#belgesel

İLKHABER-Gazetesi - belgesel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, belgesel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antakya’nın gizemli ritüelleri dünyaya açılıyor: Cereci’nin 7. belgeseli Fransa’da gösterilecek Haber

Antakya’nın gizemli ritüelleri dünyaya açılıyor: Cereci’nin 7. belgeseli Fransa’da gösterilecek

Hatay temalı belgesel çalışmalarıyla tanınan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sedat Cereci, serinin yedinci filmi olan “Antakya’nın Aziz Yortuları” ile uluslararası bir festivalde izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Yapım, 24 Ekim 2026 tarihinde Fransa’nın Montpellier kentinde düzenlenecek olan The CINEMED - International Mediterranean Film Festival of Montpellier kapsamında gösterilecek. Yaklaşık bir buçuk yıllık bir araştırma ve çekim sürecinin ürünü olan belgesel, Antakya’da yüzyıllardır sürdürülen Ortodoks inanç geleneklerini ve bu geleneklerin kentin tarihsel kimliğiyle kurduğu bağı ele alıyor. Projede Prof. Dr. Sedat Cereci’ye, Hatay Mustafa Kemel Üniversitesi’nden Dr. Tülay Atay ile asistan Melis Sabahoğlu eşlik etti. Çalışmada Noel ve Paskalya gibi temel dini bayramların yanı sıra Aya Tekla, Aziz Piyer ve Aziz Pavlus, Aziz Antonios, Aziz Aleksion, Aziz Trifon, Elçi Yuhanna ve Aziz Georgios gibi çeşitli azizlere adanan anma günleri de belgesel kapsamına alındı. Çekimler yalnızca Antakya merkezle sınırlı kalmayarak Samandağ, Arsuz, İskenderun ve Altınözü ilçelerinde de saha çalışmalarıyla yürütüldü. Yapım ekibi, ibadet pratiklerinden ritüellere, ilahilerden toplu ayinlere kadar birçok dini uygulamayı yerinde kayıt altına aldı. Antakya’nın çok katmanlı kültürel yapısını belgesel diliyle kayıt altına alan Prof. Dr. Sedat Cereci’nin, uzun yıllardır sürdürdüğü akademik ve sanatsal çalışmalarla kente dair bir bellek oluşturduğu ifade ediliyor. “Antakya’nın Aziz Yortuları”, yalnızca bir inanç anlatısı olmanın ötesinde, farklı toplulukların birlikte yaşam kültürünü belgeleyen bir çalışma olarak değerlendiriliyor. Belgeselin ilk gösterimlerinden birinin yapıldığı Mersin’de, farklı inanç gruplarının temsilcileri de hazır bulundu ve Türkiye’nin kültürel çeşitliliğine dikkat çekildi. Antakya’nın Hristiyanlık tarihi açısından taşıdığı önem de yapımda geniş yer buluyor. Hristiyan adının ilk kez kullanıldığı ve ilk kiliselerden birinin kurulduğu kent olarak bilinen Antakya, belgeselde hem tarihsel hem de dinsel yönleriyle ele alınıyor. Yapım, Ortodoks cemaatinin dini bayramlarında gerçekleştirilen ayinleri, litürjik uygulamaları, duaları ve ilahileri ayrıntılı biçimde yansıtıyor. Belgeselin danışmanlığını Ortodoks cemaatinden İbrahim Krayt Gülenay üstlenirken, kurgu çalışmaları Melis Sabahoğlu tarafından gerçekleştirildi. Tarihsel ve akademik katkılar ise Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. İlbey Dölek tarafından sağlandı. Yapımın önümüzdeki dönemde Kanada ve Belçika başta olmak üzere farklı ülkelerde düzenlenecek film festivallerinde de gösterilmesi planlanıyor. Daha önce Hatay’ın kültürel hafızasına odaklanan çok sayıda belgesel üreten Prof. Dr. Sedat Cereci, inanç kültürünü konu alan “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar”, mutfak tarihini ele alan “Tennûrdan Diste Hatay Mutfağı”, çocuk oyunlarını anlatan “Hatay Çocuk Oyunları”, geleneksel “haahalar”ı inceleyen “Hatay Haahaları” ve 6 Şubat 2023 depremini konu edinen “6 Şubat 4.17” adlı yapımlarıyla tanınıyor. 90’dan fazla ülkede festival gösterimlerine katılan Cereci’nin birçok uluslararası ödül ve onurla da takdir edildiği biliniyor. Prof. Dr. Sedat Cereci, belgeselin amacını şu sözlerle özetledi: “Antakya, yalnızca bir şehir değil; farklı inançların, dillerin ve kültürlerin yüzyıllardır yan yana yaşadığı bir hafıza alanıdır. ‘Antakya’nın Aziz Yortuları’ ile bu kadim kentin görünmeyen ritüellerini, yaşayan tanıkların sesiyle kayıt altına almak istedik. Bu çalışma, sadece geçmişi belgelemek değil, aynı zamanda geleceğe bırakılacak kültürel bir tanıklıktır.”

İsrail saldırılarını anlatan belgesel, BAFTA ödülü kazandı Haber

İsrail saldırılarını anlatan belgesel, BAFTA ödülü kazandı

BBC için hazırlanan ancak daha sonra kuruluşun yayımlamayı reddetmesinin ardından geçen yıl Channel 4 televizyon kanalının ekranlara taşıdığı Gazze belgeseli, BAFTA TV Ödülleri'nde "En İyi Güncel Olaylar Yapımı" ödülünü kazandı. Belgeselin yapımcıları, ödül törenindeki konuşmalarında projeyi yayımlamama kararı alan BBC'nin sansür uyguladığını vurguladı. Ödülü kabul eden gazeteci ve sunucu Ramita Navai, BBC'nin belgeselin finansmanını sağladığını ancak yayımlamayı reddettiğini hatırlatarak, "BBC'nin finanse ettiği ancak yayınlamayı reddettiği soruşturmanın bulguları bunlar. Susturulmayı ve sansürlenmeyi kabul etmedik. Bu filmi yayımladığı için Channel 4'e teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı. Konuşmasında Gazze'de 1700'den fazla Filistinli doktor ve sağlık çalışanının öldürüldüğünü, 400'den fazlasının ise gözaltına alındığını belirten Navai, ödülü, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli sağlık çalışanlarına ithaf ettiğini dile getirdi. Belgeseli hazırlayan "Basement Films" yapım şirketinin kurucusu Ben de Pear da BBC'yi eleştirerek, "Filmimizi yayımlamadığınıza göre, bizi de bu geceki BAFTA yayınından çıkaracak mısınız?" diye sordu. BBC, BAFTA ödül törenini BBC One kanalında yaklaşık iki saat gecikmeli olarak yayımladı. Belgeselde, İsrail'in Gazze'deki soykırımı sırasında sağlık sistemine yönelik saldırılarına ve Filistinli sağlık çalışanlarının tanıklıklarına yer veriliyor. BBC, BELGESELİN YAYIMINI İPTAL ETMİŞTİ İngiliz yayın kuruluşu BBC, 20 Haziran 2025'te yaptığı açıklamada, Gazze'de görev yapan sağlık çalışanlarını konu alan "Gazze: Saldırı Altındaki Doktorlar" belgeselinin "tarafsızlık ilkesiyle ilgili endişeler" taşıdığını savunarak, yayını iptal ettiğini duyurmuştu. Açıklamada, yapım şirketi "Basement Films"e hazırlatılan ve geçen şubatta yayımlanması planlanan belgeselin, "kamu yayıncısının tarafsızlık standartlarını karşılamadığına" karar verildiği bildirilmişti. Ayrıca açıklamada, İngiliz yayın kuruluşunun, yapımın haklarını yapım şirketine devrettiği belirtilmişti. "Basement Films" ise belgeselin en az 6 kez yayın tarihi aldığı ve kapsamlı denetim sürecinden geçtiğini aktarmıştı. Yapım şirketinin kurucusu Ben de Pear açıklamasında, BBC'yi gazeteciliğe engel olmak ve sesleri susturmakla suçlamıştı. İlk olarak BBC tarafından sipariş edilen ancak yayımlanmayan belgesel, daha sonra Channel 4 tarafından satın alınarak yayımlanmıştı.

Mersin’in tarihi bu belgeselde anlatılacak: Prof. Cereci'den yeni yapım geliyor Haber

Mersin’in tarihi bu belgeselde anlatılacak: Prof. Cereci'den yeni yapım geliyor

Belgesel sinema alanında doktora sahibi olan ve 1992 yılından bu yana 30’dan fazla belgesel üreten Prof. Dr. Cereci’nin yeni projesinde, Mersin’in tarihsel ve kültürel dokusunu oluşturan Ermeni toplumunun geçmişi ele alınacak. Yapımda, Bizans döneminde Çukurova’ya yerleşen Ermenilerden günümüze uzanan süreç, çok katmanlı bir anlatımla izleyiciye aktarılacak. Belgeselin, yalnızca Mersin’in değil, Türkiye’nin çok kültürlü yapısına da ışık tutması hedefleniyor. Kent belleğini kayıt altına alma amacı taşıyan projede Ali Kemal Fincan genel koordinatör olarak görev alırken, Janet Dibo, Tahir Üncü, Hüseyin Sungur ve Şahin Kısadur teknik ve içerik desteği sağlayacak. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cereci’nin asistanı İbrahim Okutan ise yapımın post-prodüksiyon sürecinde yer alacak. Daha önce İran’dan Van’a göç eden Küresinni topluluğu, Mardin’deki Süryaniler, Batman ve çevresindeki Kürt kültürü ile Hatay’ın etnik ve inanç yapısını konu alan çalışmalara imza atan Cereci, bölgesel bellek ve kültürel çeşitlilik temalarını belgesellerinde işlemeyi sürdürüyor. Ayrıca 2026 projeleri arasında 6 Şubat depremleri sonrası Hatay’daki yeniden yapılanma sürecini ele alan “Deprem Distopyası: Hatay” adlı yapım da bulunuyor. Prof. Dr. Sedat Cereci ise yeni belgesel sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Mersin Ermenileri belgeseli, yalnızca bir topluluğun tarihini anlatmakla sınırlı değil; aynı zamanda bu coğrafyanın yüzyıllardır biriktirdiği kültürel çeşitliliğin izini sürmeyi amaçlıyor. Her belgesel, geçmişle bugün arasında bir köprü kurma çabasıdır. Biz de bu çalışmayla Mersin’in çok kültürlü hafızasını görünür kılmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

TADEKA’da anlamlı buluşma! Cumhuriyetin eğitim neferleri Köy Enstitüleri Tarsus’ta ele alındı Haber

TADEKA’da anlamlı buluşma! Cumhuriyetin eğitim neferleri Köy Enstitüleri Tarsus’ta ele alındı

Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Tarsus’ta düzenlenen programda, Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası söyleşi ve belgesel gösterimiyle ele alındı, eğitim ve toplumsal kalkınmadaki önemi vurgulandı. ‘85. Yılında Köy Enstitüleri ve Düziçi Köy Enstitüsü’ söyleşi ve belgesel film gösterimi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) binasında gerçekleştirildi. Çukurova Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü mezunu olan Umut Çınkır’ın mezuniyet projesi olarak hazırladığı ve Osmaniye Düziçi’ndeki Köy Enstitüsü’nde gerçekleştirilen düzenleme çalışmalarının konu alındığı belgesel ve film gösterimiyle başlayan programa, konuşmacı olarak Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül katıldı. Köy Enstitüleri, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumlarıydı TADEKA Edebiyat Kurulu Sözcüsü Remzi Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan programda, ‘miras’ vurgusuyla Düziçi Köy Enstitüsünde yapılan düzenleme çalışmalarının yer aldığı belgesel ve film gösterimi sunuldu. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül ise konuşmasında; Köy Enstitülerinin, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumları olduğuna dikkati çekti. Sunumunu slayt eşliğinde yapan Prof. Sümbül, Köy Enstitülerinin köy çocuklarını okur-yazar duruma getirmenin yanı sıra; sanatla, ziraatla ve hayatın farklı alanlarında da yetiştirdiğine ve kitap okuma alışkanlığı kazandırdığına vurgu yaptı. "Köy Enstitüleri, bu zamana kadar yapılmamış bir projedir" Danışmanlığını yaptığı belgesel filmin sunumunda yer almaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Sümbül, "Birincisi Tarsus’ta olmaktan dolayı çok mutluyum. Tarsus’un Adana’ya kültürel ve tarihi yakınlığı, benzerliği, buradaki yapıyı, organizasyonların birbirleriyle iletişimde olması gerektiğini de gösteriyor. İki tane mutluluk kaynağım var. Birincisi Köy Enstitülerini konuştuk. İkincisi, öğrencimin mezuniyet projesi olan belgesel filmini, beraberce yaptığımız, danışmanlığını yaptığım projeyi, yıllar sonra tekrar izledik. Köy Enstitülerinin, bu zamana kadar yapılmamış bir yaklaşımla proje gerçekleştirildiği için, mimarlık öğrencilerinin üzerinden anlatıldığı için de ayrıca bir yapısal olarak kıymeti var" dedi. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünü bitiren ve mezuniyet projesi olarak ‘Düziçi Köy Enstitüsü’nü konu alan belgeseli çeken Umut Çınkır, çekimler esnasında Köy Enstitüleri ruhunu daha iyi anladığını dile getirerek, "Köy Enstitüleri kavramını daha önceden de biliyordum. Ama üniversite zamanında bu belgeseli çekerken, bu kurumların felsefesini daha iyi anladım. Köy Enstitülerinin hayatta olan mezunlarıyla tanışarak, Köy Enstitüleri yapılarını görerek, o ruhu daha iyi kavradım. Bu belgesel de hem o ruhu anlamamı, hem de nitelikli eğitimin neden önemli olduğunu anlamamı sağladı" ifadelerini kullandı.

Hatay’ın çok kültürlü mirası beyazperdede Haber

Hatay’ın çok kültürlü mirası beyazperdede

Hatay’ın köklü kültürel mirasını sinema diliyle kayıt altına alan çalışmalarına bir yenisini ekleyen Prof. Dr. Sedat Cereci’nin “Antakya’nın Aziz Yortuları” adlı belgeseli, üniversite izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. 18 Nisan 2026’da Mersin İçel Sanat Kulübü’nde prömiyeri yapılan yapım, 24 Nisan’da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde gösterilecek. Uzun yıllardır Hatay’ın kültürel ve toplumsal zenginliklerini belgesel formatında ele alan Prof. Dr. Cereci, bu yeni çalışmasında Antakya’nın dini ve kültürel dokusuna odaklanıyor. Yönetmenin Antakya temalı yedinci belgeseli olma özelliği taşıyan film, kentin çok katmanlı yapısını farklı bir perspektiften izleyiciye aktarıyor. Yaklaşık 18 ay süren hazırlık sürecinin ardından tamamlanan belgesel, Antakya’da yüzyıllardır sürdürülen Ortodoks geleneklerini detaylı biçimde ele alıyor. Noel ve Paskalya kutlamalarının yanı sıra Aya Tekla, Aziz Piyer ve Aziz Pavlus, Aziz Antonios, Aziz Aleksion, Aziz Trifon, Elçi Yuhanna ve Aziz Georgios gibi önemli dini günlere ait ritüeller ilk kez bu kapsamda kayıt altına alındı. Çekimleri Antakya merkez başta olmak üzere Samandağ, Arsuz, İskenderun ve Altınözü ilçelerinde gerçekleştirilen yapımda; ayinlerden ilahilere, dualardan gündelik cemaat yaşamına kadar pek çok unsur özgün haliyle yansıtılıyor. Belgesel, yalnızca dini bir anlatı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin çok kültürlü toplumsal yapısına dair güçlü bir görsel hafıza oluşturuyor. Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan ve “Hristiyan” adının ilk kez kullanıldığı şehir olarak bilinen Antakya’nın manevi mirasına dikkat çeken film, kentin farklı inançları bir arada yaşatma geleneğini de gözler önüne seriyor. Belgeselin danışmanlığını Ortodoks cemaatinden İbrahim Krayt Gülenay üstlenirken, kurgusu Melis Sabahoğlu tarafından yapıldı. Akademik katkılar ise Doç. Dr. İlbey Dölek tarafından sağlandı. Mersin’deki ilk gösteriminde izleyicilerden olumlu geri dönüşler alan yapımın, Türkiye’deki gösterimlerinin ardından uluslararası festivallerde de izleyiciyle buluşması planlanıyor. Prof. Dr. Sedat Cereci, belgeselle ilgili değerlendirmesinde, “Antakya, yalnızca bir şehir değil; yüzyılların biriktirdiği inanç, kültür ve birlikte yaşama deneyiminin somutlaştığı eşsiz bir merkez. Bu çalışmayla amacımız, bu zenginliği kayıt altına alarak gelecek kuşaklara aktarmak ve dünyanın dikkatini bu kadim mirasa bir kez daha çekmekti. Belgeselin, farklı kültürlerin bir arada var olabileceğini gösteren güçlü bir örnek olarak anlaşılmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Yüzyıllık ritüeller beyazperdede: “Antakya’nın Aziz Yortuları” prömiyere hazır Haber

Yüzyıllık ritüeller beyazperdede: “Antakya’nın Aziz Yortuları” prömiyere hazır

Hatay’ın kültürel mirasını belgesel çalışmalarıyla kayıt altına alan Prof. Dr. Sedat Cereci, yeni yapımını izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi olan Cereci’nin “Antakya’nın Aziz Yortuları” adlı yedinci Hatay temalı belgeselinin prömiyeri, 18 Nisan 2026’da Mersin İçel Sanat Kulübü’nde gerçekleştirilecek. Yaklaşık bir buçuk yıl süren hazırlık sürecinde, Dr. Tülay Atay ve araştırma asistanı Melis Sabahoğlu ile birlikte çalışan Cereci’nin projesinde, Antakya’da kutlanan Ortodoks bayramları tarihsel ve kültürel bağlamıyla ele alındı. Belgeselde Noel ve Paskalya’nın yanı sıra Aya Tekla, Aziz Piyer ve Aziz Pavlus, Aziz Antonios, Aziz Aleksion, Aziz Trifon, Elçi Yuhanna ve Aziz Georgios anma günleri gibi önemli dini etkinlikler de yer alıyor. Çekimler Antakya merkezle birlikte Samandağ, Arsuz, İskenderun ve Altınözü ilçelerinde tamamlandı. Prömiyerin Mersin’de yapılmasının, kentte yaşayan yoğun Ortodoks nüfusun talepleri doğrultusunda kararlaştırıldığı bildirildi. Ayrıca 6 Şubat depreminin ardından Mersin’e yerleşen Hataylı depremzedelerin de belgesele ilgi gösterdiği ifade edildi. Yapımın, Türkiye’deki ilk gösteriminin ardından başta Kanada ve Belçika olmak üzere çeşitli uluslararası film festivallerinde izleyiciyle buluşması planlanıyor. Daha önce çektiği belgeseller ve akademik çalışmalarıyla Antakya’nın kültürel belleğine katkı sunan Prof. Dr. Cereci’nin, bu çalışmasında da kentin çok katmanlı inanç yapısını yaşayan tanıklarıyla birlikte kayıt altına aldığı belirtildi. Uzun soluklu araştırmalar sonucunda hazırlanan belgeselin, geniş bir ekip çalışmasının ürünü olduğu vurgulandı. Belgeselde, Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Antakya’nın dini kimliği öne çıkarılıyor. İlk Hristiyan topluluklarının şekillendiği ve “Hristiyan” adının ilk kez kullanıldığı şehir olarak bilinen Antakya’da, Ortodoks cemaatin ibadetleri, ritüelleri, duaları ve ilahileri detaylı biçimde ele alınıyor. Yapımın, Türkiye’deki azınlık kültürlerinin tanınması açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıdığı ifade ediliyor. “Antakya’nın Aziz Yortuları” belgeselinde Ortodoks cemaat temsilcilerinden İbrahim Krayt Gülenay danışmanlık görevini üstlenirken, kurgunun Melis Sabahoğlu tarafından gerçekleştirildiği öğrenildi. Cereci’nin daha önce “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar”, “Tennûrdan Diste Hatay Mutfağı”, “Hatay Çocuk Oyunları”, “Hatay Haahaları” ve “6 Şubat 4.17” gibi yapımlara imza attığı, eserlerinin 90’dan fazla ülkede gösterildiği ve çeşitli ödüller kazandığı da kaydedildi. Prof. Dr. Sedat Cereci, belgeselin amacına ilişkin değerlendirmesinde, “Antakya, yalnızca bir şehir değil;, yüzyılların biriktirdiği inançların, ritüellerin ve birlikte yaşama kültürünün canlı bir hafızasıdır. Bu çalışmayla, Ortodoks yortularını yalnızca bir dini ritüel olarak değil, aynı zamanda Antakya’nın kimliğini oluşturan temel unsurlardan biri olarak kayıt altına almak istedik. Gelecek kuşakların bu zenginliği tanıması ve anlaması en büyük arzumuzdur” ifadelerini kullandı.

Dünya Superbike şampiyonu Toprak Razgatlıoğlu’nun belgeseli izleyiciyle buluştu Haber

Dünya Superbike şampiyonu Toprak Razgatlıoğlu’nun belgeseli izleyiciyle buluştu

Dünya Superbike Şampiyonası’nda kazandığı şampiyonluklarla Türkiye’ye büyük gurur yaşatan milli motosikletçi Toprak Razgatlıoğlu’nun, MotoGP’ye uzanan kariyer yolculuğunu anlatan belgeselin gösterimi gerçekleştirildi. TRT ve Red Bull iş birliğiyle hazırlanan belgesel, izleyiciyle buluştu. TRT ve Red Bull iş birliğiyle hazırlanan “El Turco: Toprak Razgatlıoğlu” belgeselinin özel gösterimi Kadıköy’de düzenlenen etkinlikle yapıldı. Gösterim öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Toprak Razgatlıoğlu, belgeselin kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Razgatlıoğlu, “Çok mutluyum. Herkesin çok değer vererek hazırladığı bir belgesel oldu. Benim için de çok gurur verici. Çünkü çocukluk hayallerimi ve hedeflerimi gerçekleştirdiğim kariyerimi şimdi sizlerle beraber belgeselde izleyeceğiz. Hem gurur verici hem de beni mutlu eden bir şey oldu. Umarım herkes çok beğenir. Ben de henüz izlemedim. Anladığım kadarıyla hem duygusal hem de herkesin gurur duyacağı anlar olacak” ifadelerini kullandı. “HEYECANLI BİR ŞEKİLDE BELGESELİ BEKLİYORUM” Belgesel gösterimi gecesiyle ilgili duygularını da paylaşan milli sporcu, motosiklet üzerinde kendini daha rahat hissettiğini vurguladı. Razgatlıoğlu, “Açıkçası motosikletin üzerinde çok daha rahatım. Bu tarz etkinlikler olunca insan heyecanlanıyor. Kendimi izlemeye biraz utanırım ama heyecanlı bir şekilde belgeseli bekliyorum” diye konuştu.

NİHİLİST PENGUEN OLAYI NEDİR? SÜRÜDEN AYRILAN PENGUENİN HİKAYESİ Haber

NİHİLİST PENGUEN OLAYI NEDİR? SÜRÜDEN AYRILAN PENGUENİN HİKAYESİ

Son günlerde sosyal medya platformlarında milyonlarca kez paylaşılan “Nihilist Penguen” videosu, kullanıcılar arasında büyük merak uyandırdı. Antarktika’da sürüsünden ayrılarak farklı bir yöne doğru yürüyen bir pengueni gösteren görüntülerin, ünlü yönetmen Werner Herzog tarafından çekilen bir belgeselden alındığı öğrenildi. 2007 YILINDA ÇEKİLEN BELGESELDE GÖRÜNTÜLENİYOR “Nihilist Penguen” olarak adlandırılan video, aslında 2007 yılında çekilen Encounters at the End of the World adlı belgeselin kısa bir sahnesinden oluşuyor. Belgeselde, Antarktika’da yaşayan bir Adelie pengueninin sürüsünden ayrılarak tek başına, yaşam şansının neredeyse olmadığı bir yöne doğru ilerlemesi dikkat çekiyor. BİYOLOGLAR DURUMU STRESE BAĞLIYOR Werner Herzog, belgeselde bu davranışı “yönünü kaybetmiş bir penguen” örneği olarak değerlendirirken, biyologlar da söz konusu hareketin bilinçli bir tercih değil; stres, yön kaybı ya da doğal içgüdülerle ilgili olabileceğini belirtiyor. Ancak yıllar önce kayda alınan bu sahne, sosyal medyada farklı bir anlam kazanarak yeniden gündeme geldi. SOSYAL MEDYA KULLANICILARI TÜKENMİŞLİK OLARAK YORUMLUYOR Sosyal medya kullanıcıları, penguenin yalnız yürüyüşünü modern insanın tükenmişliği, toplumdan kopuşu ve hayatın anlamını sorgulama haliyle ilişkilendirdi. Özellikle TikTok, Instagram ve X platformlarında paylaşılan videolar; melankolik müzikler ve “her şeyi bırakıp gitme isteği” temalı ifadelerle kısa sürede viral oldu. Uzmanlar, görüntülerin felsefi bir anlam yüklenerek yorumlanmasının bilimsel bir karşılığı olmadığını vurgularken, “Nihilist Penguen” kavramının dijital çağın sembolik internet fenomenlerinden biri haline geldiğine dikkat çekiyor. Görüntüler, gerçek bir doğa belgeseli sahnesi olmasına rağmen, sosyal medya kültürü içinde yeni bir metafor olarak okunuyor. NİHİLİZM NEDİR? Nihilizm, evrenin ve insan yaşamının özünde mutlak bir anlam taşımadığını savunan felsefi bir yaklaşım olarak tanımlanıyor. Sosyal medyada “Nihilist Penguen” ifadesi de bu kavramdan yola çıkılarak, yalnızlık ve amaçsızlık duygularının sembolü şeklinde kullanılıyor.

Deprem kayıplarının ardından bir hafıza belgeseli: Umutzede Haber

Deprem kayıplarının ardından bir hafıza belgeseli: Umutzede

Hatay Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Sigorta ve Emlak Katılım Bankası’nın destekleriyle hazırlanan “Umutzede” belgeseli, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü izleyiciyle buluşuyor. Yönetmenliğini Enes Yardımcı’nın üstlendiği ve “Hepimizin Şahsi Meselesi” yaklaşımıyla hayata geçirilen belgesel, asrın felaketinde ağır yıkım yaşayan Hatay’ın deprem öncesi yaşamını ve sonrasında verilen yeniden ayağa kalkma mücadelesini sinematik bir anlatımla ele alıyor. Belgesel, kentin kolektif hafızasına odaklanırken, yıkımın ardından ortaya çıkan dayanışmayı, direnci ve umudu bireysel hikâyeler üzerinden görünür kılıyor. Hatay’ın sadece fiziksel olarak değil, sosyal ve kültürel olarak da yeniden inşa edilme sürecini anlatan yapım, izleyiciye duygu yüklü ve düşündürücü bir deneyim sunmayı hedefliyor. DEPREMDE EŞİ VE KIZLARINI KAYBETTİ Proje koordinatörlüğünü Mümtaz Gövce’nin yaptığı “Umutzede”, Gövce’nin kişisel tanıklığıyla da ayrı bir anlam taşıyor. 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Antakya ilçesinde yıkılan Elit Apartmanı’nda eşi Sena Gövce ile kızları Ece Birce (6) ve Elif Eylül’ü (10) kaybeden Gövce, yaşadığı büyük acının ardından çocuk hakları alanında farkındalık yaratmak amacıyla 6Sıfır2 Çocuk Hakları Derneği’ni kurmasıyla biliniyor. Belgesel, bu yönüyle yalnızca bir anlatı değil, aynı zamanda yaşanan kayıpların ardından ortaya çıkan toplumsal sorumluluk duygusunun da bir yansıması niteliği taşıyor. Belgeselin Gala Gecesi ve İlk Gösterim Lansmanı, 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesi 24 Ocak Cumartesi günü saat 19.00’da Fatih Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Programa sanat ve medya dünyasından isimlerin yanı sıra deprem sürecine birebir tanıklık eden davetlilerin de katılması bekleniyor. "DEPREM FELAKETİ, HEPİMİZİN ŞAHSİ MESELESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR" Mümtaz Gövce, çalışmaya ilişkin değerlendirmesinde, “Umutzede, yaşadığımız acının bir kaydı olduğu kadar, geleceğe bırakılmış bir sorumluluk çağrısıdır. Hatay’da yitirilen hayatları unutmadan, özellikle çocukların haklarını ve umudunu merkeze alan bir hafıza oluşturmak istedik. Çünkü bu felaket, hepimizin şahsi meselesi olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.