#Almanya

İLKHABER-Gazetesi - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Berlin Brandenburg Havalimanı'nda grev krizi: 445 uçuş iptal edildi, 57 bin yolcu etkilendi Haber

Berlin Brandenburg Havalimanı'nda grev krizi: 445 uçuş iptal edildi, 57 bin yolcu etkilendi

Almanya'da Berlin Brandenburg Havalimanı (BER), çalışanların ücret artışı talebiyle başlattığı uyarı grevi nedeniyle büyük bir operasyonel kesintiyle karşı karşıya kaldı. Birleşmiş Hizmet Sektörü Sendikası (Ver.di) tarafından yapılan çağrı üzerine yaklaşık 2 bin personel iş bırakma eylemine katıldı. Yerel saatle 06.00'da başlayan ve gece yarısına kadar sürmesi beklenen eylem, havalimanındaki tüm yolcu trafiğini durma noktasına getirdi. Havalimanı yönetimi tarafından yapılan açıklamaya göre, grev süresince planlanan toplam 445 iniş ve kalkış seferi iptal edildi. Bu durumdan doğrudan etkilenen yolcu sayısının ise yaklaşık 57 bin olduğu kaydedildi. Yetkililer, yolcuların mağduriyet yaşamaması için havayolu şirketleriyle iletişime geçmeleri ve alternatif seyahat seçeneklerini değerlendirmeleri yönünde uyarılarda bulundu. İŞVERENİN TEKLİFİNE "CİDDİYETSİZ PROVOKASYON" TEPKİSİ Sendika ile işveren arasındaki gerilimin temelinde yatan ücret anlaşmazlığı, müzakerelerin tıkanmasına yol açtı. Berlin Brandenburg Havalimanı yönetiminin sunduğu yüzde 1 oranındaki maaş artışı teklifi, çalışan kanadında sert tepkiyle karşılandı. Ver.di sendikası, bu öneriyi "ciddiyetsiz bir provokasyon" olarak nitelendirerek taleplerini yineledi. Sendika, çalışanlar için yüzde 6 oranında bir zam veya aylık en az 250 euro artışın yanı sıra üyeleri için ek bir izin günü talep ediyor. MÜZAKERELERDE KRİTİK TARİH 25 MART Almanya'daki havacılık sektörünü derinden etkileyen bu iş uyuşmazlığında tarafların bir sonraki randevusu belli oldu. İşveren ve sendika temsilcileri, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin yeni turu için 25 Mart'ta tekrar masaya oturacak. Mevcut grevin, yaklaşan bu görüşmeler öncesinde işveren üzerinde baskı oluşturma amacı taşıdığı belirtiliyor. Başkent Berlin'in dünyaya açılan tek kapısı olan havalimanındaki durumun, anlaşma sağlanamaması halinde ilerleyen dönemde yeni eylemlere gebe olduğu ifade ediliyor.

Almanya'da şirket iflasları son 11 yılın zirvesinde Haber

Almanya'da şirket iflasları son 11 yılın zirvesinde

Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis) ülkede şirket iflaslarına ilişkin 2025 ve Aralık 2025 rakamlarını açıkladı. Buna göre, ülkede geçen yıl 24 bin 64 işletme iflas etti. Böylece ülkede kurumsal iflaslar, 2024 yılına göre yüzde 10,3 artış kaydetti. Söz konusu seviye, 24 bin 85 iflasın kaydedildiği 2014'ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Küresel finans krizinin etkilerinin hissedildiği 2009 yılında ise bu sayı 32 bin 687'ye kadar yükselmişti. Almanya'da kurumsal iflaslar, 2023'te 17 bin 814 vaka ile yüzde 22,1, 2024'te ise 21 bin 812 vaka ile yüzde 22,4 oranında keskin artış göstermişti. ALACAK MİKTARI BÜYÜK ÖLÇEKLİ İFLASLARIN AZALMASIYLA DÜŞTÜ Şirketlerin iflas taleplerine bağlı olarak alacaklılara ödenmesi öngörülen toplam borç tutarı, geçen yıl 47,9 milyar avro oldu. Bu miktar, 2024'te 58,1 milyar avro seviyesindeydi. Destatis, alacak miktarındaki bu düşüşü, 2025'te 25 milyon avro ve üzeri borcu olan "büyük ölçekli" şirketlerin iflas başvurularında yaşanan yüzde 15,6'lık azalmaya bağladı. Sektörel bazda bakıldığında ise 2025'te her 10 bin şirket başına 133 vaka ile en fazla iflas ulaştırma ve depolama sektöründe kaydedilirken, bu sektörü 108 vaka ile konaklama ve 104 vaka ile inşaat sektörü izledi. Ülkedeki ekonomik durgunluk sadece işletmeleri değil, tüketicileri de vurdu. Geçen yıl şahıs iflasları yüzde 8,4 artarak 77 bin 219'a yükseldi. ARALIKTA YÜZDE 13,7'LİK ARTIŞ Aralık 2025'te kurumsal iflas başvuruları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,7 artarak 2 bin 37 oldu. Destatis, bu verilerin mahkemelerin ilk kararlarını yansıttığını, fiili iflas başvurularının genellikle bu tarihlerden yaklaşık üç ay önce yapıldığını hatırlattı. Öte yandan, Alman ekonomisi iki yıl süren resesyon baskısının ardından 2025'i yüzde 0,2'lik zayıf bir büyüme ile kapatmıştı.

Adana’da duraklayan Sabina Struck, Almanya’dan Kudüs’e barış yürüyüşüne devam ediyor Haber

Adana’da duraklayan Sabina Struck, Almanya’dan Kudüs’e barış yürüyüşüne devam ediyor

Almanya'dan Kudüs'e yürüyen 41 yaşındaki Sabina Struck, Filistin'e destek vermek ve dünya barışına dikkat çekmek için 9 ay önce yürüyerek çıktığı yolda Adana'ya ulaştı. Kentte bir gece dinlenen Alman kadın, zorlu rotasına kaldığı yerden devam etti. Almanya'nın Gebrazhofen kasabasında yaşayan 41 yaşındaki Sabina Struck, İsrail’in saldırısı altındaki Filistin’e destek vermek ve barış çağrısında bulunmak amacıyla yaklaşık 9 ay önce yürüyüşe başladı. Almanya'dan Kudüs'e uzanan uzun bir yolculuğa çıkan Sabina Struck, güzergahı üzerinde Adana'daki belediyeye ait Taşköprü Konukevi’nde mola verdi. 1 gece mola verdikten sonra Struck, yeniden yola çıktı.Filistin'e destek olmak ve dünyaya barış mesajı vermek amacıyla yollara düştüğünü belirten Struck, sınırları ve kültürleri aşan yürüyüşünün detaylarını İHA’ya anlattı. "Kudüs'e varıp varamayacağımı bilmiyorum" Yolculuğunda 9 ayı geride bıraktığını ifade eden Struck, "Geçen yıl temmuz ayında Almanya'da başladım. Sadece barış için, hem dünya hem de kendim için yürüyorum. Hiçbir planım yok, her şeyin ucu açık. Kudüs'e varıp varamayacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Her şey belirsiz, sadece yürüdüğüm bir yol var. Bu yol benim için tüm ülkelerden ve kültürlerden bağımsız" dedi. "Türkiye'de insanlar çok yardımsever" Yol boyunca pek çok güzel insanla karşılaştığını belirten Sabina Struck, "Türkiye'de ve geçtiğim yollardaki insanlar çok yardımsever. Benim bu yolda sevdiğim şey de bu. Benim hedefim varış noktası değil, yolun sadece bu kısmı. Bu yolun tadını çıkarıyorum" diye konuştu. "En uzun barış yolunu yürüyorum" Savaşlardan ziyade dünyaya farklı bir perspektiften baktığını vurgulayan Struck, yürüyüşünün ruhsal boyutuna da değinerek şunları söyledi: "Bulunduğum yerin Türkiye, Avusturya veya Almanya olması benim için önemli değil. Benim için önemli olan her ülkenin bana sunacak bir hediyesi olması. Etrafımda çok fazla barış ve uyum görüyorum. Bazen bir sebebimiz olmaz, hayatınızda sadece bir his uyanır ve bazen eski hayatınıza 'dur' der, kendi yolunuza gidersiniz. Ben en uzun barış yolunu ve en uzun kültür rotasını yürüyorum. Hepimizin içinde barış var, hepimizin içinde sevgi var. İçimizde tüm dünyayı affetmemiz bize çok yardımcı olur. Ruhumuzda ve kalbimizde sadece kendimize aitiz."

Volkswagen Grubu’nda dev kriz: 2030 yılına kadar 50 bin işçi çıkarılacak Haber

Volkswagen Grubu’nda dev kriz: 2030 yılına kadar 50 bin işçi çıkarılacak

Almanya'nın sanayi lokomotifi Volkswagen (VW), otomotiv sektöründe derinleşen kriz ve azalan kâr marjları nedeniyle tarihi bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Şirket yönetimi, 2030 yılına kadar sürecek olan süreçte toplamda 50 bin kişilik bir işten çıkarma yapılacağını duyurdu. Grubun Üst Yöneticisi (CEO) Oliver Blume, hissedarlara yönelik kaleme aldığı mektupta tablonun ciddiyetini vurguladı. Blume, mektubunda net bir dille, "2030 yılına kadar Almanya'daki tüm Volkswagen Grubu genelinde yaklaşık 50 bin işten çıkarma yapılacak" ifadelerini kullandı. AVRUPA DEVİNİN KÂRI YÜZDE 44 ERİDİ Avrupa'nın en büyük araç üreticisi konumundaki grubun bu sert kararının arkasında, 2025 yılına ait finansal verilerdeki dramatik düşüş yatıyor. Şirketin net kârı, bir önceki yıla göre yüzde 44 oranında azalarak 12,4 milyar Euro'dan 6,9 milyar Euro seviyesine geriledi. Bu rakam, 2016 yılında yaşanan dizel skandalından bu yana kaydedilen en düşük kâr oranı olarak kayıtlara geçti. Kârlılıktaki bu erimenin temel nedenleri arasında lüks segmentteki yan kuruluş Porsche’nin artan operasyonel giderleri, ABD ile yaşanan gümrük vergisi anlaşmazlıkları ve küresel jeopolitik riskler gösteriliyor. TENSİKAT PLANI GENİŞLETİLEREK GÜNCELLENDİ Volkswagen, 2024 yılının son çeyreğinde sendikalarla yaptığı görüşmeler neticesinde başlangıçta 35 bin kişilik bir işten çıkarma planı üzerinde uzlaşmıştı. Ancak Çinli üreticilerin agresif rekabeti, Avrupa pazarındaki talep daralması ve elektrikli araçlara geçişin öngörülenden daha yavaş ilerlemesi, şirketi bu planı revize etmeye zorladı. Yeni açıklanan 50 bin kişilik rakamın, daha önce kararlaştırılan 35 bin kişilik grubu da kapsadığı ve operasyonun tüm Almanya birimlerine yayılacağı bildirildi. KÜRESEL İSTİHDAM VE MARKA YAPISI Bünyesinde Audi, Bugatti, Seat, Skoda ve Porsche gibi dünya markalarını barındıran Volkswagen Grubu, küresel ölçekte devasa bir istihdam ağına sahip. Dünya genelinde yaklaşık 662 bin kişiye iş imkanı sağlayan grubun sadece Almanya sınırı içerisindeki çalışan sayısı 293 bin civarında seyrediyor. Şirketin yeni tasarruf ve verimlilik programı kapsamında, özellikle üretim maliyetlerini düşürmek ve dijitalleşme yatırımlarına kaynak ayırmak amacıyla bu personel indiriminin kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.

İzmir’de arsa anlaşmazlığı kanlı bitti: Almanya’dan gelip ablasını öldüren zanlı teslim oldu Haber

İzmir’de arsa anlaşmazlığı kanlı bitti: Almanya’dan gelip ablasını öldüren zanlı teslim oldu

İzmir'de arsa anlaşmazlığı nedeniyle Almanya'dan gelerek ablasını öldürüp eniştesini ağır yaralayan cinayet zanlısı, polis ekiplerine teslim oldu. Olaydan sağ kurtulan adam ve kızı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde katil zanlısının en ağır cezayı alması için adalet çağrısında bulundu. Olay, 7 Şubat sabahı saat 06.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Almanya'dan Türkiye'ye gelen A.Ç., arsa anlaşmazlığı yaşadığı ablası ve eniştesinin evine gitti. Bahçeden gelen sesler üzerine dışarı çıkan Mesut Tarhan (47) omuz bölgesinden bıçaklanırken, yardıma koşan eşi Adile Tarhan (53) da kardeşi tarafından defalarca bıçak darbesi aldı. Adile Tarhan 18, Mesut Tarhan ise 9 bıçak darbesiyle kanlar içerisinde kaldı. Olayın ardından kaçan zanlı daha sonra polise teslim olurken, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Adile Tarhan 2 gün sonra hayatını kaybetti. Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından taburcu olan Mesut Tarhan, 26 yıllık eşinin öldüğünü günler sonra öğrendi. "Sırtıma bıçak saplandığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Mesut Tarhan, "O gün gece geç yatmıştık. Saatin tam kaç olduğunu hatırlamıyorum ama yaklaşık 12.30 civarıydı. Eşim beni uyandırdı ve yan taraftan bir ses geldiğini söyledi. Ben tam o sırada kapının kapanma sesini duydum. Bunun üzerine birlikte kalkıp dışarı çıktık. Oturduğumuz ev müstakil olduğu için bahçeye çıktık. Bahçedeki lambalar yanmıyordu; yalnızca kapının önündeki bir lamba açıktı, diğer taraflar karanlıktı. Düz zeminde yürüyordum. Kapının önünden yaklaşık 4-5 metre ilerledikten sonra sağ tarafta zeminin yükseldiği karanlık bir alan var. Tam oraya doğru dönerken bir anda omzuma bir bıçak saplandığını hissettim. O anda sırt üstü yere düştüm. Eşim sağ tarafımdaydı, biraz da gerimde kalıyordu. O sırada saldırgan eşime yöneldi ve ona da üst üste bıçak darbeleri indirdi. Ben kendimi doğrultmaya çalıştım. Yaram hâlâ sıcaktı. O sırada saldırganı gördüm; Aslan Çoban'dı. Kendimi toparlayıp ayağa kalktım, ensesinden tutup yere attım ve elindeki bıçağı almaya çalıştım. Bıçağı almaya çalışırken sağ kolum kesildi. Bıçak onun sağ elindeydi, ben de sağ elimle müdahale ettim. Sağ elim tamamen kesildi. İki parmağım neredeyse kopmuştu, sadece deri parçası tutuyordu. Üç parmağım kesilmişti, sonradan onlara tendon transferi yapıldı" dedi. "Eşimin vefat ettiğini sonradan öğrendim" Tedavi sürecinden bahseden Mesut Tarhan, "Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ne oldu, ne bitti bilmiyorum. Kendime geldiğimde çocukların ve komşumun seslerini duyuyordum. Kızım ambulansı arıyordu. Daha sonra beni ambulansla hastaneye götürdüler. Yaklaşık 5-6 gün entübe kaldım ve o süreçte ne yaşandığını hatırlamıyorum. Ardından 13-14 gün boyunca yoğun bakımda ve serviste yoğun antibiyotik tedavisi gördüm. Geçen hafta taburcu oldum. Kendime geldiğimde hastanedeydim. Doktor bana günün hangi gün olduğunu ve saatin kaç olduğunu sordu, ancak hatırlamıyordum. Sonradan öğrendim ki olay 7 Şubat'ta olmuş. Kendime geldiğimde eşimin vefat ettiğini bilmiyordum. Bunu daha sonra öğrendim" ifadelerini kullandı. "Ortak alınan evin üzerine çökmek istedi" Olayın geçmişine değinen Mesut Tarhan, "Bu olayın arkasında aslında iki yılı aşkın süredir devam eden bir mesele vardı. Biz zaten konuşmuyorduk. Eşim açıkça annesine de söylemişti; 'Huzurumuzu kaçırıyorsunuz, uzak durun' demişti. Oturduğumuz evi eşimle birlikte almıştık ancak ev onların üzerineydi ve vermiyordu. Bana 'bugün yarın vereceğim' diyordu ama eşime de vermeyeceğini söylemiş. Eşim ayrıca ona para da vermişti, onu da vermeyeceğini söylemiş. Evet, ortak alınan evi sahiplenmek ve üzerine çökmek istedi. Kendisi o evde oturmuyordu. Yaklaşık iki buçuk yıl önce Almanya'ya kaçmıştı, çocuklarıyla birlikte gitmişti. Benimle bir sorunu yok gibi görünüyordu ama meğer eşimle arasında ciddi sorunlar varmış. Eşim evi istiyormuş, o ise vermiyormuş. 'Annem yanımda kalmak istemedi, sen istemedin' gibi sudan bahaneler ileri sürüyormuş" diye konuştu. "Cinayet işlemek için Türkiye'ye gelmiş" Saldırganın tehditlerde bulunduğunu belirten Mesut Tarhan, "Almanya'da da sorunlar yaşamış. Psikolojisinin iyi olmadığı söylenmiş. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye dönmek istemiş ancak onlar kabul etmemiş. Onları orada bırakıp tek başına Türkiye'ye gelmiş ve böyle bir olaya kalkışmış. Gelmeden önce bize geldiğini ya da evde olduğumuza dair hiçbir telefon etmedi. Ocak ayının 15'i ya da 16'sında eşimi aramış. Eşim bana söyledi ama telefonu açmamış. Ben de 'Aç, kardeşindir. Bugün kavga edersiniz yarın barışırsınız' dedim. Eşim de 'Açıyorum ama bana çok ağır küfürler ediyor, tehdit ediyor' dedi. Daha sonra eşim tekrar konuştuğunda ona 'Ayın birinde geleceğim, orada seni görmeyeyim, öldüreceğim' dediğini söyledi. Ben de kendisine mesaj yazdım. 'Bir sıkıntı mı var? Varsa konuşalım' dedim. Bana 'Seninle bir sıkıntım yok, gelince konuşuruz' diye cevap verdi. Bana açıkçası bu olay çok şaşırtıcı gelmedi. Çünkü aile içinde bu tür meseleler daha önce de yaşanmış. Urfa'da bir evleri var ve o ev yüzünden beş kardeşin hiçbiri birbiriyle konuşmuyor. Ben 2000 yılında evlendim. Yani 26 yıllık eşimi kaybettim. Onu öz kardeşi öldürdü" dedi. "Annem kanlar içindeydi ve babana koş dedi" Olay anını anlatan Sevgi Tarhan (21), "O sırada evdeydim ve en arka odadaki kendi odamda uyuyordum. Kardeşimin seslenmesiyle uyandım. Bana 'Dayım geldi, annemle babam yaralı, kapının önündeler' dedi. İlk başta gürültüyü duymamıştım ama yataktan kalktıktan sonra annemin bağırışını duydum. Hemen telefonumu şarjdan alıp kapıya doğru koşmak istedim. Tam o sırada annem içeri girdi. Annem kanlar içindeydi ve bana 'Babana koş' diye bağırdı. O anda babamın yaralandığını düşündüm. Kapının önüne çıktım. Tam o sırada babam bana doğru yürüyordu. Birkaç adım attıktan sonra bayıldı. Babam bayılırken onu tuttum. Yaralarına tampon uyguladım ve kanamanın durması için baskı yaptım. Kardeşime seslenerek telefonu getirmesini söyledim ve ambulansı aradım. Aynı zamanda ailemizi de arayıp haber verdim. Babama baskı uygularken annem içeriden komşuları aradı. Komşu geldi. Ona babamın yarasına nasıl baskı yapması gerektiğini gösterdim ve babamı ona bıraktım. Daha sonra anneme bakmak için içeri koştum" sözlerini kaydetti. "Dayını yaptı kızım dedi ve bayıldı" Sağlık ekipleri gelene kadar ailesine müdahale ettiğini söyleyen Sevgi Tarhan, "İlk çıktığımda kapının önünde saldırganı görmemiştim. Babam tek başınaydı ve bana doğru yürüyüp kapının önünde yere yığılmıştı. Çok kısa bir süre içinde olmuştu her şey. Babamın bilincinin kapalı olduğunu fark ettim. O sırada annem ayaktaydı ve konuşuyordu. Babam bir ara kendine gelir gibi oldu ve 'Dayını yaptı kızım, dayını yaptı' dedi. Yaralarına baskı yaparken acıdan bağırıyordu. Komşuya 'Sen tut' dedim, 'Ben anneme bakmam lazım' dedim ve içeri koştum. Annemin üstündeki tişört ilk gördüğümde hafif kanlıydı. Ancak içeri girdiğimde tişörtünün tamamen kana bulandığını gördüm. Tişörtünü kaldırdığımda daha derin yaralarının olduğunu fark ettim. O sırada ambulans çok kısa sürede geldi. Yaklaşık 5-6 dakika içinde olay yerine ulaştılar. Ondan sonrasını sağlık ekiplerine bıraktık" dedi. "8 Mart'ta annem için adalet istiyorum" Annesini kaybettiği için büyük üzüntü duyduğunu ifade eden Sevgi Tarhan, "Daha önce hayatımda böyle büyük bir korku yaşamamıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir yandan şok içindeydim, bir yandan da müdahale etmeye çalışıyordum. Dayımın böyle bir şey yapabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapının önüne çıktığımda annemle babamı kanlar içinde görünce büyük bir şok yaşadım. Olay 7 Şubat'ta oldu. Annem ise 9 Şubat sabahı saat 05.30'da hayatını kaybetti. Çok garip bir durumdu. Bir yandan annemi kaybetmenin acısını yaşıyorum, diğer yandan babamın hayatta olduğu haberini alıyoruz. Çok karmaşık duygular içerisindeydik. Ben dayımın suçunun en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Annemi elimizden aldı. Babam da ağır yaralandı. Almanya'dan Türkiye'ye cinayet işlemek için gelmiş. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve ben annemi katleden kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Almanya’da dehşet: Türk kadın eşi tarafından döner dükkanının arka sokağında silahla öldürüldü Haber

Almanya’da dehşet: Türk kadın eşi tarafından döner dükkanının arka sokağında silahla öldürüldü

Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletine bağlı Schrozberg kasabasında 38 yaşındaki Türk kadın Renur Ö., eşi Erhan Ö. tarafından birlikte işlettikleri döner dükkanının arka sokağında silahlı vurularak öldürüldü. Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletinde korkunç bir cinayet meydana geldi. Alman medyasında yer alan haberlere göre; 38 yaşındaki Türk kadın Renur Ö., eşi Erhan Ö. tarafından Schrozberg kasabasındaki Bahnhof caddesi üzerinde birlikte işlettikleri döner dükkanının arka sokağında silahlı vurularak öldürüldü. Sabah saatlerinde gerçekleşen olayda, 37 yaşındaki Erhan Ö., eşini kurşun yağmuruna tuttu. Silah seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine bölgeye giden polis ekipleri, Renur Ö.'nün cansız bedeniyle karşılaştı. Polis şüpheli Erhan Ö.'yü olay yerinde gözaltına aldı.Polisin ifadesine başvurduğu komşuları şüpheli Erhan Ö.'nün yaklaşık on yıldır döner büfesi işlettiğini, ev hanımı olan üç çocuk annesi Renur Ö.'nün de eşine yardım ettiğini bildirdi. "Şaşkınlık ve üzüntü içindeyiz" Altı bin nüfuslu kasabanın Belediye Başkanı Jacqueline Förderer, ailenin yıllardır kasabada yaşadıklarını belirterek, "Elbette şaşkınlık ve üzüntü içindeyiz. Küçük ve sakin kasabamız Schrozberg'de böyle bir olayın yaşanmasını beklemiyorduk" açıklamasında bulundu.Cinayetin neden gerçekleştiğine ilişkin henüz bir sonuca ulaşılamazken polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.

Ebeveynlere uyarı: Nestle, 50'den fazla ülkede bebek mamalarını raflardan çekiyor Haber

Ebeveynlere uyarı: Nestle, 50'den fazla ülkede bebek mamalarını raflardan çekiyor

KitKat ve Nescafe üreticisi de olan Nestle, bebek maması ürünlerinin belirli partileri hakkında sağlık uyarıları yayımladı. Dünya çapında satılan bu ürünlerin, bebeklere verilmesinin güvenli olmadığı belirtilen uyarılarda, ürünlerde tüketildiğinde bebeklerde kusma ve ishale neden olabilecek toksin (cereulide) bulunabileceği kaydedildi. Söz konusu ürünlerle ilişkili herhangi bir hastalık vakası bildirilmezken, gıda şirketi 50'den fazla ülkede "tedbir" amacıyla ürünleri geri çağırdığını açıkladı. Nestle, ebeveynleri "belirli partilere ait ürünleri kullanmayı bırakıp mağazalara iade etmeleri" konusunda uyarırken, Çin ve Avustralya gibi bazı ülkelerde kontamine olma ihtimali bulunan bebek mamaları hakkında sağlık uyarıları yayımladı. Etkilenen ürünler arasında tanınmış Beba markasının yanı sıra Alfamino gibi özel ürünler de bulunuyor. Türkiye, İngiltere, Avusturya ve Almanya da söz konusu ürünlerin geri çağrıldığı ülkeler arasında yer aldı. ABD veya Kanada için henüz herhangi bir geri çağırma yapılmaması dikkati çekti. TÜKETİCİ ÖRGÜTÜ NESTLE'Yİ ELEŞTİRDİ Almanya’da Tüketici Koruma Örgütü Foodwatch, Nestle’yi “sorumsuzca” hareket etmekle suçladı. Foodwatch’dan yapılan açıklamada, Nestle’nin en azından Aralık 2025'in başından beri bebek maması ürünlerindeki kontaminasyonun farkında olduğu savunuldu. “Skandal” ile ilgili birçok sorunun cevapsız kaldığı belirtilen açıklamada, Nestle’den “tam şeffaflık” talep edildi. Açıklamada, kontaminasyonun ne zaman başladığı ve hangi üretim tesislerinin etkilendiği gibi soruların cevapsız kaldığı vurgulanarak, “Fransa da dahil olmak üzere, diğer Avrupa ülkeleri, aynı toksin cereulide kontaminasyonu nedeniyle haftalar önce Nestle bebek mamalarını geri çağırmıştı. Foodwatch, Nestle'nin neden ancak ocak ayı başında Almanya'da kamuya açık bir geri çağırma başlattığı tamamen anlaşılmaz buluyor.” ifadeleri yer aldı. Foodwatch, yaklaşık 60 ülke ve 10’dan fazla Nestle fabrikasından 800'den fazla ürünün geri çağırmadan etkilendiğini tahmin ediyor. Örgüt, Nestle ve ilgili makamların bazı durumlarda sorunlar hakkında bilgilendirilmeden önce haftalarca beklediğini iddia etti. Foodwatch yöneticilerinden Alina Nitsche, konuya ilişkin değerlendirmesinde, her gıda skandalında tüketicilerin çok geç ve yetersiz şekilde bilgilendirildiklerini belirterek, şunları kaydetti: "Sorumlu şirketler, neredeyse hiçbir sonuçla karşılaşmıyor. Şirketler ve gıda güvenliği yetkilileri için açık bilgi verme yükümlülüğü gereklidir. Ciddi ihlallerde, yaptırımlar ve para cezaları şirketlere finansal olarak gerçekten zarar vermelidir. Şimdiye kadar gıda şirketleri çoğu zaman cezasız kalıyor veya küçük uyarılar ve nispeten düşük para cezaları ile kurtuluyorlar."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.