#Anayasa Mahkemesi

İLKHABER-Gazetesi - Anayasa Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İrfan Fidan kimdir, kaç yaşında ve nereli? Anayasa Mahkemesi Başkanvekili seçilen İrfan Fidan'ın biyografisi ve kariyeri! Haber

İrfan Fidan kimdir, kaç yaşında ve nereli? Anayasa Mahkemesi Başkanvekili seçilen İrfan Fidan'ın biyografisi ve kariyeri!

Anayasa Mahkemesi bünyesinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı, Türkiye'nin en yüksek yargı organındaki yeni görevlendirmeyi belirledi. Mevcut Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan’ın görev süresinin 23 Mart 2026 tarihinde dolacak olması, yüksek mahkemede seçim sürecini başlattı. 6216 sayılı Kanun ve Anayasa'nın ilgili maddeleri uyarınca sandık başına giden üyeler, yeni başkanvekilini seçmek için oylarını kullandı. İki güçlü adayın yarıştığı seçim maratonunda gülen taraf belli oldu. AYM Başkanvekilliği koltuğu için Selahattin Menteş ve İrfan Fidan adaylıklarını ilan etti. Yapılan kapalı oylama neticesinde üyelerin çoğunluk desteğini alan İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili olarak seçildi. Bu önemli gelişmenin ardından kamuoyunda İrfan Fidan'ın geçmişi, hukuk kariyeri ve daha önce yürüttüğü kritik görevler büyük bir merak konusu haline geldi. İşte yargı dünyasının tecrübeli isminin özgeçmişi. İRFAN FİDAN KİMDİR VE ASLEN NERELİDİR? 15 Temmuz 1974 tarihinde Ordu’nun Fatsa ilçesinde dünyaya gelen İrfan Fidan, eğitim hayatının ilk evrelerini memleketi Ordu'da tamamladı. Hukuk dünyasına adımını 1992 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girerek atan Fidan, 1996 yılında bu fakülteden mezun oldu. Kamu görevine 1997 yılında Ankara adli yargı hâkim adayı olarak başlayan tecrübeli hukukçu, 1999 yılında stajyerlik sürecini tamamlayarak Türkiye'nin dört bir yanındaki adliyelerde görev icra etmeye başladı. Kariyer basamaklarını hızla tırmanan Fidan; sırasıyla Kayseri'nin Akkışla, Erzurum'un Aşkale, Zonguldak'ın Çaycuma, Hatay'ın Dörtyol ve İstanbul'un Şişli ilçelerinde Cumhuriyet savcısı olarak önemli soruşturmalara imza attı. 2012 yılına gelindiğinde ise TMK 10. madde ile yetkili Cumhuriyet savcılığına getirilerek stratejik bir konuma atandı. Bu süreçten sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği ve Başsavcılığı gibi en kritik makamlarda görev aldı. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINDAN ANAYASA MAHKEMESİNE İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde birçok önemli dosyanın koordinasyonunu yürüten İrfan Fidan, 27 Kasım 2020 tarihinde Yargıtay üyeliğine seçilerek yüksek yargıdaki yolculuğuna başladı. Bu görevdeki kısa süresinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak 2021 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmasıyla yargıdaki en üst kademeye ulaştı. 25 Ocak 2021 tarihinde resmen başladığı AYM üyeliği sürecini, bugün elde ettiği Başkanvekillik unvanı ile bir üst seviyeye taşıdı. Özel yaşamında evli ve iki çocuk babası olan İrfan Fidan, hukuk camiasında disiplini ve tecrübesiyle biliniyor. Başkanvekili olarak görev alacağı yeni dönemde, Anayasa Mahkemesi'nin işleyişi ve yargılama süreçlerinde aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor. Fidan'ın bu göreve gelişi, sosyal medyada ve arama motorlarında günün en çok konuşulan konuları arasındaki yerini aldı.

AYM'den sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin tayin yasağına ilişkin karar Haber

AYM'den sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin tayin yasağına ilişkin karar

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan karara göre, sürekli işçi kadrosunda çalışan bir işçi, yer değişikliği talebinin iş yeri tarafından reddedilmesi üzerine dava açtı. Davası reddedilen işçinin dosyayı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yargılama konusu düzenlemede Anayasa'ya aykırılık bulunduğu gerekçesiyle AYM'ye iptal başvurusunda bulundu. Başvuruda, 1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye 1 Şubat 2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde" ifadelerinin, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilere tayin/yer değiştirme imkanı tanımadığı bildirildi. Başvuruyu görüşen Yüksek Mahkeme, anılan düzenlemede yer alan "çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde" hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. İptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı. KARARIN GEREKÇESİNDEN AYM'nin kararında, Anayasa'nın 49. maddesi uyarınca devletin, "çalışanların korunması", "iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemeler yapılması" ve "işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması" adına pozitif yükümlülüklerinin bulunduğu kaydedildi. İptali istenen düzenlemenin, sürekli işçi kadrosuna geçişi yapılanlara, kadroya geçişten önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirme imkanı tanınmadığı belirtilen kararda, ilgililerin yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ise ortaya çıkabileceği ifade edildi. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesinin, işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kaldığına işaret edilen kararda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca iş ve kadro durumunun imkan tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence karşılanması gerektiği aktarıldı. İptali istenen düzenlemenin, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla getirildiği belirtilen kararda, "İşçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez." değerlendirmesine yer verildi. Söz konusu tayin yasağının, mahkemelerin denetimine de imkan tanımadığı, bunun Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilen kararda, şunlar yer aldı: "Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkan tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir."

AYM Başkanı Kadir Özkaya'dan HDP kapatma davası ve Can Atalay açıklaması: Dosyada sona gelindi Haber

AYM Başkanı Kadir Özkaya'dan HDP kapatma davası ve Can Atalay açıklaması: Dosyada sona gelindi

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programının ardından medya temsilcilerinin sorularını cevapladı. AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin soruya yanıt veren Özkaya, Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu belirterek, kararların bağlayıcılığı konusunda kurallar çerçevesinde bir sorun bulunmadığını söyledi. İcra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu aktaran Özkaya, bunların büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını ifade etti. Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Yorum farklılıkları devreye girebiliyor ancak kurallar bağlamında bir eksiklik görmüyorum" dedi. Bireysel başvurunun kapsamına da değinen Özkaya, AYM’nin yalnızca anayasal teması bulunan temel haklara ilişkin konuları incelediğini vurgulayarak, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki binlerce başvurunun esasa girilmeden reddedildiğini kaydetti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin son durumun sorulması üzerine Özkaya, dosyanın kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtti. 520 kişi hakkında 4 bin eylemin dava gerekçesi yapıldığını, 451 kişi hakkında siyasi yasak talep edildiğini aktaran Özkaya, 840 sayfalık iddianame, 60 klasör ek ve yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunduğunu söyledi. Dosyada 4 raportör görevlendirildiğini ifade eden Özkaya, "Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz. Yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" dedi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusuna ilişkin soru üzerine Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" dedi. Can Atalay hakkında verilen üç ayrı AYM kararına değinen Özkaya, "Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu üç kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığı şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek, Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" diye konuştu. Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararına ilişkin ise Özkaya, AYM’nin AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bireysel başvuru kapsamında incelediğini ancak AİHM kararlarının icrasını temin etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. AYM’nin geçmişte kullandığı yürürlüğün durdurulması yetkisine ilişkin soruya da yanıt veren Özkaya, Anayasa ve ilgili kanunlarda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi uyguladığını belirtti. 2014’ten bu yana yürürlüğün durdurulması kararı verilmediğini ifade eden Özkaya, bunun müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmediğini, heyet olarak konunun yeniden değerlendirileceğini söyledi. "YAPAY ZEKÂ EYLÜL AYI İTİBARIYLA DEVREYE GİRECEK" AYM’de yapay zekâ kullanımına ilişkin de bilgi veren Özkaya, 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla sistemin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesinde yapay zekâdan yararlanılacağını belirten Özkaya, üretilen çıktılara hukuki değer atfedilmeyeceğini, tüm çalışmaların raportörler tarafından kontrol edileceğini vurguladı. Yapay zekânın yalnızca ilk inceleme aşamasında kullanılacağını kaydeden Özkaya, "Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak. Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak" dedi.

CHP, 9. Yargı Paketi’ni AYM’ye taşıdı: 11 madde için iptal istemi Haber

CHP, 9. Yargı Paketi’ni AYM’ye taşıdı: 11 madde için iptal istemi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), yasalaşarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda tartışmalara neden olan 7531 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” için yargı sürecini başlattı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, beraberindeki hukukçu milletvekilleriyle birlikte Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) giderek, düzenlemenin 11 maddesinin yürürlüğünün durdurulmasını ve iptal edilmesini talep etti. Başvurunun ardından yüksek mahkeme önünde açıklamalarda bulunan Günaydın, yasama sürecindeki eksikliklere dikkat çekerek, "TBMM’de Cumhur İttifakı çoğunluğu Anayasa’ya aykırı kanunlar çıkartmaya devam etti; biz de anayasal düzeni korumak amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne konuyu taşımaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. MUHALEFETİN ETKİSİYLE KAPSAM DIŞI BIRAKILAN DÜZENLEMELER Günaydın, 9. Yargı Paketi’nin komisyon ve Genel Kurul aşamalarında sergilenen direnç sayesinde bazı tartışmalı maddelerin yasadan ayıklandığını hatırlattı. Kadınların soyadı kullanımına ilişkin düzenleme, TMSF’nin şirketlere kayyum atama yetkisi ve kamulaştırmalardaki düşük bedel ödemeleri gibi başlıkların etkili muhalefetle engellendiğini belirtti. Ancak tüm itirazlara rağmen Cumhur İttifakı oylarıyla kabul edilen diğer maddelerin hukuk güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayan Günaydın, "Toplumun ve kamu yararının ilkesinin korunması bizim için asıl önceliklidir. CHP, anayasal düzeni korumaya, hukuku savunmaya devam edecektir" dedi. İPTALİ İSTENEN 11 KRİTİK MADDE VE GEREKÇELERİ CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede, mülkiyet hakkından özel hayatın gizliliğine kadar pek çok alanda hak ihlali yaratacağı savunulan şu düzenlemelerin iptali istendi: - Elektronik ihalelerde mülkiyet hakkını ilgilendiren sürelerin kanun yerine Adalet Bakanlığı’nca belirlenmesi. - Adli yardım ödeneklerinde, iki numaralı barolara üye sayılarına oranla adaletsiz pay ayrılması. - Hukuk mesleğine giriş sınavlarının kapsamının yönetmelikle düzenlenmeye çalışılması. - Adalet müfettişlerine, hakim ve savcıların özel hayatlarını denetleme yetkisinin ucu açık şekilde verilmesi. - Hakaret suçlarında ikili bir yapı oluşturularak kamu görevlilerine yönelik suçların uzlaştırma kapsamına alınması. - Orman arazilerindeki adli tesis ve cezaevlerine verilen ön izinlerin, anayasal koruma yükümlülüğüne aykırı olarak kesin izne dönüştürülmesi. - Vakıf kültür varlıklarının onarım karşılığı kiralanması işlemlerinin Devlet İhale Kanunu kapsamından çıkarılması. ANAYASAL DÜZENİ KORUMA VURGUSU Başvuru heyetinde Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Muğla milletvekilleri Gizem Özcan ve Cumhur Uzun, Antalya Milletvekili Aliye Coşar ile Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu yer aldı. Günaydın, partinin hukuki mücadelesinin süreceğini belirterek, "Cumhuriyet Halk Partisi anayasal düzeni korumaya devam edecek" mesajını verdi.

CHP 'para sayma' davasında ara karar: Gözler AYM raporunda Haber

CHP 'para sayma' davasında ara karar: Gözler AYM raporunda

CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda çekildiği öne sürülen 'para sayma' görüntülerine ilişkin aralarında eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun da bulunduğu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na bilgi talepli yazı yazılarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2019 yılına ilişkin mali denetimi yönünden yapılan incelemenin akıbetinin sorulmasına karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı'nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma' görüntülerine ilişkin aralarında eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin ve eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın da bulunduğu 22 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada sanıklar eski Şişli Belediye Meclis Üyesi Seval Adalı, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz ile taraf avukatları katıldı. "GÖRÜNÜR OLMAK İÇİN BANKADAN GÖNDERMEDİK" Duruşmada savunma yapan sanık Seval Adalı, "Ben Şişli Belediyesi meclis üyesiydim. ‘Bir tuğla da sen koy' kampanyası başlattık. Bağışta bulundum. Miktarını hatırlamıyorum. Görünür olmak için siyasi saikle banka yoluyla göndermedik. Makbuz almamanın suç olduğunu bilmiyordum" dedi. Diğer sanıklar ise bu aşamada bir diyecekleri olmadığını söyledi. MAHKEME AYM'DEN BİLGİ İSTEDİ Ara kararını açıklayan mahkeme, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na bilgi istemli yazı yazılarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2019 yılına ilişkin mali denetimi yönünden yapılan incelemenin akıbetinin sorulmasına karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 15 Nisan tarihine ertelendi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, CHP tarafından 2019'da başlatılan 'Bir Tuğla da Sen Koy' isimli bağış kampanyasına kanunda belirtilen usule aykırı bir şekilde bağışta bulunulduğu, yine kanuna aykırı şekilde bağışların toplandığı veya kabul edildiği ve satıcıya teslim edildiği veya edilmesinin sağlandığı aktarıldı. İddianamede, Sarıyer Ayazağa Mahallesi C Blok'taki 14 taşınmazın SEAS Besicilik şirketi yetkilisi Ali Rıza Braka tarafından 11 Aralık 2019'da CHP'ye satıldığı, görüntülerdeki paranın da bu satışa ait olduğu anlatıldı. 14 bağımsız bölümün 24 milyon 369 bin lira bedelle CHP adına tescil edildiği kaydedildi. Taşınmazların hangi tarihte kim tarafından, ne kadar bedelle satın alındığı ve taşınmazın satın alınmasında kullanılan paranın nereden ve nasıl temin edilerek satıcıya hangi yolla ödendiği bilgilerinin CHP İl Başkanlığı'na sorulduğunun aktarıldığı iddianamede, verilen cevap yazısında satış bedeli 39 milyon 870 bin lira olarak belirtildi. Ayrıca 15 milyon 510 bin liranın satın alınacak binaya katkı vermek isteyen vatandaşların bağışlarıyla karşılanarak satıcıya elden verildiği de bildirildi. 'Bir Tuğla da Sen Koy' adlı yardım kampanyasının bir siyasi parti olan CHP tarafından başlatılmış olması nedeniyle yapılan bağışların Siyasi Partiler Kanunu'nda belirtilen usule uygun şekilde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin de aktarıldığı iddianamede, kanunda yapılan düzenlemeye göre bağış yapan kişinin yapmış olduğu bağış karşılığında bağış miktarınca makbuz alması, bağışı kabul eden parti sorumlusunun ise teslim aldığı bağış miktarınca makbuz düzenlemesi gerektiği vurgulandı. Hazırlanan iddianamede, aralarında eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin ve eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın da bulunduğu 22 şüphelinin Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet olmak üzere 'kanuna aykırı bağış, kredi veya borç alınması, borç verilmesi' suçlarından 6'şar aydan 1'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Tayfun Kahraman’ın tahliye talebi bir kez daha reddedildi Haber

Tayfun Kahraman’ın tahliye talebi bir kez daha reddedildi

Gezi Parkı davası sanığı Tayfun Kahraman hakkında verilen Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen tahliye başvurusu, itiraz merci tarafından da kabul edilmedi. Kahraman’ın eşi Meriç Demir Kahraman, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ilk ret kararına karşı yaptıkları 32 sayfalık itirazın, üst mahkeme olan 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da reddedildiğini duyurdu. MERİÇ KAHRAMAN: "İLETİŞİMİMİ SONLANDIRIYORUM" Meriç Demir Kahraman, X hesabından yaptığı açıklamada, 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin itirazlarını "gündem yoğunluğu içinde 2 satırda reddettiğini" belirtti. Bugün 186. kez kızı Vera ile birlikte eşini görmek için Silivri’ye gittiğini ifade eden Kahraman, AYM'nin Tayfun Kahraman’ın masumiyetini hukuken doğruladığını ve esastan aldığı kararların "teknik ya da siyasi bir tartışmaya açık olmadığını" vurguladı. Gelinen aşamanın ailelerinin çok ötesinde, ülkedeki her bireyin anayasal güvenceleriyle ilgili olduğunu belirten Kahraman, "Dolayısıyla bugün itibariyle 44 aydır sürdürdüğüm haftalık iletişimimizi sonlandırıyorum... Bugünden sonraki ihtimallere dair söz hukukçuların, siyasilerindir" ifadelerini kullandı. SÜREÇ NASIL İŞLEMİŞTİ? İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yargılama kararına rağmen Gezi Parkı davası sanığı Tayfun Kahraman’ın tahliye ve yeniden yargılama talebini daha önce reddetmişti. Son kararla birlikte bu ret kararı, itiraz merciince de onanmış oldu.

Tayfun Kahraman için yeniden yargılama talebi reddedildi Haber

Tayfun Kahraman için yeniden yargılama talebi reddedildi

Gezi Parkı davasında 18 yıl hapse mahkum edilen şehir plancısı Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) verdiği 'hak ihlali' kararı sonrası önemli bir gelişme yaşandı. AYM kararının ardından Kahraman'ın avukatları, yargılamanın yenilenmesi için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurdu. Yerel mahkeme, AYM'nin "ihlal" tespitine rağmen "yeniden yargılama yapılması" talebini reddetti. Tayfun Kahraman'ın avukatları, bu ret kararına karşı itiraz edeceklerini bildirdi. AYM: "ŞİDDETLE İLLİYET BAĞI KURULAMADI" Yüksek Mahkeme (AYM), 31 Temmuz 2025 tarihli kararında, Tayfun Kahraman’ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti. AYM'nin açıkladığı gerekçeli kararda, yerel mahkemenin Kahraman'ın mahkumiyetine gerekçe gösterdiği sosyal medya paylaşımları ile basın açıklamalarından hangilerinin şiddete teşvik içerdiğinin veya hükümeti devirmeye yönelik olduğunun tespit edilmediğine dikkat çekildi. Kararda, Kahraman'ın eylemleriyle şiddet olayları arasında "illiyet bağı" kurulmadığı vurgulandı. Yüksek Mahkeme, "Başlamış bir toplantı ve gösteri eylemi sürecinde ortaya çıkan şiddet olaylarının salt varlığı, kendi eylemleriyle bu şiddet olayları arasında illiyet bağı kurulmadığı müddetçe kişileri doğrudan sorumlu tutabilmek için yeterli değildir" ifadelerini kullandı. AYM KARARINDAKİ "TAKDİR MAHKEMENİN" VURGUSU Anayasa Mahkemesi, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermişti. Ancak Yüksek Mahkeme'nin aynı kararda, "takdir mahkemenin" vurgusu yapması da dikkat çekmişti. Kararda, "Verilen bu hak ihlali kararı, uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup ihlal kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir" denilmişti.

Anayasa Mahkemesi’nden CHP’nin “Cumhuriyetçi Milletin Partisi” başvurusuna ret kararı Haber

Anayasa Mahkemesi’nden CHP’nin “Cumhuriyetçi Milletin Partisi” başvurusuna ret kararı

Siyasi partiler arasındaki isim ve kimlik çatışmaları, bir kez daha Anayasa Mahkemesi'nin gündemine taşındı. CHP, yeni kurulan bir partinin isminin ve ambleminin kendi kimliğiyle karışıklığa yol açacağı iddiasıyla yargının en üst merciine başvurmuştu. Ancak Yüksek Mahkeme, bu hukuki ihtilafı esasa girmeden çözüme kavuşturdu. TÜZEL KİŞİLİK KAZANILMADIĞI İÇİN ESASA GİRİLMEDİ CHP, başvuruyu Siyasi Partiler Kanunu’nun 96. maddesi uyarınca yapmıştı. Söz konusu madde, mevcut bir siyasi partinin adını, amblemini veya bunlara benzerlik gösterecek biçimde iltibas yaratacak kullanımları yasaklıyor. CHP, Cumhuriyetçi Milletin Partisi (CMP)’nin ad ve logosunun seçmen nezdinde karışıklık yaratacağını ileri sürerken, Anayasa Mahkemesi farklı bir tespitte bulundu. Yüksek Mahkeme, CMP’nin henüz yasal olarak tüzel kişiliğini kazanmamış olması nedeniyle, başvurunun konusuz kaldığına hükmetti. Bu hukuki durum nedeniyle, başvurunun esasının incelenmesine gerek görülmedi. OY BİRLİĞİYLE “KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI” KARARI Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre, Anayasa Mahkemesi bu teknik gerekçeyle dosyada oybirliğiyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti. Cumhuriyetçi Milletin Partisi’nin kuruluş dilekçesi, daha önce kapanan Memleket Partisi’nin eski İstanbul İl Başkanı Reşat Şahin Öztürk ve beraberindeki heyet tarafından İçişleri Bakanlığı’na sunulmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.