#Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu

İLKHABER-Gazetesi - Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakanı Bolat: Türkiye'den Çin'e 175 milyon dolar, Çin'den de Türkiye'ye 3,2 milyar dolarlık bir yatırım hacmi söz konusu Haber

Bakanı Bolat: Türkiye'den Çin'e 175 milyon dolar, Çin'den de Türkiye'ye 3,2 milyar dolarlık bir yatırım hacmi söz konusu

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ile Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) tarafından İstanbul'da bir otelde düzenlenen 3. Türkiye-Çin İş Konferansı, Bakan Bolat'ın katılımıyla gerçekleştirildi. 4. Çin Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarı'nın tanıtıldığı konferansta, "DEİK ile CCPIT", "TÜSİAD ile CCPIT" ve China International Expo Center (CIEC) ve ATA Holding arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Bakan Bolat, burada yaptığı konuşmada, Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin 55. yılının kutlandığını anımsatarak, etkinliğin ve 4. Çin Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarı tanıtımının gerçekleştirilmesinin iki ülke ilişkilerine büyük katkı yapacağını bildirdi. Konferanstan önce Çin heyetiyle görüşmelerinde Türkiye ve Çin ekonomik ilişkilerini her alanda geliştirme noktasındaki konuları ele aldıklarını aktaran Bolat, karşılıklı yapılacak hususları ve beklentileri konuşarak samimi yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bolat, dünya ekonomisi ve dünya ticaretinin çetin bir dönemden geçmekte olduğuna dikkati çekerek, "Geçen yıl, dünyada siyasi, askeri, ekonomi, parasal ve ticaret sistemleri açısından ciddi sarsıntıların yaşandığı bir yıl oldu. Dünya ekonomisinin motoru olan küresel ticaretin karşılaştığı güçlükler herkesin malumu." diye konuştu. "DÜNYA HALKLARININ EKONOMİK REFAHLARININ ARTMASI NOKTASINDA TİCARETE İHTİYACIMIZ VAR" Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre geçen yıl dünya ekonomisinin yüzde 3,2 büyüdüğünü vurgulayan Ömer Bolat, bu yıl için de yüzde 3,1 büyüme tahmininin olduğunu kaydetti. Bolat, dünya ticareti için geçen yıl yüzde 2,5'lik bir büyüme karşısında bu yıl için yüzde 0,6'lık cılız bir artış tahminlerinin olduğunu belirterek, "Ümit ediyoruz ki önümüzdeki aylardaki gerçekleşmeler ve tahminler bu oranın üstünde olur. Dünya halklarının ekonomik refahlarının artması noktasında ticarete ihtiyacımız var." değerlendirmesinde bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Ajansı (UNCTAD) verilerine göre küresel doğrudan yatırımların 2024-2025 yıllarında 1,5 trilyon dolar civarında olduğunu anımsatan Bolat, "Tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor. Maliyetler ve riskler artıyor. Öngörülebilirlik noktasında da ciddi bir geriye gidiş var. Bizlerin görevleri de bu anlamda öngörülebilir, düzenli işleyen bir küresel ticaret sistemini ortaya koymak." açıklamasını yaptı. "TÜRKİYE-ÇİN TOPLAM TİCARETİNİN GEÇEN YIL 53 MİLYAR DOLAR OLARAK GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ" Bakan Bolat, Türkiye ekonomisinin tarihinde ilk defa geçen yıl 1,5 trilyon dolarlık milli gelire ulaştığını ifade ederek, kişi başına milli gelirin de yaklaşık 18 bin doları aşmakta olduğuna dikkati çekti. Toplam mal ve hizmet ihracatında 397 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşıldığını hatırlatan Bolat, "Türkiye-Çin toplam ticaretinin geçen yıl 53 milyar dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Burada özellikle dış ticaretimizde, Çin lehine olan büyük fazla noktasında Çinli ortaklarımıza da bu açığın kapatılması konusundaki tekliflerimizi yapmış bulunuyoruz." dedi. Bolat, Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret açığını kapatma noktasında yapısal bir dönüşüm önerdiklerini dile getirerek, "Bu noktada samimi görüşmelerimiz devam ediyor. Amacımız, ticareti daraltmak değil, tam tersine Türkiye'nin de Çin pazarında daha fazla görünür olması, payının artması, ürün çeşitliliğinin sağlanması, katma değeri yüksek ürünlerle, kazan kazan ilkesiyle dengeli bir ticaretin yapısal temellerini oluşturmaktır. Bu yıl ilk ayda Türkiye'den Çin'e ihracatın yüzde 32 artışla 335 milyon dolara yükselmesi, bu konuda attığımız adımlar noktasında bizleri ümitli kılmaktadır." şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'DE 1419 ÇİN FİRMASI FAALİYET GÖSTERİYOR" Gerek tek taraflı olarak gerekse ortak yatırımlarla Türkiye ile Çin arasında bazı fırsatlar olduğuna inandıklarını belirten Ömer Bolat, "Türkiye'den Çin'e yatırım konusunda yaklaşık 1465 Türk firması Çin'de iştigal ediyor." bilgisini verdi. Bolat, Türkiye'de 1419 Çin firmasının faaliyet gösterdiğini aktararak, "Yatırım miktarı olarak Türkiye'den Çin'e 175 milyon dolar, Çin'den de Türkiye'ye 3,2 milyar dolarlık bir yatırım hacmi söz konusu." ifadesini kullandı. Finans, enerji, hizmetler ve ulaştırma ile telekomünikasyon alanında önemli Çin yatırımlarının bulunduğuna işaret eden Bolat, Çin'in toplamda dünyaya 3,1 trilyon dolarlık doğrudan yatırım hacminin olduğunu, buna bağlı olarak Türkiye'deki yatırımlarının da çok daha fazla olabileceğini söyledi. "GEÇEN YIL 425 BİN ÇİN VATANDAŞI TÜRKİYE'Yİ ZİYARET ETTİ" Tedarik zinciri noktasında Türkiye ve Çin sanayileri arasında güçlü işbirlikleri ve ortaklıklar için fırsatlar olduğuna değinen Bolat, "CCPIT, bu anlamda Çin iş dünyasının öncü üs kuruluşu anlamında, bu konuda işbirliklerini teşvik edeceklerine yürekten inanıyorum." dedi. Bolat, ulaşım ve bağlantısallık anlamında Kuşak ve Yol Projesi'nin önemli bir işbirliği alanı olarak hızla geliştiğine dikkati çekerek, Türkiye'nin turizm alanında Çin'den beklentisinin büyük olduğunu kaydetti. Geçen yıl 425 bin Çin vatandaşının Türkiye'yi ziyaret ettiğini aktaran Bolat, "Bu, Çin'in yıllık toplam dünyaya gönderdiği toplam turist sayısının sadece yüzde 1'i. Çin turist kitlesinin de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiye katkılar yapacağını ve Çinli turistlerin Türkiye'mizi tanımak konusunda memnuniyet duyacaklarını ifade etmek istiyoruz. Hava yolu bağlantıları, uçuş frekans sayılarının artırılması konusunda iki ülke arasında yapıcı bir işbirliği var." diye konuştu. Ticaret Bakanı Bolat, sözlerini şöyle tamamladı: "Önümüzdeki süreçte Türkiye'de daha fazla Çinli turistleri görebileceğiz. Türkiye'den de Çin'e yolcu akını olabiliyor. Transit uçuşlar anlamında da potansiyel büyük. Türkiye, Çinli turist sayısının artması için 2 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirdi. Biz benzeri bir kolaylığın da Türk iş dünyasına vize alanında gösterilmesini Çinli ortaklarımızdan hassasiyetle bekliyoruz." 3. TÜRKİYE-ÇİN İŞ KONFERANSI GERÇEKLEŞTİRİLDİ Türkiye-Çin İş Konferansı'nın üçüncüsü Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) tarafından düzenlenen 3. Türkiye-Çin İş Konferansı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, DEİK Başkanı Nail Olpak, TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, CCPIT Başkanı Ren Hongbin ve çalışma gruplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Konferansın açılışında konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, etkinliği 3 kurumla birlikte gerçekleştirdiklerini belirterek, süreci ilk olarak Temmuz 2023'te başlattıklarını söyledi. DEİK'in 41 yıldır 153 ülkede faaliyet gösterdiğini ve ticari diplomasiyle çalıştıklarını ifade eden Olpak, Türkiye-Çin İş Konseyi'nin 1992'den bu yana devam ettiğini ve CCPIT ile birlikte çalışmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti. Olpak, DEİK'in dünya ekonomisinde ve ikili ticarette ağırlığı bulunan 33 ülkeyi odak nokta olarak belirlediğini aktararak, "Bunlardan birisi de Çin. Ülke olarak ilişkilerimizin başlangıcında değiliz. Uzun yıllara dayalı köklü bir işbirliğimiz var. İkili ticaretimiz açısından bazı zorluklarımız var. Türk ve Çin iş dünyası temsilcileri olarak hem ticaretimizi hem de yatırım ilişkilerimizi dengeli bir noktaya getirmenin sorumluluğunun bizlerde olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı. Dünyanın daha korumacı bir dünya ticaretine doğru ilerlediğini belirten Olpak, belirsizliğin ve öngörülemezliğin yeni normal olmaya başladığını vurgulayarak, bu günlerde hem güvenilir hem de uzun vadeli işbirliklerinin öneminin çok daha ön plana çıktığını söyledi. İş insanları olarak kısa vadeli kazançları değil, uzun vadeli iş birliklerini hedeflediklerini dile getiren Olpak, "Çin'in özellikle yüksek teknoloji alanındaki yatırımları bu anlamda bir dengeleme unsuru olabilir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yüksek teknoloji ürün yatırımlarını destekleyen HIT-30 programı var. Biz de bu programın tanıtılmasında CCPIT ve TÜSİAD ile birlikte rol oynayabiliriz diye düşünüyorum. İkili ilişkilerin geliştirilmesinde yan unsur gibi görülse de turizm önemli bir unsur." diye konuştu. "(KUŞAK VE YOL PROJESİ) STRATEJİYLE YAKLAŞMAMIZ GEREK" DEİK Başkanı Olpak, Kuşak ve Yol Projesi'nin önemine dikkati çekerek, "Çin, Kuşak ve Yol Projesi'ni başta Avrupa olmak üzere diğer pazarlara hızlı erişim olarak değerlendiriyor. Projeyi hem içinde fırsatlar barındıran hem de olası farklı yansımaları sebebiyle iyi değerlendirmemiz ve herkesin kazanacağı bir stratejiyle yaklaşmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum." ifadelerine yer verdi. Hem Çin hem de Türkiye'nin üçüncü ülkelerde projeleri ve yatırımları olduğunu belireten Olpak, bu ülkelerde doğal olarak bir rekabet içinde olunduğunu kaydetti. Olpak, Çin Eximbank'ın Başkan Yardımcısının da toplantıda olduğunu, bu ziyaretin ise iş birliklerin artabileceğinin bir göstergesi olduğunu söyledi. "TÜRKİYE VE ÇİN, GÜÇLÜ ÜRETİM KAPASİTELERİNE VE BÜYÜK PAZARLARA SAHİP" TÜSİAD Başkanı Ozan Diren de konferans serisini, iki ülke arasındaki uzun soluklu ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayan çok kıymetli bir platform olarak değerlendirdiklerini söyledi. Küresel ekonominin, ticaret ve yatırım kararlarının giderek daha fazla jeopolitik gelişmeler, tedarik zinciri güvenliği ve teknoloji ekseninde şekillendiği kritik bir dönemden geçtiğini belirten Diren, "Bu çerçevede, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, rekabetçiliği ve değer zincirlerinin dayanıklılığını güçlendiren çok boyutlu iş birliği modellerinin geliştirilmesini gerektiriyor." ifadelerini kullandı. Diren, Çin’in son yıllarda teknoloji, inovasyon ve sanayi politikaları alanında dikkati çekici bir ilerleme kaydederek, küresel değer zincirlerinde üstlendiği rolü daha da güçlendirdiğini dile getirdi. Söz konusu dönüşümün Türkiye’nin esnek üretim kapasitesi, Avrupa ile entegrasyonu ve bölgesel bağlantısallığı ile birlikte düşünüldüğünde, iki ekonomi arasında daha dengeli ve stratejik ortaklıklar için güçlü bir zemin sunduğunu kaydeden Diren, "Türkiye’nin yakın coğrafyalara üretim ve tedarik açısından sunduğu avantajlar ile farklı ekonomik havzalar arasında kurabildiği bağlantılar, bu iş birliklerini hem bölgesel hem de küresel ölçekte stratejik açıdan önemli kılmaktadır." açıklamasında bulundu. Diren, Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğine inandıklarını belirterek, Türkiye ve Çin'in, güçlü üretim kapasitelerine ve büyük pazarlara sahip iki önemli ekonomi olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin önemini vurgulayan Diren, şunları kaydetti: "İlişkilerimizin hacmi son yıllarda artarken, Çin’in 15. Beş Yıllık Planı kapsamındaki yüksek kaliteli ve inovasyon odaklı büyüme yaklaşımıyla uyumlu yeni iş birliği alanları, ilişkilerimize önemli bir derinlik kazandırabilir. Çin, uzun yıllardır TÜSİAD’ın çalışmalar yaptığı öncelikli ülkeleri arasında. 2007'de Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) ile imzaladığımız işbirliği anlaşması çerçevesinde güçlü kurumsal ilişkilerimiz mevcut. Bugün yenileyeceğimiz işbirliği anlaşmasının da ilişkilerimizi daha da öteye taşıyacağına inanıyoruz." "İKİLİ İLİŞKİLER YALNIZCA DIŞ TİCARET DENGESİ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMEMELİ" TÜSİAD Başkanı Diren, Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir perspektifle ilerlemesini önemsediklerini dile getirerek, "İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği, ticaret hacminin ötesine geçerek, üretim, teknoloji ve yatırımların karşılıklı ve tamamlayıcı bir anlayışla yeniden ele alınmasına bağlıdır. İkili ilişkiler yalnızca dış ticaret dengesi üzerinden değerlendirilmemeli." ifadelerini kullandı. Orta Koridor’un, ticaretin kolaylaştırılması, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve Avrupa-Asya bağlantısının güçlendirilmesi açısından sunduğu potansiyele dikkati çeken Diren, bu durumun iş dünyaları için somut fırsatlar oluşturacaklarına inandıklarını, bu nedenle, Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor Girişimi’nin uyumlaştırılmasına yönelik proje ve iş birliklerini çok değerli bulduklarını belirtti. "ÜLKELER KAPALI VE YALNIZ DURUMA GERİ DÖNEMEZLER" Çin Halk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de Türkiye ile Çin arasındaki ekonomi ve ticaret ilişkisini geliştirmek üzere fikir alışverişinde bulunmak için etkinliğin önem arz ettiğini ifade etti. Xuebin, günümüzde tek taraflı ticari korumacılığın devam ettiğine işaret ederek, "Tarife savaşları, ticaret savaşları ciddi manada dünya ekonomi düzenini bozmaktadır. Fakat küreselleşme bu çağın trendidir. Ülkeler kapalı ve yalnız duruma geri dönemezler." değerlendirmesinde bulundu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in küresel kalkınma, küresel güven, küresel medeniyet ve küresel yönetişim inisiyatifini anımsatan Xuebin, "Daha açık, kapsayıcı, eşit, dengeli ve kazan-kazan yolunun gelişmesi için fikir sunmuştur. Türk tarafının istatistiğine göre Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı konumundadır. Türkiye'deki Çin şirketleri ise aktif bir şekilde Türkiye'nin ekonomi ve toplumsal kalkınmasına katkı sağlıyor. İstihdam ve vergi katkısında bulunuyor." diye konuştu. "TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİNE BÜYÜK ÖNEM VERMEKTEYİZ" Çin İhracat-İthalat Bankası Başkan Yardımcısı Wang Kang da Türkiye'nin Çin'in Batı Asya'daki dördüncü büyük ticaret ortağı, ihracat pazarı açısından da üçüncü olduğunu belirterek, Çin'in ise Türkiye'nin ikinci büyük ticaret ortağı iken ithalat açısından birinci büyük kaynağı olduğunu söyledi. Kang, Türkiye'nin Çin'in Batı Asya'daki ilk 5 en büyük yatırım destinasyonu arasında bulunduğuna işaret ederek, "Yurt dışına yatırım ve kalkınmayı desteklemek rolü olan bir banka olarak biz Türkiye ile işbirliğine büyük önem vermekteyiz." dedi. Türkiye'de önemli alanlara odaklanacaklarını kaydeden Kang, "Yeni teknoloji, reform ve dönüşüm hızlıca ilerlemektedir. Türkiye'nin kalkınmasıyla ilgili önemli sektörel gelişmelerle birlikte Türkiye'ye ticaret yatırımını artıracağız. Altyapı, bağlantılık, enerji alanındaki desteklerimiz artacak. Aynı zamanda yeni itici gücü geliştireceğiz. Dijital ekonomi, yenilenebilir enerji, yapay zeka, biyolojik tıp gibi gelişen alanlarda da sizin dönüşünüzü destekleyeceğiz." şeklinde konuştu. "BAZI TÜRK ÜRÜNLERİ ÇİN'DEKİ E-TİCARET PLATFORMLARINDA POPÜLER HALE GELDİ" Çin Uluslararası Ticaretin Geliştirilmesi Konseyi (CCPIT) Başkanı Ren Hongbin, 1996 yılında Çin'den ilk iş heyetinin Türkiye'yi ziyaret ettiğini ve çok iyi karşılandıklarını belirtti. CCPIT'nin Çin iş dünyası adına Türkiye'yi önemsediğine dikkati çeken Hongbin, "İnovasyon ve teknoloji odaklı karşılıklı yatırımlar için ticareti güçlendirebiliriz. Türk ürünleri Çin'de çok seviliyor. Bazı Türk ürünleri Çin'deki e-ticaret platformlarında popüler hale geldi. Daha fazla Türk ürünleriyle Çinli vatandaşlarımızı buluşturmalıyız. Örneğin kuruyemiş, zeytinyağı ve fındık ile ticari dengesizliği ortadan kaldırabiliriz."diye konuştu. 4. Çin Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarı'nın da tanıtıldığı konferansta, "DEİK ile CCPIT", "TÜSİAD ile CCPIT" ve China International Expo Center (CIEC) ve ATA Holding arasında işbirliği anlaşması imzalandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enflasyonu tek haneye indirmek asli önceliğimiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enflasyonu tek haneye indirmek asli önceliğimiz

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) 37'nci Seçimli Genel Kurulu Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Salonunda gerçekleştirildi. Düzenlenen ödül törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Yönetim Kurulu üyeleri, iş konseyi başkanları ile çok sayıda davetli katıldı. DEİK'in ticaret diplomasisinin çatı kuruluşu olmasının yanı sıra ülkenin iş dünyasının önde gelen aktörlerini aynı zeminde buluşturan temsil kabiliyeti en yüksek platform olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "DEİK, 152 iş konseyi ve 5 bin üyesi ile özel sektörümüzün dünyaya açılan penceresidir. DEİK'in bu kapsayıcılığı ve kuşatıcılığını ülkemiz adına önemli bir imkan, gerçekten büyük bir avantaj olarak görüyoruz. Resmi ziyaretler ve uluslararası toplantılar vesilesiyle nereye gitsek orada ticaret diplomasimizin bayraktarları siz kardeşlerimizin bir etkinliğine, iş forumuna veya farklı bir programına muhakkak rastlıyoruz. Güney Afrika'dan Malezya'ya, Türk cumhuriyetlerinden Amerika'ya yeryüzünün hemen her karışında DEİK'in gönül elçileriyle karşılaşıyoruz. Az önce DEİK Başkanımız Nail Bey kurulumuzun kapasitesini, gücünü, faaliyetlerini ve vizyonunu bizlere detaylıca anlattı. Türkiye ile dünyanın geri kalanı arasında kurduğu ticaret köprülerini, gönül köprüleriyle perçinleyen DEİK camiasıyla iftihar ediyoruz. Yılda 2 bin etkinliğin düzenlenmesi azımsanmayacak bir başarıdır. Bu etkinliklerin bazılarına ben de şahsen iştirak ettim. Ayrıca DEİK üyelerimizle farklı vesilelerle bir araya geldik. İstişarelerde bulunduk, sorunlarımıza ortak akılla çözüm yolları aradık. Türk ekonomisine ve dış ticaretine dair her konuda sizlerle yakın diyalog içinde olmanın gayretindeyiz" dedi. "İsrail üzerinde baskı kurmayı sürdüreceğiz" İsrail üzerindeki baskıyı sürdüreceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de 36 bin masumu şehit eden İsrail'i ateşkese zorlamak amacıyla aldığımız ticari işlemleri durdurma kararımızın sürecinde de iş dünyamızla iletişim kanallarımızı açık tutuyoruz. Netanyahu yönetimi Gazze'deki katliamlarına son verinceye kadar ticaret ve diplomasi alanında İsrail üzerinde baskı kurmayı sürdüreceğiz. DEİK ile önümüzdeki dönemde de meselelerimizi görüşmeye, konuşmaya, sıkıntılarınıza çare üretmeye devam edeceğiz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim. Türkiye için çalışan, ihraç eden, Türk ekonomisine güvenerek yatırımlarını artıran, Türkiye Yüzyılı'nın inşasına omuz veren herkesin yanındayız. Siyasi görüşlerimiz, düşünce dünyamız farklı olabilir. Hayata bakışımız, olaylara, sorunlara yaklaşımımız farklılık arz edebilir. Bunların tamamı Türkiye'nin büyüklüğünü, beşeri ve kültürel hazinesinin zenginliğini gösteren birer işarettir. Tüm farklılıklarımızı kucaklıyoruz. Herkesin fikrine, düşüncesine ve yapıcı eleştirisine saygıyla yaklaşıyoruz. Kalbi Türkiye için çarpan, Türkiye için hayal kuran, büyük ve güçlü Türkiye hayali ile heyecanlanan, Türkiye'nin müreffeh ve mutlu yarınları için ter döken herkesin başımızın üstünde yeri vardır" açıklamasında bulundu. "Taş üstüne taş koyan her insanımızla yol yürümekten şeref duyuyoruz" Türkiye Yüzyılı vizyonunun gerçeğe dönüşmesi için emek veren, taş üstüne taş koyan herkesle yol yürümekten şeref duyduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşimiz, gücümüzü dünyaya taşımaktır vizyonunun hakkını veren siz kardeşlerim, yol arkadaşlığından memnunuz bahtiyarız. Bugün bir kez daha altını çizerek vurgulamak isterim ki, siz çalıştığınız, ürettiğiniz, yatırım yaptığınız, ihraç ettiğiniz, Türk ekonomisine katkıda bulunmak istediğiniz müddetçe biz de sizlerin yanında olacağız. Tüm Kabine üyelerimiz dahil bizimle birlikte çalışan her bir arkadaşımızın kapısı DEİK üyelerine ve müteşebbislerimize açıktır. İş dünyamız söz konusu olunca açık söylüyorum hiçbir bahaneyi kabul etmiyoruz. Bu konuda herhangi bir yerde eksiklik, ihmal ve yanlış görürsek gerekeni yapmaktan asla ve asla imtina etmeyiz. Rabbim muhabbetimizi, dayanışmamızı ve yol arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum" dedi. Küresel ekonominin son 4-5 yıldır oldukça fırtınalı sularda seyrettiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Covid salgınının tetiklediği ekonomik sıkıntılar bölgemizdeki çatışmalarla birlikte daha da çetrefilleşti. Navlun fiyatlarından ticaret kısıtlamalarına, enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmadan diğer belirsizliklere birçok meydan okuma ile karşı karşıya kaldık. Türkiye tüm bu sınamalara ilave olarak büyük bir deprem felaketi yaşadı. 6 Şubat depremlerinde 53 binden fazla insanımız hayatını kaybetti. Toplam 11 ilimizin ve 14 milyon insanımızın olumsuz etkilendiği depremin ekonomimize maliyeti 104 milyar dolardır. Sadece konutlar yıkılmadı, üretim tesislerimiz zarar gördü. Ticarethaneler yıkıldı, işletmeler kapandı, şehirlerimizin alt yapısında ciddi tahribat oluştu. Deprem bölgesinde kullanılamaz hale gelen 850 bin bağımsız bölümün 170 bini iş yeridir. Avrupa'sı ve Amerika'sı dahil ne kadar gelişmiş olursa olsun hiçbir ekonomi böyle bir badireyi kolayca atlatamaz" diye konuştu. "İhracatımız 255 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı" Depremin yanı sıra son bir yılda üst üste üç seçim geçirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Seçim gündeminin bürokraside işleri yavaşlattığını, iş dünyasında yatırım planlarını ertelettiğini, ticari hayatta temkinliliği artırdığını, genel olarak ülke ekonomisini durağan hale getirdiğini hepimiz biliyoruz. Tüm bu olumsuzluklara rağmen ihracattan büyümeye, istihdamdan yatırımlara kadar hiçbir alanda hamdolsun hedeflerimizden kopmadık. Burada bazı rakamları paylaşmak istiyorum. Siz DEİK üyelerimizin de çabalarıyla ihracatımız 255 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Nisan ayı itibarıyla ise yıllık ihracat 257,6 milyar dolara ulaştı. 2024 yılının Ocak-Nisan döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,7 oranında artışla 82,9 milyar dolara yükseldi. 2002 yılında yüzde 0,55 olan toplam dünya ihracatı içindeki payımızı 2023 yılında yüzde 1,08'e çıkarttık. Geçen yıl mayıs ayında 57 milyar dolara ulaşan yıllık cari açık mart ayında 31,2 milyar dolara kadar geriledi. Altın ve enerji hariç cari denge ise yıllık 36,1 milyar dolar fazla verdi. Cari açıktaki iyileşmenin devam edeceğine inanıyorum. Büyüme tarafında da sonuçlar umut vericidir yüzde 4,5 oranı ile Avrupa'da birinci, OECD ülkelerinde ikinci, G20'de ise dördüncü sıradayız. Milli gelirimiz tarihte ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. 2024 Mart ayı işsizlik oranı yüzde 8,6'ya geriledi. Turizmden bilişime, sağlık turizminden lojistik ve müteahhitlik hizmetlerine pek çok başlıkta geçen seneyi güzel rakamlarla kapattık. Tüm dünya gibi bizim de ana sıkıntı kaynağımız olan enflasyon dışında hedeflerimizin de üstünde bir başarı sergiledik. Ekonomide yol haritamız Orta Vadeli Program ve 12'nci Kalkınma Planı'dır. Bölgemizdeki krizlere, mahalli idareler seçimlerine ve muhalefetin popülist söylemlerine rağmen yol haritamıza sadık kalıyoruz. Vatandaşlarımızın vaat yardımına tutulduğu 31 Mart öncesinde seçim ekonomisine tevessül etmedik" şeklinde konuştu. "Ekonomi programımızın olumlu neticelerini almaya başladık" Başkaları gibi kendi siyasi ikballeri uğruna ülkenin ve milletin geleceğini riske atmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Düne kadar seçim meydanlarına bol keseden vaat dağıtanlar görüyorsunuz bugün borç üstüne borç alıyor, zam üstüne zam yapıyorlar. Daha hısım akraba piyangosuna çevirdikleri atamaları saymıyorum bile. Çok kritik bir dönemeçte hükümetimizin nasıl tarihi bir karar verdiğini önümüzdeki yıllarda çok daha iyi anlayacağız. Ekonomi programımızın olumlu neticelerini almaya başladık. Geçen yıl mayıs ayında 97,1 milyar dolar olan brüt rezervlerimiz 42 milyar dolar artışla 140 milyar dolar seviyesine yükseldi. Swap hariç net uluslararası rezervlerde son 1,5 aydaki iyileşme 50,7 milyar dolar oldu" dedi. "Dezenflasyon dönemine gireceğiz" 1 Nisan sabahı için senaryo yazıldığını ve çizilen senaryoların hiçbirinin gerçekleşmediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlarsanız aralarında güya ekonomistlerin, gazetecilerin, siyasetçilerin, profesörlerin de olduğu bir kesim 31 Mart öncesinde bir furya başlatmıştı. Her seçim öncesi yaptıkları gibi yine döviz kuru üzerinden millete korku saldılar. '1 Nisan sabahı döviz kuru şöyle uçacak, böyle fırlayacak' diye akla ziyan bir sürü senaryo yazdılar. Hatta insanları dolar-avro satın almaları için ahlaksızca kışkırttılar. Peki, ne oldu? Çizdikleri karamsar senaryoların hiçbiri gerçekleşmedi. Türk ekonomisi rayında ilerlemeye devam etti. Ekonomi programımızın asli önceliği enflasyonu tek haneye indirmek suretiyle milletimizin refahını artırmaktır. Geçici rahatlama değil, enflasyonda kalıcı düşüş hedefliyoruz. Kararlıyız, sabırlıyız ve asla kolaycı çözümler peşinde değiliz. Aylık enflasyon hedeflerimiz doğrultusunda yavaşlamaya devam ediyor. Yıllık bazda ise enflasyonun mayıs ayında en yüksek seviyeye ulaşmasını ardından hızlı bir düşüşe geçmesini bekliyoruz. Böylece yılın ikinci yarısından itibaren dezenflasyon dönemine gireceğiz. Piyasa beklentileri de bizim öngörülerimizi güçlü bir şekilde destekliyor. Maliye politikası üzerinden ilave enflasyon baskısına izin vermeyeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Bu sancılı dönemi Türkiye ve Türk ekonomisi açısından inşallah tarihi bir sıçrama tahtasına dönüştüreceğiz" Ülkeye yönelik yatırımcı güveninin de her geçen gün arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uyguladığımız program sayesinde cari işlemler açığı düştü. Enflasyon beklentileri iyileşmeye başladı. Ülke risk primimiz salgın öncesi seviyelere geriledi. Yerli ve yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklara ilgisi arttı. Bankacılık sektörü ve reel sektörümüzün dış borç çevirme oranları gelişme gösterdi. Son 1 buçuk aylık dönemde gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı olurken Türkiye'ye sermaye girişleri ivme kazandı. Kredi derecelendirme kuruluşları teker teker not artırımına gidiyor. Çok taraflı kalkınma bankaları Türkiye portföylerini genişletiyor. Enerjide Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle kabuğumuzu kırmaya başladık. Turizmcilerimiz yeni rekorlar için hazırlıklarını yapıyor. 2028 yılına kadar olan 4 yıllık seçimsiz süreci, gereksiz tartışmalara sokmadan ilerleyeceğiz. Biraz sabır ve dirayetle çok daha güzel neticeler alacağız. Tüm dünyanın içinde olduğu bu sancılı dönemi Türkiye ve Türk ekonomisi açısından inşallah tarihi bir sıçrama tahtasına dönüştüreceğiz. Yeter ki felaket tüccarlarına kulak asmayalım. DEİK ailesi, Türkiye’nin ekonomide yazdığı başarı hikayesinde sizlerin önemli bir payı var. DEİK üyelerimizin emeği, çabası, girişimleri olmadan açık söylüyorum bunların hiçbirini yapamazdık. Bu ülkenin ve milletin potansiyeline inandınız. Bu mücadelenizde sizlere yardımcı olabilmek adına biz de sadece elimizi değil tüm gövdemizi taşın altına koyduk. İhracatın büyümeye katkısını arttırmak, dengeli, kaliteli ve sürdürebilir yüksek büyüme hedefine ulaşmak için gerekli adımları atıyoruz. Eximbank’ın sermayesini 21,9 milyar liradan 35,7 milyar liraya yükselterek güçlendirdik. 2023 yılında ihracatçılara 42 milyar dolar finansman desteği sağlayan Eximbank’ın bu yılki hedefi 50 milyar dolardır. Yüzde 50 kazanç istisnasını yüzde 80'e çıkardık. Geçen yıl Temmuz ayında ihracat bedellerini en az yüzde 40’ını merkez bankasına satılması kuralına ek olarak uygulanan yüzde 30’luk döviz satışı zorunluluğunu kaldırdık. Desteklerimiz ve reel sektörümüzün dinamizmi sayesinde kişi başı gelirimize oranla imalat sanayi katma değerinde önemli bir nokta ulaştık ancak burada artık daha yeni hamleler yapmamız gerektiğini görüyoruz. Üretimde avantajlarımızı koruyarak üst düzey ürünlere yönelmemiz zaruridir. Yeni bir sanayi politikasını devreye alıyoruz. Kamuda tasarruf paketiyle yaptığımız kesintileri önemli alanlara yönelteceğiz. Sanayide yapısal dönüşümü sağlamak için kritik sektörlerdeki teknoloji odaklı yatırımları kapsamlı teşvik programlarıyla destekliyoruz" açıklamasında bulundu. Yeşil ve dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmeyi önemsediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle yatırım taahhütlü avans kredileri programını yüksek teknolojili üretim veya üretime yönelik finansmana erişimi artırmak amacıyla yeniden yapılandırdık. Yeşil ve dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmeyi önemsiyoruz. Bunun için küresel atmosfer daha önce hiç olmadığı kadar müsaittir. Bizim için avantajlıdır. Asya'ya alternatif olacak üretim merkezi arayışlarında Türkiye'nin adı giderek daha fazla zikrediliyor. Daha fazla ön plana çıkıyor. Bu artan ilginin kalıcı yatırımlara tahvil edilmesi noktasında DEİK'in görev alması, geliştirdiği stratejilerle iş dünyasına yönlendirmesini bekliyoruz. DEİK mensupları şundan asla şüphe duymamalıdır. Siz hedeflerinize yürümeye devam ettiğiniz sürece biz de yelkenlerinizin ihtiyacı olan rüzgarın kesintisiz esmesi için gerekenleri yapacağız. Bölgedeki diğer ülkelere göre üstünlüklerimizi korumakta hatta ileriye taşımakta kararlı olduğumuzu özellikle bilmenizi isterim. Rekabetçiliği sadece döviz kuru üzerinden okuma yanlışına düşmeden bu konuda atılabilecek ilave adımlar noktasında sizlerle iş birliği içinde olmayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.

Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu'nda imzalanan anlaşmalar ekonomik ilişkilere yeni bir soluk getirdi Haber

Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu'nda imzalanan anlaşmalar ekonomik ilişkilere yeni bir soluk getirdi

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu, iki ülke arasında önemli mutabakat ve iş anlaşmalarına zemin hazırladı. Johnson Controls Arabia ve Türkiye'nin yerli ve milli firması Cvsair dahil olmak üzere 23 firmanın imzaladığı iş birliği anlaşmaları, ekonomik ilişkilere yeni bir soluk getirdi. Johnson Controls Arabia CEO'su Dr. Mohanad AlShaikh, İstanbul'da gerçekleşen Suudi Arabistan İş Forumu'na katılarak etkinlikte önemli bir rol üstlendi. Forum, iki ülkenin ekonomi ve turizm bakanlıklarının katılımıyla son yılların en yoğun katılımlı iş platformlarından biri olarak kaydedildi. İKİLİ İŞBİRLİĞİ HEYECAN UYANDIRDI Dr. AlShaikh'in katılımı, Johnson Controls Arabia'nın Suudi Arabistan Krallığı ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ekonomik iş birliğini geliştirme vizyonunu yansıtırken, şirket aynı zamanda ekonomik bağları güçlendirme ve ortak hedeflere ulaşma amacını taşıdı. Türkiye'nin yerli ve milli HVAC firmalarından Cvsair'in de bu iş birliği kapsamında yer alması, sektörde büyük bir heyecan uyandırdı. Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu, her iki ülkenin ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirme ve gelecekteki işbirliklerini destekleme adına önemli bir adım olarak kaydedilirken, HVAC sektöründeki bu iş birlikleri, her iki ülkenin de ekonomik kalkınmasına katkıda bulunarak bölgesel işbirliğinin önemini bir kez daha vurgulamış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.