#Ankara

İLKHABER-Gazetesi - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara'da 20 milyon liralık "karşılıksız çek" vurgunu: 12 şüpheli tutuklandı Haber

Ankara'da 20 milyon liralık "karşılıksız çek" vurgunu: 12 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen operasyonda 3'üncü şahıslar üzerinden şirket kurarak piyasaya karşılıksız çek aktırıp 9 vatandaşı 20 milyon lira dolandıran 12 kişi tutuklandı. Ankara'da dolandırıcılar 3'üncü şahıslar üzerine şirket kurup bu kurulan şirketlerin Findex ile kredi puanlarını artırarak piyasaya karşılıksız çek sürdü. Hiçbir şeyden haberi olmayan vatandaşların üzerine kurdukları şirketlere milyonlarca lira para aktararak şirketin gelirini yüksek gösteren şüpheliler organize bir vurguna imza attı. FINDEX PUANLARINI YÜKSELTTİLER Dolandırıcılar bu yöntemle piyasadan şirketler adına çek karşılığı alışveriş yaptı. Şahısların piyasadan topladıkları ürünlerin ödemelerini çek ile yaptıkları öğrenildi. Mağdurlar şirketleri araştırdıklarında yüksek kredi puanı gözüktüğü için şirketin ödeme yapabileceğine inandı ancak gerçek alışveriş sonrasında ortaya çıktı. Aldıkları çekin vadesi geldiğinde ödeme alabilmek için bankaya giden mağdurlar çekin ödemesinin yapılmadığını ve karşılıksız çıktığını öğrendi. Dolandırıldığını anlayan şahıslar durumu zaman kaybetmeden polis ekiplerine bildirdi. 12 FASON ŞİRKET TESPİT EDİLDİ Ankara Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri gelen şikayetler üzerine geniş çaplı çalışma başlattı. Ekipler bu yöntemle piyasaya sahte çek süren toplam 12 şirket tespit etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen soruşturmada dolandırıcıların fason şirket kurarak 9 vatandaşı toplamda 20 milyon lira dolandırdığı öğrenildi. Polis ekipleri tarafından yapılan baskınlarda vatandaşları dolandıran 14 şüpheli şahıs yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 12'si tutuklanarak cezaevine gönderilirken konuya ilişkin soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

Karlov suikastı şüphelisi Kanada'da ortaya çıktı: İsim değiştirip psikoterapist olmuş Haber

Karlov suikastı şüphelisi Kanada'da ortaya çıktı: İsim değiştirip psikoterapist olmuş

Rusya’nın eski Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a yönelik suikastın firari planlayıcılarından biri olduğu değerlendirilen ve Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) MİT mahrem yapılanmasında kritik görevlerde bulunduğu belirtilen Cemal Karaata’nın Kanada’da isim değiştirerek yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre Türkiye’de kırmızı bültenle aranan Karaata’nın Kanada’ya firar ettikten sonra izini kaybettirmek amacıyla adını "Salih Ada" olarak değiştirdiği belirlendi. Yapılan isim değişikliğiyle resmi kayıtlardan uzak kalmayı amaçladığı değerlendirilen Karaata’nın Kanada’da rahat bir yaşam sürdüğü bildirildi. PSİKOTERAPİST OLARAK ÇALIŞIYOR Güvenlik kaynakları Karaata’nın yeni kimliği olan "Salih Ada" adıyla "Qualia Counselling Services" isimli bir şirkette psikoterapist olarak çalıştığını aktardı. Firari ismin anksiyete ile depresyon ve öfke kontrolü alanlarında hizmet verdiği belirlenirken söz konusu kişinin "Waterloo The Boardwalk Suite 406" adresinde faaliyet yürüttüğü kaydedildi. FETÖ’nün MİT mahrem yapılanmasının önemli isimlerinden biri olduğu belirtilen Karaata’nın örgüt içinde "Sadık" ve "Yavuz" kod adlarını kullandığı tespit edildi. Ayrıca şahsın firar etmeden önce Türkiye’de kapatılan Fatih Üniversitesi İngilizce Bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptığı ifade edilirken güvenlik kaynakları Karaata’nın akademisyen kimliğini casusluk faaliyetlerini gizlemek amacıyla kullandığını değerlendirdi. RUSYA KORKUSUYLA YAŞIYOR Güvenlik kaynakları Karaata’nın isim değiştirmesindeki temel nedenlerden birinin Rusya tarafından hedef alınma veya kaçırılma endişesi olduğunu bildirdi. Firari şüphelinin Kanada’da bulunduğu süre boyunca bu korkuyla hareket ettiği ve ülkenin güvenlik birimleriyle periyodik temaslarda bulunduğu öğrenildi. ÖRGÜT TARAFINDAN FİNANSE EDİLİYOR Kaynaklar FETÖ’nün Avrupa ve Amerika kıtasında firari durumda bulunan örgüt mensuplarını korumaya devam ettiğini vurgularken özellikle casusluk faaliyetlerinde yer alan isimlerin güvenliğinin örgüt tarafından sağlandığını aktardı. Bu kapsamda bazı örgüt mensuplarının bulundukları ülkelerde isim değişikliğine gittiği ve kendileri ile aile bireyleri için farklı Türkçe veya yabancı isimler kullandığı tespit edildi. Örgütün ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki yapılanmalarında mahrem imamlar görevlendirdiği ve özellikle charter school yapılanmaları üzerinden örgüt mensuplarına farklı unvanlar altında maaş ödendiği bilgisi de güvenlik birimlerince değerlendiriliyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında MİT mahrem yapılanmasına bağlı çok sayıda FETÖ mensubunun Karlov suikastı ile MİT TIR’ları ve benzeri davalarda uzun hapis cezalarına çarptırıldığına dikkat çeken kaynaklar örgütün üst kadrolarında yer alan bazı isimlerin ise yurt dışına kaçarak rahat bir yaşam sürdüğünü belirtti. Bu kapsamda Karaata’nın da Kanada’da örgüt imkânlarıyla yaşamını sürdürdüğü ve çocuklarının eğitim giderleri ile barınma ve diğer temel ihtiyaçlarının örgüt tarafından karşılandığı değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başkentte milyonlarca kişi haftalarca susuz kaldı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başkentte milyonlarca kişi haftalarca susuz kaldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç kanalının açılışına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "İslam aleminin leyle-i miracını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diyerek İslam aleminin Miraç Kandili'ni kutladı. "TRT GENÇ TELEVİZYON KANALIMIZIN GENÇLERİMİZE, AİLELERİMİZE, MEDYAMIZA VE MİLLETİMİZE HAYIRLI OLMASINI CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" TRT Genç'in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan herkesi tebrik eden Erdoğan, "Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Yine bu vesileyle 31 Ocak'ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum" diye konuştu. "TRT ARŞİV’DE O ESKİ YILLARA AİT KESİTLERİ SEYRETTİKÇE NOSTALJİ İLE BERABER TÜRKİYE'NİN VE DÜNYANIN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ DE TEKRAR HATIRLIYORUZ" TRT’nin Türkiye'nin hem belleği hem de geleceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "TRT muhabirleri, TRT kameramanları kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye'yi dünyadan, dünyayı Türkiye'den haberdar ettiler. Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı. Biz de Türkiye'yi ve dünyayı uzun yıllar TRT'den takip ettik. Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata, müzeye kadar her alanda TRT hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu. Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü. Eğer böyle dersek herhalde abartılı bir cümle kurmuş olmayız. Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye'nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz. Kamu yayıncısı kimliği ile TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken iyiyi, doğruyu, hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlendirmelerimizin özellikle bir seti olarak karşımızda bulunuyor. Bugün açılan TRT Genç kanalımızı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "DİZİLERDEN SİNEMA FİLMLERİNE, ÇİZGİ FİLMLERDEN OYUNLARA VE OYUNCAKLARA KADAR İLGİLİ İLGİSİZ HER YERE ÖZENLE YERLEŞTİRİLEN KARAKTERLERLE ÇARPIK İLİŞKİLER ÖZENDİRİLİYOR" Konuşmasında kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile olduğunun altını çizen Erdoğan, "Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT'nin gerek geleneksel gerekse Tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT'nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır. Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum. Bilimden teknolojiye, kültür, sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır" diye konuştu. "UYUŞTURUCU, ALKOL, SANAL BAHİS, KUMAR VE SİGARA BAĞIMLILIĞI MİLLİ BÜNYEMİZ AÇISINDAN TERÖR KADAR, HATTA TERÖRDEN DAHA ZARARLI BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR" Bağımlılığın çağın vebası olduğunu ve TRT Genç’in bu bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor. Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim, meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur" ifadelerine yer verdi. "BAĞIMLILIK ÖYLE BİR BELA Kİ EMNİYET TEDBİRLERİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMUYOR" Toplumu saran bağımlılık gibi tehlikelerin farkında olduklarını ve bununla mücadele için gerekli her türlü adımı atacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT'mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT'mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum." "TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİNDE YAŞAYAN MİLYONLARCA VATANDAŞIMIZ KIŞIN ORTASINDA HAFTALARCA SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLDİ" Türkiye’de yapılan her iyi işi taşlayan ve bundan keyif alan bir kitlenin var olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT'mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar" diye konuştu. "GECENİN AYAZINDA VATANDAŞI ELİNDE SU BİDONLARIYLA SIRAYA SOKANLAR MI SUÇLU YOKSA BUNU HABERLEŞTİRENLER Mİ SUÇLU?" Ankara’daki su sorununu haberleştiren basın kuruluşlarına yönelik yapılan eleştirileri gündemine alan Erdoğan, "Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korusuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlar da mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlar da mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza" ifadelerine yer verdi. MUHALEFETİN BASINA BAKIŞ AÇISININ TUTARLI OLMADIĞINI İFADE EDEN ERDOĞAN, ŞÖYLE DEVAM ETTİ: "Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT'mizde, Anadolu Ajansımızda, İletişim Başkanlığımızda ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT'mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın katıldığı programda yerli ve milli üretim olan ‘Robogenç’ isimli robot, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TRT Genç’in kumandasını takdim etti. Erdoğan’ın tuşa basmasının ardından TRT Genç, 'Gelecek Sensin' sloganıyla yayın hayatına başladı.

Hakan Çakır cinayetinde 5 sanık ilk kez hakim karşısında Haber

Hakan Çakır cinayetinde 5 sanık ilk kez hakim karşısında

Ankara'nın Keçiören ilçesinde yaşanan ve kamuoyunda büyük tepki çeken cinayetin yargılama süreci başladı. Annesi ve kız kardeşine laf atan şahıslara tepki gösterdiği sırada bıçaklanarak hayattan koparılan 22 yaşındaki Hakan Çakır'ın ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İkisi çocuk yaşta olmak üzere toplam 5 sanığın yargılandığı dava dosyasında gizlilik kararı bulunması sebebiyle duruşma kapalı olarak gerçekleştirildi. ADLİYE KORİDORUNDA TANSİYON YÜKSELDİ Mahkeme heyeti duruşmaya başlamadan önce salon önünde bekleyen taraflar arasında gergin anlar yaşandı. Sanık ve müşteki yakınları arasında başlayan sözlü tartışma kısa sürede kavgaya dönüşme eğilimi gösterdi. Tartışmanın büyümesi üzerine adliye koridoruna çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Emniyet güçleri olası bir taşkınlığı önlemek adına sanık yakınlarını güvenlik gerekçesiyle koridorun dışına çıkardı. TEHDİTLER SAVURUP ELİ BIÇAKLI GERİ DÖNDÜLER Hazırlanan iddianamede yer alan detaylar olayın nasıl bir vahşete dönüştüğünü gözler önüne serdi. İddianameye göre Hakan Çakır'ın annesi ve kız kardeşi merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal ve Umut Kılınç'tan yol vermelerini istedi ancak şüpheliler bu talebe hakaret ve küfürle karşılık verdi. Durumun Hakan Çakır'a bildirilmesiyle başlayan tartışma sonrası şüpheli Ahmet Emir Zeynal'ın olay yerinden ayrılırken geri gelip herkesi keseceğine dair tehditler savurduğu belirtildi. Zeynal'ın daha sonra babası Cemal Zeynal ve kardeşleri B.S.Z. ile T.Y.Z.'yi de yanına alarak ellerinde bıçak, pala ve sopalarla geri döndüğü ifade edildi. Çıkan arbedede Hakan Çakır iki bıçak darbesiyle hayatını kaybederken babası ve ağabeyinin de ağır yaralandığı kaydedildi. MÜEBBET VE AĞIR HAPİS İSTEMİ Savcılık makamı sanıklar hakkında ağır cezalar talep etti. Tutuklu sanıklar Ahmet Emir Zeynal ile babası Cemal Zeynal ve arkadaşı Umut Kılınç hakkında "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası istenirken diğer aile üyelerini öldürmeye teşebbüs suçundan da 45'er yıla kadar hapisleri talep edildi. Olayda yer alan ve yaşı 18'den küçük olan B.S.Z. için 41 yıla kadar hapis istenirken 14 yaşındaki T.Y.Z. için ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası öngörüldü. Ayrıca meşru müdafaa kapsamında kavgaya karışan Hakan Çakır'ın babası ve ağabeyi hakkında da basit yaralama suçundan ceza istendiği öğrenildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocuk istismarı iddialarına karşı soruşturmanın devam ettiğini duyurdu Haber

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocuk istismarı iddialarına karşı soruşturmanın devam ettiğini duyurdu

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında “Ankara’nın gece kulüplerinde kız çocukları çalıştırılıyor” başlığıyla yer alan haberlere ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık açıklamasında, olayın geçtiğimiz yıl tespit edildiğini ve haberde iddia edildiği gibi güncel bir durumun bulunmadığını duyurdu. “ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİ İÇİN SUÇLULAR HAKKINDA GEREKLİ İŞLEMLER YAPILDI” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Söz konusu olay geçtiğimiz yıl ortaya çıkartılmıştır, hali hazırda haberlerde iddia edildiği gibi bir durum bulunmamaktadır. Geçtiğimiz yılın eylül ve ekim aylarında kuruluşlarımıza ilk kabulleri yapılan çocukların beyanları Bakanlığımız tarafından ihbar kabul edilip, adli makamlara suç duyurusunda bulunulmuştur. Böylelikle adli makamların harekete geçmesi ve soruşturmanın başlatılması sağlanmış, haberlere konu olan çocuklar ise ivedilikle devlet korumasına ve gözetimine alınmıştır. Bakanlığımızca Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu doğrultusunda başlatılan soruşturma neticesinde, ilgili işletmelere yönelik operasyonlar düzenlenmiştir. Bu kapsamda adli mercilere sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Devam eden soruşturmada çocuklarımızın üstün yararının korunması göz önünde bulundurularak ilgili dosya hakkında gizlilik kararı verilmiştir. Çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunması en temel önceliğimizdir. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit edecek hiçbir ihmal ve istismara müsamaha gösterilmeyecek ve bu konudaki mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir. Evlatlarımızın huzurlu ve güvenli bir gelecekte büyümeleri için tüm imkanlarımızla yanlarında olmaya devam edecek, suçluların en ağır cezayı alması için Bakanlık olarak davaya müdahil olup yargı sürecini titizlikle takip edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı Haber

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı

İstanbul'un görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da içerisinde bulunduğu tutuksuz 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan yargılanmasına devam edildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar İmamoğlu, göreden alınan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner SEGBİS ile katılırken, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve avukatlar hazır bulundu. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirdi. "BEN KAMUYA MAL OLMUŞ BİR SİYASETÇİYİM" Söz verilmesi üzerine konuşan tutuksuz sanık CHP Parti Meclisi Üyesi Aydöner, "Ben geçtiğimiz yıl Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldım. Kurultayın bir şaibeye bulaştırıldığı gerekçesiyle dava açıldı. Ben İstanbul Kartal'da sandık görevlisiydim. Son genel seçimde de ben çalışmalara katılmıştım. Son kurultay ve parti seçimlerinde o günden bugüne kadar seçimlere hile karıştırılmadı. Hiçbir suç isnatıyla karşılaşmadım. Hicap duyduğumu belirtmek isterim. Genel seçimlere hile karıştırılmamış nasıl olurda kurultaya hile karıştırmış olabiliriz. Partide doğmuş büyümüş birisi olarak hile karıştıracak bir hayat tarzım yoktur. Türkiye'de 81 il başkanı var hepsi de çok kıymetlidir. Türkiye'de siyaseti kazandık, kaybettik kelimelerini kullanmayan birisiyim. Ben kamuya mal olmuş bir siyasetçiyim. Parti içerisinde biz kazandık da kim kaybetti. Son olarak da şunu söylemek istiyorum" dedi. "ADALETİN TERAZİSİNE DEDİKODUYU, İFTİRAYI VE SİPARİŞ İFADELERİ KOYMAK DEMOKRASİYE VE MİLLETİN İRADESİNE BÜYÜK BİR SALDIRIDIR" İmamoğlu, "Çok üzüntü verici davalar silsilesiyle bazı parti yöneticilerimiz ve üyelerimiz karşı karşıyadır. Tarihte görülmemiş şekilde mahkemelerimizin bu şekilde meşgul edilmesi utanç vericidir, üzücüdür. Her seferinde aynı birkaç ismin tanıklık vasfı bulunmamasına rağmen tanık olarak karşımıza çıktığını görüyoruz, aynı senaryo, aynı ezber farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır. Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği, hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır? Bu günü geldiğinde sorgulanacaktır. Türk yargısının bu kişileri muteber tanık olarak ilan etmesi hangi anlayışla açıklanabilir? Adaletin terazisine dedikoduyu, iftirayı ve sipariş ifadeleri koymak demokrasiye ve milletin iradesine büyük bir saldırıdır. İddia makamının bu iddiaları kaideye alması gerçekten utanç vericidir. Bu bir hukuki çürüme değil aynı zamanda milletin adalet duygusuna da açıkça ihanettir. Siyaseti sopa haline getiren ve buna sessiz kalan herkes, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum; buna ortak olmayın, yazıktır günahtır. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim bu işin içindeyse hesap verecektir" diye konuştu. "DELEGENİN ÖZGÜR İRADESİYLE HAYATA GEÇİRİLEN BİR GÜNDÜR" Parti kurultayının şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve delegeleri etkileme gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eden İmamoğlu, "Benim divan başkanı olmamı teklif eden de tarafıma zaten dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Kurultay sürecinde en ufak bir çatışma ve nahoş bir ortam yaşanmamıştır. Ciddi bir saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde geçirilmesi de kurultayın başarısıdır. Kemal Kılıçdaroğlu ile de yapılan görüşmeler kamuoyuna yansımıştır, çekilme gibi bir durum değil sakince geçmesi üzerine yapılan görüşmelerdir. Şu mahkemeyi asla ve asla meşgul etmeyecek olan seviyesiz ithamlardır bunlar. Delegenin özgür iradesiyle hayata geçirilen bir gündür. Sonradan kurgulu olan anlatıların ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı vardır. Hukuki temelden yoksun, iftiraları şiddetle reddediyorum. Gerçeğin olmadığı bir senaryonun ayakta kalması mümkün değildir. Bu yargılamanın bir an önce sanık olarak bulunan arkadaşlarımın beraati ile sonuçlanmasını diliyorum. Bundan sonraki duruşmalara da katılmak istemiyorum" ifadelerinde bulundu. Söz alan Akpolat, 1 yıldır tutuklu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Savcılık dosyalardan beraat edeceğime o kadar emin ki bu yüzden sürekli hakkımda yeni dosyalar açıyor. İleride İttihat ve Terakki üyeliğinden yargılanabilirsem şaşırmayın. İzahı olmayan şeyin maalesef mizahı oluyor. Bizim içinde olduğumuz durum da budur. Bize karşı yürütülen bu savaşın ne akılla, ne mantıkla ne de hukukla yakından ilgisi yoktur. Suçlandığımız konular hakkında savunma yapmak bizim için zuldür. Eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş, kurultaya katılmamış zaten. Ancak söylediği şeyler dosyaya konmuş, itibar edilmiş ve biz de savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Çocukluğumdan itibaren CHP'nin kurultay ve kongrelerinde bulunmaya çalıştım. Demokratik bir ortam vardır ama delegenin iradesini sakatlamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün burada olmamamızın nedeni nettir. Kurultay'da Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık, seçimlerde CHP birinci parti olmasaydı burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı. Ancak ben başka tercih yapsaydım umutları sömürülen partili arkadaşlarım yargılayacaktı. O yüzden bu yargılanmayı parti üyelerimizin yargılamasına tercih ederim." Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'da üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. CHP'nin halkın umudu haline gelmiş bir parti olduğunu söyleyen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, beraatini talep etti. Türkiye'nin 1. partisi olduklarını ifade eden CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, "Sonrasında operasyonlar, davalar, adliyeler, cezaevleri aşamaları geldi. Cumhurbaşkanı olarak belirlediğimiz Ekrem İmamoğlu şu an cezaevinde. Ben 44 yaşıma kadar hiç mahkeme yüzü görmedim, hakim karşısına geçmedim. Üç ayrı davadan 22,5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyorum. O yüzden diyorum Cumhuriyet Halk Partili olmak suç diye. CHP'nin 1. parti olması sonrasında hedef haline gelmeye başladık. Gazeteciler, öğrenciler tutuklandı. Tamamen susturmayla karşı karşıyayız. Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi, vatandaşla CHP'nin gönül bağını engellemek amaçlanıyor. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi. Dosya içeriği boş. İtirafçı, iftiracı kişilerin ifadeleri var. İmamoğlu'nun seçim kazanması suç sayılıyor iddianamelerde. Bu dava muhalefetsiz bir Türkiye yapılmak istenmesinin davasıdır. iPhone telefon dağıtıldı dediler asılsız çıktı, para verildi dediler asılsız çıktı. Herkes için adalet istiyoruz. Biz başarı yakaladığımız için yargılanıyoruz" ifadelerinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.