#Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

İLKHABER-Gazetesi - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı Haber

FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ yargı yapılanmasına yönelik soruşturma çerçevesinde 10 yıldır gri kategoride aranan ve geçtiğimiz günlerde yakalanan eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, emniyetteki işlemlerinin ardından dün sağlık kontrolünden geçirilerek Ankara Adliyesi'ne getirilmişti. Soruşturmayı yürüten savcıya ifade veren Sakınan, tutuklama talebiyle Sulh Ceza hakimliğine sevk edilmişti. Sakınan, ifadesinin ardından akşam saatlerinde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanmıştı. Şadan Sakınan'ın ifadesi ortaya çıktı. "SEMPATİ DÜZEYİNDE YALNIZCA GÖRÜŞMELERİM OLMUŞTUR" Hakimlikteki ifadesinde Sakınan, "Emniyette bu hususta ayrıntılı savunmamı yaptım, aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim sempati düzeyinde yalnızca görüşmelerim olmuştur, örgüt üyesi gibi herhangi bir eylemim olmamıştır. 15 Temmuz öncesi dahi diyaloglarımız bu şekildedir. Sadece mesleki ilişki çerçevesinde meslektaşlarımla diyalogları olmuştur" dedi. "ENDİŞE VE KORKU SEBEBİYLE İKAMETİMDEN DIŞARI ÇIKMADIM" Sakınan yakalanmasına ilişkin, "Bu dosyayla alakalı evde yakalandım. Bu dosyada 15 Temmuz sonrası kaçak olmamdan dolayı ayrıca örgüt üyeliği söz konusudur. Ben evimdeydim, resmi ikametgahımdaydım, dışarı çıkmadım. Bunun da gerekçeleri vardı. Çünkü 15 Temmuz öncesi yaşadığım hadiselerden dolayı, o dönemden sonra yaşadığım endişe ve korku sebebiyle ikametimden dışarı çıkmadım" iddialarında bulundu. "YURTDIŞINA KAÇARDIM" Süreç içerisinde yargısal ve sivil olarak hiçbir örgüt mensubuyla durumla alakalı görüşmediğini iddia eden Sakınan, "Öyle bir niyetim olsa çoğu insan gibi yurtdışına kaçardım. İrtibat kursaydım giderdim. Ülkemi sevdiğim için gitmeye tenezzül etmedim" dedi. Sakınan, suçsuz olduğunu savunarak, beraatını talep etti.

Epstein davasında Türkiye iddiaları mercek altında: Başsavcılık 3 milyon belgeyi incelemeye aldı Haber

Epstein davasında Türkiye iddiaları mercek altında: Başsavcılık 3 milyon belgeyi incelemeye aldı

ABD Adalet Bakanlığı'nın, kız çocuklarına yönelik cinsel istismar, pedofili ve fuhuş ağı oluşturmakla suçlanan Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı milyonlarca belge, Türkiye gündemine oturdu. Belgelerde yer alan Türkiye bağlantılı iddialar üzerine yargı süreci başlatıldı. TURHAN ÇÖMEZ'İN PAYLAŞIMI İHBAR KABUL EDİLDİ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez'in 22 Aralık 2025 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımı ihbar kabul ederek 23 Aralık 2025'te resen soruşturma başlattı. Çömez, söz konusu paylaşımında şu ifadelere yer vermişti: "Amerikan Adalet Bakanlığı Epstein dosyasındaki bazı bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıkladı. Bu belgelerde Türkiye'den küçük kız çocuklarının istismar adasına götürüldüğü yazıyor. Çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektikleri de not edilmiş. Tek kelimeyle korkunç bir insanlık suçu. Yıllar önce küresel çocuk istismarı çeteleri ile ilgili bir dosyayı zamanın İçişleri Bakanı Sayın Aksu’ya vermiştim ve bazı suçlular yakalanmıştı." DW Türkçe'nin kaynaklarına dayandırdığı bilgiye göre; Başsavcılık, ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan yaklaşık üç milyon belge içerisinde Türkiye ile ilgili bölümleri mercek altına aldı. Soruşturma kapsamında Epstein dosyasındaki şüpheliler ile suçların Türkiye bağlantısına dair delil araştırması yapılıyor. DAHA ÖNCE "TAKİPSİZLİK" VERİLMİŞTİ Epstein davasının Türkiye ayağına ilişkin daha önce yapılan bir suç duyurusunun ise takipsizlikle sonuçlandığı ortaya çıktı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Türkiye'den çocukların bu suç çetesinin ağına düşürüldüğüne ilişkin iddiaların araştırılması için 16 Ocak 2024 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, atılı suçların Türkiye'de işlendiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle 16 Haziran 2025 tarihinde "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında sadece ABD'de yaşayan ve şikayet edilen Banu K. isimli kadının ifadesinin alındığı, şüphelinin ise isim benzerliği savunması yaparak iddiaları reddettiği belirtildi. "KARARA İTİRAZ EDECEĞİZ, ETKİN SORUŞTURMA ŞART" Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Hediye Gökçe Baykal, ABD'den gelen yeni belgeler ve videolar ışığında takipsizlik kararına itiraz edeceklerini açıkladı. Önceki soruşturmanın tek bir kişiyle sınırlı tutulmasını eleştiren Baykal, "İnsan ticareti ve çocukların cinsel sömürüsü gibi suçlarda, faillerin çoğu zaman örgütlü yapılar içerisinde hareket ettiği bilinen bir gerçektir. Dosyanın tek bir isimle sınırlı tutulup kapatılması cezasızlık riski yaratmaktadır" dedi. Baykal, Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, devletin sadece kesinleşmiş delillerle değil, ciddi şüphe durumlarında da harekete geçme yükümlülüğü bulunduğunu hatırlattı.

Ankara Haymana’da düşen Libya heyetini taşıyan uçak için ön kaza kırım raporu çıktı Haber

Ankara Haymana’da düşen Libya heyetini taşıyan uçak için ön kaza kırım raporu çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, 23 Aralık 2025 tarihinde Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al Haddad ve beraberindeki heyeti taşıyan özel jetin düşmesine ilişkin teknik detaylar ortaya çıktı. Kaza kırım ekibi tarafından hazırlanan ve soruşturma dosyasına eklenen ön raporda, 9H-DFS kuyruk numaralı Dassault Falcon 50 tipi uçağın kaza anındaki teknik durumu ve uçuş verileri mercek altına alındı. Rapora göre işletici firma tarafından 1-9 Aralık 2025 tarihleri arasında bakımı yapılan ve uçuşa elverişli olduğuna dair sertifikası bulunan uçak, Esenboğa Havalimanı'ndan saat 20.17'de havalandı. Kalkıştan yaklaşık 16 dakika sonra, saat 20.33'te pilotların hava kontrol merkezi ile irtibata geçerek elektrik arızası kaynaklı acil durum (Mayday) bildirdiği ve acil iniş talep ettiği kaydedildi. Alçalmaya başlayan uçağın saat 20.36'da radar ekranından kaybolduğu ve bir daha iletişim kurulamadığı ifade edildi. YÜKSEK HIZLA ÇARPTI VE GENİŞ ALANA YAYILDI Kaza kırım uzmanlarının olay yerindeki incelemeleri sonucunda uçağın düşüş şekline dair kritik tespitler yapıldı. Raporda, "Uçak, 1252 metre yükseklikteki tepeye, motorlar çalışır vaziyette yüksek hızda bir bütün olarak çarpmıştır." değerlendirmesi yer aldı. Çarpma anında motorların faal durumda olduğunun altı çizilirken kaza sonrası oluşan tahribat şu ifadelerle açıklandı: "Çarpmanın şiddetine bağlı olarak kinetik enerjinin kayalık alanda absorbe edilmemesi nedeniyle uçak infilak etmiş, bu nedenle enkaz küçük parçalar halinde 150 bin metrekarelik alana dağılmıştır." Uzmanlar ayrıca kaza sonrası bir parlama yaşandığını ancak uçak içerisinde havada seyir halindeyken herhangi bir yangın emaresine rastlanmadığını belirtti. KARA KUTU LONDRA'DA ANALİZ EDİLİYOR Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 4 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturmada, kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için nihai rapor bekleniyor. Olay yerinden toplanan enkaz parçalarının yanı sıra uçağın uçuş verilerini ve kokpit ses kayıtlarını barındıran kara kutunun (FDR/CVR) çözümlenmesi için Londra'ya gönderildiği ve teknik incelemenin sürdüğü öğrenildi. Kazada Libya Genelkurmay Başkanı ile birlikte toplam 8 kişi hayatını kaybetmişti.

Ankara'da 20 milyon liralık "karşılıksız çek" vurgunu: 12 şüpheli tutuklandı Haber

Ankara'da 20 milyon liralık "karşılıksız çek" vurgunu: 12 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen operasyonda 3'üncü şahıslar üzerinden şirket kurarak piyasaya karşılıksız çek aktırıp 9 vatandaşı 20 milyon lira dolandıran 12 kişi tutuklandı. Ankara'da dolandırıcılar 3'üncü şahıslar üzerine şirket kurup bu kurulan şirketlerin Findex ile kredi puanlarını artırarak piyasaya karşılıksız çek sürdü. Hiçbir şeyden haberi olmayan vatandaşların üzerine kurdukları şirketlere milyonlarca lira para aktararak şirketin gelirini yüksek gösteren şüpheliler organize bir vurguna imza attı. FINDEX PUANLARINI YÜKSELTTİLER Dolandırıcılar bu yöntemle piyasadan şirketler adına çek karşılığı alışveriş yaptı. Şahısların piyasadan topladıkları ürünlerin ödemelerini çek ile yaptıkları öğrenildi. Mağdurlar şirketleri araştırdıklarında yüksek kredi puanı gözüktüğü için şirketin ödeme yapabileceğine inandı ancak gerçek alışveriş sonrasında ortaya çıktı. Aldıkları çekin vadesi geldiğinde ödeme alabilmek için bankaya giden mağdurlar çekin ödemesinin yapılmadığını ve karşılıksız çıktığını öğrendi. Dolandırıldığını anlayan şahıslar durumu zaman kaybetmeden polis ekiplerine bildirdi. 12 FASON ŞİRKET TESPİT EDİLDİ Ankara Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri gelen şikayetler üzerine geniş çaplı çalışma başlattı. Ekipler bu yöntemle piyasaya sahte çek süren toplam 12 şirket tespit etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen soruşturmada dolandırıcıların fason şirket kurarak 9 vatandaşı toplamda 20 milyon lira dolandırdığı öğrenildi. Polis ekipleri tarafından yapılan baskınlarda vatandaşları dolandıran 14 şüpheli şahıs yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 12'si tutuklanarak cezaevine gönderilirken konuya ilişkin soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı Haber

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı

İstanbul'un görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da içerisinde bulunduğu tutuksuz 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan yargılanmasına devam edildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar İmamoğlu, göreden alınan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner SEGBİS ile katılırken, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve avukatlar hazır bulundu. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirdi. "BEN KAMUYA MAL OLMUŞ BİR SİYASETÇİYİM" Söz verilmesi üzerine konuşan tutuksuz sanık CHP Parti Meclisi Üyesi Aydöner, "Ben geçtiğimiz yıl Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldım. Kurultayın bir şaibeye bulaştırıldığı gerekçesiyle dava açıldı. Ben İstanbul Kartal'da sandık görevlisiydim. Son genel seçimde de ben çalışmalara katılmıştım. Son kurultay ve parti seçimlerinde o günden bugüne kadar seçimlere hile karıştırılmadı. Hiçbir suç isnatıyla karşılaşmadım. Hicap duyduğumu belirtmek isterim. Genel seçimlere hile karıştırılmamış nasıl olurda kurultaya hile karıştırmış olabiliriz. Partide doğmuş büyümüş birisi olarak hile karıştıracak bir hayat tarzım yoktur. Türkiye'de 81 il başkanı var hepsi de çok kıymetlidir. Türkiye'de siyaseti kazandık, kaybettik kelimelerini kullanmayan birisiyim. Ben kamuya mal olmuş bir siyasetçiyim. Parti içerisinde biz kazandık da kim kaybetti. Son olarak da şunu söylemek istiyorum" dedi. "ADALETİN TERAZİSİNE DEDİKODUYU, İFTİRAYI VE SİPARİŞ İFADELERİ KOYMAK DEMOKRASİYE VE MİLLETİN İRADESİNE BÜYÜK BİR SALDIRIDIR" İmamoğlu, "Çok üzüntü verici davalar silsilesiyle bazı parti yöneticilerimiz ve üyelerimiz karşı karşıyadır. Tarihte görülmemiş şekilde mahkemelerimizin bu şekilde meşgul edilmesi utanç vericidir, üzücüdür. Her seferinde aynı birkaç ismin tanıklık vasfı bulunmamasına rağmen tanık olarak karşımıza çıktığını görüyoruz, aynı senaryo, aynı ezber farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır. Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği, hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır? Bu günü geldiğinde sorgulanacaktır. Türk yargısının bu kişileri muteber tanık olarak ilan etmesi hangi anlayışla açıklanabilir? Adaletin terazisine dedikoduyu, iftirayı ve sipariş ifadeleri koymak demokrasiye ve milletin iradesine büyük bir saldırıdır. İddia makamının bu iddiaları kaideye alması gerçekten utanç vericidir. Bu bir hukuki çürüme değil aynı zamanda milletin adalet duygusuna da açıkça ihanettir. Siyaseti sopa haline getiren ve buna sessiz kalan herkes, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum; buna ortak olmayın, yazıktır günahtır. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim bu işin içindeyse hesap verecektir" diye konuştu. "DELEGENİN ÖZGÜR İRADESİYLE HAYATA GEÇİRİLEN BİR GÜNDÜR" Parti kurultayının şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve delegeleri etkileme gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eden İmamoğlu, "Benim divan başkanı olmamı teklif eden de tarafıma zaten dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Kurultay sürecinde en ufak bir çatışma ve nahoş bir ortam yaşanmamıştır. Ciddi bir saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde geçirilmesi de kurultayın başarısıdır. Kemal Kılıçdaroğlu ile de yapılan görüşmeler kamuoyuna yansımıştır, çekilme gibi bir durum değil sakince geçmesi üzerine yapılan görüşmelerdir. Şu mahkemeyi asla ve asla meşgul etmeyecek olan seviyesiz ithamlardır bunlar. Delegenin özgür iradesiyle hayata geçirilen bir gündür. Sonradan kurgulu olan anlatıların ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı vardır. Hukuki temelden yoksun, iftiraları şiddetle reddediyorum. Gerçeğin olmadığı bir senaryonun ayakta kalması mümkün değildir. Bu yargılamanın bir an önce sanık olarak bulunan arkadaşlarımın beraati ile sonuçlanmasını diliyorum. Bundan sonraki duruşmalara da katılmak istemiyorum" ifadelerinde bulundu. Söz alan Akpolat, 1 yıldır tutuklu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Savcılık dosyalardan beraat edeceğime o kadar emin ki bu yüzden sürekli hakkımda yeni dosyalar açıyor. İleride İttihat ve Terakki üyeliğinden yargılanabilirsem şaşırmayın. İzahı olmayan şeyin maalesef mizahı oluyor. Bizim içinde olduğumuz durum da budur. Bize karşı yürütülen bu savaşın ne akılla, ne mantıkla ne de hukukla yakından ilgisi yoktur. Suçlandığımız konular hakkında savunma yapmak bizim için zuldür. Eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş, kurultaya katılmamış zaten. Ancak söylediği şeyler dosyaya konmuş, itibar edilmiş ve biz de savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Çocukluğumdan itibaren CHP'nin kurultay ve kongrelerinde bulunmaya çalıştım. Demokratik bir ortam vardır ama delegenin iradesini sakatlamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün burada olmamamızın nedeni nettir. Kurultay'da Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık, seçimlerde CHP birinci parti olmasaydı burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı. Ancak ben başka tercih yapsaydım umutları sömürülen partili arkadaşlarım yargılayacaktı. O yüzden bu yargılanmayı parti üyelerimizin yargılamasına tercih ederim." Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'da üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. CHP'nin halkın umudu haline gelmiş bir parti olduğunu söyleyen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, beraatini talep etti. Türkiye'nin 1. partisi olduklarını ifade eden CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, "Sonrasında operasyonlar, davalar, adliyeler, cezaevleri aşamaları geldi. Cumhurbaşkanı olarak belirlediğimiz Ekrem İmamoğlu şu an cezaevinde. Ben 44 yaşıma kadar hiç mahkeme yüzü görmedim, hakim karşısına geçmedim. Üç ayrı davadan 22,5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyorum. O yüzden diyorum Cumhuriyet Halk Partili olmak suç diye. CHP'nin 1. parti olması sonrasında hedef haline gelmeye başladık. Gazeteciler, öğrenciler tutuklandı. Tamamen susturmayla karşı karşıyayız. Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi, vatandaşla CHP'nin gönül bağını engellemek amaçlanıyor. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi. Dosya içeriği boş. İtirafçı, iftiracı kişilerin ifadeleri var. İmamoğlu'nun seçim kazanması suç sayılıyor iddianamelerde. Bu dava muhalefetsiz bir Türkiye yapılmak istenmesinin davasıdır. iPhone telefon dağıtıldı dediler asılsız çıktı, para verildi dediler asılsız çıktı. Herkes için adalet istiyoruz. Biz başarı yakaladığımız için yargılanıyoruz" ifadelerinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.