#arkeoloji

İLKHABER-Gazetesi - arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Paris’te düzenlenecek etkinlikte Issos Epiphaneia bulguları tanıtılacak Haber

Paris’te düzenlenecek etkinlikte Issos Epiphaneia bulguları tanıtılacak

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve T. Kültür ve Turizm Bakanlığı Hatay Erzin Issos Epiphaneia Kazı ve Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Banu Özdilek, Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilecek uluslararası bir bilimsel etkinlikte sunum yapmaya hazırlanıyor. Prof. Dr. Özdilek, École Normale Supérieure – PSL University bünyesinde düzenlenecek “Décor et architecture antiques d’Orient et d’Occident” başlıklı seminer serisine davet edildi. 7 Mayıs 2026 tarihinde yapılacak sunumda, Issos Epiphaneia (İssos Antik Kenti) kazılarında elde edilen son bulguların uluslararası bilim dünyasıyla paylaşılması planlanıyor. Sunumda, özellikle antik kentteki stoa yapısında ortaya çıkarılan “Zodyak” temalı takvim mozaiği ve bu mozaiğin yeni keşfedilen “Eylül Paneli” üzerinde durulacak. Panelde yer alacak olan üzüm ezme sahnesinin, antik dönemde tarımsal üretim ile takvim anlayışı arasındaki ilişkiye ışık tuttuğu belirtiliyor. Ayrıca, mimari dekorasyon programlarının kurgusu ve mozaik ikonografisinin bütüncül yapısı da değerlendirilecek. Prof. Dr. Banu Özdilek, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Paris’te gerçekleştireceğim bu sunumda, Issos Epiphaneia kazılarında ulaştığımız yeni verileri uluslararası akademik çevrelerle paylaşacak olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Özellikle ‘Zodyak’ temalı takvim mozaiğinde ortaya çıkan ‘Eylül Paneli’, hem ikonografik hem de arkeolojik açıdan önemli bir veri sunuyor. Bu bulguların, antik mimari dekorasyon anlayışını ve tarımsal faaliyetlerin sanata yansımalarını anlamamızda literatüre katkı sağlayacağına inanıyorum.”

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, "Melek heykeli"ni Fener Rum Patrikhanesine teslim etti Haber

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, "Melek heykeli"ni Fener Rum Patrikhanesine teslim etti

İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde düzenlenen programda Bakan Ersoy, Türkiye'nin kültürel miras alanındaki çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ersoy, "Bu eser, 2004'te Denizli İl Emniyet Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği bir operasyonla ele geçirilmiş ve yapılan incelemeler sonucunda İstanbul Heybeliada'daki Aya Yorgi Manastırı'nın bahçesinden çalındığı tespit edilmiştir. Eserin gerçek kökeninin belirlenmesinin ardından adli süreçler titizlikle takip edilmiş, yargı makamlarının verdiği karar doğrultusunda bu kıymetli eser, uzun yıllar güvenli koşullarda muhafaza edilmiştir." dedi. Yürütülen hukuki süreçlerin tamamlanması ve Fener Rum Patrikhanesi ile sağlanan yapıcı diyalog neticesinde, suç sonucu yerinden edilen bu eserin ait olduğu yere tesliminin memnuniyetini yaşadıklarını dile getiren Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu teslim, bir eserin yerine dönmesi, kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğu kadar hukukun, saygının ve ortak değerlerimizin de somut bir tezahürüdür. Benzer bir süreci daha önce de yaşamıştık. 2021'de Çanakkale Gökçeada'daki kiliselerden çalınan 12 ikonanın Troya Müzesi'nde düzenlenen törenle İstanbul Fener Rum Patrikliğine teslim edilmesi, söz konusu yaklaşımımızın yine önemli bir örneğidir. Ben, melek figürüne dair 2004'te başlayan sürecin bugüne, bu güzel sonuca ulaşmasında emeği olan tüm kurumlarımıza, bilim insanlarımıza, uzmanlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum." UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ'NDEKİ VARLIKLARIN SAYISI 22'YE YÜKSELDİ Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 219 müze ile 147 ören yerinin, geçen yıl itibarıyla 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladığını söyledi. "Bu güçlü yükseliş, kültürel mirasımıza duyulan ilginin ve sahiplenmenin her geçen gün daha da arttığını açıkça ortaya koymaktadır." diyen Ersoy, şöyle konuştu: "Uluslararası alanda gerçekleştirdiğimiz sergilerle, bu toprakların hafızasını dünyayla da paylaşmaya devam ettik. Özellikle Roma'da, Kolezyum'da düzenlenen Göbeklitepe Sergisi, milyonlarca ziyaretçiye ulaşarak büyük bir ilgi görmüştür. Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısını Berlin'e de taşıdık ve 'Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam' başlığıyla, Avrupa'nın önemli kültür merkezlerinden birinde yeniden uluslararası kamuoyuyla buluşturduk. Taş Tepeler temalı yeni sergiler düzenlemek üzere farklı ülkelerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz." Şanlıurfa merkezli olarak Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve Sefertepe gibi önemli yerleşimleri barındıran "Taş Tepeler Kazı Projesi"nin, Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Bakan Ersoy, "5 yıl içinde 12 ayrı arkeolojik alanda sürdürülen çalışmalar, 15'i Türk ve 21'i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurumun katılımıyla uluslararası bilimsel işbirliği ağına dönüşmüş, 2025 yılı itibarıyla 219 bilim insanı ve araştırmacının katkısıyla yürütülmüştür." dedi. Mehmet Nuri Ersoy, geçen yıl Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri'nin de kaydedilmesiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki varlıkların sayısının 22'ye yükseldiğini, Dünya Mirası Geçici Listesi'nde ise bu sayının 79 olduğunu söyledi. "BU YIL ÜLKE ÇAPINDA TOPLAM ARKEOLOJİK FAALİYET SAYISININ 800'E ULAŞACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ" Bakan Ersoy, 2023'te başlattıkları "Geleceğe Miras" Projesi'ne ilişkin, "Bu proje, bütün yabancı kazılara Türk bilim insanlarından birer koordinatör görevlendirdiğimiz, bir millileşme ve arkeoloji tarihimizin en kapsamlı kazı, restorasyon, inşa ve ihya hareketidir." dedi. Ersoy, şunları kaydetti: "2019'da kazı sürelerinin 12 aya çıkarılmasıyla başlayıp yabancı kazıların da bu kapsama alınmasıyla devam ettirdiğimiz süreci, 'Geleceğe Miras' ile zirveye taşıdığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. 60 yılda yapılanlara eş değer işi 4 yılda gerçekleştirme kararlılığıyla yürüttüğümüz bu son derece yoğun, çok başlıklı, çok kapsamlı mesai ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Bugün geldiğimiz noktada 65 ilde 255 kazı çalışması yürütülmektedir. Kurtarma kazıları, sondajlar ve yüzey araştırmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ise ülkemiz genelinde 2025 yılında toplam 776 noktada arkeolojik faaliyet sürdürülmüştür. Bu yıl ise ülke çapında toplam arkeolojik faaliyet sayısının 800'e ulaşacağını öngörüyoruz." Geçen yıl itibarıyla 15 binin üzerinde eserin müzelere kazandırıldığını belirten Ersoy, "Geleceğe Miras Projesi, aynı zamanda güçlü bir lojistik ve finansman modeliyle desteklenmektedir. Projenin başlangıcından bugüne kadar toplam destek yaklaşık 7,5 milyar liraya ulaşmıştır. Bu yatırımlar, arkeolojiyi istihdam yaratan, yerel kalkınmayı destekleyen ve turizme doğrudan katkı sağlayan stratejik bir alana dönüştürmüştür." ifadelerini kullandı. Gece müzeciliği uygulamasıyla tarihi mekanların gece de yaşayan alanlara dönüştürüldüğü ve geçen yıl 27 noktada 600 bin ziyaretçiye ulaştıkları bilgisini veren Bakan Ersoy, kazı alanlarının korunması ve ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi amacıyla Side, Efes, Hierapolis ve Karahantepe başta olmak üzere birçok bölgede restorasyon, çevre düzenleme ve ziyaretçi merkezi çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. TÜRK-İSLAM DÖNEMİNE AİT KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk-İslam dönemine ait kazı, yüzey araştırması ve su altı çalışmalarının da sürdürüldüğüne işaret ederek, "2024'te başlattığımız 'Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi' kapsamında da tespit, belgeleme ve envanter çalışmaları, Tokat, Denizli, İstanbul ve Diyarbakır'da başlamıştır. Önümüzdeki süreçte bu çalışmaları ülke geneline yaymayı hedefliyoruz. Atılan bütün bu adımlar, Anadolu'nun hem kadim geçmişine hem yakın tarihine aynı bütüncül bakış açısıyla sahip çıktığımızın açık bir göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu. Kültür varlıklarının restorasyonunun bilimsel ve titiz bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Rami Kütüphanesi gibi önemli yapıların yanı sıra türbeler, konaklar ve Milli Mücadele'ye ait mekanların restore edilerek müze işlevi kazandırıldığını, İstanbul Arkeoloji Müzeleri başta olmak üzere müzelerde yapılan çalışmalarla da ziyaretçilere dünya standartlarında deneyim sunulduğunu söyledi. Ersoy, Ani Katedrali, Alahan Manastırı ve Diyarbakır Surları gibi anıtsal yapılarda yürütülen restorasyonlarla kültürel mirasın özgünlüğü korunarak geleceğe aktarıldığını ifade ederek, 6 Şubat depremlerinin ardından özellikle Hatay, Gaziantep ve Diyarbakır'da hasar gören varlıkların yeniden ayağa kaldırıldığını, ayrıca sokak sağlıklaştırma, müze dönüşümleri ve Haydarpaşa Garı ile Sirkeci Garı projeleri dahil geniş kapsamlı çalışmalar için 2018'den bu yana 60 milyar lirayı aşan yatırım yaptıklarını bildirdi. "ŞEHİR ŞEHİR BÜTÜN KÜLTÜR VARLIKLARIMIZIN GELECEĞE TAŞINMASI İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ" Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'nin kültürel mirasını koruma ve kaçırılan eserleri geri getirme konusunda hem ulusal hem uluslararası ölçekte güçlü mücadele yürütüldüğünün altını çizdi. Kültür varlıklarının korunmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Ersoy, "Selimiye Camii'nden Sümela Manastırı'na, Ayasofya-i Kebir Camii'nden Aziz Nikolaos Kilisesi'ne kadar şehir şehir bütün kültür varlıklarımızın geleceğe taşınması için mücadele veriyoruz." dedi. Ersoy, kültür varlığı kaçakçılığının en büyük tehditlerden biri olduğuna işaret ederek, bu suçla mücadelede uluslararası işbirliklerinin kritik rol oynadığını söyledi ve "Bu topraklardan koparılan her bir eserin izini sürüyor, onları ait oldukları coğrafyayla yeniden buluşturmak için uluslararası alanda güçlü bir mücadele yürütüyoruz." diye konuştu. Türkiye'nin artık bu alanda sadece kendi mirasını koruyan değil aynı zamanda uluslararası düzeyde yön veren aktör konumuna geldiğine dikkati çeken Bakan Ersoy, 2020'de kurumsal yapının güçlendirilmesiyle mücadelede önemli ilerleme sağlandığını vurguladı. Bakanlık olarak bilimsel analiz, arşiv çalışmaları, hukuk ve diplomasiyi birlikte kullandıklarını kaydeden Ersoy, İnterpol ve UNESCO başta olmak üzere birçok kurumla işbirliği içinde hareket ettiklerini söyledi. Ersoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Güçlü işbirlikleri sayesinde yalnızca geçmişte kaçırılmış eserlerin iadesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yeni kaçakçılık faaliyetlerinin önüne geçecek önleyici mekanizmaları da güçlendiriyoruz. Bu kararlı yaklaşımın en somut sonuçlarından biri, ülkemize kazandırdığımız eserlerdir. 2002'den günümüze kadar yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 13 bin 451 kültür varlığını yeniden ülkemize kazandırdık. Bu başarı asla bir tesadüf değildir. Ortaya koyduğumuz bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası işbirliklerinin ortak sonucudur." Son yıllardaki en dikkat çekici iade süreçlerinden birinin Marcus Aurelius heykeli olduğunu anlatan Ersoy, bu eserin bilimsel ve hukuki süreçler sonucunda Türkiye'ye getirildiğini belirtti. Ersoy, kaçakçılıkla mücadelenin sadece uluslararası alanda değil ülke içinde de sürdüğünü vurgulayarak, 2020-2025 döneminde 1 milyon 300 bini aşkın kültür varlığı ve objenin ele geçirilerek müzelere kazandırıldığını bildirdi. Dijital alanda da etkin mücadele yürütüldüğünü söyleyen Bakan Ersoy, yapay zeka destekli sistemlerle yasa dışı satışların takip edildiğini vurguladı. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Yapay zeka destekli 'TraceArt' sistemi ile Türkiye kökenli kültür varlıklarını küresel ölçekte de izlediğimizi vurgulamak isterim. Çevrim içi platformlar, müzayede siteleri ve sosyal medya kanalları düzenli olarak izlenmekte, yasa dışı faaliyetlere anında müdahale edilmektedir. 2023'te başlattığımız 'Tarihi Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi' kapsamında Bakanlığımız envanterinde bulunan 600 binden fazla eser de kimyasal işaretleme yöntemiyle güvence altına alınmıştır. Yapay zeka algoritmalarıyla oluşturulmuş, DNA benzeri izler içeren, kopyalanamayan ve gözle görülemeyen özel bir teknoloji kullanıyoruz. Bu sayede güvenlik ve sahtecilikle mücadelede önemli bir eşik aşılmıştır." Konuşmasının ardından Bakan Ersoy, "Melek heykeli"ni Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos adına Episkopos Paisios'a teslim etti.

15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu İstanbul’da gerçekleşti Haber

15. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu İstanbul’da gerçekleşti

İtalyan Kültür Merkezi tarafından bu yıl 15.’si düzenlenen Arkeoloji Sempozyumu, İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle 4 Ekim Cuma günü “Antik Anadolu’da Betimlemeler ve Törenler: Mekânlar, Anıtlar, İmgeler” başlığı altında gerçekleştirildi. Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen etkinlikte, İtalya ve Türkiye arasında kültürel işbirliğini güçlendiren arkeolojik çalışmalara dikkat çekildi. ARKEOLOJİK ALANLARDA İTALYA-TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konsey Salonu’nda düzenlenen sempozyum, İtalyan ekiplerin Türkiye'nin batısından doğusuna önemli arkeolojik alanlarda yürüttükleri kazı çalışmalarını ve keşif süreçlerini paylaşmaları açısından büyük önem taşıdı. Arslantepe, Hierapolis, Karkamış, Kültepe gibi önemli arkeolojik alanlarda yürütülen çalışmaların detayları katılımcılarla paylaşıldı. AKADEMİK VE DİPLOMATİK KATILIM YOĞUNDU İtalya Dışişleri Bakanlığı Ülke Tanıtım Genel Müdürü Alessandro De Pedys, İÜ Rektörü Osman Bülent Zülfikar, İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi ve ünlü tarihçi İlber Ortaylı gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşen sempozyum, 3 Ekim akşamı Venedik Sarayı’nda düzenlenen özel açılış daveti ile başladı. PREHİSTORYA VE BİZANS DÖNEMLERİ ÜZERİNE SUNUMLAR 4 Ekim günü boyunca süren oturumlarda, Doç. Dr. Aslıhan Yurtsever Beyazıt’ın moderatörlüğünde prehistorya ve protohistorya dönemlerine, Doç. Dr. Müjde Peker’in moderatörlüğünde ise klasik ve Bizans dönemlerine odaklanıldı. Oturumlarda, İtalyan ve Türk arkeologlar, buluntular ve en son keşiflerle ilgili detaylı bilgiler sundu. BULGULAR YAYINLANACAK İtalyanca ve Türkçe simultane tercüme ile gerçekleştirilen sempozyumda paylaşılan bulgular, ilerleyen günlerde kitap haline getirilecek ve sempozyum kayıtları İtalyan Kültür Merkezi’nin YouTube kanalında yayınlanacak.

Dara Antik Kenti'nde 12 ay kazı yapılacak Haber

Dara Antik Kenti'nde 12 ay kazı yapılacak

Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırını Sasaniler'e karşı korumak amacıyla kurduğu antik kentte bugüne kadar yürütülen kazı çalışmalarında, nekropol (toplu mezarların bulunduğu yer) kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi kalıntıları ortaya çıkarılırken, bölgede 10 binden fazla ok ucu ile kandil, cam, seramik eserler ve ziynet eşyaları bulundu. Bu yıl yürütülen kazılarda ise antik kentte çarşıdaki 10'u aşkın dükkan ve atölye açığa çıkartıldı, 400 metre uzunluğunda 1500 yıllık içme suyu kanalının 30 metrelik bölümü tespit edildi. Bakanlığın ve Valiliğin desteğiyle 12 ay sürdürülecek kazı çalışmalarının hız kazanması için ekipteki kişi sayısı 13'ten 30'a çıkarıldı. Ören yerindeki kalıntıların ortaya çıkarılması, gezi güzergahıyla alanın turizme hizmet etmesi için arkeolojik kazıları sürdüren Mardin Müzesi Başkanlığındaki ekip, 1500 yıllık içme suyu kanalında çalışmalara başladı. - "Dara'da daha önce hiç olmadığı kadar güçlüyüz" İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Dara Antik Kenti'ndeki kazı çalışmalarında 38 yılı geride bıraktıklarını söyledi. Doğu Roma'nın sınır karakolu olarak bilinen antik kentte, en kalabalık dönemde yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığını ifade eden Gök, geniş bir alana yayıldığı için hala kazı çalışmalarının başlangıç aşamasında olduklarını belirtti. Antik kentin hem kültürel miras hem de turizm açısından büyük bir önem taşıdığını dile getiren Gök, şunları söyledi: "Dara bizim göz bebeğimiz. Birçok açıdan bizim için çok kıymetli. Burada sezonluk kazı yapıyorduk. Gelecek olan desteklerle bunu ilk kez 12 aya yayacağız, kazıları sürekli hale getireceğiz. Dara, bölgemizde Geleceğin Miras Projesi kapsamında destek alan yerlerden biri oldu. Bu kazılarda elimizi çok güçlendiriyor. Valiliğimizin de desteğiyle Dara'da daha önce hiç olmadığı kadar güçlüyüz. Kazıyı ve faaliyet alanlarımızı genişletip, eksiklerimizi tamamlayacağız." - Ziyaretçi sayısının milyonlara ulaşması hedefleniyor Titizlikle yürütecekleri çalışmalarla tarihi gün yüzüne çıkarmak istediklerini ifade eden Gök, antik kenti gezmeye gelen misafirlerden özellikle agora bölümü ziyaret etmelerini istedi. Antik kentin sahip olduğu değerin çok daha fazlasını barındırdığını dile getiren Gök, şunları söyledi: "Dara Antik Kenti, Güneydoğu'daki en büyük antik kentlerden birisi, belki de en büyüğü. Dara'yı hayallerimizdeki yere ulaştırırsak ki; şu an dahi Roma üzerine çalışan akademisyenlerin uğrak yeri olan, senede 1 milyon kişinin ziyaret ettiği bu yer, çok daha fazlasına hitap edecektir. O potansiyele ziyadesiyle sahip. Dara, yılda 1 milyon insanı ağırlayan bir yer. Bu rakamın artarak milyonlara ulaşacağına inanıyorum." İstanbul'dan antik kenti ziyaret için gelen Neslihan Demircioğlu, mimar ve heykeltıraş olarak Dara Antik Kenti'ni çok beğendiğini söyledi. Demircioğlu, çalışmaları heyecanla takip ettiklerini belirterek, "Burada muhteşem bir tarih var. Böyle bir tarihin içinde bulunmak çok büyük bir değer. Artık 12 ay boyunca arkeolojik kazılar yapılacakmış, çok sevindik. Yapılacak kazılarla inanıyorum ki değerine değer katacak." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: Sare Aliye Akçay

Sillyon Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında Roma dönemine ait  stadyum gün yüzüne çıkarılıyor Haber

Sillyon Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında Roma dönemine ait stadyum gün yüzüne çıkarılıyor

Antalya'nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti'nde devam eden kazı çalışmalarında, toprak altında bulunan stadyumun yüzde 25'lik kısmı gün yüzüne çıkarıldı. Milattan önce 2 binlerin başında güvenlik kaygılarıyla yüksek bir tepeye kurulan antik kent, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli yapıları bir arada barındırıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Taşkıran başkanlığındaki 40 kişilik ekip, bölgenin tarihinin ortaya çıkarılması ve turizme kazandırılması için çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmaları Roma dönemine ait stadyumda yoğunlaştırdıklarını belirten Taşkıran, AA muhabirine, tonlarca toprağın altındaki stadyumun 254 metre uzunluğunda ve 48 metre genişliğinde olduğunu söyledi. Stadyumun yüzde 25'ini ortaya çıkardıklarını belirten Taşkıran, "2020'de başlayan kazılar, 2022'de Cumhurbaşkanlığının Kararlı Kazı Listesi'ne girmesiyle hız kazandı." dedi. - "Yapı çift tribünlü" Roma döneminde kentin zenginleşmesi ve refaha kavuşmasıyla stadyum, hamam ve bazı kamusal yapıların inşa edildiğini vurgulayan Taşkıran, "2022'de stadyumdaki kazı çalışmalarına başladık. Stadyum, kentin batı yamacı boyunca yapılmış. Zamanında buradaki arazi düzleştirilmiş, teras haline getirilmiş ve stadyum yapısı buraya kondurulmuş. Yapı çift tribünlü aynı zamanda bir dönüş alanına sahip." diye konuştu. Taşkıran, 10 bin kişilik kapasiteye sahip tarihi yapının hem kapasitesi hem şekli hem de ölçüsüyle bölge stadyumları arasında ön plana çıktığını dile getirdi. Antik dönemde stadyumda spor müsabakaları, yarışmalar ve festivallerin yapıldığını anlatan Taşkıran, şöyle konuştu: "Alandan çıkan malzemelerden hareketle, stadyumun İsa'dan sonra 1. yüzyılda inşaatına başlandığı, İsa'dan sonra 5. yüzyıla kadar da kullanılmış olduğunu söyleyebiliriz. Son aşamada yaptığımız kazılarda da bu netleşti. Sillyon'a bir saldırı olduğunu ve bu saldırı esnasında stadyumun tahrip edildiğini tespit ettik. Öte yandan yapının doğu kanadında üzeri ahşap bir konstrüksiyonla kapalı bir gölgelik oluşturulduğunu da söylemek mümkün." Taşkıran, alanda sadece kazı yapmadıklarını aynı zamanda restorasyon, konservasyon çalışmaları da yürüttüklerini anlattı. - Sillyon, Side'den Kemer'e deniz trafiğine hakim Antik kentin bölgenin denize ve Toros Dağları'na hakim bir noktada yer aldığına dikkati çeken Taşkıran, şunları kaydetti: "Sillyon bugün bile denizden veya karadan bölgeye hakim olan tek nokta. Sillyon'nun tepesine çıktığınızda Side'den Kemer'e kadar bütün deniz trafiğine hakim oluyorsunuz. Stadyum da tam bu manzaraya hakim bir şekilde yapılmış. Yani spor müsabakalarını izlemek isteyen birisi sadece müsabakalarını izlemiyor çevreye de hakim olacak bir şekilde çok güzel vakit geçirebiliyor. Stadyum noktasından bakıldığında Perge Antik Kenti'ni, Kadriye-Belek turizm bölgelerini, havaalanını görebiliyoruz. Antik dönemde de bu böyleydi. Bu konumundan dolayı da muhtemelen burası bir panayır-festival alanı gibi kurgulanmış. Engebeli tepelik bir alanda 10 bin kişilik bir stadyumun yapılmış olmasının en temel sebebi hem etkinlikleri izlemek hem de manzaranın keyfine varmak." Taşkıran, "Geleceğe Miras" projesi kapsamında stadyumdaki çalışmaları hızlandırarak bu yıl tamamlamak istediklerini sözlerine ekledi.

Antalya'da binlerce eser bulundu Haber

Antalya'da binlerce eser bulundu

Geçmişte birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Antalya'da, 2023'te yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan tarihi eserlerden 1138'i envantere kazandırıldı. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan Antalya, barındırdığı kültürel miras öğeleriyle kültür turizminde de ön plana çıkıyor. Tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetlerden birçok izin bugüne taşındığı kentte, birçok noktada arkeolojik kazı çalışmaları yürütülüyor. Türk ve yabancı bilim heyetleri ile müze müdürlüklerince sürdürülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserler, müzelerin envanterine kaydediliyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu, 2023'ün Antalya'daki arkeolojik çalışmalar bakımından oldukça verimli bir yıl olduğunu söyledi. Bölgede 20 antik kentte aktif kazı çalışmalarının sürdüğünü belirten Zoroğlu, "20 alanda, 2'si müze müdürlüğü, 2'si yabancı kazı heyetleri başkanlığında, 16'sı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türk akademisyenlerce arkeolojik çalışmalar yürütüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Antalya'daki kazı ve araştırmalara geçen yıl yaklaşık 200 milyon liralık ödenek aktarıldı." dedi. Zoroğlu, bu ödeneklerle kazı başkanlıklarınca belirlenen alanlarda kazı, onarım ve restorasyon projelerinin yürütüldüğünü anlattı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu, "Binlerce başka eser de bulundu" Çalışmalar kapsamında birçok tarihi buluntuya ulaşıldığını dile getiren Zoroğlu, "Yapılan çalışmalarda 1138 envanterlik eser gün yüzüne çıkarıldı. Eserler, sergi salonlarında ve depolarında korunmak üzere müzelerimize devredildi. Bunun yanında elbette arkeolojik alanlarda yaptığımız çalışmalarda binlerce başka eser de bulundu. Bu eserler Bakanlığımızın yönergeleri doğrultusunda kazı evi depolarında korunuyor. Yapılan çalışmalarda bulunan 594 eser Alanya Müzesi'ne, 489 eser Side Müzesi'ne, 50 eser Antalya Arkeoloji Müzesi'ne, 5 eser de Elmalı Müzesi'ne kazandırıldı." diye konuştu. Zoroğlu, eserlerin hem müze müdürlüğündeki uzmanlar hem de Antalya Bölge Koruma Laboratuvarı ekiplerince konservasyon ve restorasyon çalışmaları tamamlanarak muhafaza altına alındığını aktardı.  "Nike" heykelleri ve mozaikler dikkati çekti Syedra Antik Kenti'nde Roma dönemine ait 1800 yıllık iki heykelin bulunduğunu bildiren Zoroğlu, şöyle konuştu: "Alanya'da iki 'Nike' (zafer tanrıçası) heykeli çıktı. Julius-Claudiuslar döneminden bir portre bulundu. Aynı zamanda Syedra'da 'Herakles'in 12 İşi' mozaiğinin onarım çalışmaları devam ediyor. Kazı başkanımızın orada özellikle caddede yaptığı çalışmalarla orayı yürünebilir, gezilebilir hale getirdik. Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy orada bir karşılama merkezi yapılması yönünde bir talimat verdi, çalışmalara başladık. Bununla birlikte Olimpos'ta yaptığımız kazılarda büyük sarayda çok güzel mozaikler ortaya çıktı. Ayrıca kent merkezindeki Nekropol Müzesi'ni de hayata geçirdik." Zoroğlu, "Önemli kazılar ve restorasyon projeleri gerçekleştireceğiz" Bölgenin geçmişte çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yaptığına ve bu nedenle geniş bir kültürel miras barındırdığına işaret eden Zoroğlu, yürütülecek oldukça fazla çalışma olduğunu dile getirdi. Zoroğlu, bu yıl kentteki çalışmaların daha da kapsamlı hale getirileceğini belirterek, "Geleceğe Miras Projesi ile Bakanlığımız çok önemli bir adım attı. Bakanımız 4 yılda, 20 yılda yapılmayan işlerin gerçekleştirileceğini ifade etti. İnşallah bu yöndeki planlama ve çalışmalarla bunu gerçekleştirmiş olacağız. Bu yıl için Bakanlığımızla yakın görüşmeler ve çalışmalar yapıyoruz. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'müzün ören yerleri, çevre düzenleme ve restorasyon projeleri, Antalya Valiliği Yatırım İzleme Başkanlığının restorasyon ve onarım çalışmaları da devam ediyor. Özellikle kazılar bağlamında ödenekler ve restorasyon çalışmalarında yapılacak istihdamlarla, çok önemli kazılar ve restorasyon projeleri gerçekleştireceğiz." ifadelerini kullandı.

"Kaleler Şehri Andırın" 26'sı tescilli 70 kaleye ev sahipliği yapıyor Haber

"Kaleler Şehri Andırın" 26'sı tescilli 70 kaleye ev sahipliği yapıyor

KAHRAMANMARAŞ (AA) - MANSUR ÖKSÜZ - Kahramanmaraş'ın tarihi ve doğal güzellikleriyle adından söz ettiren Andırın ilçesi, 26'sı tescilli 70 kaleye ev sahipliği yapıyor. Kent merkezine 60 kilometre uzaklıkta yer alan, onlarca medeniyete ait izler barındıran "Kaleler Şehri Andırın", Küçükayrıcatepe, Azgıt, Meryemçil, Akkale ve Haştırın kaleleri başta olmak üzere 26'sı tescilli 70 kaleyi bünyesinde barındırıyor.Çeşitli kaynaklarda Roma dönemi öncesinde inşa edildiği belirtilen ilçe sınırları içerisindeki kaleler, tarihi ipek yolu üzerinde yer almaları ve hikayeleriyle ilgi çekiyor.Andırın Belediye Başkanı Ahmet Doğan, AA muhabirine, amaçlarının doğal güzelliklerinin yanı sıra onlarca tarihi kalesiyle turizmin önde gelen kentleri arasında yer almak olduğunu söyledi.İlçeye gösterilen ilginin her geçen gün arttığını anlatan Doğan, bu durumun en büyük nedenlerinden birisinin eski İpekyolu üzerinde konumlanan kaleler olduğunu ifade etti.Doğan, bölgenin doğal ve tarihi güzellikleriyle ön plana çıktığına dile getirerek, şöyle devam etti:"Kışın 35 bin olan nüfusumuz yaz sezonunda 150 bini aşıyor. Bütün tarih ve doğa severleri ilçemize bekliyoruz. Burada kalelerimizin yanı sıra ibadethaneler, mozaik alanları, kaya mezarları, birçok kanyon ve vadilerimiz var. Şu an bulunduğumuz Küçükayrıcatepe ve Meyremçil kalelerinde incelemelerde bulunduk. Biz buraların tarihi geçmişinin sağlıklı bilimsel olarak tespit edilmesini talep ediyoruz. Çünkü bilindiği gibi ilçemizin her mahallesinde, her köşesinde bir tarihi kalıntı var ama bunların tarihi geçmişi sağlıklı olarak tespit edilebilmiş değil. Kaleler ile ilgili 3-4. yüzyıl diyenler vardı ama bugün hocalarımız incelediler, Meyremçil kalemizin M.Ö. Helenistik döneme ait olduğunu ifade ettiler."Bölgeyi ziyaret edenlerden Tarihçi Yazar Dr. Aytül Kaplan da Meryemçil Kalesi'nde incelemelerde bulunduklarını söyledi.Bölgenin M.Ö. 1974-1719 yılları arasında hüküm süren Mama Krallığı'na ev sahipliği yaptığını düşündüklerini aktaran Kaplan, "Tezim Helenistik Roma dönemi, Kilikya yerleşimleriydi ve Geben kalesi bunun içesinde çok önemli bir yere sahipti, çünkü Meyremçil beli, Kilikya ile Kapadokya'yı birbirine bağlayan en önemli geçitlerden birisi." diye konuştu.Araştırmacı Yazar Celil Çınkır da 13 Yıldır Andırın ilçesindeki kaleleri incelediğini, birçok medeniyete ev sahipliği yapan bölgenin aynı zamanda bir ticaret merkezi olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin antik değerleri dev bütçelerle ayağa kaldırılacak Haber

Türkiye'nin antik değerleri dev bütçelerle ayağa kaldırılacak

ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yıl içinde Antalya'da 14 noktadaki kazılar için 400 milyon lira ödenek aktarıldığını, Efes Antik Kenti için de 1 milyar liralık bütçe ayırdıklarını belirterek, çalışmaların hızlı ilerlemesini amaçladıklarını bildirdi.Antalya Kültür Yolu Festivali için kentte bulunan Ersoy, AA muhabirine, Türkiye'de turizmin çok sayıda destinasyona sahip olduğunu ve Bakanlık olarak her bir kolunu ayrı ayrı işlediklerini söyledi.Ülkede turizmi 12 aya yaymak ve her ili turizme dahil etmek için önemli projeler yürüttüklerini dile getiren Ersoy, antik kentlere yönelik de ciddi yatırımlar yaptıklarını anlattı.Türkiye'de 144 yerli, 31 yabancı kazı başkanlığı bulunduğunu belirten Ersoy, ilk etapta kazı sürelerini 45-60 günlükten 12 aya çıkardıklarını kaydetti. Bu şekilde daha yavaş ilerleyen süreci hızlandırdıklarına dikkati çeken Ersoy, şöyle devam etti:"Geçtiğimiz dönemde 12 aylık kazı başkanlığı sürecini tamamladık, şimdi ikinci aşamaya geldik. İkinci aşamada da yabancı kazı başkanlıklarını bu sürece dahil etmek istiyoruz. 31 kazı başkanlığının 18'i önemli. Bu kazı başkanlıklarına koordinatör Türk hoca atamaya başladık. İlk atamalar yapılmaya başlandı, yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Sadece Türk hoca atamakla kalmıyoruz, ekip, ekipman ve finansman desteği de sağlıyoruz. Bu da oradaki kazı çalışmalarını hızlandıracak ve kazılar Türk hocalar tarafından yapılıyor olacak."- Antalya'daki kazılara gelecek yıl için 600 milyon liralık bütçeKazı çalışmalarını kurtarma, ayağa kaldırma ve tanıtma olmak üzere 3 program dahilinde yürüttüklerini aktaran Ersoy, her aşama için de çok ciddi finansman desteği sağladıklarını vurguladı.Sadece Antalya'da bu yıl kazılar için 115 milyon lira ödenek aktardıklarını dile getiren Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:"Antalya'da 19 kazı başkanlığımız var, bunun 14'ü 12 aylık kazı başkanlığı. İlk etapta 115 milyon lira ödenek sağladık, yıl sonuna kadar 150 milyon lira daha ek kazı kaynağı aktaracağız. Restorasyon kaynaklarıyla bu sene sadece Antalya bölgesindeki 14 noktaya aktardığımız bütçe 400 milyon lirayı geçecek. Önümüzdeki yıl için de şu an itibarıyla 600 milyon liralık bir bütçe ayrıldı. İnşallah gelen projelerle bunu daha ileriye taşıyacağız. Biz bir kısıtlama koymuyoruz, hocalarımıza 'Siz kabul edebileceğimiz projelerinizi gönderin, biz hızlı bir şekilde onaylayıp onları hayata geçirmek için gerekli desteği vereceğiz' diyoruz."Efes Antik Kenti'ne yönelik "Geleceğe Miras Sonsuz Efes" projesinden de bahseden Ersoy, Efes'teki kazıların 1860'lı yıllarda başladığını hatırlattı. Bölgede yabancı bilim heyetlerinin çalışma yürüttüğünü anımsatan Ersoy, ilk Türk bilim insanlarından birer koordinatör atama çalışmasının da Efes'te yapıldığını bildirdi.Efes'teki çalışmaların hızlanacağını vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:"Efes, 1860'lı yıllardan beri kazılıyor. Şu ana kadar yüzde 25'i gün yüzüne çıkarılmış, Yeni program başlattık, koordinatör hocayı da atadık. Yeni program dahilinde son 60 yılda yapılmış kazı kadar çalışmayı, gelecek 4 yılda gerçekleştireceğiz. Başlangıçta 1 milyar liralık bir bütçe ayırdık. Bununla da sınırlı değiliz, projeler geldikçe bu bütçeyi de artıracağız. Oradaki kazı yapılma oranını yüzde 25'ten yüzde 45 seviyelerine kadar çıkaracağız."Bakan Ersoy, Anadolu'nun her bir noktasında turizm trafiğini artırabilmek için arkeoloji çalışmalarına da ağırlık vereceklerini söyledi.- Türkiye, ABD'den sonra en çok dizi film ihraç eden ülkeKültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye'nin film sektöründe de önemli aşama kaydettiğine işaret etti.Türkiye'nin 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği noktalarının bulunduğunu dile getiren Ersoy, İstanbul ve Antalya'nın doğal bir platoya dönüştüğünü ifade etti. Ülkenin bu açıdan da çok amaçlı olduğunun altını çizen Ersoy, "Türkiye Amerika'dan sonra dünyada en çok dizi film ihraç eden ülke. Bu amaçla da bir çalışma yürütüyoruz. Dünyada en çok dizi film ihraç eden ülke olma konumundan pazarlamanın da yapıldığı ülke konumuna getiriyoruz." diye konuştu.En son Cannes Film Festivali'ne üst düzey Bakanlık bürokratlarını gönderdiklerini belirten Ersoy, "Sektörle birlikte el ele verdik, inşallah 2025 yılında pazarlama fuarının da Türkiye'de gerçekleşmesini sağlayacağız. Sadece filmlerin üretildiği değil, pazarlandığı pazar yeri noktasına da Türkiye'yi getireceğiz." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.