#Cuma hutbesi

İLKHABER-Gazetesi - Cuma hutbesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cuma hutbesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

6 MART 2026 CUMA HUTBESİ KONUSU: “ZEKÂT VE FITIR SADAKASI” Haber

6 MART 2026 CUMA HUTBESİ KONUSU: “ZEKÂT VE FITIR SADAKASI”

Her hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan cuma hutbesi metni vatandaşlar tarafından merak ediliyor. 6 Mart 2026 Cuma günü camilerde okunacak hutbenin konusu “Zekât ve Fıtır Sadakası” olarak açıklandı. Hutbede zekâtın toplumsal dayanışma ve yardımlaşmadaki önemine dikkat çekildi.e konusu. 6 MART CUMA HUTBESİ ZEKÂT VE FITIR SADAKASIMuhterem Müslümanlar! Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imkânlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekât ve fıtır sadakasıdır. Aziz Müminler! Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.[1] “Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır”[2] ayetinde buyrulduğu üzere zekât, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir. Kıymetli Müslümanlar! Zekât, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar. Zekât vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekât, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.”[3] Değerli Müminler! Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise; Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir.[4] Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı; merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşmektedir. Aziz Müslümanlar! Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imkânları ebedi kazanca dönüştürmektir. Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.”[5] [1] Bakara, 2/276. [2] Zâriyât, 51/19. [3] Tirmizî, Cum’a, 79. [4] Buhârî, Zekât, 70. [5] Bakara, 2/110. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Cuma Hutbesi 27 Şubat 2026: 'Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır' Haber

Cuma Hutbesi 27 Şubat 2026: 'Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır'

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 27 Şubat 2026 tarihli Cuma hutbesi camilerde okundu. “Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır” başlığıyla yayımlanan hutbede, Ramazan ayının manevi atmosferinin zararlı alışkanlıklardan arınmak için önemli bir fırsat sunduğu vurgulandı. 27 ŞUBAT 2026 CUMA HUTBESİ BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE RAMAZAN BİR FIRSATTIR Muhterem Müslümanlar! Yüce Rabbimiz, hayatımızda tertemiz bir sayfa açalım, hatalarımızı gözden geçirelim, günahlarımıza tövbe edelim diye bazı zamanları bizlere ikram etmiştir. İşte içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır. Aziz Müminler! Bu haftaki hutbemizde rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı şerifi vesile kılarak; aileleri mutsuzluğa ve insanlığı felakete sürükleyen bağımlılık tehlikesine dikkatlerinizi çekmek istiyoruz. Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin; zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir. Kıymetli Müslümanlar! Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Bu iki illet; aklı ve iradeyi zayıflatmakta, insanın bedenini ve ruhunu içten içe çürütmektedir. Ailede huzur ve mutluluğu yok etmekte; yuvaları dağıtmakta, ocakları söndürmektedir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Sakın içki içme. Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır”[1] buyurarak bu tehlikeye dikkatlerimizi çekmektedir. Değerli Müminler! Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin; evini ve arabasını satmasına, bütün imkânlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır. Cenâb-ı Hak bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”[2] Aziz Müslümanlar! Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık; dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, “Yardım edilmesi gereken bir durum” olmaktan çıkarıp “Seyredilen bir içerik” haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle; alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir. Kıymetli Kardeşlerim! Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır. Aziz kardeşlerim! Ramazan-ı şerifin bereketinden istifade ederek hayatımızı gözden geçirelim. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir. [1] İbn Mâce, Eşribe, 1. [2] Mâide, 5/90. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

20 ŞUBAT 2026 CUMA HUTBESİ YAYINLANDI: “RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT” Haber

20 ŞUBAT 2026 CUMA HUTBESİ YAYINLANDI: “RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT”

Diyanet İşleri Başkanlığı, 20 Şubat 2026 tarihli Cuma hutbesini kamuoyuyla paylaştı. “Ramazan, Cami ve Hayat” konulu hutbede, Ramazan ayının rahmet ve mağfiret mevsimi olduğuna dikkat çekilerek, camilerle bağın güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu. 20 ŞUBAT 2026 CUMA HUTBESİ: RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT Muhterem Müslümanlar! Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki, on bir ayın sultanı Ramazan-ı şerife kavuştuk. Ramazan-ı şerif; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir. Günlük koşuşturma içinde yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan-ı şerif; gönüllerimize inşirah vermek, kulluğumuzu sırat-ı müstakim üzere tahkim etmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatmak için bizlere bahşedilen kıymetli bir hazinedir. Aziz Müminler! Ramazan-ı şerif, bizlere, birçok kazanım sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden tesis etmek, kuvvetlendirmek ve geliştirmek için de nice fırsat sunmaktadır. Ramazan-ı şerif; ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravihleri ve avlusunda kurulan iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatı inşa ve ihya etmemize vesile olmaktadır. Zira camiler; medeniyetimizin beşiği, şehirlerimizin kalbidir. Camiler; imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle, kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes yerlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.”[1] Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan sakınan kimseler imar ederler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”[2] Camileri imar etmek, sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek; aynı safta omuz omuza huzura varabilmektir. Camilerin kubbeleri altında, minarelerin gölgesinde birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna erebilmektir. Kıymetli Müminler! Aile bağlarının zayıfladığı, akraba ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşıyoruz. İnsan, günden güne yalnızlaşmakta, kalabalıklar içinde kimsesiz kalmaktadır. Dünya nimetlerine aşırı meyletmenin yol açtığı huzursuzluk, kişinin; hayatı dünyadan ibaret görmesine, maneviyattan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi ise; cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten, İslam’ın evrensel hakikatlerini, bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçmektedir. Aziz Müslümanlar! Ramazan-ı şerifin huzur veren manevî havasından daha fazla istifade edebilirsek özümüze dönebilir, kulluk şuurumuzu canlı tutabiliriz. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında Ramazan ayına dair güzel hatıralar biriktirebilirsek geleceğe güvenle bakmalarına yardımcı olabiliriz. Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetini elde edebiliriz. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyoruz: “Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı bir adımı için kendisine bir sevap yazılır, diğer adımı için de kendisinden bir günah silinir.”[3] [1] Müslim, Mesâcid, 288. [2] Tevbe, 9/18. [3] Nesâî, Mesâcid, 14.

DİYANET’TEN 13 ŞUBAT CUMA HUTBESİ: “RAMAZAN İKLİMİ” Haber

DİYANET’TEN 13 ŞUBAT CUMA HUTBESİ: “RAMAZAN İKLİMİ”

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 13 Şubat 2026 tarihli Cuma hutbesi camilerde okundu. “Ramazan İklimi” konulu hutbede, Ramazan ayının Kur’an, oruç, rahmet ve bereket ayı olduğu ifade edilerek, Müslümanların bu mübarek aya manevi hazırlık yapmaları gerektiği belirtildi. 13 ŞUBAT CUMA HUTBESİ RAMAZAN İKLİMİMuhterem Müslümanlar! Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı şerifin gölgesi üzerimize düştü. Önümüzdeki Perşembe günü bu kutlu ayın ilk gününü idrak edeceğiz. Ramazan-ı şerif, bize Kur’an-ı Kerim’le gelir. Yüce Rabbimizin buyurduğu üzere, “Ramazan; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun apaçık delilleri, hak ile batılı birbirinden ayıran ölçü olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.”[1] Evet, hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim, yolumuzu aydınlatır. Gönüllerimize şifa, dertlerimize deva olur. Kur’an, bizi şereflendirir. Kötülüklerden bizi korur. Ahlakıyla bizi süsler. Cömertliğiyle bize ikramda bulunur. Şefaatiyle bizi cennete dâhil eder. Aziz Müminler! Ramazan-ı şerif, bize oruçla gelir. Oruç; bedenimize sıhhat, ruhumuza sekinet, hanelerimize huzur getirir. Oruç; bizi terbiye eder, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına yakınlaştırır. Kalplerimizi günah kirlerinden arındırır, bizi takvaya ulaştırır. Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.”[2] Değerli Müslümanlar! Ramazan-ı şerif, bize rahmetle gelir. Birlik, beraberlik ve kardeşliği, yardımlaşma ve dayanışmayı hatırlatır. Ramazan-ı şerif; yetimiyle öksüzüyle, zenginiyle fakiriyle; genciyle, yaşlısıyla ve çocuğuyla bizleri ümmet kılar. Bizi; akrabalarımız, komşularımız ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle hemhâl eyler. Aramızdaki sevgi ve dostluğun pekişmesine katkı sunar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun.”[3] Kıymetli Müminler! Ramazan-ı şerif, bize bereketle gelir. Günahların bağışlandığı sahurla, teheccüdle seherlerimiz nurlanır. Gün boyunca okunan mukabelelerle gönlümüz huzura erer. Ülfet ve muhabbetin kaynağı iftar sofralarıyla evlerimiz, ailemizle birlikte coşkuyla eda ettiğimiz Teravih namazlarıyla camilerimiz şenlenir. Alın teri ile elde ettiğimiz helal kazançlardan verilen sadaka, fitre ve zekâtlar, kardeşliğimizi pekiştirir. Aziz Müslümanlar! Recep ve Şaban ayı; Regâibiyle, Miracıyla, Beratıyla bizleri nasıl Ramazan-ı şerife hazırladıysa bizler de evlerimizi, işyerlerimizi, camilerimizi ve sokaklarımızı Ramazan-ı şerife hazırlayalım. İyilik kapılarımızı sonuna kadar açalım, gönüllerimizi birbirine yaklaştıralım. Kur’an’ın ilahi mesajlarını hayatımıza yansıtalım. Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan-ı şerifin hikmetlerini kuşanalım. Bu vesileyle şimdiden Ramazan-ı şerifimizi tebrik ediyoruz. Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: “Mübarek Ramazan ayı geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır...”[4] [1] Bakara, 2/185. [2] Bakara, 2/183. [3] Tirmizî, Birr ve Sıla, 24. [4] Nesâî, Sıyâm, 5.

Diyanet'ten 6 Şubat mesajlı cuma hutbesi: 'Birlik ve beraberlikle yaralarımızı sardık' Haber

Diyanet'ten 6 Şubat mesajlı cuma hutbesi: 'Birlik ve beraberlikle yaralarımızı sardık'

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan cuma hutbesinde İslam aleminin en önemli değerlerinden biri olan kardeşlik ve dayanışma konusu işlendi. Toplumları ayakta tutan temel değerin birlik ve beraberlik olduğu hatırlatılan hutbede İslam dininin sevgi ve saygı temelinde bir hayatı emrettiği ifade edildi. Müslümanların şefkat ve merhametle birbirine muamele etmesi gerektiği belirtilerek Kur’an-ı Kerim’de yer alan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın emri cemaate hatırlatıldı. "AY YILDIZLI BAYRAĞIN GÖLGESİNDE HUZUR" Hutbede vatan sevgisi ve bayrak kavramlarına geniş yer ayrıldı. Vatanın sadece bir toprak parçası değil tarih ve kültür ile geçmiş ve gelecek olduğu vurgulandı. Hürriyet için her türlü sıkıntıya göğüs gerilen cennet yurdun şehitlerden ve gazilerden kalan en kıymetli emanet olduğu dile getirildi. Bağımsızlığın sembolü olan şanlı bayrağa dikkat çekilen metinde ay yıldızlı bayrağın dalgalandığı yerde zulme ve zalime geçit olmadığı ifade edildi. Vatandaşların en mutlu günlerini bayrağın gölgesinde yaşadığı ve onu gördüğü her yerde huzur bulduğu kaydedildi. "ZOR GÜNLERDE KENETLENDİK" Hutbenin en dikkat çekici bölümü ise 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlere ayrılan kısım oldu. Afet günlerinde ortaya çıkan yardımlaşma ruhunun birlik ve beraberliğin en güçlü göstergesi olduğu vurgulandı. O gün her zaman olduğu gibi omuz omuza verildiği belirtilirken enkazdan kurtulan her kardeşimiz için birlikte sevinildiği ve hayatını kaybeden her can için aynı hüznün yaşandığı aktarıldı. Rabb'in inayeti ile devletin iradesi ve milletin kenetlenmesi sayesinde yaraların sarıldığı ifade edilen hutbede aşın ve evin paylaşılarak acıların dindirildiği mesajı verildi. "AŞILAMAYACAK ENGEL YOKTUR" Dayanışma ruhunun Peygamber Efendimizin hadisleriyle örneklendirildiği hutbede müminlerin bir bedenin organları gibi olduğu ve bir organ rahatsızlandığında diğerlerinin de acı çektiği hatırlatıldı. Ellerimizi ve gönüllerimizi birbirine kenetleyerek kardeşlik bağlarını güçlendirme çağrısı yapılan hutbenin sonunda deprem şehitleri için dua edildi. Aynı inanç ve idealler etrafında bir ve beraber olunduğu müddetçe aşılamayacak hiçbir engel ve üstesinden gelinemeyecek hiçbir zorluk olmadığı belirtilerek tüm insanlığın afetlerden korunması temennisinde bulunuldu.

23 OCAK 2026 CUMA HUTBESİ YAYIMLANDI: DİYANET’TEN “AKRAN İLİŞKİLERİ” VE ZORBALIĞA KARŞI GÜÇLÜ MESAJ Haber

23 OCAK 2026 CUMA HUTBESİ YAYIMLANDI: DİYANET’TEN “AKRAN İLİŞKİLERİ” VE ZORBALIĞA KARŞI GÜÇLÜ MESAJ

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan ve Türkiye genelindeki camilerde okunacak olan 23 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesi kamuoyuyla paylaşıldı. “Akran İlişkileri” başlığını taşıyan hutbede, sevgi ve saygının insan ilişkilerindeki belirleyici rolüne vurgu yapılırken, zorbalık ve şiddetin toplumda yol açtığı derin yaralara dikkat çekildi. Muhterem Müslümanlar! İnsanlar arasındaki iletişimin özü sevgi ve saygıya dayanmaktadır. Zira kalpler sevgiyle yumuşar, saygıyla huzura erer. Dostluklar sevgiyle kurulur, saygıyla devam ettirilir. Ailede güven, toplumda muhabbet sevgi ve saygıyla tesis edilir. Sevgi ve saygının olmadığı yerde; huzursuzluk, baskı ve dışlanma olur. Küçük anlaşmazlıklar büyük tartışmalara dönüşür. Sabır ve tahammül zayıflar, öfke kontrol edilemez. Merhamet yerini şiddete, muhabbet yerini nefrete bırakır. Aziz Müminler! Yaşadığımız çağın sorunlarından biri de, sevgi ve saygıdan mahrum kalan gençlerin birbirlerine karşı kaba, sert ve aşağılayıcı tavırlar sergilemesidir. Akran zorbalığı olarak karşımıza çıkan bu kötü haslet; alay etmek ve kırıcı sözler söylemekten çok daha öteye giderek, fiziksel şiddete, hatta cana kıymaya dönüşmüş durumdadır. Tek tip elbise giyinmeyi, aynı görünüşe sahip olmayı, suça bulaşmayı, aklı örten uyuşturucu madde kullanmayı, cezaevine girip çıkmayı marifet sayan bu anlayış gençlerimiz arasında daha fazla görünür hale gelmektedir. Şiddet içerikli sinema, dizi film, oyun ve dijital mecralar ise bu hadiselerin daha da yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır. Oysaki Peygamber Efendimiz (s.a.s), hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Her Müslüman’ın diğer Müslüman’a canı, namusu ve malı haramdır, dokunulmazdır.”[1] Kıymetli Gençler! Duygularınızı istismar edip kendi kötülüklerine sizi alet etmek, hayallerinizi karartmak ve umutlarınızı çalmak isteyenlere karşı daha dikkatli olmalısınız. Allah’a kulluk, aileye hürmet, insanlığa faydalı olmak sizler için gaye olmalıdır. Unutmayınız ki; korkuyla, baskıyla ve şiddetle gelecek inşa edilemez. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.”[2] Zorbalık, güç değil acizliktir. Alay etmek, eğlence değil hayâsızlıktır. Cana kast etmek, saygınlık değil cehennem ateşidir. Genç Kardeşim! Sana zorbalık değil, nezaket ve zarafet yaraşır. Değerli Anne Babalar! Kıymetli Eğitimcilerimiz ve Hocalarımız! Aziz Kardeşlerim! Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter”[3] hadis-i şerifi apaçık ortadayken bu kötü gidişata duyarsız olamayız. Merhamet ikliminden yoksun olanların acımadan kan dökmesine ve bunu meşru göstermesine seyirci kalamayız. Gençlerimizi, fitne ve fesat ateşi yakmak isteyen şer odaklarının insafına terk edemeyiz. Aileler, okullar, camiler, kurum ve kuruluşlar, medya, hâsılı toplumun bütün kesimleri olarak el ele vermeliyiz. İnsanın mukaddes olan canına ve nesline zarar veren zorbalığa karşı birlikte hareket etmeliyiz. İyiliğin ve merhametin hâkim olduğu, can ve mal güvenliğinin sağlandığı bir toplum inşası için sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmeliyiz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitirmek istiyorum: “O akıl sahipleri; Allah’ın, korunmasını emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygıda kusur etmeyen, ahiret hesabının kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir.”[4] [1] Müslim, Birr, 32. [2] İbn Hanbel, II, 400. [3] Ebû Davud, Zekât, 45. [4] Ra’d, 13/21. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

CUMA HUTBESİ KONUSU 16 OCAK 2026: 'DİN İSTİSMARI' Haber

CUMA HUTBESİ KONUSU 16 OCAK 2026: 'DİN İSTİSMARI'

16 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesi, Türkiye genelindeki camilerde okundu. Her hafta milyonlarca vatandaş tarafından yakından takip edilen hutbelerde bu hafta “din istismarı” konusu ele alındı. Diyanet’in hutbesinde, sahih dini bilginin önemi, aşırılığın zararları ve dinin çıkar amaçlı kullanılmasına karşı toplumsal bilinç vurgusu öne çıktı. 16 OCAK CUMA HUTBESİ KONUSU: DİN İSTİSMARI Muhterem Müslümanlar! İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise, imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır. Aziz Müminler! Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti”[1] buyurmaktadır. İslam, Müslümanların orta yolu tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini istemektedir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık”[2] buyurmaktadır. Durum böyleyken barış ve esenlik dini İslam’ın yüce değerlerini istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir. Kıymetli Müslümanlar! Dini istismar edenler, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sunarlar. İslam’ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni bozmayın’ denildiğinde, ‘Biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.”[3] Değerli Müminler! Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. İslam’a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez. Aziz Müslümanlar! Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel bir problem haline gelmiştir. Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız. [1] İbn Mâce, Menâsik, 63. [2] Bakara, 2/143. [3] Bakara, 2/11,12. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Diyanet’ten 9 Ocak 2026 Cuma Hutbesi: Bu Haftanın Konusu “Namaz” Haber

Diyanet’ten 9 Ocak 2026 Cuma Hutbesi: Bu Haftanın Konusu “Namaz”

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 9 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesi yayımlandı. Türkiye genelindeki camilerde okunacak hutbede bu hafta, İslam’ın temel ibadetlerinden biri olan namazın bireysel ve toplumsal hayattaki önemi ele alındı. Hutbede, namazın müminin hayatındaki yeri, sorumluluk bilinci ve manevi yönü üzerinde duruldu. 9 OCAK 2026 CUMA HUTBESİ: 'NAMAZ' Muhterem Müslümanlar! Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi ebedi cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan; yüzünü kıblemiz Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini günahlardan arındırır. Ruhunu miraca, gönlünü sükûnete erdirir. Aziz Müminler! Namaz; tekbirle başlayan, selamla tamamlanan bir kulluk yolculuğudur. Her tekbir, Allah’tan başka ilah olmadığının ilanıdır. Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür. Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile irtibatı kuvvetlendirmektir. Her rükû, bir tevazu; her secde, Allah’a teslimiyettir. Her tahiyyat, kelime-i şehâdetin izharıdır. Her selam, elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın ahdidir. Kıymetli Müslümanlar! Hayat akıp giderken namazı kendimize rehber kılmalıyız. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalıyız. Sıkıntı veya hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız. Gündüzün telaşında namazla ruhumuzu dinlendirmeliyiz. Gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz. Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz, müminin miracıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Cennetin anahtarı namazdır.”[1] Yaratan ile kulun arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlam bağ namazdır. Kişiyi, kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en güzel yol namazdır. Aynı safta inanan gönülleri birleştirecek; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştirecek olan da namazdır. Değerli Müminler! Namaz, büyük bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) hadis-i şeriflerinde, “Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşuyordur”[2] buyurmaktadır. Dolayısıyla dinen meşru bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Sonra kılarım diye namazı ötelemek, dinin direğini zayıflatmaktır. Dünyalık meşgalelere dalarak namazı ihmal etmek, ilâhî lütfa mazhar olamamaktır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et”[3] buyurmaktadır. Aziz Müslümanlar! Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, beş vakit namazın hediye edildiği Miraç Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek gece, Mescid-i Aksâ’nın Cenâb-ı Hak katındaki değerini yeniden hatırlatmaktadır. Tevhid ve vahdetin sembolü olan cami ve mescitlerin saygınlığını korumamız gerektiğini haber vermektedir. Bizler de Miraç Kandilini vesile kılarak, camilerde huzurda olalım. Omuz omuza vererek aynı safta divana duralım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir”[4] müjdesine nail olmak için secdelerde buluşalım. İşlediğimiz hata ve günahlarımız için tövbe edelim. Vatanımızın selameti, devletimizin bekası, insanlığın huzur ve barışı, Mescid-i Aksâ’nın ve Gazze’nin özgürlüğü için Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunalım. Bu vesileyle Miraç Kandilimizi şimdiden tebrik ediyorum. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirmek istiyorum: “Kurtuluşa eren müminler, namazlarını titizlikle kılmaya devam ederler. İşte Firdevs cennetinin vârisleri onlardır. Orada ebedi kalacak olanlar da onlardır.”[5] [1] Tirmizî, Tahâret, 1. [2] Buhârî, Salât, 36. [3] Tâhâ, 20/132. [4] Müslim, Salât, 215. [5] Mü’minûn, 23/9-11.

2 OCAK 2026 CUMA HUTBESİ YAYINLANDI | YENİ YILIN İLK HUTBESİ Haber

2 OCAK 2026 CUMA HUTBESİ YAYINLANDI | YENİ YILIN İLK HUTBESİ

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesini kamuoyuyla paylaştı. Türkiye genelindeki camilerde okunacak hutbede, kainattaki düzenin Allah’ın varlığına işaret ettiği ifade edilirken, inancın insan hayatındaki merkezi rolüne dikkat çekildi. “HER ŞEY ALLAH’I ANLATIR” BAŞLIĞIYLA YAYIMLANDI Muhterem Müslümanlar! İbret nazarıyla etrafına bakan bir insan, her şeyi yoktan var eden, şekillendiren ve idare eden bir yaratıcının olduğunu idrak eder. Gezegenlerin hiç sapmadan yörüngelerinde akıp gitmesi, güneşin yeryüzünü aydınlatması, ayın ve yıldızların bir kandil gibi geceyi süslemesi, bize adeta ‘Rabbini unutma!’ diye haykırır. Her köşesi hikmetle bezenmiş dünyamız, bizi, bir tek olan Allah’a çağırır. Kur’an-ı Kerim; “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?”[1] sorularıyla bizi tefekküre davet eder. Aziz Müminler! İnsanı mutsuzluğa götüren nedenlerin başında inançsızlık gelmektedir. Zira inançsızlık, hayatı anlamsızlaştırır. İnsanı yalnızlaştırır. Kişide, sorumluluk bilincinin kaybolmasına sebep olur. İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür… İmansız olan paslı yürek sinede yüktür! Bir yaratıcının varlığına inanmak, onun her an yanında olduğunu bilmek ise insana huzur ve güven verir. Kişiyi anlamsızlık karanlığından kurtarır. Ayet-i kerimede bu hususa şöyle işaret edilir: “…Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”[2] Değerli Müslümanlar! Hayata dair soruların cevaplarını Yüce Yaradan’ı inkâr ederek bulamayız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neden ve niçin yaratıldığımızı vahy-i ilâhî olmadan bilemeyiz. İtaat ve isyan sınırlarının Cenâb-ı Hak tarafından belirlenmediği bir dünyada neyin iyi, neyin kötü olduğunu tam anlamıyla kavrayamayız. Kıymetli Müminler! Yeryüzünde yaşanan hiçbir kötülüğün müsebbibi Allah Teâlâ değildir. O, kullarına karşı çok merhametlidir. Cenâb-ı Hak, insanların iyiliğini ister. Kötülük yapmalarına, zulme düşmelerine de asla rıza göstermez. Hal böyleyken nefsine uyan, hevâ ve hevesine tabi olan insanlar, kötülüğe ve zulme sebep olmuş, olmaya da devam etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de, “Gerçek şu ki Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ancak insanlar kendilerine zulmederler”[3] buyrularak bu hakikate işaret edilmektedir. Aziz Müslümanlar! Yüce Rabbimiz; kaynağını vahiyden alan peygamberleri, müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermekle kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur. Her birisi hidayet rehberi olan; hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı beyan eden ilâhî kitapları indirmekle insanlığın huzur ve mutluluğunu istemiştir. Bu ilâhî silsilenin son halkasını, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ve ona gönderilen Kur’an’ı Kerim ile kemale erdirmiştir. Ebedi ahiret yurdunu yaratmakla; her hak sahibinin hakkını almasını, inanan ile inanmayanların ayırt edilmesini murat etmiştir. Kıymetli Kardeşlerim! Bugün, içinde bulunduğumuz sorumluluk; inançsızlık girdabında boğulan insanlara gönül dünyamızı açmak, ilâhî mesajları onlarla buluşturmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyye membaı ile gençlerimizin inanca dair susuzluklarını gidermeye çalışmaktır. Çocuklarımızın gönüllerine tatlı dil ve güler yüzle Allah sevgisini nakşetmektir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu nasihatini kendimize rehber kılmaktır: “Senin vesilenle Allah azze ve celle’nin bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin üzerine doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”[4] [1] Gâşiye, 88/18-20. [2] Tegâbün, 64/11. [3] Yûnus, 10/44. [4] Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebir, I, 315.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.