#asgari ücret

İLKHABER-Gazetesi - asgari ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, asgari ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Geçim kaygısı Bayramın ağız tadını kaçırdı Haber

Gürer: Geçim kaygısı Bayramın ağız tadını kaçırdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM’de söz alarak vatandaşların Ramazan Bayramını kutladı. Ömer Fethi Gürer, artan hayat pahalılığı ve ekonomik zorlukların vatandaşların bayram sevincini gölgelediğini vurgulayarak, emeklilerin, işçilerin ve dar gelirli ailelerin bayram hazırlıklarında büyük sıkıntılar yaşadığını belirtti. “EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİ ARTAN HAYAT PAHALILIĞIYLA MÜCADELE EDİYOR” Ömer Fethi Gürer, “Çocukluğumuzun bayramlarında günler kala bayram telaşı yaşanır, kıyafetler, ayakkabılar, bayramlıklar alınırken şeker, lokum durumu el veren çikolata alırken bayram harçlıkları yanında çorap, mendil el öpmeye gelen çocuklara verilirdi. Tatlılar yapılır, yemekler hazırlanır, sofralar kurulur, bayram için kurulan lunaparklara gidilirdi. Gurbettekiler bayram için memlekete gelir. Vefat eden aile büyükleri mezarına gidilir. Bayramlaşmalar da bayram namazından sonra başlardı. AKP iktidarı gelir gider dengesi vatandaş aleyhine bozdu. Emekli, asgari ücretli ile 50 milyon yoksulluk sınırı altında gelirle yaşamak zorunda bırakıldı. Bir mahallede yoksulun varlığı hissedilmesin diye dayanışma sağlanırdı. Günümüzde mahalle tümden yoksullaştı. Bir mutlu azınlık villalarda yaşarken çoğunluk artan yaşam pahalılığı ile gelecek kaygısı ile yaşıyor” diye konuştu. “EMEKLİLERE İNSAN ONURUNA YAKIŞIR GELİR SAĞLANMALI” Ömer Fethi Gürer, dar gelirli vatandaşların artan fiyatlar karşısında zorlandığını belirterek, “Ramazan ayı boyunca dayanışmayı ve paylaşmayı sınırlı da olsa hatırladık. Ancak bugün geldiğimiz noktada milyonlarca yurttaşımız bayram alışverişi yapamadan, çocuklarına yeni bir kıyafet alamadan, bayram sofrasını nasıl kuracağını düşünerek bayrama giriyor. Emekli aldığı maaşla torununa harçlık veremiyor, işçi geçim derdinde. Artan hayat pahalılığı karşısında emekliler zaten zor geçinirken, bayram ikramiyesinde de bir artış yapılmadı ve ikramiye 4 bin TL’de bırakıldı. Bugün bırakın bayram alışverişini, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak bile zorlaşmışken emekliye verilen bu tutar bayram sevincini büyütmekten çok geçim sıkıntısını hatırlatıyor. Emeklilerimizin insan onuruna yakışır bir gelirle yaşamalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması şarttır. Bayramlar toplumun aynasıdır. O aynaya baktığımızda artan gıda fiyatlarını, borç içinde yaşayan esnafı, emeğinin karşılığını alamayan işçiyi ve maliyetler altında ezilen çiftçiyi görüyoruz. Halkın bayram sevincini gölgeleyen bu tablo yanlış ekonomi politikalarının sonucudur” şeklinde konuştu. “Emeklinin, İşçinin, Çiftçinin Yüzü Gülecek Günleri Birlikte Kuracağız” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle dar gelirli vatandaşların bayram dönemlerinde daha fazla zorlandığını belirterek gıda fiyatları, kira ve temel ihtiyaç giderlerindeki artışın aile bütçelerini zorladığını belirterek, “Bayramlar umudu büyütme zamanıdır. Bu ülkenin insanı daha adil, daha eşit ve daha huzurlu bir Türkiye’yi hak ediyor. Çocukların bayramı gerçekten bayram gibi yaşayabildiği, emeklinin, işçinin, çiftçinin yüzünün güldüğü günleri birlikte kuracağız. Ramazan Bayramını tüm halkımızın kutluyorum” dedi.

Dr. Şevkin: Adana, üretim ve istihdamla yeniden ayağa kalkacak Haber

Dr. Şevkin: Adana, üretim ve istihdamla yeniden ayağa kalkacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Dr. Şevkin, emekli ve asgari ücretle geçinen vatandaşların ekonomik zorluklarına dikkat çekerek, Adana’nın üretim ve istihdam potansiyelinin harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Adana’nın tarımı, sanayisi ve üretim gücüyle yeniden ayağa kalkabilecek potansiyele sahip. Doğru planlama ve adil kaynak kullanımıyla kent, yeniden üretim ve istihdam merkezi olabilir” dedi. “ZEYDAN KARALAR GÖREVİNE DÖNMELİ” Dr. Şevkin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de katıldığı ve Adana’da gerçekleşen mitingin yalnızca bir dayanışma buluşması değil, adalet ve demokrasi talebinin güçlü bir ifadesi olduğunu söyledi. Zeydan Karalar’ın artık görevinin başında olması gerektiğinden hareketle halkın seçilmiş iradeye sahip çıkma kararlılığının açıkça ortaya konduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, “Ortada suça konu bir durum yokken aylarca süren tutukluluk kabul edilemez. Türkiye laik ve demokratik bir hukuk devletidir; masumiyet karinesi korunmalıdır. Başkanımızın görevine dönmesini bekliyoruz. Halkımıza hizmette sınır tanımayacağız” dedi. “EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA” Ekonomik tabloya da değinen Dr. Şevkin, plansız ekonomi politikaları ve yüksek enflasyon nedeniyle emekli maaşlarının ve asgari ücretin açlık sınırının çok altına gerilediğini belirterek bunun siyasi iradenin bir tercihi olduğunu söyledi. Emekçilerin sistemli biçimde yoksullaştırıldığını ifade eden Dr. Şevkin, gelir dağılımındaki uçurumun sosyal barışı tehdit ettiğini vurguladı. TOKİ eliyle yapılan deprem konutlarının yurttaşlar için ağır borç yüküne dönüşmesini eleştiren Dr. Şevkin, “Afet sonrası konut bir hak olmalıdır; ticari ilişkiye dönüştürülemez. Devlet yurttaşını müşteri gibi göremez” ifadelerini kullandı. “ADANA YENİDEN ÜRETİM VE İSTİHDAM MERKEZİ OLACAK” Adana’nın tarımı, sanayisi ve üretim gücüyle yeniden ayağa kalkabilecek potansiyele sahip olduğunu kaydeden Şevkin, doğru planlama ve adil kaynak kullanımıyla kentin yeniden üretim ve istihdam merkezi olacağını söyledi. Türkiye’nin mevcut tablosunun kader olmadığını vurgulayan Şevkin, hukuk, adalet ve liyakatin yeniden tesis edilmesiyle sorunların çözülebileceğini, demokratik değişimin sandık yoluyla gerçekleşeceğini ifade etti.

Bulut: Ankara’da bir ailenin temel giderleri aylık 28 bin TL’yi aşıyor Haber

Bulut: Ankara’da bir ailenin temel giderleri aylık 28 bin TL’yi aşıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Ankara’da dört kişilik bir ailenin yalnızca barınma ve zorunlu temel giderler için aylık 28 bin 680 TL ödemesi gerektiğini açıkladı. Bulut, dört kişilik bir ailenin yalnızca kira, doğalgaz, elektrik, su, cep telefonu, internet ve ulaşım giderleri için aylık 28 bin 680 TL harcaması gerektiğini belirterek, “Bu hesapta mutfak harcaması, çocukların eğitim gideri, sağlık masrafı veya sosyal yaşam yok. Yani bir ailenin hiçbir şey yapmamasının maliyeti bu kadar ağır” dedi. “ANKARA’DA ORTALAMA KİRA VE GİDERLER 28 BİN TL’Yİ AŞTI” CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Merkez Bankası verilerine göre Ankara’da ortalama kira bedelinin 21 bin TL’ye ulaştığını belirterek şu kalemleri sıraladı: 2 bin TL doğalgaz, 750 TL elektrik, 350 TL su, iki kişi için 1.000 TL cep telefonu, internet 500 TL ve yine iki kişi için 3.080 TL ulaşım gideri. Toplam 28 bin 680 TL. Bu rakam, ekonomik krizin vatandaşın sofrasına, cebine ve evine nasıl yansıdığının en net göstergesidir. Bugün asgari ücret, daha mutfak alışverişi yapılmadan bitmektedir. En düşük emekli maaşı ise yalnızca kiraya bile yetmemektedir. Bu tablo, milyonlarca insanı daha ayın başında eksiye düşüren Ak Parti’nin kara düzenidir. İktidar yıllardır ‘enflasyon düşüyor’ masalı anlatıyor. Ancak vatandaşın gerçeği; pazarda, faturada, kirada yazıyor” ifadelerini kullandı. “KİRA, FATURA VE TEMEL İHTİYAÇLAR VATANDAŞI BORÇLANDIRIYOR” Bulut, mevcut ekonomik koşullarda tek maaşlı bir ailenin yaşamını sürdürmesinin neredeyse imkânsız hale geldiğini belirterek, “Çift gelirli hanelerde dahi kira ve faturalar ödendikten sonra geriye kalan para, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamaya zor yetiyor. Çocukların eğitimi, bir hastalık, bir acil durum… Bunların hiçbiri bu hesapta yok. Vatandaşa iki seçenek bırakılmıştır: Ya borçlanacaksınız ya da yaşamaktan vazgeçeceksiniz. İşe gitmek için ulaşım şart. Çocukların eğitimi için internet şart. Ama bu zorunlu kalemler bile artık vatandaşın sırtında ağır bir yüke dönüşmüş durumda. Sosyal hayat ise neredeyse tamamen silinmiş durumda. Bir sinema, bir dışarıda yemek, bir hafta sonu etkinliği artık orta gelirli aile için bile erişilemez hale gelmeye başladı” ifadelerini kullandı. “KONUT KİRALARI YAPISAL BARINMA KRİZİNE DÖNÜŞTÜ” Konut kiralarındaki artışın yapısal bir barınma krizine dönüştüğüne dikkat çeken Bulut şunları söyledi: “Kira artışları kontrol altına alınamıyor. Gelir artışları enflasyon karşısında eriyor. Bu denklem milyonlarca vatandaşı borç-icra sarmalına itiyor. Kredi kartı ve ihtiyaç kredileri, geçim aracı haline gelmiş durumda. Türkiye, yurttaşlarının ‘hiçbir şey yapmadan’ bile bu kadar ağır bir bedel ödediği bir ülke olmamalıdır. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam anayasal bir haktır. İktidarın görevi; vatandaşını yoksullukla terbiye etmek değil, refahını güvence altına almaktır. Bugün Ankara’da bir aile sadece kapısını kapatıp otursa bile 28 bin 680 TL ödüyorsa, ortada açık bir yönetim sorunu vardır. Bu ekonomi politikası iflas etmiştir.”

2026 asgari ücret desteği rakamları netleşti! İşte günlük ve aylık ödeme tutarları ile başvuru şartları Haber

2026 asgari ücret desteği rakamları netleşti! İşte günlük ve aylık ödeme tutarları ile başvuru şartları

Milyonlarca çalışanın maaşlarına yapılan zammın ardından gözler işverene sağlanacak kolaylıklara çevrildi. Yeni yılda brüt 33 bin 30 lira ve net 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücretle birlikte devletin sağlayacağı destek tutarları da güncellendi. Geçtiğimiz yıl aylık 1000 lira seviyesinde olan ödeme 2026 yılında yüzde 27 artışla 1270 liraya çıkarıldı. Ocak ile Aralık dönemini kapsayacak bu ödemeler İşsizlik Sigortası Fonu üzerinden karşılanacak ancak destekten faydalanmak isteyen işletmelerin çalışan sayısını koruması zorunlu tutuluyor. GÜNLÜK VE AYLIK DESTEK TUTARLARI ARTTI İş dünyasının beklediği rakamlar resmiyet kazandı. 2024 yılında günlük 23.33 lira ve 2025 yılında günlük 33.3 lira olarak uygulanan destek tutarı 2026 yılı için günlük 42.33 liraya yükseltildi. Böylece aylık bazda sağlanan katkı 1270 lirayı bulacak. Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenecek primlerden mahsup edilecek bu tutar 2026 yılının tamamında geçerli olacak. İşverenlerin bu haktan yararlanabilmesi için 2025 yılının aynı ayında brüt günlük kazancı 1300 lira yani aylık 39 bin lira ve altında olan çalışanları baz alınacak. ÇALIŞAN SAYISINI DÜŞÜREN DESTEĞİ KAYBEDECEK Düzenlemenin en kritik noktası istihdamın korunması şartında yatıyor. İşverenlerin 2026 asgari ücret desteğinden faydalanabilmesi için 2025 yılı Ocak ile Aralık döneminde bildirilen sigortalı sayısının altına düşmemesi gerekiyor. Örneğin geçen yıl 500 çalışanı olan bir işletmede bu yıl çalışan sayısı 490 kişiye düşerse işveren destek hakkını kaybedecek. Bu kural istihdam kaybının önüne geçmek amacıyla sıkı bir şekilde uygulanacak. YENİ AÇILAN İŞLETMELERE AVANTAJ SAĞLANDI Sektörel bazda ve yeni girişimler için farklı kriterler devreye giriyor. Toplu iş sözleşmesi uygulanan işyerlerinde günlük 2600 lira ve altında kazancı olanlar ile linyit ve taşkömürü madenlerinde çalışan ve günlük kazancı 3467 lira ve altında olan sigortalılar için de destek verilecek. 2026 yılında yeni açılan işyerleri ise hiçbir ücret sınırı olmaksızın tüm çalışanları için bu destekten tam kapasiteyle yararlanabilecek. HATALI BİLDİRİM YAPAN YANAR Destekten yararlanmanın önündeki engeller de net çizgilerle belirlendi. Aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde vermeyen, sigorta primlerini zamanında ödemeyen veya çalıştırdığı kişileri sigortalı göstermeyen işletmeler kapsam dışı bırakılacak. Özellikle kayıt dışı istihdam veya sahte sigortalı bildirimi tespit edilirse destek anında kesilecek. Ayrıca denetimlerde eksik kazanç bildirimi saptanırsa SGK işverene ihtar gönderecek ve 15 gün içinde düzeltme yapılmazsa destek hakkı iptal edilecek.

Asgari ücret prim desteği Resmi Gazete’de yayımlandı Haber

Asgari ücret prim desteği Resmi Gazete’de yayımlandı

Asgari ücret zammının ardından işverenlerin maliyetini dengelemek amacıyla uygulanan devlet desteğinin detayları belli oldu. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ ile 2026 yılı için uygulanacak prim desteği tutarları ve yararlanma koşulları yasal zemine oturtuldu. GÜNLÜK VE AYLIK DESTEK TUTARLARI Yapılan düzenleme kapsamında, işverenlere sağlanacak günlük prim desteği 42,33 TL olarak tespit edildi. Bu rakam aylık bazda hesaplandığında ise işverenlere her bir çalışan için 1.270 TL destek sağlanacağı kaydedildi. Ödemelerin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacağı ve sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenen uzun vadeli sigorta kollarına mensup çalışanları kapsadığı belirtildi. SEKTÖRE GÖRE KAZANÇ SINIRLARI Desteğin uygulanmasında, çalışanların prime esas kazanç tutarları belirleyici olacak. Buna göre, özel sektör işyerlerinde 2025 yılının aynı ayına ait günlük kazancı 1.300 TL ve altında olan çalışanlar için destek verilecek. Toplu iş sözleşmesi uygulanan işyerlerinde bu sınır 2.600 TL, linyit ve taşkömürü çıkarılan maden işyerlerinde ise 3.467 TL olarak uygulanacak. Öte yandan 2026 yılında yeni açılan işyerleri için herhangi bir ücret sınırı aranmaksızın tüm sigortalılar destek kapsamına alınacak. BORCU OLAN VE İSTİHDAMI DÜŞÜREN YARARLANAMAYACAK Düzenleme, istihdamın korunmasını esas alan sıkı kurallar içeriyor. Sigortalı çalışan sayısını 2025 yılına göre düşüren işyerleri, ilgili ay için bu destekten faydalanamayacak. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) prim ve idari para cezası borcu bulunan veya sigorta bildirimlerini yasal süresi içinde yapmayan işverenlere de ödeme yapılmayacak. Denetimler sonucunda muvazaa, usulsüz bildirim veya kayıt dışı istihdam tespit edilmesi halinde ise sağlanan desteklerin, gecikme cezası ve faiziyle birlikte işverenden geri tahsil edileceği vurgulandı.

Kısacık: Emekli ve işçi açlık sınırının altında maaş alıyor Haber

Kısacık: Emekli ve işçi açlık sınırının altında maaş alıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada en düşük emekli maaşının 20 bin TL olarak belirlenmesini eleştirdi. Kısacık, ekonomik göstergelerin olumlu seyrettiği yönündeki açıklamalara rağmen emekli ve işçilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini vurguladı. “EKONOMİ BÜYÜYOR, AMA EMEKLİYE VE İŞÇİYE AÇLIK SINIRI ALTINDA MAAŞ VERİLİYOR” Konuşmasına 20 bin TL maaşın yetersiz olduğunu belirten Kısacık, "20 bin TL maaşla bugün kimse geçinemez. Bu salondaki milletvekili arkadaşlarımızdan 20 bin TL maaşla geçinebileceğini savunan bir arkadaşımız var mı? Bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a göre; Türkiye ekonomisi dünyada 16. en iyi ekonomi, millî gelirimiz 1,5 trilyon doları, kişi başına düşen millî gelirin de 17 bin doların üzerine çıkmış. Merkez Bankası rezervlerimiz sürekli artıyor. Türkiye yüksek gelirli ülkeler arasında. Sanayi ve Teknoloji Bakanına göre, Türkiye ekonomisi kesintisiz büyümesini yirmi çeyrektir sürdürüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına göre, Karadeniz'de yeni doğal gaz rezervleri buluyoruz. Sakarya sahasında günlük yaklaşık 7 milyon metreküp olan üretimimiz 9,5 milyon metreküpe ulaşmış, Gabar'da geçtiğimiz yıl 57 bin varil olan petrol yüzde 42 artışla günlük 81 bin varile çıkmış. Kültür ve Turizm Bakanına göre, turizmde tüm zamanların gelir rekoru kırılmış. 2017'de turizm gelirinde 15'inci sırada olan ülkemiz 2024'te 7'nciliğe yükselmiş. Madem tüm göstergeler bu kadar iyi, ekonomi büyüyor ve Türkiye zenginleşiyorsa; neden emeklimize ve işçimize açlık sınırının altında bir maaş veriyoruz? Neden milletimiz cumhuriyet tarihinin en fakir, en acımasız hayat pahalılığı dönemini yaşıyor” diye ifade etti. Sadullah Kısacık, “Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Bakanlarımız; Türkiye’nin büyüdüğünü, millî gelirin arttığını, rekorların kırıldığını söylüyor. Tüm bu göstergelere rağmen, Türkiye zenginleşirken millet fakirleşiyorsa, emeklimiz ve işçimiz açlık sınırının altında bir maaşla yaşamaya mahkum ediliyorsa, birileri milletimizin gelirini hortumluyor demektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, grup toplantılarının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Grup toplantısına katılan partililerin samimiyeti ve coşkusunun 86 milyonun umutlarını çoğalttığını, kendilerinin heyecan, şevk ve azmini artırdığını vurgulayan Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin, millete hizmet yolculuğumuzda bizlere güç versin, kuvvet versin. Bizleri son nefesimize kadar bu kutlu yoldan ayırmasın." ifadelerini kullandı. Meclis çalışmalarının oldukça yoğun bir tempoda devam ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu: "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis İçtüzüğü ile bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyor, milletimize karşı sorumluluklarımızı layıkıyla ifa etmeye çalışıyoruz. CHP, jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Yönettikleri belediyelerdeki emekçilere düzenli aylık ödemeyenlerin, işçiye maaş yerine harçlık verenlerin, kendi personeli görev yaparken, tropikal adalarda keyif çatanların, yolsuzluk, iş bilmezlik ve israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor." "BUGÜN EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ASGARİ ÜCRETİN YÜZDE 70'İNİ AŞMIŞTIR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinin başladığını anımsatarak, teklifin yürürlüğe girmesiyle geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseleceğini söyledi. En düşük emekli aylığının AK Parti iktidarından önce 66 lira olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı. Yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır. Bakınız 2002 Kasım ayında 6,6 milyon olan emekli sayımızın yaklaşık üç kat artış ile 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 Bin Sosyal Konut Hamlesi gibi projelerimizde konut arzını artırarak, bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz." "DEPREM HARCAMALARIMIZ AZALDIKÇA DAHA FAZLA KAYNAK OLACAK" Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkeye hizmetle geçirmiş emeklilerin kendilerinin başının tacı, her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layık olduğunu dile getiren Erdoğan, emeklilerin taleplerine, beklentilerine ve şikayetlerine hiçbir zaman kulaklarını tıkamadıklarını söyledi. Bir kulaklarının her zaman emeklilerde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: "Bütçe imkanlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık. Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz. Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak. Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz." "BUGÜNE KADAR EMEKLİMİZİ İHMAL ETMEDİK, SAHİPSİZ BIRAKMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyayı kasıp kavuran fırtınadan alınlarının akıyla çıkacaklarını belirterek, şöyle devam etti: "Türkiye'yi sadece ekonomide değil, askeri ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum. Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik. Onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda, 'emeklilerimize şunu vereceğiz', 'bunu yapacağız' diye söz verip, bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim popülizmle de bukalemun siyasetiyle de işimiz olmaz. Bizim derdimiz var. Bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Bizim bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var. Unutmayın bizim için menzil önce Mevla'nın sonra milletin takdirindedir. Rabb'im ömür verdikçe, Rabb'im sağlık, sıhhat verdikçe, hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmek için aralıksız koşturacağız." "BU ÜLKENİN PIRIL PIRIL EVLATLARINI KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ" AK Parti Grubu olarak, İttifak ortaklarıyla her alanda olduğu gibi Meclis çalışmalarında da öncü, örnek, lokomotif kadro olacaklarını ifade eden Erdoğan, "İstisnasız tüm milletvekillerimizden, komisyon ve Genel Kurul çalışmalarına katılım noktasında azami özeni göstermelerini bekliyorum." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede, bölgede ve dünya genelinde birbirinden önemli gelişmelere şahit oldukları iki haftayı daha geride bıraktıklarını söyledi. Suriye'den İran'a, Yemen'den Kuzey Avrupa'ya uzanan geniş bir alanda dikkatle takip etmeleri gereken olayların cereyan ettiğine dikkati çeken Erdoğan, bu konuda kapsamlı değerlendirmeye geçmeden önceki günlerde gençlere verdikleri iki müjdeyi hatırlatmak istediğini ifade etti. Bu müjdelerden ilkinin kredi ve burs oranlarında yaptıkları artışlar olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye 3 ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl, burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Bir kez daha gençlerimize ve ailelerine hayırlı uğurlu olsun diyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer müjdelerinin ise Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı olduğunu anımsattı. Gelecek 3 yılda 3 milyondan fazla genci istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallarda iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dahil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız. Bizim farkımız bu. Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz, hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar. Bunu 27 Mayıs öncesinde rahmetli Menderes'e karşı yaptılar. Bunu 1970'lerde askeri müdahaleye ortam hazırlamak için yaptılar. Bunu 28 Şubat'ta gençlerimizi yasaklara mahkum ederek yaptılar. Bunu Gezi olaylarında gençleri kışkırtarak, gençleri kullanarak yaptılar. Bunu, en son belediyeleri ahtapot misali saran suç örgütünü adalete hesap vermekten kaçırmak için yaptılar. Yarın siyasi ikballeri uğruna yine gençleri kullanmaktan, şahsi kariyer basamaklarını gençlerin omuzuna basarak çıkmaktan emin olun hiç çekinmezler ama biz bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarını karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Hem yeni kredi ve burs miktarlarımızın hem de GÜÇ Programı'nın gençlere hayırlı olmasını temenni ediyorum." SURİYE'DEKİ GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu Suriye'nin 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele verdiğini hatırlattı. "Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden, adına SDG denilen yapı" ile geçen yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu mutabakata göre, SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG, bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse, SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, böylece krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı. Ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu arka plan temelinde Suriye ordusunun ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenlediğini ifade etti. Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki toprakların Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendiğini söyleyen Erdoğan, "Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz, tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik." dedi. "BAYRAĞIMIZA UZANAN O KİRLİ ELLERİ MUHAKKAK BULACAK, BUNUN HESABINI O HAİNLERDEN MUTLAKA SORACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır." dedi. Erdoğan, Suriye Devleti'nin ve Suriye Ordusu'nun tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek bağımsız Suriye inşa etme mücadelesini, komşuları ve kardeşleri olarak yürekten desteklediklerini belirtti. Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye Hükümeti'ni, Suriye Ordusu'nu, Suriye halkını tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye'nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesidir. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın, intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır." Dün varılan anlaşmaya riayet edilerek silahları bırakmanın, meseleyi suhuletle çözmenin yegane çıkış yolu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır." ifadelerini kullandı. Suriye'de yaşananları yakından takip ettiklerini aktaran Erdoğan, Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas süreç yürüttüklerini vurguladı. "Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir." diyen Erdoğan, Suriye'deki Kürtlerin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını, kardeşleri olarak en iyi kendilerinin bildiğini dile getirdi. Daha önceki rejim sürecinde Suriye'deki Kürtlerin varlıklarının tanınmadığını, vatandaş kabul edilmediklerini, kimlik dahi verilmediğini, ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve gelenekleriyle yaşamalarına müsaade edilmediğini anlatan Erdoğan, Başbakanlığı döneminden itibaren yaptığı tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdiğini belirtti. Suriye'deki Kürtlerin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdığını vurgulayan Erdoğan, "Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin hakkını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik." dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜ, KANI, ÇATIŞMAYI, ÖLMEYİ VE ÖLDÜRMEYİ TERCİH ETMİŞTİR" Görünenden, bilinenden çok daha fazlasını yaptıklarını dile getiren Erdoğan, eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürtlerin haklarının gündemlerinin ilk sırasında olmaya devam ettiğini aktardı. Erdoğan, bu meseleye asla çıkar odaklı değil, her zaman insani pencereden, kardeşlik zaviyesinden baktıklarının altını çizdi. Suriye konusunda yapılanların anlatıldığı video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, ilk günden beri Suriye'ye belirttikleri nazarla yaklaştıklarını, Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduklarını, en zor günlerinde Suriyelilere kucak açtıklarını, "ensar" bilinciyle Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdiklerini söyledi. Erdoğan, Suriye'de iç savaşın başlamasının ardından Kürtlerin terör örgütünün baskısına maruz kaldığına işaret etti. Suriye'deki Kürt çocuklarının ve Kürt gençlerinin, terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüldüğünü, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiğini anlatan Erdoğan, bu gençlerin canlarını yitirdiğini belirtti. Kürt halkına, inançlarına uymayan örf, adet, geleneklerine uyamayan yaşam tarzı dayatıldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Yine bu süreçte DEAŞ'lı caniler, Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir, yeni Suriye Hükümeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı tavır almıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmed Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye'deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir. 16 Ocak'ta açıklanan deklerasyon, Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin, Suriye Devleti'ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır. Tüm bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak, buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir. Biz her zaman şunu ifade ettik, bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz." "TERÖR ÖRGÜTÜ AYRIDIR, BENİM KÜRT KARDEŞLERİM AYRIDIR" "Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse, ister burada, ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz. Tam entegrasyonun sağlanmasıyla orada da yeni bir dönem başlayacak. Suriye'nin istikrara kavuşması en çok Suriye Kürtlerini rahatlatacak" "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur" "AK Parti varsa Cumhur İttifakı güçlüyse biz evelallah Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına, onların zarar görmesine asla izin vermeyiz. Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek bölgemizin sorunlarını birlikte çözecektir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz, İslam kardeşliğidir. İçeriden ve dışarıdan körüklenen hiçbir fitne girişimine prim vermeden, hiçbir tahrike kapılmadan soğukkanlılığımızı daima muhafaza edeceğiz" "Küresel, bölgesel gelişmeler bağlamında kritik günler yaşıyoruz. Küçük bir hatanın, dikkatsizliğin ciddi sonuçlar doğuracağı adeta bir Sırat'tan geçiyoruz. Bu hassas günlerde herkesi, siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya davet ediyorum. Sosyal medyadaki nefret iklimine herkes dikkat etmeli" TRUMP İLE GÖRÜŞME Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Trump'la verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. DEAŞ'la ortak mücadele dahil Suriye'nin güvenliğine katkı yapacak birçok konuyu istişare ettik." dedi.

Gürer: Batık kredi tutarı 600 milyarın üzerinde Haber

Gürer: Batık kredi tutarı 600 milyarın üzerinde

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılına da ekonomik sorunlarla girildiğini belirterek, batık kredilerdeki artışın yılın ilk haftasında da devam ettiğini söyledi. Gürer, bankaların vadesinde tahsil edemediği ve icra takibine aldığı batık kredi tutarının son haftada 7,7 milyar lira artarak 603 milyar liraya yükseldiğini açıkladı. 2025 yılında yüzde 101 oranında artış gösteren batık kredilerde, 2026’nın daha ilk dokuz gününde geçen yılın son haftasına göre yüzde 4’lük bir büyüme yaşandığına dikkat çeken Gürer, bu tablonun ekonomik gidişatın sağlıklı olmadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Gürer, “Vatandaşın dengesi şaştı, gelir-gider hesabı aleyhte bozuldu. Geçim sıkıntısı katlandı. Emekli, işsiz ve asgari ücretli aç kalmadan yaşama mücadelesi veriyor; giyimden vazgeçilip, ancak alınabilen gıdayla hayat sürdürülüyor” dedi. “DAR VE SABİT GELİRLİLER İÇİN ZOR BİR YIL BAŞLADI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik verilerin dar ve sabit gelirliler için zor bir yılın başladığını belirterek şunları söyledi: “Açlık sınırının altında kalan emekli ve asgari ücretli gelirleri yoksullaşmayı artırdı. Vatandaş borçla yaşamaya çalışıyor; ya elden borç alıyor ya da bankalardan. Merkez Bankası’nın verilerine göre Eylül 2025 itibarıyla vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunuyor. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlar dâhil edildiğinde vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 77 milyar liraya ulaşıyor. Varlık yönetim şirketlerinin kontrolündeki borçların tamamının bankalar tarafından satılan batık krediler olduğu dikkate alındığında, sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 350 milyar lirayı aşmıştır. Sorunların aşılabilmesi için gelir-gider dengesinin sağlanması kadar piyasada tüketici fiyatlarının dengelenmesi de gereklidir. Bir ay içinde pazarda ve markette oluşan gıda fiyatları dahi tüketicinin sıkıntısını katlamıştır.” “BİR YILDA 1 MİLYON 752 BİN YENİ İCRA DOSYASI EKLENDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İcra dairelerine 1–16 Ocak 2026 tarihleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 424 bin oldu. 2025 yılının ilk 16 gününde ise icra dairelerine 445 bin yeni dosya gelmişti. Bu dönemde 381 bin dosya ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 16 Ocak itibarıyla 24 milyon 38 bin olarak devam ediyor. Derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 752 bin adet arttı. 2026 yılının ilk döneminde ise hava koşulları ve akaryakıt fiyat artışları nedeniyle ürün fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Sebze ve meyve fiyatları aralık ayına göre önemli ölçüde yükseldi. Hal fiyatlarında domates yüzde 100, salatalık yüzde 200, patlıcan yüzde 129, dolmalık biber yüzde 182, kabak ise yüzde 200’ü bulan oranlarda arttı. Gübre, tohum, mazot, su ve nakliye gibi girdi maliyetlerindeki artışlar üretim aşamasında maliyetleri olumsuz etkilemeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

YENİ KIDEM TAZMİNATI NE KADAR, KAÇ TL? KİMLER ALABİLİR? Haber

YENİ KIDEM TAZMİNATI NE KADAR, KAÇ TL? KİMLER ALABİLİR?

Kıdem tazminatı tavanı 2026 yılı için belli oldu. Asgari ücret ve memur maaş katsayısındaki artışla birlikte kıdem tazminatı yüzde 20,45 zamlandı. Peki yeni kıdem tazminatı tavanı ne kadar oldu, kimler kıdem tazminatı alabilir, 5-10-20 yıl çalışan ne kadar tazminat alacak? İşte 2026 kıdem tazminatı hesaplama tablosu… KIDEM TAZMİNATI TAVANI 2026 NE KADAR OLDU? Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Sosyal Haklar Genelgesi’ne göre 2026 Ocak–Temmuz dönemi kıdem tazminatı tavanı 64.948,77 TL olarak açıklandı. 2025 Temmuz–Aralık tavanı: 53.919 TL Artış oranı: %20,45 Bu artışla birlikte milyonlarca çalışan için kıdem tazminatı tutarları önemli ölçüde yükseldi. 2026 ASGARİ ÜCRET KIDEM TAZMİNATINI NASIL ETKİLEDİ? 2026 yılı için brüt asgari ücret 33.030 TL olarak belirlendi. Asgari ücretteki artış, kıdem tazminatının tabanını doğrudan etkiledi. ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞANLAR İÇİN ÖRNEK HESAPLAMA: 5 yıl çalışan: 165.150 TL 10 yıl çalışan: 330.300 TL KIDEM TAZMİNATI 2026 HESAPLAMA TABLOSU Brüt maaşı 33.030 TL olan bir çalışan, 5 yıl aynı işyerinde çalışmışsa 165.150 TL, 10 yıl çalışmışsa 330.300 TL kıdem tazminatı alacak. Brüt maaşı 64.948,77 TL (kıdem tazminatı tavanı) olan bir çalışan ise, 5 yıl çalışmışsa 325.743 TL, 10 yıl çalışmışsa 649.487,77 TL, 20 yıl çalışmışsa 1.298.975 TL kıdem tazminatına hak kazanacak. Kıdem tazminatından yalnızca binde 7,59 oranında damga vergisi kesintisi yapılıyor. KIDEM TAZMİNATI TAVANI NEDİR, NEDEN ÖNEMLİ? Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanır. Ancak çalışanın maaşı ne kadar yüksek olursa olsun, ödeme Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediği tavan tutarı geçemez. KİMLER KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR? ŞARTLAR NELER? KIDEM TAZMİNATI ALABİLMEK İÇİN TEMEL ŞARTLAR ŞUNLARDIR: Aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olmak İşveren tarafından işten çıkarılmak Emeklilik nedeniyle işten ayrılmak Erkekler için askerlik, kadınlar için evlilik (1 yıl içinde) nedeniyle ayrılmak Emeklilik yaşını beklemeden prim ve yıl şartlarını doldurmak Sigorta giriş tarihine göre özel haklar 8 EYLÜL 1999’DAN ÖNCE SİGORTALI OLANLAR: 15 yıl + 3.600 prim günü 8 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 arası sigortalılar: 25 yıl + 4.500 gün veya 7.000 prim günü Bu şartları sağlayanlar kendi isteğiyle ayrılsa bile kıdem tazminatı alabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.