beyin ölümü tanısı konulan insanların gerçek ölüm olduğunu hatırlattı. Böbrek ve karaciğer hastalarına kısmen yakınlarından nakil yapabildiklerine değinen Bilal, "Akciğer, yüz, kol, uterus (rahim), kalp bekleyen binlerce insan var. Bu nakilleri yapabilmemiz için beyin ölümü gerçekleşmiş bedenlerin bağışına ihtiyacımız var." dedi. - "Organ bağışı yapmak en büyük iyiliktir" Türkiye'de 150'nin üzerinde organ nakli merkezi olduğuna dikkati çeken Bilal, "Organ nakli merkezlerinde bine yakın yetişmiş doktor, cerrah, nörolog bu işi yapacak organ nakli koordinatörleri her şey var. Bir organ, ülkenin herhangi bir köşesinde bağışlandığında o organın en uygun hastaya en hızlı şekilde ulaşmasını sağlayacak Sağlık Bakanlığına bağlı dünyanın en güçlü ulusal koordinasyon sistemlerinden birine sahibiz." diye konuştu. Dernek olarak "İzin Ver Yaşasın" isimli toplumsal iyilik hareketini başlattıklarını anlatan Bilal, organ bağışının dinen, vicdanen ve insani anlamda yapılabilecek en büyük iyilik olduğunu dile getirdi. Bir gün organ bağışçısı değil, organ alıcısı konumunda olunabileceğini işaret eden Bilal, "Hep birlikte 'İzin Ver Yaşasın' diyelim. Organ bağışı vasiyetinde bulunalım ki vefat eden insanlarımız dünyadan göçerken başka insanlara hayat verebilsin." ifadesini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.