#cilt kanseri

İLKHABER-Gazetesi - cilt kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, cilt kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Evrim Metcalfe uyardı: Çocukluktaki güneş yanıkları yıllar sonra kansere dönüşebilir Haber

Prof. Dr. Evrim Metcalfe uyardı: Çocukluktaki güneş yanıkları yıllar sonra kansere dönüşebilir

Cilt kanserinin en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe, erken fark edilen cilt lezyonlarının büyük oranda tedavi edilebildiğini belirterek özellikle benlerdeki değişimlerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Mayıs ayı, ‘Cilt Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında güneşin zararlı etkilerine dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla dünya genelinde çeşitli bilgilendirme çalışmalarıyla öne çıkıyor. Cilt kanserinin çoğu zaman yeni oluşan lekeler, büyüyen ya da kanayan benler ve iyileşmeyen yaralarla kendini gösterebildiğini belirten Medicana International İstanbul Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe, asimetrik görünüm, düzensiz sınırlar ve renk değişimlerinin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını ifade etti. Bu tür değişikliklerin fark edilmesi halinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Güneşten korunmak en etkili yöntem Cilt kanserinden korunmanın en temel yolunun güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarından korunmak olduğunu belirten Prof. Dr. Evrim Metcalfe, "Yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca güneş koruyucu kullanılması gerekiyor. En az SPF 30 içeren güneş kremlerinin düzenli olarak uygulanması gerekiyor, özellikle 10.00–16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalıdır" dedi. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysilerin de ek koruma sağladığını belirten Metcalfe, solaryum gibi yapay UV kaynaklarından uzak durulmasının da riskin azaltılmasında önemli rol oynadığını söyledi. Çocukluk dönemi yanıkları riski artırıyor Çocukluk ve gençlik döneminde geçirilen şiddetli güneş yanıklarının ilerleyen yaşlarda cilt kanseri riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. Evrim Metcalfe, "UV ışınları bulutlu havalarda da etkisini sürdürüyor ve bu nedenle kapalı havalarda dahi güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir. Kişilerin ayda bir kez kendi ciltlerini düzenli olarak kontrol etmeleri erken tanı açısından büyük önem taşıyor. Saç dipleri, ayak tabanları ve tırnak yatakları gibi zor görülen bölgeler de mutlaka incelenmelidir" şeklinde konuştu. "ABCDE kuralı" erken tanıda yol gösteriyor Ciltteki benlerin değerlendirilmesinde "ABCDE kuralı"nın önemli bir rehber olduğunu belirten Prof. Dr. Evrim Metcalfe, benin asimetrik olması (A), sınırlarının düzensiz olması (B), birden fazla renk içermesi (C), çapının 6 mm’den büyük olması (D) ve zamanla değişim göstermesi (E) durumlarında mutlaka hekime başvurulması gerektiğini ifade etti. Bu kriterlerin erken dönemde riskli lezyonların fark edilmesini kolaylaştırdığını söyledi. Tedavi planı hastaya özel belirleniyor Cilt kanserinin tedavisinin tümörün türüne, evresine ve hastanın genel durumuna göre planlandığını belirten Prof. Dr. Evrim Metcalfe, "Cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedaviler günümüzde etkin şekilde kullanılıyor. Özellikle erken evrede yakalanan cilt kanserlerinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Radyoterapi bazı hastalar için önemli bir tedavi seçeneğidir. Özellikle cerrahiye uygun olmayan hastalarda veya yüz, burun ucu, kulak ve göz kapağı gibi hassas bölgelerde alternatif bir yöntem olarak tercih ediliyor. Ayrıca ameliyat sonrası mikroskobik hastalık kalma riskinin bulunduğu durumlarda ve lenf bezlerine yayılım söz konusu olduğunda radyoterapinin nüks riskini azaltmada önemli rol oynuyor" dedi. Malign melanom en tehlikeli türlerden biri Cilt kanserleri arasında daha nadir görülmesine rağmen en agresif türlerden biri olan malign melanom hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Evrim Metcalfe, "Bu hastalık hızlı yayılma eğilimi nedeniyle cilt kanserine bağlı ölümlerin büyük bölümünden sorumludur. Genellikle sırt, bacak, kol ve yüz gibi güneşe maruz kalan bölgelerde koyu renkli leke şeklinde ortaya çıkan bu türün erken fark edilmesi hayati önem taşıyor. Cilt kanseri büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile başarılı şekilde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Düzenli cilt kontrolleri ve güneşten korunma alışkanlıklarının bu süreçte en güçlü koruyucu adımlar" şeklinde konuştu.

Cilt kanserine karşı ortak mücadele Haber

Cilt kanserine karşı ortak mücadele

Güneşin zararlı UV ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt kanserinin en önemli nedenlerinden. Bu nedenle, güneş kremi kullanımı, cilt kanserine karşı korunmanın en etkili yöntemlerinden biridir. Ancak güneş kremi seçimi de, güneş kremi kullanmak kadar önemli bir konu. Türk Kanser Derneği de bu konuya dikkat çekiyor ve uygun standartlarda olmayan güneş kremi seçildiği takdirde faydadan çok zarara sebep olabileceğinin altını çiziyor. Kuştur, “Bu iş birliği ile cilt kanserleri ile mücadelemizi bir adım daha öteye taşıdık” Güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak amacıyla geniş spektrumlu, kimyasal içermeyen, organik ve mineral filtreli güneş kremlerinin kullanımını öneren derneğin Sağlık ve Eğitim Direktörü Tuğçe Kuştur “Vatandaşlarımıza bu öneride bulunurken tercih edebilecekleri doğru ürünler hakkında da bilgi verebilmek istedik ve önerdiğimiz güneş kremi standartlarına sahip olan Minela Care ile bir araya geldik. Bu iş birliği ile cilt kanserleri ile mücadelemizi bir adım daha öteye taşıdık” dedi. Aydın, “Sağlıklı bir yaşam için temiz içerikli ürünlerin kullanımının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz” Minela Care Kurucu Ortağı Zeynep Aydın, "Sağlıklı bir yaşam için temiz içerikli ürünlerin kullanımının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Türk Kanser Derneği ile yapmış olduğumuz iş birliği, hem cilt kanserine karşı farkındalık oluşturmak hem de sağlıklı bir güneş koruma alternatifi sunmak açısından büyük bir önem taşıyor" diye ifade etti. Bu önemli iş birliği kapsamında Türk Kanser Derneği ve Minela Care, halkı güneşin zararlı etkilerine karşı bilinçlendirmek için ortak çalışmalar yürüterek cilt kanserleri ile mücadele ederken ayrıca Minela Care, satışlarından elde ettiği gelirin bir kısmını Türk Kanser Derneği'ne bağışlayarak anlamlı bir katkıda bulunuyor. Türk Kanser Derneği ve Minela Care’in bu iş birliği, cilt kanserine karşı bilinçlendirme çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Güneşten korunma bilinci ve doğru güneş kremi kullanımı konusunda toplumu bilgilendirmek, cilt sağlığını koruma yolunda atılmış büyük bir adım olacak.

Dermatoloji Uzmanı uyardı! ''Kalıcı oje ve protez tırnak yaptırmayın'' Haber

Dermatoloji Uzmanı uyardı! ''Kalıcı oje ve protez tırnak yaptırmayın''

Dermatoloji Uzmanı Dr. Selim Gümüş, “Hastalar çok başvuruyor, özelikle bu işlemi yaptırdıktan sonra tırnaklarının eski sağlığına kavuşmadığıyla ilgili şikayetlerle geliyorlar. Cilt kanseri oluşumu açısından risk oluşturuyor, tırnak eski orijinal yapısını kaybediyor. Sosyal medyadan önce dermatologların tavsiyesi dinlenmeli” dedi. Son dönemlerde popüler hale gelen protez tırnak ve kalıcı oje uygulamaları birçok kadın tarafından tercih ediliyor. Uzmanlar, pratiklik sağladığı düşünülen uygulamalar sırasında başvurulan yöntemler ve kullanılan kimyasalların ise birçok etkisi olduğunu belirtiyor. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Şefi Doç. Dr. Nagehan Didem Sarı ile Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selim Gümüş de tırnaklarda kalıcı uygulamaların etkilerine ilişkin bilgi verdi. Doç. Dr. Sarı ve Uzm. Dr. Gümüş vatandaşların öncelikle işlemleri uygun noktalarda yaptırması gerektiğini belirtirken, uygulamaların etkilerinin kansere kadar götürebileceğine dikkat çekti. Kalıcı Oje ve Protez Tırnak tırnağa zarar verir mi? Uygulamaların uzun dönem sonuçlarının bilinmediğini söyleyen İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Şefi Doç. Dr. Nagehan Didem Sarı, “Cerrahlar ameliyatlara girmeden önce tırnak diplerini muhakkak fırçalarlar. Tırnak aslında ölüdür, ölü bir yüzeyde mikroplar daha fazla birikebilir. Tırnak uzadığı zaman vücuda temas eden diplerinde bakterilerin birikmesi ve çoğalması ortamdan dolayı daha fazla olacaktır. Uzun tırnak, tırnak diplerinden mütevellit kötü, kişinin cildinin travmaya uğrama riskini artırıyor. Kalıcı uygulamalar, çok da güzel görünüyor ama gerçekten çok sıkıntılı, kendi kızım da bir dönem yaptırdı ama devamlı yapılması özel boyaları, bir ultraviyole ile sabitlenmesi kalıcılığın sağlanması adına kimyasal, ışınsal işlemler yapılıyor, bunlar hepimiz için zararlı. Tekrarlayan süre olduğu zaman tırnak yatağı bozuluyor. Manikür, pedikür bu tarz işlemlerde biz hep tedirgin oluruz zaten gittikleri yerin temizliğinden emin olmaları lazım. Bu yolla geçen, kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar çok fazla. Gitmiş oldukları güzellik merkezlerinin bu açıdan hijyenik, kullanılan malzemelerin tek kullanımlık olduğu ya da ciddi şekilde steril edildiğinden emin olmaları lazım. Kimyasal bir şeye genç yaşta, uzun süre maruz kalıyorlar. Temizlik konusu ve mikrop barındırması açısından sıkıntılı bir durum. Yeni uygulamalar hep cazip gelmiştir ama nasıl bir etki ortaya çıkaracağını ilerleyen dönem gösterir. Kansere de yol açma ihtimali olan bir şeyden bahsediyoruz, çok uzun süreli böyle bir uygulamaya gitmemelerini öneririm. Uzun vadedeki durumları bilmiyoruz, 10 sene geçmeden belli olmaz ama şu anda neticede tırnağınızın üzerine bir kimyasal kapatılıyor, tamam; tırnak her ne kadar ölü doku olsa bile havalanması gerekiyor. Sürekli kapatıldığı zaman tırnak düşmesi olabilir. Enfeksiyonların sonucunda ne kaptığına göre durum değişir, bakteriyel bir şeyler kapıp dolama da olabilir. Hepatit C, B kapıp daha da değişik bir yere evrilebilir. Çok uzun vadeli böyle işlemlerde bulunmamalarını özellikle de hijyene dikkat etmelerini öneririm" dedi “Cilt kanseri oluşumu açısından risk oluşturuyor” Tırnaklardaki kalıcı uygulamalarla ilgili konuşan Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Selim Gümüş, “Uygulamaların kendi içerisinde riskleri var, bir kere uygulama yapılan yerde işlem yapılırken steriliteye dikkat etmek lazım. Dikkat edilmezse tırnak çevresine uçuk virüsü, HPV dediğimiz siğiller bulaşabiliyor. Özellikle tırnak çevresindeki siğiller zaten bizi zorlayan bir konu, o nedenle aslında ilk başta işlem yapılırken enfeksiyon riskiyle bu riskler başlıyor. Sonrasında ise özellikle tırnağın kütikül dediğimiz bir tabakası var, manikürlerde de özellikle temizlenen bir tabaka, burayı çıkartıyorlar. Fakat bu tabaka aslında tırnağın dışarıya karşı bir bariyeri. Bu tabaka kaldırıldığı için buradan artık tırnağın altına enfeksiyonlar, mantarlar çok kolay geçebiliyor. Kalıcı protezlerin özellikle şöyle bir riski de var; mesela 'Ben' dediğimiz oluşumlar vücutta görüldüğü gibi tırnakta da oluşabiliyor. Bu tarz lezyonların takibi önemli ama buraya kalıcı oje yaptırırsak bu benlerin artık takibi imkansız hale geliyor. Kalıcı oje yapılırken bazı ultraviyole ışınlar kullanılıyor. Bu ışınlar da aynı şekilde ilerleyen dönemlerde cilt kanseri oluşumu açısından risk oluşturuyor. Hastalarımızın özellikle bunları göz önünde bulundurması lazım, basit bir işlem değil. Akrilat içeren malzemeler kullanıldığı zaman hastalarda ciddi alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor, önceden kestirmek zor olduğu için hastalarımızın bu riske girmelerini istemiyoruz. Bu tarz kalıcı uygulamalar yerine eğer kişiler bu işlemleri seviyorlarsa geçici, kısa süreli uygulamaları yapabilirler. Ama kalıcı bu uygulamaları özellikle de ehil olmayan, steriliteye dikkat etmeyen, temiz bir şekilde yapmayan yerlerde yapmalarını istemiyoruz. İşlemi yapan kişiler komplikasyonlarla ilgili hiçbir bilgiye sahip değiller büyük ihtimalle bu nedenle devam ettiği takdirde bu problemler katlanarak gidecektir" ifadelerini kullandı. “Hastalar çok başvuruyor, şikayetler geliyor" Kişilerin tırnaklarına yaptırdığı uygulamalar sonrası herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşmaları halinde sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Gümüş sözlerini şöyle sürdürdü: "Herpes türü viral bir enfeksiyon geliştiyse ona uygun kremler veriyoruz. Burada alerjik bir reaksiyon, egzama, kaşıntı, sulu kabarcıklar geliştiyse ona uygun kremle tedavi altına alıp hastalarımızı mutlaka bu uygulamaları tekrardan yapmaması için bilgilendiriyoruz. Hastaların kendi başlarına tedavi uygulamaması gerekiyor, hastalar doğal tedavi deyip bazen sirke bazen kendi evde uyguladıkları şeylerle işlemi daha komplike hale getiriyorlar. Tırnaklarımız cilt kanseriyle alakalı riskli bölgeler arasında ve gözden de kaçan bir bölge. Ojeler üzerini kapatabiliyor, kapattığımız zaman da hastalar bununla ilgili bilgi sahibi olmayabiliyor. Tırnakta melanom dediğimiz cilt kanseri görüldüğü zaman bazen kanamayla karıştırılabiliyor, bu tarz kanserler zaten birçok şeyden etkilendiği gibi ojede kullanılan ultraviyole ışınlar gibi şeyler de bu maruziyeti artırıyor. Hastalar bununla ilgili çok başvuruyor, özelikle bu işlemi yaptırdıktan sonra tırnaklarının eski sağlığına kavuşmadığıyla ilgili şikayetler geliyorlar. Risk varsa gerekirse tırnaktan biyopsi alıp onu doğruluyoruz. Tırnak daha da kırılgan hale geliyor, zamanla üzeri pütürleşiyor, düzgün, saydam, o eski orijinal yapısını kaybediyor ve bunu kazanmak zaten baya bir süre alıyor. Bu nedenle hastaların bu tarz işlemleri yaparken bunu da göz önünde bulundurması gerekiyor. Sosyal medya ve etrafındakilerden önce dinlenmesi gereken dermatologların tavsiyesi olduğunu söylüyorum”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.