#DEVLET BAHÇELİ

İLKHABER-Gazetesi - DEVLET BAHÇELİ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, DEVLET BAHÇELİ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVLET BAHÇELİ: “YPG TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, KÜRTLERLE İLGİSİ YOKTUR” Haber

DEVLET BAHÇELİ: “YPG TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, KÜRTLERLE İLGİSİ YOKTUR”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Suriye’de faaliyet gösteren SDG/YPG yapılanmasına sert sözlerle yüklenirken, Kürt vatandaşlarla terör örgütlerinin kesin biçimde ayrılması gerektiğini vurguladı. TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU Konuşmasının başında Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iç ve dış tehditlere değinen Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefi ucuz hesaplara kurban edilemeyecek kadar hayati bir meseledir” ifadelerini kullandı. Bahçeli, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, devletin bu konuda geri adım atmayacağını söyledi. “KÜRT KARDEŞLERİMİZ BAŞKA, YPG BAŞKADIR” Suriye başlığına özel bir bölüm ayıran Bahçeli, SDG ve YPG’nin terör örgütü olduğunu vurguladı. Bahçeli, “Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG ve YPG başkadır. Bu yapılar Kürtleri temsil edemez. Bu iddia hayal ürünüdür” dedi. Bahçeli ayrıca, terör unsurlarının sadece Fırat’ın batısında değil, Fırat’ın doğusunda da tamamen temizlenmesi gerektiğini dile getirdi. SURİYE İÇİN ANAYASA VE BİRLİK MESAJI MHP lideri, yeni Suriye’de kapsayıcı ve uzlaşmacı bir siyasi yapının inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, tüm etnik ve dini grupları kapsayan, demokratik ve seçimlere dayalı bir anayasa yapılmasının önemine dikkat çekerek, “Suriye’de hiçbir kesim dışlanmamalı, yok sayılmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu. EMEKLİLER VE İÇ SİYASET İç politikaya da değinen Bahçeli, emeklilerin yaşam koşullarına ilişkin açıklamalarda bulundu. En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılması gerektiğini belirten Bahçeli, bu konuda verdikleri sözlerin arkasında olduklarını söyledi. Muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Bahçeli, MHP’nin vatandaşın geçim sorunlarına çözüm üretmeye odaklandığını savundu. “TÜRKİYE’NİN BAHTI AÇIKTIR” Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Bahçeli, Türkiye’nin yeni yüzyılda daha güçlü bir konuma ulaşacağını ifade ederek, “Milli birliğimiz her zamankinden daha sağlamdır. Terörü tamamen hayatımızdan çıkaracağız” dedi.

Özgür Özel ve Devlet Bahçeli emekli maaşlarında ortak noktada buluştu Haber

Özgür Özel ve Devlet Bahçeli emekli maaşlarında ortak noktada buluştu

Ankara'da siyasetin gündemi meclis grup toplantılarıyla hareketlendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, farklı siyasi kanatlarda yer almalarına rağmen emekli maaşlarının yetersizliği konusunda hemfikir oldu. Her iki lider de milyonlarca emeklinin geçim sıkıntısına dikkat çekerek düzenleme yapılması gerektiğinin altını çizdi. BAHÇELİ'DEN SEFALET ÜCRETİ ÇIKIŞI MHP Lideri Devlet Bahçeli grup toplantısında yaptığı konuşmada emeklilerin durumuna geniş yer ayırdı. En düşük emekli maaşı alan yaklaşık 5 milyon vatandaşın durumunu iyileştirmek için gerekirse ellerini değil gövdelerini taşın altına koyacaklarını vurguladı. Bahçeli konuşmasının devamında emeklilerin sefalet ücretine değil insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınması gerektiğini ifade etti. ÖZGÜR ÖZEL'DEN "HODRİ MEYDAN" VE KAYNAK ÖNERİSİ CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Bahçeli'nin bu çıkışını olumlu karşılayarak bir adım ileri taşıdı. Özel yaptığı açıklamada Bahçeli'nin 20 bin liralık emekli maaşına sefalet ücreti dediğini hatırlatarak maaşların asgari ücrete eşitlenmesi teklifinde bulundu. Gerekli kaynağın bütçede var olduğunu savunan Özel, şirketlerden vazgeçilen 768 milyar liralık vergi gelirinin emekliler için kullanılabileceğini belirtti. TERÖRLE MÜCADELE VE ABD ELEŞTİRİSİ Gündemdeki diğer başlıklar arasında terörle mücadele ve dış politika yer aldı. Bahçeli konuşmasında SDG ve YPG'nin yanlış üstüne yanlış yaptığını belirterek PKK'nın örgütsel varlığının feshedildiğini dile getirdi. ABD'ye yönelik sert eleştirilerde bulunan MHP lideri, Osmanlı'ya zamanında hasta adam dendiğini ancak bugünün dünyasında gerçek hasta adamın Amerika Birleşik Devletleri olduğunu savundu. Ayrıca DEM Parti yetkililerinin açıklamalarını üzücü ve sorunlu bir dil olarak nitelendirdi.

DEVLET BAHÇELİ: “BUGÜNÜN HASTA ADAMI ABD’DİR” Haber

DEVLET BAHÇELİ: “BUGÜNÜN HASTA ADAMI ABD’DİR”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında iç ve dış politikaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada milletvekillerine, parti mensuplarına ve basın mensuplarına hitap ederek sözlerine başladı. Siyasetin yalnızca doğru olmakla değil, doğru zamanda yapılmakla anlam kazanacağını ifade eden Bahçeli, “MHP’nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. Siyasetimiz tutarlı ve dengelidir” dedi. Vatanseverlik vurgusu yapan Bahçeli, vatanseverlik sınavından geçemeyen siyasetin millete fayda sağlamayacağını belirterek, “İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil, iman ve irade gemisidir” ifadelerini kullandı.. “TRUMP’IN SÖZLERİ DÜNYANIN ÇİVİSİNİN ÇIKTIĞINI GÖSTERİYOR” ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaklaşık 5 milyar insanın çatışma ve savaşların odağında yaşadığını söyledi. Trump’ın, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” yönündeki sözlerini hatırlatan Bahçeli, bunun çivisi çıkan dünyanın açık bir göstergesi olduğunu ifade etti. “GERÇEK HASTA ADAM ABD’DİR” Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na “hasta adam” denildiğini hatırlatarak, “Bugünün dünyasında gerçek hasta adam ABD’dir. Kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir” değerlendirmesinde bulundu. Dünya kamuoyunun ABD ve İsrail’den müteşekkir olmadığını dile getiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler üyesi 191 ülkenin bu duruma karşı sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. SAĞDUYU ÇAĞRISI VE VENEZUELA VURGUSU Petrol, doğal gaz ve değerli madenlerin çatışmaların hem nedeni hem de aracı haline geldiğini belirten Bahçeli, herkesi sağduyuya davet etti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesindeki cepheleşmelere benzer bir tablo oluştuğunu savunan Bahçeli, Venezuela’daki gelişmelerin yalnızca bir “test” olduğunu söyledi.

MHP Adana İl Başkanlığı, tüm kadrosuyla Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti Haber

MHP Adana İl Başkanlığı, tüm kadrosuyla Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanlığı, 2026 yılının ilk grup toplantısı için büyük bir katılım gösterdi. MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı koordinasyonunda teşkilat ve bağlı kurumların başkan ve yöneticilerinden oluşan 216 kişilik heyet, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin önemli mesajlar verdiği Meclis Grup Toplantısı’na katıldı. Toplantının ardından Bahçeli, Adana heyetini kabul ederek samimi bir sohbet gerçekleştirdi. DEVLET BAHÇELİ’YE “ŞİFA DUASI” YAZILI TABLO TAKDİM EDİLDİ MHP Lideri Devlet Bahçeli, toplantının bitiminden sonra MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, Milletvekilleri Muharrem Varlı, Ayşe Sibel Ersoy, MYK Üyesi Yeşim Akkaş, Ülkü Ocakları İl Başkanı Cem Tutsoy, Türkiye Kamu-Sen İl Başkanı Durdu Mehmet Girgeç’i kabul etti. Bahçeli’ye, mensubu olduğu Fettahoğulları Ailesi’nin kadim mührünün işlendiği özel çalışma ve “Şifa duası” yazılı tablo takdim edildi. MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, Ülkü Ocakları İl Başkanı Cem Tutsoy ve Ocak İl Divan Kurulu, İlçe Başkanları ve yöneticileriyle birlikte Ülkücü Hareketin Kurucu Lideri Başbuğ Alparslan Türkeş’i de anıt mezarında ziyaret ederek duada bulundular. “BAŞBUĞ’UN İZİNDE, BİLGE LİDER’İN EMRİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ” MHP İl Başkanı Yusuf Kanlı, Ankara programının ardından yaptığı açıklamada, “Adana kadroları olarak gerçekleştirdiğimiz Ankara ziyaretimiz oldukça verimli geçti. Saygıdeğer Liderimizin ülkemize ve dünya kamuoyuna verdiği önemli mesajlarına tanıklık etmenin gururunu yaşadık. Nazik kabulleriyle, sıcak sohbetleri ve değerli ilgileriyle bizleri ayrıca onurlandırdılar. Zatıâlilerine bu vesileyle şükranlarımızı sunuyoruz. Adana olarak Başbuğ’umuzun izinde, Bilge Lider’imizin emrinde omuz omuza yürümeye ve çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bahçeli: SDG/YPG İsrail’in aparatı olmaktan vazgeçmeli Haber

Bahçeli: SDG/YPG İsrail’in aparatı olmaktan vazgeçmeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yıl dolayısıyla mesaj yayımladı. Bahçeli mesajında Suriye’de süregelen belirsizliğin ortadan kaldırılmasının, toplumsal uyumun sağlanmasının ve kalıcı barış ile istikrarın tesis edilmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı. SDG/YPG’nin, İsrail’in yönlendirdiği ve dış güçlerce kullanılan bir aparat olmayı sürdürmek yerine, Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde ülkenin meşru bir unsuru haline gelmesinin herkesin çıkarına olacağını ifade etti. Aksi yönde atılacak adımların ise Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğini hedef alan tehlikeli sonuçlar doğuracağını, bu tür girişimlerin arkasındaki aktörler için ağır bedelleri olacağını dile getirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Nice zorluk ve ağır sınamaların yaşandığı, bunun yanında günbegün tahkim edilen huzur ve umut havasıyla sistematik bir plan dahilinde tedavüle sokulan karanlık hesap ve heveslerin karşılıklı olarak mevzilendiği çalkantılı bir yılı geride bırakıyoruz. Bölgesel ve küresel krizlerin yaygınlaşan ve yoğunlaşan anaforunda insanlığın müşterek değer ve mirasının gittikçe kaybolduğuna teessür ve teessüfle şahit oluyoruz. Dünya’nın nevzuhur ve nevrotik bir Ortaçağ mantığının çekim alanına kapıldığını da açıkça görüyor ve değerlendiriyoruz. Elbette iyimserliğimizi muhafaza etmekle birlikte her zahirden ve zaviyeden temkin ve tedbirin elden bırakılmamasını mühim ve müteyakkız bir irade önceliği olarak kabulleniyoruz. 2025 yılı, dünya çapında hem ilklerin tecellisine hem de ilkelliklerin tezahürüne sahne olan 365 günlük bir serüvenin seyir defteridir. Genelleşen çatışma ve cepheleşmeler mucibince huzursuzluğun dibine çakılan, kimi zaman ufuk çizgisini kaybeden beşeriyet gemisi kapsamlı ve kaotik bir belirsizliğin acımasız pençesindedir. Çözülen Neoliberalizm’e eşanlı olarak çatallaşıp çarpıklaşan, müteakiben çürüyüp kokma safhasına geçen Kapitalizm yeni bir uluslararası düzen ve mimarinin doğumunu biteviye geciktirmekte, hatta engellemektedir. Manevi ve moral değerlerin aşınıp zora ve şiddete dayalı paylaşım mücadelelerinin artmasıyla insanlığın anlam ve değer bunalımına düşmesi neredeyse eşzamanlı olarak zuhur etmektedir. Gazze’de süregelen insani felaketlerin soysuz müsebbibi, savaş ve soykırım suçlusu Siyonist terör zihniyetinin sarıldığı Emperyalizmin kundağında daha da azgınlaşması sadece Ortadoğu için değil dünyanın tamamı için sivri ve ileri bir tehdittir. Vicdanın dijitale yüklenmesiyle, küresel vicdan ve merhamet kaynağının kuraklaşması müteessiren söylemeliyim ki, aynı zamana ve döneme isabet etmektedir. Dijitalden vicdan beklemek ne kadar sarsıcı ve sancılı bir durumun özeti olsa da insan ve insanlık vicdanının feraset ve fonksiyonelliğini hala koruduğuna inanmak ve bu inancı müdafaa etmek herkesin, hepimizin ortak mükellefiyetidir. Mazlumların göz pınarlarından süzülen yaşlar, suçsuz ve günahsız masumların vücutlarından akan kanlar, emzikli ve ağzı süt kokan bebeklerden alınan canlar yeryüzü trajedisi olarak karşımızdadır. Bu trajedinin gösterim sahnesi devamlı yaygınlaşmaktadır. 2023 yılından buyana Sudan’ı sarıp sarmalayan vahşetle, yine aynı tarihten beri Gazze’de çıta yükselten soykırım vandallığı ardışık ve çoklu şiddet vektörünün farklı coğrafyalarda birbirini nasıl tamamladığına kanıt ve karine teşkil etmektedir. Fiilen üçe bölünen Yemen’le birlikte Somali’nin içine çekilmek istendiği parçalanma girdabı Ortadoğu ve Afrika’nın Siyonist-Emperyalist türbülansın tesirine kapıldığını da acıklı olarak göstermektedir. Nitekim Somali’nin kuzeybatısında bulunan ve Aden Körfezi’nin güney kıyıları boyunca uzanan Somaliland üzerinde kurulan tezgah, haydut ve hayasız devlet organizasyonu İsrail’in muhasım ve mütecaviz dayatmaları, Somaliland’ı sözde tanıma hamlesi oynanan oyunların nerelere kadar uzandığını aleni olarak belgelemektedir. Somali’nin egemen varlığı, siyasi ve toprak bütünlüğü asla tesadüflerin akış demetine teslim edilmemeli, Türkiye olarak her zaman bu dost ve kardeş ülkenin destekçisi olunmalıdır. Kızışan vekalet savaşları, Gazze’li çocukların parklarda koşup oynaması gerekirken kefenlenip mezara yatırılması bir parça Allah korkusu, biraz insan sevgisi, bir nebze de vicdan kırıntısına haiz olmalarını temenni ettiğim Körfez ülkeleriyle diğer İslam toplumlarının gafletten, dalaletten, dünyevi haz ve hırslardan irkilerek uyanması çağrım ve niyazımdır. Külü savurup ateşi körükleyenler, kızgın maşayı taşeronların eline tutuşturanlar, karda yürüyüp izini belli etmeyenler, Siyonist-Emperyalist tuzağa gönüllü olarak takılanlar, insani ve İslami değerler açısından iki dünyalarını da etkileyecek bir imtihan içindedir. Bu hususta 2026 yılının mübarek ve müessir bir milat olması yegane dileğimdir. Mücavir bölgelerde bulunan ülkelerin istikrarı, devlet ve toplum dengesi Türkiye’mizin hayrına ve çıkarınadır. Çevremizde ateşle ve savaşla ihata edilen fırtınalı bir kuşağın sertleşmesine değil, barış ve huzurla pekişmiş, kaynaşma ve kucaklaşmayla bezenmiş kalıcı yumuşama ve dostane ilişkilerin hakimiyetine ihtiyaç çok fazladır. Bu kapsamda özellikle Suriye’de belirsizliğin koyu sisinin dağıtılarak iç uyum, barış ve istikrarın kökleşmesi hayat memat konusudur. SDG/YPG’nin İsrail’in tetikçisi, uzaktan kumanda edilen, yemlenip imkansız hayallere itilen kuklası olmak yerine Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı’na müzahir bir parçası olması herkesin ortak menfaatinedir. Aksi halde Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik damarını tarumar edecek her münafık mülahaza ve müzmin hazırlığın sonu fail ve figüranları için vahim olacaktır. 2025 yılının en önemli gelişmesi hiç kuşkusuz “Terörsüz Türkiye” hedefinin kuvveden fiile geçmesi; soyut, sözde, ayakları yere basmayan düşünce israfı yerine somut adımların birer birer gerçekleşmesidir. “Terörsüz Türkiye” seferberliğinden ürken ve korkuya kapılan muhasım ülkelerin istihbarat aparatı ve cinayet makinesi olan DEAŞ terör örgütünün kanlı provokasyonları, uyuyan hain hücrelerin dürte dürte uyandırılması dikkatle takip edilmeli ve milli güvenliğimizin bütün koruma kalkanlarıyla mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Adı, kaynağı, gayesi, ürediği veya üretildiği bataklığı ne olursa olsun terör örgütlerine hayat ve varlık hakkı tanınmayacaktır. Tarihi bir beka meselesi olan bu azim ve kararlılık beyanının sonucu olarak terörizmin ve terör örgütlerinin aziz vatan topraklarında tutunmasına karşı olağanüstü ve acımasız bir eylem planlaması inanıyorum ki yapılacak ve sahaya sürülecektir. Bilhassa Türkiye’ye karşı tertip edilen, meselenin can sıkan yönü olarak da sürdürülebilir şekilde ilerletildiği anlaşılan psikolojik ve stratejik harbin iç yüzünü çok boyutlu okumak, hayatın her alanına sıçrama ve sirayet etme ihtimali bulunan örtülü operasyonlarla istihbarat saldırılarına teyakkuz halinde mukabele etmek mutlak bir mecburiyettir. Gözden Kaçmasın Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yeni yıl mesajı: Ekonomide olumlu sonuçları görüyoruzHaberi görüntüle Balıkesir, Çankırı ve Kocaali’nde düşen/düşürülen insansız hava araçları, Libya Genelkurmay Başkanı’nı ve Libya heyetini taşıyan özel jetin düşüşü akıllara çok soru getirmektedir. “Terörsüz Türkiye” menziline yaklaştıkça tahrik ve tahribat arayışlarının da artması beklenmelidir. Bu itibarla milli birlik ve kardeşliğimizin çok daha güçlenmesi, Türk ile Kürt arasına ekilmek istenen nifak tohumlarının sabır ve sebatla çürütülmesi ortak kaderimizin ortak kedere dönmemesi için adeta farz-ı kifaye mertebesinde bir ahlaki vazifedir. Muhalefetin sağduyulu ve sorumlu bir dil kullanması, Türkiye ve Türk milleti paydasında buluşup birleşmeleri milli kimliğimizin, milli geleceğimizin, demokrasi onurunun, tarihi müktesebatımızın ve kültürel zenginliğimizin yüklediği bir ödevdir. Bu ödevin ihmal ve inkarı halinde siyasal, toplumsal ve egemen varlık ekseninde zincirleme reaksiyonlar doğacaktır. Türk milletinin hassasiyetlerini kaşıyan, hukukun özü ve amacı olan adalet duygusunu tartışmaya açan, ahlaki ve manevi değerleri yıpratıp yıkıma uğratan gündemdeki soru ve sorunların 2026 yılında köklü çözüme kavuşturulması elzem ve ertelenemez bir hedef olmalıdır. Türkiye bahis çetelerinin, şike kumpasına bel bağlayan alçakların, ünlüsüyle ünsüzüyle uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımının altında kıvranacak, buna tahammül edecek, göz yumacak, duyarsız kalacak bir ülke değildir. Temiz insan, temiz toplum, temiz gelecek, temiz hayat milletimiz için var oluş meselesidir. Bu gayeyi perdelemeye veya pert hale getirmeye kim ya da kimler heves ediyorsa bedelini çok katı şekilde ve her yönden ödemelidir. Bohem ve buruşuk hayatların, ahlaksız ve edepsiz ilişki ağlarının, manevi erozyonların, akıl ve vicdan tutulmasının göstergesi olan pis, iğrenç ve kirli münasebetlerin 2026 yılında devasa ahlaki ve insani reformlarla aşılması ve ayıklanması Müslüman Türk milletinin arzusu ve şeref bahsiyle izah edilecek amacıdır. Eskilerin ifadesiyle, eshab-ı namus timsallerinin, yani namuslu insanların sesinin çıkamadığı, bunun yerine devrik, bitik ve yitik bir hayatın şımarık, medyatik, sonradan görme tiplerinin anıldığı ve öne çıkarıldığı bir ülke ve toplum düzeni şüphesiz sağlıklı değildir. Türkiye’nin son zamanlarda maruz kaldığı skandallardan 2026 yılında tamamıyla arınarak yeni yüzyıldaki varlığını daha kuvvetli izhar etmesi için Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın yanında her siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, üniversiteler, gönül ve bilim insanları müşterek bir sorumluluğun paydasında tek yürek olmalıdır. Türkiye hepimizindir, Türk milleti hepimizin göz bebeği ve istikbalin mimarıdır. Her insanımız değerli ve saygındır. Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine mugayir ve muhalif tavır, tutum ve davranışların iç enerjimizi tüketeceği, manevi cephemizde gedikler açacağı asla unutulmamalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz vatandaşlarımın, Türk-İslam aleminin, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan kardeşlerimizin ve dahi tüm insanlığın yeni yılını tebrik ediyor, en kalbi hürmet, muhabbet ve selamlarımı paylaşıyorum. 29 Aralık 2025 tarihinde Yalova’da DEAŞ’lı teröristlerin açtıkları ateş sonucu şehit düşen kahraman polislerimize, bilcümle şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum. Yine Yalova’daki saldırıda yaralanan kahraman evlatlarımıza sağlık, sıhhat ve afiyetler temenni ediyorum. Allah bizi korktuklarımızdan emin, umduklarımıza da nail eylesin diyorum. Yeni yıl hayırla gelsin, güzelliklerle geçsin, Türkiye’nin ve Türk milletinin şahlanıp prangalarından tam olarak kurtuluşuna inşallah vesile olsun."

Devlet Bahçeli’den Yalova’daki DEAŞ saldırısına sert tepki: “Terörsüz Türkiye kararlılığımız sarsılamaz” Haber

Devlet Bahçeli’den Yalova’daki DEAŞ saldırısına sert tepki: “Terörsüz Türkiye kararlılığımız sarsılamaz”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yalova’da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yaşanan çatışma ve verilen şehitler sonrası sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yaptı. Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinden geri adım atılmayacağını vurguladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yalova’da DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyon sırasında 3 polis memurunun şehit olması, 8 polis ile 1 bekçinin yaralanmasına ilişkin sert ifadeler içeren bir açıklama yaptı. Bahçeli, saldırıyı “Siyonist-Emperyalist alçaklığın maşa örgütü olan DEAŞ’ın yeni bir kanlı provokasyonu” olarak değerlendirdi. Bahçeli'nin açıklaması şöyle; ''Terörsüz Türkiye” hedefiyle birlikte iç barış, güvenlik ve huzur ortamının güçlendiği bir dönemde, Siyonist-Emperyalist alçaklığın maşa örgütü, insanlığın ortak düşmanı DEAŞ terör örgütünün yeni bir kanlı provokasyonu bu sabah saatlerinde Yalova’da sahnelenmiştir. DEAŞ’lı teröristlere yapılan operasyon sırasında üzülerek ifade ediyorum ki, üç kahraman polis memurumuz şehit düşmüş, sekiz polis memurumuzla beraber bir bekçimiz de yaralanmıştır. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet; muhterem ailelerine, Emniyet Teşkilatımıza, milletimize ve ülkemize sabırlar ve başsağlığı diliyorum. Yaralanan kahramanlarımıza sağlık, sıhhat ve acil şifalar niyaz ediyorum. Hiçbir iç ve dış mahreçli saldırı, suikast veya sabotaj haklı davamızdan, “Terörsüz Türkiye” kararlığımızdan geri döndüremeyecektir. Özellikle kiralık katil olarak sahaya sürülen DEAŞ terör örgütünün malumu olduğumuz husumet cephesi tarafından üzerimize salınması ülkemizi ve milletimizi yıldıramayacak, milli azim ve duruşumuzu sarsamayacaktır. “Terörsüz Türkiye” hedefinin ne kadar isabetli ve tarihi bir politik tasavvur olduğu daha iyi anlaşılmıştır. DEAŞ’ın uyuyan ya da uyanık, atıl ya da hareketli terörist hücrelerinin temizlenmesi hususunda tavizsiz mücadele sürdürülecek, bu aziz vatanda hiçbir teröriste, hiçbir hain ve düşman emeline müsaade edilmeyecektir Milletimiz müsterih olsun, terör musibetinin kökü her cihetten kazınacaktır.''

Bahçeli: Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum Haber

Bahçeli: Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 6 Şubat depremlerinin en ağır hasarı verdiği Hatay'ın Antakya ilçesinde düzenlenen dev teslim törenine katıldı. 95 bin deprem konutu ve 9 bin 501 iş yerinin anahtar tesliminin yapıldığı, aynı zamanda 455 bininci afet konutunun teslim edildiği törende Devlet Bahçeli, Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa hitap etti. MEHMET AKİF'İN DİZELERİYLE SESLENDİ Konuşmasında Türk milletinin felaketler karşısındaki metanetine vurgu yapan Bahçeli, asrın felaketinin ardından yürütülen inşa çalışmalarını anlatmak için İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un Süleymaniye ile ilgili meşhur dizelerine atıfta bulundu. Bahçeli, şu dizeleri okudu: "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, bir Sinan, bir de Süleyman gerek." "GÜNÜMÜZÜN SİNAN'I MURAT KURUM'DUR" Bu dizelerin ardından tarihi bir benzetme yapan MHP Lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum için şu ifadeleri kullandı: "Hamd olsun Türk milletinde ne Süleyman biter ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Günümüzün Sinan’ı Murat Kurum beydir." "İSTİSMAR ŞANTİYESİ KURANLAR KAYBETTİ" Konuşmasında deprem üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışanları da sert bir dille eleştiren Bahçeli, devlet ile millet arasına nifak sokulmaya çalışıldığını ancak bunun başarılamadığını belirtti. Bahçeli, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Felaketleri geçim kapısı haline getirmek için el ovuşturanlar sonuçta ve sonunda mutlaka kaybetmiştir. Acılarımızın ve anılarımızın üzerinde istismar şantiyesi kurmak için devreye girenler en derin hayal kırıklığına uğramışlardır. Yapmak yerine yıkmanın, doğru ve dürüst olmak yerine yalan söyleminin peşine düşenler milletin safında değil, zilletin yanında olduklarını asla gizleyememişledir." "ASRIN İNŞA FAALİYETİ ORTADA" 6 Şubat felaketinden çıkar elde etmek isteyen, devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak için ayak oyunlarına başvuranlara karşı vicdanların sessiz kalmadığını vurgulayan Bahçeli, "İftira ve saptırmaların çürütülme ispatı, asrın inşa ve ihya faaliyetlerinin muhteşem belgesi ortadadır" diye konuştu.

Devlet Bahçeli: Türkiye-Libya ilişkilerinde uçak kazası hem düşündürücü hem üzücü Haber

Devlet Bahçeli: Türkiye-Libya ilişkilerinde uçak kazası hem düşündürücü hem üzücü

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye-Libya arasındaki samimi ve yakın diyalogların arttığı, karşılıklı hak ve çıkarların eşgüdüm halinde müdafaa edildiği bir dönemde vaki uçak kazası hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücüdür" dedi. MHP lideri Bahçeli, dün akşam Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan Trablus'a uçuş sırasında arızalanarak düşen jet ile ilgili sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Türkiye-Libya arasındaki samimi ve yakın diyalogların arttığı bir dönemde gerçekleşen uçak kazasının hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücü olduğunu belirtti. Bahçeli, paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Resmi bir ziyaret maksadıyla Türkiye'ye gelen, aralarında Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al-Haddad ile Kara Kuvveleri Komutanı Korgeneral Alfitory Jribil'in de yer aldığı beş kişiden müteşekkil Libya Heyeti'nin dönüş yolculuğu maalesef faciayla sonlanmıştır. Dün akşam saatlerinde Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan Libya'nın başkenti Trablus'a gitmek üzere havalanan Falcon 50 tipi özel jet Haymana civarında düşmüştür. Bu elim ve feci olayda Libya Heyeti'nin yanı sıra üç kişiden oluşan mürettebat da hayatını kaybetmiştir. Türkiye-Libya arasındaki samimi ve yakın diyalogların arttığı, karşılıklı hak ve çıkarların eşgüdüm halinde müdafaa edildiği bir dönemde vaki uçak kazası hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücüdür. Tarihi, siyasi, ekonomik ve köklü ilişkilerimiz olan Libya'nın acısı elbette Türkiye'nin de acısıdır. Bu münasebetle dost ve kardeş ülke Libya'ya taziyelerimizi iletiyor, hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz ediyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.