#Cumhuriyet Halk Partisi (Chp) Niğde Milletvekili Ve Tbmm Tarım, Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer

İLKHABER-Gazetesi - Cumhuriyet Halk Partisi (Chp) Niğde Milletvekili Ve Tbmm Tarım, Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi (Chp) Niğde Milletvekili Ve Tbmm Tarım, Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Yasaklanan Çin tuzu Türkiye’ye neden ithal ediliyor? Haber

Gürer: Yasaklanan Çin tuzu Türkiye’ye neden ithal ediliyor?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamatın (MSG) ithalatının Türkiye’de neden sürdüğünü Meclis gündemine taşıdı. “Çin tuzu” olarak bilinen MSG’nin bazı ülkelerde yasaklandığını veya kısıtlandığını belirten Gürer, ülkemizde ithalatının devam etmesine tepki gösterdi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. “HAZIR GIDALARDA MSG KULLANIMI TÜKETİCİYİ TEHDİT EDİYOR” Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor. Monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır. Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. “2025’TE TÜRKİYE 6 BİN 866 TON MSG İÇİN 7,2 MİLYON DOLAR HARCADI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi. Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor” şeklinde konuştu. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı Haber

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılık sektörünün mevcut durumunu yerinde inceledi. Gürer, artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamamasının üreticiyi ciddi bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, bölgede dile getirilen sorunların yerli hayvancılığın geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. “SÜT İNEKÇİLİĞİ ARTAN YEM MALİYETLERİ ALTINDA EZİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor. Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek, “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor. 20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” SÜT ÜRETİCİSİ AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam. Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. 12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor” dedi.

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor Haber

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde ahır ve ağılları ziyaret ederek hayvancılığın mevcut durumunu yerinde inceledi. Ziyaret sırasında köyde yılın ilk kuzu doğumuna tanıklık eden Gürer, mevsimsel hareketliliğe rağmen besicilerin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin destek beklediğini vurguladı. CULUK KÖYÜ’NDE BESİCİLİK BİTME NOKTASINDA Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci şu şekilde anlattı: “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. Bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı. Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor.” CULUK KÖYÜ’NDE HAYVANCILIK ALARM VERİYOR Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. GÜRER, “HAYVANCILIK ÇOK ZOR ŞARTLARDA SÜRDÜRÜLÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu belirterek, “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek. Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor Haber

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörde yaşanan sorunları yerinde inceledi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç’un da eşlik ettiği ziyarette Gürer, artan girdi maliyetleri, ithalat politikaları ve hayvancılığın sürdürülebilirliği konusunda üreticilerin yaşadığı sıkıntıları dinledi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL, YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını belirterek şunları söyledi: “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda. 2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor” şeklinde konuştu. ZÜLFÜ ÜNAL, “HAYVANCILIK MALİYETLERİ ÜRETİMİ SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GETİRDİ” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum” dedi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız” dedi. Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor” ifade etti. “TÜRKİYE’DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI HIZLA AZALIYOR” Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer şunları söyledi: 1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor. 2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız.”

Gürer: Ülkemizde manda sayısı 1 milyon 600 binden 170 bine düştü Haber

Gürer: Ülkemizde manda sayısı 1 milyon 600 binden 170 bine düştü

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, küresel iklim değişikliğinin hayvan varlığı üzerindeki etkilerini değerlendirerek, mandaların (yerel adıyla camızların) yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Gürer, “Kuraklık gölleri, dereleri kurutuyor. Yeraltı suları çekiliyor. Su kaynaklarının tükenişi, üretim desenini ve hayvan varlığını da olumsuz etkiliyor” dedi. “Mandalar iklim değişikliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de manda varlığındaki dramatik düşüşe dikkat çekti. 1960 yılında ülkede 1 milyon 600 bin manda bulunduğunu hatırlatan Gürer, bugün ise Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre bu sayının 170 bine gerilediğini belirterek şunları söyledi: Gürer, “Manda etinden, sütünden, derisinden ve bir dönem taşımacılıkta yük hayvanı olarak yararlanılırdı. Ancak bugün mandaya pek çok ilde rastlamak mümkün değil. Niğde’de hiç yok. Ereğli’de bir çiftlikte gördüğümüz mandaların sahibi bile hayvanları hobi amaçlı beslediğini, damızlık için Kayseri ve Urfa’dan getirdiğini söyledi. Manda su olmadan yaşayabilen bir hayvan değildir. Mutlaka bir su birikintisine ihtiyaç duyar. 30 derecenin üstündeki sıcaklıklarda yaşamını sürdürmesi problemli. Aynı şekilde -5 derecede de sürdürülebilirliği sıkıntılıdır. Özetle, iklim değişikliği mandanın neslini tehdit ediyor.” “Mandaya artık çoğu ilde rastlamak mümkün değil” Ömer Fethi Gürer, “Bir dönem eti, sütü, derisi ve yük taşıma kapasitesiyle vazgeçilmez olan mandaya artık ülke genelinde çoğu ilde rastlamak mümkün değil. Şu anda verilere göre sadece 170 bin manda var ve bunları 81 ile böldüğümüzde neredeyse her bölgeye birkaç tane bile manda düşmüyor. Belki de iklim değişikliğinde en uyarıcı tabloyu mandada görüyoruz. Önümüzdeki süreçte kuraklık devam ederse, ani hava değişimleri sürerse hem ürün desenleri hem de mevcut hayvanların bazılarının yaşamları daha da zorlaşacak. Manda su birikintisini özellikle seçer ve suyun olduğu yerde yaşam bulurdu. Su kaynakları kuruyor. Orta Anadolu’da su kuyuları 10-15 metreden çıkan yerde 200 metreye kadar düştü. Bazı bölgelerde derinden gelen sularda tuz oranı da yüksek. Su, Orta Anadolu için büyük bir soruna dönüşmüş. Göçmen kuşlar dahi sulak arazi arayışında. Kuraklık dörtnala geliyor” diye konuştu. “Kuraklık ve iklim değişikliği tarım ve hayvancılığı vuruyor” Manda sayısındaki düşüşe dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Manda yoğurdu ve manda kaymağı besleyici özelliğiyle eşsiz lezzetler sunuyordu. Protein oranının yüksekliği sağlık açısından da faydalıydı. Ancak manda artık birçok çocuğun sadece resimlerde gördüğü bir hayvan konumuna erdi. Yaşam alanları daralıyor ve iklim değişikliğinin yansımasıyla ilk tükenen hayvan türleri arasında yerini alacak gibi görülüyor. Kuraklık yalnız üretimi vurmuyor. Susuzluk, Orta Anadolu’da yeraltı sularını 200 metre derinliğe kadar düşürdü. Acilen vahşi (salma) sulamadan modern sulamaya (damlama, yağmurlama vb.) geçiş sağlanmalıdır. Kapalı sistem sulama olmayan yerlerde tüm yatırımlar bu alana kaydırılmalıdır. Orta Anadolu’ya su gelmezse, gıda krizi kapıdadır. İktidar, 2026 yatırımlarında suya özel bir yer ayırmazsa gidiş iyi değildir. Yokuşa doğru süreç hızla ilerlemekte, çölleşme riski artmaktadır” şeklinde konuştu.

Gürer: Parçalanan araziler tarımda verim kaybına yol açıyor Haber

Gürer: Parçalanan araziler tarımda verim kaybına yol açıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, miras ve kamu yatırımları nedeniyle parçalanan arazilerin tarımda verim kaybına yol açtığını belirterek, toplulaştırma çalışmalarında yaşanan aksaklıklara dikkat çekti. Gürer, köylülerin tepkilerini aktararak, sürecin hızlı, adil ve verimli yönetilmesi gerektiğini vurguladı. “Toplulaştırmada yaşanan sorunlar çiftçiyi zorluyor” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Ülkemizde tarımın önemli sorunları var. Bu sorunlardan biri de toplulaştırmayla ortadan kaldırılmaya çalışılan parçalanmış araziler. Miras yoluyla ya da kamunun demir yolu, karayolu ve benzer çalışmalarında parçalanan arazilerin varlığı üretimde verim kayıplarına da neden oluyor. Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre 5 dekar altında 154 bin 399 çiftçi üretim yapıyor. Küçük aile tipi işletmeleri genelde bahçe tipi üretim yapanlar ÇKS’ye kayıtlı olsa da, ÇKS’ye kayıtlı olmayan binlerce parçalanmış arazi var. Ancak burada da sorunlar devam ediyor. Gittiğimiz çoğu köyde toplulaştırma nedeniyle şikayetler var. Bu nedenle mahkemeye başvurular oluyor, itirazlar oluyor, toplulaştırma süreci sarkıyor” şeklinde konuştu. “Parçalanan araziler verimi ve geliri düşürüyor” Verimli üretim için toplulaştırmanın şart olduğuna dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer şunları söyledi: “Bir an önce toplulaştırmanın gerçekleşmesi lazım. Miras yoluyla bölünen arazilerde hem ekimden vazgeçiliyor hem de sınırlı verimlilik sağlanıyor. Hem alet ekipmanlar daha çok çalışmak zorunda kalıyor, daha çok parçalı işler yapılıyor, daha sınırlı gelir sağlanıyor. Toplulaştırma tarım için ihtiyaçtır. 2024 yılı arazi toplulaştırmasında açılan dava sayısı 561, devam eden dava sayısı da 2 bin 822. Bunların ortadan kaldırılması, çalışmaların bir an önce sağlıklı biçimde yürütülmesi gerekiyor.” “Toplulaştırmada şikayetler ciddi şekilde ele alınmalı” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, köylülerin en çok dile getirdiği şikayetlere değinerek, “Vatandaş diyor ki; benim sulak arazime getirdiler, başkasının verimsiz toprağını ekleyerek bir toplulaştırma yaptılar. Benim hakkım gaspedildi iddialarında bulunuyorlar. Davalar açıyorlar. Toplulaştırma farklı ülkelerde de uygulanıyor. Çünkü dünyanın da yaşadığı bölünmelerle ortaya çıkan üretim ve verim kaybına aradığı çareler var. Türkiye bu konuda 2014 yılında yapılan bir düzenlemeyle süreci hızlandırmaya çalışmıştı ama bu konuda eksiklikler görülüyor. Gittiğimiz çoğu köyde toplulaştırmayla ilgili, tapu kadastro ile ilgili şikayetler var. Bir an önce siyasi iktidar toplulaştırma ve tapu kadastro ile ilgili köy şikayetlerini ciddi biçimde ele almalı. Kırsala dönüşün bir yolu da toplulaştırma ve tapu kadastro ile ilgili çıkan sorunların ortadan kaldırılmasıyla doğrudan ilgilidir” şeklinde konuştu.

Gürer: Buğday ve arpada alım fiyatı çiftçiyi sevindirmedi Haber

Gürer: Buğday ve arpada alım fiyatı çiftçiyi sevindirmedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’nin tatile girmesiyle birlikte bölgesindeki köy ve kasabalarda çiftçilerin sorunlarını dinlemeye devam ediyor. Niğde’nin Ulukışla ilçesinde buğday üreticisi Murat Dündar ile tarlada bir araya gelen Gürer, artan girdi maliyetlerinden düşük alım fiyatlarına kadar üreticinin yaşadığı çok yönlü sorunlara dikkat çekti. Gürer, “Buğday ve arpada üretim alarm veriyor. Türkiye kendi buğdayını yetiştiremez hâle geldi. Taban fiyat uygulamasına dönülmeli, çiftçiye alım garantisi verilmeli” dedi. “Buğday ve arpada üretim alarm veriyor” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretiminde yaşanan düşüşe dikkat çekerek şunları söyledi: “Buğday ve arpada bu yıl çiftçi mutlu olmadı. Geçtiğimiz yıllarda rekolte daha yüksekti. Bu yıl rekolte düştü. Önümüzdeki yıl da bu şekilde devam ederse buğday ve arpa üretimindeki düşüş sürecek. 2023 yılında Türkiye'de 22 milyon ton buğday üretilmişti. 2024 yılında bu miktar 20 milyon 800 bin tona düştü. 2025 yılında TÜİK'in ilk bitkisel üretim tahminine göre buğday üretiminin 19 milyon 600 bin ton olacağı belirtildi. Ancak kuraklığın etkisiyle bu tahminin de altında bir rekolte gerçekleşmesi bekleniyor. Arpada da benzer bir durum söz konusu. 2023 yılında 9 milyon 200 bin ton arpa üretilmişti. 2024 yılında bu miktar 8 milyon 100 bin tona düştü. 2025 yılı tahmini ise 7 milyon 500 bin ton. Bu düşüşlerin temel nedenlerinden biri, çiftçinin artan girdi maliyetlerine karşılık ürünün alım fiyatının düşük belirlenmesi. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bu yıl buğday için 13 lira 50 kuruş fiyat belirledi. Oysa elimizdeki verilere göre, Niğde bölgesinde kuru tarımda buğdayın maliyeti 18 lira 80 kuruş, sulu tarımda ise buğdayın maliyeti 17 lira 25 kuruş. Çiftçi bu maliyetin altında ürün satmak zorunda kaldı.” “Türkiye kendi buğdayını yetiştiremez hâle geldi” İthalat rakamlarına değinen Gürer, "İlk dört ayda 904 bin 318 ton buğday ithal edildi ve yurt dışına 227 milyon 400 bin dolar ödendi. Bu ithalat hâlâ devam ediyor. Kuru tarımda buğday verimi TÜİK’e göre ortalama 270 kilo olması gerekirken, 75 ila 140 kiloya kadar düştü. Girdi maliyetleri artarken verimin düşmesi çiftçiyi ciddi anlamda zorladı” şeklinde konuştu. Girdi maliyetlerindeki artışa özellikle dikkat çeken üretici Murat Dündar, “Girdi maliyetleri arttı. Mazot fiyatları yükseldi. 2025 yılında TMO buğday fiyatını 13.500 TL, arpa fiyatını 11.000 TL olarak açıkladı. 2023 yılında buğday fiyatı 9.250 TL, arpa fiyatı ise 7,5 TL idi. Ancak 2025’te bu fiyata karşılık çiftçi sadece 245 litre mazot alabiliyor. Oysa 2023’te aynı parayla 462 litre mazot alınabiliyordu. Yani çiftçi sadece mazot üzerinden baktığında bile yaklaşık 220 litrelik bir kayba uğruyor. Gelir-gider dengesi ciddi anlamda bozuldu. Sadece mazotla da bitmiyor iş. Bunun gübresi var, icarı var, motorun yıpranması var, kendi iş gücünün kaybı var, ilaç giderleri var. Bunların altından kalkmak her geçen yıl daha büyük bir sorun haline geliyor. Bu yıl bazı tarlaları sürdüm ama 2026 da böyle kurak geçerse ekim yapmayacağım. Her yıl zarar ediyoruz” dedi. Gürer, “Özellikle kuru tarım yapan bölgelerde kuraklık devam ederse, önümüzdeki yıllarda bu üretimin sürdürülmesi zorlaşacak. Yani daha önceki yıllara göre kuraklık nedeniyle daha az ürün alınca gelir-gider dengesi bozuldu, siz de ürün desenini değiştirmek zorunda kalacaksınız?” Bunun üzerine Murat Dündar, “Geçen yıl ekim ortalamasını, kaldırdığım mahsulü, arpayı, buğdayı hesapladım. Hepsini sattım. Ama 2024 yılında 450.000 TL içeri girdim. Yani cepten gitti. Ne yaptık? Hayvanlardan karşıladık. Oradan hayvanları sattık, oradan oraya aktardık. Ziraat Bankası’ndan kredi çektik, kooperatiften kredi çektik. Oradan yem aldık, buradan yem aldık, kredi kartlarını doldurduk, boşalttık. Böyle böyle yuvarlanıyoruz. Ama nereye kadar gideriz bilmiyorum. Bir yerde son durak olacak. Çiftçilikten başka yapacak bir iş de yok. Mecburuz. Katkıda bulunalım diyoruz ama her yıl içeri gidiyoruz. Her yıl zarar ediyoruz. Çiftçiliği bitirdiler.” Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yaşadığı kaybı rakamlarla ortaya koydu: “Mazot üzerinden değerlendirilecek olursa, son iki yıl içinde çiftçinin buğday ve arpada %47’lik bir kaybı var. Bu durumda çiftçi geliri artmıyor, çiftçi refahı sağlanmıyor. Doğal olarak da çiftçi üretimden uzaklaşıyor.” Ömer Fethi Gürer, “Gübredeki fiyat artışı, ilaçtaki artış, mazottaki artış durmuyor ama çiftçinin ürününden elde ettiği gelir aynı oranda artmıyor. Düşük alım fiyatı uygulanıyor. Uygulanan ekonomik modelde enflasyonun bedeli çiftçinin sırtına yüklenmeye çalışılıyor. Çiftçiye diyorlar ki, ‘Girdi maliyetlerine biz karışmayız.’ Orada piyasayı satıcı belirliyor. Ürün fiyatını TMO açıkladığı zaman tüccar onun da altına fiyat veriyor. Çünkü açıklanan fiyat taban fiyatı değil” dedi. “Taban fiyat geri gelmeli, çiftçiye alım garantisi verilmeli” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiyi korumak için mutlaka yeniden taban fiyat uygulamasına dönülmeli ve çiftçiye Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından alım garantisi verilmelidir. TMO, yurt dışından buğday ithal edip yabancı çiftçiye kazandıracağına, ülkemizin çiftçisini desteklemelidir. Çiftçinin maliyetleri artarken, çiftçinin ürettiği ürüne girdi maliyetlerini karşılayacak makul kâr verilsin. 1 kilo buğdaydan yaklaşık 8 tane simit elde edilir. Simit üreticisi haklı olarak diyor ki, ‘Susam var, maya var, kira var’ ve fiyatını artırıyor. En düşük simit 15 lira. Kafelerde, lüks restoranlarda 45 lira. Şimdi buradaki fiyatlara bakın; bir de tarlada bir yıl boyunca bu ürün için mücadele eden, ilacını, gübresini, tohumunu, işçiliğini, mazotunu, traktör giderini, biçer-döverini karşılayan çiftçinin ne kadar kazanmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Çiftçi ürettiğinden kazanmıyor. Tüketici de pahalı ürün almak zorunda kalarak mağdur oluyor. Bu düzeni düzeltmesi gereken siyasi iktidar ise vurdumduymaz davranıyor. Ne çiftçiyi koruyor ne de tüketiciyi. Arada ise bu sistemden beslenenler zenginleşmeye devam ediyor” diye ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.