#Doğa Derneği

İLKHABER-Gazetesi - Doğa Derneği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Derneği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gediz Deltası’nda yaşamın izleri: Sulak alanlar için doğa buluşması Haber

Gediz Deltası’nda yaşamın izleri: Sulak alanlar için doğa buluşması

Sulak alanların ekolojik önemine dikkat çekmek amacıyla İzmir’in en değerli doğal miraslarından biri olan Gediz Deltası’nda çevre ve doğa savunucuları bir araya geldi. Dünya yüzeyinde küçük bir alan kaplamalarına rağmen, sulak alanların yağmur ormanlarından sonra en üretken ekosistemler arasında yer aldığı vurgulandı. Uzmanlar, sulak alanların kara yüzeyinin yalnızca yüzde 6’sını oluşturmasına karşın, küresel biyoçeşitliliğin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yaptığını belirtti. Ayrıca dünya genelinde tehlike altındaki kuş türlerinin yaklaşık yüzde 30’u için bu alanların kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. SU YÖNETİMİ VE TARIMSAL BASKILAR Gediz Deltası’ndaki buluşmada sulak alanların korunmasının yalnızca yerel değil, küresel bir mesele olduğu dile getirildi. Etkinlik kapsamında dünya genelindeki su yönetimi problemleri ele alınırken, sulu tarım uygulamalarının, drenaj projelerinin ve baraj faaliyetlerinin sulak alanlar üzerindeki baskısı değerlendirildi. Katılımcılar, bu tür insan kaynaklı müdahalelerin sulak alanların doğal dengesini bozarak ekosistemleri tehdit ettiğine dikkat çekti. KUŞ GÖZLEM YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Program kapsamına Gediz Deltası’nda kuş gözlem yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüş sırasında küçük ak balıkçıl, flamingo, tarakdiş, kerkenez, kızılbacak, kaşıkçı, suna ve angıt gibi birçok kuş türü gözlemlendi. Ayrıca memeli yaban hayvanlarının alanlarda tespit edilmesine yönelik yöntemler üzerine bilgi paylaşımı yapıldı. Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan tarafından katılımcılara bölgedeki türlere ilişkin bilgiler aktarıldı. Etkinliğe katılan doğaseverlere teşekkür edilirken, buluşmanın İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ortaklığında gerçekleştirildiği bildirildi. Organizasyon, Akdeniz Tatlı Su Ekosistemleri için Donörler İnisiyatifi (DIMFE) ile MedWet ve OF Biodiversite destekleriyle hayata geçirildi. “SULAK ALANLAR YAŞAMIN SİGORTASIDIR” Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Arslan, etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede sulak alanların korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Sulak alanlar yalnızca kuşların değil, tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez ekosistemlerdir. Gediz Deltası gibi alanlar doğanın sigortasıdır. Su yönetimi politikalarının doğayla uyumlu şekilde planlanması ve sulak alanların üzerindeki baskının azaltılması için hep birlikte sorumluluk almalıyız” ifadelerini kullandı.

Gediz Deltası’nda Sulak Alanlar Günü’nde farkındalık buluşması Haber

Gediz Deltası’nda Sulak Alanlar Günü’nde farkındalık buluşması

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de en fazla tehdit altında olan ekosistemlerin başında sulak alanlar geliyor. Su döngüsünün düzenlenmesinde, iklimin dengelenmesinde ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında hayati bir role sahip olan sulak alanlar, aynı zamanda binlerce canlı türüne yaşam alanı sunuyor. Bu kritik ekosistemlerin korunmasının ilk adımı ise bu alanları yakından tanımak ve değerlerini görünür kılmaktan geçiyor. Bu amaçla, Dünya Sulak Alanlar Günü etkinlikleri kapsamında Akdeniz Havzası’nın en önemli sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası’nda bir buluşma gerçekleştirilecek. Doğa Derneği’nin organizasyonunda yapılacak etkinlikte, deltadaki yaşamın ve zengin biyolojik çeşitliliğin yerinde gözlemlenmesi, sulak alanların ekolojik ve toplumsal önemine dikkat çekilmesi hedefleniyor. 1 Şubat 2026 Pazar günü yapılacak olan etkinlik, katılımcılara Gediz Deltası’nın doğal değerlerini yakından tanıma ve sulak alanların karşı karşıya olduğu tehditler hakkında bilgi edinme fırsatı sunacak. Flamingolardan endemik bitkilere, balıklardan kuş göç yollarına kadar pek çok doğal unsurun bir arada bulunduğu delta, Akdeniz Havzası için kritik öneme sahip alanlar arasında yer alıyor. Etkinlik, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ortaklığında gerçekleştirilecek. Organizasyon, Akdeniz Tatlı Su Ekosistemleri için Donörler İnisiyatifi (DIMFE), Mediterranean Alliance for Wetlands ve Office français de la biodiversité tarafından destekleniyor. Bu iş birlikleriyle, sulak alanların korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası düzeyde farkındalık yaratılması amaçlanıyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sulak alanlar yalnızca suyla kaplı alanlar değil, iklim krizine karşı en güçlü doğal müttefiklerimiz, biyolojik çeşitliliğin kalbi ve yaşamın devamı için vazgeçilmez ekosistemlerdir. Gediz Deltası gibi alanları koruyabilmenin yolu, toplumun her kesiminin bu alanların değerini bilmesinden ve sahip çıkmasından geçiyor. Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle herkesi Gediz Deltası’nda doğayla buluşmaya, bu eşsiz yaşam alanını birlikte tanımaya ve korumaya davet ediyoruz.”

Orman alanlarına ilişkin kararlar çevre kaygılarını artırdı Haber

Orman alanlarına ilişkin kararlar çevre kaygılarını artırdı

Resmî Gazete’de yayımlanan 24 Aralık 2025 tarihli ve 10778 sayılı karar ile Adana, Mersin, Muğla, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Trabzon ve Zonguldak’ta bulunan bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılması, çevre ve iklim alanında ciddi endişelere yol açtı. Kararda, söz konusu alanlara karşılık olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan en az iki katı büyüklüğünde bir alanın orman tesisine ayrılacağı belirtildi. Ancak çevre uzmanları, bu yaklaşımın bilimsel ve ekolojik gerçeklerle örtüşmediğine dikkat çekti. Konuya ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a değerlendirmelerde bulunan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını vurgulayarak, “Bir ormanı ortadan kaldırıp yerine başka bir yerde fidan dikmek, ekosistemi taşımak anlamına gelmez. Orman, toprağıyla, mikroorganizmasıyla, su döngüsüyle ve binlerce canlı türüyle birlikte yaşayan karmaşık bir bütündür” dedi. Arslan, orman sınırları dışına çıkarılan alanların çoğunun uzun yıllar içinde oluşmuş doğal yaşam alanları olduğuna dikkat çekerek, bu bölgelerdeki biyoçeşitliliğin telafisinin mümkün olmadığını ifade etti. Şafak Arslan, “Bu alanlar, başta nesli tehlike altındaki türler olmak üzere pek çok canlının barınma, beslenme ve üreme alanıdır. Orman alanlarının daraltılması, türlerin yaşam döngülerini geri dönülmez biçimde bozmakta, ekolojik zinciri koparmaktadır” diye konuştu. Ormanların iklim kriziyle mücadelede kilit bir role sahip olduğunu hatırlatan Arslan, kararın uzun vadede su ve gıda güvenliğini de tehdit edeceğini söyleyerek, şunları kaydetti: “Ormanlar yeraltı sularını besler, sel ve erozyon riskini azaltır, kuraklığa karşı doğal bir sigorta görevi görür. Bu alanların tahrip edilmesi, su kaynaklarının azalmasına, toprak verimliliğinin düşmesine ve iklim krizinin etkilerinin daha yıkıcı hissedilmesine yol açar. Ayrıca ormanlar bir yatırım alanı değil, yaşam alanıdır. Bugün atılan bu adımların bedelini yarın sadece doğa değil, toplumun tamamı ödeyecek. Ormanların korunması, anayasal bir sorumluluk ve gelecek kuşaklara karşı ortak bir borçtur.” Diğer çevre örgütleri temsilcileri ise söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi ve ormanların mutlak korunması için bilimsel, şeffaf ve katılımcı bir sürecin işletilmesi gerektiğini vurguladı

Zeytinin binlerce yıllık yolculuğu Seferihisar’da yeniden hayat buldu Haber

Zeytinin binlerce yıllık yolculuğu Seferihisar’da yeniden hayat buldu

İzmir Seferihisar’da doğayla uyumlu üretim ve kadim tarım kültürünü odağına alan Zeytin Okulu, zeytinin binlerce yıllık serüvenini bütüncül bir yaklaşımla ele alan programıyla tamamlandı. Doğa Derneği’nin Seferihisar Doğa Okulu ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada katılımcılar, zeytinin yalnızca bir tarım ürünü değil, Akdeniz ekosisteminin ve kültürel mirasın ayrılmaz bir parçası olduğunu yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Program kapsamında Doğa Derneği uzmanları, Akdeniz ekosisteminin temel dinamiklerini, zeytinin tarihsel yolculuğunu ve kuşaklar boyunca aktarılan kadim zeytincilik bilgisini katılımcılarla paylaştı. Zeytinin insan-doğa ilişkisini şekillendiren rolü, ekolojik denge ve sürdürülebilir üretim perspektifiyle ele alındı. Eğitimin saha çalışmaları ayağı ise Orhanlı Vadisi’ndeki zeytinliklerde gerçekleştirildi. Katılımcılar, zeytinliklerde yapılan pratik uygulamaları gözlemlerken, zeytin ağaçlarıyla biyoçeşitlilik arasındaki güçlü ilişkiyi de yerinde gördü. Zeytinliklerin yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda pek çok canlı için yaşam alanı olduğuna dikkat çekildi. Zeytin Okulu’nda yerel üretim ve paylaşım kültürü de önemli bir yer tuttu. Yavaş Dükkan tarafından Örfene zeytinyağıyla hazırlanan yemekler katılımcılarla paylaşıldı, zeytinyağının mutfaktaki yeri ve geleneksel kullanım biçimleri konuşuldu. Program, Ercanbaba Zeytinyağı Fabrikası’nda gerçekleştirilen zeytinyağı sıkımıyla devam ederken, Sevilma Zeytinyağları eşliğinde yapılan tadım çalışmasıyla katılımcılar farklı aromaları ve üretim tekniklerini deneyimledi. Eğitimin son bölümünde zeytinlik sahiplerinin ihtiyaçları, karşılaştıkları sorunlar ve gelecekte düzenlenmesi planlanan eğitim programları üzerine değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar, bilgi paylaşımını güçlendiren bu buluşmaların zeytinliklerin korunması ve sürdürülebilir üretimin yaygınlaşması açısından önemine vurgu yaptı. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuba Dicle Kılıç, zeytinin taşıdığı çok katmanlı değere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Zeytin, binlerce yıldır bu topraklarda insanla birlikte var olan, ekosistemleri ayakta tutan bir yaşam ağının merkezinde yer alıyor. Bizler doğayla uyumlu yaşam biçimlerini yaygınlaştırmayı, zeytinlikleri ve tüm canlıların yaşam hakkını savunmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Zeytin Okulu gibi çalışmalarla bilgiyi paylaşmaya, kadim üretim havzalarını korumaya ve geleceğe umut bırakmaya devam edeceğiz.”

Dededen toruna aynı tohum: Çeltikdere’de zehirsiz pirinç üretimi Haber

Dededen toruna aynı tohum: Çeltikdere’de zehirsiz pirinç üretimi

Bolu’nun Çeltikdere Köyü’nde yaşayan çiftçi Fadıl Kaplan ve ailesi, yıllardır tarım zehirleri kullanmadan, bölgenin biyolojik çeşitliliğini gözeterek Karaçeltik pirinci üretiyor. Nesilden nesile aktarılan bu geleneksel üretim, hem sağlıklı gıdayı hem de doğanın korunmasını merkeze alıyor. Çeltikdere Köyü, Nallıhan Tepeleri Önemli Doğa Alanı (ÖDA) sınırları içerisinde yer alıyor. Bu alan, dünya ölçeğinde nesli tehlike altında bulunan küçük akbaba başta olmak üzere birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Uzmanlar, tarımın doğa üzerindeki etkisinin uygulanan yöntemlere bağlı olarak değiştiğine dikkat çekerek, doğaya zarar vermeden yapılan üretimin türlerin yaşamını sürdürebilmesi açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor. KADİM ÜRETİM TEKNİKLERİ Anadolu’nun farklı bölgelerinde kadim üretim teknikleriyle tarım yapan çok sayıda çiftçi, doğa dostu uygulamalarıyla ekosistemin korunmasına katkı sağlıyor. Çeltikdere’de üretilen Karaçeltik pirinci de bu örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Doğa Derneği ile Seferihisar Doğa Okulu’nun çalışmalarına kaynak yaratmak amacıyla hayata geçirilen Yavaş Dükkân projesi kapsamında, Çeltikdere’de üretilen Karaçeltik pirinci gibi birçok ürün tüketiciyle buluşuyor. Doğa dostu üretim yapan küçük üreticilerin ürünlerini tercih edenle hem bu dayanışmaya destek oluyor hem de sağlıklı gıdaya erişim sağlıyor. Yavaş Dükkân ürünleri Ankara’da Sezgice üzerinden temin edilebiliyor. "TARIMLA UĞRAŞANLARIN SAYISI HER GEÇEN GÜN AZALIYOR" Yörede üretim yapan Fadıl Kaplan ise Karaçeltiğin köy için bir yaşam kültürü olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Yıllardan beri biz buna Karaçeltik diyoruz. Siyah ve kılçıklıdır. Ben 50 yaşını geçtim. Atadan beri yıllardır aynı pirinci ekiyoruz. Babalarımızdan, dedelerimizden gördüğümüz şekilde Mayıs ayında eker, Eylül ayı gibi hasat ederiz. Tarımla uğraşanların sayısı her geçen gün azalıyor ama bu kültürün yaşaması için bizler kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bizleri ziyaret eden, halimizi hatırımızı soran çevreci kuruluşların temsilcilerine de teşekkür ediyoruz. Tüketicilere bu tür doğal ve organik ürünleri almalarını tavsiye ederim.”

Yavaş Dükkân ürünlerinin Anadolu haritası Haber

Yavaş Dükkân ürünlerinin Anadolu haritası

Doğa Derneği ile Seferihisar Doğa Okulu’nun çalışmalarına kaynak yaratmak amacıyla hayata geçirilen Yavaş Dükkân, Anadolu’nun dört bir yanından doğayla uyumlu üretimleri tüketiciyle buluşturuyor. Gıdadan kişisel bakım ürünlerine uzanan geniş ürün yelpazesiyle Yavaş Dükkân, hem biyolojik çeşitliliğin korunmasına hem de kadim üretim kültürlerinin yaşatılmasına katkı sunuyor. Yavaş Dükkân’da yer alan ürünler, rastgele değil, belirli doğa ve üretim kriterlerine göre seçiliyor. Satışa sunulan her ürünün, Önemli Doğa Alanları ya da kadim üretim havzalarında üretilmiş olması, doğa kültürünü sürdüren yöntemlerle ve bu kültürü yaşatan topluluklar tarafından hazırlanması temel koşullar arasında bulunuyor. Üretim sürecinde ekosistem bütünlüğünün korunması, bitki örtüsüne zarar verilmemesi ve bölgedeki canlıların yaşam döngüsüne müdahale edilmemesi de öncelikli ilkeler olarak öne çıkıyor. “Kurda, kuşa, aşa” anlayışıyla yapılan üretimler, toprağın verimliliğini koruyan, anız yakma gibi doğaya zarar veren uygulamalardan uzak, bulunduğu coğrafyanın iklim ve ekosistem koşullarıyla uyumlu yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Yerel ve köy çeşitlerinin tercih edilmesi, en az bir kuşaktır aktarılan tohumların kullanılması, geleneksel ıslah yöntemlerine bağlı kalınması ve sentetik koruyucu maddelerden kaçınılması da Yavaş Dükkân’ın vazgeçilmez kriterleri arasında yer alıyor. ZEYTİNDEN BALA, FASULYEDEN ÇAYA UZANAN ÜRÜN YELPAZESİ Yavaş Dükkân’da, Ege’nin kadim zeytinliklerinden elde edilen soğuk sıkım Örfene zeytinyağları, farklı bölgelerden gelen bal ve tahin çeşitleri, Doğanşehir fasulyesi, Karaçeltik pirinci ve karakılçık unu gibi temel gıdalar dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra kantaron, defne, kekik ve adaçayı gibi aromatik ve şifalı yağlar, kuru üzüm, deniz tuzu, doğa dostu sabunlar, kabuklu ak susam, kış çayları ve doğa temalı tişörtler de tüketicilere sunuluyor. Ürünlerin her biri, yetiştiği coğrafyanın hikâyesini taşıyor. Seferihisar Orhanlı’daki kadim zeytin ormanlarından gelen Çekişte Zeytin ve Furma Zeytin, dalından yenebilen nadir özellikleriyle öne çıkıyor. İzmir’in eski zeytin ormanlarının imecesiyle üretilen Örfene Zeytinyağı ise Slow Food tarafından “presidium” olarak tescillenmiş ve Türkiye’de bu unvana sahip ilk zeytinyağı olma özelliğini taşıyor. Artvin Maçahel’de, Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezervinde üretilen kestane balı, Beypazarı Kargı Vadisi’nin bozkırlarında elde edilen Bozkır Balı, Malatya Doğanşehir Karaterzi Köyü’nde yerli tohumlarla yetiştirilen fasulye, Bolu Seben’de atalık tohumlardan kimyasal kullanılmadan üretilen Karaçeltik pirinci ve İzmir Orhanlı Vadisi’nde yüzlerce yıllık tohumlardan elde edilen karakılçık unu, Yavaş Dükkân’ın doğayla kurduğu bağın somut örnekleri arasında yer alıyor. Fitoterapist ve sağlıklı yaşam danışmanı Şaduman Karaca’nın bilgi birikimiyle hazırlanan Fitosofia çayları ile Seferihisar Orhanlı’da geleneksel yöntemlerle üretilen erkence zeytinyağı sabunları da bu yaklaşımı tamamlayan ürünler arasında bulunuyor. 13 YILDA YÜZLERCE ÜRETİCİYE DESTEK Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, Yavaş Dükkân’ın Anadolu’nun farklı bölgelerindeki doğa dostu üreticiler için önemli bir dayanışma alanı olduğunu vurguladı. Kılıç, “Yavaş Dükkân, biyolojik çeşitliliği gözeten, zehirsiz üretim yapan ve doğa kültürünü yaşatan üreticilerin ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Amacımız, bu üretimleri destekleyerek doğanın korunmasına katkı sağlamak ve elde edilen gelirle Doğa Derneği’nin çalışmalarını sürdürmek” dedi. Kılıç’ın verdiği bilgilere göre, 13 yıldır devam eden Yavaş Dükkân girişimi 2025 yılında 17 Önemli Doğa Alanı ve kadim üretim havzasından gelen 50 farklı ürünle 71 üretici aileye destek oldu. Yavaş Dükkân, yüzlerce kişinin doğa dostu ürünlere ulaşmasını sağlarken, kadim üretim bilgisi ve yöntemlerinin gelecek kuşaklara aktarılması için de üreticilerin yanında olmayı sürdürüyor. Doğayla uyumlu üretimi desteklemek isteyenler, Yavaş Dükkân’ın çevrim içi mağazası üzerinden bu ürünlere ulaşabiliyor.

Lise öğrencileri, Balık baykuşunun izinde Haber

Lise öğrencileri, Balık baykuşunun izinde

Avrupa’da ve Türkiye’de yalnızca sınırlı alanlarda yaşayan ve nesli tehdit altında bulunan balık baykuşunun (Ketupa zeylonensis) önemli üreme bölgelerinden biri olan Mersin’de, farkındalık çalışmaları sürüyor. Doğa Derneği’nin Balık baykuşu koruma çalışmaları kapsamında, Mersin Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencileriyle bir araya gelinerek tür hakkında bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında öğrenciler, Balık baykuşunun yaşam alanları, beslenme alışkanlıkları ve karşı karşıya olduğu tehditler hakkında bilgi aldı. Programın bir diğer ayağında ise öğrenciler, Göksu Deltası’nda düzenlenen saha çalışmasına katılarak kuş gözlemciliğini deneyimleme fırsatı buldu. Gözlemler sırasında ak balıkçıl, turna, karabatak, saz selicesi, yeşilbaş ve çok sayıda kuş türü, doğal yaşam alanlarında incelendi. Balık baykuşunun korunmasına yönelik çalışmaların, araştırmaların sürdürülmesi ve tür üzerindeki tehditlerin azaltılması amacıyla farklı kurumlarla iş birlikleri devam ediyor. Bu kapsamda Tarsus Slowfood Yeryüzü Pazarı Derneği, Mersin Marina ve Mersin Kent Konseyi ile ortak çalışmalar yürütülüyor. Balık Baykuşu Koruma Projesi, The Conservation Collective, Turkish Philanthropy Funds, Turkey Mozaik Foundation ve Sivil Toplum için Destek Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) desteğiyle, “Balık Baykuşu Yok Olmadan Keşfet 2” projesi kapsamında sürdürülüyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekerek, “Balık baykuşunun geleceğini güvence altına almanın en etkili yollarından biri, çocukların da bu türü tanımasını sağlamak. Mersin’de gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalarla, gençlerin doğayla bağ kurmasını ve balık baykuşunun korunmasına dair farkındalık kazanmasını hedefliyoruz. Gelecek nesillerin bu eşsiz türü sahiplenmesi, koruma çalışmalarının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor” dedi.

İzmir'deki Gediz Deltası’nda ekoturizm hamlesi Haber

İzmir'deki Gediz Deltası’nda ekoturizm hamlesi

Doğa Derneği, Gediz Deltası’nın ulusal ve uluslararası önemine dikkat çekmek, aynı zamanda sürdürülebilir turizm potansiyelini ortaya koymak amacıyla kapsamlı bir saha çalışması gerçekleştirdi. Çalışmaya Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) İzmir Bölge Temsil Kurulu (BTK), TÜRSAB’a bağlı acenta temsilcileri ile İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer katıldı. Program, deltayı çevreleyen güney bölgeden başladı. Katılımcılara Gediz Deltası’nın oluşum süreci, ekolojik değeri ve barındırdığı zengin biyoçeşitlilik hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Günün ikinci bölümünde ise Doğa Koruma ve Milli Parklar İzmir Şube Müdürlüğü ev sahipliğinde İzmir Kuş Cenneti Ziyaretçi Merkezi ziyaret edildi. Burada, deltadaki hassas ekosistemin korunarak turizm faaliyetlerinin nasıl geliştirilebileceği ve alanın yerli-yabancı ziyaretçilere en doğru şekilde nasıl tanıtılabileceği ele alındı. Saha çalışması kapsamında MÖ 383 yıllarına uzanan geçmişiyle Leukai Antik Kenti ve Üç Tepeler bölgesi de ziyaret edildi. Böylece Gediz Deltası’nın yalnızca doğal değil, aynı zamanda arkeolojik ve kültürel zenginliği de katılımcılara tanıtıldı. Doğa Derneği Tür Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, ilkhaber-gazetesi.com’a yaptığı açıklamada, Gediz Deltası’nın İzmir’deki kurumların iş birliğiyle tanıtılması ve korunması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Arslan, Gediz Deltası’nın Akdeniz Havzası’ndaki en önemli sulak alanlardan biri olduğunu vurgulayarak, “Gediz Deltası, İzmir'in 25 kilometre kuzeybatısında, Karşıyaka, Çiğli, Menemen ve Foça ilçeleri sınırları içerisinde, Gediz Nehri'nin eskiden döküldüğü yerde, tuzcul ve tatlı su ekosistemleri, koylar, tuzlalar ve lagünlerden oluşan 14.900 hektarlık bir sulak alandır. Oldukça zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olan bu alanın korunması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için daha fazla tanınması gerekiyor. Bu kapsamda TÜRSAB ve İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile birlikte deltayı yerinde inceledik, ekoturizm potansiyeli üzerine görüşmeler yaptık. Bu çalışmaların, Gediz Deltası’nın daha fazla ziyaret edilmesine, tanınmasına ve korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Başkanı İsmail Hakkı Karadeveci ise Doğa Derneği ile birlikte Gediz Deltası’nı yakından tanıma fırsatı bulduklarını ifade ederek, “İzmir için yeni ve nitelikli bir destinasyon oluşturma hedefiyle yola çıktık. Son derece verimli ve keyifli bir program oldu. Organizasyondaki katkılarından dolayı Doğa Derneği’ne teşekkür ediyorum. Bu çalışmanın, ilgili kurumlarla birlikte Gediz Deltası’nı güçlü bir turizm destinasyonu haline getirecek adımların başlangıcı olacağına inanıyorum” diye konuştu.

Kuşların izinde farkındalık buluşması Haber

Kuşların izinde farkındalık buluşması

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olarak kabul edilen Gediz Deltası’nda, doğa koruma çalışmaları kapsamında anlamlı bir buluşma gerçekleşti. Doğal Sit Alanı ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ile koruma altında bulunan deltanın güney kıyılarında bir araya gelen doğa gönüllüleri ve uzmanlar, bölgeyi daha yakından tanıma fırsatı buldu. Etkinlik boyunca Gediz Deltası’nın sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilik, yaban hayatı ve eşsiz habitat yapısı üzerine bilgiler paylaşıldı. Katılımcılar, flamingo ve tepeli pelikan gibi deltaya özgü sembol kuş türlerinin üreme döngülerine ilişkin sunumları ilgiyle takip etti. Bunun yanı sıra, bölgede yürütülmesi planlanan restorasyon faaliyetleri ve geçmişten günümüze devam eden savunuculuk çalışmalarının deltaya sağladığı katkılar da aktarıldı. Uzmanlar, bu kıymetli doğal alanın geleceğinin ancak ortak çabalarla güvence altına alınabileceğinin altını çizdi. Kuş gözlem yürüyüşü sırasında katılımcılar, kervançulluğu, kızılbacak, dere düdükçünü, yalı çapkını, flamingo ve tepeli pelikan gibi pek çok kuş türünü gözlemleme fırsatı buldu. Renkli anlara sahne olan gözlem etkinliği, doğaseverlerden tam not aldı. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, deltaya sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gediz Deltası, İzmir’in yanı başında nefes olan bir doğa hazinesidir. Burada yaşayan tüm canlılarla birlikte bu ekosistemin korunması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu mücadele, ancak hep birlikte olursak başarıya ulaşabilir. Doğayı koruma yolunda yanımızda olan tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.