#Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz

İLKHABER-Gazetesi - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Mardin'in ihracatı 1 milyar dolara yaklaştı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Mardin'in ihracatı 1 milyar dolara yaklaştı

Mardin’de düzenlenen "Mardin İş Dünyası Buluşması"na Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Vali Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin milletvekilleri Faruk Kılıç ve Muhammed Adak, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ile AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu ve kentteki vatandaşlar katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ihracatında önemli artış yaşandığına dikkat çekerek, “2002’de tüm bölgenin ihracatı 700 milyon doların altındaydı. 2024 itibarıyla bölgenin ihracatı 12 milyar doların üzerine çıktı. Mardin’in ihracatı ise 1 milyar dolara yaklaştı” dedi. Pandemi sonrası küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere değinen Yılmaz, Türkiye’nin istikrarı ve öngörülebilirliği sayesinde avantajlı bir konumda olduğunu vurguladı. "TÜRKİYE BARIŞ DİPLOMASİSİNİ ÖNE ÇIKARIYOR" Türkiye'nin dış politikada barış diplomasisini öncelediğini ifade eden Yılmaz, Afrika'dan Orta Doğu'ya, Balkanlar'dan Rusya-Ukrayna savaşına kadar birçok bölgede diyalog ve arabuluculuk çabası yürütüldüğünü söyledi. Yılmaz, Türkiye'nin çatışma yerine müzakereyi savunan bir politika izlediğini belirterek uluslararası alanda barışın güçlenmesi için çaba gösterdiklerini kaydetti. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE YENİ AŞAMAYA GELİNDİ" İç politikada ise demokrasi ve kalkınmayı güçlendirecek adımlar atıldığını söyleyen Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda önemli ilerlemeler sağlandığını ifade etti. Mecliste farklı partilerin uzlaşmasıyla hazırlanan komisyon raporuna değinen Yılmaz, "Silahların gölgesinde olmayan demokratik siyaset daha da güçlenecek. Türkiye Yüzyılı'nda teröre ve şiddete yer yok" diye konuştu. "MARDİN'İN İHRACATI 1 MİLYAR DOLARA YAKLAŞTI" Mardin'in Güneydoğu Anadolu'da önemli bir ticaret ve üretim merkezi haline geldiğini belirten Yılmaz, tarım, sanayi ve turizm alanlarında büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Son yıllarda bölgede önemli yatırımlar yapıldığını dile getiren Yılmaz, yalnızca Mardin'e son 23 yılda bugünün değerleriyle yaklaşık 386 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirildiğini ifade etti. Yılmaz, bölgenin ihracatındaki artışa da dikkat çekerek, "2002'de tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ihracatı 700 milyon doların altındaydı. 2024 itibarıyla bölgenin ihracatı 12 milyar doların üzerine çıktı. Mardin'in ihracatı ise 1 milyar dolara yaklaştı" dedi. "KAMU VE ÖZEL YATIRIMLAR BİRLİKTE BÜYÜMEYİ SAĞLAR" Kalkınmanın yalnızca kamu yatırımlarıyla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, özel sektör yatırımlarının da aynı derecede önemli olduğunu belirtti. Yılmaz, "Bir ülkenin kalkınması kuşun iki kanadı gibidir. Bir tarafta kamu yatırımları, diğer tarafta özel yatırımlar vardır. İkisi birlikte olursa güçlü bir kalkınma sağlanır" dedi. Mardin'in turizmde de önemli bir ivme yakaladığını belirten Yılmaz, geçen yıl kente yaklaşık 3 milyon ziyaretçi giriş çıkışı olduğunu, 1 milyona yakın konaklama gerçekleştiğini söyledi. Konuşmasının sonunda iş dünyası temsilcilerinin görüş ve önerilerinin kendileri için önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, toplantının basına kapalı bölümünde iş insanlarının sorularını dinleyeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı

Kışlada, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, askeri mangayı selamladı ve ziyaret defterini imzaladı. Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KKTC'nin bir önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye'den milletvekilleri katıldı. Mehmetçikle iftarını yapan Yılmaz yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın geçmişte yaşadığı acı günlerin 1974'teki Barış Harekatı ile son bulduğunu belirtti. Yılmaz, "Barış Harekatı ile hem Ada'daki Türkler hem de Rumlar için çok uzun bir huzurlu dönem oluştu. Yarım asrı aşan bir dönem içinde, bu Ada huzur, istikrar, barış içinde yoluna devam ediyor. Bu ortam, hem KKTC hem de Rum Kesimi'nde kalkınma süreçlerini hızlandırdı, altyapılar gelişti, insanlar geçmişten çok daha iyi koşullarda yaşar hale geldi. Bu huzurun, bu güvenin hiçbir zaman bozulmamasını istiyoruz." diye konuştu. Konuşmasında bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) son dönemde attığı adımları eleştirerek şunları kaydetti: "Maalesef Rum Kesimi, son derece gereksiz, sorumsuz bir takım eylemlerle, başka güçleri bu Ada'ya çekerek güvenlik ortamını zayıflatmış, kendisi açısında riskleri artırmıştır. Bu da tabi tüm Ada açısından da olumlu bir durum değildir. Ama çok şükür KKTC tarafında huzuru bozacak herhangi bir şey söz konusu değil. Dileriz ki bu yaşananlardan Rum Kesimi de gerekli dersleri çıkarsın ve bu Ada'yı gereksiz yere hedef haline getirmesin." KKTC'nin kolay kurulmadığına dikkati çeken Yılmaz, bu uğurda şehit olan Mehmetçik ve mücahitlere rahmet diledi. Yılmaz, "Cenabı Allah birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Türkiye ve KKTC olarak güçlü yarınlara hep birlikte yürümek dileğiyle." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ocak ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ocak ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Sosyal ve ekonomik refah artışının temel unsurlarından olan istihdam artışını desteklemek amacıyla, bir yandan emek yoğun sektörlerdeki istihdamı gözetiyor, diğer taraftan istihdamın niteliğini artırmak için yeni programları hayata geçirmeye devam ediyoruz." ifadesini kullandı. Yılmaz, NSosyal hesabından, 2026 yılı ocak ayı iş gücü istatistiklerine ilişkin paylaşımda bulundu. "Kararlılıkla uyguladığımız politikalar sayesinde işsizlik oranı tek haneli seviyesini sürdürmektedir. 2026 yılı ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33'üncü aya taşımıştır." değerlendirmesini yapan Yılmaz, gençlerde ve kadınlarda işsizlik oranının geçen senenin aynı ayına göre birer puan azalarak sırasıyla yüzde 14,3 ve yüzde 11 olduğunu bildirdi. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Sosyal ve ekonomik refah artışının temel unsurlarından olan istihdam artışını desteklemek amacıyla, bir yandan emek yoğun sektörlerdeki istihdamı gözetiyor, diğer taraftan istihdamın niteliğini artırmak için yeni programları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Potansiyel iş gücünün ekonomiye aktif katılımını teşvik etmek, gençlerin istihdama geçişini kolaylaştırmak, üretim odaklı becerilerini geliştirmek ve böylece genç istihdamını artırmak amacıyla GÜÇ (Gençlerin Üretim Çağı) programını hayata geçiriyoruz. Firmalarımızın finansmana erişimlerini artırmak, yatırım ve istihdamı desteklemek amacıyla yeni destek programlarını uygulamaya alıyoruz." Bu kapsamda tekstil, giyim, deri ve mobilya sektörlerindeki işletmelere sunulan çalışan başına destek tutarını 3500 Türk lirasına yükselttiklerini, destek kapsamına büyük ölçekli firmaları da dahil ettiklerini, ayrıca imalat sanayisinde özellikle KOBİ'lere yönelik 100 milyar Türk lirası büyüklükte yeni bir finansman programını başlattıklarını hatırlatan Cevdet Yılmaz, "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımız ile dengeli büyüme ve istikrarı güçlendirme perspektifi içinde sosyal refahı kalıcı bir şekilde artırmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından bir otelde düzenlenen, Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğünü, bununla bağlantılı olarak jeopolitik gerilimlerin yaşandığını, eş zamanlı şekilde de bir teknolojik dönüşümün içinden geçildiğini söyledi. Yapay zekanın özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıktığını belirten Yılmaz, "Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmüyoruz. Bazıları elektriğin icadına benzetiyor. Bütün alanları etkileyen, her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye, sağlıktan tarıma her konuya dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz." diye konuştu. Türkiye'nin genel kamusal ve kalkınma stratejilerini formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkate alarak hareket ettiklerini dile getiren Yılmaz, 12. Kalkınma Planı'nın özünü dijital ve yeşil dönüşümün oluşturduğunu anımsattı. Dijital dönüşüm vizyonlarının, işlem gücü kapasitesini artıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten kalkınma perspektifine dayandığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken, bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyor. Biz, bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak, toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa sosyal eşitsizlikleri artırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte 'dijital divide' diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka için de geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma, KOBİ'ler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla, ben üçüz dönüşüm olarak bu tartışmaları yapmanın, dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum." "ORTA GELİR TUZAĞINI AŞIP DAHA YUKARI DÜZEYE ÇIKMANIZ LAZIM" Yılmaz, sanayi politikalarında yapay zekayı ve teknolojiyi önceliklendirdiklerini belirterek, "Türkiye olarak kritik bir eşikteyiz. Buna kalkınma literatüründe orta gelir tuzağı da deniyor. Ülkeler kalkınma yolculuğunda öyle bir noktaya geliyorlar ki bunlar bir kırılma anları. Orta gelir tuzağını şöyle tarif edebilirim en basit şekilde, öyle bir noktaya geliyorsunuz ki artık işçilik maliyetleriniz, emek maliyetleriniz gelişmekte olan ülkelere göre çok daha yüksek. Şehirleşmeyle artan beklentilerle, başka faktörlerle birlikte işgücü maliyetleriniz yükseliyor." değerlendirmesinde bulundu. İşgücü maliyeti bazında rekabetçiliğin kalmadığını veya zayıfladığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: "Diğer taraftan teknolojik olarak da yüksek teknolojiye sahip ülkelerin seviyesine henüz ulaşmamış oluyorsunuz. Yüksek teknoloji anlamında da gelişmiş ülkelerle rekabette zorlanıyorsunuz. İki arada bir derede denen bir vaziyetle, açmazla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama her açmazın da bir açarı var. Bir şekilde bunlar aşılıyor. Orta gelir tuzağını aşıp daha yukarı düzeye çıkmanız lazım. Burada daha düşük emekle bunu yapamayacağımıza göre veya tercih etmeyeceğimize göre öyle bir yolu, gideceğimiz yol açık. daha yüksek teknolojiyle, daha yüksek katma değerle bu açmazın dışına ülkemizi çıkarmak ve üst gelir ligine ulaştırmak." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin ilk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre 2025'te üst gelir grubuna en alt basamaktan da olsa adım atacağını vurgulayarak, "Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor." görüşünü paylaştı. "YAPAY ZEKA ÇAĞINDA DA OLSAK GERÇEK İNSANLARLA BU ÇAĞI YAŞAYACAĞIZ" Gelecek dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı dönem olacağını ifade eden Yılmaz, bu çerçevede yapay zekanın, dijitalleşmenin, çok daha merkezi bir konuma geleceğini dile getirdi. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Sanayi Bakanlığımızın burada HİT-30 programı var, somut olarak bu konuları önceliklendirdiği, 30 milyar dolarlık bir program. Bunun 3,1 milyar doları veri merkezi ve yapay zeka stratejik yatırımlarını desteklemek üzere planlanmış durumda. KOBİ'lere, start-up'lara çeşitli finansal kaynaklarla destekler sunuyoruz. Büyük Dil Modeli çalışmaları yürütüyoruz bir taraftan. Uluslararası anlamda Avrupa Komisyonu'ndan OECD'ye, NATO'ya birçok alanda yine uluslararası tartışmaların bir parçası olarak tüm bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Büyük ölçekli veri merkezleri kurma, bulut bilişim ve yapay zeka yatırımlarını daha etkin bir şekilde yürüteceğimiz bir hukuki çerçeveyi, bir etik çerçeveyi de geliştirmeye gayret ediyoruz. Burada kişisel verilerin korunmasından siber güvenliğe, milli güvenlik ve savunma meselelerine varıncaya kadar bir çerçeve içinde hareket ediyoruz." Yılmaz, bu alanda yapılacak düzenlemelerin, piyasanın gelişimini ve dinamizmini köreltmeyen, tam aksine bir öngörülebilirlik sağlayıcı, çerçeve düzenlemeler niteliğinde olması gerektiğini söyledi. Bütün teknolojilere, ekonomik politikalarına insanı merkeze alan bir anlayışla bakılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız, gerçek, doğal zekalarla. Dolayısıyla, bütün bunların insanlığa, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilk Yapay Zeka Strateji Belgesi'ni 2021-2025 dönemi için hazırladıklarını hatırlatarak, "Şimdi önümüzdeki dönemde yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021'de Türkiye, Yapay Zeka Endeksi'nde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor." ifadesini kullandı. "BİR YANDAN TABİİ Kİ GÜVENLİK AMA DİĞER YANDAN YENİLİK, İLERLEME" Siber Güvenlik Başkanlığıyla, güvenlik ve teknolojik gelişim boyutunun aynı kurumsal yapı içinde dengelendiği bir yaklaşımın hayata geçtiğini dile getiren Yılmaz, "Bir yandan tabii ki güvenlik ama diğer yandan yenilik, ilerleme. İkisini aynı anda başarmak durumundayız. Tek bir parametre ile hareket ederseniz işiniz kolay. Tek bir hedefiniz varsa her şeyi maksimize etmeye çalışırsınız." diye konuştu. Yılmaz, birden fazla hedef olduğunda dengelerin iyi korunması gerektiğinin altını çizerek, "Asıl maharet de bu diye düşünüyorum. Bunu hep birlikte başarabilirsek hem kişiler ve ülkeler için güvenli hem de yeniliklere açık bir sistemi hep birlikte kurgulamamız, geliştirmemiz gerekiyor. Biz de bu yaklaşımla hareket ediyoruz." dedi. Cevdet Yılmaz, bu konularda kamu ile iş dünyası ve yeni girişimler arasındaki istişarelerin süreklilik arz eder şekilde gerçekleşmesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: En ağır insan hakları ihlalleri Gazze ve Filistin’de yaşanıyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: En ağır insan hakları ihlalleri Gazze ve Filistin’de yaşanıyor

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda “Kriz Dönemlerinde İnsan Haklarının Yeniden İnşası Zirvesi” düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başlayan programda, küresel krizlerin derinleştirdiği insan hakları ihlalleri ele alındı. Erdoğan mesajında, Türkiye’nin Gazze ve Suriye’de sergilediği duruşun insan haklarına dair güçlü bir örnek teşkil ettiğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise Gazze’de yaşananların uluslararası hukuk ve insanlık açısından tarihe geçen ağır bir ihlal olduğunu belirtti. "Beyannamenin en ağır ihlal edildiği coğrafyanın başında Gazze ve Filistin toprakları yer almaktadır" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77’nci yılında tüm dünyanın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik ettiğini belirtti. Beyannamenin en ağır biçimde ihlal edildiği coğrafyaların başında Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarının yer aldığını belirten Yılmaz, "Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden saldırılar sonucunda çoğu kadın ve çocuk on binlerce masum insan hayatını kaybetmiştir. Sayısız insanlık ve savaş suçu işlenmiştir. Şehirler enkaza dönmüş, topyekûn bir halk açlıkla salgınların pençesine terk edilmiştir. Sivillerin, okulların, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin hedef alınması, yaşananların bir çatışma değil, soykırım niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir. Bugün dünyanın gözü önünde yaşanan bu ağır tablonun en çarpıcı yanı, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının etkisiz kaldığı, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği istişari görüşler ile geçici tedbir kararlarının dahi uygulanmadığı bir düzene dönüşmesidir. Uluslararası Adalet Divanı, 1967’den bu yana süren işgalin ve yerleşim politikalarının hukuka aykırı olduğunu teyit etmiş; İsrail’in insani yardımlara ve BM kuruluşlarına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça tescillemiştir. Buna rağmen Gazze’deki yıkımın sürmesi, uluslararası hukukun bağlayıcılığı konusunda küresel bir soru işareti oluşturmakta, adalete olan güveni yaralamakta, kurumları ve kuralları zayıflatmaktadır" dedi. Türkiye olarak Gazzelilerin her daim yanında olmaya, haklarını korumaya ve insani desteği her koşulda sürdürmeye devam edeceklerini yineleyen Yılmaz, temennilerinin bölgedeki düzen, istikrar ve barışın yeniden sağlanması ve iki devletli çözüm zemininde 1967 sınırlarında bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması olduğunu sözlerine ekledi. Dünya barışını korumaktan sorumlu organı olan BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) güncel ve acil meselelere yanıt veremez durumda olduğunu dile getiren Yılmaz, "Uluslararası toplumun beklentilerini karşılayacak daha kapsayıcı bir Güvenlik Konseyi yapısının ortaya konması ihtiyacını her platformda güçlü bir şekilde dile getirmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla yürütmektedir" Yılmaz, karanlık bir dönemin ardından Suriye’de başlayan yeni dönemin insanlığın geleceğine dair umutları tazelediğinin altını çizerek, "Türkiye’nin bugün dünyada en fazla göçmene ev sahipliği yapan ve örnek uygulamalarla bugün gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşü sağlayan bir ülke olması, insan hakları açısından öne çıkan en çarpıcı örneklerden biridir. Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla sürdürmektedir. Uyguladığımız kararlı politikaların neticesinde 2016’dan bu yana yaklaşık 1 milyon 320 bin gönüllü ülkesine geri döndü. 8 Aralık’ta Suriye’de yeni dönemin başlamasıyla birlikte geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise yaklaşık 580 bindir. Diğer yandan, Ukrayna’da devam eden savaş da sivillerin korunması, insani yardımın ulaştırılması ve uluslararası hukukun uygulanması açısından ciddi sınamalar doğurmaktadır. Savaşın ilk günlerinden bu yana Türkiye, tahıl koridoru girişiminden müzakerelere zemin hazırlayan diplomatik adımlara kadar pek çok alanda aktif rol üstlenmiş; insani yardımları ulaştırmak ve sivil kayıpların önüne geçmek için yoğun çaba sergilemiştir. Cumhurbaşkanımızın bu süreçlerde vurguladığı ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ yaklaşımı, krizlerin ortaya çıkardığı ağır tabloya verilen güçlü bir yanıt niteliğindedir" ifadelerini kullandı. "Gazze’de bugün yaşananlar Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi gözler önüne seriyor" Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Fahrettin Altun ise, krizlerin istisna değil yeni normal olduğu bir küresel düzenin içinde olunduğunu ifade ederek, "Bu yeni normal, ne yazık ki küresel düzlemde her şeyden önce bir adalet krizini ve bunu besleyen bir hakikat krizini beraberinde getiriyor. Böylesi bir ortamda insan hakları için mücadele etmek, her şeyden önce şerefli bir uğraştır. Bu adalet krizini ortadan kaldırmanın başlıca koşullarından biri. Ne var ki bu konuda insanlık, uluslararası sistem, iyi bir imtihan vermiyor. Srebrenista’dan Suriye’ye, Sudan’dan Gazze’ye pek çok örnek var gözlerimizin önünde. Gazze’de bugün yaşananlar birçok şeyle birlikte Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi de gözler önüne seriyor. Batılı insan hakları söylemi ve kurumları ne yazık ki Gazze’de yaşananlara mani olmadığı gibi, İsrail’in işlediği soykırımın adını dahi koymakta başarılı olamıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları ile Deniz Ticaret Odaları Müşterek Konsey Toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TOBB konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda reel sektör ve iş dünyasına ilişkin sorunlar ele alındı. Programda açılış konuşması gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, makroekonomik politikaların şekillendirilmesinde ve sektörel çalışmalarda ortak akılla hareket etmeye büyük önem verdiklerini kaydetti. OVP'yi şekillendirirken ve sektörel politikaları belirlerken reel sektörün fikirlerine kulak verdiklerini belirten Yılmaz, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat politikalarında, reel sektörün öncü bir rol oynadığına dikkati çekti. Yılmaz, dünya ekonomisinde pandemi sonrası yeni şartların geliştiğini ifade ederek, "Ülkeler korumacı politikalarla ön plana çıkıyorlar. ABD başta olmak üzere birçok ülkenin artık korumacı bir yaklaşım sergilediği bir dönemdeyiz. Diğer taraftan, dijital alanda yapay zeka başta olmak üzere büyük bir teknolojik dönüşümün yaşandığı bir dönemdeyiz. Dünyanın bu yeni şartlarını okumadan, görmeden, analiz etmeden atacağımız hiçbir adım anlamlı olmayacaktır, gerçekçi olmayacaktır. Yeni normali görmemiz lazım. Dünyadaki küresel ekonomideki bu yeni normali çok iyi görüp analiz etmemiz lazım" açıklamasında bulundu. "Pandemi sonrası dünya ekonomisinden 2 kat fazla büyüdük" Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin konuşan Yılmaz, dünyanın 2003-2024 döneminde yaklaşık yüzde 3,5 oranında büyüdüğünü, buna karşılık Türkiye ekonomisinin ise yıllık ortalama 5,4 büyüme kaydettiğini ifade etti. Yılmaz, "Pandemi öncesini 100 kabul ederseniz, dünya ekonomisi son 4-5 yılda 115'e yükselmiş. Yani pandemi öncesi 100 ise dünya ekonomisi bugün 115 olmuş durumda. Türkiye ekonomisi ne olmuş aynı dönemde? 100 iken 130 olmuş. Dünyadaki performansın aşağı yukarı iki katını gerçekleştirmişiz. Bu sorunlarımız olmadığı anlamına elbette gelmiyor. Tabii ki dünyanın her yerinde sorun var. Dünyanın her ülkesinde sorun var. Bizde de sorunlar var. Elbette bu sorunların üzerine gideceğiz. Ama ülkemizin kamusuyla özel sektörüyle gösterdiği performansı da görmemiz lazım. Dünyanın iki katı kadar son 5 yılda büyüme kaydettiysek, ekonomimizi dirençli bir şekilde tutabildiysek, bunun da önemini hepimizin görmesi lazım" ifadelerinde bulundu. "İMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde bu yıl sonu 16'ıncı büyük ekonomi haline geliyoruz" Türkiye ekonomisinin dünyadaki sıralamasına ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Eski liberal, küresel düzenin olmadığı, pandeminin, diğer jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gösterdiğimiz ekonomik performans hiç de küçümsenecek bir performans değil. Bu performansla birlikte 2002 yılında dünyada büyüklük olarak, 21'inci sırada olan ekonomik büyüklüğümüz 2025'te, 2024'te 17'inci sıradayız ekonomik büyüklük olarak nominal dolar bazında. İMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde bu yılın sonu itibariyle 16'ıncı büyük ekonomi haline geliyoruz. Türkiye dünyada satın alma gücü paritesinde ise geçen yıl 12'inci sıradaydı. Yine İMF tahminleri gerçekleşirse küresel ekonomiye ilişkin 11'inci büyük ekonomi konumunda olacağız. Toplam ekonomik büyüklüğümüz 2002 yılında 238 milyar dolarken, bu yıl son açıklanan TÜİK'in 3'üncü çeyrek rakamlarından da gördük ki ekonomimiz nominal dolar bazında 1,5 trilyon doları ilk defa geçti" dedi. Bu kapsamda Türkiye'de kişi başına düşen milli gelire ilişkin de konuşan Yılmaz, "Bu önemli bir performans ve kişi başına gelirimizin de bu yıl 17 bin doları aşmasını bekliyoruz. 2002 yılında bu rakam 3 bin 600 dolar civarındaydı. Bu yıl inşallah 17 bin doların üzerinde bir rakamla kapatacağız. Dünya Bankası'nın bir sınıflandırması var" dedi. Yılmaz, doğrudan yatırımların önemine de dikkati çekerek, "Son rakamlara baktığımız zaman 2025 yılının ilk 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri bir önceki dönemin aynı zaman dilimindeki rakama göre yüzde 45,5 artmış durumda ve 11,4 milyar dolara ulaşmış durumda. Yıllıklandırılmış tutarda burada 15,3 milyar dolar. Bu da çok sevindirici. Türkiye dünyada uluslararası sermayenin daraldığı olduğu bir dönemde sermaye cezbedebilen doğrudan yatırım cezbedebilen ülkelerden biri. Bu noktada Ankara'nın da önümüzdeki dönem Google ile Turkcell işbirliği ile gerçekleştirilecek ve toplamda 3 milyar doları bulan yatırıma ev sahipliği yapması da yine sevindirici bir gelişme. Onun da altını tekrar çizmek istiyorum" ifadelerine kullandı. "Milletimizin yastık altı rezervini sisteme dahil edip gösterebilsek Türkiye'nin risklilik göstergeleri çok daha aşağıya inecek" Bir taraftan büyümenin devam etiğine, diğer taraftan ise finansal göstergelerinde iyileştiğine dikkati çeken Yılmaz, "Bankacılık sektörümüzün sermaye yeterlilik oranları oldukça iyi bir noktada. Kanuni hadlerin çok üstünde. Merkez Bankamızın rezervi 28 Kasım itibariyle 183,2 milyar dolar. Ben hep söylüyorum bir de bizim milletin rezervi var. Onu finansal olarak gösteremiyoruz ama altın ve yastık altı döviz başta olmak üzere bir de milletimizin bir rezervi var sisteme tam girmeyen. Onu keşke sisteme dahil edip gösterebilsek Türkiye'nin risklilik göstergeleri çok daha aşağıya inecek aslında. Merkez Bankamızın rezervi milletimizin rezervi çok daha yüksek tabii. Özellikle bu altın ithalatından bunu görüyoruz. Dış ticaret dengemizde çok ciddi anlamda bir altın ithalatı var. O da ülkemizin sonuçta milletimizin bir rezervi varlığı olarak bize güç veriyor" şeklinde konuştu. "Enflasyon beklentisinde reel sektör ve hane halklarında bir düşüş olsa da hala tam istediğimiz noktada değiliz" Yılmaz, ekonomi yönetiminde en önemli unsurlardan birinin dezenflasyon süreci olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonu düşürmek programımızın omurgası, ana temel unsuru. Burada da ciddi anlamda bir mesafe aldığımızı söyleyebilirim. 2024 yılı Mayıs ayında zirveye ulaşmıştı, yüzde 75,5 ile. O tarihten bugüne 44 puanı aşan bir düşüş gerçekleşti. Enflasyon düştü derken fiyatlardaki düşüşü değil, orandaki düşüşü elbette kastediyoruz. Oranda 44 puandan fazla bir düşüş söz konusu. Son açıklanan rakamla enflasyon oranımız yüzde 31,07 seviyesine kadar indi. Yalnız burada bir noktanın altını çizmem lazım. Piyasadaki aktörlerin beklentileri oldukça iyileşti ve bizim hedeflerimize oldukça yakın. Ancak reel sektör ve hane halklarında bir düşüş olsa da geçmişe göre hala tam istediğimiz noktada olduğumuzu söyleyemem. Şimdi bakın enflasyon yüzde 31'e düşmüş gerçekleşen enflasyon. Ama reel sektörümüze soruyoruz bir yıl sonra enflasyon ne olacak diye yüzde 35 gibi bir şey çıkıyor. Şimdi bunu biz tabii aşağıya çekmek durumundayız. Niye önemli bu? Çünkü bu bir sarmal değerli arkadaşlar. Beklentileri iyileştireceksiniz ki piyasadaki fiyatlamalar ona göre oluşsun, enflasyonda daha fazla gerilesin." Enflasyondaki beklentilerin yüksek olmasının bir nedeninin ise sosyal medyadaki algılar olduğunu söyleyen Yılmaz, "Tüm dünyada maalesef böyle bir eğilim var. Sosyal medyada hiçbir temeli dayanağı olmayan, hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan birçok iddianın algı oluşturabildiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi işte istatistik hazırladığını iddia eden ENAG diye bir yapı var mesela. Hakikaten bu konu üzerinde durmamız gereken bir şey. Ona benzer başka şeyler de var. Metodolojisi sağlam değil. Uluslararası hiçbir geçerliliği yok. Hangi datalara baktığı belli değil, şeffaflığı yok. 3-5 kişilik bir grup bir takım internet ortamında bir şeyler toplayıp topluma bir algı pompalıyor. Ve maalesef ideolojik sebeplerle demek zorundayım. Çünkü bilimsel olarak bunu izah etmek mümkün değil. Bir takım kesimlerde ideolojik nedenlerle bu rakamlar sanki gerçeği yansıtıyormuş gibi toplumda bir algı oluşturuyorlar. Buna karşı da bilim insanları başta olmak üzere hepimizin çok daha uyanık olması lazım. Ekonomimiz üzerinde, milletimizin geleceği üzerinde algılar kullanılarak bir takım operasyonlar yapılmasına da müsaade etmememiz lazım" diye konuştu. Yılmaz, sosyal adalet açısından da çok önemli enflasyonu düşürmenin çok önemli olduğunun altını çizerek, enflasyonun düştüğü bir ortamda sosyal dengelerin de iyileştiğini vurguladı. Tarımda bütçeden sene 940 milyara yakın kaynak ayrıldığının bilgisini veren Yılmaz, "Bunun bir kısmı doğrudan destek, bir kısmı kredi subvansiyonu, bir kısmı sulama yatırımı, bir kısmı vergisel olarak vazgeçtiğimiz rakamlar. Ama topladığımızda 940 milyara yakın bir kaynağı tarım sektörümüze ayırmış durumdayız. Sulamaları yatırımlarda önceliklendirmiş durumdayız. Önümüzdeki dönem su meselesi konusunda daha özel çalışmalar, hazırlıklar da yapıyoruz. Tarımsal destekleme sistemimizi tamamen su ile ilgili konularla yeniden şekillendirmiş durumdayız. Gelecek yıldan itibaren bunun etkilerini hep birlikte göreceğiz. Dolayısıyla gıda konusunu yine önemli görüyoruz" açıklamasında bulundu. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

Cevdet Yılmaz’dan genç çiftlere faizsiz kredi müjdesi Haber

Cevdet Yılmaz’dan genç çiftlere faizsiz kredi müjdesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Aile ve Gençlik Fonu ile faizsiz kredi ve esnek geri ödeme modeliyle gençlere güvenli bir başlangıç imkanı sunuyoruz. Fon geliri madenler fon kapsamında 2025 yılı Eylül sonu itibarıyla 42 bin 331 yeni evlenecek çifte faizsiz 150 bin TL kredi ile evlilik öncesi ve sonrası danışmanlık verilmiştir. Sağlanan bu kredi desteği Ocak 2026 itibarıyla eşlerden her ikisinin 18-25 yaş aralığında olduğu durumda 250 bin TL, en az birinin 26-29 yaş aralığında olduğu durumda 200 bin TL düzeyine yükseltilecektir" dedi. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Sosyal Panorama 2025 Türkiye'de Değişen Nüfus ve Ailenin Geleceği Sempozyumu düzenlendi. İstanbul'da düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, üyeler ve akademisyenler katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, teknoloji ve dijitalleşmenin oluşturduğu fırsatlar kadar, çocuklar ve gençler özelinde aile ve toplumu derinden etkileyen riskleri de barındırdığını belirterek, "Nüfus ve aile dinamiklerini tartışırken dijitalleşme gerçeğini de değerlendirmek zorundayız. Sosyal ağlar, arkadaşlık ve sosyalleşme alanına dönüşürken; çocuklar artık yalnızca fiziksel değil, dijital dünyada da siber zorbalık ve mahremiyet tehditleriyle karşı karşıyadır. Maalesef sosyal diyoruz ama aslında asosyal medya. İnsanları yalnızlaştıran, gerçek sosyal ilişkilerden koparan bir medyadan bahsediyoruz. Dozajında akıllıca, bilinçli kullanım elbette bu söylediklerimin dışında ama maalesef sosyal medya bugün çok ciddi problemlerin de kaynağı haline gelmiş durumda. Bir taraftan da ahlaki ve hukuki bir problem var. Normal fiziki ortamlarda insanlar ahlaki olarak, hukuki olarak yapamayacakları şeyleri sosyal ortamda sanki ahlaki, hukuki bir sınır yokmuş gibi gerçekleştirebiliyorlar. Ayrıca gündemimizde sosyal medya kullanımına ilişkin bir yaş sınırı getirilmesi konusu da bulunuyor. Bazı ülkelerin bu alanda düzenlemeler yaptığını biliyorsunuz. Biz de aileyle bağlantılı bir model çerçevesinde benzer düzenlemeleri tartışıyoruz" diye konuştu. Yeni evlenecek çiftlere müjde Nüfus Politikaları Kurulunda yaptıkları değerlendirmeler ışığında somut adımlar atmaya başladıklarını söyleyen Yılmaz, "25 Aralık 2024'te Cumhurbaşkanımız Nüfus Politikaları Kurulu'nu oluşturdu. Bu toplatılar neticesinde 'Mevzuat', 'Çalışma Hayatı', 'Sağlık', 'Eğitim ve Ekonomik Teşvikler' ve 'İletişim' olmak üzere 5 ana çalışma grubu belirledik. Yıl sonunda eylem planımızı güncellemeyi hedefliyoruz. Nüfus Politikaları Kurulunda yaptığımız değerlendirmeler ışığında somut adımlar atmaya başladık. Doğum sonrasında yapılan tek seferlik ödeme miktarını 5 bin TL'ye yükselttik. İkinci çocuk için beş yaşını tamamlayana kadar aylık bin 500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için beş yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin TL düzenli doğum yardımı ödemelerini başlattık. 2025 yılı itibarıyla tüm ülkeye yaygınlaştırdığımız Aile ve Gençlik Fonu ile faizsiz kredi ve esnek geri ödeme modeliyle gençlere güvenli bir başlangıç imkanı sunuyoruz. Fon geliri madenler fon kapsamında 2025 yılı Eylül sonu itibarıyla 42 bin 331 yeni evlenecek çifte faizsiz 150 bin TL kredi ile evlilik öncesi ve sonrası danışmanlık verilmiştir. Sağlanan bu kredi desteği Ocak 2026 itibarıyla eşlerden her ikisinin 18-25 yaş aralığında olduğu durumda 250 bin TL, en az birinin 26-29 yaş aralığında olduğu durumda 200 bin TL düzeyine yükseltilecektir. Az önce dediğim gibi çok çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Son dönemde Sosyal Konut Projemize de bunu entegre ettik. 500 bin Sosyal Konut ilan etti Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz. Çok önemli bir proje. Hem enflasyonu düşürme, hem afetlere hazırlık, hem de kiraların düşmesi, enflasyonla mücadele anlamında önemli bir proje. Bu projeye yine sosyal politikalarımızı entegre etmiş durumdayız" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: İmla, Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını korur Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: İmla, Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını korur

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Üniversitesi, Uluslararası Balkan Üniversitesi ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği tarafından düzenlenen ‘Geçmişten Günümüze Türkçe'nin İmlası Uluslararası Sempozyumu'na katıldı. İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasında düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ekrem Erdem ve davetliler katıldı. Dilin anlamına, önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Dil, düşüncenin sınırlarını belirliyor aslında. Düşüncenin derinliğini, büyüklüğünü. Diliniz ne kadar gelişmişse, güçlüyse düşünce ufkunuzda o kadar gelişmiş oluyor. Diğer taraftan dil, aynı zamanda geçmişle bugünü irtibatlandırıyor. Geçmişi, medeniyet değerlerinizi dil taşıyor. Dildeki bozulma aynı zamanda geçmişle ilişkinizin bozulması anlamına geliyor. Tarihi birikiminizin bugüne güçlü bir şekilde yansıması anlamına geliyor. Dillerin bir ruhu var, içinde bir ruh var. Diller mekanik hadiseler değildir. Aynı zamanda içinde bir dünya görüşünü barındırıyor. Dünyaya bakış barındırıyor. Onu koruyamadığınız zaman başkalarının dünyaya baktığı gibi bakmak zorunda kalıyorsunuz. Buna da kültür emperyalizmi diyorlar. Dünyadaki güç çatışmaları sadece silahlarla olmuyor. Sadece ekonomik unsurlarla da olmuyor. Aynı zamanda kültürel mücadele sahası içinde gerçekleşiyor. Dünya hiyerarşini oluşturup tepeye oturmaya çalışanlar, aynı zamanda kültürlerini, medeniyetlerini bütün dünyaya empoze etmeye çalışıyorlar. Bunu da yapmalarının en etkili yollarından biri dillerini yaygınlaştırmak veya alternatif olabilecek onlara rakip olabilecek dilleri bozmak, zayıflatmak dolayısıyla burası da bir mücadele alanı gerçekten. Hiç hafife alınmaması gereken çok önemli çok kıymetli bir alan" dedi. "Yazılı örnekleri yüzyıllar öncesine dayanan Türkçe, dünyanın en kadim dillerinden biridir" Türkçe'nin en kadim dil olduğunu söyleyen Yılmaz, "İmladan hareketle Türkçemizin dününü, bugününü ve yarınını değerlendiren bu sempozyum dilimizin kültürel kimliğimizdeki yerini daha da pekiştirecek ve medeniyet vizyonumuza katkı sunacak. Yazılı örnekleri yüzyıllar öncesine dayanan Türkçe, dünyanın en kadim dillerinden biridir. Türkçe'nin 3 boyutlu olarak düşünülmesi lazım bence. Birincisi resmi dilimiz, bir defa devletimizin resmi dili. İkincisi ortak dilimiz bütün toplumun ortak dili, üçüncüsü de uluslararası bir dil. Çok çeşitli coğrafyalarda işte Balkanlardan Orta Asya'ya birçok coğrafyada konuşulan bir dil çeşitli farklılıklar içinde de olsa" şeklinde konuştu. "İmla, dil bayrağımız Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" Türkçedeki sıradanlaşmanın kurumların çalışması ile hareketlilik kazanacağını söyleyen Yılmaz, "Dolayısıyla bütün bu işlevleriyle birlikte Türkçe son derece kıymetli. Tarihi derinliği ve coğrafi genişliği ile Türkçe bir yandan zengin bir söz varlığı da ifade kabiliyetine erişmiş, diğer yandan ise yazı dilinde doğal dönüşümler geçirmiştir. İmla, dil bayrağımız Türkçemizin anlaşılabilirliğini, birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" ifadelerini kullandı. "Dijital bir çağ bu imla kuralları bütün bu tartışmaların dijitalleşmeyle birlikte de yeniden ele alınmasında büyük fayda var" Dijital çağda dil kurallarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Dilde çeşitli dönemlerde yeni özellikler de kazanabiliyor. Yani bir tane şeye hani bir kalıba oturtmaya da gerek yok. Yeter ki bu gelişme tabiri caizse organik olsun dıştan dayatılmış, bozucu, zayıflatıcı değil kendi dinamikleriyle dilin daha fazla gelişmesine, yenileşmesine, sergilenmesine vesile olsun. Bu perspektifle de bakmak gerektiğine inanıyorum doğrusu. Bir de tabii içinde bulunduğumuz çağ, dijital bir çağ bu imla kuralları bütün bu tartışmaların dijitalleşmeyle birlikte de yeniden ele alınmasında büyük fayda var. Bu dijital ortamda sosyal medyada adeta yeni bir dil gelişiyor. Kendine göre emojilerle, kısaltmalarla işte bir takım yeni yaklaşımlar, ifade biçimleri gelişiyor. Bunların da çok iyi analiz edilmesi lazım. Sadece yabancı veya işte uluslararası bir takım yazılım sistemlerinin değil Türkçemizin de bu dijital ortamında uyumunu güçlendirici çalışmaların yapılmasında da büyük fayda var diye inanıyorum" şeklinde konuştu. "Belki yeni bir imla kılavuzu hazırlamak gerekiyor" Dil yapısıyla ilgili meydana gelen tartışmalarla ilgili konuşan Yılmaz, "Türkçe, medeniyet dili, geçmişimizi barındıran bir dil. Ama aynı zamanda geleceğimizdir. İyi bir şekilde sağlam bir şekilde geliştirdiğimiz de yeni teknolojilerle, yeni medyalarda oluşturduğumuzda gelecek açısından da son derece etkili bir rol oynayacaktır, diye inanıyorum. Belki yeni bir imla kılavuzu hazırlamak gerekiyor. Bütün bu tartışmaların sonucunda yeni bir imla kuralı yazmak gerekiyor. Belki bu imla kuralları kitapçığına hiç ihtiyaç yok noktasına da geldi. O da olabilir ya acaba bunlar mı problem oluşturuyor? Çok fazla kısıt koyarak yanlış yönlendirmelerle bir bozulmaya dolaşıyor olabilirler. Dolayısıyla farklı şeyler hakikaten farklı alternatifler tartışılmalı burada. Ama madem büyük kılavuzumuz var, kurumlarımız var, herhalde bu tartışmalarla dijital çağın gereklerini de dikkate alarak medeniyet değerlerimizi de dikkate alarak yeni bir kılavuz hazırlanmasında ben faydalı olacağımı düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Gazze'ye yönelik yapılan saldırılara değinen Yılmaz, "Dünyada maalesef adaletli bir ortam olduğunu ifade edemeyiz. Gazze'de yaşananlar bize bunu en güzel şekilde gösteriyor. Adalet kavramının içini boşaltıyor, aslında Gazze'de yaşananlar. Uluslararası hukukun, insani tüm değerlerin ayaklar altına alındığı bir görüntüyü hep birlikte izliyoruz. Bu görüntüler, teknolojik olarak ekonomik olarak en kalkınmış dediğimiz toplumların olduğu ortamda gerçekleşti. Demek ki mesele sadece teknik bir ilerleme, teknik bir gelişmeyle hal olmuyor. Dünyanın en iyi üniversitelerine sahip olabilirsiniz, en yüksek teknolojilerini üretebilirsiniz ama hiçbir insani değerini dikkate almadan katliamlar, zulümler istiyorsanız o sağladığınız ilerlemenin hiçbir anlamı da yoktur. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak şuna inanıyoruz: Hem bu alanlarda ilerleyeceğiz hem de adaleti, ahlakı, erdemi, merhameti hukuku yücelteceğiz" diye konuştu. "Dil, bir milletin hem hafızası, hem de onun kimliğidir" Programda konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Dil, bir milletin hem hafızası, hem de onun kimliğidir. İmla kuralları da sadece teknik bir mesele değildir. Kültürel, toplumsal ve tarihi önemi olan bireylerin arasındaki sağlıklı iletişimin temeli olup eserlerinin, metinlerinin de güvenilirliğini garanti belgesidir" dedi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ekrem Erdem, "1965'te imlamızda uzatma işareti taşıyan her kelime yabancı kabul edilmiş, yeni bir karışıklığa zemin hazırlamıştır. Uzun ünlü Arapça ve Farsça'dan Türkçe'ye giren adalet, işaret, idare ve benzeri kelimelerin girdiği görülür" diye konuştu. Program, hediye takdiminin ardından sona erdi.

Cevdet Yılmaz, Türkiye-Kırgızistan ilişkilerini güçlendirmek için Bişkek’te Haber

Cevdet Yılmaz, Türkiye-Kırgızistan ilişkilerini güçlendirmek için Bişkek’te

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, resmi temaslarda bulunmak üzere Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e geldi. Yılmaz, Türkiye-Kırgızistan Karma Ekonomik Komisyonu’nun (KEK) 12. Dönem Toplantısı’na katıldı ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile bir araya geldi. Cevdet Yılmaz görüşmeye ilşkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile dostlukları ve ortaya koydukları kapsamlı iş birliği vizyonu, tüm çalışmalarımıza güç vermektedir. Sayın Caparov ile görüşmemizde, ticaretten sanayiye, ulaştırmadan enerjiye, eğitimden sağlığa uzanan 'kapsamlı stratejik ortaklık' seviyesine yükselen ilişkilerimizi, geniş bir yelpazede daha da güçlendirecek adımları istişare etme imkanımız oldu. Görüşmemizde ayrıca, Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurumsal olarak güçlenmesi, Orta Asya'daki barış ve istikrar ortamı ile Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) haklı davasına Kırgızistan başta olmak üzere üye ülkeler tarafından verilen destek başlıca gündemlerimiz oldu" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ev sahipliği için Caparov'a teşekkür ederken, görüşmenin Türkiye–Kırgızistan kardeşliğini ve Türk dünyasındaki dayanışmayı daha da pekiştirmesini diledi. Yılmaz'dan Cengiz Aytmatov'un kabrine ziyaret Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bişkek ziyareti kapsamında Kırgız halkının özgürlük, bağımsızlık ve kimlik mücadelesinin sembolü Ürkün Anıtı ile edebiyat ve fikir dünyamızın ortak değeri, büyük yazar Cengiz Aytmatov'un kabrini ziyaret etti. Yılmaz, "Kırgız kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi sunuyor, 2 gün boyunca sürecek programlarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklaması yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.