#ameliyat

İLKHABER-Gazetesi - ameliyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, ameliyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Safra kesesi taşı olanlar dikkat Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar: "Her taş ameliyat gerektirmez" Haber

Safra kesesi taşı olanlar dikkat Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar: "Her taş ameliyat gerektirmez"

Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, her safra kesesi taşında ameliyat gerekmediğini belirterek, "Safra kesesi taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmez. Hastaların büyük bir kısmı hayatları boyunca hiçbir şikayet yaşamadan takip edilebilir" dedi. Toplumda sık görülen safra kesesinde taş durumu çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ultrasonografinin yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde birçok kişi safra kesesinde taş olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Bu noktada en sık sorulan soru, ameliyatın gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Ancak bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir" diye konuştu. "Hastaların büyük kısmı hayat boyu hiçbir şikayet yaşamaz" Safra kesesi taşlarının toplumda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Çetinkünar, "Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20'sinde safra kesesi taşı bulunur ve kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80'i hayatları boyunca asemptomatik kalır. Yani hiçbir şikayet yaşamaz. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin cerrahi genellikle önerilmez" ifadelerini kullandı. "Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Safra kesesi taşında uzun dönem risklerin varlığına dikkat çeken Çetinkünar, "Asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık yüzde 1-4 arasındadır. İlk 5 yılda yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında belirti gelişebilir. Safra kesesi taşı olan tüm hastalarda komplikasyon gelişmez. Ancak bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir" Komplikasyonların oranlarına değinen Çetinkünar, "Safra kesesinin kasılması sırasında taşın safra kanalını geçici olarak tıkamasıyla ortaya çıkan şiddetli ağrı atakları biliyer kolik olarak adlandırılır ve görülme sıklığı yaklaşık yüzde 20-30 oranındadır. Akut kolesistit ise safra kesesinin iltihaplanmasıdır ve genellikle taşın kanalı daha uzun süre tıkaması sonucu gelişir. Bu durumda ağrıya ateş, bulantı ve hassasiyet eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 1 ila 3'ünde akut kolesistit gelişebilir. Safra kesesindeki taşın pankreas kanalını tıkaması sonucu gelişen pankreas iltihabı pankreatit olarak adlandırılır. Sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir. Hastaların yüzde 3 ila 7 oranında pankreatit gelişebilir" dedi. "Belirti varsa cerrahi gerekir" Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin genellikle önerildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, daha sonra şunları söyledi: "Safra kesesinde büyük taşların varlığında, safra kesesi polipleri ve safra kesesi duvarında kalsifikasyon gibi durumlarda da ameliyat tercih edilir. Şikayeti olmayan hastalarda çoğu zaman sorun gelişmeyebilir. Ancak tekrar eden ağrılar, iltihap, pankreatit veya safra yolu tıkanıklığı geliştiğinde tedavi daha zor hale gelebilir." "Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart" Günümüzde safra kesesi ameliyatının genellikle kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Çetinkünar, "Bu yöntem küçük kesiler, daha az ağrı, kısa hastane yatışı ve hızlı iyileşme avantajı sağlar. Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart olarak kabul edilir" diye konuştu.

Kan nakli ihtiyacını azaltan devrim! Yeni nesil cihaz Mersin’de hastalara uygulanmaya başlandı Haber

Kan nakli ihtiyacını azaltan devrim! Yeni nesil cihaz Mersin’de hastalara uygulanmaya başlandı

Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.

Zorlu anatomik engeller aşıldı: Kalbi durdurulan hasta hayata tutundu Haber

Zorlu anatomik engeller aşıldı: Kalbi durdurulan hasta hayata tutundu

Samsun'un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş'tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 SAAT BOYUNCA KALBİNİ DURDURDULAR Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "BİR SIKINTI YAŞAMADIK" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.

Ameliyatta bağırsağı kesilmişti! Aslı Bekiroğlu 5. operasyon sonrası ilk kez konuştu Haber

Ameliyatta bağırsağı kesilmişti! Aslı Bekiroğlu 5. operasyon sonrası ilk kez konuştu

Geçirdiği operasyon sırasında yaşanan komplikasyon nedeniyle uzun süredir tedavi gören oyuncu Aslı Bekiroğlu, sağlık durumuna ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Beşinci kez ameliyat masasına yatan Bekiroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerine son durumunu aktardı. Ameliyat sırasında bağırsağı kesilmişti Rahim miyomu ameliyatı için operasyon geçiren oyuncunun bağırsağının yaklaşık 7 santimetre yanlışlıkla kesildiği öğrenilmişti. Yaşanan komplikasyonun ardından Bekiroğlu art arda ameliyatlar geçirdi. Sürecin zorlu geçtiği, oyuncunun birden fazla cerrahi müdahale ile tedavi edildiği belirtildi. Daha önce katıldığı bir programda konuşan Bekiroğlu, ameliyat sürecine ilişkin olarak kas dokusunun farklı bir bölgeye taşındığını, ancak istenilen sonucun alınamadığını ifade etmişti. Oyuncu, tedavi sürecinin planlı şekilde devam ettiğini açıklamıştı. “Süsümüzden ödün verecek değiliz” Beşinci ameliyatın ardından evinde dinlenen Bekiroğlu, sosyal medya paylaşımında moralinin yerinde olduğunu gösterdi. Ünlü oyuncu paylaşımına, “Beşinci ameliyat sonrası eve hapsolup 7/24 varis çoraplarıyla oturuyoruz diye süsümüzden ödün verecek değiliz.” notunu düştü. Tedavi süreci devam ediyor Doktor kontrolünde evinde istirahat ettiği öğrenilen oyuncunun tedavi sürecinin planlanan şekilde sürdüğü bildirildi. Bekiroğlu’nun bir süre daha dinlenmeye devam edeceği ve kontroller sonrası sağlık durumuna göre setlere dönüp dönmeyeceğinin netleşeceği öğrenildi.

Ufuk Özkan’dan sevindiren haber: 11 saatlik karaciğer nakli başarıyla tamamlandı Haber

Ufuk Özkan’dan sevindiren haber: 11 saatlik karaciğer nakli başarıyla tamamlandı

Uzun süredir karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden oyuncu Ufuk Özkan, 11 saat süren zorlu bir ameliyat geçirdi. Medipol Sağlık Grubu Organ Nakli Bölümü hekimleri, naklin başarıyla tamamlandığını ve sanatçının durumunun iyi olduğunu duyurdu.Oyuncu Ufuk Özkan, bir süredir mücadele ettiği hastalıkta en kritik eşiği aştı. Karaciğer yetmezliği teşhisiyle tedavi gören oyuncu, Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü'nün deneyimli cerrahlarına emanet edildi. Prof. Dr. Murat Dayangaç, Prof. Dr. Onur Yaprak ve Doç. Dr. Cenk Şimşek liderliğindeki uzman ekip, operasyonun ardından sanatçının sağlık durumuna dair açıklamalarda bulundu. Geceyi yoğun bakımda geçirecek Operasyonun planlandığı gibi başarılı ve sorunsuz şekilde geçtiğini dile getiren Prof. Dr. Onur Yaprak, "Türkiye'nin dört gözle beklediği ameliyatı bugün gerçekleştirdik. Ameliyat sırasında beklenmeyen herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık. Hastamız bu geceyi yoğun bakımda geçirecek. Yarın uyandırma aşamasını deneyeceğiz. Her şey yolunda giderse yüksek ihtimalle yarın ekstübe etmeyi planlıyoruz. Normal şartlarda yoğun bakımda kalış süresi 1 ya da 2 gün oluyor. Hastanede yatış süresi ise genellikle 2 ila 3 hafta arasında değişiyor" ifadelerini kullandı. "Süreci yakından takip ettik" Yaklaşık üç yıldır Ufuk Özkan'ın sağlık sürecini yakından takip ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Yaprak, "Bu süreçte kendisinin ne kadar çok sevildiğini hem bizlere hem de ailesine ulaşan mesajlar sayesinde yakından hissettik. Ameliyat sürecinde dualarıyla yanımızda olan tüm sevenlerine teşekkür ediyoruz. Dualarını çok yakınımızda hissederek bu süreci yürüttük. Onlar da iyi ki varlar. Sevenlerinin gözü aydın olsun" şeklinde konuştu. Ameliyat 11 saat sürdü Prof. Dr. Murat Dayangaç, "Tüm cerrahi ekibimizle birlikte hem verici hem de alıcı ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Zorlu bir ameliyattı. Yaklaşık 10-11 saat süren yorucu bir operasyon oldu. Anestezi süreci ve cerrahi aşamalarla birlikte uzun sürmesini beklediğimiz bir ameliyattı, çünkü hastamız daha önce cerrahi işlemler geçirmişti. Ancak tüm süreci son derece başarılı biçimde tamamladık ve sonuçtan oldukça mutluyuz" dedi. Olumsuzluk yok Ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Doç. Dr. Cenk Şimşek, "Hastamızı şimdi yoğun bakıma alıyoruz. Bundan sonraki süreçte de yakın takibine devam edeceğiz. Şu an için herhangi bir olumsuzluk bulunmuyor" ifadelerini kullandı.

8 aylık bebeğin böbreğinden 15 milimetrelik taş çıktı Haber

8 aylık bebeğin böbreğinden 15 milimetrelik taş çıktı

Eskişehir Şehir Hastanesi'nde yapılan kontrollerde böbreğinde 15 milimetrelik taş tespit edilen 8 aylık bebek, başarılı bir ameliyatla tedavi edildi. Çocuk Ürolojisi Uzmanı Uzm. Dr. Çiğdem Arslan Alıcı, bebeğin daha önce sol böbreğindeki üreteropelvik darlık nedeniyle pyeloplasti ameliyatı geçirdiğini, çocuk nefroloji ve çocuk ürolojisi birimlerince düzenli olarak takip edildiğini aktardı. Dr. Alıcı, "Hastamız, daha önce sol böbrekte üreteropelvik darlık nedeniyle pyeloplasti yapılan bir hastamızdı. Bu nedenle takipteydi. Çocuk nefroloji ve çocuk üroloji tarafından takip edilen hastanın kontrol ultrasonunda sağ tarafta böbrek taşı tespit edildi. Takipte böbrek taşının daha sonra üretere düştüğünü gözledik. 15 milimetrelik üreter taşının distal üreterde olduğunu gördükten sonra hastamızı cerrahiye hazırlayarak, ameliyathaneye aldık. Anestezi Doktorumuz Kemal Bey, Çocuk Nefroloji Doktorumuz Şule Hanım ve benim takibimde hastaya başarılı bir şekilde taş kırma cerrahisi yaptık. Taş kırma cerrahisinden sonra hastanın taşı tamamen parçalandı. Taşın parçalanmasının ardından stentini yerleştirdik ve hastamızı başarılı bir şekilde ameliyattan çıkardık. Hastanın şu an genel durumu iyi. Bu nedenle sağlığına kavuşturarak hastanemizden taburcu ediyoruz" dedi. Tedavisi tamamlanan ve genel durumu iyi olan bebek, taburcu edildi.

Giresun'da hastanede 'tavuk' operasyonu Haber

Giresun'da hastanede 'tavuk' operasyonu

Giresun’un Çamoluk ilçesine bağlı Fındıklı köyünde yaşanan olay, hayvan sevgisinin ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sedef Zorbacı isimli vatandaşın tavuğunun boğazına iğne kaçtı. İlk müdahale ilçedeki veteriner kliniğinde yapılsa da sonuç alınamayınca tavuk hastaneye kaldırıldı. Röntgenle yer tespiti yapılan iğne, başarılı bir ameliyatla çıkarıldı. Tavuk, sağlığına kavuşarak yeniden yaşam alanına döndü. VETERİNER SONRASI HASTANE Giresun’un Çamoluk ilçesine bağlı Fındıklı köyünde yaşayan Sedef Zorbacı, evcil tavuğunun boğazına iğne kaçtığını fark edince zaman kaybetmeden veteriner kliniğine başvurdu. İlk etapta yapılan tüm müdahalelere rağmen iğne çıkarılamadı. Veterinerin yönlendirmesiyle tavuğunu hastaneye götüren Zorbacı, burada detaylı inceleme ve röntgen işlemleri yaptırdı. Röntgende iğnenin yeri net olarak tespit edildikten sonra veteriner hekim Ahmet Kesecek tarafından acil olarak ameliyata alınan tavuk, titiz bir operasyonun ardından sağlığına kavuştu. Başarılı geçen operasyon sonrası Sedef Zorbacı, tavuğunun yeniden yaşama tutunmasının sevincini yaşadı. Zorbacı, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Çamoluk'taki veteriner çok uğraştı ama çıkaramadı. Röntgen çektirirseniz iyi olur dediler, ben de hastaneye getirdim. Şimdi çok mutluyum, tavuk sağlığına kavuştu." Veteriner hekim Ahmet Kesecek ise, hayvanların da insanlar gibi zamanında ve doğru müdahalelerle hayatlarının kurtarılabileceğini vurgulayarak, vatandaşların bu tür durumlarda vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.