#Antakya

İLKHABER-Gazetesi - Antakya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antakya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hataylı Selva Zan deprem sonrası yeni yuvasına kavuştu Haber

Hataylı Selva Zan deprem sonrası yeni yuvasına kavuştu

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin en büyük yıkımı gerçekleştirdiği Hatay'da, kentin ihya ve inşa süreci aralıksız devam ediyor. Antakya ilçesi Odabaşı Mahallesi'ndeki evinin yıkılması sonucu 4 gün boyunca enkaz altında mahsur kalan Selva Zan, AFAD ekipleri tarafından kurtarıldıktan sonra hayata yeniden tutunma mücadelesi veriyor. Yaşadığı felaket neticesinde sol kolunu kaybeden Zan, devlet eliyle yürütülen rehabilitasyon süreçleri ve konut seferberliği sayesinde yeni bir başlangıç yaptı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve eşi Esra Masatlı, Hatay Valiliği koordinasyonunda kurulan Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi'ni ziyaret ederek depremzede vatandaşlarla bir araya geldi. Ziyaret sırasında Vali Masatlı, merkezde resim çalışmaları yapan Selva Zan ile yakından ilgilendi. İncelemeler esnasında duygularına hakim olamayan Zan, iki gün önce Antakya Kisecik Mahallesi'ndeki yeni konutunun anahtarını teslim almanın mutluluğunu paylaştı. Sosyal Girişimcilik Merkezi bünyesindeki Yüksek Teknolojili Protez Ortez Üretim ve Rehabilitasyon Ünitesi'nde protez kol yapımı devam eden Zan, merkezin sunduğu imkanlardan ücretsiz faydalandığını belirtti. DEPREM SONRASI REHABİLİTASYON VE SOSYAL DESTEK Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi'nde resim ve kuaförlük kurslarına katılarak yaşama yeniden dahil olan Selva Zan, yaşadığı zorlu süreci ve devletin sağladığı destekleri şu sözlerle aktardı: "Depremi Antakya’da Odabaşı Mahallesi’mde yaşadım. Rabbim bir daha yaşatmasın, 4 gün enkazda kaldım. Devletim olmasa ben şuanda yaşamıyordum, rabbim devletimize güç ve kuvvet versin. Beni enkazdan AFAD ve sağlık ekipleri kurtardı, enkaz altında ne açtım ne de susuzdum. Rabbim sanki meleklerini gönderdi. Sol kolumu enkaz altında kaybettim, çok şükür iyim. Bütün Antakya yok olduk, devletimizden Rabbim razı olsun yeniden binalarımızı inşa etti. Yeniden doğduk adeta, Cumhurbaşkanımızdan ve valimizden Rabbim razı olsun." KONUT TESLİMİ VE GELECEĞE DAİR UMUTLAR Kura sonucu belirlenen yeni evi için büyük bir heyecan duyduğunu ifade eden Zan, devletin her aşamada yanlarında olduğunu vurguladı. Zan, "2 gün önce evim belirlendi, o gece sabaha kadar yatamadım ve Cumhurbaşkanımız ile devletimize dua ettim. Rabbim devletimize güç, kuvvet versin ve ellerinden öpüyorum. Evim için devletimize güvenmiştim. Çamurda, çadırda ve konteynerde her yerde ben yaşarım, devletim yanımda. Bu gün bu şeyler değişecek diye umut ediyordum, değişti. 2 gün önce de evimin çıkması çok güzel oldu. Gittim evimi gezdim, şükürler olsun çok güzel bir ev. Depremden sonra devletimiz bizi yedirdi, içirdi ve sıcacık yatacak yer verdi. Bunları biz unutamayız. Sosyal Girişimcilik Merkezi’ne 3 aydır geliyorum. Burada resim kursu ve kuaförlük kursuna geliyorum, herhangi bir ücret yok ve kolum için protez yapılıyor, hiçbir ücret ödemeyeceğim" ifadelerini kullandı.

Türk Kızılay Hatay iftar programında Fatma Meriç Yılmaz depremzedelerle buluştu Haber

Türk Kızılay Hatay iftar programında Fatma Meriç Yılmaz depremzedelerle buluştu

Hatay'ın Antakya ilçesinde ramazan ayının manevi atmosferi, Türk Kızılay'ın düzenlediği dev iftar organizasyonuyla taçlandı. Güzelburç Kızılay Yaşam Merkezi'nde gerçekleştirilen programa katılan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, deprem bölgesindeki son vatandaş huzura kavuşana dek sahadan çekilmeyeceklerini yineledi. 5 BİN KİŞİLİK GÖNÜL SOFRASI KURULDU Programda konuşan Yılmaz, iftar buluşmalarının bölgede bir gelenek haline geldiğini belirterek, 'Sadece buradaki konteyner kenttekiler değil, etraftaki vatandaşlarımızı da davet ediyoruz. Bugün 5 bin kişiyle yine bir sofranın etrafında buluşacağız. Elbette ki her geçen sene biraz daha iyileşiyoruz, ileriye gidiyoruz ama toparlanmak çok kolay değil, yaşanan yüzyılın en büyük depremiydi. Biraz önce içeride gönüllülerimizle konuşuyorduk. Her ne kadar toparlanıyoruz da desek, dönem dönem yine hatırlıyoruz, özellikle şubat ayı geldiği zaman o şubat ayını hiç yaşamak istemiyoruz. diyorlar. Buralarda durum böyle ama biz buradayız, burada olmaya devam edeceğiz.' dedi. SOSYAL YARDIMLARDA ÖNCELİK DEPREM BÖLGESİ Kızılay'ın kurumsal yapısını bölgede daha da güçlendirdiklerini ifade eden Yılmaz, tüm yardım faaliyetlerinde Hatay ve çevre illerin öncelikli olduğunu vurguladı. Yılmaz, 'Şubelerimizi güçlendiriyoruz, gönüllülerimiz burada ve biz her fırsatta, kışın girişinde, ramazanda, kurbanda her zaman her tür sosyal yardımımızı deprem bölgemizden başlatıyoruz, inşallah bu günler geçecek.' ifadelerini kullandı. İftarın ardından vatandaşlarla sohbet eden Kızılay Başkanı, çocuklarla ve ailelerle yakından ilgilendi.

7 yaşında hediye edildi, 45 yıl sonra 200 güvercinlik bir aşk oldu Haber

7 yaşında hediye edildi, 45 yıl sonra 200 güvercinlik bir aşk oldu

Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Alazı Mahallesi’nde ikamet eden Yahya Çıplak, 7 yaşındayken amcasının oğlundan hediye aldığı bir güvercinle hayatının rotasını değiştirdi. O gün başlayan kuş sevgisi, aradan geçen 45 yılın ardından devasa bir hobiye ve 200 kuşluk bir koleksiyona evrildi. Bölge halkı tarafından 'Kuşçu Yahya' lakabıyla anılan 52 yaşındaki Çıplak, güvercinlerini hayatının en büyük aşkı ve vazgeçilmezi olarak tanımlıyor. AMCASININ OĞLUNDAN MİRAS KALAN TUTKU Kuşlarla tanışma hikayesini anlatan Yahya Çıplak, her şeyin çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Büyüğüm amcam oğlum, bana bir parça güvercin getirdi ve kendi çalıştığı için sonradan güvercinleri bana bıraktı. O günden beri bugüne kadar meraktan dolayı güvercinlerden vazgeçemiyorum" dedi. Hayvan sevgisinin zamanla bir yaşam biçimine dönüştüğünü ifade eden Çıplak, çevresinde artık gerçek adından çok lakabıyla tanındığını dile getirdi. KOLEKSİYONUN DEĞERİ 200 BİN TL’Yİ BULUYOR Evinin çatısında kurduğu özel alanda farklı ırklardan pek çok kuşa ev sahipliği yapan Çıplak, elindeki güvercin varlığının maddi değerinin 150 bin ile 200 bin TL arasında değiştiğini vurguladı. Tür çeşitliliğine büyük önem verdiğini belirten Çıplak, en sevdiği cinsin Rus postası olarak bilinen 'Dragon' olduğunu söyledi. Kümesinde hünkariden macara, postadan gümüş kurusu ve fitilliye kadar pek çok değerli türü barındıran usta kuşçu, her bir hayvanıyla tek tek ilgileniyor. "GÜVERCİNLER BENİM VAZGEÇİLMEZİM" Kuş beslemenin kendisi için bir yorgunluk değil, aksine bir terapi yöntemi olduğunu ifade eden Yahya Çıplak, duygularını şu sözlerle aktardı: "Güvercin beslemek bana zor gelmiyor ve ne kadar fazla olursa olsun önemi yok, hevesle yapıyorum. Normalde herkes bana 'kuşçu Yahya' diye seslenir. Lakabım kuş beslediğim ve kuş sevdalısı olduğum için takıldı. Güvercinler, vazgeçilmezlerimden birisidir. Benim için onlarsız yaşayamam. Onlar benim en büyük aşkım ve en büyük hobim oldular. Ben bu hobiyi aşkla yapıyorum."

Sokaklar, Ramazan’ın sıcaklığıyla doluyor Haber

Sokaklar, Ramazan’ın sıcaklığıyla doluyor

Her Ramazan’da aileler bir araya geliyor, komşularla iftar paylaşılıyor, sokaklarda kurulan toplu iftar alanları ise mahalleye ayrı bir renk katıyor. Sahur vakitleri de ayrı bir güzellik sunuyor. Camilerden yükselen ezan sesleri ve teravih namazları, Ramazan’ın manevi yönünü derinden hissettiriyor. Bu ayın bir başka güzelliğini de geleneksel Ramazan etkinlikleri oluşturuyor. Farklı kentlerde belediyeler, hayır kurumları, dernekler ve özel kuruluşlar tarafından sokaklarda ve meydanlarda iftar programları düzenleniyor. Hurma, tatlılar, şerbetler, geleneksel lezzetler dolu stantlar hem çocukların hem yetişkinlerin ilgisini çekiyor. Kukla gösterileri, Nasreddin Hoca tiyatroları ve sokak eğlenceleri, Ramazan akşamlarını unutulmaz kılıyor. Bu ayın ruhunu yansıtan müzik dinletileri ve semazen gösterileri de yer alıyor. RAMAZAN’DA NOSTALJİ Adana, Mersin ve Osmaniye’nin yanı sıra Hatay’da da düzenlenen programlarda vatandaşlar aynı sofrada oruç açmanın manevi huzurunu yaşayıp, birlik, beraberlik ve dayanışmanın en güzel örneklerini sunuyor. Birlik, paylaşma ve geleneklerin en güzel şekilde bir araya geldiği Antakya’da Antakya Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikler ise herkesin yüzünde bir tebessüm bırakıyor. Etkinlik alanında kurulan stantlarda ise ziyaretçileri adeta geçmişe götürüyor. Bunlardan birini ise ‘Şifalı Osmanlı Macunu’ ustası Mustafa Çetin Coşkuner’in standı oluşturuyor. Nasrettin Hoca kostümüyle hem çocukların hem de yetişkinlerin ilgisini çeken Coşkuner, Osmanlı’dan günümüze uzanan macun geleneğini yaşatıyor. Coşkuner, rengârenk macunları ve neşeli tavırlarıyla Ramazan akşamlarına nostaljik bir hava katıyor. Özellikle çocukların büyük ilgi gösterdiği stantta Ramazan ayının manevi atmosferini kültürel değerlerle buluşturan Coşkuner, bu eşsiz lezzetin geleneksel sunumuyla dikkat çekiyor. Geçmişten izler taşıyan bu kültürel mirasla keyifli anlar yaşanmasından mutluluk duyduğunu belirten Mustafa Çetin Coşkuner, “Çocuklar başta olmak üzere her yaştan insanlar renk renk macunlara büyük ilgi gösteriyor. Bu geleneksel lezzet, sadece tadıyla değil, sağlığa katkılarıyla da öne çıkıyor. Uzmanlara göre, Osmanlı macunu hormonları dengeliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, vücut sıcaklığını koruyor, bağırsakları çalıştırıyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem şifa kaynağı hem de nostalji yaşatan macunumuzdan tatmak isteyenleri Habib-i Neccar Camii yanındaki etkinlik alanımıza bekliyoruz” dedi.

Asırlık Vakıf mirası, Ramazan bereketiyle dayanışmaya dönüşüyor Haber

Asırlık Vakıf mirası, Ramazan bereketiyle dayanışmaya dönüşüyor

Köklü vakıf geleneğinin mirasını yaşatan Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca paylaşma, birlikte hareket etme ve bereket ruhunu sofralara taşımaya devam ediyor. “Ramazan’da vakıf kültürünün iyilik anlayışı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın simgesi olarak aynı sofrada hayat buluyor” anlayışıyla yürütülen iftar programları kapsamında, depremden yoğun şekilde etkilenen Hatay’ın Antakya ilçesinde kapsamlı iftar programları organize ediliyor. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen program çerçevesinde, Ramazan boyunca üç ayrı noktada her gün toplam 3 bin 500 kişiye ücretsiz iftar yemeği sunuluyor. Kurulan Ramazan çadırlarında vatandaşlar bir araya gelerek hem iftarlarını açıyor hem de birlik ve beraberlik ruhunu birlikte deneyimliyor. Ayrıca, çocukların mutluluğunun da unutulmadığı iftar programlarında, minikler için özel etkinlikler gerçekleştiriliyor. İhtiyaç sahipleri başta olmak üzere tüm vatandaşların bir araya geldiği bu iftar sofralarının, toplumda dayanışma kardeşlik duygusunu daha da güçlendirmesi hedefleniyor. İftar noktaları Habib-i Neccar Camii Ramazan Çadırı, Konya-2 Konteyner Kent Ramazan Çadırı ve İGA Konteyner Kent Ramazan Çadırından oluşuyor. Vakıf yetkilileri, asırlardır süregelen hayır geleneğinin özellikle Ramazan ayında toplum için ayrı bir anlam kazandığını vurguladı. Yetkililer, “Deprem gibi zor zamanlarda paylaşmanın ve birlikte olmanın önemi daha da ortaya çıkıyor. Bu nedenle ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğiz ve Ramazan ayının ruhunu herkesle paylaşmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandılar.

Hatay'da 7 gündür kayıp olan Uğur Çalışkan'ın eşyaları dağ zirvesinde bulundu Haber

Hatay'da 7 gündür kayıp olan Uğur Çalışkan'ın eşyaları dağ zirvesinde bulundu

Van'dan çalışmak amacıyla Hatay'a gelen ve Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi'nde dayısının yanında kalan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan'dan tam 7 gündür haber alınamıyor. 3 yıl önce bipolar bozukluk teşhisi konulan ve düzenli ilaç kullanan genç, bir hafta önce sabah saatlerinde kaldığı evin penceresindeki sinekliği parçalayarak sırra kadem basmıştı. EŞYALARI DAĞIN ZİRVESİNDE BULUNDU AFAD koordinesinde jandarma ve ailenin katılımıyla 7 gündür süren arama çalışmalarında, aileyi hem umutlandıran hem de endişelendiren bir gelişme yaşandı. Arama ekipleri, Pazar günü bir dağın zirvesinde kayıp gence ait kişisel eşyaları tespit etti. "EŞYALAR DÜZGÜN BİR ŞEKİLDE KATLANMIŞTI" Kardeşinden gelecek iyi bir haberi bekleyen ağabey Tarık Çalışkan, bulunan eşyaların durumuna dikkat çekti. Kardeşine ait tişört, hırka, telefon, cüzdan ve şarj aletinin dağın zirvesinde "düzgün bir şekilde katlanmış halde" bulunduğunu belirten ağabey, Pazar gününden bu yana başka hiçbir ize rastlanmadığını söyledi. "KARDEŞİM İÇİN ÇOK ENDİŞELİYİZ" Arama çalışmalarının 7. gününde çaresizce beklediklerini ifade eden Tarık Çalışkan, yetkililere seslendi: "Ben kaybolan Uğur Çalışkan'ın abisiyim. Kardeşim 7 günden beri kayıp. En son Pazar günü eşyaları bulundu ancak o günden itibaren herhangi bir ize rastlanmadı. Kardeşim için çok endişeliyiz. Devlet yetkililerinden daha geniş çaplı destek istiyoruz."

Zanaatkârların yuvası sanatla ölümsüzleşti Haber

Zanaatkârların yuvası sanatla ölümsüzleşti

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerde en büyük yıkımı yaşayan kentlerin başında gelen Antakya’da, şehrin kimliğine değer katan duvar resimleri yeniden hayat buluyor. Ressam Osman Nar, felaketin ardından ara verdiği çalışmalarına tekrar başlayarak şehrin simgelerini renklerle buluşturuyor. Antakya sokaklarını yeniden sanatla canlandırmayı hedefleyen Nar, kente moral ve umut aşılamayı amaçlıyor. Nar’ın kısa sürede tamamlamayı planladığı yeni duvar resimlerinin, hem şehir estetiğine katkı sunması hem de vatandaşlara yeniden bir toparlanma duygusu kazandırması bekleniyor. Duvar ressamı Osman Nar, son çalışmasında eski Tabakhane’yi konu aldı. Kentin geçmişine ışık tutan duygusal bir anlatı sunan Nar’ın eserini görenler, bir dönemin üretim ve dayanışma kültürünü yansıtan tabakhane günlerini yeniden anımsama fırsatı buldu. Yüzlerce kişiye istihdam sağlayan eski tabakhaneyi resmederken derin bir duygu yoğunluğu yaşadığını belirten Nar, çalışmasını barış ve kardeşlik vurgusuyla tamamladığını söyledi. Kendisinin de bir dönem çalıştığı üretim merkezi olan Tabakhane’de o dönemlerde tek bir kavganın dahi yaşanmadığı dile getiren sanatçı, eserini felaketin yaşandığı 6 Şubat 2026 tarihinde tamamladığını vurguladı. Dericilik geleneği konusunda da bilgiler aktaran Osman Nar, “Türk kültüründe deri, yalnızca bir ham madde değil, göçebe yaşamdan yerleşik düzene, savaş sanatından gündelik yaşama kadar uzanan geniş bir kültürel alanın taşıyıcısıdır. Orta Asya bozkırlarında şekillenen hayat tarzında hayvancılık temel geçim kaynağı olduğundan, hayvandan elde edilen her ürün gibi deri de büyük değer taşımıştır. Çadırdan kıyafete, koşum takımlarından savaş araçlarına kadar pek çok eşya deriden üretilmiş, bu durum deriyi hem ekonomik hem de kültürel açıdan vazgeçilmez kılmıştır. Göçebe Türk topluluklarının kullandığı otağ ve çadırlarda deri önemli bir yer tutmuş, özellikle su geçirmezliği ve dayanıklılığı sayesinde sert iklim koşullarına karşı koruyucu olmuştur. At koşum kültürünün merkezde olduğu bozkır yaşamında eyer, üzengi kayışları, kemer ve kılıf gibi ekipmanlar deriden yapılmıştır. Bu durum, derinin savaşçı kimliğin ve hareketli yaşam biçiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesini sağlamıştır. Türklerin Anadolu’ya yerleşilmesiyle birlikte deri işçiliği daha da gelişmiş, zanaat geleneği kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde tabaklık ve saraçlık önemli meslekler arasında yer almıştır. Ahilik Teşkilatı, deri ustalarının da içinde bulunduğu esnaf gruplarını hem mesleki hem de ahlaki kurallar çerçevesinde örgütleyerek üretimde kaliteyi ve dayanışmayı güçlendirmiştir. Bu yapı sayesinde deri işçiliği, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal bir değer alanı hâline gelmiştir. Osmanlı döneminde de dericilik, özellikle İstanbul’daki tabakhaneler aracılığıyla önemli bir üretim kolu olmuştur. Deri, ayakkabı, çizme, cilt kaplama, kemer ve çeşitli askeri malzemelerin yapımında kullanılmıştır. El yazması eserlerin deri ciltlerle kaplanması, derinin kültürel mirasın korunmasındaki rolünü de ortaya koymaktadır. Bu yönüyle deri, hem gündelik yaşamın hem de ilim ve sanat dünyasının bir parçası olmuştur. Aynı zamanda deri işçiliği, ustadan çırağa aktarılan bilgi ve beceriyle kültürel sürekliliğin sağlanmasına katkıda bulunmuştur” dedi. Antakya’daki Tabakhane’nin ise en parlak dönemini 1970 ile 1980 yılları arasında yaşadığını anlatan Nar, “1982 yılında üç işletme sahibinin talebiyle buradaki bir duvara da resim yapmıştım. Zorlu çalışma koşullarına rağmen buradaki Tabakhane’de pek çok nitelikli insan yetişti” diye konuştu. Nar, zanaatkârların yuvası olan Tabakhane’yi sanatla ölümsüzleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, “Tuval üzerine yaptığım eseri tamamladıktan sonra eski dostlarımdan çok olumlu geri dönüşler aldım. Bana telefonla ulaşan dostlarım, Tabakhane günlerini yeniden yaşadıklarını dile getirdi. Antakya’nın kültürel belleğini canlı tutmak amacıyla nostaljik sahneleri duvarlara taşımaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

Ramazan’da gelenek ve lezzet bu tabakta buluşuyor Haber

Ramazan’da gelenek ve lezzet bu tabakta buluşuyor

Orta Doğu ve Akdeniz mutfağının köklü lezzetlerinden humus, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte iftar sofralarında yeniden ön plana çıktı. Çukurova Bölgesi mutfağının simge tatları arasında yer alan humus, hem besleyici içeriği hem de hafif yapısıyla oruç sonrası tercih edilen yiyecekler arasında üst sıralarda bulunuyor. Nohut, tahin, zeytinyağı, limon suyu ve sarımsak gibi doğal ürünlerle hazırlanan humus, yüksek protein ve lif oranının yanı sıra sağlıklı yağ içeriğiyle de dikkat çekiyor. Uzmanlar, gün boyu süren açlığın ardından mideyi yormayan ve dengeli enerji sağlayan besinlerin önemine işaret ederken, humusun bu özellikleriyle iftar sofralarında sıkça tercih edildiğini belirtiyor. Akdeniz’in ve Çukurova’nın gastronomi rotlarından Hatay’da da geleneksel Antakya usulü humusu bolca tüketiliyor. İşletmesinde bu eşsiz tadı geleneksel yöntemlerle yapan ustalardan Edip Kılıç, Ramazan ayında artan talebe yetişmeye çalışıyor. Dört kuşaktır aynı lezzet anlayışını sürdürdüklerini ifade eden işletme temsilcisi Ali Kılıç, humusun kendileri için ticari bir üründen öte aile geleneği olduğunu söyledi. Ramazan ayıyla birlikte yoğunluk yaşadıklarını dile getiren Kılıç, “Humusumuz orijinal Antakya usulüne göre hazırlanıyor. Malzeme kalitesi ve kıvam bizim için en önemli unsurlar. Aileden devraldığımız tarifi bozmadan üretim yapıyoruz. Klasik sunumun yanı sıra çam fıstıklı ve yumurtalı çeşitlerimiz de bulunuyor. Tüm ürünlerimizi Antakya’ya özgü tereyağıyla servis ediyoruz” dedi. İftar sofralarına lezzet katmak isteyen vatandaşları işletmelerine davet eden Kılıç, Ramazan ayının birlik, bereket ve huzur getirmesi temennisinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.