#dava

İLKHABER-Gazetesi - dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump'ın son tarifesine karşı 24 eyalette dava açma hazırlığı Haber

Trump'ın son tarifesine karşı 24 eyalette dava açma hazırlığı

Oregon eyaletinin başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, eyaletlerin Trump'ın Kongre onayı olmadan dünya genelinde tarifeleri artırmaya yönelik son girişimine itiraz ettiği belirtildi. Açıklamada, 24 eyaletin ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesinde, Trump'ın "Amerikalı tüketiciler ve işletmelere yasa dışı tarifeler uygulama girişimini durdurmak" amacıyla dava açacağı bildirildi. Trump'ın bir yılı aşkın süredir yasal yetkisi olmamasına rağmen tarifeler uygulayarak "Amerikan ekonomisinde kaosa yol açtı." ifadesi yer alan açıklamada, Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nın (IEEPA) Başkana tarife uygulama yetkisi verdiği iddiasının aksine Yüksek Mahkemenin söz konusu yasa kapsamında uygulanan tarifelerin hukuka aykırı olduğuna hükmettiği anımsatıldı. Açıklamada, Trump'ın mahkeme kararını kabul etmek yerine 1974 Ticaret Yasası'nın 122. maddesine başvurarak dünya genelinde çoğu ürüne yüzde 15 tarife uygulanacağını açıkladığı ancak söz konusu yasanın yalnızca sınırlı koşullarda tarifelere izin verdiği vurgulandı. Trump ve yönetiminin son girişimlerinin yasayı ihlal ettiği, anayasal güçler ayrılığını zedelediği ve İdari Usul Yasası'nı ihlal ettiğinin savunulduğu belirtilen açıklamada, Oregon, Arizona, California, New York, Colorado, Connecticut, Delaware, Illinois, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Nevada, New Jersey, New Mexico, North Carolina, Rhode Island, Vermont, Virginia, Washington, Wisconsin, Kentucky ve Pennsylvania'nın dava açacak 24 eyalet arasında yer aldığı kaydedildi. ABD Yüksek Mahkemesi, 20 Şubat'ta Başkan Donald Trump tarafından yürürlüğe konulan tarifelerin dayandırıldığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nın Başkan'a tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetmişti. Söz konusu karar üzerine ABD Başkanı Trump, aynı gün 1974 Ticaret Yasası'nın 122. maddesi uyarınca tüm ülkelere yüzde 10 küresel gümrük vergisi getirilmesine ilişkin kararı imzalamıştı. Trump, 21 Şubat'ta ise ABD'nin diğer ülkelerden ithal ettiği ürünlere uygulanacak yüzde 10'luk küresel tarife oranını yüzde 15'e çıkaracağını duyurmuştu.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında sanıklar için istenen cezalar belli oldu Haber

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında sanıklar için istenen cezalar belli oldu

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında Türkiye Halk Partisi Cephesi (THKP-C)/Acilciler örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu. Mahkeme Heyeti Başkanı, önceki celse dosyanın esas hakkında mütalaa için Cumhuriyet savcısına gönderildiğini hatırlatarak, savcıya söz verdi. Savcı, mütalaasında, sanıklar Memet Gezer, Cengiz Sertel, Mohammad Dib Korali ve Temir Dükancı'nın, suça konu patlamaların gerçekleşmesi amacıyla Suriye istihbaratı adına eylem planlamasında yer almaları, patlamaların öncesi ve sonrasında olayı planlayanlara lojistik destek sağlamaları, patlayıcı maddeleri temin etmeleri ve finansman sağlamaları sebebiyle iddia edilen tüm suçlardan sorumlu tutulmalarını istedi. Tüm sanıklar hakkında "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan ağırlaştırılmış müebbet isteyen savcı, sanıklara ayrıca "kasten öldürme" suçundan 52 kez ağırlaştırılmış müebbet, 130 kişiye yönelik "öldürmeye teşebbüs", 138 kişiye yönelik "mala zarar verme" ve "patlayıcı madde bulundurma ve nakletme" suçlarından da ayrı ayrı 3 bin 842 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, ayrıca, dosya kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan Omar Alkhatıp ve THKP-C/Acilciler örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın dosyalarının ayrılmasını istedi. Esas hakkındaki mütalaanın açıklamasının ardından söz verilen sanıklar ve sanık avukatları, savcının görüşüne karşı savunma yapmak için mahkemeden ek süre talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunmaları için taraflara süre verilmesine karar verdi. Duruşma, 5 Haziran'a ertelendi. DAVANIN GEÇMİŞİ Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü. Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı. Mahkeme, THKP-C/Acilciler örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı. MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı. Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı. Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı. Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının sekizinci duruşması başladı Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının sekizinci duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar ile avukatları katıldı. Mahkeme heyetinin cuma günkü ara kararıyla tahliye edilen, görevinden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Aziz İhsan Aktaş'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar da duruşmaya geldi. Duruşmada, CHP'li yöneticiler, partililer ve sanıkların yakınları da hazır bulundu. Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmayı, çok sayıda basın mensubu takip ediyor. Duruşmada, Bilginay Temizlik firmasının eski proje müdürü tutuksuz sanık Savaş Çetinkaya'nın savunması alınıyor. Bu arada duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 33 tutuklu sanığın savunması alınmıştı. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor. İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi talep ediliyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Hazırlanan iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği malvarlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Adalet Bakanı Tunç'tan "deprem davalarına" ilişkin açıklama Haber

Adalet Bakanı Tunç'tan "deprem davalarına" ilişkin açıklama

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Afyonkarahisar'daki termal otelde düzenlenen Kanun Yolu Uygulamaları Programı'nda 6 Şubat depremlerinin 3. yılı vesilesiyle yitirilen canlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileğinde bulundu. Millete bir daha böyle acılar yaşatmaması için Allah'a dua eden Tunç, "Başta 11 ilimiz olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında hissedilen bu büyük acı, her bir can kaybıyla toplumsal hafızamıza kazınmıştır. Bu süreç, milletimizin dayanışma ruhunu, birlik ve beraberlik iradesini de açıkça ortaya koymuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, yaraları sarmayı, umutları yeşertmeyi ve şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı en temel görevimiz bildik." diye konuştu. Tunç, Bakanlık olarak 6 Şubat depremlerinin ardından hızla harekete geçtiklerini, adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışan kriz merkezini kurduklarını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu kararlarıyla yargısal süreleri durdurarak hukuki güvenliği teminat altına aldıklarını belirten Tunç, böylelikle hak kayıplarının önüne geçtiklerini dile getirdi. Tunç, hakim, savcı ve adalet personelinin gönüllülük esasıyla bölgeye intikal ettiğini, "kardeş adliye" uygulamasıyla barınma, tahliye ve psikolojik destek hizmetlerini sağladıklarını anlattı. Adli tıp hizmetlerini de seferberlik anlayışıyla yürüttüklerine dikkati çeken Tunç, kayıpların kimlik tespitlerini bilimsel yöntemlerle titizlikle tamamladıklarını söyledi. "BUGÜNE KADAR 2 BİN 673 KİŞİ HAKKINDA DAVA AÇILDI" Bakan Tunç, depremler sonrası bölgede artan iş yükünü karşılamak amacıyla yargı teşkilatının güçlendirildiğini anlattı. "İlk günler kendi araçlarında, çadırlarda bu görevleri yapmaya çalıştılar, fedakarca çalıştılar." diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cezaevi kurtarma personelimiz CEKUT, o zaman Kahramanmaraş bölgesinde enkazdan canları kurtarmak için çalıştılar ve Kahramanmaraş'ta 41 canımızı enkaz altından kurtarmayı başardılar. Depremler sonrası bölgede 731 adli, 28 idari olmak üzere toplam 759 ilk derece mahkemesinin kurulmasını sağladık. Ayrıca bölgede 27 bölge adliye mahkemesi dairesi ve 17 bölge idare mahkemesi dairesi olmak üzere toplam 44 istinaf dairesinin de kurulmasını sağladık. Yargının kapasitesini artırarak özellikle idari yargı ile hukuk ve ceza yargılamalarında artan iş yükünü karşılayacak dairelerin kurulmasını ve hakimlerin atanmasını sağladık." Yargı mensuplarının büyük fedakarlık gösterdiğini vurgulayan Tunç, "Deprem ceza yargılamaları kapsamında bugüne kadar 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. Elbette ki büyük bir afet, dünya tarihinin en büyük depremiyle karşı karşıya kaldık." dedi. Yıkılan konutlarla ilgili sorumluluk ve kusur varsa bunu tarafsız ve bağımsız yargının tespit edeceğini dile getiren Tunç, şu bilgileri paylaştı: "Bilirkişilerin verdiği raporlar, hakimlerimizin vereceği kararlarda da etkili oluyor. Bu anlamda da 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. 202 kişi hakkında da 1 yıldan 21 yıla kadar değişen süreli hapis cezaları verildi. Halihazırda 142'si tutuklu, 59'u hüküm özlü olmak üzere toplam 201 kişi, ceza infaz kurumlarında deprem soruşturmaları yargılamaları nedeniyle bulunuyor. 949 kişi hakkında da adli kontrol kararı bulunuyor. Soruşturma aşamasında 949, kovuşturma aşamasında 2 bin 673 kişi hakkında süreç devam ediyor." Tunç, hukuk mahkemelerinde de deprem kaynaklı 64 bin 663 davanın açıldığını belirterek, "Bu davalardan 58 bin 149'u ilk derecede karara bağlandı yani yüzde 90'ı ilk derecede karara bağlandı. Bunun 5 bin 655'inde istinaf yoluna başvuruldu, orada da yüzde 61'i karara bağlanmış durumda. Hukuk mahkemelerindekilerin çoğu istinafa gitmeden kesinleşen kararlar olduğu için burada yüzde 90 kesinleşme durumu söz konusu oldu. Şu anda ilk derece hukuk mahkemelerinde depremle ilgili derdest dosya sayısı 8 bin 688." ifadelerini kullandı. İDARİ YARGIDA 86 BİN 467 DAVA KARARA BAĞLANDI Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uyguladığı projelerin gecikmeksizin gerçekleştirilmesinin önemini vurgulayan Tunç, inşa süreçlerinin aksamaması için idari yargı süreçlerinin bir an önce sonuçlanmasının gereğine işaret etti. Tunç, idari yargıda 119 bin 957 dava açıldığını, bugüne kadar 86 bin 467'sinin karara bağlandığını dile getirdi. Depremin üzerinden 3 yıl geçtiğini, bunu unutmanın mümkün olmadığını ifade eden Tunç, "Acılarımız çok büyük oldu. Milletçe bir taraftan bu afeti yaşarken ama bir taraftan da milli birlik ve beraberlik ruhu içinde, her düşünceye mensup insanın, sivil toplum kuruluşlarının, devletimizin tüm kuruluşlarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir koordinasyon içinde şehirlerimiz yeniden ayağa kaldırıldı. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum." diye konuştu. Tunç, Yargıtay ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsel kökleri itibarıyla Osmanlı Devletinin yüksek yargı geleneklerinden beslenen önemli kurumlar olduğunun altını çizdi. Yakın zamanda TBMM'de görüşülecek 12. Yargı Paketi'nin kanun yolunu ilgilendiren önemli düzenlemeler içerdiğine dikkati çeken Tunç, "Son 12. Yargı Paketi'nin içerisinde olacak önemli bir husus. Bunların yanında kanun yoluyla ilgili reform irademizi sürekli canlı tutuyoruz. Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda yeni adımlar atmaya da devam ediyoruz. 12. Yargı Paketi'nde bozma sonrası dosyaların öncelikli incelenmesi var. Sadece görev yönünden kararların bozulmasının önüne geçilerek yargılamaların uzamasının önüne geçilmesini amaçlayan taslak çalışmalarımız var." diye konuştu. YARGITAYDA 141 BİN DOSYA SONUÇLANDIRILDI Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk de 2025'te temyiz incelemesi için gelen dosyalardan 113 bininin okunduğunu ve ilgili ceza dairelerine gönderildiğini belirterek, "Yaklaşık 20 bin itiraz dosyası incelenmiş, yapılan itirazların 1100'ü kabul edilmiş, kanun yararına bozma istemiyle gelen 8 bin dosya ilgili ceza dairelerine gönderilerek takibi yapılmıştır. 2025'te 141 bin dosya sonuçlandırılmıştır." dedi. Türkiye'de 187 aktif siyasi partinin bulunduğunu dile getiren Şentürk, "Bu partilerden 40'ı seçime girme yetkisini haizdir. 2025'te 28 yeni siyasi parti kurulmuşken 9 siyasi parti kapanmıştır. 2025'te 7 siyasi parti hakkında Anayasa Mahkemesine tüzük ihtarında bulunulmuştur. Siyasi partilere yönelik çalışmalarımız, şeffaflık ve açıklık ilkeleri kapsamında özenle yürütülmektedir." diye konuştu.

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor Haber

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasının 2. gün oturumunda Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 41 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Niyazi Nefi Kara, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Kara, Manavgat Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmanın bir kumpas olduğunu öne sürerek, "Biz yıllardır Manavgat'taki düzene uysaydık bugün burada olmazdık. Bu dosya, kaçak yapıları olan ve kara para aklayanların kurduğu bir kumpastır." dedi. Müşteki Z.S'nin Kanal V'ye ödediğini iddia ettiği 6,6 milyon liradan haberi olmadığını savunan Kara, ruhsat başvurularının bilerek bekletildiği yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Aleyhine beyanda bulunan kişilerin iddialarını kabul etmediğini belirten Kara, tahliyesini ve beraatini talep etti. Tutuklu sanıklardan Sıla Ceyhan Berkaya da temizlik ihalesinin verilmesine ilişkin yetkisinin bulunmadığını dile getirdi. Berkaya, tanık ve sanıklarla bir yakınlığının bulunmadığını, kimseden para almadığını ve bir menfaat sağlamadığını savunarak tahliyesini talep etti. Tutuklu sanık Mesut Kara da hakkındaki dolandırıcılık beyanlarını kabul etmediğini, Niyazi Nefi Kara döneminde zenginleştiğine ilişkin tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Müşteki Z.S. de sanıkların kendisine 150 milyon liradan fazla ceza yazdığını, haraca dönen isteklerden dolayı şikayetçi olduğunu kaydetti. Tutuklu sanık Mehmet Engin Tüter ise kendisine baklava kutusunda paranın Z.S'den alınarak getirildiğini tanık C.C'nin açıkladığını iddia etti. Kamuoyuna yansıyan videoda C.C'nin "Sana verecek olduğum komisyon" ifadesini kullandığını dile getiren Tüter, "Ben kendisiyle hiçbir zaman komisyon anlaşması yapmadım. Alkol istemedim. Bu videoda yaşanan kurgu dolu kumpastır. Cezaevinde yüz felci geçirdim. Sağlık sorunlarım var. Tutuksuz yargılanmayı istiyorum. En kötü ihtimalle ev hapsini talep ediyorum." ifadelerini kullandı. Bu sırada rahatsızlanan sanık Tüter, sağlık ekiplerince hastaneye götürüldü, tedavisinin ardından tekrar duruşma salonuna getirildi. Tutuklu sanık Hüseyin Cem Gül ise savunmasını yazılı olarak sunacağını belirterek, tahliyesini talep ederken, diğer sanıklardan M.O.K. beraatını istedi. Diğer sanıklar ve avukatların savunmaların ardından mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, dosyadaki eksiklerin giderilmesi ve yeni tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 10 Mart 2026 tarihine erteledi. SORUŞTURMA Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu. İDDİANAME Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı. Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor. İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesi'nde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor. Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor. İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor. Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

Adana’da yeni doğan bebekten topuk kanı istemeyen aile kayyum riskiyle karşı karşıya Haber

Adana’da yeni doğan bebekten topuk kanı istemeyen aile kayyum riskiyle karşı karşıya

Adana'da yaşayan Mahmut ve Ülviye Deniz çifti, yeni doğan bebeklerinden topuk kanı aldırmak istemedikleri için bebeklerine kayyum atanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Mahmut Deniz, "Bizim evladımız belediye veya şirket değil, kayyum atanmasını istemiyoruz. Dava açılmasın" derken, topuk kanı vermek istemediklerine dair evrak imzalamalarına rağmen yine de evlatlarından zorla topuk kanı alındığını iddia etti. Mahmut ve Ülviye Deniz çiftinin geçtiğimiz cuma günü Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Fahretdin ismini verdikleri evlatları dünyaya geldi. Ancak çift, evlatlarından topuk kanı aldırmadı ve aşı yaptırmak istemedi. Bunun üzerine doktorlar, aileye 'Topuk Kanı Red Formu' imzalattı ve durumu İl Sağlık Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bildirdi. Ayrıca iddiaya göre doktorlar aileye, "Topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Sosyal hizmetler gelmeden hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız" dedi. Bunun üzerine baba Deniz, hastanenin başhekim yardımcısıyla süreç hakkında konuşmaya gitti. Bu süreçte ise yine iddiaya göre hemşireler yeni doğan Fahretdin'den topuk kanı aldı. Başhekim yardımcısının yanından geldikten sonra eşinin beyanı üzerine durumdan haberdar olan baba Deniz, doktorlarla görüştü ve "Kanı almamız lazımdı, sarılık durumuna bakmamız için gerekliydi" yanıtını aldı. Bu yanıt üzerine baba Deniz, eşi ve evladını hastaneden götürdü. "TOPUK KANI ALDIRMAK İSTEMEDİĞİMİZİ SÖYLEDİK" Yaşadıklarını anlatan baba Mahmut Deniz, "Cuma günü evladımız dünyaya geldi. Daha sonrasında aşı yaptırmak istemediğimizi ve topuk kanı aldırmak istemediğimizi söyledik. Ardından doktor eşimin yanına gelip, 'topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız' demişler. Ben başhekim yardımcısıyla konuşurken 'topuk kanı alıp aşı vurun ancak çocuğumun başına bir şey gelirse sorumlu sizsiniz. Bu sorumluluğu kabul edin, bana yazılı kağıda imza verin' dedim. O da böyle bir sorumluluğu kabul edemeyeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Ayrıca hastane yönetiminin kendilerine hastaneden çıkmaları durumunda 'firari' olacaklarını beyan ettiğini de öne süren Deniz, "Benim bebeğimin adı 'firari bebek' olarak kaldı. Benim çocuğuma kayyum atanacakmış. Bizim çocuğumuza bizden daha iyi kimse bakamaz" diye konuştu. "ÇOCUĞUMUZUN BEDENİNE ZARAR GELMESİN DİYE SAVAŞIYORDUK" "Topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen kan alındı" iddiasında bulunan Deniz, "Çocuğumuzun topuğundan zaten kan almışlar. Beden dokunulmazlığını ihlal etmişler. Biz bunun için savaş veriyorduk. Çocuğumuzun bedenine zarar gelmesin diye savaşıyorduk, bunu da ihlal etmişler. Bizden herhangi bir yazılı imza almadılar. Biz topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen topuk kanı aldılar. Bundan dolayı bize dava süreci açılacağı söylendi. Hem dava açılmasını, hem de para cezası, kayyum atanması gibi cezalar olabilirmiş. Örneklerini gördük daha öncesinde. Bunları kabul etmiyorum" diye konuştu. "Benim çocuğum belediye mi ki kayyum atansın" diyerek yaşadıklarına tepki gösteren Deniz, "Benim çocuğum ve eşim gayet sağlıklı. Benim çocuğum belediye mi ki, şirket mi ki, mal mı ki kayyum atanıyor. Eşimin sütü kesildi bu olaylardan sonra. Gerekli desteği bekliyoruz" dedi. Ailenin avukatı Cüneyt Bülent Şeker ise, "Bana göre bugün çocuğa yapılacak test ve tedavilere karar verme konusunda en güvenilir el anne-babanın elidir. Çünkü çocuğunu menfaatsiz seven, onun üstün yararını gerçekten düşünen anne babadır. Sağlık sektörünün çocuğa müdahalesi istisnai durumlarda olmalı ve zaruri bir sebebe dayanmalıdır" şeklinde konuştu.Öte yandan, İl Sağlık Müdürlüğü ise topuk kanı vermeyi kabul etmeyenlerle ilgili prosedürün bakanlık tarafından belirlendiğini ve uygulandığını bildirdi.

2022’deki cinayet ve kundaklama davası Kocaeli’de tekrar görüldü Haber

2022’deki cinayet ve kundaklama davası Kocaeli’de tekrar görüldü

Kocaeli'nin İzmit ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 24 Şubat 2022'de iddiaya göre iki aile arasında küfür yüzünden çıkan kavgada E.Ö., Tarık Tanaç'ı pompalı tüfekle vurarak öldürmüş, olayda 5 kişi de yaralanmıştı. Olayın devamında iki ev ve bir araç kundaklanmış, 5 şüpheli gözaltına alınarak emniyete götürülmüştü. İfadeleri alınan Salih Özariş (32), Ertaş Özariş (21), Yavuz Özariş (30), Erkan Özariş (19) ve E.Ö. (32) adliyeye sevk edilmiş, E.Ö. (32) adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, diğer 4 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Erkan, Salih ve Yavuz Özariş de yargılama aşamasında tahliye edilmişti. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 27 Kasım 2024 tarihinde verilen ilk kararda sanık E. Ö.'e, Tarık Tanaç'a yönelik "kasten öldürme" suçundan tahrik indirimiyle 18 yıl, Sedat Tanaç'a yönelik "öldürmeye teşebbüs" suçundan 9 yıl ve diğer mağdurlara yönelik "kasten yaralama" suçlarından ise toplam 5 yıl 22 gün hapis cezası verilmişti. Diğer sanıklaradan Salih Özariş 11 yıl 3 ay, Erkan Özariş 4 yıl 6 ay, Yavuz Özariş 9 yıl, Tahir Tanaç, Yılmaz Tanaç ve Vedat Tanaç ise her biri 5 ay 18 gün hapis cezası almıştı. Ayrıca Vedat Tanaç, "mala zarar verme" suçundan da 5 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Avukatların itirazı üzerine bu karar, üst mahkeme olan istinaf tarafından bozulmuştu. Dava yeniden görüldü Bozulan karar sebebiyle dava Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görüldü. Mahkeme salonunda tutuklu sanık E.Ö. ve avukatı hazır bulunurken, diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Tahliyesini isteyen sanık Ertaş Özariş, öldürme kastı olmadığını söyleyerek, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirtti. "Öldürmeye teşebbüs" suçuna tahrik indirimi uygulandı Mahkeme heyeti, diğer sanıklar yönünden 27 Kasım 2024 tarihinde verilen kararı korurken, tutuklu sanık E.Ö. hakkında Sedat Tanaç'a karşı işlediği "öldürmeye teşebbüs" suçunda tahrik indirimi uyguladı ve bu suçtan verilen cezayı 6 yıl 9 aya düşürdü. Ertaş Özariş'in diğer kişilere yönelik işlediği suçlardan aldığı cezalar ise değiştirilmedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.