#dava

İLKHABER-Gazetesi - dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor Haber

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasının 2. gün oturumunda Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 41 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Niyazi Nefi Kara, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Kara, Manavgat Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmanın bir kumpas olduğunu öne sürerek, "Biz yıllardır Manavgat'taki düzene uysaydık bugün burada olmazdık. Bu dosya, kaçak yapıları olan ve kara para aklayanların kurduğu bir kumpastır." dedi. Müşteki Z.S'nin Kanal V'ye ödediğini iddia ettiği 6,6 milyon liradan haberi olmadığını savunan Kara, ruhsat başvurularının bilerek bekletildiği yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Aleyhine beyanda bulunan kişilerin iddialarını kabul etmediğini belirten Kara, tahliyesini ve beraatini talep etti. Tutuklu sanıklardan Sıla Ceyhan Berkaya da temizlik ihalesinin verilmesine ilişkin yetkisinin bulunmadığını dile getirdi. Berkaya, tanık ve sanıklarla bir yakınlığının bulunmadığını, kimseden para almadığını ve bir menfaat sağlamadığını savunarak tahliyesini talep etti. Tutuklu sanık Mesut Kara da hakkındaki dolandırıcılık beyanlarını kabul etmediğini, Niyazi Nefi Kara döneminde zenginleştiğine ilişkin tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Müşteki Z.S. de sanıkların kendisine 150 milyon liradan fazla ceza yazdığını, haraca dönen isteklerden dolayı şikayetçi olduğunu kaydetti. Tutuklu sanık Mehmet Engin Tüter ise kendisine baklava kutusunda paranın Z.S'den alınarak getirildiğini tanık C.C'nin açıkladığını iddia etti. Kamuoyuna yansıyan videoda C.C'nin "Sana verecek olduğum komisyon" ifadesini kullandığını dile getiren Tüter, "Ben kendisiyle hiçbir zaman komisyon anlaşması yapmadım. Alkol istemedim. Bu videoda yaşanan kurgu dolu kumpastır. Cezaevinde yüz felci geçirdim. Sağlık sorunlarım var. Tutuksuz yargılanmayı istiyorum. En kötü ihtimalle ev hapsini talep ediyorum." ifadelerini kullandı. Bu sırada rahatsızlanan sanık Tüter, sağlık ekiplerince hastaneye götürüldü, tedavisinin ardından tekrar duruşma salonuna getirildi. Tutuklu sanık Hüseyin Cem Gül ise savunmasını yazılı olarak sunacağını belirterek, tahliyesini talep ederken, diğer sanıklardan M.O.K. beraatını istedi. Diğer sanıklar ve avukatların savunmaların ardından mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, dosyadaki eksiklerin giderilmesi ve yeni tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 10 Mart 2026 tarihine erteledi. SORUŞTURMA Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu. İDDİANAME Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı. Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor. İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesi'nde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor. Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor. İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor. Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

Adana’da yeni doğan bebekten topuk kanı istemeyen aile kayyum riskiyle karşı karşıya Haber

Adana’da yeni doğan bebekten topuk kanı istemeyen aile kayyum riskiyle karşı karşıya

Adana'da yaşayan Mahmut ve Ülviye Deniz çifti, yeni doğan bebeklerinden topuk kanı aldırmak istemedikleri için bebeklerine kayyum atanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Mahmut Deniz, "Bizim evladımız belediye veya şirket değil, kayyum atanmasını istemiyoruz. Dava açılmasın" derken, topuk kanı vermek istemediklerine dair evrak imzalamalarına rağmen yine de evlatlarından zorla topuk kanı alındığını iddia etti. Mahmut ve Ülviye Deniz çiftinin geçtiğimiz cuma günü Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Fahretdin ismini verdikleri evlatları dünyaya geldi. Ancak çift, evlatlarından topuk kanı aldırmadı ve aşı yaptırmak istemedi. Bunun üzerine doktorlar, aileye 'Topuk Kanı Red Formu' imzalattı ve durumu İl Sağlık Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bildirdi. Ayrıca iddiaya göre doktorlar aileye, "Topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Sosyal hizmetler gelmeden hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız" dedi. Bunun üzerine baba Deniz, hastanenin başhekim yardımcısıyla süreç hakkında konuşmaya gitti. Bu süreçte ise yine iddiaya göre hemşireler yeni doğan Fahretdin'den topuk kanı aldı. Başhekim yardımcısının yanından geldikten sonra eşinin beyanı üzerine durumdan haberdar olan baba Deniz, doktorlarla görüştü ve "Kanı almamız lazımdı, sarılık durumuna bakmamız için gerekliydi" yanıtını aldı. Bu yanıt üzerine baba Deniz, eşi ve evladını hastaneden götürdü. "TOPUK KANI ALDIRMAK İSTEMEDİĞİMİZİ SÖYLEDİK" Yaşadıklarını anlatan baba Mahmut Deniz, "Cuma günü evladımız dünyaya geldi. Daha sonrasında aşı yaptırmak istemediğimizi ve topuk kanı aldırmak istemediğimizi söyledik. Ardından doktor eşimin yanına gelip, 'topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız' demişler. Ben başhekim yardımcısıyla konuşurken 'topuk kanı alıp aşı vurun ancak çocuğumun başına bir şey gelirse sorumlu sizsiniz. Bu sorumluluğu kabul edin, bana yazılı kağıda imza verin' dedim. O da böyle bir sorumluluğu kabul edemeyeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Ayrıca hastane yönetiminin kendilerine hastaneden çıkmaları durumunda 'firari' olacaklarını beyan ettiğini de öne süren Deniz, "Benim bebeğimin adı 'firari bebek' olarak kaldı. Benim çocuğuma kayyum atanacakmış. Bizim çocuğumuza bizden daha iyi kimse bakamaz" diye konuştu. "ÇOCUĞUMUZUN BEDENİNE ZARAR GELMESİN DİYE SAVAŞIYORDUK" "Topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen kan alındı" iddiasında bulunan Deniz, "Çocuğumuzun topuğundan zaten kan almışlar. Beden dokunulmazlığını ihlal etmişler. Biz bunun için savaş veriyorduk. Çocuğumuzun bedenine zarar gelmesin diye savaşıyorduk, bunu da ihlal etmişler. Bizden herhangi bir yazılı imza almadılar. Biz topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen topuk kanı aldılar. Bundan dolayı bize dava süreci açılacağı söylendi. Hem dava açılmasını, hem de para cezası, kayyum atanması gibi cezalar olabilirmiş. Örneklerini gördük daha öncesinde. Bunları kabul etmiyorum" diye konuştu. "Benim çocuğum belediye mi ki kayyum atansın" diyerek yaşadıklarına tepki gösteren Deniz, "Benim çocuğum ve eşim gayet sağlıklı. Benim çocuğum belediye mi ki, şirket mi ki, mal mı ki kayyum atanıyor. Eşimin sütü kesildi bu olaylardan sonra. Gerekli desteği bekliyoruz" dedi. Ailenin avukatı Cüneyt Bülent Şeker ise, "Bana göre bugün çocuğa yapılacak test ve tedavilere karar verme konusunda en güvenilir el anne-babanın elidir. Çünkü çocuğunu menfaatsiz seven, onun üstün yararını gerçekten düşünen anne babadır. Sağlık sektörünün çocuğa müdahalesi istisnai durumlarda olmalı ve zaruri bir sebebe dayanmalıdır" şeklinde konuştu.Öte yandan, İl Sağlık Müdürlüğü ise topuk kanı vermeyi kabul etmeyenlerle ilgili prosedürün bakanlık tarafından belirlendiğini ve uygulandığını bildirdi.

2022’deki cinayet ve kundaklama davası Kocaeli’de tekrar görüldü Haber

2022’deki cinayet ve kundaklama davası Kocaeli’de tekrar görüldü

Kocaeli'nin İzmit ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 24 Şubat 2022'de iddiaya göre iki aile arasında küfür yüzünden çıkan kavgada E.Ö., Tarık Tanaç'ı pompalı tüfekle vurarak öldürmüş, olayda 5 kişi de yaralanmıştı. Olayın devamında iki ev ve bir araç kundaklanmış, 5 şüpheli gözaltına alınarak emniyete götürülmüştü. İfadeleri alınan Salih Özariş (32), Ertaş Özariş (21), Yavuz Özariş (30), Erkan Özariş (19) ve E.Ö. (32) adliyeye sevk edilmiş, E.Ö. (32) adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, diğer 4 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Erkan, Salih ve Yavuz Özariş de yargılama aşamasında tahliye edilmişti. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 27 Kasım 2024 tarihinde verilen ilk kararda sanık E. Ö.'e, Tarık Tanaç'a yönelik "kasten öldürme" suçundan tahrik indirimiyle 18 yıl, Sedat Tanaç'a yönelik "öldürmeye teşebbüs" suçundan 9 yıl ve diğer mağdurlara yönelik "kasten yaralama" suçlarından ise toplam 5 yıl 22 gün hapis cezası verilmişti. Diğer sanıklaradan Salih Özariş 11 yıl 3 ay, Erkan Özariş 4 yıl 6 ay, Yavuz Özariş 9 yıl, Tahir Tanaç, Yılmaz Tanaç ve Vedat Tanaç ise her biri 5 ay 18 gün hapis cezası almıştı. Ayrıca Vedat Tanaç, "mala zarar verme" suçundan da 5 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Avukatların itirazı üzerine bu karar, üst mahkeme olan istinaf tarafından bozulmuştu. Dava yeniden görüldü Bozulan karar sebebiyle dava Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görüldü. Mahkeme salonunda tutuklu sanık E.Ö. ve avukatı hazır bulunurken, diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Tahliyesini isteyen sanık Ertaş Özariş, öldürme kastı olmadığını söyleyerek, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirtti. "Öldürmeye teşebbüs" suçuna tahrik indirimi uygulandı Mahkeme heyeti, diğer sanıklar yönünden 27 Kasım 2024 tarihinde verilen kararı korurken, tutuklu sanık E.Ö. hakkında Sedat Tanaç'a karşı işlediği "öldürmeye teşebbüs" suçunda tahrik indirimi uyguladı ve bu suçtan verilen cezayı 6 yıl 9 aya düşürdü. Ertaş Özariş'in diğer kişilere yönelik işlediği suçlardan aldığı cezalar ise değiştirilmedi.

Ekrem İmamoğlu 3'üncü kez hakim karşısında: ''Bu davanın muhatabı ben değilim, 19 yaşındaki Ekrem'' Haber

Ekrem İmamoğlu 3'üncü kez hakim karşısında: ''Bu davanın muhatabı ben değilim, 19 yaşındaki Ekrem''

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, hakkında “diplomasının sahte olduğu” iddiasıyla açılan davada üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda savunma yapan İmamoğlu, suçlamaları reddederek davanın siyasi amaçla açıldığını savundu. “Bu davanın muhatabı ben değilim, evrakları düzenleyen memurlardır” diyen İmamoğlu, tüm belgelerin gerçek olduğunu ve beraat edeceğine inandığını söyledi. “Bu dava diploma davası değil, adaylığı engelleme davası” Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda yapılan üçüncü duruşmaya tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu ve tarafların avukatları katıldı. Savunmasına “Bu bir diploma davası değildir” sözleriyle başlayan İmamoğlu, iddianamenin siyasi gerekçelerle hazırlandığını belirtti: “Bu dava, cumhurbaşkanlığı adaylığımı engelleme davasıdır. Benim mücadelem hukuki değil, Türkiye’nin mücadelesidir. 86 milyonun iradesiyle yoluma devam ediyorum.” Diplomasının gerçek olduğunu söyleyen İmamoğlu, okul değişikliği sürecinde düzenlenen hiçbir evrakı kendisinin hazırlamadığını vurguladı. “Ben bir okulda okudum ve diplomamı aldım. Evrakları okul düzenledi. Bu olayların faturası bana değil, 19 yaşındaki Ekrem’e kesiliyor.” Hakimden maddi durum sorusu, İmamoğlu’ndan sert yanıt Duruşma hakimi, Girne Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş başvurusunda yazılan “maddi durum yetersizliği” ifadesini hatırlatarak soru yöneltti. İmamoğlu ise şu yanıtı verdi: “Bu absürt dosyada yalnızca bu mu dikkatinizi çekti? Tek bir evrak bile sahte değildir. O dönem İstanbul’da eğitim almak istediğim için böyle yazdım.” “İddianame Türk milletinin yüz karasıdır” İmamoğlu, davanın hukuki değil siyasi bir operasyon olduğunu söyleyerek iddianameyi sert sözlerle eleştirdi: “Bir kişi istedi diye 35 yıl sonra dava açıldı. Hiçbir iddia somut belgeye dayanmıyor. Bu iddianame Türk milletinin yüz karasıdır.” Savcı, diploma iptal davasının beklenmesini istedi Savcı, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen diploma iptali davasının sonucunun beklenmesini ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesini talep etti. Mahkeme, ara karar açıklamak üzere duruşmaya 45 dakika ara verdi.

Hemşire sinirlenince başkasının ilacını verdi, hasta hayatını kaybetti! Gaziantep'te şok iddia! Haber

Hemşire sinirlenince başkasının ilacını verdi, hasta hayatını kaybetti! Gaziantep'te şok iddia!

Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi için kaldırıldığı özel bir hastanede hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ölümüyle ilgili dava süreci devam ediyor. Hastane çalışanlarının yargılandığı davanın 6’ncı duruşması Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, olayın şırınga nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğine dair Adli Tıp Kurumu’nun kesin raporunun beklenmesi gerekçesiyle duruşmayı erteledi. Duruşmada maktulün ailesi ve avukatları hazır bulundu. Aile, duruşma salonunda “adaletin sağlanmasını” ve sorumluların en ağır cezayı almasını talep etti. Mahkeme heyeti, Adli Tıp Kurumu’ndan beklenen raporun henüz dosyaya ulaşmadığını belirterek davanın ileri bir tarihe ertelenmesine hükmetti. Olayın geçmişine ilişkin dosyada yer alan bilgilere göre, 3 yıl önce trafik kazası geçiren Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde Özel B. Hastanesi’ne kaldırıldı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın, sağlık durumunun iyi olduğu ve yoğun bakımda takip edildiği belirtildi. Hasta yakınlarının ziyaret ettiği Baysal’ın, bir hemşireyle yaşadığı tartışmanın ardından başka bir hastaya ait kas gevşetici olduğu öne sürülen ilacın enjekte edilmesi sonucunda yaşamını yitirdiği iddia edildi. Önceki duruşmalarda dinlenen tanıklar, Baysal’ın şırınganın uygulanmasının ardından hayatını kaybettiğini beyan etmişti. Soruşturmanın devamı açısından kritik öneme sahip olan Adli Tıp Kurumu raporu, ölümün kesin nedenini ortaya koyacak. Mahkeme, rapor geldikten sonra yargılamanın kaldığı yerden devam edeceğini bildirdi.

Manavgat Belediyesine yönelik rüşvet ve örgüt suçlaması davası başladı Haber

Manavgat Belediyesine yönelik rüşvet ve örgüt suçlaması davası başladı

Antalya’da Manavgat Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara’nın da aralarında bulunduğu 41 sanığın yargılanmasına başlandı. Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ile taraf avukatları katıldı. Soruşturma, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularında rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlamıştı. Genişletilen incelemelerde, bir zirai depoda 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar ele geçirilmişti. İddianamede, Kara’nın belediye içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurduğu, örgütün yöneticisi olarak kamu gücünü suistimal edip “rüşvet”, “zimmet” ve “irtikap” gibi suçlara karıştığı ileri sürülüyor. Manavgat Belediyesi’nde 2024-2025 yıllarında bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinin hızlandırılması ya da usulsüzlüklerin göz yumulması karşılığında kamu personeli ve yöneticilerin menfaat sağladığı iddia ediliyor. Rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla aklandığı, belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve müdürlerin bu sürece dahil olduğu belirtiliyor. Niyazi Nefi Kara hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “rüşvet” ve “irtikap” gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Dava süreci devam ediyor.

Yangında anneanne ve teyzeyi öldürmekten yargılanan toruna iki kez ağırlaştırılmış müebbet Haber

Yangında anneanne ve teyzeyi öldürmekten yargılanan toruna iki kez ağırlaştırılmış müebbet

Antalya'da teyzesi ve anneannesini kasten öldürme suçlamasıyla yargılanan yangınla ilgili torunun karar duruşması görüldü. Anne ve kızının öldüğü yangın davasında sanık, iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi. Antalya'da 20 Ocak 2023'te anneanne Hülya Çetinkaya (63) ve hemşire kızı Filiz Kaplan'ın (46) yaşamını yitirdiği yangına ilişkin tutuklu sanık Okan Altay'ın (28) yargılandığı davada karar çıktı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Altay'ın anneannesi Hülya Çetinkaya ile teyzesi Filiz Kaplan'ı "tasarlayarak öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğunu belirterek iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Muratpaşa ilçesi Güvenlik Mahallesi'nde bulunan 7 katlı apartmanın 6'ncı katında 20 Ocak 2023 akşamı çıkan yangında Hülya Çetinkaya ile kızı Filiz Kaplan hayatını kaybetmiş, Altay'ın annesi Yeliz Çetinkaya ise dışarı çıkarak kurtulmuştu. Yangın sırasında dumandan etkilenen Okan Altay taburcu olduktan sonra gözaltına alınmış ve "tasarlayarak öldürme" suçlamasıyla tutuklanmıştı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına sanık Altay SEGBİS üzerinden katılırken, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı bir önceki duruşmada sunduğu mütalaasında sanığın anneannesi Hülya Çetinkaya ve teyzesi Filiz Kaplan'ı iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. "Anneannemi de teyzemi de öldürme düşüncem hiçbir zaman olmadı" Son savunmasında suçlamaları reddeden Okan Altay, "Anneannemi de teyzemi de öldürme düşüncem hiçbir zaman olmadı. Teyzemden para istemedim. Bana istemeden verdi, sonra geri isteyince borcum olduğu için ödeyemedim. Mahkemenizdeki savunmalarımı tekrar ediyorum, suçsuzum ve beraatimi istiyorum," dedi. Mahkeme heyeti, Altay'ın anneannesi Hülya Çetinkaya ve teyzesi Filiz Kaplan'ın ölümüne neden olan yangını kasti olarak çıkardığına kanaat getirerek sanık hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Adana'da minibüs şoförünün tabancayla öldürülmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı Haber

Adana'da minibüs şoförünün tabancayla öldürülmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Adana'da minibüs sürücüsünün tabancayla vurularak öldürülmesine ilişkin davada açıklanan esasa ilişkin mütalaada, tutuklu sanığın 23 yıla kadar hapsi istendi.Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 2 Aralık 2022'de kavga ettiği yolcu minibüsü sürücüsü Can Yüce'yi (24) tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanan tır şoförü Adem T. (43) ile avukatlar katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, Kozan Caddesi'nde Yüce ile Adem T. arasında "yol verme" nedeniyle çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğünü belirtti.Sanığın, kendisine yönelik saldırıyı bertaraf etmek için tabancasıyla 1 el ateş ettiğini anlatan savcı, Adem T.'nin "haksız tahrik altında kasten öldürme", "ruhsatsız silah taşıma" ve "tehdit" suçlarından 13 yıl 6 aydan 23 yıla kadar hapisle cezalandırılması yönünde görüş sundu. Adem T. savunmasında, "Suçlamaları kabul etmiyorum. Önceki celselerde de belirttiğim gibi olayda asla maktulü öldürme amacım yoktu. Mütalaaya karşı ayrıntılı savunma hazırlamak için süre istiyorum." ifadesini kullandı. Avukatları da dinleyen mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip mütalaaya karşı savunma hazırlanması için duruşmayı erteledi.Merkez Yüreğir ilçesi Kozan Caddesi'nde 2 Aralık 2022'de kavga ettiği yolcu minibüsü sürücüsü Can Yüce'yi tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle gözaltına alınan tır şoförü Adem T. tutuklanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.