#Avrupa Birliği

İLKHABER-Gazetesi - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik'ten AB'ye: “Ekonomik güç ama siyasi zayıf” Haber

Ömer Çelik'ten AB'ye: “Ekonomik güç ama siyasi zayıf”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Çelik, özellikle Ursula von der Leyen’in açıklamalarını “talihsiz” olarak nitelendirirken, Avrupa’nın içinde bulunduğu krizlere dikkat çekti. “AVRUPA BİRLİĞİ KRİZLERDE BÜTÜN OLARAK HAREKET EDEMİYOR” Çelik, Avrupa Birliği’nin Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze ve İran gibi uluslararası krizlerde ortak bir duruş sergileyemediğini belirtti. AB’nin kendi iç tartışmaları nedeniyle etkisiz kaldığını ifade eden Çelik, bu durumun birlik içindeki zayıflığı ortaya koyduğunu vurguladı. “TÜRKİYE’Yİ KARŞIT KONUMDA GÖRMEK ÇİFTE STANDART” AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye yönelik ifadelerine tepki gösteren Çelik, Türkiye gibi aday bir ülkenin karşıt olarak değerlendirilmesinin çifte standart olduğunu söyledi. Çelik, bu yaklaşımın Avrupa’nın göç ve güvenlik politikalarındaki çelişkili tutumunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. “AB EKONOMİK GÜÇ AMA SİYASİ VE STRATEJİK GÜÇ OLAMADI” Von Der Leyen, Türkiye'yi de zikrederek Avrupa'ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti. Göç konusunda sürekli kapımızı çalanlar konusunda bu çok önemli. Fanatik uygulamalar ve diğer uygulamalara dönük tıkanmalar aydınlanma Avrupa'sını değil Hristiyan kulübü Avrupa'sını gösteriyor bize. Avrupa hiçbir zaman bir stratejik güç haline gelemedi. “TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİĞİ YERİNE ENGELLEME ÇABASI VAR” Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte güçlü bir aktör olduğunu vurgulayan Çelik, Avrupa’nın Türkiye ile iş birliği yapmak yerine etkisini sınırlamaya çalıştığını söyledi. Bu yaklaşımın Avrupa’nın küçülen ve bürokrasiye hapsolmuş bir yapıya dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti. MACRON’A ELEŞTİRİ: “TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALAN SÖYLEMLER YANLIŞ” Çelik, Emmanuel Macron’un Türkiye’ye yönelik açıklamalarını da eleştirerek, NATO müttefikliği çerçevesinde bu tür söylemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti. Fransa’nın bölgesel sorunlara çözüm üretmek yerine Türkiye karşıtı söylemler geliştirdiğini söyledi. AVRUPA’YA “İŞ BİRLİĞİ” MESAJI Açıklamasında Avrupa’ya iş birliği çağrısı yapan Çelik, Türkiye ile ortak hareket edilmesinin hem bölgesel hem küresel istikrar açısından daha doğru bir yol olacağını ifade etti. Avrupa’nın mevcut yaklaşımını değiştirmemesi halinde daha büyük sorunlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz Haber

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin, uluslararası ticari ilişkileri ile mal ve hizmet ihracatı yapan sektörlerin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak konusunda elinden gelenin en iyisini yaptığını söyledi. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında soruları yanıtladı. Türkiye'nin 2021'den bu yana Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Yeşil Mutabakat Projesi'ne uyum sağladığını hatırlatan Bolat, Türk mevzuatını ve sanayi sektörlerini SKDM'nin kriterleriyle uyumlu hale getirmek için Avrupa Komisyonu ile yakın çalıştıklarını ifade etti. Bolat, düzenlemenin çimento, demir-çelik, gübre, enerji ve tekstil gibi ana sektörlerle ilgili olduğunu ve bu sektörlerin AB Yeşil Mutabakat mekanizmasına adaptasyonlarını koordine etmek için özel sektör kuruluşlarıyla yakından çalıştıklarını belirtti. Ticaret koridorları ve Orta Koridor bağlamında Türkiye'nin, bugüne kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ulaştırma ve altyapı sistemine yaklaşık 300 milyar dolar, enerji üretimi alanına da 200 milyar dolar yatırım yaptığını kaydeden Bolat, "Tüm bu devasa yatırımlar, Türkiye'nin altyapısını geliştirmiştir. Deniz, kara, hava ve demir yolu ulaşım sistemlerindeki tüm ulaşım modlarımızda gelişme sağlamıştır." dedi. Bolat, Türkiye'nin kritik jeopolitik konumuna da işaret ederek, bu özelliği nedeniyle hem Türkiye ve komşu ülkeler üzerinden alternatif ticaret koridorlarıyla ilgili çalışmalara başladıklarını vurguladı. Bolat, bu kapsamda Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı içeren Umman yoluna da değindi. Bu yatırımların alternatif ticaret yollarının gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Bolat "Savaşlar, ablukalar gibi nedenlerle mevcut güzergahların kesintiye uğraması durumunda, Orta Koridor'a benzer şekilde Zengezur Koridoru'nu da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Bu çabalar, doğu ile batı ve kuzey ile güney arasındaki ticaret hatlarının hızlanmasına katkı sağlamıştır." diye konuştu. "GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAK ADINA ELİMİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPIYORUZ" Bolat, Türkiye'nin mal ve hizmet ithalatının 420 milyar dolar seviyesinde olduğuna ve AB ile köklü bir Gümrük Birliği ilişkisi bulunduğuna dikkati çekerek, mevcut durumda farklı ülkelerle 24 serbest ticaret anlaşmasının (STA)olduğunu söyledi. Bolat, Türkiye'nin Birleşik Krallık ile de STA'sı olduğunu, bu anlaşmanın hizmetler sektörünü de kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir süredir müzakere aşamasında bulunduklarını hatırlattı. Öte yandan hizmetler sektörünü de içerecek bir STA imzalamak üzere 6 üye ülkeden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi ile müzakereler yürüttüklerini dile getiren Bolat, "Azerbaycan ve Özbekistan gibi Türk devletleriyle tercihli ticaret anlaşmalarımız var. Şu anda bu tür serbest ve tercihli ticaret anlaşmalarını bazı Balkan, Kafkas ve Kuzey Afrika ülkeleri dahil olmak üzere diğer ülkelere de yayma aşamasındayız. Türkiye olarak, uluslararası ticari ilişkilerimizi, mal ve hizmet ihracat sektörlerimizin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak adına elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz." dedi. Bolat, bu kapsamda ülkenin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 yıllık görev süresi boyunca, 300 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiğini sözlerine ekledi.

AB'den von der Leyen'in Türkiye açıklamasına düzeltme: 'Tartışmasız kilit ortak' Haber

AB'den von der Leyen'in Türkiye açıklamasına düzeltme: 'Tartışmasız kilit ortak'

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcülüğü, Başkan Ursula von der Leyen'in Avrupa kıtasının geleceğine dair yaptığı ve Türkiye'yi Rusya ile Çin ile birlikte andığı konuşmasının ardından kapsamlı bir izahat yayınladı. Brüksel'den yapılan resmi açıklamada, Türkiye'nin bölgedeki jeopolitik ağırlığına ve Avrupa için taşıdığı kritik öneme dikkat çekildi. SÖZCÜLÜKTEN ANKARA MESAJI: "TÜRKİYE TARTIŞMASIZ ÖNEMLİ BİR ORTAKTIR" AB Komisyonu Sözcülüğü tarafından paylaşılan yazılı değerlendirmede, von der Leyen'in ifadelerinin herhangi bir ülkeyi diğeriyle kıyaslama amacı taşımadığı belirtildi. Yapılan izahatta, "Türkiye, bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız önemli bir ortaktır." denilerek Ankara'nın stratejik konumu teyit edildi. Sözcülük, Türkiye'nin anılmasının özellikle Batı Balkanlar üzerindeki jeopolitik etkisi, demografik büyüklüğü ve bölgesel hedefleriyle ilgili bir durum olduğunu savundu. STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ VE NATO MÜTTEFİKLİĞİ VURGUSU Komisyon, Türkiye'nin sadece bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda küresel bir güvenlik ortağı olduğunu hatırlattı. Yapılan açıklamada, "Türkiye, ayrıca önemli bir NATO müttefiki ve AB aday ülkesidir. Bu yönüyle de kilit bir muhatap konumundadır." ifadelerine yer verildi. Bu ortaklığın somut örnekleri olarak Trans-Hazar Orta Koridor projesi, bağlantısallık gündemi ve yıllardır süregelen göç yönetimi iş birliği gösterildi. VON DER LEYEN'İN TARTIŞMA YARATAN KONUŞMASINDA NE DEMİŞTİ? Hamburg'da düzenlenen Die Zeit gazetesinin 80. yıl dönümü etkinliğinde kürsüye çıkan von der Leyen, Avrupa Birliği'nin genişleme sürecini savunurken şu ifadeleri kullanmıştı: "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki; Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz." Bu sözler, bir aday ülke olan Türkiye'nin Rusya ve Çin gibi rakiplerle aynı bağlamda anılması nedeniyle Ankara ve Avrupa Parlamentosu kanadında tepkiyle karşılanmıştı.

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı Haber

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’nda, şehrin 2050 vizyonu kapsamında karşı karşıya kalabileceği iklimsel riskler bilimsel veriler ışığında analiz edilerek çözüm yolları arandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen ‘Mersin CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’, kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştay çerçevesinde, kentin 2050 yılı hedefleri doğrultusunda ortaya çıkabilecek iklim riskleri bilimsel metodolojilerle masaya yatırıldı. Katılımcılar, etkinliğin sıradan bir toplantının ötesinde, Mersin’in iklim direncini artırmaya yönelik kolektif bir akıl platformu olduğunu vurgularken, paydaşların katkılarıyla şehrin savunma mekanizmalarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Çalıştayın açılış kısmında; Mersin’in iklim değişikliğiyle mücadele süreci, Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürlüğünün yürüttüğü stratejik çalışmalar ve projenin temel amaçları, İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can tarafından bir sunumla paylaşıldı. Can'ın sunumunun ardından, çalıştayın bilimsel temelini oluşturan teknik analizler katılımcılara aktarıldı. CLIMAAX Projesi aracılığıyla elde edilen teknik veriler ve iklim modellemeleri, teknik ekipten Hakan Duman ve Tamer Atalay tarafından sunuldu. Programdaki teknik sunumlarda, CLIMAAX Projesi kapsamında ulaşılan veriler ve modellemeler detaylandırıldı. Uzmanlar, Mersin'in gelecekte karşılaşabileceği muhtemel riskleri ayrıntılı bir şekilde analiz etti. Teknik ekibin paylaştığı bilgiler, katılımcılar için kritik bir veri kaynağı oluşturdu. Çalıştayın ilerleyen saatlerinde, interaktif menti uygulaması kullanılarak katılımcıların görüşleri anlık olarak toplandı. Ardından gerçekleştirilen masa çalışmalarında, belirlenen öncelikli başlıklar üzerine derinlemesine tartışmalar yürütüldü. Moderatörler eşliğinde yapılan oturumlarda katılımcılar, 6 temel soru üzerinden analizler yaparak çözüm önerileri geliştirdi. Tüm görüş ve teklifler, hem dijital hem de fiziksel dokümanlarla kayıt altına alındı. Çalışmaların sonunda, her masadan seçilen temsilciler öne çıkan sonuçları kısa sunumlarla aktardı. Masalarda özellikle ‘Göreceli ve Tarımsal Kuraklık’, ‘Isı Dalgaları’, ‘Orman Yangınları’ ile ‘Aşırı Yağış ve Taşkınlar’ başlıkları ele alındı. "Projelerdeki ana tema, iklim değişikliğine uyum sağlayacak eylem planları geliştirmek" Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Bayrakdar, açılış konuşmasında katılımcılara projeye ve çalıştaya sundukları destekler için teşekkür etti. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in selamlarını ve başarı dileklerini ileten Bayrakdar, "İklim değişikliği, her kesimin ve tüm insanların yaşamını doğrudan etkilemektedir. İklimi biz değiştiremediğimiz için iklim bizi değiştirmektedir. Bu değişim ölçüsünde bizim de uyum sağlamamız gerekiyor. Bu projelerin temel teması, iklim değişikliğine adaptasyon sağlamak ve kırılganlıklara karşı eylem planları üretmektir. Bu konuda değerli bir proje hayata geçti. Temennim, sonuçlarının ilimize ve bölgemize önemli katkılar sunması ve bundan sonraki benzer çalışmalar için bir ilham kaynağı olmasıdır" şeklinde konuştu. "Geçmişteki ve günümüzdeki verileri alarak, gelecekteki sorunları haritalandıracağız" İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can, 'CLIMAAX Projesi’nin bir Avrupa Birliği (AB) Horizon Projesi olduğunu belirterek, projenin 2025 yılı Mart ayında başladığını ifade etti. Projenin 2 yıllık bir süreci olduğunu kaydeden Can, "Mersin’deki iklim değişikliğine yönelik kentsel ısı adası, aşırı yağışlar ve orman yangınları gibi temaları esas alan, bunların sayısallaştırılmasını ve haritalandırılmasını amaçlayan bir AB projesidir. Temel hedefimiz; kentimizdeki kuraklık, tarımsal kuraklık, aşırı yağış, sel ve orman yangınları gibi iklimsel sorunları ele alarak raporlamak, kentin çözüm önerilerini toplamak ve bunu uluslararası platformlara taşımaktır" dedi. "Farklı uzmanlık alanlarının aynı çatı altında toplanması çok önemli" İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Köksal Hazır, küresel ölçekte sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğinin kritik bir problem haline geldiğini vurgulayarak, "Bu alandaki çalışmalar ne kadar geniş tutulursa tutulsun yetersiz kalmaktadır. Zira iklimle, çevreyle ve çevresel değişimlerle ilgili çok ciddi kayıplar yaşanıyor. İnsanoğlunun bu duruma çok daha hızlı çözümler üretmesi şart" ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediyesinin böyle bir girişime imza atmasını çok kıymetli bulan Hazır, "Mersin Büyükşehir Belediyesinin iklim değişikliği için özel bir daire kurmuş olması, Mersin ve çevresi, hatta tüm Türkiye'nin faydalanabileceği bir veri tabanı oluşturması ve gelecek projeksiyonları yapması takdire şayandır. Bu çalışmalar sonucunda, bu öngörülere dayalı yeni projeler mutlaka gelecektir. Bunları çok kıymetli buluyorum. Geleceğe hazırlanmak hayati önem taşıyor. İklim değişikliğiyle ancak bu şekilde mücadele edilebilir. Artık bu gidişatı değiştirme şansımız kalmadı; bu nedenle iklimsel ve çevresel dönüşümlere uyum sağlamalıyız. Bu uyum süreci adına çok faydalı bir çaba sarf ediliyor" dedi. Çalıştay süresince üretilen fikirler, eylem planları ve stratejik teklifler, kapsamlı bir ‘Çalıştay Sonuç Raporu’na dönüştürülerek tüm ilgili paydaşlarla paylaşılacak.

Ursula von der Leyen duyurdu: Avrupa'da anonim yaş doğrulama dönemi başlıyor Haber

Ursula von der Leyen duyurdu: Avrupa'da anonim yaş doğrulama dönemi başlıyor

Avrupa Birliği Yürütme Organı, sanal dünyadaki küçük yaşlı kullanıcıların güvenliğini teminat altına almak için tasarlanan yeni yaş teyit mekanizmasını kamuoyuna takdim etti. Brüksel'de düzenlenen üst düzey toplantıda projenin detaylarını paylaşan yetkililer, söz konusu dijital çözümün yakın süreçte tüm üye ülkelerde devreye alınacağını ifade etti. VON DER LEYEN: "ÇOCUKLARIMIZI ÇEVRİMİÇİ ORTAMDA DA AYNI KARARLILIKLA KORUMAK ZORUNDAYIZ" Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve Dijital Çağdan Sorumlu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen tarafından yapılan ortak açıklamada, dijital platformların barındırdığı tehlikelere dikkat çekildi. Sosyal ağların bağımlılık yapıcı algoritmaları ve artan istismar vakalarına değinen Von der Leyen, "Çocuklarımızı çevrimdışı dünyada nasıl koruyorsak çevrimiçi ortamda da aynı kararlılıkla korumak zorundayız" dedi. Teknoloji devlerinin yaş denetimi konusundaki mazeretlerinin sona erdiğini kaydeden Von der Leyen, "Artık çevrimiçi platformların bahane üretme şansı kalmadı. Avrupa, çocukları korumak için ücretsiz ve uygulanabilir bir çözüm sunuyor" şeklinde konuştu. KULLANICI KİMLİĞİ GİZLİ TUTULARAK ANONİM DENETİM SAĞLANACAK Hayata geçirilen yeni sistem, bireylerin hassas bilgilerini platformlarla paylaşmasına gerek kalmadan yaşlarını onaylamasına olanak tanıyor. Kullanıcılar, pasaport veya kimlik kartları vasıtasıyla gerçekleştirecekleri tek seferlik doğrulamanın ardından, kısıtlamalı sitelere sadece "Kullanıcı, gerekli yaşın üzerinde" bilgisini anonim olarak iletebilecek. En yüksek gizlilik kriterlerine göre dizayn edilen uygulama, internet üzerindeki hiçbir ayak izini takip etmeyecek. Kodları şeffaflık adına açık kaynaklı olarak paylaşılan yazılım; telefon, tablet ve bilgisayar gibi tüm teknolojik aygıtlarda sorunsuz çalışacak. AVRUPA GENELİNDE ORTAK DİJİTAL GÜVENLİK STANDARDI GELİYOR Fransa, İtalya, İspanya ve İrlanda'nın da dahil olduğu yedi ülke, bu yeni mekanizmayı ulusal dijital cüzdan sistemlerine dahil etmeyi planlıyor. Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki çocuk koruma kriterlerini tahkim edecek olan uygulama, Avrupa genelinde güvenlik standartlarını uyumlu hale getirmeyi hedefliyor. Brüksel yönetimi, çocuk haklarını ticari menfaatlerin üzerinde konumlandırarak kurallara riayet etmeyen mecralara karşı kapsamlı yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor.

Hatay, gastronomi mirasıyla kültürel ihyada Türkiye’nin zirvesine yükseliyor Haber

Hatay, gastronomi mirasıyla kültürel ihyada Türkiye’nin zirvesine yükseliyor

Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecini yalnızca fiziksel iyileşme üzerinden değil, kültürel süreklilik üzerinden de yürüten Hatay, gastronomi alanındaki köklü birikimini koruma ve görünür kılma çalışmalarını hızlandırdı. Kentin yüzyıllara dayanan mutfak kültürü, “kültürel ihya” vizyonu kapsamında sistematik bir envanter ve tescil süreciyle kayıt altına alınıyor. Hatay Valiliği’nin koordinasyonunda, Vali Mustafa Masatlı’nın talimatları doğrultusunda yürütülen çalışmalarla, coğrafi işaretli ürün sayısında kısa sürede dikkat çekici bir artış sağlandı. Deprem öncesinde 25 olan tescilli ürün sayısı, yürütülen yoğun çalışmalar sonucunda 64’e çıkarılarak önemli bir eşiğin aşıldığı bildirildi. Son dönemde Hatay mutfağının simge lezzetlerinden Ali Nazik’in de coğrafi işaret tescili alması, kentin gastronomi alanındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu gelişmeyle birlikte Hatay, Türkiye genelinde coğrafi işaretli ürün sayısı sıralamasında 25. basamaktan ilk üç şehir arasına yükselerek dikkat çekici bir başarı elde etti. Yürütülen sürecin sadece tescil çalışmalarıyla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda uluslararası tanıtım hedefleriyle de desteklendiği ifade ediliyor. 600’ü aşkın yemek ve tatlı çeşidine sahip olan Hatay mutfağının, özellikle Avrupa Birliği coğrafi işaret süreçleriyle birlikte küresel ölçekte daha güçlü bir görünürlük kazanması amaçlanıyor. Kentin UNESCO UNESCO “gastronomi şehri” unvanı da bu stratejik sürecin en önemli dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Hatay Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt, yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deprem sürecinin ardından Hatay’da yalnızca şehirlerimizi yeniden inşa etmiyoruz, aynı zamanda kültürel hafızamızı da güçlü bir şekilde geleceğe taşıyoruz. Bir dönem 25 tescilli ürünle ülke sıralamasında 25. sıradayken, bugün 64 ürüne ulaşarak ilk üçe girmenin gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, Hatay’ın marka değerini güçlendiren ve gastronomi mirasını dünya vitrinine taşıyan çok kıymetli bir adımdır.”

Savaşın etkisiyle AB'nin enerji faturası 44 günde 22 milyar avronun üzerinde arttı Haber

Savaşın etkisiyle AB'nin enerji faturası 44 günde 22 milyar avronun üzerinde arttı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel'de AB Komisyonu üyelerinin Orta Doğu'daki gelişmelerin AB ekonomisine etkileri konusunda yaptıkları toplantının ardından açıklamalarda bulundu. Bölgede ateşkes ilan edildiğini ancak müzakerelerin şu anda tıkandığını ve sürecin nasıl ilerleyeceğinin belirsiz olduğunu belirten von der Leyen, yapılacak herhangi bir anlaşmanın, İran'ın nükleer ve balistik füze programıyla ilgili endişeleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engelleyen eylemleri ele alması gerektiğini söyledi. Von der Leyen, "Hürmüz Boğazı'nın halen kapalı olması büyük zarar vermektedir. Seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması bizim için son derece önemlidir." dedi. İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarının tüm süreci raydan çıkarabileceğinden endişe duyduklarını ifade eden von der Leyen, Lübnan'a saldırılar sürerken Orta Doğu'da ya da Körfez'de istikrar sağlanamayacağını dile getirdi. Von der Leyen, "Bu nedenle tüm taraflara Lübnan'ın egemenliğine saygı göstermeleri ve tam bir ateşkes uygulamaları çağrısında bulunuyoruz." ifadesini kullandı. AB ENERJİ FATURASI Orta Doğu'daki gelişmelerin AB'nin enerji faturasını da çok yükselttiğine işaret eden von der Leyen, "Çatışmanın başlamasından bu yana geçen 44 günde fosil yakıt ithalat faturamız 22 milyar avronun üzerinde arttı." dedi. Von der Leyen, enerji krizinin ekonomilerini de etkilediğini, bölgede çatışmalar hemen sona erse bile Basra Körfezi'nden enerji tedarikindeki aksaklıkların bir süre daha devam edebileceğini kaydetti. AB üyesi ülkelerin liderlerinin gelecek hafta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) toplanacağını belirten von der Leyen, liderlere sunacakları önlemler üzerinde çalıştıklarını anlattı. Von der Leyen, üye ülkeler arasında güçlü koordinasyon sağlamanın önemine işaret ederek, AB ülkelerinin enerji alanında 2022 yılındaki krizde de birlikte çalıştıklarını dile getirdi. Üye ülkelerin aynı anda piyasaya girerek birbirleriyle rekabet etmelerini önlemek için gaz depo dolumunun AB genelinde koordinasyonunu incelediklerini ifade eden von der Leyen, "Mümkün olan en büyük etkiyi elde etmek için petrol stoklarının serbest bırakılmasını koordine edeceğiz." dedi. Von der Leyen, "Yüksek enerji fiyatlarından en çok etkilenen haneleri ve sektörleri korumaya yönelik önlemleri ele aldık. Bu önlemlerin hedefli, hızlı ve geçici olması gerekiyor." diye konuştu. Von der Leyen, devlet yardımı kurallarının daha esnek hale getirilmesi üzerinde de çalıştıklarını, böylece en çok etkilenen sektörlere geçici destek sağlamak için hazırladıkları geçici çerçevenin bu ay içinde kabul edilmesini beklediğini söyledi. Enerji faturalarının bileşenlerinde en büyük payın enerji kaynağına ait olduğunu, ardından şebeke ücretleri, vergiler ve emisyon ticaret sisteminin (ETS) geldiğini aktaran von der Leyen, ETS konusunda piyasa istikrar rezervinde değişiklikler önerdiklerini, elektrik vergileri ve şebeke ücretleriyle ilgili yasa tekliflerini de mayısta sunacaklarını vurguladı. Von der Leyen, "Hürmüz Boğazı'nın kapanması vatandaşlar üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Bu etkiyi benzin istasyonunda, markette ve faturalarında hissediyorlar. Bu kriz uzak bir kriz değil, etkileri doğrudan ve anında hissediliyor." diye konuştu. "AŞIRI BAĞIMLILIĞIMIZIN BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ" AB'nin son birkaç yılda ikinci fosil yakıt krizini tecrübe ettiğine işaret eden von der Leyen, "Aşırı bağımlılığımızın bedelini ağır ödüyoruz. Fosil yakıtlar gelecekte de en pahalı seçenek olmaya devam edecek." dedi. Von der Leyen, AB'nin karbonsuzlaşma stratejisinin her geçen gün daha da önem kazandığını ifade ederek, amaçlarının yerli, uygun fiyatlı ve güvenilir enerjiyi artırmak olduğunu söyledi. Von der Leyen, yenilenebilirler ve nükleer enerjinin bağımsızlık ve güvenlik sağlayacağını aktardı. Mevcut durumda, Avrupa'da elektrik üretiminin yüzde 70'inden fazlasının yenilenebilir ve nükleer kaynaklardan sağlandığını ifade eden von der Leyen, "Şu anda büyük miktarda temiz enerji ya kullanılmıyor ya da israf ediliyor. Bu nedenle depolama, esneklik ve şebeke bağlantılarını hızlandırmamız gerekiyor." dedi.

Kadın Dostu Kentler Programı 3. fazı Ankara’da başladı Haber

Kadın Dostu Kentler Programı 3. fazı Ankara’da başladı

Avrupa Birliği’nin finansal desteği, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) liderliği ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ortaklığında yürütülen Kadın Dostu Kentler (KDK) Programı’nın 3. fazı kapsamında, 6-7 Nisan tarihlerinde Ankara’da Üst Düzey Yerel Yönetim Çalıştayı düzenlendi. Türkiye genelinden 25 belediyenin katılım sağladığı çalıştayda, kadın-erkek eşitliğinin yerel yönetim politikalarına entegrasyonu ve belediyeler arası iş birliğinin güçlendirilmesi ele alındı. Adana Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanı Ayten Dolançay ve Mali Hizmetler Daire Başkanı Mesut Çetiner katıldı. YERELDE EŞİTLİK POLİTİKALARI VE İYİ UYGULAMALAR PAYLAŞILDI Çalıştay boyunca programa dahil olan illerde kaydedilen ilerlemeler değerlendirilirken; belediyelerde Yerel Eşitlik Birimlerinin kurulması, kurumsal kapasitenin artırılması ve Yerel Eşitlik Eylem Planlarının hazırlanarak uygulanması süreçleri ele alındı. Belediyeler, kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeye yönelik geliştirdikleri uygulamaları paylaşarak bilgi ve deneyim aktarımında bulundu. Program ortakları ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik oturumlar da gerçekleştirildi. ADANA’DAN ÖRNEK UYGULAMALAR GÜNDEME GELDİ Çalıştayda söz alan Ayten Dolançay, Adana Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dolançay konuşmasında, belediye tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Hizmet Aracı “Mor Haritam” uygulaması hakkında bilgi vererek, bu uygulamanın kadınların kentteki hizmetlere erişimini kolaylaştıran ve ihtiyaç odaklı veri üretimini destekleyen önemli bir dijital araç olduğunu ifade etti. Dolançay ayrıca, belediye çalışanlarına yönelik hazırlanan Hane İçi Politika Rehberine de değinerek, kurum içi farkındalığın artırılması ve çalışanların toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlendirilmesinin sürdürülebilir eşitlik politikaları açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. “HEDEFLER ÖLÇÜLEBİLİR VE İZLENEBİLİR HALE GELİYOR” Dolançay’ın ardından söz alan Mali Hizmetler Daire Başkanı Mesut Çetiner ise, Yerel Eşitlik Eylem Planı göstergelerinin belediyenin stratejik planına aktarılma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çetiner, eşitlik temelli hedef ve göstergelerin stratejik planlara entegre edilmesinin yalnızca bir planlama faaliyeti olmadığını; aynı zamanda bu hedeflerin kurumsal performans sistemine dahil edilerek izlenebilir ve ölçülebilir hale getirilmesini sağladığını ifade etti. Bu yaklaşım sayesinde, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmaların belediyenin tüm hizmet alanlarına yayılabildiğini belirten Çetiner, mali kaynakların planlanması ve kullanımında da eşitlik perspektifinin gözetilmesinin önemine dikkat çekti. Çetiner ayrıca, Stratejik Planlama ile Yerel Eşitlik Eylem Planı arasındaki uyumun güçlendirilmesinin, yerel yönetimlerde sürdürülebilir ve kalıcı bir dönüşüm sağladığını dile getirdi. EŞİTLİK PERSPEKTİFİ TÜM HİZMETLERE ENTEGRE EDİLİYOR Toplantıda; Kadın Dostu Kentler yaklaşımının yalnızca sosyal projelerle sınırlı olmadığı; belediyelerin bütçe planlamasından hizmet sunumuna kadar tüm süreçlerine eşitlik perspektifinin entegre edilmesini gerektiren bütüncül bir anlayış olduğu vurgulandı. Bu kapsamda, karar alma mekanizmalarında kadınların temsilinin artırılması, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yapılması ve kapsayıcı hizmet modellerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. 2027’YE KADAR ORTAK HEDEF: EŞİT VE GÜVENLİ KENTLER Program kapsamında Türkiye’nin 7 bölgesinden 25 belediye, kadın-erkek eşitliğinin yerel düzeyde güçlendirilmesi amacıyla Kasım 2027’ye kadar ortak çalışmalarını sürdürecek. Bu süreçte belediyelere yönelik eğitimler, mentorluk destekleri ve rehber dokümanlar ile kurumsal kapasitelerin artırılması hedefleniyor. Kadın Dostu Kentler Programı ile birlikte, kentlerin daha eşit, kapsayıcı ve güvenli hale getirilmesi; kadınların yaşamın her alanında aktif ve güçlü bireyler olarak yer almasının desteklenmesi amaçlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.