#asgari ücret

İLKHABER-Gazetesi - asgari ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, asgari ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Asgari ücret prim desteği Resmi Gazete’de yayımlandı Haber

Asgari ücret prim desteği Resmi Gazete’de yayımlandı

Asgari ücret zammının ardından işverenlerin maliyetini dengelemek amacıyla uygulanan devlet desteğinin detayları belli oldu. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ ile 2026 yılı için uygulanacak prim desteği tutarları ve yararlanma koşulları yasal zemine oturtuldu. GÜNLÜK VE AYLIK DESTEK TUTARLARI Yapılan düzenleme kapsamında, işverenlere sağlanacak günlük prim desteği 42,33 TL olarak tespit edildi. Bu rakam aylık bazda hesaplandığında ise işverenlere her bir çalışan için 1.270 TL destek sağlanacağı kaydedildi. Ödemelerin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacağı ve sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenen uzun vadeli sigorta kollarına mensup çalışanları kapsadığı belirtildi. SEKTÖRE GÖRE KAZANÇ SINIRLARI Desteğin uygulanmasında, çalışanların prime esas kazanç tutarları belirleyici olacak. Buna göre, özel sektör işyerlerinde 2025 yılının aynı ayına ait günlük kazancı 1.300 TL ve altında olan çalışanlar için destek verilecek. Toplu iş sözleşmesi uygulanan işyerlerinde bu sınır 2.600 TL, linyit ve taşkömürü çıkarılan maden işyerlerinde ise 3.467 TL olarak uygulanacak. Öte yandan 2026 yılında yeni açılan işyerleri için herhangi bir ücret sınırı aranmaksızın tüm sigortalılar destek kapsamına alınacak. BORCU OLAN VE İSTİHDAMI DÜŞÜREN YARARLANAMAYACAK Düzenleme, istihdamın korunmasını esas alan sıkı kurallar içeriyor. Sigortalı çalışan sayısını 2025 yılına göre düşüren işyerleri, ilgili ay için bu destekten faydalanamayacak. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) prim ve idari para cezası borcu bulunan veya sigorta bildirimlerini yasal süresi içinde yapmayan işverenlere de ödeme yapılmayacak. Denetimler sonucunda muvazaa, usulsüz bildirim veya kayıt dışı istihdam tespit edilmesi halinde ise sağlanan desteklerin, gecikme cezası ve faiziyle birlikte işverenden geri tahsil edileceği vurgulandı.

Kısacık: Emekli ve işçi açlık sınırının altında maaş alıyor Haber

Kısacık: Emekli ve işçi açlık sınırının altında maaş alıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada en düşük emekli maaşının 20 bin TL olarak belirlenmesini eleştirdi. Kısacık, ekonomik göstergelerin olumlu seyrettiği yönündeki açıklamalara rağmen emekli ve işçilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini vurguladı. “EKONOMİ BÜYÜYOR, AMA EMEKLİYE VE İŞÇİYE AÇLIK SINIRI ALTINDA MAAŞ VERİLİYOR” Konuşmasına 20 bin TL maaşın yetersiz olduğunu belirten Kısacık, "20 bin TL maaşla bugün kimse geçinemez. Bu salondaki milletvekili arkadaşlarımızdan 20 bin TL maaşla geçinebileceğini savunan bir arkadaşımız var mı? Bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a göre; Türkiye ekonomisi dünyada 16. en iyi ekonomi, millî gelirimiz 1,5 trilyon doları, kişi başına düşen millî gelirin de 17 bin doların üzerine çıkmış. Merkez Bankası rezervlerimiz sürekli artıyor. Türkiye yüksek gelirli ülkeler arasında. Sanayi ve Teknoloji Bakanına göre, Türkiye ekonomisi kesintisiz büyümesini yirmi çeyrektir sürdürüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına göre, Karadeniz'de yeni doğal gaz rezervleri buluyoruz. Sakarya sahasında günlük yaklaşık 7 milyon metreküp olan üretimimiz 9,5 milyon metreküpe ulaşmış, Gabar'da geçtiğimiz yıl 57 bin varil olan petrol yüzde 42 artışla günlük 81 bin varile çıkmış. Kültür ve Turizm Bakanına göre, turizmde tüm zamanların gelir rekoru kırılmış. 2017'de turizm gelirinde 15'inci sırada olan ülkemiz 2024'te 7'nciliğe yükselmiş. Madem tüm göstergeler bu kadar iyi, ekonomi büyüyor ve Türkiye zenginleşiyorsa; neden emeklimize ve işçimize açlık sınırının altında bir maaş veriyoruz? Neden milletimiz cumhuriyet tarihinin en fakir, en acımasız hayat pahalılığı dönemini yaşıyor” diye ifade etti. Sadullah Kısacık, “Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Bakanlarımız; Türkiye’nin büyüdüğünü, millî gelirin arttığını, rekorların kırıldığını söylüyor. Tüm bu göstergelere rağmen, Türkiye zenginleşirken millet fakirleşiyorsa, emeklimiz ve işçimiz açlık sınırının altında bir maaşla yaşamaya mahkum ediliyorsa, birileri milletimizin gelirini hortumluyor demektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, grup toplantılarının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Grup toplantısına katılan partililerin samimiyeti ve coşkusunun 86 milyonun umutlarını çoğalttığını, kendilerinin heyecan, şevk ve azmini artırdığını vurgulayan Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin, millete hizmet yolculuğumuzda bizlere güç versin, kuvvet versin. Bizleri son nefesimize kadar bu kutlu yoldan ayırmasın." ifadelerini kullandı. Meclis çalışmalarının oldukça yoğun bir tempoda devam ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu: "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis İçtüzüğü ile bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyor, milletimize karşı sorumluluklarımızı layıkıyla ifa etmeye çalışıyoruz. CHP, jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Yönettikleri belediyelerdeki emekçilere düzenli aylık ödemeyenlerin, işçiye maaş yerine harçlık verenlerin, kendi personeli görev yaparken, tropikal adalarda keyif çatanların, yolsuzluk, iş bilmezlik ve israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor." "BUGÜN EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ASGARİ ÜCRETİN YÜZDE 70'İNİ AŞMIŞTIR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinin başladığını anımsatarak, teklifin yürürlüğe girmesiyle geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseleceğini söyledi. En düşük emekli aylığının AK Parti iktidarından önce 66 lira olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı. Yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır. Bakınız 2002 Kasım ayında 6,6 milyon olan emekli sayımızın yaklaşık üç kat artış ile 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 Bin Sosyal Konut Hamlesi gibi projelerimizde konut arzını artırarak, bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz." "DEPREM HARCAMALARIMIZ AZALDIKÇA DAHA FAZLA KAYNAK OLACAK" Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkeye hizmetle geçirmiş emeklilerin kendilerinin başının tacı, her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layık olduğunu dile getiren Erdoğan, emeklilerin taleplerine, beklentilerine ve şikayetlerine hiçbir zaman kulaklarını tıkamadıklarını söyledi. Bir kulaklarının her zaman emeklilerde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: "Bütçe imkanlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık. Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz. Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak. Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz." "BUGÜNE KADAR EMEKLİMİZİ İHMAL ETMEDİK, SAHİPSİZ BIRAKMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyayı kasıp kavuran fırtınadan alınlarının akıyla çıkacaklarını belirterek, şöyle devam etti: "Türkiye'yi sadece ekonomide değil, askeri ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum. Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik. Onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda, 'emeklilerimize şunu vereceğiz', 'bunu yapacağız' diye söz verip, bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim popülizmle de bukalemun siyasetiyle de işimiz olmaz. Bizim derdimiz var. Bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Bizim bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var. Unutmayın bizim için menzil önce Mevla'nın sonra milletin takdirindedir. Rabb'im ömür verdikçe, Rabb'im sağlık, sıhhat verdikçe, hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmek için aralıksız koşturacağız." "BU ÜLKENİN PIRIL PIRIL EVLATLARINI KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ" AK Parti Grubu olarak, İttifak ortaklarıyla her alanda olduğu gibi Meclis çalışmalarında da öncü, örnek, lokomotif kadro olacaklarını ifade eden Erdoğan, "İstisnasız tüm milletvekillerimizden, komisyon ve Genel Kurul çalışmalarına katılım noktasında azami özeni göstermelerini bekliyorum." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede, bölgede ve dünya genelinde birbirinden önemli gelişmelere şahit oldukları iki haftayı daha geride bıraktıklarını söyledi. Suriye'den İran'a, Yemen'den Kuzey Avrupa'ya uzanan geniş bir alanda dikkatle takip etmeleri gereken olayların cereyan ettiğine dikkati çeken Erdoğan, bu konuda kapsamlı değerlendirmeye geçmeden önceki günlerde gençlere verdikleri iki müjdeyi hatırlatmak istediğini ifade etti. Bu müjdelerden ilkinin kredi ve burs oranlarında yaptıkları artışlar olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye 3 ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl, burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Bir kez daha gençlerimize ve ailelerine hayırlı uğurlu olsun diyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer müjdelerinin ise Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı olduğunu anımsattı. Gelecek 3 yılda 3 milyondan fazla genci istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallarda iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dahil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız. Bizim farkımız bu. Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz, hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar. Bunu 27 Mayıs öncesinde rahmetli Menderes'e karşı yaptılar. Bunu 1970'lerde askeri müdahaleye ortam hazırlamak için yaptılar. Bunu 28 Şubat'ta gençlerimizi yasaklara mahkum ederek yaptılar. Bunu Gezi olaylarında gençleri kışkırtarak, gençleri kullanarak yaptılar. Bunu, en son belediyeleri ahtapot misali saran suç örgütünü adalete hesap vermekten kaçırmak için yaptılar. Yarın siyasi ikballeri uğruna yine gençleri kullanmaktan, şahsi kariyer basamaklarını gençlerin omuzuna basarak çıkmaktan emin olun hiç çekinmezler ama biz bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarını karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Hem yeni kredi ve burs miktarlarımızın hem de GÜÇ Programı'nın gençlere hayırlı olmasını temenni ediyorum." SURİYE'DEKİ GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu Suriye'nin 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele verdiğini hatırlattı. "Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden, adına SDG denilen yapı" ile geçen yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu mutabakata göre, SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG, bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse, SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, böylece krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı. Ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu arka plan temelinde Suriye ordusunun ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenlediğini ifade etti. Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki toprakların Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendiğini söyleyen Erdoğan, "Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz, tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik." dedi. "BAYRAĞIMIZA UZANAN O KİRLİ ELLERİ MUHAKKAK BULACAK, BUNUN HESABINI O HAİNLERDEN MUTLAKA SORACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır." dedi. Erdoğan, Suriye Devleti'nin ve Suriye Ordusu'nun tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek bağımsız Suriye inşa etme mücadelesini, komşuları ve kardeşleri olarak yürekten desteklediklerini belirtti. Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye Hükümeti'ni, Suriye Ordusu'nu, Suriye halkını tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye'nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesidir. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın, intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır." Dün varılan anlaşmaya riayet edilerek silahları bırakmanın, meseleyi suhuletle çözmenin yegane çıkış yolu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır." ifadelerini kullandı. Suriye'de yaşananları yakından takip ettiklerini aktaran Erdoğan, Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas süreç yürüttüklerini vurguladı. "Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir." diyen Erdoğan, Suriye'deki Kürtlerin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını, kardeşleri olarak en iyi kendilerinin bildiğini dile getirdi. Daha önceki rejim sürecinde Suriye'deki Kürtlerin varlıklarının tanınmadığını, vatandaş kabul edilmediklerini, kimlik dahi verilmediğini, ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve gelenekleriyle yaşamalarına müsaade edilmediğini anlatan Erdoğan, Başbakanlığı döneminden itibaren yaptığı tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdiğini belirtti. Suriye'deki Kürtlerin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdığını vurgulayan Erdoğan, "Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin hakkını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik." dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜ, KANI, ÇATIŞMAYI, ÖLMEYİ VE ÖLDÜRMEYİ TERCİH ETMİŞTİR" Görünenden, bilinenden çok daha fazlasını yaptıklarını dile getiren Erdoğan, eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürtlerin haklarının gündemlerinin ilk sırasında olmaya devam ettiğini aktardı. Erdoğan, bu meseleye asla çıkar odaklı değil, her zaman insani pencereden, kardeşlik zaviyesinden baktıklarının altını çizdi. Suriye konusunda yapılanların anlatıldığı video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, ilk günden beri Suriye'ye belirttikleri nazarla yaklaştıklarını, Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduklarını, en zor günlerinde Suriyelilere kucak açtıklarını, "ensar" bilinciyle Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdiklerini söyledi. Erdoğan, Suriye'de iç savaşın başlamasının ardından Kürtlerin terör örgütünün baskısına maruz kaldığına işaret etti. Suriye'deki Kürt çocuklarının ve Kürt gençlerinin, terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüldüğünü, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiğini anlatan Erdoğan, bu gençlerin canlarını yitirdiğini belirtti. Kürt halkına, inançlarına uymayan örf, adet, geleneklerine uyamayan yaşam tarzı dayatıldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Yine bu süreçte DEAŞ'lı caniler, Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir, yeni Suriye Hükümeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı tavır almıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmed Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye'deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir. 16 Ocak'ta açıklanan deklerasyon, Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin, Suriye Devleti'ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır. Tüm bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak, buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir. Biz her zaman şunu ifade ettik, bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz." "TERÖR ÖRGÜTÜ AYRIDIR, BENİM KÜRT KARDEŞLERİM AYRIDIR" "Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse, ister burada, ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz. Tam entegrasyonun sağlanmasıyla orada da yeni bir dönem başlayacak. Suriye'nin istikrara kavuşması en çok Suriye Kürtlerini rahatlatacak" "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur" "AK Parti varsa Cumhur İttifakı güçlüyse biz evelallah Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına, onların zarar görmesine asla izin vermeyiz. Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek bölgemizin sorunlarını birlikte çözecektir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz, İslam kardeşliğidir. İçeriden ve dışarıdan körüklenen hiçbir fitne girişimine prim vermeden, hiçbir tahrike kapılmadan soğukkanlılığımızı daima muhafaza edeceğiz" "Küresel, bölgesel gelişmeler bağlamında kritik günler yaşıyoruz. Küçük bir hatanın, dikkatsizliğin ciddi sonuçlar doğuracağı adeta bir Sırat'tan geçiyoruz. Bu hassas günlerde herkesi, siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya davet ediyorum. Sosyal medyadaki nefret iklimine herkes dikkat etmeli" TRUMP İLE GÖRÜŞME Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Trump'la verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. DEAŞ'la ortak mücadele dahil Suriye'nin güvenliğine katkı yapacak birçok konuyu istişare ettik." dedi.

Gürer: Batık kredi tutarı 600 milyarın üzerinde Haber

Gürer: Batık kredi tutarı 600 milyarın üzerinde

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılına da ekonomik sorunlarla girildiğini belirterek, batık kredilerdeki artışın yılın ilk haftasında da devam ettiğini söyledi. Gürer, bankaların vadesinde tahsil edemediği ve icra takibine aldığı batık kredi tutarının son haftada 7,7 milyar lira artarak 603 milyar liraya yükseldiğini açıkladı. 2025 yılında yüzde 101 oranında artış gösteren batık kredilerde, 2026’nın daha ilk dokuz gününde geçen yılın son haftasına göre yüzde 4’lük bir büyüme yaşandığına dikkat çeken Gürer, bu tablonun ekonomik gidişatın sağlıklı olmadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Gürer, “Vatandaşın dengesi şaştı, gelir-gider hesabı aleyhte bozuldu. Geçim sıkıntısı katlandı. Emekli, işsiz ve asgari ücretli aç kalmadan yaşama mücadelesi veriyor; giyimden vazgeçilip, ancak alınabilen gıdayla hayat sürdürülüyor” dedi. “DAR VE SABİT GELİRLİLER İÇİN ZOR BİR YIL BAŞLADI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik verilerin dar ve sabit gelirliler için zor bir yılın başladığını belirterek şunları söyledi: “Açlık sınırının altında kalan emekli ve asgari ücretli gelirleri yoksullaşmayı artırdı. Vatandaş borçla yaşamaya çalışıyor; ya elden borç alıyor ya da bankalardan. Merkez Bankası’nın verilerine göre Eylül 2025 itibarıyla vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunuyor. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlar dâhil edildiğinde vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 77 milyar liraya ulaşıyor. Varlık yönetim şirketlerinin kontrolündeki borçların tamamının bankalar tarafından satılan batık krediler olduğu dikkate alındığında, sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 350 milyar lirayı aşmıştır. Sorunların aşılabilmesi için gelir-gider dengesinin sağlanması kadar piyasada tüketici fiyatlarının dengelenmesi de gereklidir. Bir ay içinde pazarda ve markette oluşan gıda fiyatları dahi tüketicinin sıkıntısını katlamıştır.” “BİR YILDA 1 MİLYON 752 BİN YENİ İCRA DOSYASI EKLENDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İcra dairelerine 1–16 Ocak 2026 tarihleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 424 bin oldu. 2025 yılının ilk 16 gününde ise icra dairelerine 445 bin yeni dosya gelmişti. Bu dönemde 381 bin dosya ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 16 Ocak itibarıyla 24 milyon 38 bin olarak devam ediyor. Derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 752 bin adet arttı. 2026 yılının ilk döneminde ise hava koşulları ve akaryakıt fiyat artışları nedeniyle ürün fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Sebze ve meyve fiyatları aralık ayına göre önemli ölçüde yükseldi. Hal fiyatlarında domates yüzde 100, salatalık yüzde 200, patlıcan yüzde 129, dolmalık biber yüzde 182, kabak ise yüzde 200’ü bulan oranlarda arttı. Gübre, tohum, mazot, su ve nakliye gibi girdi maliyetlerindeki artışlar üretim aşamasında maliyetleri olumsuz etkilemeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

YENİ KIDEM TAZMİNATI NE KADAR, KAÇ TL? KİMLER ALABİLİR? Haber

YENİ KIDEM TAZMİNATI NE KADAR, KAÇ TL? KİMLER ALABİLİR?

Kıdem tazminatı tavanı 2026 yılı için belli oldu. Asgari ücret ve memur maaş katsayısındaki artışla birlikte kıdem tazminatı yüzde 20,45 zamlandı. Peki yeni kıdem tazminatı tavanı ne kadar oldu, kimler kıdem tazminatı alabilir, 5-10-20 yıl çalışan ne kadar tazminat alacak? İşte 2026 kıdem tazminatı hesaplama tablosu… KIDEM TAZMİNATI TAVANI 2026 NE KADAR OLDU? Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Sosyal Haklar Genelgesi’ne göre 2026 Ocak–Temmuz dönemi kıdem tazminatı tavanı 64.948,77 TL olarak açıklandı. 2025 Temmuz–Aralık tavanı: 53.919 TL Artış oranı: %20,45 Bu artışla birlikte milyonlarca çalışan için kıdem tazminatı tutarları önemli ölçüde yükseldi. 2026 ASGARİ ÜCRET KIDEM TAZMİNATINI NASIL ETKİLEDİ? 2026 yılı için brüt asgari ücret 33.030 TL olarak belirlendi. Asgari ücretteki artış, kıdem tazminatının tabanını doğrudan etkiledi. ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞANLAR İÇİN ÖRNEK HESAPLAMA: 5 yıl çalışan: 165.150 TL 10 yıl çalışan: 330.300 TL KIDEM TAZMİNATI 2026 HESAPLAMA TABLOSU Brüt maaşı 33.030 TL olan bir çalışan, 5 yıl aynı işyerinde çalışmışsa 165.150 TL, 10 yıl çalışmışsa 330.300 TL kıdem tazminatı alacak. Brüt maaşı 64.948,77 TL (kıdem tazminatı tavanı) olan bir çalışan ise, 5 yıl çalışmışsa 325.743 TL, 10 yıl çalışmışsa 649.487,77 TL, 20 yıl çalışmışsa 1.298.975 TL kıdem tazminatına hak kazanacak. Kıdem tazminatından yalnızca binde 7,59 oranında damga vergisi kesintisi yapılıyor. KIDEM TAZMİNATI TAVANI NEDİR, NEDEN ÖNEMLİ? Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanır. Ancak çalışanın maaşı ne kadar yüksek olursa olsun, ödeme Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediği tavan tutarı geçemez. KİMLER KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR? ŞARTLAR NELER? KIDEM TAZMİNATI ALABİLMEK İÇİN TEMEL ŞARTLAR ŞUNLARDIR: Aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olmak İşveren tarafından işten çıkarılmak Emeklilik nedeniyle işten ayrılmak Erkekler için askerlik, kadınlar için evlilik (1 yıl içinde) nedeniyle ayrılmak Emeklilik yaşını beklemeden prim ve yıl şartlarını doldurmak Sigorta giriş tarihine göre özel haklar 8 EYLÜL 1999’DAN ÖNCE SİGORTALI OLANLAR: 15 yıl + 3.600 prim günü 8 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 arası sigortalılar: 25 yıl + 4.500 gün veya 7.000 prim günü Bu şartları sağlayanlar kendi isteğiyle ayrılsa bile kıdem tazminatı alabiliyor.

Gülnar: Asgari ücret ve emekli maaşlarına gelen zamlar cebe girmeden eriyor Haber

Gülnar: Asgari ücret ve emekli maaşlarına gelen zamlar cebe girmeden eriyor

Her ayın ilk haftasında Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar başkanlığında gerçekleştirilen ve Türk-İş’e bağlı sendikaların Adana şube başkanlarının katıldığı Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda ülke ve yerel gündem değerlendirildi. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Gülnar, asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarının beklentileri karşılamadığını belirterek, “Milyonlarca işçi ve ailesinin en temel ihtiyaçları dahi karşılanamaz hale getirildi. Çalışanlar yoksulluğa mahkûm edilirken, konfederasyonumuzun katılmadığı toplantıda asgari ücret açlık sınırının altında belirlendi. 2026 yılı için açıklanan asgari ücret, açlık sınırından 2 bin 68 lira 75 kuruş daha düşüktür. Emekliye verilen zam oranı ise vicdanlarda derin yaralar açmıştır. Emekliye seyyanen zam yapılmalı, alınacak karar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden zaman geçirilmeden yasalaşmalıdır” dedi. “ASGARİ ÜCRET TEMEL GIDA HARCAMASINI BİLE KARŞILAMIYOR” Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, toplantı sonrasında yaptığı değerlendirmede asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarını eleştirerek şunları söyledi: “Türk-İş Konfederasyonumuz tarafından çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırma sonuçlarına baktığımızda dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 30.143,75 TL’ye, Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 98.188,11 TL’ye, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 39.123,08 TL’ye yükseldi. Asgari ücret, sosyal devlet ilkesine ve Anayasa’da güvence altına alınan insanca yaşam hakkına bağlı kalınarak işçinin yaşamını sürdürebileceği bir geçim ücreti olarak ele alınmalıdır. Bu ücret seviyesi, yalnızca barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi zorunlu giderleri bile karşılamaktan uzak kalmakta, sağlıklı ve dengeli beslenmek için gerekli asgari tutarın dahi altında kalmaktadır. Ücretli çalışanların alım gücünün azalması, temel gıda ve zorunlu harcamalara dahi erişimin giderek zorlaştırarak çalışan kesimin yaşam koşullarını her geçen gün daha da güçleştirmektedir.” “ZAMLAR MAAŞLAR CEBE GİRMEDEN ERİDİ” Asgari ücret artışı ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranlarının tartışıldığı günlerde temel tüketim ürünleri başta olmak üzere, doğal gaz, elektrik, ulaşım, gibi birçok kaleme peş peşe zam geldiğini hatırlatan Edip Gülnar, “Zincir marketlerde etiketler zam gelmeden değiştirildi. Bu hangi vicdana sığar. Asgari ücret ve emekli maaşına zam gelmeden fırsatçılar bu anı kaçırmayarak zam yapmaktan geri durmadılar. Asgari ücretlinin ve emeklinin geçim durumunun her geçen gün ağırlaştığı zamlı maaşını almadan yapılan zamlarla işçinin ve emeklinin maaşı eridi, gitti. Çalışanların, kendilerine ve ailelerine saygın yaşam düzeyi sağlayacak bir gelir elde etmeleri esastır. Ama ülkemizin genel durumuna baktığımızda iğneden ipliğe zam gelirken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ısrarla enflasyonla mücadelede başarılı bir grafik çizdiklerini söylüyor. Ya bakan çarşı pazarı bilmiyor, ya da başka bir ülkede yaşıyor” şeklinde konuştu.

Vatandaşlık maaşı nedir? Kimler vatandaşlık maaşından yararlanabilir? Vatandaşlık maaşı ne zaman verilecek? Haber

Vatandaşlık maaşı nedir? Kimler vatandaşlık maaşından yararlanabilir? Vatandaşlık maaşı ne zaman verilecek?

Vatandaşlık maaşı ile ilgili detaylar netleşmeye başladı. Hanehalkı gelirini asgari ücret seviyesine tamamlamayı hedefleyen bu destek programı, öncelikle pilot illerde uygulanacak. Peki vatandaşlık maaşı kimlere verilecek, şartlar neler ve başvurular nasıl yapılacak? İşte 2026 vatandaşlık maaşıyla ilgili ayrıntılar. VATANDAŞLIK MAAŞI NEDİR? Vatandaşlık maaşı, hanehalkı gelirinin asgari ücretin altında olması durumunda farkın tamamlanması esasına dayalı bir sosyal destek uygulamasıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlar tarafından yürütülmektedir. Programın temel amacı, ülke genelinde asgari ücretin altında gelir elde eden haneleri desteklemektir. VATANDAŞLIK MAAŞI ŞARTLARI Vatandaşlık maaşından yararlanacak haneler, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) tarafından yapılacak gelir testiyle belirlenecek. Şartlar şöyle: Hanehalkı geliri asgari ücretin altında olmalı. Hane içerisinde çalışan varsa diğer bireyler bu uygulamadan yararlanamaz. SGK’dan 65 yaş aylığı gibi gelirler belirli ölçüde hesaba katılacak. Öğrenciler, askerler ve işsizlik ödeneği alanlar bu maaştan faydalanamayacak. Maaş tutarı, hane gelirinin asgari ücretin altında kalan kısmına göre hesaplanacak. Örneğin, hane geliri 15.000 TL ise 13.075 TL vatandaşlık maaşı bağlanacak, 20.000 TL ise 8.075 TL ödenecek. Yani her hane aynı miktarda maaş almayacak, eksik gelir tamamlanacak. ÖDEMELER NASIL YAPILACAK? Vatandaşlık maaşı otomatik bağlanmayacak; başvuru zorunlu olacak. Kişiler ilgili kurumlara müracaat edecek, hanehalkının tüm gelirleri test edilecek ve eksik kısım maaş olarak ödenecek. Ödeme, büyük olasılıkla hane içinden ebeveynlerden birinin hesabına yatırılacak. PİLOT UYGULAMA HANGİ İLLERDE BAŞLAYACAK? Cevdet Yılmaz’ın açıklamasına göre vatandaşlık maaşı, 2026 yılında pilot illerde uygulanacak ve 2027’de tüm ülke geneline yayılacak. Pilot iller, nüfus yoğunluğu en düşük olan 7 bölgeden seçilecek. VATANDAŞLIK MAAŞI BAŞVURUSU Vatandaşlık maaşı için başvuru yapmak isteyenler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı SYDV’ler ve ilgili belediyelere başvurabilecek. Başvuru sonrası hane gelir testi yapılacak ve eksik kalan kısım maaş olarak hanelere ödenecek.

Gürer: Makarna artık lüks gıda haline geldi Haber

Gürer: Makarna artık lüks gıda haline geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, makarna fiyatlarındaki hızlı artışa dikkat çekti. Gürer, Ocak 2025’te fiyatlarını not aldığı zincir markette satılan aynı ürünün bir yıl içinde neredeyse iki katına çıktığını belirtti. Buğday için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2025 yılı hasat döneminde kilogram başına 13 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Gürer, tüccarın ise buğdayı 11 liradan aldığını söyledi. Gürer, makarnadaki fiyat artışının çiftçinin satış fiyatını solladığını, üretenin ve tüketenin aynı anda mağdur edildiğini ifade etti “MAKARNA FİYATLARI BİR YILDA YÜZDE 93 ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılına girilirken makarna fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekerek, “Bir yıl önce 16 liraya aldığınız makarnanın bugün 31 liraya dayandığını görüyoruz. En ucuz, ‘garibanın yemeği’ dediğimiz makarna bile bir yılda yüzde 93 zamlanmışsa, burada ciddi bir yönetim zafiyeti vardır. Buğdayın anavatanı olan bu topraklarda çiftçimiz maliyetler altında ezilirken, vatandaşın tenceresinde de zam kaynıyor. Buğdayı çiftçiden tüccar kilosu 11 liradan aldı” ifadelerini kullandı. “ASGARİ ÜCRET ARTIŞI VATANDAŞA YETMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Geçen yıl asgari ücretli maaşıyla bir markadan 1.381 paket makarna alabiliyorken, bugün maaşı yüzde 27 artmasına rağmen alabildiği ürün sayısı 907’ye düşmüş durumda. Tek kalemde 474 paket makarna alamaz hâle gelmiş. Asgari ücreti artırdık diye övünüyorlar. Geçen yıl 11 lira olan en ucuz makarnanın 18,50 liraya, 28 lira olan kaliteli makarnanın ise 53 liraya çıktığını görsünler. Vatandaşın cebine giren para artmış gibi görünüyor ama tencereye giren ürün azalıyor” şeklinde konuştu.

Anahtar Parti Adana’da Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gündemini masaya yatırdı Haber

Anahtar Parti Adana’da Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gündemini masaya yatırdı

Anahtar Parti Genel Sekreteri Nihal Ağca, Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Av. Tahir Keskinkılıç ile Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Dr. Varol Tosun, Anahtar Parti Adana İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında Adana’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Adana Öğretmenevi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin ekonomi, sağlık, hukuk ve siyaset gündemine ilişkin başlıklar ele alınırken, parti yöneticileri gazetecilerin sorularını yanıtladı. Toplantının açılışında konuşan Anahtar Parti Adana İl Başkanı Atilla Karataş, genel merkez yöneticilerini Adana’da ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Genel Başkan Yardımcılarımızı Adana’da ağırlamaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Toplantımıza katılarak bizleri onurlandıran tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum” dedi. “ASGARİ ÜCRETLE İNSANCA YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL” Ekonomiye ilişkin yöneltilen soruları yanıtlayan Nihal Ağca, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki göstererek, “Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı bir memlekette insanların huzurlu ve mutlu olmasını beklemek abesle iştigaldir. Millet açlık ve sefalet içerisindeyken, iktidarın bundan haberi yok. İnsanca yaşamanın bile çok görüldüğü bu güzel memlekette, Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi 85 bin kişiyi beslemek için 85 milyon insanımız canla başla çalışıyor. Bu düzen kabul edilemez” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE’NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİNDE BİRLEŞİYORUZ” Siyasi ittifak tartışmalarına da değinen Nihal Ağca, Anahtar Parti’nin mevcut siyasi tabloya alternatif olmak için kurulduğunu belirterek, “Bu konuyu Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu defalarca açıkladı. Biz AK Parti ve CHP arasına sıkıştırılmış siyasete alternatif olmak için buradayız. Ne iktidar kanadıyla ne de muhalefetle ittifakımız olacak. Biz Türkiye’nin kırmızı çizgilerinde birleştiğimiz bir şuur ittifakıyız. Ülkenin bölünmez bütünlüğünde, bayrağında, dilinde ve Cumhuriyetinde birleşenlerin partisiyiz. Seçimlere müstakil olarak gireceğiz. Biz Anahtar Parti olarak yanlışların, yalanların ve bölünmelerin itirazına kurulduk” diye konuştu. Toplantıda söz alan Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Dr. Varol Tosun ise raporlu hastaların medikal malzeme temini, sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar ve fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin soruları yanıtladı. Tosun, Anahtar Parti’nin sağlık alanındaki vizyonunu ve çözüm önerilerini basın mensuplarıyla paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.