#Avrupa Birliği

İLKHABER-Gazetesi - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Von der Leyen: ABD’nin ilave gümrük vergileri hata, AB birlik içinde yanıt verecek Haber

Von der Leyen: ABD’nin ilave gümrük vergileri hata, AB birlik içinde yanıt verecek

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD'nin Avrupalı ülkelere yönelik ilave gümrük vergisi kararının bir hata olduğunu belirtti. Von der Leyen, İsviçre'nin Davos kasabasında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) konuştu. Grönland'a ilişkin gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunan von der Leyen, Arktik bölgesinin güvenliği konusunda Avrupa'nın çok kararlı bir tutum sergilediğini, aynı zamanda bu konuda ABD ile aynı hedefleri paylaştıklarını ifade etti. "İLAVE GÜMRÜK VERGİLERİ HATADIR" Von der Leyen, "Arktik güvenliğinin ancak birlikte sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle özellikle uzun yıllara dayanan müttefikler arasında önerilen ilave gümrük vergileri bir hatadır. AB ile ABD, geçen temmuz ayında ticaret anlaşması üzerinde mutabakata varmıştır. Siyasette de iş dünyasında olduğu gibi, anlaşma anlaşmadır. Dostlar el sıkıştığında bunun bir anlamı olmalıdır." uyarısında bulundu. ABD'nin adil olmayan adımlarının tarafları bir sarmala sürüklemesinin "hasımlara hizmet" edeceğini kaydeden von der Leyen, "Bu nedenle vereceğimiz yanıt sarsılmaz, birlik içinde ve orantılı olacaktır." vurgusunu yaptı. ARKTİK GÜVENLİĞİNİ MERKEZE ALAN DESTEK PAKETİ Diğer taraftan stratejik bir tutum da sergileyeceklerini dile getiren von der Leyen, Arktik güvenliğini merkeze alan bir destek paketi üzerinde çalıştıkları bilgisini verdi. Von der Leyen, bu çerçevede ilk olarak Grönland ve Danimarka Krallığı ile tam dayanışma içinde olduklarını kaydederek, "Topraklarının egemenliği ve bütünlüğü müzakere edilemez." dedi. İkinci olarak, Grönland’da büyük ölçekli bir Avrupa yatırım hamlesi üzerinde çalıştıklarını aktaran AB Komisyonu Başkanı, yerel ekonomi ve altyapıyı desteklemek için ortak çalışmalar yürüteceklerini kaydetti. Von der Leyen, üçüncü olarak, daha geniş Arktik güvenliği kapsamında ABD ve tüm ortaklarla birlikte çalışacaklarını duyurdu. Dördüncü olarak, tüm bölgesel ortaklarla birlikte çalışarak ortak güvenliği güçlendirmek gerektiğini belirten von der Leyen, "Son olarak, Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğumuz yeni güvenlik mimarisine ve gerçeklere uyum sağlaması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle Avrupa, bu yılın ilerleyen dönemlerinde yayımlanması planlanan bir güvenlik stratejisi hazırlamaktadır. Bunun bir parçası olarak Arktik stratejimizi de güncelliyoruz. Bu stratejinin merkezinde ise temel bir ilke yer alacak. Egemen halklar kendi geleceklerine kendileri karar verir." mesajını verdi. "JEOPOLİTİK SARSINTILAR AVRUPA İÇİN FIRSAT TEŞKİL ETMELİDİR" Von der Leyen, "Jeopolitik sarsıntılar Avrupa için fırsat teşkil etmelidir. Benim görüşüme göre bugün içinden geçtiğimiz bu sarsıcı değişim, yeni bir Avrupa bağımsızlığı biçimini inşa etmek için bir fırsat, hatta bir zorunluluktur. Bu ihtiyaç ne yeni ne de son gelişmelere verilmiş bir tepkidir, çok daha uzun süredir var olan yapısal bir zorunluluktur." diye konuştu. Avrupa'nın bağımsızlığından bahsettiğinde ilk olarak tepkili yaklaşımlarla karşılaştığını ancak bir yıldan kısa sürede bu konuda uzlaşı oluştuğunu belirten von der Leyen, değişimin hızı ve neredeyse tahayyül edilemeyecek ölçekte olmasının bu süreci tetiklediğini dile getirdi. Von der Leyen, Avrupa'nın çok hızlı harekete geçtiğini, enerji ve ham maddelerden savunma ve dijitale kadar pek çok alanda hızlı ilerlediğini kaydetti. "NOSTALJİ ESKİ DÜZENİ GERİ GETİRMEYECEK, AVRUPA DA KALICI BİÇİMDE DEĞİŞMELİDİR" AB Komisyonu Başkanı, "Elbette nostalji insan hikayesinin bir parçasıdır ancak nostalji eski düzeni geri getirmeyecek. Zaman kazanmaya çalışmak ve her şeyin yakında eski haline döneceğini ummak, sahip olduğumuz yapısal bağımlılıkları ortadan kaldırmayacaktır. Dolayısıyla demek istediğim şudur: Eğer bu değişim kalıcıysa, Avrupa da kalıcı biçimde değişmelidir. Bu fırsatı değerlendirme ve yeni, bağımsız bir Avrupa inşa etme zamanıdır." mesajını verdi. Avrupa’nın güvenlikten ekonomiye, savunmadan demokrasiye kadar her alanda bağımsızlık yönündeki hamlesini hızlandırması gerektiğini yineleyen von der Leyen, "Bu süreçte dostlarımız ve ortaklarımızla diyalog içinde olmalı, gerektiğinde hasımlarla da iletişim kurabilmeliyiz. Asıl mesele şudur, dünya kalıcı biçimde değişti ve bizim de bu değişime ayak uydurmamız gerekiyor." diye konuştu. AVRUPA HER ZAMAN DÜNYAYI TERCİH EDECEK Avrupa'nın büyüme merkezleri ve yüzyılın ekonomik güçleriyle iş yapmak istediğini de dile getiren von der Leyen, Latin Amerika’dan Hint-Pasifik’e ve ötesine kadar uzanan bu coğrafyalarda Avrupa'nın "her zaman dünyayı tercih edeceğini" ve dünyanın da Avrupa’yı seçmeye hazır olduğunu savundu. Von der Leyen, AB ekonomisini risklerden arındırmaya ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye önem verdiklerini anlattı. Avustralya ile yeni bir serbest ticaret anlaşması üzerinde çalıştıklarına işaret eden von der Leyen, Filipinler, Tayland, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkeyle de görüşmelerde ilerleme sağladıklarını söyledi. Von der Leyen, "Davos'tan hemen sonra Hindistan'a gideceğim. Hala yapılacak işler var. Tarihi bir ticaret anlaşmasının eşiğindeyiz. Bazıları buna bütün anlaşmaların en büyüğü diyor. Bu anlaşma 2 milyar insanlık bir pazar yaratacak ve küresel GSYH'nin neredeyse dörtte birini oluşturacak." ifadelerini kullandı. "AVRUPA, UKRAYNA'NIN GELECEĞİNE SARSILMAZ BİÇİMDE BAĞLI" Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gelecek ay 4'üncü yılına gireceğine işaret eden von der Leyen, Rusya'nın geri adım atmadığını, pişmanlık belirtisi göstermediğini, barışa yanaşmadığını anlattı. Von der Leyen, ABD Başkanı Donald Trump'ın barış sürecini ilerletmedeki rolünü kabul ettiğini, bu konuda ABD ile yakın işbirliği içinde çalışacaklarını ifade etti. Barış için Ukrayna'nın güçlü bir konumda olması gerektiğini aktaran von der Leyen, "Bu nedenle Ukrayna'ya 2026 ve 2027 yılları için 90 milyar avroluk bir kredi sağlamaya karar verdik." dedi. Von der Leyen, Ukrayna'ya sağlanacak destekle ülkenin savunma yeteneklerini güçlendireceklerini ve temel hizmetlerin devamını sağlayacaklarını söyledi. "Avrupa'nın Ukrayna'nın güvenliğine, savunmasına ve geleceğine sarsılmaz biçimde bağlı" olduğunu vurgulayan von der Leyen, Rusya'ya ait varlıkları kalıcı olarak dondurduklarını ve bunları kullanma haklarını saklı tuttuklarını belirtti.

AB'den 'ABD'nin gümrük tarifelerine karşılık' hamlesi Haber

AB'den 'ABD'nin gümrük tarifelerine karşılık' hamlesi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Olof Gill, Brüksel'de AB Komisyonunun günlük basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a destek sağlayan ülkelere ilave gümrük vergisi uygulama kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Grönland ve Danimarka Krallığı'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma taahhütlerinde kararlı olduklarını vurgulayan Gill, stratejik, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını her zaman koruyacaklarını belirtti. Gill, AB ülkelerinin liderleri arasında bu konuda yoğun istişarelerin devam ettiğini, 22 Ocak'ta Brüksel'de olağanüstü zirve düzenleneceğini, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de dahil olmak üzere AB liderlerinin önceliğinin, gerilimi tırmandırmamak, diyalog kurmak ve gümrük vergilerinin uygulanmasından kaçınmak olduğunu ifade etti. Gümrük vergilerinin Atlantik'in her iki yakasındaki tüketicilere ve işletmelere zarar vereceğine dikkati çeken Gill, "Tehdit edilen gümrük vergilerinin uygulanması durumuna karşı AB'nin elinde araçlar bulunmaktadır. AB, yanıt vermeye hazırdır. AB'nin ekonomik çıkarlarını korumak için gerekli her şeyi yapacağız." değerlendirmesinde bulundu. Gill, AB'nin ülkelerin ekonomik baskı uygulamasına yanıt vermek için tasarladığı "Zorlama Karşıtı Aracı"nın hep masada olduğuna işaret etti. "Zorlama Karşıtı Aracı" ile AB, ABD'ye karşı çeşitli ekonomik önlemler alabiliyor. Bu kapsamda ABD şirketlerinin Avrupa pazarına erişimi engellenebiliyor, şirketlerin ticari lisansları ile kamu ihalelerine erişimleri sınırlanabiliyor. Öte yandan, çeşitli kaynaklarda AB'nin ABD'ye 93 milyar avroluk gümrük vergilerini içeren başka bir misilleme paketi üzerinde çalıştığı ifade ediliyor. ABD Başkanı Trump, 17 Ocak'ta Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu savunarak, ülkesinin Grönland'ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya'ya gümrük vergileri getireceğini açıklamıştı. Bu 8 Avrupa ülkesi için 1 Şubat 2026'dan itibaren yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını, 1 Haziran 2026'dan sonra vergi oranının yüzde 25'e çıkarılacağını belirten Trump, Grönland'ın tamamen ve eksiksiz satın alınmasına ilişkin anlaşmaya varılana kadar oranın böyle kalacağını bildirmişti. Trump'ın açıklamalarına AB liderleri ve Avrupa ülkelerinden tepki gelmişti.

Türk özel sektörünün SKDM talepleri AB’ye iletildi Haber

Türk özel sektörünün SKDM talepleri AB’ye iletildi

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulama süreci, İstanbul’da düzenlenen üst düzey bir toplantıda kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda TOBB İstanbul yerleşkesinde gerçekleştirilen toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu’nun SKDM mevzuatını hazırlayan birimi olan Gümrükleme ve Vergileme Genel Müdürlüğü (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Toplantıda, Türk özel sektörünün SKDM’ye ilişkin beklenti, talep ve değerlendirmeleri doğrudan Avrupa Komisyonu yetkililerine aktarıldı. TOBB İstanbul yerleşkesinde yapılan toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu’nda SKDM mevzuatını hazırlayan Gümrükleme ve Vergileme Genel Müdürlüğü (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Toplantıda, SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren firmaların karşılaştıkları sorunlar, uygulamaya ilişkin görüşleri ve beklentileri ayrıntılı şekilde değerlendirildi. “YAPICI BİR DİYALOG VE YOĞUN BİR İSTİŞARE SÜRECİ YÜRÜTTÜK” Toplantının açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu heyetinin iki günlük Türkiye ziyareti kapsamında son derece verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Türkiye’nin iklim ve yeşil dönüşüm alanında makro düzeyde önemli adımlar attığını vurgulayan Tuzcu, çıkarılan İklim Kanunu ve AB mevzuatına uyum sürecinin yakından takip edildiğini belirtti. Karşılıklı anlayış ve diyalog temelinde ilerleyen görüşmelerde, uzlaşı sağlanan başlıkların yanı sıra müzakereleri devam eden konuların da ele alındığını kaydeden Tuzcu, SKDM sürecinde Türk özel sektörünün hassasiyetlerinin AB makamlarına doğrudan aktarılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. “SKDM, TÜRKİYE İÇİN ÖZEL BİR ÇERÇEVEDE ELE ALINMALI” Toplantının devamında söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye’nin AB ile olan güçlü ekonomik entegrasyonuna dikkat çekerek, SKDM’nin Türkiye açısından özel bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu hatırlatan Başkan Kıvanç, AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin, yıllık 100 milyar avroyu aşan ihracatıyla AB için kritik bir tedarikçi konumunda olduğunu ifade etti. Başkan Kıvanç, bu tabloya rağmen SKDM’nin Türkiye’yi “klasik bir üçüncü ülke” gibi değerlendirmesinin ticari ve hukuki açıdan doğru olmayacağını söyledi. SKDM’nin uygulama döneminin 1 Ocak 2026 itibarıyla başladığını hatırlatan Başkan Kıvanç, Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te yayımladığı ikincil mevzuat paketine ilişkin Türk özel sektörünün ortak değerlendirmelerini paylaştı. KOBİ’lerinin yükümlülüklere tabi olmasının ciddi bir maliyet ve idari dengesizlik yarattığını belirten Başkan Kıvanç, Türkiye’de akredite olmuş doğrulayıcı kuruluşların AB nezdinde tanınmamasının firmalar açısından ek maliyet ve gecikmelere yol açtığını ifade etti. “GERÇEK EMİSYON VERİLERİ REKABETÇİLİK İÇİN ŞART” Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Başkan Kıvanç, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’nin üzerine çıktığını hatırlattı. Başkan Kıvanç özelikle 5.1.h kapsamında yapılacak enerji yatırımlarının SKDM metodolojisinin içine alınması ve dönüşümün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. AB’nin Türkiye için belirlediği varsayılan emisyon değerlerinin, birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kaldığına dikkat çeken Başkan Kıvanç, özellikle çimento sektöründe bu durumun maliyetleri yaklaşık dört kat artırabildiğini ifade etti. Gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının hem çevresel doğruluk hem de rekabetçilik açısından kritik olduğunun altını çizdi. “KARBON VERGİSİ RAKİPLERİ FİNANSE ETMEMELİ” Başkan Kıvanç, SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığını hatırlatarak, Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB’deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Bu gelirlerin bir bölümünün, Türkiye gibi SKDM’ye tabi ticaret ortaklarının yeşil dönüşüm projelerine hibe veya kredi olarak geri döndürülmesi gerektiğini söyledi. THOMAS, “İKİNCİ GEÇİŞ SÜRECİ 2026–2027 DÖNEMİNİ KAPSAYACAK” Toplantıda konuşan DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas, SKDM uygulamasında gerçek (fiilî) emisyon verilerinin önemine vurgu yaptı. Varsayılan emisyon değerlerinin doğası gereği cezalandırıcı olduğunu belirten Thomas, bu değerlerin her zaman piyasa ek yükü içerdiğini ve ihracatçı firmalar açısından dezavantaj yarattığını söyledi. Thomas, Avrupa Komisyonu’nun analizleri sonucunda SKDM’nin diğer sektörlere genişletilmesi ve dolaylı emisyonların kapsama alınmasına ilişkin kararların 2027 yılına ertelendiğini, böylece fiilen 2026–2027 dönemini kapsayan ikinci bir geçiş süreci oluşturulduğunu ifade etti. Bu süreçte doğrulanmış gerçek emisyon verilerinin sistemin işleyişi açısından kritik olacağını vurguladı. Aşağı akım ürünlere ilişkin yeni bir yasama teklifinin de gündemde olduğunu belirten Thomas, teklifin kabul edilmesi halinde 2028’de yürürlüğe gireceğini, kapsamın ise objektif ve sınırlayıcı bir metodolojiyle belirlendiğini aktardı. Türkiye’deki doğrulayıcı kuruluşların tanınmamasına ilişkin kararın ortaklık açısından en zor başlıklardan biri olduğunu kabul eden Thomas, bunun Türkiye’ye özel bir yaklaşım olmadığını, metodolojinin yeniliği ve yeterli sayıda eğitimli doğrulayıcı bulunmaması nedeniyle ihtiyatlı bir yol izlendiğini söyledi. Türkiye’nin karbon fiyatlandırma sistemi kurma yönündeki adımlarından memnuniyet duyduklarını da ifade eden Thomas, bu konuda iş dünyasından gelecek geri bildirimlerin 2027 revizyon sürecinde belirleyici olacağını vurguladı. DİYALOG VE İŞ BİRLİĞİ MESAJI Toplantı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu’nun değerlendirmeleri, DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas ve teknik ekibinin sunumları ile sektör temsilcilerinin soru ve görüşlerini aktarmasıyla sona erdi. Taraflar, AB–Türkiye arasındaki yakın iş birliğinin sürdürülmesi ve SKDM sürecinde ülkeye özgü sorunların çözümü konusunda diyaloğun devamı konusunda mutabık kaldı.

İtalya, Grönland konusunun NATO içinde tartışılmasından yana Haber

İtalya, Grönland konusunun NATO içinde tartışılmasından yana

Üç ülkeyi kapsayan Asya turu kapsamında Japonya'nın başkenti Tokyo'da bulunan Meloni, burada gezisini takip eden İtalyan gazetecilere uluslararası gündemdeki konuları değerlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın gündeme getirdiği Grönland konusunun ciddi olduğunu belirten Meloni, "Grönland'daki güvenliğin güçlendirilmesi ve müttefiklerin varlığının artırılması meselesinin ciddi bir konu olduğunu düşünüyorum ancak bunun Atlantik İttifakı içindeki diyalog kapsamında ele alınması gerekiyor. Yani Grönland, NATO'nun sorumluluk alanı olarak değerlendirilmelidir." dedi. Bazı Avrupa ülkelerinin Grönland’a asker göndermesinin sorulması üzerine Meloni, şunları kaydetti: "Diğer Avrupa ülkelerinin yaptıklarını bölücü bir niyet olarak yorumlama hatasına düşmememiz gerektiğini düşünüyorum. NATO, kendi belgelerinde bugün Arktik bölgesinin stratejik olduğunu zaten belirtti. Dolayısıyla var olan bir soruna yönelik siyasi bir talebe yanıt vermiş oluyor. Yani tekrar ediyorum, bunu müttefikimiz ABD ile olan ilişkide bölücü bir şey olarak okumazdım. Bunu Amerikalıların bir endişesine karşı, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin sorumluluklarını üstlenme yeteneğini gösteren bir yanıt olarak okurdum." Meloni, Avrupa Birliği (AB) ve ABD'nin İtalya için temel referans noktaları olduğunu dile getirdi. "ORTADOĞU BARIŞ PLANININ UYGULANMASINDA ÖNCÜ ROL OYNAMAYA HER ZAMAN İSTEKLİYİZ" Gazze'deki "Barış Kurulu"na ilişkin bir soruya da Meloni, bununla ilgili nihai kararları halen bekledikleri yanıtını verdi. İtalyan Başbakan, "Yürütme düzeyindeki, dolayısıyla daha operasyonel olan Kurulun birkaç dakika önce sunulduğunu gördük. Siyasi kurul henüz yok ve bu konuda resmi onayı bekleyeceğim. Ortadoğu barış planının uygulanmasında öncü rol oynamaya her zaman istekli olduğumuzu ve bunu şüphesiz çok karmaşık ve kırılgan bir bağlamda eşsiz bir fırsat olarak gördüğümüzü söyleyebilirim." ifadelerini kullandı. İsviçre'nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumuna katılıp katılmayacağına ilişkin, uluslararası yükümlülükleri fazla olduğu için halihazırda katılımlarının öngörülmediğini aktaran Meloni, "Ancak Ukrayna veya Gazze konusunda zirve toplantıları olursa ki bunlara her zaman katıldık, bu durumlarda katılırız." diye konuştu. Diğer yandan Başbakan Meloni, Japonya'daki temaslarının son gününde Japon iş insanlarıyla bir araya gelerek, onları ülkesine yatırım yapmaya davet etti. Meloni, daha sonra Asya turunun üçüncü ve son durağı olan Güney Kore'nin başkenti Seul'e geçti. İtalya, bazı Avrupa ülkelerinin aksine Grönland'a asker göndermemişti.

Ukrayna'ya asker gönderme planına Avrupa'dan ret: 6 lider kapıyı kapattı Haber

Ukrayna'ya asker gönderme planına Avrupa'dan ret: 6 lider kapıyı kapattı

İngiltere ve Fransa'nın Paris'te gerçekleştirilen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'nde Ukrayna'ya çok uluslu güç konuşlandırılmasına yönelik niyet beyanı imzalaması, Avrupa'da görüş ayrılıklarını derinleştirdi. Zirvenin hemen ardından Almanya, İtalya, Hırvatistan, Romanya, Çekya ve Polonya liderleri peş peşe yaptıkları açıklamalarla Ukrayna'ya asker gönderme planına katılmayacaklarını duyurdu. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna'nın güvenlik kaygılarını desteklediklerini ancak asker göndermenin planları dahilinde olmadığını belirtti. İtalya Başbakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Başbakan Meloni, İtalyan askerlerinin Ukrayna topraklarına konuşlandırılması seçeneğini reddetmiştir" ifadeleri kullanıldı. Çekya Başbakanı Andrej Babis ise Paris'teki bildirinin bazı maddelerine çekince koyduğunu açıkladı. Barışı koruma misyonu kapsamında asker göndermeyi düşünmediklerini belirten Babis, Ukrayna için mühimmat girişiminin ise Çek vatandaşlarının parası kullanılmadan, diğer ülkelerin finansmanıyla sürdürüleceğini kaydetti. "LOJİSTİK DESTEĞE HAZIRIZ ANCAK ASKER GİTMEYECEK" Romanya ve Polonya kanadından da benzer açıklamalar geldi. Romanya Cumhurbaşkanı Nicusor Dan, hedeflerinin asker göndermek değil, lojistik destek sağlamak olduğunu vurguladı. Dan, Ukrayna askerlerinin eğitiminin Romanya'da veya diğer ülkelerde yapılabileceğini belirtti. Polonya Başbakanı Donald Tusk da müttefiklerinin Polonya askerini sahada görme gibi bir beklentisi olmadığını söyledi. Tusk, "Lojistik görevleri yerine getirmeye hazırız ancak askerlerimizin Ukrayna'da sahadaki varlığı hiçbir senaryo dahilinde mümkün değildir" dedi. MERZ: ASKERLERİMİZ KOMŞU ÜLKELERDE KONUŞLANABİLİR Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Alman askerlerinin olası bir güce katkı sağlayabileceğini ancak bunun Ukrayna toprakları içinde olmayacağının altını çizdi. Merz, "Bu katkı, ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna'ya yönelik olarak NATO topraklarında, Ukrayna'ya komşu bölgelerde konuşlandırılacak güçler şeklinde olabilir" dedi. Merz, bu tür kararların Federal Meclis onayına tabi olduğunu da hatırlattı. Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanovic ise tartışmalara son noktayı koyarak, "Başkomutan olarak söylüyorum; Hırvatistan, Ukrayna'ya asker göndermeyecek" ifadesini kullandı. BELÇİKA VE KANADA'DAN YEŞİL IŞIK Avrupa'nın önde gelen ülkelerinin aksine bazı ülkeler plana daha sıcak yaklaştı. Belçika Başbakanı Bart De Wever, hava ve deniz gücü ile eğitim desteği sağlayabileceklerini duyurdu. Kanada Başbakanı Mark Carney asker gönderme seçeneğinin "mümkün" olduğunu belirtirken, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de bu seçeneği reddetmedi. Danimarka ve Litvanya ise daha önce yaptıkları açıklamalarda asker göndermeye hazır olduklarını bildirmişti.

Bakan Şimşek'e Batman Üniversitesince fahri doktora ünvanı verildi Haber

Bakan Şimşek'e Batman Üniversitesince fahri doktora ünvanı verildi

Bakan Şimşek, Batman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Küresel Meydan Okumalar ve Türkiye" konulu konferansta yaptığı konuşmada, fahri doktora ünvanının baba ocağındaki üniversiteden gelmiş olmasının kendisi için çok değerli olduğunu söyledi. Küresel ekonomide karşı karşıya oldukları en önemli sorunların başında ticarette korumacılığın geldiğini kaydeden Şimşek, 2008-2009 yıllarında dünyanın büyük bir finansal kriz yaşadığını, o kriz sonrası ticarette korumacılığın başladığını, 2025'te bunun zirveyi bulduğunu anlattı. Şimşek, bu sürecin ticaret ve küresel ekonomi politikalarında belirsizlikleri derinleştirdiğine dikkati çekerek hegemon güç ile yükselen güç arasında giderek sertleşen bir jeostratejik rekabet yaşandığını ifade etti. "TÜRKİYE'Yİ BİR MERKEZE, BİR ÜSSE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ" Çin'in küresel imalat sanayisinde başat bir güç merkezine dönüştüğünü vurgulayan Şimşek ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’nın bu alanda zemin kaybettiğini belirtti. Şimşek, şöyle devam etti: "Türkiye küresel ticaret savaşlarında göreceli olarak daha dayanıklı bir pozisyona sahip. Ticaretimizin yüzde 62'si serbest ticaret anlaşmalarımızın olduğu Avrupa Birliği ve genelde yakın coğrafyaya gidiyor. Dostane ilişkilerimizin olduğu veya bize yakın olan komşu ülkelere olan ihracatımızı da eklersek, ihracatımızın yüzde 80-85'i dost, yakın ve kural bazlı serbest ticaret anlaşmalarımızın olduğu ülkelere gidiyor." Bu dönemde Hükümet olarak yakın coğrafyayla bağlantısallığı artırıp yeni yollar inşa ettiklerini anlatan Bakan Şimşek, "Mesela Çin'den İngiltere'ye kadar Orta Koridor'un en önemli geçiş güzergahlarından birisi Anadolu'dur. Biz bunu inşa ediyoruz. Körfez'den bütün o bölgeyi Türkiye'ye bağlayacak yeni bir kalkınma yolu Irak'tan geçiyor. 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol projesinde Sayın Cumhurbaşkanımız liderlik yaptı ve şu anda o konuda ilerleme var. Asya'dan bir ürünün çıkıp Avrupa'ya gelmesi Ümit Burnu üzerinden olursa 45 gün alıyor. Süveyş Kanalı'ndan giderse 35 gün. İnşa ettiğimiz Orta Koridor'u kullanırsanız 18 günde, Kalkınma Yolu'nu kullanırsanız 25 günde yani çok daha rekabetçi çok daha avantajlı." dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bu sayede Türkiye'yi bir merkeze, bir üsse dönüştürdüklerini ifade ederek "Yeni serbest ticaret anlaşmalarını yapıyoruz. Mesela Körfez ülkeleriyle müzakereler epey ilerledi. Mevcut ticaret anlaşmalarımızın kapsamını, kamu alımlarını, hizmetleri ve tarımı da içerecek şekilde genişletmeye çalışıyoruz. Mesela Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesinden kastımız da bu. Avrupa Birliği ile ticaret hacmimiz yıllık 230 milyar dolar ve Gümrük Birliği güncellenirse belki önümüzdeki 10 yılda 400 milyar dolara çıkmış olacak." diye konuştu. Türkiye'nin toplam borcunun düşük olduğunu, bunun büyük fırsat sunduğunu belirten Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ortaya çıkacak fırsatları değerlendirmemiz için bir yapısal dönüşümden geçmemiz lazım. Bu yapısal dönüşüm için kaynağa ihtiyaç var. Borcun düşük olması kaynak anlamında Türkiye'nin elini güçlendiriyor. Türkiye'nin hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 yani bütün vatandaşlarımızın borcunun milli gelire oranı yüzde 10. Bu şu anlama geliyor; enflasyonu düşürdükçe finansal koşullar daha elverişli hale gelecek, faizler düşecek. Böylece bundan 10 yıl önce olduğu gibi daha çok kişi erken aşamada konut ve araba sahibi olabilecek. Çünkü daha uzun vadeli, daha uygun koşullarda finansmana erişecek. Borç düşük olduğu için bu süreç Türkiye'nin büyümesinin önünü açacak. Dünyanın bir diğer sorunu da yaşlanan nüfus, çalışma çağındaki nüfus azalıyor. Türkiye bu anlamda hala bir fırsat penceresine sahip. Önümüzdeki 8-10 yıl içerisinde Türkiye'nin çalışma çağındaki nüfusu artmaya devam ediyor." Türkiye'nin turizmde ve sağlıkta büyük bir başarı sağladığını, yenilenebilir enerjiye önem verdiklerini vurgulayan Mehmet Şimşek, memleketin güneşini, rüzgarını, suyunu, jeotermal kaynaklarını enerjiye dönüştürdüklerini, Türkiye'nin dışa bağımlılığını azalttıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 23 yılda 10 bin 661 sulama projesine 90 milyar dolar aktarıldığını kaydeden Şimşek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye'nin jeostratejik önemi sadece coğrafi konumundan gelmiyor. Türkiye'nin tarihi birikiminden geliyor ama bir o kadar da tabii ki takdir etmemiz lazım Cumhurbaşkanımızın duruşundan geliyor. Batı'yla makul ilişkiler, Suriye'de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalar. Suriye'de biz bütün kesimleri kucaklayan demokratik, bir üniter yani birliğini korumuş bir istikrarlı bir komşu istiyoruz. Gazze'de ateşkesin devamı son derece önemli. İnsanlığın hakikaten utanç duyduğu bir soykırım, bir katliam yaşandı. Dolayısıyla bu ateşkesin devamı bölge açısından çok değerli. Azerbaycan-Ermenistan arasında bir barış süreci var. Türkiye çok güçlü bir liderin hakim olduğu, yakın coğrafyamızda barış ve huzuru temin etmeye yönelik muazzam çaba içerisinde bir ülke. Bu herkes tarafından takdir ediliyor." "HUZUR VE İSTİKRAR OLDUĞU ZAMAN REFAH ARTIŞI OLUR" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Şimşek, terörle mücadeleye Türkiye'nin 2 trilyon dolar kaynak harcadığını belirtti. Bakan Şimşek, "Düşünün, 2 trilyon doları ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine harcasak önümüzdeki 50 yılda Türkiye'yi kim tutar, bu bölgeyi kim tutar? Yakın coğrafyamız bu çatışmalardan çok çekti. Artık bu bölgede özellikle Türkiye'nin örnek teşkil ederek önemli bir sorunu barış ve kardeşlik içerisinde çözmesi ne anlama geliyor biliyor musunuz? Bütün bölge için umut, bölgesel entegrasyon anlamına geliyor. Bölgenin bir bütün olarak kalkınması ve gelişmesi demek. Çünkü bölgede topraklar bereketli, insanlar çalışkan. Huzur ve istikrar olduğu zaman refah artışı olur." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin yeni büyüme motorlarının Doğu ve Güneydoğu olacağını söyleyen Bakan Şimşek, "Altyapıya yatırım yaptık. Havaalanları yaptık. Türkiye'de en avantajlı yatırım teşviklerini özel sektöre bu bölgelerde verdik ama maalesef terörün yarattığı belirsizlik nedeniyle bu bölgeye özel sektör yatırımı sınırlı kaldı. Devlet elinden geleni yaptı, yapmaya devam etti. Özel sektör yatırımları şimdi filizlenmeye başladı. Bölgemizde nüfus genç. Beşeri sermaye varsa, teşvik varsa, altyapı varsa geriye finansal sermaye, özel sektör girişimciliği kalıyor. Şu anda 2-3 organize sanayi bölgesi inşa ediyoruz. Yoğun da talep var ve ben inanıyorum ki Batman Türkiye'nin önemli üretim üstlerinden biri haline geldi. Terörsüz Türkiye ile birlikte kişi başına gelir artışında GAP ve DAP bölgesi, Türkiye ortalamasının iki katına çıkacak. Nasıl ki biz Avrupa ile arayı kapatıyorsak Doğu ve Güneydoğu'da Türkiye'nin gelişmiş bölgeleri ile parayı kapatacak." dedi. "PROGRAMIN HEDEFİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR YÜKSEK BÜYÜMEYİ VE DAHA ADİL GELİR DAĞILIMINI SAĞLAMAK" Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde uyguladıkları Makroekonomik İstikrar ve Reform Programı'na değinen Şimşek, programın birinci yıl önceliğinin hayat pahalılığıyla mücadele, ikinci önceliğinin bütçe dengelerinin iyileştirilmesi, üçüncüsünün de dış dengede sürdürülebilirlik olduğunu anlattı. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, şöyle devam etti: "Yapısal dönüşümde önceliğimiz; sanayide dönüşüm, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve üretken altyapı. Bu programın hedefi sürdürülebilir yüksek büyümeyi ve daha adil gelir dağılımını sağlamak. Enflasyon düşünce gelir dağılımı iyileşecek. Yüksek enflasyon gelir dağılımını bozuyor. Şimdi bu programın üç evresi vardı. İki evresini geride bıraktık. Üçüncü evreye girdik. Üçüncü evrede; enflasyon önümüzdeki iki yılda tek haneye inecek. Bütçe açığı milli gelire oran olarak kalıcı bir şekilde yüzde 3'ün altına düşecek. Cari açık kalıcı bir şekilde yüzde 1'in altına düşecek." Rekabet gücünün, verimliliğin artırılıp dünyadaki fırsatlardan maksimum düzeyde yararlanılacağını belirten Bakan Mehmet Şimşek, "İlk iki evreyi başarıyla geride bıraktık. Enflasyonla mücadelede; para politikası ve maliye politikası sıkı, gelirler politikası destekleyici, kamunun belirlediği fiyatları hedef enflasyona göre belirliyoruz, konut ve gıda arzını artıracak adımlar atıyoruz. Şimdi küresel koşullar da daha elverişli hale geldi. Doların zayıf olması bizim ülkemizin lehine çünkü biz ham maddeyi dolarla alıyoruz. Nihai malları ağırlıklı olarak avro cinsinden Avrupa'ya satıyoruz. Dolayısıyla avronun dolara karşı değer kazanması bizim lehimize. Petrol fiyatları düşüyor. O da bizim lehimize çünkü biz büyük ithalatçıyız. Risk iştahı yani gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı yükseliyor. Bakın enflasyon 2022'de yüzde 85'le zirveyi bulmuş, yüzde 64'le yılı kapatmıştı. 2023'te programın ilk dönemi enflasyon aynı düzeyde kaldı, geçen sene yüzde 44'e düştü, şimdi yüzde 31'e, hedefimiz gelecek sene yüzde 20'nin altına, bir sonraki senede tek haneye düşürmek." diye konuştu. Bütçede disiplini yakaladıklarını anlatan Şimşek, "Deprem nedeniyle şimdiye kadar 90 milyar dolar para harcadık, bu da bütçe açığımızı artırdı ama tedbir aldık. Şimdi bütçe açığını da düşürüyoruz ve gerçekten kamuda tasarruf sağlıyoruz. Kamuda taşıt kullanımı, binalar, yani bunların kiralanması, satın alması, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji giderleri, kırtasiye giderleri, demirbaşlar, bunların hepsi tasarruf tedbirleri kapsamındadır. Bu Cumhurbaşkanımızın bu tasarruf tedbirleri öncesinde bu kalemlerin bütçe içindeki payı yüzde 4.6'ydı, şimdi yüzde 3'e düştü. Üçte bir oranında tasarruf sağladık demek. Muazzam bir tasarruf çabası." ifadelerini kullandı. "İŞSİZLİK 30 AYDIR TEK HANEDE" "Reformlar yapacağız. Şeffaflığı, hesap verilebilirliği, rekabeti artırmak için kamu ihale reformu gibi birçok reform gündemimizde. Yine dış dengede sürdürülebilirlik bizim için önemli." diyen Şimşek, şunları kaydetti: "Eskiden yüksek cari açık veriyorduk. Milli gelir 100 ise yaklaşık 4 lira açık veriyorduk. Şimdi bu açık yüzde 1-1,5 civarına kadar düştü. Aslında tasarruf amaçlı alınan altını, ithal ettiğimiz altını dışarıda bırakırsak, cari açık önemli ölçüde sorun olmaktan, bir endişe kaynağı olmaktan çıktı. Dış finansman ihtiyacımız milli gelire oran olarak düşüyor. İşsizlik 30 aydır tek hanede. Devletin bilançosunda 2,5 yılda 269 milyar dolarlık iyileştirme yaptık. Bunun 143 milyar doları koşullu yükümlülüklerin azalmasından geliyor; 126 milyar doları da swaplar hariç net rezerv artışından geliyor. Yani rezerv artışı, artı KKM'deki çıkış topladığınız zaman neredeyse 265-270 milyar dolara denk geliyor. Bu nedenle Türkiye'nin risk primi düştü. Yani Türkiye'nin dışarıdan daha ucuza kaynak bulabiliyor. Bize benzer ülkelerde risk primindeki düşüş 55 baz puan, Türkiye'de neredeyse bunun 9-10 katı yani 491 baz puan. Risk priminin düşmesi demek küresel finansa erişim daha ucuza demektir. Kredi derecelendirme kuruluşları notumuzu artırdı. İki kademe, üç kademe artırdılar." Türkiye'nin kalkınma sürecine değinmek istediğini dile getiren Şimşek, "Cari dolar kuruyla 2002 yılında dünyanın en büyük 21. ekonomisiydik, şu anda 16. büyük ekonomiyiz. Satın alma gücü paritesiyle Türkiye dünyanın en büyük 16. ekonomisiyken 11. en büyük ekonomi haline geldi. Dünyada sadece 8 ülke bütün komşularının toplamından daha büyük ekonomiye sahip. Türkiye'de bunlardan biri. İhracattaki payımız da aynı şekilde arttı. Türkiye büyük bir imalat sanayi üstü. Dünyanın imalat sanayinde en büyük 14. ekonomisi. Organize sanayi bölge sayısı 192'den 371'e çıkarken bu bölgelerdeki fabrika sayısı 11 binden 68 bine çıktı." dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, "Sadece sanayide değil, hizmetlerde de dünyada ilk 20'deyiz. Eğitim, sağlık, finans, turizm bir hizmettir. Dünya turist sıralamasında 20. sıradan 4. sıraya çıktık. Dünyanın en büyük turizm destinasyonlarında ilk 5'e girdik. Sağlık turizminde büyük potansiyelimiz var. Uluslararası akredite olmuş 50 hastanemiz var, dünya sağlık turizminde en büyük ülkelerinden birisiyiz. İnşaat sektöründe dünyada Çin'den sonra büyükler liginde ikinci sıradayız. Önümüzdeki 10 yılda eğer bölgemizde savaş değil, barış hakim olursa ve bölge yeniden inşa edilecekse bizim bölgemizde önümüzdeki 10 yılda 1 trilyon dolarlık yeniden inşaat fırsatı olacak." diye konuştu. Bütçenin önemli bir kısmını eğitime harcadıklarını anlatan Şimşek, eğitim, sağlık ve altyapı alanında yapılan yatırımları aktardı. Rektör Prof. Dr. İdris Demir de programda konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Bakan Şimşek'e, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Demir, Üniversite Senatosunca verilen fahri doktora belgesini takdim etti, cübbesini giydirdi. Programa; Batman Valisi Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Zekeriya Kaya, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ekrem Doğan, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bakan Şimşek, daha sonra Batı Raman Kampüsü'nde yapımı tamamlanan Batman Üniversitesi Camisi'nin açılış törenine katıldı. İl Müftüsü Ahmet Durmuş'un yaptığı duanın ardından Şimşek ve beraberindekiler, açılış kurdelesini kesti, camiyi gezdi.

Avrupa Birliği, yurt dışından gelen küçük paketlere gümrük vergisi getirdi Haber

Avrupa Birliği, yurt dışından gelen küçük paketlere gümrük vergisi getirdi

Avrupa Birliği (AB), dış ülkelerden gelen 150 euro altı tüm küçük paketlere 2026 yılı itibarıyla 3 euro gümrük vergisi getirme kararı aldı. AB Komisyonu verilerine göre, 2024 yılında 150 euro altındaki 2 milyar paketin yüzde 91’i Çin’den geldi. Uzmanlara göre karar, Çin’in düşük maliyetli e-ticaret modeline ciddi bir darbe etkisi oluşturacak. Yeni düzenlemeyi değerlendiren Asset Worldwide Express Genel Müdürü Onur Tekin, verginin Türkiye’yi doğrudan öne çıkaran bir fırsat penceresi araladığını söyledi. "ÇİN’İN İŞ MODELİNİ VURUYOR" 3 euroluk sabit verginin Çin’deki 1 ile 5 euro arasındaki fiyata dayalı iş modelini zora sokacağını belirten Tekin, "Bu karar Çin’i yavaşlatırken Türkiye’ye adeta torpil gibi bir avantaj sağladı. Türkiye hız ve tedarik avantajıyla öne çıkacak" ifadelerini kullandı. Tekin, AB’nin yeni vergi adımının Türkiye’yi üç stratejik alanda güçlendirdiğine dikkat çekti. Çin’den AB’ye sevkiyatın 7-20 gün sürdüğünü, Türkiye’den ise kara yoluyla 2-4 gün, hava yoluyla ise 24-48 saatte teslimat yapılabildiğini hatırlatan Tekin, "Avrupalı tüketici artık ucuz ama geç gelen ürünü istemiyor. Hız, fiyat kadar kritik hale geldi" diye konuştu. Algı farkının da Türkiye lehine döndüğünü vurgulayan Tekin, "AB tüketicisinin gözünde Çin menşeli ürünler kalite ve güvenlik şüphesi oluştururken, Türkiye menşeli ürünler ’yakın tedarikçi’ ve daha güvenilir kaynak olarak görülüyor. AB’nin bu kararı sadece ekonomik değil, stratejik. Tedariki uzak Asya’dan değil, yakın ülkelerden toplamak istiyorlar. Türkiye bu denklemde doğal aday" değerlendirmesinde bulundu. "UCUZA OYNAYAN KAYBEDER, HIZA OYNAYAN KAZANIR" Türk firmalarına kritik uyarılarda bulunan Onur Tekin, şirketlerin ucuzluk yarışına değil, hız yarışına girmesi gerektiğinin altını çizdi. Tekin, "Ucuza oynayan şirket kaybeder. Kazanan; hızlı, şeffaf, AB’ye yakın çalışan firmalar olacak" dedi. Tekin, Türk şirketlerine yakın-depo yatırımı, IOSS ve ETGB süreçlerinin otomasyonu ve lojistik veri analizinin dijitalleştirilmesi gibi somut adımlar atmaları yönünde tavsiyede bulundu. Tekin sözlerini, "Avrupa, bu kararla Türkiye’ye net bir avantaj sundu. Şirketler doğru adımları atarsa önümüzdeki iki yıl altın dönem olabilir" diyerek tamamladı.

Rusya, müzakerelerin sessiz yürütülmesini istiyor Haber

Rusya, müzakerelerin sessiz yürütülmesini istiyor

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gazetecilere gündemdeki konuları değerlendirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile dün yaptığı görüşmenin içeriğiyle ilgili ayrıntı vermek istemeyen Peskov, şöyle konuştu: "Bu durumda müzakerelerin sessiz yürütülmesinden yanayız. Megafon diplomasisini tercih etmiyoruz. Amerikalıların da bu ilkeye bağlı kaldığını görüyoruz. Müzakereler ne kadar sessiz yürütülürse, o kadar verimli olacak. Bu ilkeye bağlı kalacağız. Amerikan meslektaşlarımızın da bu ilkeye bağlı kalacağını umuyoruz. Hepimiz, barışçıl çözüme ulaşmak için gerektiği kadar görüşmeye hazırız." Başkan Trump’ın Ukrayna krizine barışçıl çözüm bulma konusunda gösterdiği siyasi iradesini büyük takdirle karşıladıklarını dile getiren Peskov, Trump yönetimine bu konudaki girişimlerinden dolayı minnettar olduklarını söyledi. Peskov, "Dünkü görüşmede Putin'in Amerikan planını reddettiğini söylemek doğru olur mu?" sorusunu, "Bu doğru olmaz. Dün ilk kez doğrudan istişareler yapıldı. Bazı şeyler kabul edildi, bazıları ise kabul edilemez olarak nitelendirildi. Bu, normal bir çalışma ve uzlaşma arayış sürecidir." diye yanıtladı. Putin ile Trump arasında telefon görüşmesinin yapılması ihtimalini değerlendiren Peskov, bunun gerektiğinde hızlı şekilde organize edilebileceğini ancak bunun için uzmanlar düzeyindeki istişarelerde sonuçların elde edilmesi gerektiğini vurguladı. "Avrupa, gazı daha pahalıya tedarik etmek zorunda kalacak" Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya'dan doğal gaz alımını 2027'de sona erdirme yönündeki kararını da değerlendiren Peskov, bu durumda Avrupa’nın doğal gazı daha pahalıya tedarik etmek zorunda kalacağını söyledi. Sözcü Peskov, "Bu, kaçınılmaz olarak Avrupa ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yaratacak ve Avrupa’nın rekabet gücünü azaltacak. Bu durum, Avrupa ekonomisinin öncü olma potansiyelini düşürecek." değerlendirmesinde bulundu.

Adana şalgamı, Avrupa sahnesine çıkıyor: Coğrafi İşaret Tescili yolda Haber

Adana şalgamı, Avrupa sahnesine çıkıyor: Coğrafi İşaret Tescili yolda

Türkiye’nin gastronomi haritasında özel bir yere sahip olan Adana şalgamı, yöresel lezzetleri sevenlerin gözdesi olmaya devam ediyor. Fermente bir içecek olan şalgam, sadece kendine özgü tadıyla değil, sağlık açısından sağladığı faydalarla da ön plana çıkıyor. Adana şalgamı, kırmızı pancar, havuç ve tuzlu suyun özel bir mayalama süreci ile hazırlanıyor. Uzun yıllardır Adana’da üretilen bu içecek, özellikle kebap ve diğer etli yemeklerin yanında sofraların vazgeçilmezi olarak biliniyor. Doğal fermantasyon süreci sayesinde probiyotik açısından zengin olan şalgam, sindirim sistemine de katkı sağlıyor. Adana’da üretim yapan yerel işletmeler, şalgam üretiminde geleneksel tariflere sadık kalarak kaliteyi ön planda tutuyor. Bölgedeki üreticiler, “Şalgamımızın tadı ve kalitesi, kullandığımız doğal malzemeler ve sabırlı fermantasyon sürecinden geliyor” ifadelerini kullanıyor. Ayrıca, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescillenen Adana şalgamının dünya pazarında hak ettiği yeri alması da hedefleniyor. Turistler ve yöre halkı arasında popülerliği giderek artan Adana şalgamı, özellikle yaz aylarında serinletici ve ferahlatıcı bir içecek olarak tercih ediliyor. Uzmanlar, düzenli ve ölçülü tüketildiğinde bağışıklık sistemine destek olduğunu ve vitamin açısından zengin olduğunu vurguluyor. Adana'nın tescilli ürünleri arasında yer alan bu lezzet, Avrupa Birliği’nde de coğrafi işaret tesciline kavuşuyor. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından yapılan açıklamada, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından başvurunun uygun bulunduğu ve üç aylık ilan sürecinin tamamlanmasının ardından Adana şalgamının AB’de tescillenmesinin beklendiği duyuruldu. TÜRKPATENT ayrıca, “Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır himayelerinde, Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonuyla coğrafi işaretlerimizin dünyada korunması ve markalaşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerine de yer verdi. Öte yandan, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram ve ŞALGAMDER Başkanı Selahiddin Nas’ın konuyla ilgili olarak yarın Adana Ticaret Odası’nda bir basın toplantısı düzenleyeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.