#Ayhan Barut

İLKHABER-Gazetesi - Ayhan Barut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayhan Barut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Barut: Tarımda yaşanan kayıplar telafi edilsin Haber

Barut: Tarımda yaşanan kayıplar telafi edilsin

Adana’da son günlerde etkili olan aşırı yağışların ardından barajdan Seyhan Nehri’ne kontrollü olarak bırakılan su, bazı ekili ve dikili tarım arazileriyle birlikte köy evleri ve ahırları sular altında bıraktı. Bölgede mağdur köylüler ve üreticilerle bir araya gelen Ayhan Barut, zararların ivedilikle tespit edilerek mağduriyetlerin giderilmesi çağrısında bulundu. Taşkından etkilenen vatandaşlar ise oluşan zararların karşılanmasını talep etti. “BARAJLARDAN BIRAKILAN SU TARLALARI VURDU” Taşkın sonucu Seyhan Nehri'nin sular altında kalan her iki yakasında da üreticiler ve köylülerle bir araya gelip incelemelerde bulunan Ayhan Barut, sorunları ve talepleri dinledi. Yaşanan mağduriyete tanıklık eden Barut, "Olan hep çiftçiye oluyor. Dolu oldu, çiftçiyi vurdu, zirai don oldu, yine olan çiftçiye oldu. Şimdi de bölgemizde aşırı yağışların ardından barajlardan bırakılan su ekili ve dikili alanlara doldu. Şu anda Adana'da Seyhan Nehri'nin her iki yakasında da ekili ve dikili tarım alanları su altında kaldı. Narenciye bahçeleri de, buğday tarlaları da, evler de su altında kaldı” diye ifade etti. “ÜRETİCİLERİMİZİN VE VATANDAŞLARIMIZIN SESİNİ DUYUN” Kuraklık, zirai don, dolu yağışı ve aşırı sıcak afetlerini anımsatan Ayhan Barut, zarar tespiti ve destek çağrısında bulunarak şunları söyledi: "Çiftçinin 2025 yılından bu yana süregelen talihsizliği devam ediyor. Tarla ve bahçeleri basan, şimdi boşa akan bu suyun her damlası çok önemli. Öngörü olsa, kuraklık zamanlarında değerlendirmek lazımdı bu suyu. Ama maalesef planlayamadıkları için suyu salıp denizlere akıtıyorlar. Denize akarken de etrafındaki her şeyi ve yeri tahrip ederek akıyor. Çiftçinin hem yaşam alanları, hem de ekili-dikili alanları tamamen su altında kaldı. Bu bölgenin derhal afet bölgesi ilan edilmeli. Hızlı bir şekilde evi, ekili-dikili alanları, ahırları, tarımsal ekipmanları zarar gören üreticilerin ve vatandaşların zararları tespit edilmeli ve hızla zararları karşılanmalıdır. Üreticilerimizin ve vatandaşlarımızın sesini duyun." Yaşanan vahim durumla ilgili mağduriyetlerini ve çözüm taleplerini anlatan üretici köylüler ise soruna neden olan sorumluların da görevden alınmasını istedi.

Barut: Hayvan sayıları biyolojik gerçeklerle uyuşmuyor Haber

Barut: Hayvan sayıları biyolojik gerçeklerle uyuşmuyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı hayvan varlığı verilerinin, saha gerçekleri ve bilimsel analizlere göre çelişkiler içerdiğini iddia etti. Geçen yıla oranla kıyaslandığında açıklanan verilere göre hayvan varlığındaki büyük artışın dayanaksız olduğunu aktaran Barut, “Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir” dedi. “TÜİK’İN HAYVAN SAYISI VERİLERİNDE TUTARSIZLIK VAR” TÜİK’in geçen yıl yapılan tarım sayımı sonucu açıkladığı verileri paylaşan Barut, “Türkiye’de Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %4,3 artarak 17 milyon 709 bin baş oldu. Küçükbaş hayvan sayısı da bir önceki yıla göre %5,4 artarak 57 milyon 874 bin olarak açıklandı. Ancak TÜİK verileri zooteknik projeksiyon mantığıyla incelendiğinde, yaş grupları arasındaki geçişlerde kritik tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Rakamlar arasında biyolojik akışa ve sürü demografisine ters düşen ciddi tutarsızlıklar bulunmaktadır” diye konuştu. “ÖLÜM VE KESİME RAĞMEN SAYI NASIL ARTIYOR?” Ayhan Barut, “Bir önceki yılın genç hayvanları, bir sonraki yıl yaşlandıklarında sayıları azalmak yerine artıyor görünüyor. Sanki yoktan var olmuş gibi; Ölüm ve kesim oranlarına rağmen, hayvan sayısında biyolojik olarak imkansız ‘hayalet’ artışlar görülmektedir. Bu sonuçlar bilimsel, nesnel ve sahadaki gerçeklik açısından asla normal değildir. Biyolojik gerçekler ışığında ortaya konan zooteknik kural açısından, bir önceki yılın 0-1 yaş grubu, bir sonraki yılın 1-2 yaş grubunu oluşturur. Bu süreçte sayı doğal olarak azalmalıdır. Sayı ancak çok yüksek miktarda ithalat yapılırsa artabilir. Açıklanan resmi verilerde ise büyük bir çelişki görülüyor. Bir yıl önce doğan hayvanlar büyüdüğünde sayıları azalması gerekirken 227 bin baş artmış görünüyor. Doğal seyrinde bu hayvanların ölenleri, kesilenleri olması gerekirken aksine üzerine bu kadar artış normal değil. 2024'teki dişi buzağılar 2025'te düve olduğunda sayıları 401 bin artmıştır. Bu durum erkek sığırlardaki çelişkiden daha vahimdir. Türkiye 2024-2025 döneminde 1 yaş civarında 630 bin adet canlı hayvan ithal etti mi? Eğer bu devasa ithalat yapılmadıysa, bu hayvanlar 'yoktan var olmuş' görünmektedir. Aynı vahim çelişkiler küçükbaş grubu için de geçerli. Toklu ve şişek grubunda yaklaşık 410 bin hayvan artışı eşyanın tabiatına aykırıdır. Yaş aralığı gözetildiğinde, küçükbaş sürüsünde hastalık ve kesim nedeniyle normalde yüzde 10-20 oranlarında azalma olması gerekirken, sürü yaşlandıkça sayı artıyor. Bunu akıl almıyor” ifadelerini kullandı.

Barut: Üretici kazanmıyor, vatandaş gıdaya ulaşamıyor Haber

Barut: Üretici kazanmıyor, vatandaş gıdaya ulaşamıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Meclis kürsüsüne Ramazan pidesiyle çıkarak çiftçinin ve vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Buğday üreticisinin ürününden para kazanamadığını, buna karşın yurttaşın 250 gramlık pideden bile mahrum bırakıldığını söyleyen Barut, “Çiftçi üretmezse kıtlık olur, aç kalırız. Üreticiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz. ‘İthal et, üretme’ politikasından vazgeçilsin” dedi. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN 772 MİLYAR, VERİLEN 168 MİLYAR” Ayhan Barut, "Maalesef, çiftçilere şu anda yeterli destek verilmiyor. Bu yasada Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesi çok açık ve net olarak, 'Tarımsal destekler milli gelirin yüzde 1'inden aşağı olamaz' diyor. Milli gelir ne kadar? Bugün 77,2 trilyon lira, bunun yüzde 1'i ise 772 milyar lira. Verilen destek ne kadar? 168 milyar lira. Yani verilmesi gereken desteğin beşte 1'i kadarı ancak veriliyor. Milli gelirin yüzde 1'i olması gerekirken şu anda 18,9 trilyonluk bütçenin bile yüzde 1'inin altında. Koskoca ülke tarımını yöneten Tarım Bakanlığının bütçesi bile millî gelirin yüzde 1'inden aşağıda. Bu kanuna göre çiftçiye bu yıl vermesi gereken daha 604 milyar lira. Kanunun çıktığı o ilk günden bugüne kadar çiftçiye toplam 1 trilyon 372 milyar lira borcu var iktidarın. Çiftçinin bankalara olan borcu da 1 trilyon 270 milyar lira. Ödeyin çiftçinin borcunu, çiftçi de bankalara olan borcunu ödemiş olsun. Çiftçimize destek olarak 168 milyar lirayı reva görenler, çiftçilere desteği çok görenler maalesef bunun tam 16,5 katını faize ödüyorlar” şeklinde konuştu. Barut, “Her şeye rağmen çiftçimiz üretmeye çalışıyor. Mazota, gübreye, ilaca katlanarak zam geliyor; buna katlanmaya çalışıyorlar. Yılda 3 milyar litre mazot tüketiliyor, ödedikleri fiyat 180 milyar, destekleme 168 milyar, bunun da yüzde 40'ı ÖTV ve KDV. AKP iktidarı, 'Üretme, ithal et' anlayışıyla tarımı yok etti, çiftçiyi sahipsiz bıraktı, bu sektörde yangın büyüyor" şeklinde konuştu. “VATANDAŞ RAMAZAN PİDESİNİ BİLE ALAMIYOR” Ayhan Barut, "Mübarek Ramazan ayı geldi, herkesin Ramazan ayını kutluyoruz. Malum, emeklisinden işçisine, çiftçisinden asgari ücretlisine herkes perişan; bu yangın her geçen dakika daha da büyüyor. Açlık, yoksulluk dayatılıyor. Şimdi, şu elimdeki 250 gramlık Ramazan pidesinin fiyatı 25 lira. Çiftçinin satmış olduğu buğday hasat döneminde 11, 12 liraydı, şu an bile 12 lira ile 13 lira arasında. Çiftçi, ürettiğinden zarar ediyor, emekli de asgari ücretli de yurttaş da pahalıya tüketiyor. Yani 1 kilogram buğdaydan 3 tane Ramazan pidesi yapılır, 25 liradan çarparsanız tam 75 lira yapar. Vatandaş, bırakın, etinden, sütünden, meyvesinden vazgeçtim, şu Ramazan pidesini bile maalesef sofrasına taşıyamayacak durumda. Bu şartlarda üretici nasıl üretsin, tarım nasıl yapsın, halkımız ne yapsın?" dedi. “ÇİFTÇİ ÜRETMEZSE BU ÜLKE AÇ KALIR, VATANDAŞLARIMIZ AÇ KALIR” Tarıma ve çiftçiye destek verilmesinin tüketiciyi de rahatlatacağını belirten Barut, şunları kaydetti: "Çiftçi nefes bile almakta zorlanıyor. Üreticiyi ve üretimi gözetmeyen, gıda egemenliğini tehlikeye atan bu yanlış politikalardan vazgeçilmesi lazım. Eğer bu vahim yanlışlardan vazgeçilmezse daha büyük bir felaketle karşılaşacağımızı buradan söylemek istiyorum. Çiftçi üretmezse bu ülke aç kalır, vatandaşlarımız aç kalır. O nedenle, burada vermiş olduğumuz kanun teklifi değişikliğine destek verirseniz hem üretici kazanır hem de tüketici kazanır. Çiftçi ve tarımın desteklenmesi, tüketicinin rahat bir nefes almasını amaçlayan yasa değişikliği teklifi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi."

Barut: Türkiye’de et tüketimi dünyanın gerisinde kaldı Haber

Barut: Türkiye’de et tüketimi dünyanın gerisinde kaldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Ramazan ayı yaklaşırken Meclis’te yaptığı konuşmada, hem kırmızı et hem de tavuk eti fiyatlarındaki sorunlara dikkat çekti. Barut, Türkiye’de kırmızı et tüketiminin Avrupa ve dünya ortalamasının gerisinde kaldığını, üreticilerin zarar ederken halkın ucuz et tüketemediğini belirtti. Tavuk etine yapılan yüzde 15’lik zammın ardından Ticaret Bakanlığı’nın ihracatı durdurmasının geçici bir çözüm olduğunu vurgulayan Barut, “Yanlışlardan derhal vazgeçilmeli. Üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da ucuza tüketir” dedi. “TÜRKİYE’DE KIRMIZI ET TÜKETİMİ DÜNYANIN GERİSİNDE KALDI” TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "Uluslararası raporlara göre kırmızı et tüketimi Avrupa'da 34, dünya genelinde 18, Türkiye'de ise sadece 16 kilo civarında. Halkımız ete hasret kalırken, üretici ineğini kesime gönderirken, iktidar ise bugüne dek 13 milyar dolarlık hayvan ithalatıyla sorunu çözmediği gibi daha da derinleştiriyor. Ne et fiyatları ucuzluyor, ne üretici para kazanıyor, ne de halkımız ucuza tüketebiliyor" diye konuştu. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ, HALK UCUZ TÜKETMELİ” Ayhan Barut, "Tavuk etine yapılan yüzde 15'lik zam nedeniyle Ticaret Bakanlığı ihracatı durdurdu. Amaçları Ramazan ayında tavuk etinin ucuzlatılmasıymış. İğneden ipliğe her şeye fahiş zam yaparak, vergileri artırarak, yüksek enflasyon ve zam ortamını yaratanlar, çözüm yerine topu taca atıyorlar. Yalnızca Ramazan ayında değil her vakit halkın ucuza et tüketmesi esastır. Elleri nasırlı üreticinin kazanması, halkın da uyguna tüketmesi için yapılması gereken tek şey, üretimin ve üreticinin desteklenmesidir. İktidar kurnazlığı ve algı operasyonlarını bırakmalı, halkın içine düşürüldüğü bu kara düzene neden olan yanlışlardan derhal vazgeçmelidir. Bu yapılırsa üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da uyguna tüketir” şeklinde konuştu.

Barut: Emeklilere kira yardımı, refah payı ve ek ödeme sağlansın Haber

Barut: Emeklilere kira yardımı, refah payı ve ek ödeme sağlansın

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut, açlık ve yoksullukla boğuşan emeklilere insanca yaşam ve barınma hakkı için kira yardımı, refah payı ile ek ödeme yapılması talebiyle Meclis'e soru önergesi sundu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi hazırlayan Barut, "Ülkemizde açlık sınırı 32 bin liranın, yoksulluk sınırı ise 93 bin liranın üzerine çıkmıştır; bu da halkımızın olduğu gibi emeklilerin de temel ihtiyaçlarını karşılama gücünü yok ediyor" dedi. “TÜRKİYE’DE ORTALAMA KİRA 24.700 TL’YE ULAŞTI” TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinin ayrıntılarını paylaşan Barut şunları söyledi: "2026 Ocak ayı itibarıyla Türkiye genelinde ortalama kira bedeli yaklaşık 24.700 TL’ye ulaşmıştır ve büyükşehirlerde bu bedeller daha yüksek seviyelere çıkmaktadır; örneğin İstanbul’da 35.500 TL, Ankara’da 28.200 TL ve İzmir’de 27.500 TL civarındadır. Bu rakamlar, kiraların enflasyon ve ücret artışlarının çok üzerinde yükseldiğini göstermektedir." “KONUT GİDERLERİNDEKİ EŞİTSİZLİK EMEKLİLERİ ETKİLİYOR” İstanbul ve Ankara'nın dışındaki kentlerde de fahiş artışlar olduğuna dikkat çeken Barut, "Bazı Anadolu illerinde kiralar 10.000 TL – 15.000 TL bandında seyretmekte olup, büyükşehirlerle bölgesel kira farkı iki veya üç kat civarına çıkmaktadır. Bu durum, emeklilerin yaşam maliyetini belirleyen en önemli kalemlerden biri olan konut giderlerinde bölgesel eşitsizliği artırmaktadır. Ülkemizde açlık sınırı 32 bin liranın, yoksulluk sınırı ise 93 bin liranın üzerine çıkmıştır; bu da halkımız gibi emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılama gücünü doğrudan zorlamaktadır. Artan kira bedelleri ile emekli aylıkları arasında yaşanan bu makas, özellikle büyükşehirlerdeki emekliler için barınma hakkının fiilen engellenmesine yol açmakta ve bu durum sosyal devlet ilkesini zedelemektedir" şeklinde konuştu. CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut'un Bakan Işıkhan'a yönelttiği sorular şöyle sıralandı; "Türkiye genelinde emeklilerin ortalama aylık gelirlerinin yüzdelik olarak ne kadarı kira giderine gitmektedir? Büyükşehirlerde yaşayan emekliler ile küçük ve orta ölçekli illerde yaşayan emekliler arasında yaşam maliyeti farkına rağmen aynı emekli aylığının uygulanmasının, yoksulluk riskini artırdığına dair Bakanlığınızın bir etki analizi bulunmakta mıdır? Kira artış oranlarının emekli maaş artış oranlarını sürekli aşmasının, emeklilerin barınma hakkı üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınızca hazırlanmış bir rapor bulunmakta mıdır? Büyükşehirlerde yaşayan emeklilerimiz için gıda yardımı yapılması gündemde midir? Büyükşehirlerde yaşayan emeklilerimiz için kira yardımı yapılması gündemde midir? Kira enflasyonu ve emekli maaşı arasındaki makası kapatmak için emeklilere kira desteği, refah payı, hedefli transfer veya ek ödeme gibi bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?"

Barut: Deprem gerçeğine karşı önlem alınmazsa yeni acılar kaçınılmaz Haber

Barut: Deprem gerçeğine karşı önlem alınmazsa yeni acılar kaçınılmaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut, Kahramanmaraş merkezli ve Adana dahil 11 ili etkileyen depremin yıldönümünde kaybettiğimiz canları anarak yetkilileri harekete geçmeye çağırdı. Önlenebilir acıların bir daha yaşanmaması dileğini paylaşan Barut, etkin önlemler alınması, acil eylem planı hazırlanması ve Afet Bakanlığı kurulması çağrısını yineledi. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu anımsatan Ayhan Barut, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yaptığı açıklamada, "Sorumluluklarını inkar edip görevlerini yapmayanlar bu acıların birincil sorumlusudur. Depremin üstünden geçen 3 yılda hala kara kışı soğukta, yağmurda, ayazda dışarıda geçiren insanlarımıza yaşatılanlar kabul edilemez. Deprem gerçeği ortada, sorumlu olan iktidar ise hala uykuda" şeklinde konuştu. “DEPREM GERÇEĞİNE KARŞI ÖNLEM ALINMAZSA YENİ ACILAR KAÇINILMAZ” Önlenebilir acıların bir daha yaşanmaması, deprem gerçeğine ilişkin etkin önlem alınması, acil eylem planı hazırlanarak harekete geçilmesi, Afet Bakanlığı kurularak hızlı adım atılması talebini yineleyen Barut, şunları kaydetti: "Bu zor zamanlarda halkımızın yaralarını sarmayanların vicdanı sızlamalıdır. Ülkemizi acıya boğan 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, kaybettiğimiz canlarımızı rahmet, özlem ve saygıyla anarken, halkımızın acılarını paylaşırken iktidarın da artık daha fazla zaman yitirmeden harekete geçmesini istiyoruz. Sayısız il, ilçe ve yerleşim alanları doğrudan fay hattı üstünde kuruluyken, ülkemizin deprem ülkesi olduğu gerçeği ortadayken adım atmayıp harekete geçmemek başka acılara davetiye çıkarmaktır. Deprem dirençli kentler için mücadele ederken, iktidar sorumluluğunun gereğini yerine getirmemekte direniyor. Bu yanlıştan dönülsün, başka acıları kaldırmaya yüreğimiz dayanmaz artık."

Barut: İthalata dayalı politikalar hayvancılığı bitiriyor Haber

Barut: İthalata dayalı politikalar hayvancılığı bitiriyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ve kırmızı et sektöründe yaşanan krizin giderek büyüdüğünü belirterek, üreticilerin derinleşen sorunlarla boğuştuğunu, halkın ise et tüketemez hale getirildiğini söyledi. Yüz binlerce hayvan ve tonlarca kırmızı et ithalatı için yurt dışına 13 milyar dolar ödendiğini hatırlatan Barut, “Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır” dedi. “ARTAN MALİYETLER KIRMIZI ET TÜKETİMİNİ GERİLETİYOR” Türkiye’de kırmızı et tüketiminin, artan fiyatlar ve derinleşen üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini aktaran Barut, "Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, "Hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, ithalata dayalı hayvancılık politikaları ve üreticiyi korumayan piyasa düzenlemeleri sorunu büyütüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvan yetiştiricileri, artan maliyetlere rağmen emeğinin karşılığını alamıyor, eti ve sütü para etmezken dişi hayvanlar dahi kesime gidiyor, çiftçimiz de üretimden çekiliyor" şeklinde konuştu Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını iddia eden Barut şunları söyledi: "ESK'nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur." “İTHALATA DAYALI POLİTİKALAR HAYVANCILIĞI SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GETİRDİ” Ayhan Barut, "Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Barut: Ekonomik kriz karşısında emekliler ve memurlar destek bekliyor Haber

Barut: Ekonomik kriz karşısında emekliler ve memurlar destek bekliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut, emekliler ve memurlar için insanca yaşam koşulları sağlanması gerektiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Barut, ekonomik kriz, fahiş zamlar ve yüksek enflasyon karşısında emeklilere yılda en az bir, kamu çalışanlarına ise yılda iki kez tatil hakkı tanınması ve ekonomik destek sağlanması için yasa tekliflerine destek verilmesini istedi. “FAHİŞ ZAMLAR VE YÜKSEK ENFLASYON SORUNU ÇOĞALTIYOR” Ayhan Barut, “Ülkemizde ne yazık ki işçisinden çiftçisine, esnafından memuruna herkes büyük bir ekonomik krizin içinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Fahiş zamlar, yüksek enflasyon ve artan vergiler bu krizi daha da büyütüyor. Çözüm üretmesi gereken iktidar ise bunu yapmadığı gibi bile isteye sorunu çoğaltıyor. Elbette kaçırdıkları o sandık gelecek, bu kara düzen ilk seçimde bitecek” diye konuştu. “İNSANCA YAŞAM KOŞULLARI SAĞLANMALI” Ekonomik kriz ortamında kamu çalışanlarının ve emeklilere açlık dayatmasına tepki gösteren Barut, şunları söyledi: “Emeklilerimiz ve memurlarımız için insanca yaşam koşulları sağlanmalıdır. Artan yaşam maliyetleri karşısında emeklilerin ve memurların sosyal faaliyetlere ve dinlenme olanaklarına erişimi de arttırılmalıdır. Yasa tekliflerimizle bunu istiyoruz. Emeklilerin yılda en az bir kez tatil yapabilmelerine imkân tanınması; yaşam kalitelerinin artırılmasına, sosyal hayata katılımlarının güçlendirilmesine ve sağlıklı yaşlanmalarına katkı sağlayacaktır. Anayasanın 50’nci maddesi kapsamında dinlenme hakkı çalışanların temel hakları arasında yer almakta olup, bu hakkın fiilen kullanılabilmesi için ekonomik destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Devlet memurlarına yılda iki kez, her biri asgari ücret tutarında tatil ikramiyesi verilmesi; memurların sosyal refahını artıracak, çalışma motivasyonunu güçlendirecek ve kamu hizmetlerinin etkinliğine olumlu katkı sağlayacaktır.”

Barut: Çukobirlik devlet desteğiyle yeniden ayağa kaldırılmalı Haber

Barut: Çukobirlik devlet desteğiyle yeniden ayağa kaldırılmalı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye’nin önemli tarım kuruluşlarından biri olan Çukobirlik’in devlet desteğiyle yeniden ayağa kaldırılması çağrısında bulundu. Barut, Çukobirlik Genel Müdürlük binasının devrinden, yerine lojman yapılmasına kadar olan girişimlerin kent, bölge ve ülke adına olumsuz gelişmeler olduğunu vurguladı. Barut, “Çukobirlik’in devlet desteğiyle tam olarak yeniden ayağa kaldırılması gerekiyor. Bizler, üreticilerimizin talepleri doğrultusunda Çukobirlik’in tarıma daha çok destek vermesi, üretim ve akılcı yönetim anlayışıyla yeniden hayat bulması için çalışıyoruz” dedi. “ÇUKOBİRLİK, AKILCI YÖNETİM VE DEVLET DESTEĞİYLE TARIMA YÖN VERMELİ” Ayhan Barut, "Üreticilerimiz artan maliyetler, yükselen faizlerin yanı sıra ürünlerinin para etmemesi nedeniyle de büyük bir mağduriyet yaşıyor. Bir zamanlar Ortadoğu ve Balkanların en büyük entegre tesisi olan, ülkemiz tarımına büyük katkı koyup yön veren, üreticilerimizin temel dayanağı olan Çukobirlik'in devlet desteğiyle tam olarak yeniden ayağa kaldırılması gerekiyor. Bizler üreticilerimizin de talepleri doğrultusunda Çukobirlik'in tarıma daha çok destek vermesi, üretim ve akılcı yönetim anlayışıyla yeniden hayat bulması için çalışıyoruz. Çünkü ülkemizin, çiftçilerimizin üretmesini, ürettiğinden kazanmasını, dışa bağımlılıktan kurtulmasını istiyoruz" diye konuştu. “ÇUKOBİRLİK’İN TESİSLERİ VE VARLIKLARI KORUNMALI, ÜRETİCİYE HİZMET DEVAM ETMELİ” Çukobirlik'in geçmişini anımsatıp önemine değinen Ayhan Barut şunları söyledi: "Çukobirlik, 15 Ekim 1940 tarihinde 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası'na göre Adana, Ceyhan ve Tarsus Tarım Satış Kooperatifleri'nin bir araya gelerek 275 ortakla oluşturdukları bir Kooperatifler Birliği'dir. Kuruluşundan sonra büyümesini sürdüren Çukobirlik, 30 Nisan 1985 tarihinde yürürlüğe giren 3186 sayılı yasaya göre yeniden yapılandı ve merkezi Mersin'de bulunan Yerfıstığı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ile birleştirildi. Çukobirlik Mardin ve Diyarbakır'dan Mersin'e, Adıyaman ve Kahramanmaraş'tan Hatay ve Osmaniye'ye çok sayıda il ve onlarca ilçede tesisleri ve 34 Kooperatifi ile yaklaşık 65 bin üretici ortağına hizmet verirken son dönemde hizmet verdiği üretici sayısı hızla azalmıştır. Sayısız gayrimenkulü, arsası, fabrikaları, işletmeleri ve demirbaşları, yıllar itibarıyla borçların kapatılması için ya borç karşılığı devredilmiş, ya satılmış, ya satılmakta ya da kiralanıp çark çevrilmeye çalışılmaktadır. Ekimden satıma kadar her aşamada üretici ortaklarına hizmet veren bu kurumun içinde bulunduğu durum yürek dağlamaktadır." “ÇUKOBİRLİK, EKONOMİK KRİZDEN DEVLET DESTEĞİYLE ÇIKMALI” Ayhan Barut, "Ancak ülkemizde adeta tersi yapılıyor. Çiftçilerimiz, yetersiz desteklemelere,yüksek üretim maliyetine hatta yanlış tarım politikalarına rağmen üretim yapmaya çalışmaktadırlar. Ülkemizde tarımın bitme noktasına geldiği dönemde Çukobirlik, kooperatifçilik yapmayı daha iyi koşullarda sürdürmelidir ancak Çukobirlik'in yaşadığı ekonomik kriz ve çıkmazlar, maalesef arsa, gayrimenkul, tesis, makine ve teçhizat satarak giderilmeye çalışılmaktadır. Çukobirlik'in işlevini tam anlamıyla yerine getirmesi ve tarıma daha çok destek verebilmesi için devlet eliyle adım atılması gerekmektedir" şeklinde konuştu. “ÇUKOBİRLİK YENİDEN HAYAT BULMALI, ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” Barut, "Özerk bir kurum olan Çukobirlik'in ve diğer üretici birliklerinin yasal değişiklikler yapılıp eskiden olduğu gibi desteklenmesi şarttır. Çukobirlik gibi kurumlara devlet desteği nakdi olarak değil faiz oranı düşük kredi desteği sağlanarak yapılabilir. Böylelikle üreticilerin ürünlerini daha rahat alabilmesi ve ödemelerini de kolaylıkla yapabilmesi sağlanabilir. Çukobirlik'in yaşadığı sorunun çözümü için öncelikle devletin ve hükümetin harekete geçmesinin ardından, kent bileşenlerinin de ortak bir akıl etrafında buluşması gerekmektedir. Çukobirlik'in tarıma daha çok destek vermesi, üretim ve akılcı yönetim anlayışıyla yeniden hayat bulabilmesi şarttır. Çukobirlik'in ekonomik krizden çıkması, satışlar ve devirlerin durdurulması ve tüm sorun ve sıkıntılarına ilişkin gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Ülke ve kent tarımına, üreticilerimize ve ulusal ekonomimize çok ciddi katkıları bulunan Çukobirlik'in daha iyi noktalara taşınması şart. Yerine lojman yapacağı belirtilen, çok önemli bir mimari eser konumundaki Çukobirlik Genel Müdürlük binasının önceden devri de şimdi yerine yapılmak istenen şeyler de aslında bu sorunun göstergesidir. Artık tüm yaşananları ve olup bitenleri gözeterek iktidar harekete geçsin, Çukobirlik yeniden ayağa kalksın” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.