#Alerji

İLKHABER-Gazetesi - Alerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzmandan uyarı: Evi sürekli nemlendirmek alerjiyi artırabilir! Haber

Uzmandan uyarı: Evi sürekli nemlendirmek alerjiyi artırabilir!

ayseri Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Cansever,özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında artan nem oranının çocuklarda alerjik şikayetleri tetikleyebileceğine dikkat çekti. Cansever, ev ortamını sürekli nemli tutmanın sanıldığı kadar faydalı olmadığını belirterek aileleri uyardı. Cansever, ev tozu akarları ve küf mantarlarının nemli ortamları sevdiğini ifade ederek, “Evde gereksiz nemlendirici kullanmak, sürekli pencereleri açık bırakmak ve evin nem oranını çok yükseltmek uygun değil.” dedi. POLENLER EKİM AYINA KADAR ETKİLİ OLABİLİYOR Polen yoğunluğunun hava koşullarına göre değiştiğini belirten Cansever, ot, çayır ve ağaç polenlerinin özellikle nisan ayından ekim ayına kadar etkili olduğunu söyledi. Yoğun yağışların atmosferdeki polen miktarını kısa süreli azaltabildiğini ancak yağış sonrası büyüyen otların daha fazla polen salınımına neden olabildiğini anlatan Cansever, çocuklarda görülen burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerin polen alerjisinin habercisi olabileceğini ifade etti. “GRİBAL ENFEKSİYONLA KARIŞTIRILMAMALI” Alerjik nezlenin gripten farklı olduğunu vurgulayan Cansever, “Alerjik nezlede ateş, halsizlik ve kırgınlık gibi belirtiler görülmez. Şikayetler daha çok belirli dönemlerde tekrar eder.” diye konuştu. ÇOCUKLARDA AŞI TEDAVİSİ UYGULANIYOR Yoğun alerji yaşayan çocuklarda okul başarısı, uyku düzeni ve sosyal hayatın olumsuz etkilendiğini belirten Cansever, bazı hastalarda immünoterapi yani aşı tedavisine başvurduklarını söyledi. Tedavi öncesinde çocuğun hangi polene karşı alerjisi olduğunun tespit edildiğini belirten Cansever, doğru alerjen belirlendiğinde uygulanan tedavinin yaşam kalitesini ciddi şekilde artırdığını ifade etti. Cansever, yaklaşık 3 ila 5 yıl sürebilen tedavide çocuklara küçük dozlarla alerjen ekstraktı verildiğini ve zamanla tedavinin etkisinin arttığını söyledi. Kayseri Şehir Hastanesi bünyesinde bu tedaviyi alan çocukların olumlu sonuçlar verdiğini belirten Cansever, ailelerin çocuklardaki belirtileri dikkate alarak uzman desteği almaları gerektiğini kaydetti.

Çocuklarda astım tedavisi neden işe yaramıyor? Uzmanlar açıkladı: İnhaler cihaz hatası yüzde 85’e ulaştı Haber

Çocuklarda astım tedavisi neden işe yaramıyor? Uzmanlar açıkladı: İnhaler cihaz hatası yüzde 85’e ulaştı

Çocukluk çağının en yaygın solunum yolu hastalıklarından biri olan astımda doğru tedavi kadar doğru uygulama da büyük önem taşıyor. Medipol Sağlık Grubu Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, inhaler tedavilerin yanlış kullanımı nedeniyle birçok hastada tedavinin etkisiz kaldığını belirtti. ASTIM TEDAVİSİNDE EN BÜYÜK SORUN: YANLIŞ KULLANIM Prof. Dr. Sedat Öktem, astım, bronşiolit ve krup gibi hastalıklarda inhaler tedavilerin öncelikli tercih olduğunu vurguladı. Ancak tedaviye rağmen şikayetleri geçmeyen çocukların büyük kısmında sorunun farklı bir hastalık değil, cihaz kullanım hatası olduğunu ifade etti. Yapılan değerlendirmelerde vakaların yaklaşık yüzde 80-85’inde yanlış teknik kullanıldığına dikkat çekildi. İLAÇ AKCİĞERE ULAŞMIYOR İnhaler ilaçların doğrudan akciğere ulaşarak hızlı etki gösterdiğini belirten Öktem, cihazdan çıkan ilacın yaklaşık 104 kilometre hızla püskürtüldüğünü söyledi. Doğru teknik uygulanmadığında ilacın akciğere ulaşamadığını vurgulayan uzman isim, özellikle çocuklarda ara cihaz (spacer) kullanımının büyük önem taşıdığını ifade etti. EN SIK YAPILAN HATALAR Uzmanlara göre ölçülü doz inhalerlerde nefes alma tekniğinin yanlış uygulanması, kuru toz inhalerlerde dişlerin kapalı tutulması ve nebulizatör maskesinin yüze tam oturmaması tedaviyi doğrudan etkiliyor. Ayrıca cihaz bakımının ihmal edilmesi de tedavinin başarısını düşüren önemli faktörler arasında yer alıyor. ASTIM ÇOCUKLARIN YAŞAMINI ETKİLİYOR Hikmet Tekin Nacaroğlu ise astımın çocukların yaşam kalitesini ve okul başarısını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Doğru tedavi ile çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürebileceğini belirten Nacaroğlu, ilaçların hekim kontrolünde kullanıldığında hormonal dengeyi bozmadığını vurguladı. ALERJİK FAKTÖRLER ÖNE ÇIKIYOR Çocukluk çağı astım vakalarının büyük bölümünün alerjik kökenli olduğunu belirten uzmanlar, polen, ev tozu ve hayvan tüylerinin hastalığı tetikleyebileceğini ifade etti. Bu nedenle tedavide ilk adımın çevresel önlemler olduğunu, ilaç tedavisinin ise ikinci aşamada devreye girdiğini belirtti. TEDAVİDE YENİ YÖNTEM: İMMÜNOTERAPİ Tüm önlemlere rağmen şikayetleri devam eden hastalarda immünoterapi yönteminin uygulanabileceğini belirten uzmanlar, bu tedavinin alerjenlere karşı vücudun duyarlılığını azaltarak hastalığın seyrini değiştirebildiğini aktardı. Ancak bu yöntemin mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiği vurgulandı.

Kronik yorgunluğun sebebi bu olabilir Haber

Kronik yorgunluğun sebebi bu olabilir

Türkiye’de her yıl milyonlarca kişi burun tıkanıklığı şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuruyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca mevsimsel alerjilerle sınırlı olmadığını, septum eğriliği, sinüzit, polipler, grip ve soğuk algınlığı gibi pek çok nedenin burun tıkanıklığına yol açtığını ifade ediyor. Burun tıkanıklığının günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğini belirten uzmanlar, “Burundan rahat nefes alamayan kişilerde uyku kalitesi düşer, yorgunluk artar ve konsantrasyon bozukluğu ortaya çıkar. Çocuklarda ise ağızdan soluma alışkanlığı, yüz gelişiminde olumsuz değişikliklere yol açabilir” ifadeleriyle belirtilere dikkati çekiyor. Uzmanlar, “Bulunduğunuz ortamın nem dengesini koruyun, sigara dumanı ve hava kirliliğinden uzak durun, alerjiyi tetikleyici maddelerden kaçının, uzun süre devam eden tıkanıklıklarda mutlaka doktora başvuru” uyarısında bulunuyor. Kulak, Burun, Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Onur Ergün de burun etlerinde şişlik görülen birçok hastada, asıl sorunun altta yatan başka bir neden olduğuna dikkat çekti. Bunun nedeninin sıklıkla enfeksiyon ya da alerji olduğunu anlatan Doç. Dr. Ergün, “Bu durumlar tedavi edilmeden yalnızca burun etine müdahale edilmesi kalıcı çözüm sağlamaz. Özellikle burun orta bölmesinde eğrilik bulunan kişilerde hava akışına uyum sağlamak amacıyla şekil değiştirebilir. Bu nedenle burun eti, bazen adaptasyonun bir parçası olarak büyür ve müdahale edilmezse tıkanıklık yeniden ortaya çıkabilir” dedi.

Alerjiniz varsa bu haberi kaçırmayın Haber

Alerjiniz varsa bu haberi kaçırmayın

Her yıl ilkbahar aylarının gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, birçok kişi için alerji mevsimi de başlamış oluyor. Özellikle polenlerin havada yoğunlaştığı bu dönemde, alerjiye yatkın bireylerde çeşitli sağlık sorunları görülebiliyor.  Uzmanlar, alerjinin, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere aşırı tepki vermesi durumu olduğunu ifade ediyor. Polen, toz, hayvan tüyü, bazı gıdalar ve ilaçlar gibi maddeler alerjen olarak adlandırılıyor. Alerjik reaksiyonların, burun akıntısı, hapşırma, gözlerde kaşıntı, ciltte döküntü ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkati çeken uzmanlar, bahar alerjisinden korunmak için neler yapılması gerektiğini belirtiyor.   Polenlerin özellikle rüzgârlı havalarda kolayca taşınarak solunum yoluyla vücuda girdiğini anlatan uzmanlar, “Alerjiye yatkın bireylerde bu polenlere karşı bağışıklık sistemi aşırı tepki gösterir ve alerji belirtileri ortaya çıkar. Bu duruma ‘saman nezlesi’ veya ‘mevsimsel alerjik rinit’ adı verilir. Bundan korunmak için polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde, özellikle sabah erken saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınılmalı. Evler havalandırmak yerine polen yoğunluğu düşük saatlerde kısa süreli havalandırma yapılmalı. Kıyafetlerde biriken polenleri evin içine taşımamak için değiştirilmeli ve mümkünse duş alınmalı. Dışarı çıkarken güneş gözlüğü ve maske takmak, polen temasını azaltmaya yardımcı olabilir. Bahar alerjisi yaşam kalitesini düşürebilir, ancak alınacak basit önlemlerle bu dönemi daha rahat geçirmek mümkündür. Alerji belirtileri şiddetliyse bir doktora başvurmakta yarar var” diyor.  Test ve kan tahlilleri Alerji tanısının, hastanın mevcut şikayetleri ve tıbbi öyküsünün ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesiyle başladığını belirten Prof. Dr. Yavuz Selim Demirel de, “Bu süreçte hastanın maruz kaldığı olası alerjenler ve semptomlar dikkatle analiz edilir. Alerji uzmanları, tanıya ulaşmak için ‘prick test’ olarak bilinen deri testlerini uygular ve gerekli görüldüğünde kan tahlillerinden de yararlanabilir. Tanının ardından tedavi yöntemine geçilir” dedi. Prof. Dr. Demirel “Özellikle ilaçlar, besinler, lateks, arı sokması duyarlı bireylerde anafilaksi olarak bilinen tehlikeli alerjik reaksiyonlara da sebep olabilir. Anafilaksi, hızlı bir şekilde tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilir” uyarısında da bulundu.

Kapalı alanlar  Konjonktivite hastalığına zemin hazırlıyor Haber

Kapalı alanlar Konjonktivite hastalığına zemin hazırlıyor

Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, Konjonktivit hastalığının özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında artış gösterdiğini belirtti. Gözlerde kızarma, sulanma, ağrı, kaşıntı ve batma gibi belirtilerle kendini gösteren bu hastalığın yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade eden Asena, kapalı alanlarda konjonktivit salgınlarının yaygın olduğunu vurguladı. “Kapalı alanlar viral konjonktivitlerin salgın şeklinde görülmesine neden olur” Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, “Bunun yanısıra viral konjonktivitlerde sonbahar kış aylarında artmaktadır. Okulların açılmasıyla birlikte kalabalık, toplu yaşam alanlarına dönüş yapılması, virüslerin yarattığı konjonktivitler gözün kızarması, sulanması, çapaklanması gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu bulaşıcı bir hastalıktır. Kapalı alanlar viral konjonktivitlerin salgın şeklinde görülmesine neden olur” şeklinde konuştu. Konjonktivit hastalığı yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, Konjonktivit tedavisinde göz damlaları kullanıldığını ve hangi damlaları ne kadar kullanacağınıza göz doktorunun karar verdiğini belirterek hastalığın yaşam kalitesini düşürdüğü bilgisini verdi. “Konjonktivit, damlalarla tedavi edilebiliyor” Asena, “Gözün beyazı olan sklera ince, soğan zarı gibi bir tabakayla kaplıdır. Konjonktiva adı verilen bu tabaka gözün yüzeyini nemlendiren maddeler salgılar. Bu tabaka içinde ince damarlar vardır ve dikkatli bakıldığında çıplak gözle dahi görülebilirler. Konjonktivada iltihap olduğunda damarlar daha belirginleşir ve göz kızarır. Konjonktivit, farklı sebeplerle görülür. En sık mikroplar, alerji ve çevredeki irritan maddeler, örneğin sigara dumanı ve hava kirliliğidir. Konjonktivit, Damlalarla tedavi edilebiliyor. Kimi durumlarda tedavi yapılmaksızın da geçebilmektedir. Burada en önemli konu göz ve el hijyenine dikkat edilmesi, kapalı ortamların havalandırılmasıdır. Vücut bağışıklığının sonbaharda havaların serinlemesiyle birlikte düştüğü için vitamin alınmasına da bu dönemde dikkat edilmelidir”

Toz aşınımı cilt kızarıklığına yol açabilir Haber

Toz aşınımı cilt kızarıklığına yol açabilir

Kuzey Afrika'dan gelen toz bulutu taşınımı depremin vurduğu Hatay'da etkili olmaya devam ediyor. Meteoroloji'den yapılan duyuruda, toz bulutu taşınımının 26 Nisan Cuma Günü gece 12'de sona ereceğini açıklandı. İskenderun körfezinde ve şehir merkezinde etkili olan toz bulutunun sağlık açısından olumsuz yanları görülüyor. Alerjik astımı ve kronik rahatsızlığı olanların bu havalarda dikkatli olmasını ifade eden Cilt Uzmanı Selin Alpar, mecburi olmadıkça dışarı çıkılmaması konusunda uyarıda bulundu. Kuzey Afrika’dan gelen toz taşınımın ciltte kızarıklığa ve alerjiye neden olabileceğini belirten Alpar, “Ciltte kızarıklık, hassasiyet ve alerjiye neden olabilir. Alerjik astımı olanların da tetikleyeceği için kronik rahatsızlığı olanlar dışarıya mümkün olduğunca çıkmasınlar. Hiç kimsenin de çıkmamasını tavsiye ediyoruz. Bu toz bulutu; cildi kirletip gözenekleri tıkayabilir. Bu zamanda kişilerin cilt temizliğine daha çok dikkat etmesi gerekir. Ayrıca kişilerin cilt temizliğinde; akne eğilimli ciltler derma, kozmetik ve medikal cilt bakımı ürünleri olanlar, temizleyicileri olanlar, düzenli sabah akşam yıkamalarına özen gösterecekler, asidik olmayan peelinglerini haftada 3 gün bakımlarını yapsınlar. Asidik olan peelinglerini haftada 1 gün yapmalarını öneriyoruz. Aynı zamanda da medikal cilt bakımına gittikleri yerler varsa devamını getirmelerini ve bu süre zarfında daha sık yapmalarını tavsiye ederiz. Normalde cilt bakımları cilt kendini 28 günde 1 yeniler fakat bu zaman zarfında 20 günde 1 cilt bakımını yapabilirler” dedi.

Polen alerjisine dikkat: Uzmanlar uyarıyor! Haber

Polen alerjisine dikkat: Uzmanlar uyarıyor!

ANKA Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlker Özsararaç, mevsimsel alerjilerin en yaygınlarından birisi olan polen alerjisine dikkat çekti. Alerjik bünyeli kişiler için bahar aylarının sıkıntıları beraberinde getirdiğini söyleyen Dr. Özsaraç, “Polen türü alerjen yapısı bulunan maddeler vücuda girdiği anda bağışıklık sistemi bu maddeleri tehdit olarak algılar ve alerjiniz varsa vücut kimyasallar salarak semptomlara neden olur. Bunların yanında vücut polene karşı konjonktivit (göz nezlesi), nezle, ürtiker ve astım geliştirebilir. Hastalarda, özellikle sabah kalktıklarında ortaya çıkan hapşırma, burunda ve boğazda kaşıntı, burun tıkanıklığı ile burun akıntısı şikayetlerine rastlanıyor. Burunda, kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, hapşırık, gözlerde kaşıntı, sulanma kızarıklık, şişlik görülebilir. Astımlı hastalarda atak başlayabilir, öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ciltte kaşıntı olabilir. Hastalığın tamamen yok edilmesi mümkün olmasa da, hastaların şikayetlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir takım tedaviler uygulanabilmektedir. Alerjenleri tespit edebilmek için kandan bazı tetkikler yapılabilmektedir veya bazı cilt, deri testleri yapılabilmektedir. Hekim tarafından yapılan fizik muayene ve tetkikler neticesinde en uygun tedavi protokolü hastalara uygulanacaktır” dedi. Polen alerjenlerinden korunmanın en önemli yolunun doğrudan oluşabilecek polen maruziyetini azaltmak olacağını belirten Dr. Özsaraç, bu konuda önerilerde bulunarak, “Polenler genellikle sabah saatlerinde havada uçuştuğu için mümkünse kapalı alanlarda kalınız. Çim biçmekten, polen mevsiminde parkta oturmaktan kaçınınız, ev ve arabada pencereleriniz kapalı tutunuz, gözleri korumak için güneş gözlüğünden yararlanınız, polenden arınmak için sık sık duş alıp, dışarı çıktığınızda maske takınız. Eğer hava sıcakken polen mevsiminde dışarıda çok vakit geçirmişsek akşam eve gidince hemen kıyafetleri çıkaralım, ayakkabıları da kapının dışında bırakalım, çünkü polenler bütün her yere yapışmaktadır ve duş almamız gerekiyor ki, polenler bütün vücudumuzdan çıksın” diye konuştu.

Uzmanı Dr. Arslanhan: Alerjik rinit bahar aylarında polen miktarının artmasıyla oluşan bir sorun Haber

Uzmanı Dr. Arslanhan: Alerjik rinit bahar aylarında polen miktarının artmasıyla oluşan bir sorun

Kimi insanların bünyesinin, polen gibi hava kaynaklı madelere karşı alerjik bir tepki göstermesi ile ortaya çıkan saman nezlesini üst solunum yolu hastalığı olan nezle ile karıştırmamak gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, saman nezlesinin uygulanan tedavilere rağmen genellikle ömür boyu devam ettiğini söyleyerek korunmak için önerilerde bulunuyor. Bahar mevsiminde artıyor İlkbaharın gelmesiyle birlikte fazlaca görülmeye başlayan mevsimsel alerjik rinitin en sık rastlanan alerjik hastalıklardan biri olduğunu aktaran Dr. Arslanhan, “Saman nezlesinde alerjik reaksiyona neden olan madde ya da maddeler ‘alerjen’ olarak tanımlanır. Saman nezlesi olmayanların çoğunluğu için bu maddeler alerjen değildir. Çünkü bağışıklık sistemi onlara tepki göstermez” diyor. Ömür boyu devam ediyor Hastalığın özellikle alerjik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görüldüğünü anlatan Dr. Arslanhan, “Hastalık küçük yaşlarda ortaya çıkabileceği gibi ileri yaşlarda da görülebilir. Genellikle ömür boyu sürse de ileri yaşlarda şiddeti azalabilir. Kendiliğinden geçme olasılığı ise oldukça düşüktür” diyerek soruna neden olan alerjenlerden uzak durulmasının önemli olduğunu belirtiyor. En önemli neden ailesel yatkınlık “Alerjik rinitin tanısında hastanın yaşı, hangi ortamlarda şikâyetlerinin arttığı, daha önce kullandığı ilaçlara ve özellikle ailesinde alerjisi olan kimse olup olmadığına bakılır. Alerji genetik bir hastalık olduğundan ailede başka bireylerde de olması tanı konmasında etkendir. Hastanın öyküsü ve muayene bulguları alerjiyi düşündürüyorsa, alerji testleri uygulanır. Bu testler deri testleri ve kanda alerjenlerin incelenmesi şeklindedir” diyen Dr. Arslanhan, özellikle alerji tedavisine cevap vermeyen bireylerde detaylı burun muayenesi, çocuklarda geniz eti, erişkin hastalarda ise kıkırdak eğriliği, burun polipleri ve sinüzit olup olmadığının da araştırılması gerektiğini söylüyor. Bu önerilere koruyor! Alerjik belirtilerin kontrolünün birden fazla tedavi yönteminin birlikte uygulanmasıyla sağlandığını ifade eden Dr. Murat Arslanhan, “Alerjenle karşılaşmanın önlenmesi, ilaç ve aşı tedavileri bu yöntemler arasında sayılabilir. Ancak ilk ve en önemli aşama alerjik rinite neden olan etkenlerden uzak durmaktır. Bu hastalıkta çevresel faktörler çok yaygın olduğundan tamamen korunmak pek mümkün olmasa da bu durum hafifletilebilir” diyerek ŞU önerilerde bulundu: "Polenlerin yoğun olduğu bahar mevsiminde kapı ve pencereleri kapalı tutun. Klimanızdaki filtreleri her ay temizleyin veya değiştirin. Evinizde bitki yetiştirmeyin. Evinizde tüylü hayvan beslemeyin. Kuştüyü yastık, yün yorgan, yastık ve yatak yerine sentetik olanlarını kullanın. Sigara içmeyin, yanınızda içirmeyin."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.