#Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz

İLKHABER-Gazetesi - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarımda yeni dönem mesajı: Ziraat Odası Başkanları Ankara’dan umutlu döndü Haber

Tarımda yeni dönem mesajı: Ziraat Odası Başkanları Ankara’dan umutlu döndü

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dünya Çiftçiler Günü kapsamında düzenlenen “Türkiye Ziraat Odaları Birliği Danışma Kurulu Toplantısı”nda ziraat odası başkanlarıyla bir araya geldi. Bir otelde gerçekleştirilen toplantıya, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziraat odası temsilcileri katıldı. Akdeniz Bölgesi’ni temsilen de toplantıda Mehmet Akın Doğan da yer aldı. Toplantının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak, tarım politikalarının ortak akıl ve istişare anlayışıyla şekillendirildiğini söyledi. Tarımın stratejik bir sektör olduğuna dikkat çeken Yılmaz, salgınlar, savaşlar ve iklim değişikliğinin etkisiyle gıda güvenliğinin her geçen gün daha kritik hale geldiğini ifade etti. Yılmaz, halkın yeterli, kaliteli ve erişilebilir gıdaya ulaşmasının ülkenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, tarım sektörünün ekonomik büyümeye olumlu katkı sunacağını ve istihdamın artacağını dile getirdi. Kırsalda yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çeken Yılmaz, gençlerin ve kadınların tarıma yönlendirilmesi için yeni politikaların devreye alınacağını kaydetti. Tarımdaki temel yaklaşımın “planlı tarım” olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, iklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek daha kritik hale geldiği bir dönemde üretimin planlı şekilde sürdürülmesinin zorunluluk olduğunu ifade etti. Toplantıda ayrıca savaşların enerji, gübre ve lojistik maliyetleri üzerindeki etkilerine değinen Yılmaz, hükümetin özellikle mazot ve gübre alanında maliyetleri sınırlayıcı tedbirler aldığını söyledi. Türkiye’de gübre arzında sorun yaşanmadığını belirten Yılmaz, geçen yıla göre gübre kullanımındaki artışın üretimde yükseliş beklentisini güçlendirdiğini dile getirdi. Enflasyonla mücadelede tarımsal üretimin önemine işaret eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını belirterek, 2020-2025 döneminde 633 bin hektar tarım arazisinin modern sulama sistemleriyle buluşturulduğunu açıkladı. Tarımsal sulamaya ayrılan kaynakların reel olarak önemli ölçüde yükseltildiğini ifade eden Yılmaz, yeni dönemde de sulama projelerinin öncelikli yatırım alanlarından biri olacağını söyledi. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla yeni finansman modellerinin devreye alınacağını açıklayan Yılmaz, yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli destek sağlanacağını, 24 ay ödemesiz ve 7 yıla kadar vadeli finansman imkanları sunulacağını belirtti. İlk etapta 750 milyon dolarlık kredi anlaşmasının ağustos ayında imzalanmasının hedeflendiğini duyuran Yılmaz, program kapsamında 250 bin yeni istihdam oluşturulmasının amaçlandığını kaydetti. Toplantı, daha sonra basına kapalı olarak devam etti. Toplantı sonrası ilkhaber-gazetesi.com’a değerlendirmelerde bulunan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise programda Akdeniz Bölgesi’ni temsilen yer aldığını söyledi. YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: TOPLANTIDA VERİLEN MESAJLAR, ÜRETİCİLER TARAFINDAN YAKINDAN TAKİP EDİLEN KONULAR Üreticilerin beklenti ve sorunlarının en üst düzeyde dile getirilmesinin önemli olduğunu belirten Doğan, özellikle planlı tarım uygulamaları ile sulama yatırımlarına yönelik verilen mesajların üreticiler açısından dikkatle takip edildiğini belirtti. Doğan, “Çiftçimizin en büyük beklentisi üretimde sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Özellikle iklim değişikliği, artan maliyetler ve su yönetimi artık tarımın en temel başlıkları arasında yer alıyor. Katıldığımız toplantıda planlı tarım ve sulama yatırımları konusunda verilen mesajları son derece önemli buluyoruz” dedi. Gençlerin tarıma kazandırılmasına yönelik çalışmaların da sektör açısından kritik olduğuna dikkat çeken Doğan, “Tarımda yaş ortalaması giderek yükseliyor. Genç nüfusun üretimden kopmaması için desteklerin artırılması gerekiyor. Kadın ve genç çiftçilere yönelik projelerin yaygınlaştırılması üretimin geleceği açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Tarım sektörüne yönelik finansman desteklerinin üreticiye nefes aldıracağını belirten Doğan, özellikle uygun faizli kredi ve kırsal kalkınma projelerinin sahaya güçlü şekilde yansımasının beklendiğini söyledi.

Ani Köprüsü için tarihi adım: Türkiye ve Ermenistan anlaştı Haber

Ani Köprüsü için tarihi adım: Türkiye ve Ermenistan anlaştı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında önemli temaslarda bulundu. Yılmaz’ın Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede iki ülke arasında dikkat çeken bir anlaşmaya imza atıldı. Görüşmede, Türkiye-Ermenistan Normalleşme Süreci çerçevesinde iki ülke sınırında bulunan Ani Köprüsü’nün restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Söz konusu anlaşma, Türkiye’nin özel temsilcisi Serdar Kılıç ile Ermenistan tarafının temsilcisi Ruben Rubinyan tarafından hayata geçirildi. NORMALLEŞME SÜRECİNE VURGU Cevdet Yılmaz, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin kapsamlı şekilde ele alındığını belirtti. Ulaştırma, enerji, gümrük ve dijital altyapı gibi alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine yönelik adımların değerlendirildiğini ifade etti. Görüşmede, Yılmaz ve Paşinyan'ın himayelerinde, Türkiye-Ermenistan Normalleşme Süreci Özel Temsilcisi Serdar Kılıç ve Ermenistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı ve Ermenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Özel Temsilcisi Ruben Rubinyan tarafından iki ülkenin sınırında bulunan Ani Köprüsü'nün restorasyon uygulamasının yapılmasına dair mutabakat zaptı imzalandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, görüşmeye ilişkin NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi: "Sayın Paşinyan ile görüşmemizde, ikili ilişkilerimizi kapsamlı bir şekilde değerlendirdik. Ayrıca ulaştırma, gümrük, enerji ve dijital altyapı ve bağlantısallığı güçlendirecek adımları da ele alma imkanımız oldu. Normalleşme sürecinde atılan karşılıklı yapıcı adımların somut ilerlemeler üretmesinden de ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Bugün mutabakat zaptı ile imza altına aldığımız Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu gibi sembolik ve somut işbirliği alanlarının da kalıcı barış ve güven ortamına katkı sunacağına inanıyoruz. Bölgesel barış, diyalog ve istikrar temelinde; Güney Kafkasya’da normalleşmenin ilerletilmesi, ekonomik iş birliğinin artırılması ve halklarımız arası temasların güçlendirilmesi yönündeki yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, Sayın Paşinyan’a nazik ev sahipliği için teşekkür ediyorum."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Yüzyılı aynı zamanda kadınların da yüzyılı olacaktır Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Yüzyılı aynı zamanda kadınların da yüzyılı olacaktır

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen, Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı'na katıldı. Buradaki konuşmasına ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka'yı tebrik ederek başlayan Yılmaz, Göka ve yardımcılarının bu görevi layıkıyla, en iyi şekilde yapacağına yürekten inandığını söyledi. Yılmaz, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından itibaren kadınların hayatın her alanında ve öncelikli olarak da yönetim mekanizmalarında yer almasının güçlü toplum hedefinin ana başlıklarından biri olduğunu ifade etti. Gazze'de yaşanan soykırım, süren insanlık dışı yıkım, Ukrayna'da savaş, İsrail-ABD ile İran savaşının bölgesel etkileri, iklim baskısı, gıda ve enerji güvenliğine dair riskler ile küresel ekonomideki kırılganlıkların ve karar süreçlerinin daha güçlü bir dengeyle yürütülmesi gerektirdiğini vurgulayan Yılmaz, "Kadınların karar alma süreçlerinde daha görünür olduğu örnekler, krizlere verilen karşılığın daha dengeli, dikkatli, diyaloğa ve uzun vadeye odaklı bir çizgiye taşındığını göstermektedir." diye konuştu. "TEMSİL ORANI DA YÜZDE 4,4'TEN YÜZDE 19,83'E YÜKSELMİŞTİR" "Kadın liderliğinin küresel çapta dönüştürücü gücüne en somut örneklerden biri, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi'dir." diyen Yılmaz, bugün artık ülkenin sınırlarını aşmış olan bu girişimin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 14 Aralık 2022 tarihli kararıyla 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edilmesiyle küresel düzeyde güçlü bir karşılık bulduğunu, bu örneğin, kadın liderliğinin çevre, kalkınma ve küresel işbirliği alanlarında nasıl dönüştürücü bir rol üstlenebildiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Yılmaz, AK Parti döneminde kadın hakları alanında kapsamlı ve güçlü dönüşümler gerçekleştirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu: "Ülkemizde kadınların ulusal ölçekte siyasette temsiline bakıldığında, AK Parti dönemi diyebileceğimiz son 23 yılda büyük bir mesafe alındığını görüyoruz. 2002 genel seçimlerinde AK Parti olarak ilk defa girdiğimiz ve parlamentoda güçlü şekilde bulunduğumuz ilk seçimde, sadece 24 kadın milletvekili vardı. Kadın milletvekillerinin toplam milletvekillerine oranı yüzde 4,4'tü. Bu kadar düşük seviyedeydi. 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde 24 olan bu sayı 119'a çıkmıştır. Temsil oranı da yüzde 4,4'ten yüzde 19,83'e yükselmiştir. Yeterli mi? Tabii değil. İnşallah daha da yüksek seviyeleri önümüzdeki dönemde görürüz. Ama kat ettiğimiz mesafenin çok önemli olduğunu ifade etmek isterim. Cumhuriyet'imizin ikinci yüzyılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonumuz, kadınların hem genel hem de yerel düzeyde temsil seviyesinin hızla yükselmesini öngörmektedir." "6 MİLYON CİVARINDA AK PARTİ DÖNEMİNDE KADIN İSTİHDAMI OLUŞMUŞTUR" Bu doğrultuda Medeni Kanun, İş Kanunu ve Türk Ceza Kanunu gibi temel kanunlarda yapılan eşitlikçi reformlarla Türkiye'de ilgili mevzuatın, kadın-erkek fırsat eşitliği ilkesini gözeten ve kadına yönelik şiddete sıfır tolerans tanıyan bir yapıya kavuştuğunu belirten Yılmaz, "Kız çocuklarının bilim, teknoloji, mühendislik, matematik odaklı STEM alanlarında güçlendirilmesini ve yapay zeka, enerji ve mühendislikte geleceğin teknoloji liderleri arasında daha fazla kadının yer almasını temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. 2018-2023 döneminde Türkiye'de kadına odaklı ilk kapsamlı plan olma özelliği taşıyan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı hayata geçirilmiştir. Planda eğitim, ekonomi, sağlık, karar alma mekanizmalarına katılım, medya olmak üzere önceliklendirdiğimiz 5 temel alanda yenilikçi adımlar gündeme getirilmiştir." dedi. Yılmaz, 2005 yılında Türkiye'de 4,8 milyon kadının istihdam piyasasında iş sahibiyken bugün bu rakamın 10,8 milyona ulaştığını belirterek, şöyle devam etti: "6 milyon civarında AK Parti döneminde kadın istihdamı oluşmuştur. Bu son derece önemli bir gelişme. Kadınların iş gücüne katılım oranı yine aynı dönemde yüzde 21,3'ten yüzde 36,2'ye yükselmiştir. 2028 hedefimiz, orta vadeli hedefimiz bunu yüzde 40'ın üstüne ilk aşamada çıkarmak, sonra da çok daha üst seviyelere taşımaktır. Yükseköğretim görmüş kadınlarda bu rakamın yüzde 70'lere geldiğini biliyoruz. Türkiye'de eğitime yaptığımız yatırımlar, iş gücü piyasalarımız başta olmak üzere, önümüzdeki dönemde büyük değişimlerin zeminini oluşturmuştur. Bu saatten sonra hiçbir şey yapmasak bile önümüzdeki dönemde kadınların iş gücüne katılımında ve girişimciliğinde çok büyük bir artış olacağını rahatlıkla söyleyebilirim." "TÜRKİYE YÜZYILI AYNI ZAMANDA KADINLARIN DA YÜZYILI OLACAKTIR" Kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla finansman, eğitim ve dijitalleşme alanlarında teşviklerin sürdürüldüğünü belirten Yılmaz, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bu yıl kalkınmayı eşitlikten, sürdürülebilirliği kadının gücünden ayırmayan bir anlayışla Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi vizyonunu kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "İnanıyoruz ki Türkiye'nin yarınları kadınların liderlikleri, emekleri ve başarılarıyla şekillenecek, yükselecek. Türkiye Yüzyılı aynı zamanda kadınların da yüzyılı olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın en önemli başarılarından biri de başörtüsü konusunda attığı adımlar olmuştur. Maalesef ülkemizde uzun yıllar son derece anlamsız bir yasak uygulanmıştır, hem eğitimde hem çalışma hayatında. Bu konuda atılan adımlarla bugün başı açık, başı örtülü tüm kadınlar temel haklardan, eğitim hakkından, çalışma hakkından eşit şekilde yararlanmaktadırlar. Temsil hakkından da eşit şekilde yararlanmaktadırlar. Bu durum, ülkemizde bir zamanlar vesayetçi bir takım yapıların iddia ettiği gibi gerilimler oluşturmamış, tam tersine ülkemizin potansiyelini hem kalkınmada hem demokraside çok daha üst bir seviyeye taşımıştır. Kadınların siyasetten ekonomiye, bilimden sanata, toplumsal hayatın her alanında daha güçlü yer aldığı bir gelecek daha dengeli, adil ve sürdürülebilir bir dünyanın anahtarıdır. Bu doğrultuda sergilediğimiz iradeyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasının sonunda dünyanın adalete, merhamete, hukuka ve barışa ihtiyacı olduğunu belirterek, kadınların da buna büyük bir güç vereceğine inandığını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Mardin'in ihracatı 1 milyar dolara yaklaştı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Mardin'in ihracatı 1 milyar dolara yaklaştı

Mardin’de düzenlenen "Mardin İş Dünyası Buluşması"na Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Vali Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin milletvekilleri Faruk Kılıç ve Muhammed Adak, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ile AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu ve kentteki vatandaşlar katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ihracatında önemli artış yaşandığına dikkat çekerek, “2002’de tüm bölgenin ihracatı 700 milyon doların altındaydı. 2024 itibarıyla bölgenin ihracatı 12 milyar doların üzerine çıktı. Mardin’in ihracatı ise 1 milyar dolara yaklaştı” dedi. Pandemi sonrası küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere değinen Yılmaz, Türkiye’nin istikrarı ve öngörülebilirliği sayesinde avantajlı bir konumda olduğunu vurguladı. "TÜRKİYE BARIŞ DİPLOMASİSİNİ ÖNE ÇIKARIYOR" Türkiye'nin dış politikada barış diplomasisini öncelediğini ifade eden Yılmaz, Afrika'dan Orta Doğu'ya, Balkanlar'dan Rusya-Ukrayna savaşına kadar birçok bölgede diyalog ve arabuluculuk çabası yürütüldüğünü söyledi. Yılmaz, Türkiye'nin çatışma yerine müzakereyi savunan bir politika izlediğini belirterek uluslararası alanda barışın güçlenmesi için çaba gösterdiklerini kaydetti. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE YENİ AŞAMAYA GELİNDİ" İç politikada ise demokrasi ve kalkınmayı güçlendirecek adımlar atıldığını söyleyen Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda önemli ilerlemeler sağlandığını ifade etti. Mecliste farklı partilerin uzlaşmasıyla hazırlanan komisyon raporuna değinen Yılmaz, "Silahların gölgesinde olmayan demokratik siyaset daha da güçlenecek. Türkiye Yüzyılı'nda teröre ve şiddete yer yok" diye konuştu. "MARDİN'İN İHRACATI 1 MİLYAR DOLARA YAKLAŞTI" Mardin'in Güneydoğu Anadolu'da önemli bir ticaret ve üretim merkezi haline geldiğini belirten Yılmaz, tarım, sanayi ve turizm alanlarında büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Son yıllarda bölgede önemli yatırımlar yapıldığını dile getiren Yılmaz, yalnızca Mardin'e son 23 yılda bugünün değerleriyle yaklaşık 386 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirildiğini ifade etti. Yılmaz, bölgenin ihracatındaki artışa da dikkat çekerek, "2002'de tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ihracatı 700 milyon doların altındaydı. 2024 itibarıyla bölgenin ihracatı 12 milyar doların üzerine çıktı. Mardin'in ihracatı ise 1 milyar dolara yaklaştı" dedi. "KAMU VE ÖZEL YATIRIMLAR BİRLİKTE BÜYÜMEYİ SAĞLAR" Kalkınmanın yalnızca kamu yatırımlarıyla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, özel sektör yatırımlarının da aynı derecede önemli olduğunu belirtti. Yılmaz, "Bir ülkenin kalkınması kuşun iki kanadı gibidir. Bir tarafta kamu yatırımları, diğer tarafta özel yatırımlar vardır. İkisi birlikte olursa güçlü bir kalkınma sağlanır" dedi. Mardin'in turizmde de önemli bir ivme yakaladığını belirten Yılmaz, geçen yıl kente yaklaşık 3 milyon ziyaretçi giriş çıkışı olduğunu, 1 milyona yakın konaklama gerçekleştiğini söyledi. Konuşmasının sonunda iş dünyası temsilcilerinin görüş ve önerilerinin kendileri için önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, toplantının basına kapalı bölümünde iş insanlarının sorularını dinleyeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı

Kışlada, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, askeri mangayı selamladı ve ziyaret defterini imzaladı. Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KKTC'nin bir önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye'den milletvekilleri katıldı. Mehmetçikle iftarını yapan Yılmaz yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın geçmişte yaşadığı acı günlerin 1974'teki Barış Harekatı ile son bulduğunu belirtti. Yılmaz, "Barış Harekatı ile hem Ada'daki Türkler hem de Rumlar için çok uzun bir huzurlu dönem oluştu. Yarım asrı aşan bir dönem içinde, bu Ada huzur, istikrar, barış içinde yoluna devam ediyor. Bu ortam, hem KKTC hem de Rum Kesimi'nde kalkınma süreçlerini hızlandırdı, altyapılar gelişti, insanlar geçmişten çok daha iyi koşullarda yaşar hale geldi. Bu huzurun, bu güvenin hiçbir zaman bozulmamasını istiyoruz." diye konuştu. Konuşmasında bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) son dönemde attığı adımları eleştirerek şunları kaydetti: "Maalesef Rum Kesimi, son derece gereksiz, sorumsuz bir takım eylemlerle, başka güçleri bu Ada'ya çekerek güvenlik ortamını zayıflatmış, kendisi açısında riskleri artırmıştır. Bu da tabi tüm Ada açısından da olumlu bir durum değildir. Ama çok şükür KKTC tarafında huzuru bozacak herhangi bir şey söz konusu değil. Dileriz ki bu yaşananlardan Rum Kesimi de gerekli dersleri çıkarsın ve bu Ada'yı gereksiz yere hedef haline getirmesin." KKTC'nin kolay kurulmadığına dikkati çeken Yılmaz, bu uğurda şehit olan Mehmetçik ve mücahitlere rahmet diledi. Yılmaz, "Cenabı Allah birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Türkiye ve KKTC olarak güçlü yarınlara hep birlikte yürümek dileğiyle." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ocak ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ocak ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Sosyal ve ekonomik refah artışının temel unsurlarından olan istihdam artışını desteklemek amacıyla, bir yandan emek yoğun sektörlerdeki istihdamı gözetiyor, diğer taraftan istihdamın niteliğini artırmak için yeni programları hayata geçirmeye devam ediyoruz." ifadesini kullandı. Yılmaz, NSosyal hesabından, 2026 yılı ocak ayı iş gücü istatistiklerine ilişkin paylaşımda bulundu. "Kararlılıkla uyguladığımız politikalar sayesinde işsizlik oranı tek haneli seviyesini sürdürmektedir. 2026 yılı ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33'üncü aya taşımıştır." değerlendirmesini yapan Yılmaz, gençlerde ve kadınlarda işsizlik oranının geçen senenin aynı ayına göre birer puan azalarak sırasıyla yüzde 14,3 ve yüzde 11 olduğunu bildirdi. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Sosyal ve ekonomik refah artışının temel unsurlarından olan istihdam artışını desteklemek amacıyla, bir yandan emek yoğun sektörlerdeki istihdamı gözetiyor, diğer taraftan istihdamın niteliğini artırmak için yeni programları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Potansiyel iş gücünün ekonomiye aktif katılımını teşvik etmek, gençlerin istihdama geçişini kolaylaştırmak, üretim odaklı becerilerini geliştirmek ve böylece genç istihdamını artırmak amacıyla GÜÇ (Gençlerin Üretim Çağı) programını hayata geçiriyoruz. Firmalarımızın finansmana erişimlerini artırmak, yatırım ve istihdamı desteklemek amacıyla yeni destek programlarını uygulamaya alıyoruz." Bu kapsamda tekstil, giyim, deri ve mobilya sektörlerindeki işletmelere sunulan çalışan başına destek tutarını 3500 Türk lirasına yükselttiklerini, destek kapsamına büyük ölçekli firmaları da dahil ettiklerini, ayrıca imalat sanayisinde özellikle KOBİ'lere yönelik 100 milyar Türk lirası büyüklükte yeni bir finansman programını başlattıklarını hatırlatan Cevdet Yılmaz, "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımız ile dengeli büyüme ve istikrarı güçlendirme perspektifi içinde sosyal refahı kalıcı bir şekilde artırmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından bir otelde düzenlenen, Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğünü, bununla bağlantılı olarak jeopolitik gerilimlerin yaşandığını, eş zamanlı şekilde de bir teknolojik dönüşümün içinden geçildiğini söyledi. Yapay zekanın özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıktığını belirten Yılmaz, "Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmüyoruz. Bazıları elektriğin icadına benzetiyor. Bütün alanları etkileyen, her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye, sağlıktan tarıma her konuya dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz." diye konuştu. Türkiye'nin genel kamusal ve kalkınma stratejilerini formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkate alarak hareket ettiklerini dile getiren Yılmaz, 12. Kalkınma Planı'nın özünü dijital ve yeşil dönüşümün oluşturduğunu anımsattı. Dijital dönüşüm vizyonlarının, işlem gücü kapasitesini artıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten kalkınma perspektifine dayandığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken, bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyor. Biz, bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak, toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa sosyal eşitsizlikleri artırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte 'dijital divide' diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka için de geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma, KOBİ'ler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla, ben üçüz dönüşüm olarak bu tartışmaları yapmanın, dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum." "ORTA GELİR TUZAĞINI AŞIP DAHA YUKARI DÜZEYE ÇIKMANIZ LAZIM" Yılmaz, sanayi politikalarında yapay zekayı ve teknolojiyi önceliklendirdiklerini belirterek, "Türkiye olarak kritik bir eşikteyiz. Buna kalkınma literatüründe orta gelir tuzağı da deniyor. Ülkeler kalkınma yolculuğunda öyle bir noktaya geliyorlar ki bunlar bir kırılma anları. Orta gelir tuzağını şöyle tarif edebilirim en basit şekilde, öyle bir noktaya geliyorsunuz ki artık işçilik maliyetleriniz, emek maliyetleriniz gelişmekte olan ülkelere göre çok daha yüksek. Şehirleşmeyle artan beklentilerle, başka faktörlerle birlikte işgücü maliyetleriniz yükseliyor." değerlendirmesinde bulundu. İşgücü maliyeti bazında rekabetçiliğin kalmadığını veya zayıfladığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: "Diğer taraftan teknolojik olarak da yüksek teknolojiye sahip ülkelerin seviyesine henüz ulaşmamış oluyorsunuz. Yüksek teknoloji anlamında da gelişmiş ülkelerle rekabette zorlanıyorsunuz. İki arada bir derede denen bir vaziyetle, açmazla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama her açmazın da bir açarı var. Bir şekilde bunlar aşılıyor. Orta gelir tuzağını aşıp daha yukarı düzeye çıkmanız lazım. Burada daha düşük emekle bunu yapamayacağımıza göre veya tercih etmeyeceğimize göre öyle bir yolu, gideceğimiz yol açık. daha yüksek teknolojiyle, daha yüksek katma değerle bu açmazın dışına ülkemizi çıkarmak ve üst gelir ligine ulaştırmak." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin ilk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre 2025'te üst gelir grubuna en alt basamaktan da olsa adım atacağını vurgulayarak, "Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor." görüşünü paylaştı. "YAPAY ZEKA ÇAĞINDA DA OLSAK GERÇEK İNSANLARLA BU ÇAĞI YAŞAYACAĞIZ" Gelecek dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı dönem olacağını ifade eden Yılmaz, bu çerçevede yapay zekanın, dijitalleşmenin, çok daha merkezi bir konuma geleceğini dile getirdi. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Sanayi Bakanlığımızın burada HİT-30 programı var, somut olarak bu konuları önceliklendirdiği, 30 milyar dolarlık bir program. Bunun 3,1 milyar doları veri merkezi ve yapay zeka stratejik yatırımlarını desteklemek üzere planlanmış durumda. KOBİ'lere, start-up'lara çeşitli finansal kaynaklarla destekler sunuyoruz. Büyük Dil Modeli çalışmaları yürütüyoruz bir taraftan. Uluslararası anlamda Avrupa Komisyonu'ndan OECD'ye, NATO'ya birçok alanda yine uluslararası tartışmaların bir parçası olarak tüm bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Büyük ölçekli veri merkezleri kurma, bulut bilişim ve yapay zeka yatırımlarını daha etkin bir şekilde yürüteceğimiz bir hukuki çerçeveyi, bir etik çerçeveyi de geliştirmeye gayret ediyoruz. Burada kişisel verilerin korunmasından siber güvenliğe, milli güvenlik ve savunma meselelerine varıncaya kadar bir çerçeve içinde hareket ediyoruz." Yılmaz, bu alanda yapılacak düzenlemelerin, piyasanın gelişimini ve dinamizmini köreltmeyen, tam aksine bir öngörülebilirlik sağlayıcı, çerçeve düzenlemeler niteliğinde olması gerektiğini söyledi. Bütün teknolojilere, ekonomik politikalarına insanı merkeze alan bir anlayışla bakılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız, gerçek, doğal zekalarla. Dolayısıyla, bütün bunların insanlığa, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilk Yapay Zeka Strateji Belgesi'ni 2021-2025 dönemi için hazırladıklarını hatırlatarak, "Şimdi önümüzdeki dönemde yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021'de Türkiye, Yapay Zeka Endeksi'nde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor." ifadesini kullandı. "BİR YANDAN TABİİ Kİ GÜVENLİK AMA DİĞER YANDAN YENİLİK, İLERLEME" Siber Güvenlik Başkanlığıyla, güvenlik ve teknolojik gelişim boyutunun aynı kurumsal yapı içinde dengelendiği bir yaklaşımın hayata geçtiğini dile getiren Yılmaz, "Bir yandan tabii ki güvenlik ama diğer yandan yenilik, ilerleme. İkisini aynı anda başarmak durumundayız. Tek bir parametre ile hareket ederseniz işiniz kolay. Tek bir hedefiniz varsa her şeyi maksimize etmeye çalışırsınız." diye konuştu. Yılmaz, birden fazla hedef olduğunda dengelerin iyi korunması gerektiğinin altını çizerek, "Asıl maharet de bu diye düşünüyorum. Bunu hep birlikte başarabilirsek hem kişiler ve ülkeler için güvenli hem de yeniliklere açık bir sistemi hep birlikte kurgulamamız, geliştirmemiz gerekiyor. Biz de bu yaklaşımla hareket ediyoruz." dedi. Cevdet Yılmaz, bu konularda kamu ile iş dünyası ve yeni girişimler arasındaki istişarelerin süreklilik arz eder şekilde gerçekleşmesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: En ağır insan hakları ihlalleri Gazze ve Filistin’de yaşanıyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: En ağır insan hakları ihlalleri Gazze ve Filistin’de yaşanıyor

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda “Kriz Dönemlerinde İnsan Haklarının Yeniden İnşası Zirvesi” düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başlayan programda, küresel krizlerin derinleştirdiği insan hakları ihlalleri ele alındı. Erdoğan mesajında, Türkiye’nin Gazze ve Suriye’de sergilediği duruşun insan haklarına dair güçlü bir örnek teşkil ettiğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise Gazze’de yaşananların uluslararası hukuk ve insanlık açısından tarihe geçen ağır bir ihlal olduğunu belirtti. "Beyannamenin en ağır ihlal edildiği coğrafyanın başında Gazze ve Filistin toprakları yer almaktadır" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77’nci yılında tüm dünyanın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik ettiğini belirtti. Beyannamenin en ağır biçimde ihlal edildiği coğrafyaların başında Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarının yer aldığını belirten Yılmaz, "Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden saldırılar sonucunda çoğu kadın ve çocuk on binlerce masum insan hayatını kaybetmiştir. Sayısız insanlık ve savaş suçu işlenmiştir. Şehirler enkaza dönmüş, topyekûn bir halk açlıkla salgınların pençesine terk edilmiştir. Sivillerin, okulların, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin hedef alınması, yaşananların bir çatışma değil, soykırım niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir. Bugün dünyanın gözü önünde yaşanan bu ağır tablonun en çarpıcı yanı, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının etkisiz kaldığı, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği istişari görüşler ile geçici tedbir kararlarının dahi uygulanmadığı bir düzene dönüşmesidir. Uluslararası Adalet Divanı, 1967’den bu yana süren işgalin ve yerleşim politikalarının hukuka aykırı olduğunu teyit etmiş; İsrail’in insani yardımlara ve BM kuruluşlarına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça tescillemiştir. Buna rağmen Gazze’deki yıkımın sürmesi, uluslararası hukukun bağlayıcılığı konusunda küresel bir soru işareti oluşturmakta, adalete olan güveni yaralamakta, kurumları ve kuralları zayıflatmaktadır" dedi. Türkiye olarak Gazzelilerin her daim yanında olmaya, haklarını korumaya ve insani desteği her koşulda sürdürmeye devam edeceklerini yineleyen Yılmaz, temennilerinin bölgedeki düzen, istikrar ve barışın yeniden sağlanması ve iki devletli çözüm zemininde 1967 sınırlarında bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması olduğunu sözlerine ekledi. Dünya barışını korumaktan sorumlu organı olan BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) güncel ve acil meselelere yanıt veremez durumda olduğunu dile getiren Yılmaz, "Uluslararası toplumun beklentilerini karşılayacak daha kapsayıcı bir Güvenlik Konseyi yapısının ortaya konması ihtiyacını her platformda güçlü bir şekilde dile getirmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla yürütmektedir" Yılmaz, karanlık bir dönemin ardından Suriye’de başlayan yeni dönemin insanlığın geleceğine dair umutları tazelediğinin altını çizerek, "Türkiye’nin bugün dünyada en fazla göçmene ev sahipliği yapan ve örnek uygulamalarla bugün gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşü sağlayan bir ülke olması, insan hakları açısından öne çıkan en çarpıcı örneklerden biridir. Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla sürdürmektedir. Uyguladığımız kararlı politikaların neticesinde 2016’dan bu yana yaklaşık 1 milyon 320 bin gönüllü ülkesine geri döndü. 8 Aralık’ta Suriye’de yeni dönemin başlamasıyla birlikte geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise yaklaşık 580 bindir. Diğer yandan, Ukrayna’da devam eden savaş da sivillerin korunması, insani yardımın ulaştırılması ve uluslararası hukukun uygulanması açısından ciddi sınamalar doğurmaktadır. Savaşın ilk günlerinden bu yana Türkiye, tahıl koridoru girişiminden müzakerelere zemin hazırlayan diplomatik adımlara kadar pek çok alanda aktif rol üstlenmiş; insani yardımları ulaştırmak ve sivil kayıpların önüne geçmek için yoğun çaba sergilemiştir. Cumhurbaşkanımızın bu süreçlerde vurguladığı ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ yaklaşımı, krizlerin ortaya çıkardığı ağır tabloya verilen güçlü bir yanıt niteliğindedir" ifadelerini kullandı. "Gazze’de bugün yaşananlar Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi gözler önüne seriyor" Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Fahrettin Altun ise, krizlerin istisna değil yeni normal olduğu bir küresel düzenin içinde olunduğunu ifade ederek, "Bu yeni normal, ne yazık ki küresel düzlemde her şeyden önce bir adalet krizini ve bunu besleyen bir hakikat krizini beraberinde getiriyor. Böylesi bir ortamda insan hakları için mücadele etmek, her şeyden önce şerefli bir uğraştır. Bu adalet krizini ortadan kaldırmanın başlıca koşullarından biri. Ne var ki bu konuda insanlık, uluslararası sistem, iyi bir imtihan vermiyor. Srebrenista’dan Suriye’ye, Sudan’dan Gazze’ye pek çok örnek var gözlerimizin önünde. Gazze’de bugün yaşananlar birçok şeyle birlikte Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi de gözler önüne seriyor. Batılı insan hakları söylemi ve kurumları ne yazık ki Gazze’de yaşananlara mani olmadığı gibi, İsrail’in işlediği soykırımın adını dahi koymakta başarılı olamıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları ile Deniz Ticaret Odaları Müşterek Konsey Toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TOBB konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda reel sektör ve iş dünyasına ilişkin sorunlar ele alındı. Programda açılış konuşması gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, makroekonomik politikaların şekillendirilmesinde ve sektörel çalışmalarda ortak akılla hareket etmeye büyük önem verdiklerini kaydetti. OVP'yi şekillendirirken ve sektörel politikaları belirlerken reel sektörün fikirlerine kulak verdiklerini belirten Yılmaz, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat politikalarında, reel sektörün öncü bir rol oynadığına dikkati çekti. Yılmaz, dünya ekonomisinde pandemi sonrası yeni şartların geliştiğini ifade ederek, "Ülkeler korumacı politikalarla ön plana çıkıyorlar. ABD başta olmak üzere birçok ülkenin artık korumacı bir yaklaşım sergilediği bir dönemdeyiz. Diğer taraftan, dijital alanda yapay zeka başta olmak üzere büyük bir teknolojik dönüşümün yaşandığı bir dönemdeyiz. Dünyanın bu yeni şartlarını okumadan, görmeden, analiz etmeden atacağımız hiçbir adım anlamlı olmayacaktır, gerçekçi olmayacaktır. Yeni normali görmemiz lazım. Dünyadaki küresel ekonomideki bu yeni normali çok iyi görüp analiz etmemiz lazım" açıklamasında bulundu. "Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük" Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin konuşan Yılmaz, dünyanın 2003-2024 döneminde yaklaşık yüzde 3,5 oranında büyüdüğünü, buna karşılık Türkiye ekonomisinin ise yıllık ortalama 5,4 büyüme kaydettiğini ifade etti. Yılmaz, "Pandemi öncesini 100 kabul ederseniz, dünya ekonomisi son 4-5 yılda 115'e yükselmiş. Yani pandemi öncesi 100 ise dünya ekonomisi bugün 115 olmuş durumda. Türkiye ekonomisi ne olmuş aynı dönemde? 100 iken 130 olmuş. Dünyadaki performansın aşağı yukarı iki katını gerçekleştirmişiz. Bu sorunlarımız olmadığı anlamına elbette gelmiyor. Tabii ki dünyanın her yerinde sorun var. Dünyanın her ülkesinde sorun var. Bizde de sorunlar var. Elbette bu sorunların üzerine gideceğiz. Ama ülkemizin kamusuyla özel sektörüyle gösterdiği performansı da görmemiz lazım. Dünyanın iki katı kadar son 5 yılda büyüme kaydettiysek, ekonomimizi dirençli bir şekilde tutabildiysek, bunun da önemini hepimizin görmesi lazım" ifadelerinde bulundu. "İMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde bu yıl sonu 16'ıncı büyük ekonomi haline geliyoruz" Türkiye ekonomisinin dünyadaki sıralamasına ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Eski liberal, küresel düzenin olmadığı, pandeminin, diğer jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gösterdiğimiz ekonomik performans hiç de küçümsenecek bir performans değil. Bu performansla birlikte 2002 yılında dünyada büyüklük olarak, 21'inci sırada olan ekonomik büyüklüğümüz 2025'te, 2024'te 17'inci sıradayız ekonomik büyüklük olarak nominal dolar bazında. İMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde bu yılın sonu itibariyle 16'ıncı büyük ekonomi haline geliyoruz. Türkiye dünyada satın alma gücü paritesinde ise geçen yıl 12'inci sıradaydı. Yine İMF tahminleri gerçekleşirse küresel ekonomiye ilişkin 11'inci büyük ekonomi konumunda olacağız. Toplam ekonomik büyüklüğümüz 2002 yılında 238 milyar dolarken, bu yıl son açıklanan TÜİK'in 3'üncü çeyrek rakamlarından da gördük ki ekonomimiz nominal dolar bazında 1,5 trilyon doları ilk defa geçti" dedi. Bu kapsamda Türkiye'de kişi başına düşen milli gelire ilişkin de konuşan Yılmaz, "Bu önemli bir performans ve kişi başına gelirimizin de bu yıl 17 bin doları aşmasını bekliyoruz. 2002 yılında bu rakam 3 bin 600 dolar civarındaydı. Bu yıl inşallah 17 bin doların üzerinde bir rakamla kapatacağız. Dünya Bankası'nın bir sınıflandırması var" dedi. Yılmaz, doğrudan yatırımların önemine de dikkati çekerek, "Son rakamlara baktığımız zaman 2025 yılının ilk 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri bir önceki dönemin aynı zaman dilimindeki rakama göre yüzde 45,5 artmış durumda ve 11,4 milyar dolara ulaşmış durumda. Yıllıklandırılmış tutarda burada 15,3 milyar dolar. Bu da çok sevindirici. Türkiye dünyada uluslararası sermayenin daraldığı olduğu bir dönemde sermaye cezbedebilen doğrudan yatırım cezbedebilen ülkelerden biri. Bu noktada Ankara'nın da önümüzdeki dönem Google ile Turkcell işbirliği ile gerçekleştirilecek ve toplamda 3 milyar doları bulan yatırıma ev sahipliği yapması da yine sevindirici bir gelişme. Onun da altını tekrar çizmek istiyorum" ifadelerine kullandı. "Milletimizin yastık altı rezervini sisteme dahil edip gösterebilsek Türkiye'nin risklilik göstergeleri çok daha aşağıya inecek" Bir taraftan büyümenin devam etiğine, diğer taraftan ise finansal göstergelerinde iyileştiğine dikkati çeken Yılmaz, "Bankacılık sektörümüzün sermaye yeterlilik oranları oldukça iyi bir noktada. Kanuni hadlerin çok üstünde. Merkez Bankamızın rezervi 28 Kasım itibariyle 183,2 milyar dolar. Ben hep söylüyorum bir de bizim milletin rezervi var. Onu finansal olarak gösteremiyoruz ama altın ve yastık altı döviz başta olmak üzere bir de milletimizin bir rezervi var sisteme tam girmeyen. Onu keşke sisteme dahil edip gösterebilsek Türkiye'nin risklilik göstergeleri çok daha aşağıya inecek aslında. Merkez Bankamızın rezervi milletimizin rezervi çok daha yüksek tabii. Özellikle bu altın ithalatından bunu görüyoruz. Dış ticaret dengemizde çok ciddi anlamda bir altın ithalatı var. O da ülkemizin sonuçta milletimizin bir rezervi varlığı olarak bize güç veriyor" şeklinde konuştu. "Enflasyon beklentisinde reel sektör ve hane halklarında bir düşüş olsa da hala tam istediğimiz noktada değiliz" Yılmaz, ekonomi yönetiminde en önemli unsurlardan birinin dezenflasyon süreci olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonu düşürmek programımızın omurgası, ana temel unsuru. Burada da ciddi anlamda bir mesafe aldığımızı söyleyebilirim. 2024 yılı Mayıs ayında zirveye ulaşmıştı, yüzde 75,5 ile. O tarihten bugüne 44 puanı aşan bir düşüş gerçekleşti. Enflasyon düştü derken fiyatlardaki düşüşü değil, orandaki düşüşü elbette kastediyoruz. Oranda 44 puandan fazla bir düşüş söz konusu. Son açıklanan rakamla enflasyon oranımız yüzde 31,07 seviyesine kadar indi. Yalnız burada bir noktanın altını çizmem lazım. Piyasadaki aktörlerin beklentileri oldukça iyileşti ve bizim hedeflerimize oldukça yakın. Ancak reel sektör ve hane halklarında bir düşüş olsa da geçmişe göre hala tam istediğimiz noktada olduğumuzu söyleyemem. Şimdi bakın enflasyon yüzde 31'e düşmüş gerçekleşen enflasyon. Ama reel sektörümüze soruyoruz bir yıl sonra enflasyon ne olacak diye yüzde 35 gibi bir şey çıkıyor. Şimdi bunu biz tabii aşağıya çekmek durumundayız. Niye önemli bu? Çünkü bu bir sarmal değerli arkadaşlar. Beklentileri iyileştireceksiniz ki piyasadaki fiyatlamalar ona göre oluşsun, enflasyonda daha fazla gerilesin." Enflasyondaki beklentilerin yüksek olmasının bir nedeninin ise sosyal medyadaki algılar olduğunu söyleyen Yılmaz, "Tüm dünyada maalesef böyle bir eğilim var. Sosyal medyada hiçbir temeli dayanağı olmayan, hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan birçok iddianın algı oluşturabildiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi işte istatistik hazırladığını iddia eden ENAG diye bir yapı var mesela. Hakikaten bu konu üzerinde durmamız gereken bir şey. Ona benzer başka şeyler de var. Metodolojisi sağlam değil. Uluslararası hiçbir geçerliliği yok. Hangi datalara baktığı belli değil, şeffaflığı yok. 3-5 kişilik bir grup bir takım internet ortamında bir şeyler toplayıp topluma bir algı pompalıyor. Ve maalesef ideolojik sebeplerle demek zorundayım. Çünkü bilimsel olarak bunu izah etmek mümkün değil. Bir takım kesimlerde ideolojik nedenlerle bu rakamlar sanki gerçeği yansıtıyormuş gibi toplumda bir algı oluşturuyorlar. Buna karşı da bilim insanları başta olmak üzere hepimizin çok daha uyanık olması lazım. Ekonomimiz üzerinde, milletimizin geleceği üzerinde algılar kullanılarak bir takım operasyonlar yapılmasına da müsaade etmememiz lazım" diye konuştu. Yılmaz, sosyal adalet açısından da çok önemli enflasyonu düşürmenin çok önemli olduğunun altını çizerek, enflasyonun düştüğü bir ortamda sosyal dengelerin de iyileştiğini vurguladı. Tarımda bütçeden sene 940 milyara yakın kaynak ayrıldığının bilgisini veren Yılmaz, "Bunun bir kısmı doğrudan destek, bir kısmı kredi subvansiyonu, bir kısmı sulama yatırımı, bir kısmı vergisel olarak vazgeçtiğimiz rakamlar. Ama topladığımızda 940 milyara yakın bir kaynağı tarım sektörümüze ayırmış durumdayız. Sulamaları yatırımlarda önceliklendirmiş durumdayız. Önümüzdeki dönem su meselesi konusunda daha özel çalışmalar, hazırlıklar da yapıyoruz. Tarımsal destekleme sistemimizi tamamen su ile ilgili konularla yeniden şekillendirmiş durumdayız. Gelecek yıldan itibaren bunun etkilerini hep birlikte göreceğiz. Dolayısıyla gıda konusunu yine önemli görüyoruz" açıklamasında bulundu. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.