#atölye

İLKHABER-Gazetesi - atölye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, atölye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elde yetenek, evde üretim: Mersinli kadınlar evlerini atölyeye dönüştürdü Haber

Elde yetenek, evde üretim: Mersinli kadınlar evlerini atölyeye dönüştürdü

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gönüllüler Şube Müdürlüğü bünyesinde, Mersinden Kadın Kooperatifi paydaşlığında yürütülen ‘Evimiz Atölye’ projesi, kadın emeğini evlerin içinden yükselen bir üretim gücüne dönüştürüyor. ‘Elde Var Yetenek, Evde Var Ekmek’ sloganıyla beşinci yılına giren proje, evleri yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda birer üretim atölyesi haline getirdi. ‘EVİMİZ ATÖLYE’ İLE MERSİN’DE EVLER EMEĞİN VE ÜRETİMİN MEKÂNI HALİNE GELDİ Mersin’in dezavantajlı mahallelerinde yaşayan kadınlar, proje sayesinde evlerinde ekonomik kazançlarını elde etme imkânı bulurken; günlük yaşamın sürdüğü evler, artık aynı zamanda birer atölye kimliği taşıyor. Proje kapsamında verilen eğitimlerin ardından kadınlar, ev ortamlarında çoraptan oyuncaklar yapıyor. Renkli çoraplar; iğne, iplik ve el emeğiyle birleşerek birbirinden sevimli oyuncaklara dönüşüyor. Kadın emeğini ekonomik güce dönüştüren proje ile ev merkezli üretim modeli, özellikle çalışma hayatına katılmakta zorlanan kadınlar için önemli bir fırsat sunuyor. ‘Evimiz Atölye’ ile Mersin’de evler artık emeğin, üretimin ve kadın dayanışmasının mekânı haline gelirken, kadınlar kendi evlerinde hayallerini ve umutlarını da geleceğe taşıyor. PROJE SAYESİNDE 2021 YILINDAN İTİBAREN YAKLAŞIK 50 MAHALLEDE TOPLAM 4 BİN KADINA ULAŞILDI Geri dönüşüm malzemesi olarak çoraptan üretimi yapılan oyuncaklar için Mersinden Kadın Kooperatifi tarafından 4 hafta süren bir eğitim programı uygulanıyor. Eğitimler sonunda Mersinden Kadın Kooperatifi tarafından kadınlara ücretsiz olarak malzemeler veriliyor ve evlerde üretim başlıyor. Yapımı tamamlanan çoraptan oyuncaklar sonrasında yine Kooperatif tarafından kadınlardan teslim alınıyor ve emeklerinin karşılığı veriliyor. Mersinden Kadın Kooperatifi atölyelerinde bir araya getirilerek paketlemesi yapılan çoraptan oyuncaklar, son olarak yüzlerde birer tebessüm olması için çocuklara ulaştırılmak üzere Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne teslim ediliyor. Proje sayesinde 2021 yılından itibaren yaklaşık 50 mahallede toplam 4 bin kadına ulaşıldı. Projenin sürdürülebilirliğini sağlamak için eğitim ve üretim sürecinin tamamlandığı mahalleler yeniden üretime katılırken, hiç üretime dahil olmamış mahalleler de projeye dahil edilmeye devam ediyor. KADIN EMEĞİ OYUNCAKLARA DA HAYAT VERİYOR, EVLER ÜRETİMİN KALBİ HALİNE GELDİ Sabır, dikkat ve el emeği ile çoraptan oyuncaklara hayat veren kadınlar, yalnızca oyuncak üretmiyor; aynı zamanda özgüven kazanıp, kendi potansiyellerini de keşfediyor. Proje ile Mersin’de evler hayallerin üretildiği, emeğin değere dönüştüğü, kadınların güçlendiği birer atölye halini alıyor. Proje sayesinde kadınlar, hem iş hayatına katılım sağlamış oluyor hem de katıldıkları atölye eğitimleri ile evlerden uzaklaşıp sosyalleşme imkânına erişiyor. Büyükşehir bu sayede kadınların olduğu yerde üretimin, üretimin olduğu yerde de umudun varlığını bir kez daha göstermiş oluyor. Kadınların ürettikleri çoraptan oyuncaklar, Mersin’de çocuklara ulaşırken, proje ile kadın emeği görünür bir hal alıyor. KADINLARDAN; ‘EVLERİMİZ ARTIK BİRER ATÖLYE’ SESLERİ YÜKSELİYOR! ‘Evimiz Atölye’ projesi kapsamında evinde çoraptan oyuncak yapan kadınlardan Songül Kemik, yaklaşık 1 aydır projeye dahil olduğundan bahsederek, “Hem evime katkıda bulunuyorum hem pazar harçlığımı hem de çocuğumun harçlığını çıkarabiliyorum. Çok da rahat bir iş. Bu işi severek yapıyorum, çok da memnunum” dedi. Ev işlerinden arta kalan zamanlarında günlük yaklaşık 5 adet oyuncak yapabildiğini ifade eden Kemik, “Eskiden evimde sadece yemek ve ev işi yapardım. Şimdi aynı evde üretim yapıyorum, kazanç sağlıyorum. Evim artık benim atölyem” diye belirtti. Songül Kemik’in annesi Zilhan Kemik ise kızının ev ortamında böyle bir işle meşgul olabilmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Kızımın evde oyuncak yapmasından mutluyum. Kendi parasını kazanıyor. Herkese teşekkür ederim” dedi. “KADINLARIN OLDUĞU YERDE ÜRETİM, ÜRETİMİN OLDUĞU YERDE UMUT VARDIR” ‘Evimiz Atölye’ projesi kapsamında evinde çoraptan oyuncak yapan kadınlardan Ferhan Eroğlu, projeyle muhtarları aracılığıyla tanışma fırsatı bulduğunu vurgulayarak, “Bir aydır yapıyorum. Evime de çocuklarıma da katkısı oldu. Pazar alışverişime çok faydası oluyor. Ben de daha önce böyle işler yapmak için çok araştırıyordum, bulamamıştım, bu proje çok güzel oldu” ifadelerine yer verdi. Ev işlerinden arta kalan zamanlarında günde yaklaşık 10 adet çoraptan oyuncak yapabildiğinden söz eden Eroğlu, “Evde yapılması çok iyi bir durum. İşe girip çalışamadığımız için evde yaptığımız çok iyi oldu. Vakit buldukça yapıyoruz. Dikişe biraz yatkınlığım var. El işi, yazma, iğne oyası yapıyorum. Evimiz Atölye projesiyle evlerimiz birer atölye oldu” dedi. Çoraptan oyuncak yapan kadınlardan Fatma Kaplan ise bu projeyle tanışmadan önce evde hiçbir iş yapmadan oturduğunu anlatarak, “Bana eğlence oldu, stresimi atıyorum, para kazanıyorum. Önceden evde sıkılıyordum. Bol bol telefonla oynuyordum ve bu sayede telefonla oynamam da azaldı. Hem evin işini yapıyorum hem de oyuncak yapıyorum. Eve katkıda bulunuyorum. Küçük çocuklar da bunlarla mutlu olacak diye daha çok mutlu oluyorum. Mahallemdeki çocuklara da yapıp dağıtacağım. Kadınların olduğu yerde üretim, üretimin olduğu yerde umut vardır” diye konuştu. ÇAVUŞ: “BÜTÜN EVLER ATÖLYEYE DÖNÜŞSÜN İSTİYORUZ” Mersinden Kadın Kooperatifi ortağı ve Evimiz Atölye projesi yürütücüsü Gülten Çavuş, projeyi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gönüllüler Şube Müdürlüğü ile birlikte yaptıklarından söz etti ve projeyi tüm detayları ile aktararak, “Bu projede amacımız; evdeki iş gücünü hayata dönüştürmek, kadınlar evlerinde otururken aynı zamanda iş üretebilmeyi öğretmek ve aile bütçelerine küçük de olsa bir katkı sunabilmek. Proje sayesinde kadınlar hem özgüven artışı yaşıyorlar hem de üretime katılabilmelerinin hazzını yaşıyorlar. Bu aslında bir sosyal sorumluluk projesi. Evdeki iş gücüyle kadını ve çocuğu bir araya getiriyoruz. Anneler üretiyor, çocuklar da mutlu oluyor” dedi. Projenin beşinci yılına girdiğini kaydeden Çavuş, “Bütün evler atölyeye dönüşsün istiyoruz ve yavaş yavaş da kademeli olarak bütün evleri atölye haline dönüştüreceğiz” diye belirtti. MUHTAR İNCE OĞUZ: “KADINLAR HEM EVLERİNDE ÜRETİYORLAR HEM DE BOŞ ZAMANLARINDA KENDİ İŞLERİNİ GÖRÜYORLAR” Toroslar ilçesi Akbelen Mahalle Muhtarı Merve Meral İnce Oğuz, evlerinde üretim yaparak maddi kazanç elde etmek isteyen kadınlara en güzel dönüşün Mersin Büyükşehir ve Mersinden Kadın Kooperatifi’nden geldiğinden bahsederek, “ ‘Biz yapabiliriz!’ diyen kadınların evlerine kadar girip, onlara destek olmaya çalıştık. Kadınlar hem evlerinde üretiyorlar hem de boş zamanlarında ev temizliğiydi, çocuk bakımıydı derken kendi işlerini de görüyorlar. Kadınların ürettikleri ürünler kazanca dönüşüyor. Bu sayede de harika bir üretim, ürün ve mutluluk ortaya çıkıyor” dedi.

Hamzabeyli Köyümüz Atölye’sinde Mersin Kan Portakalı işleniyor Haber

Hamzabeyli Köyümüz Atölye’sinde Mersin Kan Portakalı işleniyor

Üreticilere destekleri ve yerel kalkınmaya katkılarıyla kentin adından söz ettiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, kısa bir süre önce Hamzabeyli Mahallesi’nde hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye’ projesi kapsamında, kentten gelen kadınlara yönelik ilk atölyeyi başlattı. Kadınların katılımı ile gerçekleştirilen eğitimde; Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı işlenerek, kurutma yöntemleri teknik detaylarıyla anlatıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde; Toroslar ilçesinde eski köy okulunun dönüştürülmesiyle kurulan atölyede verilen eğitimde, uzman personel ve profesyonel ekipmanlar eşliğinde kurutma işlemleri gerçekleştirildi. COĞRAFİ İŞARET TESCİLLİ MERSİN KAN PORTAKALI KURUTULARAK TÜKETİME HAZIR HALE GETİRİLİYOR Gıda Mühendisleri eşliğinde gerçekleştirilen atölyede, Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalları, uygun ölçülerde dilimlenerek kurutma ekipmanlarında fırınlanıyor. Yapılan işlemin ardından tüketime hazır olan ürünler, belli gramajlarda paketlenerek etiketleniyor. Atölyeye katılan yurttaşlar teknik detayları öğrenmenin yanı sıra, satış ve tanıtım hakkında da bilgi sahibi oluyor. Portakalları tüm bu işlemlerden geçirerek hazırlayan katılımcılar, doğal bir lezzeti el emeği ile üretmiş olmanın memnuniyetini yaşıyor. Mersin’in yerel ürünlerini tanıtmak, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilere katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirilen projede, eğitimlerin yapıldığı alanda iş güvenliği ve sağlığı hakkında bilgiler de veriliyor. Katılımcılara üretim sürecinde karşılaşılabilecek riskler, güvenli çalışma yöntemleri ve koruyucu ekipman kullanımı hakkında detaylı bilgilendirme yapılıyor. Mersin’in yerel lezzetlerini, katma değeri yüksek ürünler haline getirmeyi amaçlayan eğitimlerde, tüketicilerin güvenli gıdaya ulaşması da hedefleniyor. ATÖLYE ALANINDA, ÜRETİME YÖNELİK GENİŞ BİR TEKNİK ALTYAPI BULUNUYOR Atölyede kurulu olan alan ve makine ekipmanlar; ortak kullanım, eğitim ve üretim faaliyetleri kapsamında değerlendirilerek yurttaşların hizmetine sunuluyor. Atölye alanında; kan portakalı işlemlerinde kullanılan araçların yanı sıra, hamur yoğurma ve yufka makinesi, mayalı ürün ve erişte üretim ekipmanları, reçel, marmelat ve nar ekşisi yapımında kullanılan pişirme kazanları gibi geniş bir teknik altyapı bulunuyor. Yerel ürünleri tanıtırken sıfır atık yaklaşımını da göz önünde bulunduran eğitimlerde, üretimde atık oluşumunun azaltılması da sağlanıyor. Hamzabeyli başta olmak üzere Işıktepe, Çukurkeşlik, Çavak, Çamlıdere ve Karahacılı mahallelerinde tarımsal üretim yapan kadınlar; kendi yetiştirdikleri ürünleri atölyeye getirerek, Büyükşehir’e ait makine ve ekipmanları teknik personel gözetiminde kullanabilecek. Atölyeyi kullanmak isteyenler, 0 538 574 42 14 ve 0 324 533 26 08 numaralı telefonlar üzerinden randevu alabilecek. Proje kapsamında; Hamzabeyli ve çevre mahallelerde ikamet eden kadınlara duyuru yapılarak, her ayın son cuma günü teknik eğitimler verilecek. Eğitim programı arasında; Makine Ekipman Kullanımı, İş Sağlığı ve Güvenliği, Personel Hijyeni, Gıda Okuryazarlığı ile Nar Ekşisi Üretimi gibi başlıklar yer alıyor. Ayrıca randevu alan vatandaşlara yönelik; 10 kişilik kontenjanla sınırlı olmak üzere, ayın ilk ve son haftasına denk gelen çarşamba günleri, uygulamalı atölyeler düzenlenecek. KARACAN: “KURUTMADAKİ AMACIMIZ, KAN PORTAKALININ KATMA DEĞERİNİ DAHA DA ARTIRMAK” Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı kurutma eğitimi hakkında bilgi veren Gıda Teknikeri Ayşegül Tor Karacan, “Atölyedeki amacımız, kan portakalını 12 ay boyunca tüketilebilir katma değeri daha da yüksek bir ürüne dönüştürmek. Atölyeye katılan vatandaşlarımız kentten kırsala gelerek, kan portakalının yetiştiği ortamı da görme fırsatı buluyor. Atölyemizde ürünlerin yıkanması, dilimleme kalınlıkları, kurutma sıcaklığı ve süresi, paketleme, etiketleme ve muhafaza koşulları ile ilgili teknik bilgiler veriliyor” sözlerini kaydetti. Atölyede profesyonel ekipmanların kullanıldığını sözlerine ekleyen Karacan, “Atölyemiz her yönüyle çok güzel geçti. Genel olarak insanlar çok isteklilerdi ve ‘Bizler de ürün getirip burada üretim yapabilir miyiz?’ diye sordular” dedi. ÜRETİCİ KADINLAR, BÖLGE EKONOMİSİNİN VE YEREL KALKINMANIN BİR PARÇASI OLUYOR Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı kurutma eğitimine kızı ile birlikte katılarak, niş ürünler hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yakaladığını belirten Berrin Gülerer, “Atölyede çok güzel tanıtımlar yapıldı ve kullanacağımız bilgileri aldık. Mersin hakkında bilmediğimiz bir sürü şeyi öğrendik. Tüm kadınlara tavsiye ediyoruz. Böyle etkinlikleri kaçırmayıp katılsınlar. El emeğiyle doğradığımız kan portakallarımızı, fırınlara kendi ellerimizle koyduk. Her şey çok güzeldi. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Tarım sektöründe çalışan ve narenciyeyle ilgilendiğini dile getiren Aysel Oğuz, “Kan portakalı gerçekten bölgemiz için çok önemli bir ürün. Bu ürünün yurt dışında tanıtımı için, elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Ama öncelikle bunu kendi halkımıza tanıtmamız gerekiyor. Bu imkanları sağlayan belediyemize çok teşekkür ediyorum. Portakalların hangi şartlarda ve nasıl kurutulacağını, özelliklerini çok güzel anlattılar” ifadelerini kullandı. Atölyenin eğitici olduğu kadar eğlenceli de geçtiğini belirten Selin Tandik, “Kan portakalı gibi niş bir ürünün, kurutma aşamasıyla yeni bir ürüne dönüştürülmesi ve bundan gelir elde edilmesi gerçekten çok güzel. Böyle bir ortamın belediye tarafından sağlanıp desteklenmesi de çok kıymetli. Köylerdeki yaşamın devam edebilmesi için çok fazla desteğe ihtiyaç var. Desteklenmesi gereken bu projeler için Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi.

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası Haber

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası

Yusuf Altunay Kültür Sanat Çarşısı, bu kez fırçaların ciddiyetini tebessümle buluşturan keyifli bir ana ev sahipliği yaptı. Resim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ahmet Bostancı ile Yusuf Altunay, çarşıdaki atölyelerinde sürdürdükleri yoğun üretim temposuna kısa bir ara vererek birbirlerinin karikatürlerini çizdi. Sanatçıların atölye ortamında gerçekleştirdiği bu yaratıcı buluşma, izleyenlere sanatın yalnızca disiplinli ve yoğun bir süreçten ibaret olmadığını, aynı zamanda eğlenceli, paylaşımcı ve insana iyi gelen bir yönü bulunduğunu gösterdi. Ortaya çıkan karikatürler, sanatçıların birbirlerine bakışını mizahi bir dille yansıtırken, samimi anlar çarşı ziyaretçilerinin de ilgisini çekti. Gün boyunca atölyeleri ziyaret eden sanatseverler, hem sanatçıların üretim sürecine tanıklık etme fırsatı buldu hem de çarşının yaşayan ve dinamik yapısını yakından hissetti. Bu renkli etkinlik, Kültür Sanat Çarşısı’nın yalnızca sergilerin değil, aynı zamanda etkileşimli ve üretken sanat buluşmalarının da merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sanatla mizahı bir araya getiren bu kısa mola, sanatçılar arasındaki dostluğu pekiştirirken, çarşıya gelen ziyaretçilere de yüzlerde gülümseme bırakan anlar yaşattı. Etkinlik, sanatın birleştirici gücünü ve gündelik hayatın temposu içinde moral kaynağı olabileceğini gözler önüne serdi. Usta sanatçılar, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Sanat çoğu zaman ciddi bir emek gerektiriyor ama mizah da bu sürecin önemli bir parçası. Birbirimizi karikatürize etmek hem keyifliydi hem de yaratıcılığımızı besledi. Atölyede gülerek üretmek hem bize hem de burayı ziyaret eden sanatseverlere iyi geldi. Sanatın insanları bir araya getiren ve mutlu eden gücünü bu anlarda daha net hissediyoruz.”

Bursa'da 'Sanatın İyileştirici Gücü' atölyesiyle kanser hastaları baharın renkleriyle umudu inşa ediyor Haber

Bursa'da 'Sanatın İyileştirici Gücü' atölyesiyle kanser hastaları baharın renkleriyle umudu inşa ediyor

1 -7 Nisan Kanser Haftası sebebiyle Medicana Bursa Hastanesi ve Kanserle Savaş Derneği iş birliği ile düzenlenen sanat atölyesine kanser tedavisi gören hastalar ve yakınları ilgi gösterdi. 'Sanatın İyileştirici Gücü' adı altında yapılan atölyede buluşan hastalar, baharın, umudun ve canlılığın sembolü olan mevsim çiçekleriyle tasarımlar yaparak farklı bir güne imza attı. Gördükleri tedavi sürecinden bir nebze olsun uzak kalan hastalar, sanatın kendilerine iyi geldiğini dile getirdi. "Kanser korkulacak bir hastalık değildir" Erken teşhiste kanser tedavisinin daha başarılı sonuçlara ulaşabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, “Biz kanseri tedavi ederken, sosyal hayatın devam etmesi, moralin yüksek olması, aile hayatının bozulmaması ve sağlıklı tedavi sürecinin devam edebilmesi için hastaların her yönüyle hayatın içerisinde olmasını istiyoruz. Bütün bu hastaların kendi çabalarıyla, neye yetenekleri varsa, her şeyi yapabileceklerini göstermeleri gerekiyor. Kanser, korkulacak bir hastalık değildir. Kanser hastalarına tanı konulduğunda ve tedavinin ilerleyen dönemlerinde ister istemez endişe ve kaygı bütün hastalarda mevcut. Sadece derecesi ve düzeyi farklı olmakta. Bu tarz durumlarda psikiyatrı uzmanları, psikologlar ile çalışmaktayız. Ama bazen sadece uzman desteği almak yeterli olmuyor. Tabi ki yapılan sosyal faaliyetlerin hastaya çok büyük katkısı var. Biz Medicana’da kendi ünitemizde bu tarz sosyal faaliyetlere önem veriyoruz. Hastaların mutlaka sosyal etkinliklerde bulunabildiği kadar yer almasını istiyoruz. Bu hastaların hem sosyalleşmesini hem de kendine olan özgüvenlerini arttırıyor. Aynı zamanda hastalık sürecinde endişe ve kaygıları azalıyor. Hem kendi hayatlarında hem de aile hayatında pozitif etkiler oluyor. Mümkün olduğu kadar hayatta mutlu olabilmek adına çalışmalıyız, güzel işlerle uğraşmalıyız ve kendimizi mutlu etmeliyiz” diye konuştu. Sanatın iyileştirici gücü Hastalara destek olmak hedefiyle psikolojik yardım da veren Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz ise “1-7 Nisan tarihleri arası Türkiye’de kanser haftası etkinleri düzenleniyor. Hastaların yapacağı aktivitelerden geri kalmaması için planlanan programlar çok önemli. Kanser dediğimizde bile insanlarda çok büyük endişe ve endişe oluşturabiliyor. İnsanlar kanser adını duyduğunda ruhsal olarak bir çöküntü içine giriyorlar. Fiziksel görünüşündeki değişikler, iş gücü kaybı, eğitimlerini bırakmaları ve çocuklarına bakmakta zorlanmalar kişilerde ciddi bir kayıp oluşturuyor. Bu kayıpla beraber daha çok mutsuz hissetme, geleceğe dair endişeli hissetme hem kendisi hem de sevdikleri için oldukça yorucu bir süreç oluyor. Ama bu süreçte biz psikiyatri hekimleri olarak hem psikoterapilerde hem de ilaç tedavileriyle aslında yaşadıkları bu zorlu süreçte kişilere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çünkü birçok inanışa göre üzülmemek, düşünmemek lazım deniyor. Ama böyle zorlayıcı bir durumda da üzülmüyor ve düşünmüyor olmak çokta mümkün değil. Kişilerdeki kayıpla beraber endişelerin olması aslında bir yere kadar olabilir. Çünkü bulunduğu konumu kaybeden ve geleceğiyle ilgili endişe eden bir insanın bu tarzda duygularını nasıl dışa vuracağını iyi tartması gerekiyor. O yüzden ruhsal destek oldukça önemli. Kanser tedavisi oldukça ilerlemiş durumda. İnsanların yaşam kalitesi eskisine göre iyi. Tedavi bittikten sonra hastalığım bir daha tekrarlar mı düşüncesi hastalardaki endişeyi arttırabiliyor. Bizim burada yaptığımız şey kişiler iyi olduktan sonra bile onlara bu ruhsal desteği devam ettirmek. Düzenli olarak psikoterapi ve ilaç takiplerinin aslında psikiyatri hastalarında tedaviye iyi geleceği etkisi olduğu gösterilmiş. Hastalar ilaç kullanacağım, psikiyatriye geleceğim kemoterapiye bir zararı olur mu diye düşünüyor. Ama herhangi bir zararı olmadığı aksine faydası olduğu gözlenmiş" dedi. “Kanser hastaları asla pes etmemeli” Hastalığını kabullenip hayata pozitif bakmayı öğrendiğini söyleyen hastalar ise, “Hastalığımı geçen sene mayıs ayında kendimi muayene ederken fark ettim. Hemen doktorumla görüştüm. Gerekli teşhisler yapıldıktan sonra Hemen kemoterapiye başlandı. Çok hızlı ilerledik. İlk süreçte alışma dönemi yaşadım. Kendimi her iyi hissettiğim gün normal rutinimi bozmamaya gayret ettim. Bu bana enerji ve motivasyon verdi. Sürekli geçecek olduğunu düşünerek motive oldum. Ve şu anda oldukça ilerlemiş en sıkıntılı kısımları geride kalmış olarak buradayım. Etkinlikler insanın motivasyonunu çok yükseltiyor. Bir şeyler üretmek, çaba göstermek, yeni ürünler ortaya çıkarmak insanın kötü anları unutmasını sebep oluyor. Ve daha pozitif bir alanda kalıyorsunuz bu da tedavinin daha sonraki aşamaları için enerjinizi yükseltiyor" şeklinde konuştu. "Sevgi paylaştıkça çoğalır" Bursa Kanserle Savaş Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Özkurt ise, "Bugün de hem baharın gelişi hem de hastalarımızla birlikte bahar çiçeği yapıp farklı bir ortamı paylaşalım istedik. Ev sahipliği için de Medicana’ya teşekkür ediyoruz. Bu tarz sosyal sorumluluk projeleri içinde olmak bizi gururlandırıyor. Sevgi paylaştıkça çoğalır, dertler ise paylaşıldıkça azalır. Hastalarımız ile bu mücadele için birlikteyiz” dedi.

Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar etkinliklerle eğleniyor Haber

Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar etkinliklerle eğleniyor

Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen festivalin son ayağı Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar da unutulmadı. Dokumapark ve Konyaaltı Beach Park'ta kurulan etkinlik alanlarında çocuklar yarışma, gezici kütüphane, açık alan oyunları ve panayır etkinliklerinin yanı sıra tiyatro, akrobasi, sihirbazlık, stand-up ve sevilen çizgi film karakterlerinin gösterilerine katılıyor. Kentin çeşitli noktalarında ise çocukların eğlenerek öğrenebilecekleri zeka oyunları, bilim, edebiyat gibi eğitici atölye çalışmaları ve yazarlarla söyleşi programları yapılıyor. "Çocuk etkinlikleri Kültür Yolu Festivallerinin parlayan yıldızı oldu" Kültür Yolu Festivali Çocuk ve Sokak Etkinlikleri Koordinatörü Kerem Yılmaz, AA muhabirine, çocuk etkinliklerine ilginin oldukça yoğun olduğunu söyledi. Çocuklar için oluşturulan festival alanlarının 15.00-19.00 arasında ziyaret edilebildiğini belirten Yılmaz, "Alanlarımızda oyun grupları, parkur alanları, el becerilerini geliştirebilecekleri atölyeler ve sahne etkinlikleri yapılıyor. Akşam saatlerinde ise çocukların sevdikleri çizgi filmlerin sahne gösterimler gerçekleştiriliyor. Etkinlik alanlarımızla ilgili çok iyi tepkiler aldık. Çocuklar ve aileler çok ilgi gösteriyor. Çocuk etkinlikleri festivallerin parlayan yıldızı oldu." dedi. Yılmaz, alanlarda çocukların gelişimine katkı sunacak etkinliklere de yer verdiklerini vurguladı. Dokuma Park ve Konyaaltı Beach Park'ta kurulan etkinlik alanları yoğun ilgi dolayısıyla, ara tatili de kapsayacak şekilde 19 Kasım'a kadar açık kalacak.

Aile yadigarı dikiş makinesiyle yaptığı ürünlerle 43 yıldır çeyizleri süslüyor Haber

Aile yadigarı dikiş makinesiyle yaptığı ürünlerle 43 yıldır çeyizleri süslüyor

MERSİN (İLKHABER) - El işçiliğine 1980'de Kahramanmaraş'ta gittiği halk eğitim kursuyla başlayan Karakozak, mesleğin inceliklerini öğrendikten sonra atölye açtı. Karakozak, çeyizlerde sıkça kullanılan nevresim, pike, kırlent, masa örtüsü, kanaviçe ve dantel gibi ürünler diktiği iş yerini 2010'da Mersin'in Yenişehir ilçesine taşıdı. Tasarımlarını, kayınvalidesinden kalan 70 yıllık dikiş makinesiyle yapan Karakozak, müşterilerinden gelen yıpranmış ürünlerin tadilatını da gerçekleştiriyor. Atölyesinde satışa sunduğu ürünlerle çeyizleri donatmasının yanı sıra çırak ve kalfa da yetiştiren 60 yaşındaki Karakozak, kaybolmaya yüz tutmuş mesleği sürdürmesinden dolayı Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğince Ahilik Haftası'nda plaketle ödüllendirildi. - "İşim hasta olmama izin vermiyor" Evli ve 2 çocuk annesi esnaf Satı Karakozak, genç yaşta adım attığı mesleğini 43 yıldır aynı heyecanla sürdürdüğünü söyledi. İşinin, çocukluk hayali olduğunu dile getiren Karakozak, şöyle konuştu: "Meslekte bu kadar ilerleyeceğimi düşünmüyordum. Öğrencilerimle üretip, dikiyoruz. Kızım da mağaza bölümünde kendi ürünlerimizin satışını yapıyor. Atölyemde en güzel işleri kayınvalidemden kalma 70 yıllık makineyle yapıyorum. Sandıkta bekleyen kanaviçelere yeniden hayat bulduruyor, dantelleri kumaşlara geçiriyorum." Karakozak, atölyesini evi gibi gördüğünü ifade ederek, "İşim hasta olmama izin vermiyor. Yıllardır iş yerimin kapısını her açtığımda inanılmaz haz yaşıyorum. İşim, üçüncü çocuğummuş gibi hissediyorum. Buraya gelince hastalık ve sıkıntı kalmıyor." dedi. Mesleki eğitimini sürdürdüğünü dile getiren Karakozak, "Mersin'e gelince halk eğitimi kurslarına devam ettim. Usta öğreticilik belgesi aldım. Mesleki eğitim merkezlerinde öğrenci yetiştiriyorum. Yaptığım işi başkalarına aktarmak mutlu ediyor." diye konuştu.

Depremden sonra hayatı Mersin’de değişti Haber

Depremden sonra hayatı Mersin’de değişti

MERSİN(İLKHABER)- Aslen Kahramanmaraşlı olan ve bir erkek bir kız ikiz çocukları bulunan Gülay Tatar’ın yürüme engeli de bulunuyor. 7 yaşlarındaki ikizlerinden kızı Ece’nin Cerebral Palsy (CP) rahatsızlığı olduğunu ve konuşamadığını ifade eden Tatar, atölyeden sağladığı geliri aynı zamanda kızının tedavi masrafları için harcıyor. Kahramanmaraş’ta anneannesi ile birlikte yaşayan kızları Ece’ye, Gülay Tatar ve eşi Mersin’den destek veriyor. 6 Şubat depreminin hemen ardından Kahramanmaraş’tan çıkan Gülay Tatar, ilk olarak Kayseri’ye, ardından Ankara’ya ve son olarak da Mersin’e gelerek buraya yerleşti. Mersin’e yerleştikten sonra, Kahramanmaraş’ta depremden önce evinin bir odasında yaptığı mum yapımını atölye açıp sürdürmek isteyen Tatar, Yenişehir Cumhuriyet Mahallesi’nde bir mum atölyesinin sahibi oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığının özellikle girişimci kadınlara verdiği desteği ve kadınlara uygulanan pozitif ayrımcılığı duyan Tatar, destek için büyükşehir belediyesine başvuruda bulundu ve hızlı bir şekilde üretici kadın stantları ile tanışma fırsatı buldu. "Tüm zorluklara rağmen başarmak isteyen herkesin bir yerden başlayabilir" Üretici kadın stantları ile tanınırlığının arttığını, kadınlarla birlikte daha iyi işler ürettiklerini ve durumdan duyduğu memnuniyeti aktaran Tatar, tüm zorluklara rağmen, başarmak isteyen herkesin bir yerden başlayabileceğini ifade etti. Tatar, “Biz Kahramanmaraş’tan depremden sonra çıktık. Her yer yıkılmıştı ve biz Kahramanmaraş’ı terk ettik. ‘Tekrar Kahramanmaraş’a döneceğiz’ diye çıkmıştık aslında, ama 3 ay otellerde kaldık. İlk önce Kayseri’ye gittik, sonra Ankara’ya geçtik, en son Mersin’e geldik. Eşimin işinden dolayı da Mersin’e yerleştik” dedi. Kahramanmaraş’ta yaşarken evinin küçük bir odasını atölyeye çevirdiğini ve orada çalışmalar yaptığını anımsatan Tatar, bazı internet siteleri ile anlaşmalı şekilde ürünler sattığını söyledi. Mersin’e yerleştikten sonra, artı bir kazanca daha çok ihtiyaç duyduklarını aktaran Tatar, “Atölyemizi tuttuk. İlk zamanlar çok satışımız olmadı. Tam vazgeçme aşamasındayken, Vahap Bey’in kadın girişimcilere olan desteğinden bahsettiler” diye konuştu. Belediye yetkilileriyle, kadın girişimcilere destek konusunda telefonda yaptığı görüşme konusunda bir geri dönüş beklemediğini kaydeden Tatar, “Çünkü ben Kahramanmaraş’tayken de böyle görüşmeler yapmıştım ve bir sonuç alamamıştım. Fakat burada, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığından beni aradılar ve destek konusunda yardımcı olabileceklerini söylediler. Atölyeye geldiler. Burayı ve yaptığımız işleri gördüler. Sonrasında bir anda bir oluşumun içerisinde buldum kendimi” ifadelerini kullandı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde ilk kez katıldığı standın bir AVM olduğunu ve burada çok güzel satışlar yaptığını belirten Tatar, “O ilk stantta çok güzel satışlar ve geri dönüşler aldık. Sonrasında da stantlar devam etti. Orada çok güzel üreticilerle tanıştım. Yani ben bir yerde kendimi çalışıyor gibi hissediyorum şu anda. Bir yerde çalıştığınızda aylık yatacak garantisini biliyorsunuz ya, kendi işinizde öyle değil. Kendimi sanki bir yerde çalışıyormuş, garanti bir param gelecekmiş gibi hissediyorum. Çünkü gerçekten bu olanak bize sağlanıyor” dedi. “Şu anda çok büyük, çok güzel bir ailenin içindeyim” Kahramanmaraş’tan Mersin’e geldikten sonra başlarda çok yalnız hissettiğini ifade eden Tatar, “O yalnızlık hissi çok kötüydü. Burada tanıdığım kimse yoktu çünkü. Büyükşehir belediyesi bu konuda da beni hiç yalnız bırakmadı. Sonrasında da kadın stantlarında tanıştığım herkes benden telefon numarası, adres istediler ve sürekli yanımdalar. O yalnızlık hissinden kurtuldum. Meral Hanım ile tanıştığımızda ‘Kendinizi yalnız hissetmeyin, biz varız’ demişti. Bunu söylem olarak belki birçok insan söylüyordu, ama dokunaklı ve gözlerinizin içine bakarak söylenmesi çok ayrı. O sıcaklığı ben, belediye ekibinden gelen herkeste de hissettim. Yalnızlığımdan kurtuldum, kendimi güvende hissettim. Bu çok önemli bence. Şu anda çok büyük, çok güzel bir ailenin içindeyim” şeklinde konuştu. Hem engelli bir birey hem de engelli bir bireyin annesi olduğunu vurgulayan Tatar, “Ben üretmeye devam edeceğim. Bence herkesin de üretmeye devam etmesi gerekiyor. Çünkü bir köşede beklemekle olmuyor, olmamalı da. Herkes her şeyi yaşıyor. Deprem oldu, kıyametler koptu, çok acıydı, çok fazla kayıp verdik ama hayat devam ediyor. Yeni bir güne başladık ve devam etmek zorundayız” dedi.

Antalya'nın kültürel zenginliği "Barak kilimi" turizmle buluşacak Haber

Antalya'nın kültürel zenginliği "Barak kilimi" turizmle buluşacak

ANTALYA (AA) - TALİP DEMİRCİ - Antalya'da üretimi durma noktasına gelen "Barak kilimi" dokumacılığı Kaş ilçesinde hazırlanan "Yöresel Ürünler Turizmle Buluşuyor" projesi kapsamında yeniden canlandırılıyor. Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı, eski adı Yayla Barak olan Yeşilbarak ile eski adı Sahil Barak olan Boğazcık Mahallelerine yaklaşık 300 yıl önce Gaziantep'ten göç eden vatandaşlar, evlerine kurdukları dokuma tezgahlarında kilim, seccade, yolluk, heybe gibi barak ürünleri dokumaya başladı. Teknolojik gelişmeler ve şehir merkezine göçle zamanla unutulmaya yüz tutan el işi göz nuru bu el sanatının yaşatılması için Kaş Belediyesinin öncülüğünde çalışma başlatıldı. Belediyenin hazırladığı "Yöresel Ürünler Turizmle Buluşuyor" projesine alınan Barak kilimi dokumacılığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından yürütülen Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Kaş Belediyesince tadilatı yapılan Boğazcık Mahallesi'ndeki eski okul binası sosyal yaşam alanına dönüştürüldü. Kaş Halk Eğitim Merkezi ve Orman İşletme Şefliği Odun Dışı Hizmetler Şube Müdürlüğü ile de işbirliği içinde hareket edilen projede geleneksel dokumacılığı yaşatarak aile bütçelerine katkı sağlamak isteyen gönüllü kadınlar yer aldı. İlçe merkezine yaklaşık 75 kilometre uzaklıktaki kırsal mahallede yaşayan kadınlar sayesinde geleneksel dokuma tezgahlarından yeniden ses gelmeye başladı. Tezgahların başına geçen kadınların üretimi Barak kilimleri kentin turizmine kazandırılacak. - "Kalkan Mahallesi'nde teşhir alanı kurulacak" Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, AA muhabirine, Barak kiliminin kültürel zenginliğin parçası olduğunu söyledi. İnce işçilik isteyen bu zenginliği gelecek kuşaklara taşımak istediklerini aktaran Ulutaş, "Kök boya ile renklendirilen koyun yünü iplerle el emeği göz nuru kilimler dokunuyor. Bu zenginliğimizi geleceğe taşımak istiyoruz. Proje sayesinde kültürümüzü yaşatırken köyümüze de bir gelir, istihdam sağlanmış olacak." dedi. Proje kapsamında Kaş ilçe merkezinde Kalkan Mahallesi'nde teşhir alanı kurulacağını aktaran Ulutaş, ürünlerini burada sergileme imkanı bulacak kadınların, turistlere satış da yapabileceğini bildirdi. - "Kilim dokumayı atalarımdan öğrendim" Boğazcık Mahallesi'nde Barak kilimi dokuyan Fatma Çalışkan, çocukluğunda geleneksel dokumanın yaygın olduğunu ifade etti. Geleneksel dokuma tezgahlarının yeniden can bulmasından memnun olduğunu dile getiren Çalışkan, "Dokuma yapmayı atalarımdan öğrendim. Belediyemizin açtığı atölyede bu el sanatını yaşatmaya başladık. Eskiden köyümüz için çok önemli bir geçim kaynağı olan barak kilimini yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Aynı zamanda bu el sanatının unutulmamasını, gelecek nesillere miras kalmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı. - Yapağıdan dokuma tezgahına Koyundan kırkılan yün (yapağı) yıkanarak, güneşte kurutuluyor. Ayrıştırılan bu yün, kirmende (pamuk eğirmeye yarayan, tahtadan yapılmış bir tür iğ) eğrilerek, iplik haline getiriliyor. Elde edilen ip yumakları, kazanlarda boyanıyor. Boyama işlemi sırasında doğal bitkiler (çörtük, nar kabuğu, soğan kabuğu, indigo, kök, cehri, ceviz, muhabbet çiçeği) kullanılıyor. Renklendirilen iplikler dokuma tezgahlarına aktarılarak yöre kadınları tarafından ilmek ilmek dokunuyor ve Barak kilimine dönüştürülüyor. Çoğunlukla iki yüzü de kullanılan, kendine has renk ve desenlere sahip Barak kiliminin Türkmen, biçkili, aykırı biçkili, çengelli, yelekli, ürkütme yelekli, koca yanışlı olmak üzere yedi çeşidi bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.