#atölye

İLKHABER-Gazetesi - atölye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, atölye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası Haber

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası

Yusuf Altunay Kültür Sanat Çarşısı, bu kez fırçaların ciddiyetini tebessümle buluşturan keyifli bir ana ev sahipliği yaptı. Resim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ahmet Bostancı ile Yusuf Altunay, çarşıdaki atölyelerinde sürdürdükleri yoğun üretim temposuna kısa bir ara vererek birbirlerinin karikatürlerini çizdi. Sanatçıların atölye ortamında gerçekleştirdiği bu yaratıcı buluşma, izleyenlere sanatın yalnızca disiplinli ve yoğun bir süreçten ibaret olmadığını, aynı zamanda eğlenceli, paylaşımcı ve insana iyi gelen bir yönü bulunduğunu gösterdi. Ortaya çıkan karikatürler, sanatçıların birbirlerine bakışını mizahi bir dille yansıtırken, samimi anlar çarşı ziyaretçilerinin de ilgisini çekti. Gün boyunca atölyeleri ziyaret eden sanatseverler, hem sanatçıların üretim sürecine tanıklık etme fırsatı buldu hem de çarşının yaşayan ve dinamik yapısını yakından hissetti. Bu renkli etkinlik, Kültür Sanat Çarşısı’nın yalnızca sergilerin değil, aynı zamanda etkileşimli ve üretken sanat buluşmalarının da merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sanatla mizahı bir araya getiren bu kısa mola, sanatçılar arasındaki dostluğu pekiştirirken, çarşıya gelen ziyaretçilere de yüzlerde gülümseme bırakan anlar yaşattı. Etkinlik, sanatın birleştirici gücünü ve gündelik hayatın temposu içinde moral kaynağı olabileceğini gözler önüne serdi. Usta sanatçılar, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Sanat çoğu zaman ciddi bir emek gerektiriyor ama mizah da bu sürecin önemli bir parçası. Birbirimizi karikatürize etmek hem keyifliydi hem de yaratıcılığımızı besledi. Atölyede gülerek üretmek hem bize hem de burayı ziyaret eden sanatseverlere iyi geldi. Sanatın insanları bir araya getiren ve mutlu eden gücünü bu anlarda daha net hissediyoruz.”

Bursa'da 'Sanatın İyileştirici Gücü' atölyesiyle kanser hastaları baharın renkleriyle umudu inşa ediyor Haber

Bursa'da 'Sanatın İyileştirici Gücü' atölyesiyle kanser hastaları baharın renkleriyle umudu inşa ediyor

1 -7 Nisan Kanser Haftası sebebiyle Medicana Bursa Hastanesi ve Kanserle Savaş Derneği iş birliği ile düzenlenen sanat atölyesine kanser tedavisi gören hastalar ve yakınları ilgi gösterdi. 'Sanatın İyileştirici Gücü' adı altında yapılan atölyede buluşan hastalar, baharın, umudun ve canlılığın sembolü olan mevsim çiçekleriyle tasarımlar yaparak farklı bir güne imza attı. Gördükleri tedavi sürecinden bir nebze olsun uzak kalan hastalar, sanatın kendilerine iyi geldiğini dile getirdi. "Kanser korkulacak bir hastalık değildir" Erken teşhiste kanser tedavisinin daha başarılı sonuçlara ulaşabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, “Biz kanseri tedavi ederken, sosyal hayatın devam etmesi, moralin yüksek olması, aile hayatının bozulmaması ve sağlıklı tedavi sürecinin devam edebilmesi için hastaların her yönüyle hayatın içerisinde olmasını istiyoruz. Bütün bu hastaların kendi çabalarıyla, neye yetenekleri varsa, her şeyi yapabileceklerini göstermeleri gerekiyor. Kanser, korkulacak bir hastalık değildir. Kanser hastalarına tanı konulduğunda ve tedavinin ilerleyen dönemlerinde ister istemez endişe ve kaygı bütün hastalarda mevcut. Sadece derecesi ve düzeyi farklı olmakta. Bu tarz durumlarda psikiyatrı uzmanları, psikologlar ile çalışmaktayız. Ama bazen sadece uzman desteği almak yeterli olmuyor. Tabi ki yapılan sosyal faaliyetlerin hastaya çok büyük katkısı var. Biz Medicana’da kendi ünitemizde bu tarz sosyal faaliyetlere önem veriyoruz. Hastaların mutlaka sosyal etkinliklerde bulunabildiği kadar yer almasını istiyoruz. Bu hastaların hem sosyalleşmesini hem de kendine olan özgüvenlerini arttırıyor. Aynı zamanda hastalık sürecinde endişe ve kaygıları azalıyor. Hem kendi hayatlarında hem de aile hayatında pozitif etkiler oluyor. Mümkün olduğu kadar hayatta mutlu olabilmek adına çalışmalıyız, güzel işlerle uğraşmalıyız ve kendimizi mutlu etmeliyiz” diye konuştu. Sanatın iyileştirici gücü Hastalara destek olmak hedefiyle psikolojik yardım da veren Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz ise “1-7 Nisan tarihleri arası Türkiye’de kanser haftası etkinleri düzenleniyor. Hastaların yapacağı aktivitelerden geri kalmaması için planlanan programlar çok önemli. Kanser dediğimizde bile insanlarda çok büyük endişe ve endişe oluşturabiliyor. İnsanlar kanser adını duyduğunda ruhsal olarak bir çöküntü içine giriyorlar. Fiziksel görünüşündeki değişikler, iş gücü kaybı, eğitimlerini bırakmaları ve çocuklarına bakmakta zorlanmalar kişilerde ciddi bir kayıp oluşturuyor. Bu kayıpla beraber daha çok mutsuz hissetme, geleceğe dair endişeli hissetme hem kendisi hem de sevdikleri için oldukça yorucu bir süreç oluyor. Ama bu süreçte biz psikiyatri hekimleri olarak hem psikoterapilerde hem de ilaç tedavileriyle aslında yaşadıkları bu zorlu süreçte kişilere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çünkü birçok inanışa göre üzülmemek, düşünmemek lazım deniyor. Ama böyle zorlayıcı bir durumda da üzülmüyor ve düşünmüyor olmak çokta mümkün değil. Kişilerdeki kayıpla beraber endişelerin olması aslında bir yere kadar olabilir. Çünkü bulunduğu konumu kaybeden ve geleceğiyle ilgili endişe eden bir insanın bu tarzda duygularını nasıl dışa vuracağını iyi tartması gerekiyor. O yüzden ruhsal destek oldukça önemli. Kanser tedavisi oldukça ilerlemiş durumda. İnsanların yaşam kalitesi eskisine göre iyi. Tedavi bittikten sonra hastalığım bir daha tekrarlar mı düşüncesi hastalardaki endişeyi arttırabiliyor. Bizim burada yaptığımız şey kişiler iyi olduktan sonra bile onlara bu ruhsal desteği devam ettirmek. Düzenli olarak psikoterapi ve ilaç takiplerinin aslında psikiyatri hastalarında tedaviye iyi geleceği etkisi olduğu gösterilmiş. Hastalar ilaç kullanacağım, psikiyatriye geleceğim kemoterapiye bir zararı olur mu diye düşünüyor. Ama herhangi bir zararı olmadığı aksine faydası olduğu gözlenmiş" dedi. “Kanser hastaları asla pes etmemeli” Hastalığını kabullenip hayata pozitif bakmayı öğrendiğini söyleyen hastalar ise, “Hastalığımı geçen sene mayıs ayında kendimi muayene ederken fark ettim. Hemen doktorumla görüştüm. Gerekli teşhisler yapıldıktan sonra Hemen kemoterapiye başlandı. Çok hızlı ilerledik. İlk süreçte alışma dönemi yaşadım. Kendimi her iyi hissettiğim gün normal rutinimi bozmamaya gayret ettim. Bu bana enerji ve motivasyon verdi. Sürekli geçecek olduğunu düşünerek motive oldum. Ve şu anda oldukça ilerlemiş en sıkıntılı kısımları geride kalmış olarak buradayım. Etkinlikler insanın motivasyonunu çok yükseltiyor. Bir şeyler üretmek, çaba göstermek, yeni ürünler ortaya çıkarmak insanın kötü anları unutmasını sebep oluyor. Ve daha pozitif bir alanda kalıyorsunuz bu da tedavinin daha sonraki aşamaları için enerjinizi yükseltiyor" şeklinde konuştu. "Sevgi paylaştıkça çoğalır" Bursa Kanserle Savaş Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Özkurt ise, "Bugün de hem baharın gelişi hem de hastalarımızla birlikte bahar çiçeği yapıp farklı bir ortamı paylaşalım istedik. Ev sahipliği için de Medicana’ya teşekkür ediyoruz. Bu tarz sosyal sorumluluk projeleri içinde olmak bizi gururlandırıyor. Sevgi paylaştıkça çoğalır, dertler ise paylaşıldıkça azalır. Hastalarımız ile bu mücadele için birlikteyiz” dedi.

Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar etkinliklerle eğleniyor Haber

Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar etkinliklerle eğleniyor

Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen festivalin son ayağı Antalya Kültür Yolu Festivali'nde çocuklar da unutulmadı. Dokumapark ve Konyaaltı Beach Park'ta kurulan etkinlik alanlarında çocuklar yarışma, gezici kütüphane, açık alan oyunları ve panayır etkinliklerinin yanı sıra tiyatro, akrobasi, sihirbazlık, stand-up ve sevilen çizgi film karakterlerinin gösterilerine katılıyor. Kentin çeşitli noktalarında ise çocukların eğlenerek öğrenebilecekleri zeka oyunları, bilim, edebiyat gibi eğitici atölye çalışmaları ve yazarlarla söyleşi programları yapılıyor. "Çocuk etkinlikleri Kültür Yolu Festivallerinin parlayan yıldızı oldu" Kültür Yolu Festivali Çocuk ve Sokak Etkinlikleri Koordinatörü Kerem Yılmaz, AA muhabirine, çocuk etkinliklerine ilginin oldukça yoğun olduğunu söyledi. Çocuklar için oluşturulan festival alanlarının 15.00-19.00 arasında ziyaret edilebildiğini belirten Yılmaz, "Alanlarımızda oyun grupları, parkur alanları, el becerilerini geliştirebilecekleri atölyeler ve sahne etkinlikleri yapılıyor. Akşam saatlerinde ise çocukların sevdikleri çizgi filmlerin sahne gösterimler gerçekleştiriliyor. Etkinlik alanlarımızla ilgili çok iyi tepkiler aldık. Çocuklar ve aileler çok ilgi gösteriyor. Çocuk etkinlikleri festivallerin parlayan yıldızı oldu." dedi. Yılmaz, alanlarda çocukların gelişimine katkı sunacak etkinliklere de yer verdiklerini vurguladı. Dokuma Park ve Konyaaltı Beach Park'ta kurulan etkinlik alanları yoğun ilgi dolayısıyla, ara tatili de kapsayacak şekilde 19 Kasım'a kadar açık kalacak.

Aile yadigarı dikiş makinesiyle yaptığı ürünlerle 43 yıldır çeyizleri süslüyor Haber

Aile yadigarı dikiş makinesiyle yaptığı ürünlerle 43 yıldır çeyizleri süslüyor

MERSİN (İLKHABER) - El işçiliğine 1980'de Kahramanmaraş'ta gittiği halk eğitim kursuyla başlayan Karakozak, mesleğin inceliklerini öğrendikten sonra atölye açtı. Karakozak, çeyizlerde sıkça kullanılan nevresim, pike, kırlent, masa örtüsü, kanaviçe ve dantel gibi ürünler diktiği iş yerini 2010'da Mersin'in Yenişehir ilçesine taşıdı. Tasarımlarını, kayınvalidesinden kalan 70 yıllık dikiş makinesiyle yapan Karakozak, müşterilerinden gelen yıpranmış ürünlerin tadilatını da gerçekleştiriyor. Atölyesinde satışa sunduğu ürünlerle çeyizleri donatmasının yanı sıra çırak ve kalfa da yetiştiren 60 yaşındaki Karakozak, kaybolmaya yüz tutmuş mesleği sürdürmesinden dolayı Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğince Ahilik Haftası'nda plaketle ödüllendirildi. - "İşim hasta olmama izin vermiyor" Evli ve 2 çocuk annesi esnaf Satı Karakozak, genç yaşta adım attığı mesleğini 43 yıldır aynı heyecanla sürdürdüğünü söyledi. İşinin, çocukluk hayali olduğunu dile getiren Karakozak, şöyle konuştu: "Meslekte bu kadar ilerleyeceğimi düşünmüyordum. Öğrencilerimle üretip, dikiyoruz. Kızım da mağaza bölümünde kendi ürünlerimizin satışını yapıyor. Atölyemde en güzel işleri kayınvalidemden kalma 70 yıllık makineyle yapıyorum. Sandıkta bekleyen kanaviçelere yeniden hayat bulduruyor, dantelleri kumaşlara geçiriyorum." Karakozak, atölyesini evi gibi gördüğünü ifade ederek, "İşim hasta olmama izin vermiyor. Yıllardır iş yerimin kapısını her açtığımda inanılmaz haz yaşıyorum. İşim, üçüncü çocuğummuş gibi hissediyorum. Buraya gelince hastalık ve sıkıntı kalmıyor." dedi. Mesleki eğitimini sürdürdüğünü dile getiren Karakozak, "Mersin'e gelince halk eğitimi kurslarına devam ettim. Usta öğreticilik belgesi aldım. Mesleki eğitim merkezlerinde öğrenci yetiştiriyorum. Yaptığım işi başkalarına aktarmak mutlu ediyor." diye konuştu.

Depremden sonra hayatı Mersin’de değişti Haber

Depremden sonra hayatı Mersin’de değişti

MERSİN(İLKHABER)- Aslen Kahramanmaraşlı olan ve bir erkek bir kız ikiz çocukları bulunan Gülay Tatar’ın yürüme engeli de bulunuyor. 7 yaşlarındaki ikizlerinden kızı Ece’nin Cerebral Palsy (CP) rahatsızlığı olduğunu ve konuşamadığını ifade eden Tatar, atölyeden sağladığı geliri aynı zamanda kızının tedavi masrafları için harcıyor. Kahramanmaraş’ta anneannesi ile birlikte yaşayan kızları Ece’ye, Gülay Tatar ve eşi Mersin’den destek veriyor. 6 Şubat depreminin hemen ardından Kahramanmaraş’tan çıkan Gülay Tatar, ilk olarak Kayseri’ye, ardından Ankara’ya ve son olarak da Mersin’e gelerek buraya yerleşti. Mersin’e yerleştikten sonra, Kahramanmaraş’ta depremden önce evinin bir odasında yaptığı mum yapımını atölye açıp sürdürmek isteyen Tatar, Yenişehir Cumhuriyet Mahallesi’nde bir mum atölyesinin sahibi oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığının özellikle girişimci kadınlara verdiği desteği ve kadınlara uygulanan pozitif ayrımcılığı duyan Tatar, destek için büyükşehir belediyesine başvuruda bulundu ve hızlı bir şekilde üretici kadın stantları ile tanışma fırsatı buldu. "Tüm zorluklara rağmen başarmak isteyen herkesin bir yerden başlayabilir" Üretici kadın stantları ile tanınırlığının arttığını, kadınlarla birlikte daha iyi işler ürettiklerini ve durumdan duyduğu memnuniyeti aktaran Tatar, tüm zorluklara rağmen, başarmak isteyen herkesin bir yerden başlayabileceğini ifade etti. Tatar, “Biz Kahramanmaraş’tan depremden sonra çıktık. Her yer yıkılmıştı ve biz Kahramanmaraş’ı terk ettik. ‘Tekrar Kahramanmaraş’a döneceğiz’ diye çıkmıştık aslında, ama 3 ay otellerde kaldık. İlk önce Kayseri’ye gittik, sonra Ankara’ya geçtik, en son Mersin’e geldik. Eşimin işinden dolayı da Mersin’e yerleştik” dedi. Kahramanmaraş’ta yaşarken evinin küçük bir odasını atölyeye çevirdiğini ve orada çalışmalar yaptığını anımsatan Tatar, bazı internet siteleri ile anlaşmalı şekilde ürünler sattığını söyledi. Mersin’e yerleştikten sonra, artı bir kazanca daha çok ihtiyaç duyduklarını aktaran Tatar, “Atölyemizi tuttuk. İlk zamanlar çok satışımız olmadı. Tam vazgeçme aşamasındayken, Vahap Bey’in kadın girişimcilere olan desteğinden bahsettiler” diye konuştu. Belediye yetkilileriyle, kadın girişimcilere destek konusunda telefonda yaptığı görüşme konusunda bir geri dönüş beklemediğini kaydeden Tatar, “Çünkü ben Kahramanmaraş’tayken de böyle görüşmeler yapmıştım ve bir sonuç alamamıştım. Fakat burada, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığından beni aradılar ve destek konusunda yardımcı olabileceklerini söylediler. Atölyeye geldiler. Burayı ve yaptığımız işleri gördüler. Sonrasında bir anda bir oluşumun içerisinde buldum kendimi” ifadelerini kullandı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde ilk kez katıldığı standın bir AVM olduğunu ve burada çok güzel satışlar yaptığını belirten Tatar, “O ilk stantta çok güzel satışlar ve geri dönüşler aldık. Sonrasında da stantlar devam etti. Orada çok güzel üreticilerle tanıştım. Yani ben bir yerde kendimi çalışıyor gibi hissediyorum şu anda. Bir yerde çalıştığınızda aylık yatacak garantisini biliyorsunuz ya, kendi işinizde öyle değil. Kendimi sanki bir yerde çalışıyormuş, garanti bir param gelecekmiş gibi hissediyorum. Çünkü gerçekten bu olanak bize sağlanıyor” dedi. “Şu anda çok büyük, çok güzel bir ailenin içindeyim” Kahramanmaraş’tan Mersin’e geldikten sonra başlarda çok yalnız hissettiğini ifade eden Tatar, “O yalnızlık hissi çok kötüydü. Burada tanıdığım kimse yoktu çünkü. Büyükşehir belediyesi bu konuda da beni hiç yalnız bırakmadı. Sonrasında da kadın stantlarında tanıştığım herkes benden telefon numarası, adres istediler ve sürekli yanımdalar. O yalnızlık hissinden kurtuldum. Meral Hanım ile tanıştığımızda ‘Kendinizi yalnız hissetmeyin, biz varız’ demişti. Bunu söylem olarak belki birçok insan söylüyordu, ama dokunaklı ve gözlerinizin içine bakarak söylenmesi çok ayrı. O sıcaklığı ben, belediye ekibinden gelen herkeste de hissettim. Yalnızlığımdan kurtuldum, kendimi güvende hissettim. Bu çok önemli bence. Şu anda çok büyük, çok güzel bir ailenin içindeyim” şeklinde konuştu. Hem engelli bir birey hem de engelli bir bireyin annesi olduğunu vurgulayan Tatar, “Ben üretmeye devam edeceğim. Bence herkesin de üretmeye devam etmesi gerekiyor. Çünkü bir köşede beklemekle olmuyor, olmamalı da. Herkes her şeyi yaşıyor. Deprem oldu, kıyametler koptu, çok acıydı, çok fazla kayıp verdik ama hayat devam ediyor. Yeni bir güne başladık ve devam etmek zorundayız” dedi.

Antalya'nın kültürel zenginliği "Barak kilimi" turizmle buluşacak Haber

Antalya'nın kültürel zenginliği "Barak kilimi" turizmle buluşacak

ANTALYA (AA) - TALİP DEMİRCİ - Antalya'da üretimi durma noktasına gelen "Barak kilimi" dokumacılığı Kaş ilçesinde hazırlanan "Yöresel Ürünler Turizmle Buluşuyor" projesi kapsamında yeniden canlandırılıyor. Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı, eski adı Yayla Barak olan Yeşilbarak ile eski adı Sahil Barak olan Boğazcık Mahallelerine yaklaşık 300 yıl önce Gaziantep'ten göç eden vatandaşlar, evlerine kurdukları dokuma tezgahlarında kilim, seccade, yolluk, heybe gibi barak ürünleri dokumaya başladı. Teknolojik gelişmeler ve şehir merkezine göçle zamanla unutulmaya yüz tutan el işi göz nuru bu el sanatının yaşatılması için Kaş Belediyesinin öncülüğünde çalışma başlatıldı. Belediyenin hazırladığı "Yöresel Ürünler Turizmle Buluşuyor" projesine alınan Barak kilimi dokumacılığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından yürütülen Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Kaş Belediyesince tadilatı yapılan Boğazcık Mahallesi'ndeki eski okul binası sosyal yaşam alanına dönüştürüldü. Kaş Halk Eğitim Merkezi ve Orman İşletme Şefliği Odun Dışı Hizmetler Şube Müdürlüğü ile de işbirliği içinde hareket edilen projede geleneksel dokumacılığı yaşatarak aile bütçelerine katkı sağlamak isteyen gönüllü kadınlar yer aldı. İlçe merkezine yaklaşık 75 kilometre uzaklıktaki kırsal mahallede yaşayan kadınlar sayesinde geleneksel dokuma tezgahlarından yeniden ses gelmeye başladı. Tezgahların başına geçen kadınların üretimi Barak kilimleri kentin turizmine kazandırılacak. - "Kalkan Mahallesi'nde teşhir alanı kurulacak" Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, AA muhabirine, Barak kiliminin kültürel zenginliğin parçası olduğunu söyledi. İnce işçilik isteyen bu zenginliği gelecek kuşaklara taşımak istediklerini aktaran Ulutaş, "Kök boya ile renklendirilen koyun yünü iplerle el emeği göz nuru kilimler dokunuyor. Bu zenginliğimizi geleceğe taşımak istiyoruz. Proje sayesinde kültürümüzü yaşatırken köyümüze de bir gelir, istihdam sağlanmış olacak." dedi. Proje kapsamında Kaş ilçe merkezinde Kalkan Mahallesi'nde teşhir alanı kurulacağını aktaran Ulutaş, ürünlerini burada sergileme imkanı bulacak kadınların, turistlere satış da yapabileceğini bildirdi. - "Kilim dokumayı atalarımdan öğrendim" Boğazcık Mahallesi'nde Barak kilimi dokuyan Fatma Çalışkan, çocukluğunda geleneksel dokumanın yaygın olduğunu ifade etti. Geleneksel dokuma tezgahlarının yeniden can bulmasından memnun olduğunu dile getiren Çalışkan, "Dokuma yapmayı atalarımdan öğrendim. Belediyemizin açtığı atölyede bu el sanatını yaşatmaya başladık. Eskiden köyümüz için çok önemli bir geçim kaynağı olan barak kilimini yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Aynı zamanda bu el sanatının unutulmamasını, gelecek nesillere miras kalmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı. - Yapağıdan dokuma tezgahına Koyundan kırkılan yün (yapağı) yıkanarak, güneşte kurutuluyor. Ayrıştırılan bu yün, kirmende (pamuk eğirmeye yarayan, tahtadan yapılmış bir tür iğ) eğrilerek, iplik haline getiriliyor. Elde edilen ip yumakları, kazanlarda boyanıyor. Boyama işlemi sırasında doğal bitkiler (çörtük, nar kabuğu, soğan kabuğu, indigo, kök, cehri, ceviz, muhabbet çiçeği) kullanılıyor. Renklendirilen iplikler dokuma tezgahlarına aktarılarak yöre kadınları tarafından ilmek ilmek dokunuyor ve Barak kilimine dönüştürülüyor. Çoğunlukla iki yüzü de kullanılan, kendine has renk ve desenlere sahip Barak kiliminin Türkmen, biçkili, aykırı biçkili, çengelli, yelekli, ürkütme yelekli, koca yanışlı olmak üzere yedi çeşidi bulunuyor.

Depremzede kadınlar, depremin izlerini silmeye çalışıyor Haber

Depremzede kadınlar, depremin izlerini silmeye çalışıyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, deprem bölgesindeki kadınların hayatlarını yeniden inşa etmeleri, yıkımın olumsuz etkilerinden kurtulmaları, sosyal ve ekonomik yönden güçlenmeleri için yeni hizmet birimleri oluştururken, girişimci kadınlara da destek oluyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, depremzede kadınların hızlıca hayatlarını yeniden kurmaları, rehabilite olmaları ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaları için çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede ülkemizin dört bir yanından gelen kadın kooperatiflerinin desteği ile Gaziantep’te 2, Kahramanmaraş’ta 2, Adıyaman ve Malatya’da 1’er tane olmak üzere çadır ve konteyner kentlerde toplamda 6 iş atölyesi açtı. Böylelikle kadınların ekonomik anlamda teşvik edilmesi planlanıyor. İş atölyelerine çarşaf, yastık kılıfı, tişört gibi acil ihtiyaçların üretilmesi için dikiş makinesi, halı, kilim tezgahları yerleştirildi. Örgü, takı tasarımı, ahşap boyama ve ebru alanları oluşturuldu. Bu atölyelerde usta öğreticiler eşliğinde dikiş nakış öğrenen kadınlar, diğer depremzedelerin ihtiyaçlarını da karşılayarak onlara destek oluyor. İş atölyelerindeki eğitimlere katılan kadınlar hem becerilerini geliştiriyor hem de depremin olumsuz etkilerinden kurtuluyor. Bu zamana kadar yaklaşık 2 bin 500 depremzede kadın iş atölyelerine katılarak diğer depremzedeler yararına da katkı sağladı. Bakanlık tarafından ayrıca, iş atölyeleri ile depremden etkilenen illere yakın aktif kadın kooperatifleri eşleştirildi. Bu sayede orta ve uzun vadede hem üretim kapasitelerinin artırılması hem de kadınların ekonomik anlamda teşvik edilmesi planlanıyor. Depremden etkilenen kadın kooperatiflerinin desteklenmesine yönelik iş birliği öte yandan deprem bölgesinde bulunan tüm kadın kooperatifleri ile iletişim kurularak deprem sonrası mevcut durumları değerlendirildi, ihtiyaçları tespit edildi. Bu çerçevede ilgili birimlerle koordinasyon sağlanarak kadın kooperatiflerinin ellerinde bulunan ürünlerin satışı sağlanıyor. Ayrıca Bakanlık, deprem bölgelerinde bulunan ve olumsuz etkilenen kadın kooperatiflerinin desteklenmesine yönelik özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürütüyor. Depremzede anneler için bebek bakım odası Bakanlık, depremzede annelerin bebeğini emzirebileceği, altını değiştirebileceği, çocuk bezi, ıslak mendil gibi temel ihtiyaç malzemelerinin olduğu, anne ile bebeğin mahremiyetinin korunabildiği ortak alanların oluşturulmasını planladı.

Kadın esnafın atölyesindeki dikiş makineleri, depremzedeler için durmaksızın çalışıyor Haber

Kadın esnafın atölyesindeki dikiş makineleri, depremzedeler için durmaksızın çalışıyor

ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Antalya'da, hayırsever kadın esnafın tekstil atölyesindeki dikiş makineleri, depremin ilk gününden beri vardiyalı olarak afetzedeler için çalışıyor.Muratpaşa ilçesi Üçgen Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi'ndeki butiğin sahibi, 2 çocuk annesi Esma Çelik, iki yıl önce kadınların istihdamına katkı sunmak için tekstil atölyesi kurdu.Burada 6 kadına istihdam sağlayan Çelik, depremin ilk saatlerinden itibarın afetzedelere destek olmak için çalışanlarıyla polardan battaniye, ceket, tulum üretimine başladı.Gece saatlerinde de üretimin devam ettiği atölyede yapılan 3 bin polar battaniye, tulum ve ceket, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) koordinesinde afetzedeler için deprem bölgelerine ulaştırıldı.Üretimin hız kesmeden vardiyalı olarak sürdüğü ve şu ana kadar 15 bin parçanın üretildiği atölyede, Antalya'da konaklayan depremzedelerin de ihtiyaçlarına destek olunuyor.Hayırsever esnaf Çelik, AA muhabirine, asrın felaketinin yaşandığı ilk günden bu yana atölyelerini depremzedelere adadıklarını söyledi.- "Dönüşümlü çalışmaya başladık"Afetzedelerin soğuktan bir nebze korunmalarına katkı sunmak istediklerini dile getiren Çelik, "Depremin ilk gününden beri dikiş makinelerimizin motoru susmadı, hep çalıştık. Sonra vardiya usulü dönüşümlü çalışmaya başladık. İlk 8-9 gün kendi evime hiç gitmedim, çocuklarımı görmedim. Gittiğimde de çocuklarımın üzerini ağlayarak örttüm. Çünkü sıcak evde bile ben onları korumaya çalışırken dışarıdaki anneler hep aklıma geldi." diye konuştu.Genç ASKON disiplin kurulu başkanı da olan Çelik, şöyle devam etti:"Kadınlarımız gece de çalışmalarını sürdürdü. İlk hafta müşterilerimiz, arkadaşlarımız olsun 'Dikiş bilmiyoruz ama destek olmak istiyoruz.' dediler. Paketlemeye, taşımaya, iplik ayırmaya destek oldular. Bu bizi çok mutlu etti. Bu felaketi hep birlikte atlatacağız, el ele omuz omuza vereceğiz, vatanımıza, milletimize birlikte sahip çıkacağız. Gönüllülerimizin desteğini görmek beni gerçekten mutlu etti. Depremzedelerimizin bu saatten sonra daha fazla ihtiyaçları var. Maddi, manevi sürekli yanlarında olmamız gerekiyor."Çelik, desteklerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.- "Yanlarında olduğumuzu hissetsinler istiyoruz"Atölyede çalışan 48 yaşındaki Fatime Yılmaz ise tüm depremzedelere "geçmiş olsun" dileklerini ileterek, afetzedeler için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını anlattı.Gece saatlerinde de çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, "Dikiş makinesinin başından saatlerce hiç kalkmadığımız oldu. Çocuklarımızı yakınlarımıza bırakıp çalıştık." dedi.Mehtap Taşcan da bazı yakınlarının deprem bölgesinde olduğunu belirterek, "Polardı battaniyeydi, hepsini dikiyoruz. Atölyede çalışıyoruz. İlk günlerde atölyede geceyi geçirdik, yeri geldi yemedik içmedik." ifadelerini kullandı.Ayşegül Aksu, depremin ilk gününden bu yana çalıştıklarını vurgulayarak, "Sabahlara kadar çalıştığımız çok oldu. Depremzedeler için polardan ceketler, çocuklarımız için tulumlar, battaniyeler dikmeye devam ediyoruz. Yanlarında olduğumuzu hissetsinler istiyoruz." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.