#Büyük Saat

İLKHABER-Gazetesi - Büyük Saat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyük Saat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

40 Yıllık tutku, Büyük Saat’te antika dükkânına dönüştü Haber

40 Yıllık tutku, Büyük Saat’te antika dükkânına dönüştü

Adana’da 2019 yılından bu yana Büyük Saat civarında antikacılık yapan Cumali Alp, açtığı dükkan ile vatandaşları zamanda yolculuğa çıkarıyor. Dükkanında Osmanlı dönemine ait objelerden bakır mutfak eşyalarına, eski saatlerden radyo, fotoğraf makinesi ve televizyonlara, objelerden halılara ve koleksiyonluk parçalara kadar birçok ürünü sergileyen Alp, antika tutkunlarının uğrak noktası hâline geldi. SİGARA KOLEKSİYONUYLA BAŞLAYAN TUTKU, BÜYÜK SAAT’TE ANTİKA DÜKKÂNINA DÖNÜŞTÜ Antika merakının 1983 yılında otelde çalışırken sigara koleksiyonu yapmasıyla başladığını belirten Cumali Alp, “2019 yılından bu yana Büyük Saat’teyiz. 1983’te otelde çalışırken sigara koleksiyonuna başladım. 40 yıl boyunca eşya biriktirdim. Küçüklüğümden beri emekli olduktan sonra bu eşyalarla bir antika dükkânı açmanın hayalini kuruyordum. Etrafımdakiler bu hayalimi söylediğimde bana inanmıyordu. Emekli olunca karar verdim ve hayalimi gerçekleştirdim” şeklinde konuştu. “ZİYARETÇİLER KENDİ HATIRALARINI BULUYOR” Cumali Alp, “Gelen ziyaretçiler en çok sarı pirinç ürünler ilgi görüyor. Bu ürünler geçmişte yaşlılarımızın kullandığı eşyalardan oluşuyor. Antika meraklılarının yaş aralığı genellikle 30-40 arasında değişiyor. Osmanlı dönemine ait objelere ilgi çok büyük ama onlara ulaşmak biraz zor. Günümüzde piyasa durgun, bu nedenle çok fazla alan olmuyor. Yine de insanlar dükkânımıza geldiğinde kendi geçmişlerinden bir şeyler bulabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Adana’da bakırcılık mesleği zamana karşı direniyor Haber

Adana’da bakırcılık mesleği zamana karşı direniyor

Adana’nın tarihi Büyük Saat çevresi, yüzyıllardır süregelen bakırcılık mesleğinin son temsilcilerine ev sahipliği yapıyor. Modern üretim tekniklerinin yaygınlaşması ve genç kuşağın el işçiliğine dayalı mesleklere ilgisizliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bakırcılık, çarşının dar sokaklarında birkaç ustanın emeğiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Geçmişin izlerini taşıyan atmosferi ve el emeği göz nuru ürünleriyle hem bölge halkının hem de turistlerin ilgisini çeken bakırcılık mesleği zamana karşı direnmeye devam ediyor. “Adana’da bakırcı kalmayacak” 45 Yıldır bakırcılıkla uğraşan Ruhi Arıkolen, mesleğin Adana’daki durumuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Portakal Çiçeği Karnavalı’na gelen vatandaşların bakır bilezik, çaydanlık, tava bu tür ürünlere vatandaşların talepleri var. Mesleği icra eden son 2 nesil kaldı. 45 Senedir bakırcılık mesleği ile uğraşıyorum tabiri caiz ise Adana’da bakırcı kalmayacak.” “Adanalı bakırı pek tanımıyor” Ruhi Arıkolen, “Normal zamanlarda Adana’nın köylerinden vatandaşlar gelirse kazanlardan alıyorlar. Adana çok fazla bakırı bilmiyor. Bakır hem pahalı hem de bakır ürünü kullandıktan sonra kalaylatması lazım” şeklinde konuştu. Bakır bilezik şifa dağıtıyor Bakırcılık sadece geçmişin mesleği değil, aynı zamanda sağlığa katkı sunduğuna inanılan ürünleriyle de dikkat çekiyor. Arıkolen, özellikle bakır bileziklerin yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “Bakır bilezik tansiyon, kan eksikliği, alerji, sızı da iyi geliyor. Hem erkek için hem de kadın için bulunuyor 250 TL’den satıyoruz” diye ifade etti.

Oltu taşı, doğal işçilikle hayat buluyor Haber

Oltu taşı, doğal işçilikle hayat buluyor

Adana’nın Büyük Saat yakınlarında doğal taşlar ve el emeğiyle ürettiği tespihleri satan Ahmet Bey, oltu taşının işlenme sürecini ve faydalarını anlattı. Oltu taşını, “Ardıç ağacının toprağın altında 50 metre derinlikte kalan hali” olarak tanımlayan Ahmet Bey, taşın dar tünellerden sürünerek çıkarıldığını ve el işçiliği ile özenle işlendiğini belirtti. Oltu taşının, eldeki fazla elektriği çekerek stresi azalttığını ve mutluluk verdiğini ifade eden Ahmet Bey, taşın “sabır taşı” olarak da bilindiğini söyledi. Günümüzde plastik malzeme kullanılan tespihlerin bu özellikleri taşımadığına dikkat çekti. Ayrıca, işçilik ve süslemelerin tesbih fiyatlarını etkilediğini dile getirdi. Büyük Saat yakınlarında satış yapan Ahmet Bey, “Oltu taşı ardıç ağacının toprağın altında 50 metre derinlikte kalmış halidir. Bu işle uğraşan kişiler topraktan çıkartarak işliyor daha sonra da biz bunları işliyoruz. El emeğimiz ile tesbih haline getiriyoruz. Ondan sonra üzerine işlemeler, nakışlar yapılıyor. Gümüş ile altınla ya da doğal taşlar ile süslemeler yapıyoruz. Otlu taşı diğer madenlerin çıkarıldığı gibi kullanılmaz. Makineler de çok fazla kullanılmaz. Çok dar tünellerde sürünerek çıkarttırılır. Şekillerimiz kapsül, yuvarlak, sığırcık olabiliyor. Şekilleri bir şeylere benzeterek yapmaya çalışıyoruz” diye ifade etti. “Oltu taşı stresi azaltır ve mutluluk verir” Ahmet Bey oltu taşının insan sağlına faydalarına değinerek şunları söyledi: “Oltu taşının insan sağlığına faydaları bulunuyor. Bunlardan bazıları elde bulunan fazla elektriği çeker. Mutluluk verir, stresi azaltır, toplumda sabır taşı olarak da geçiyor. Günümüzdeki tesbihlerde plastik malzeme kullanıldığı için çoğunda bu özellikler bulunmuyor. Materyallerine göre fiyatı da değişiyor. Çok daha fazla işçilik gerektiren işlerde fiyat değişiyor. Usta bazı tesbihleri 1 günde de çıkartabilir 1 ayda da çıkartabilirler.”

Ali Akıncı: Vatandaşların tercihine göre tesbih tasarlıyoruz Haber

Ali Akıncı: Vatandaşların tercihine göre tesbih tasarlıyoruz

Adana’da Büyük Saat çevresinde kişiye özel tesbih üretimi yapan Ali Akıncı, el işçiliği ve tasarımın öne çıktığı tesbih yapım sürecini anlattı. Akıncı, vatandaşların farklı ihtiyaçlarına göre değişen tesbih tercihleri olduğunu belirterek, “Koleksiyon, normal ve hediyelik tesbihlerin yanı sıra kişiye özel tasarım tesbihler de yapıyoruz. Müşterilerimiz isteklerini belirtiyor ve biz de bu doğrultuda özel tasarımlar gerçekleştiriyoruz” dedi. Ali Akıncı, “Vatandaşların tercih ettiği tesbihler değişiyor, koleksiyonlar, normal ve hediyelik tesbihlerde var. Genellikle tasarım tesbihleri satıyorum. Kişi geliyor, istediği tasarımı anlatıyor bizde ona göre tasarlıyoruz. Gümüş tesbihleri parti, sevdiği şeylere, sevgilisinin baş harfine  göre de tasarım yapıyoruz. Tesbih fiyatları 100 TL’den başlar, 15- 20 bin TL’ye kadar devam eder” dedi. Akıncı, “Kehribar ürünlerimiz var, milyonlarca yıl yerin altında kalıyor. Sondajlar ile çıkarıp yurt dışından geliyor. Ustaların elinde tesbih haline dönüşüyor. Bunlar gram ile satılıyor. Oltu taşlarımız var. Bu doğal taşta Erzurum’da üretiliyor. Çıkması zor olan bir maden. Oltu taşını işlerken gümüş kullanıyoruz” diyerek ifade etti. Ali Akıncı konuşmasında geçen sene yapılan fuardan bekledikleri ilgiyi görmediklerini belirterek şunları söyledi: “Tesbih fuarına geçen sene katıldık. Fuar beklediğimiz gibi olmadı. Yurt dışından bir beklentimiz vardı. Çünkü ürünlerimizde üst düzey şeyler vardı. Fuarda genellikle bizi bilen, alışveriş yapan müşterilerimiz geldi.”

Zamanın içinde geçen 60 yıl Haber

Zamanın içinde geçen 60 yıl

CANSU ERSOY ADANA (İLKHABER)- Dükkanı Büyük Saat civarında bulunan ve 60 yıldır saat tamir eden Saatçi İsmail Isınır, emekli olmasına rağmen hala çalışıyor ve zamandan para kazanıyor. 60 yıldır saat tamiri yapan İsmail Isınır, severek yaptığı işini emekli olmasına rağmen bırakamıyor. 1952'de Nevşehir'de doğan ama daha yeni doğmuş bir bebekken Adana'ya gelen ve burada büyüyüp, evlenip, çalışan Isınır, bu mesleğe 11 yaşında başladığını kaydetti. Isınır, "Ortaokula gidiyordum ve ortaokuldan ayrılıp bu mesleğe başladım. Rahmetli ustam 'Ya bu mesleği öğreneceksin ya da okuyacaksın' dedi. Bende de saatlere yönelik büyük bir heves vardı. Okulu bırakıp kendimi bu işin inceliklerini öğrenmeye adadım. Hiç de pişman olmadım. Yeniden dünyaya gelsem yine aynı işi aynı şekilde yapardım." dedi. "ASKER OCAĞINDA BİLE MESLEĞİMİ İCRA ETTİM" 1972 yılında askerliğini Ankara'da yapan Isınır, askerde bile mesleğini yapmaya ve saat tamirleriyle uğraşmaya devam ettiğini bildirdi. Isınır, "Asker ocağında bile mesleğimi icra ettim. Orada mesleğimi sordular ve 'Ben saat tamircisiyim' dedim. Bana askerlerin, subayların saatlerini tamir ettirmeye başladılar. Sonrasında dağıtım oldu ve beni Ağrı'ya gönderdiler. Ağrı'da da depo çavuşu olarak göreve başladım. Orada da saatçi olduğumu söyledim ve depoda bana bir oda verdiler. O odada da saat tamir işine başladım ve yine askeriyedeki komutanların, askerlerin saatlerini tamir ettim" diye konuştu. ASKERKEN ALDIĞI 10 GÜNLÜK İZNİNDE BİLE USTASININ YANINDA ÇALIŞMAYA DEVAM ETMİŞ "Babam komisyoncuydu. Komşumuz saatçiydi. Babam yaz tatillerinde çalışmam, boş durmamam için beni komşumuzun yanına çalışmam için verdi. O yaşta başladım ve hep devam ettim. Askerden 10 gün izin almıştım" diyen Isınır, izne gediğinde bile ustasının yanına uğradığını ve izninde de çalıştığını söyledi. "ARKAMIZDAN GELEN YOK" "Bu meslek, bu dükkan sayesinde evlendim, çocuklarımı büyüttüm. Bu dükkan benim her şeyim. 1975 yılında aldım bu dükkanı. 48 yıldır buradayım" diyen Isınır, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Çırak-kalfa olayı çoğu meslekte olduğu gibi bu meslekte de bitti. Oğlum bile 'Ben okuyacağım' dedi ve yanımda çalışmak istemedi. Arkamızdan gelen yok. Bize bir şey olsa burası biter. Emekli olalı 25 sene oldu ama hala buradayız. Sanat altın bir bilezik. Bileziği taktığın zaman ölene kadar rahat edersin."

Doksan yıllık Şalgamcı "Şalgam Adana dışında içilmez'' Haber

Doksan yıllık Şalgamcı "Şalgam Adana dışında içilmez''

CANSU ERSOY ADANA(İLKHABER)- Şalgamın şehri Adana'da şalgamı hakkıyla yapan ve uzun yıllardır bu işin içinde olan Arzu Şalgam işletmecisi Ali Akbalı, şalgamla ilgili az bilinen ilginç bilgiler verdi. Ortalama doksan yıldır bu işi yaptıklarını ve dededen gelme bir meslek oluğunu söyleyen Akbalı, "Bu iş de bana babadan kalma, ona da babasından kalmış. Doksan yıldır şalgamı kendimiz yapıp kendimiz satıyoruz" diye konuştu.  "Ayaz yiyen şalgam daha da güzeleşir" Şalgamın bulgur unu mayasıyla yapıldığını belirten Akbalı, devamında şunları söyledi: "Yaptığın ortamın hijyen olması çok önemli. Havuçalar iyice yıkanmalı. Temizlendikten sonra zaten fıçılara basılıyor ve diğer aşamalardan geçiyor. Şalgamın hazır olma süresi yazın 4-5 günü bulurken kışın ortalama 20-25 günü buluyor. Soğuklardan dolayı havucun kendini bırakması ve mayalanması daha uzun sürüyor. Ama mesela kışın daha çok durduğu için  şalgam daha güzel olur. Ne kadar uzun kalırsa o kadar güzel oluyor. Mevsimi de zaten kıştır. Sıcak görmediği sürece şalgama hiçbir şey olmaz. Şalgam kaldıkça güzelleşir. Ayrıca şalgam soğuk havayı da sever ve ayaz yiyen şalgam daha da güzeleşir. Ben soğluk illere şalgam gönderdiğimde 'balkona koyun dolaba koymaktansa çok daha güzel bir tadı olur' derim." "ŞALGAM ADANA DIŞINDA İÇİLMEZ" Şalgamın sadece Adana'da içileceğini iddia eden Akbalı, "Adana dışında hiçbir yerde bulamazsınız. Bulsanız bile çok güzel olur mu bilemiyorum. Şehir dışında en fazla hazır şalgam bulabilirsiniz. Onlar da fabrika yapımı oluyor aynı tadı vermiyor. Onlar hep kimyasal ve orijinalinden çok farklı. Mesela hazır olanlarda sarı havuç kullanılır, sarımsak, kimon tuzu, koruyucu maddeler olur. Biz bunların hiçbirini kullanmayız bizde organiktir. Sadece bulgur unu mayası ve havuç" dedi.   "Bir ay sonra sizleri çelem yemeye davet ediyorum" Akbalı, çok nadir kullanılan, kullananların da sadece kış aylarında kullanabildiği şalgam turpundan da bahsetti. "Bu çelem dediğimiz şey aslında şalgam turpudur. Kışın olur ve bende de kışın bulunur. Şalgama kış aylarında bu çelemden de katılabilir isteğe bağlı olarak. Güzel bir aroma verir ve şalgamın tadını bozmaz. Biz kışın fıçıyla havuçları bu şalgam turplarıyla beraber basarız. Şalgamın dışında ayrı olarak da verebiliyoruz. Çok da güzel kıtır kıtır bir tadı olur. Eğer bir kere yeseniz zaten tadına doyamazsınız, şalgam daha da güzelleşiyor. Bunu kullanan da pek fazla yer yok iraz daha maliyeti yüksek olduğu için. Ama biz kışın bunu her şubemizde kullanıyoruz. Şu an tam olmadı ama bir ay sonra hazır olucak. Bir ay sonra sizleri çelem yemeye davet ediyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.