#Donald Trump

İLKHABER-Gazetesi - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Başkanı Donald Trump Çin'de: Xi Jinping ile Pekin'de kritik zirve Haber

ABD Başkanı Donald Trump Çin'de: Xi Jinping ile Pekin'de kritik zirve

Pekin'de diplomatik temaslar en üst seviyede başladı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, uzun bir aranın ardından Çin Halk Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında devlet töreniyle ağırlandı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, konuk başkanı Büyük Halk Salonu'nun önünde karşılayarak iki ülke arasındaki diplomatik diyalog sürecini başlattı. BÜYÜK HALK SALONU'NDA RESMİ KARŞILAMA Resmi karşılama töreni, protokolün tüm gereklerinin yerine getirildiği üst düzey bir organizasyona sahne oldu. İki lider, tören alanındaki platformda her iki ülkenin milli marşlarını dinleyerek heyetlerini selamladı. Kırmızı halı üzerinde gerçekleştirilen yürüyüş sırasında, ellerinde iki ülke bayraklarını taşıyan çocukların da katılımıyla dostluk mesajları verildi. Karşılama seremonisinin tamamlanmasının ardından Xi Jinping ve Donald Trump, iki gün sürecek olan stratejik görüşmeleri gerçekleştirmek üzere toplantı salonuna geçti. ABD HEYETİNDE EKONOMİ VE SİYASETİN ÖNCÜLERİ VAR Trump ve beraberindeki heyeti taşıyan Air Force One uçağı, dün yerel saatle akşam 20:00 sularında Pekin Başkent Uluslararası Havalimanı'na iniş yapmıştı. Ziyaretin kapsamı sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik bir nitelik de taşıyor. ABD heyetinde önemli kabine üyelerinin yanı sıra Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcileri de bulunuyor. Dokuz yıl sonra bir ABD Başkanı'nın Çin topraklarına ayak bastığı bu ziyaret, bölgedeki jeopolitik dengeler ve ticari ilişkiler açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Havalimanındaki ilk karşılamanın ardından konaklayacağı otele geçen Trump, bugünkü resmi törenle birlikte yoğun diplomasi trafiğine resmen başlamış oldu. İki gün sürmesi planlanan Pekin temaslarında, küresel ticaret dengelerinden bölgesel güvenlik meselelerine kadar pek çok dosyanın masaya yatırılması bekleniyor. Liderlerin görüşmelerin ardından ortak bir açıklama yapıp yapmayacağı ise uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

ABD ve Çin masaya oturdu: Trump ziyareti öncesi kritik Seul buluşması Haber

ABD ve Çin masaya oturdu: Trump ziyareti öncesi kritik Seul buluşması

ABD heyetine başkanlık eden Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yaptığı açıklamada, bu sabah Çin'in ekonomik ilişkilerden sorumlu Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng ile ekonomi ve ticaret müzakereleri için bir araya geldiklerini duyurdu. Başkan Trump'ın bugün Çin'e yapacağı ziyaret öncesinde yapılan görüşmenin "hem samimi hem kapsamlı" olduğunu ifade eden Bessent, Çin tarafına, yakın zaman önce yapılan bazı sınır ötesi düzenlemelerin küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini, bu adımları "provokatif" olarak gördüklerini aktardığını belirtti. Çin basınındaki haberlerde, iki ülke heyetlerinin bu sabah Seul'de, Incheon Uluslararası Havalimanı'nda görüştüğü aktarıldı. Pekin yönetimi görüşmeye ilişkin henüz açıklama yapmadı. Tarafların geçen yıl karşılıklı gümrük tarife artışlarıyla tırmanan ticaret gerilimi ve diğer ekonomik anlaşmazlıkların çözümü için yürüttüğü müzakerelerin yeni turu, Trump'ın Çin ziyaretinin hemen öncesinde yapılıyor. Trump'ın daha önce 31 Mart-2 Nisan'da yapılacağı bildirilen Çin ziyareti, İran'daki savaşla ilgilenmek üzere ülkesinde bulunması gerektiği gerekçesiyle 13-15 Mayıs'a ertelenmişti. ABD-ÇİN EKONOMİ VE TİCARET MÜZAKERELERİ ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Trump'ın ikinci iktidar döneminde bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları diğer tarafta Çin'in küresel tedarikin büyük bölümünü karşıladığı nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlenmişti. İki ülke heyetleri, müzakereler yürütmek üzere geçen yıl mayısta İsviçre'nin Cenevre kentinde, haziranda İngiltere'nin başkenti Londra'da, temmuzda İsveç'in başkenti Stockholm'de, eylülde İspanya'nın başkenti Madrid'de, ekimde Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da ve bu yıl martta Fransa'nın başkenti Paris'te bir araya gelmişti. Müzakerelerde karşılıklı tarife artışlarını 90 günlük periyotlarla iki kez askıya alan taraflar, beşinci tur müzakerelerin sonunda ekonomik anlaşmazlıkların çözümüne dair geçici mutabakat çerçevesi üzerinde uzlaşmaya vardıklarını duyurmuştu. GEÇİCİ MUTABAKAT ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 30 Ekim 2025'te Güney Kore'nin Busan şehrinde yaptığı görüşmenin ardından verilen olumlu mesajlarla taraflar anlaşmazlık konularında geçici uzlaşmaya varmıştı. Görüşmede, iki ülke, "karşılıklı tarifeler" kapsamında birbirlerine getirdikleri yüzde 24 ek tarifeyi 10 Kasım'dan itibaren bir yıl erteleme konusunda anlaştıklarını duyurmuştu. Çin tarafı, fentanil ve öncül maddelerinin ihracatının kontrolü konusunda gerekli adımları atmayı taahhüt ederken, ABD tarafı da bu alandaki tedbirlerinin yetersizliği gerekçesiyle Çin'e getirilen yüzde 20 ek gümrük tarifesini yüzde 10'a düşüreceğini bildirmişti. Washington yönetimi 29 Eylül’de, ihracat kontrolü uyguladığı varlık listesindeki yabancı şirketlerin yüzde 50’yi aşan pay sahibi olduğu ortaklıkları da kapsayan kuralın yürürlüğe girmesini bir yıl ertelemiş, buna karşılık Çin tarafı da nadir toprak elementlerinin ihracatının kontrolüne ilişkin 9 Ekim’de aldığı tedbirlerin uygulanmasını bir yıl ertelemeyi kabul etmişti. ABD, Çin'in denizcilik, lojistik ve gemicilik sektörlerine başlattığı 301. madde soruşturması sonunda, ülkesinin limanlarını kullanan Çin gemilerine ton başına ek liman ücreti getirilmesine ilişkin kararı, Çin de buna misilleme olarak aldığı tedbirleri bir yıl erteleyeceğini duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump dev iş dünyası heyetiyle Çin'e gidiyor: Musk ve Cook Pekin yolcusu Haber

ABD Başkanı Donald Trump dev iş dünyası heyetiyle Çin'e gidiyor: Musk ve Cook Pekin yolcusu

Washington ile Pekin arasındaki ticari ve stratejik ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralaması beklenen ABD Başkanı Donald Trump'ın 13-15 Mayıs tarihlerini kapsayan Çin ziyareti için geri sayım başladı. Beyaz Saray tarafından paylaşılan bilgilere göre, Trump'a bu kritik yolculukta Amerikan ekonomisine yön veren 16 dev şirketin üst düzey yöneticileri eşlik edecek. Heyetin kompozisyonu, teknoloji savaşlarından finansal iş birliklerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. AMERİKAN TEKNOLOJİ VE FİNANS DÜNYASININ AĞIR TOPLARI LİSTEDE Ziyaretin en dikkat çekici isimleri arasında Tesla'nın kurucu ismi Elon Musk ile Apple'ın tepe yöneticisi Tim Cook bulunuyor. Finans sektörünün küresel oyuncuları da Trump'ın yanında saf tutacak. Varlık yönetim devi Black Rock'ın patronu Larry Fink, Blackstone'dan Stephen Schwarzman, Goldman Sachs CEO'su David Solomon ve Citigroup'un lideri Jane Fraser heyetin mali kanadını oluşturuyor. Ödeme sistemleri devleri Mastercard'ın CEO'su Michael Miebach ile Visa'nın CEO'su Ryan McInerney de Pekin temaslarında hazır bulunacak. HAVACILIKTAN BİYOTEKNOLOJİYE GENİŞ KATILIMLI TEMSİLİYET Ekonomi heyeti sadece teknoloji ve finansla sınırlı kalmıyor. Havacılık sektörünün öncüsü Boeing'in CEO'su Robert Kelly Ortberg ve GE Aerospace'in lideri Henry Lawrence Culp da stratejik görüşmelerde yer alacak. Yarı iletken dünyasından Micron'un patronu Sanjay Mehrotra ile Qualcomm CEO'su Cristiano Amon'un yanı sıra lazer ekipmanları üreticisi Coherent'ın tepe ismi Jim Anderson heyetteki yerini aldı. Biyoteknoloji alanında Illumina CEO'su Jacob Thaysen, sosyal medya ve dijital dünyayı temsilen Meta'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dina Powell McCormick ve gıda sektöründen Cargill CEO'su Brian Sikes heyetin diğer önemli üyeleri olarak açıklandı. DİKKAT ÇEKEN EKSİKLİKLER: CISCO VE NVIDIA NEDEN YOK? Dev heyette bazı önemli eksiklikler de göze çarpıyor. Siber güvenlik ve yapay zeka altyapısında kritik role sahip Cisco'nun CEO'su Chuck Robbins, şirketin mali bilançosunun açıklanacağı hafta olması nedeniyle programa katılamayacağını bildirdi. Öte yandan, ABD'nin Çin'e yönelik ihracat kısıtlamalarının odağında yer alan çip devi Nvidia'nın kurucusu Jensen Huang'ın listede hiç yer almaması, diplomatik çevrelerde en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. 13-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek bu ziyaretin, iki dev ekonomi arasındaki ticaret dengelerini nasıl etkileyeceği merakla takip ediliyor.

Donald Trump: İran askeri açıdan tamamen mağlup edildi Haber

Donald Trump: İran askeri açıdan tamamen mağlup edildi

Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın çatışmaları sona erdirmek amacıyla sunduğu son öneriyi kesin bir dille geri çevirdiğini ilan etti. Washington'ın Tahran'ın zayıflayan askeri pozisyonuna dair elinde güçlü veriler olduğunu savunan Trump, mevcut durumu ABD lehine bir "tam zafer" olarak nitelendirdi. İRAN'IN ASKERİ GÜCÜ VE YENİ PLANIN DETAYLARI İran'ın sunduğu teklifin kesinlikle onaylanamayacağını vurgulayan Trump, bölgedeki askeri dengelerin kalıcı olarak değiştiğini ifade etti. Trump, konuyla ilgili olarak, "İnsanlar sürekli ‘Bir planı var mı?' diyor. Tabii ki bir planım var. Hem de şimdiye kadarki en iyi plan. İran, askeri olarak bütünüyle mağlup edildi. Ellerinde çok az şey kaldı. Muhtemelen bu süre içinde biraz toparlanmışlardır ama bunu da yaklaşık bir gün içinde değiştirebiliriz" ifadelerini kullandı. İran'daki can kayıplarına ve nükleer risklere de dikkat çeken Başkan Trump, Tahran'ın nükleer bir güç olmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Trump, "İran nükleer silaha sahip olamaz. Çok dengesiz ve tehlikeliler. Orada yaşananlar korkunç. Son iki ayda 42 bin kişi öldürdüler. En azından bildiğimiz sayı bu. 42 bin kişi. Geçtiğimiz hafta da çok sayıda insan öldürdüler ama bir ay, bir buçuk ay önce 42 bin kişi öldürdüler" şeklinde konuştu. Trump, uygulanan ablukayı "askeri bir deha" olarak tanımlayarak, "Plan çok basit. Abluka, her şeyden önce askeri bir dehanın parçasıydı. Venezuela'da yapılanların askeri bir deha olması gibi" dedi. "TAM BİR ZAFER KAZANACAĞIZ" ABD'nin nükleer silahlanmayı engelleyerek küresel bir sorumluluk üstlendiğini savunan Trump, üzerinde herhangi bir baskı hissetmediğini dile getirdi. Trump, "Bir süre sonra bundan sıkılacağımı, bunalacağımı, baskı altında kalacağımı düşünüyorlar. Hiçbir baskı yok. Tam bir zafer kazanacağız. Zaten teorik olarak askeri açıdan tam bir zafer elde ettik" değerlendirmesinde bulundu. İran donanmasının kapasitesinin tamamen yok edildiğini iddia eden Trump, "Donanmaları imha oldu. 159 gemileri vardı, şimdi sıfır gemileri var. Etrafta dolaşan küçük sürat tekneleri kaldı. Onlardan da günde sekizer tane vurduk. Hava kuvvetleri yok, hava savunmaları yok" bilgisini paylaştı. NÜKLEER TESİSLERİN DURUMU VE YER ALTI KAYNAKLARI Tahran yönetiminin müzakere isteğine karşın sunduğu şartları "aptalca" bulan Trump, eski yönetimlere de sert eleştiriler yöneltti. "Bu aptalca bir teklif ve kimse bunu kabul etmez" diyen Trump, Obama ve Biden dönemindeki anlaşmaların çok daha kötü olduğunu savundu. ABD operasyonlarının başarısından bahsederken "Onları gerçekten çok sert vurduk" ifadesini kullanan Trump, nükleer materyallerin transferi konusunda şunları söyledi: "İran bana 'nükleer tozu' alacağımızı ama bunu (yer altından) bizim çıkarmamız gerekeceğini söyledi. Çünkü tesis o derece imha edildi ki, dünyada onu çıkarabilecek sadece bit ya da iki ülke var. O kadar derinde ve öylesine sert bir şekilde vuruldu ki, onu taşımaya uygun ekipmanları yok." Trump, İran'ın başlangıçta ABD ile iş birliğini kabul ettiğini ancak sonradan resmi bir belge olmadığı gerekçesiyle vazgeçtiklerini belirterek, "İki gün önce bunu kabul ettiler. ‘Onu sizin almanız gerekecek' dediler. Birlikte hareket edecektik ama fikirlerini değiştirdiler. Çünkü bunu belgeye koymamışlardı. Bizimle aynı fikirde oluyorlar, sonra geri adım atıyorlar" dedi. İran'daki yönetim yapısını değerlendiren Trump, "İran'da ılımlılar ve radikaller olmak üzere iki grup var. Bence ılımlılar artık daha fazla saygı görüyor. Radikaller, sonuna kadar savaşmak istiyor. Ancak bu, çok kısa sürecek bir savaş olurdu" ifadelerini kullandı. Diğer yandan Kürt gruplara yönelik sert eleştirilerde bulunan Trump, hayal kırıklığını şu sözlerle dile getirdi: "Kürtler sadece alıyor, alıyor ve alıyor. Kongre'de büyük itibara sahipler. Kongre, ‘Çok sert savaşıyorlar' diyor. Ancak para aldıklarında sert savaşıyorlar. Bu yüzden, Kürtler konusunda büyük hayal kırıklığı yaşıyorum." ATEŞKES VE STRATEJİK HEDEFLER İran ile ateşkes sürecinin kritik bir aşamada olduğunu belirten Trump, "Bize gönderilen o berbat metni gördükten sonra ateşkesin son derece zayıf olduğunu söyleyebilirim. Okumayı tamamlamamıştım bile. Zamanımı buna harcamaya değmez dedim. Şu anda ateşkesin yaşam destek ünitesine bağlı olduğunu söyleyebilirim" dedi. Ülkesi için her türlü riski aldığını belirten Trump, "Ülkem için kurşunu göze almaya hazırım" sözleriyle kararlılığını vurguladı. KÜRESEL İLİŞKİLER VE ENERJİ PİYASASI Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesine değinen Trump, Xi ile harika bir ilişkisi olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının Çin için hayati önemde olduğunu kaydeden Trump, Tayvan meselesinin de her zaman masada olduğunu ekledi. Enerji fiyatlarına ilişkin ise ABD'nin üretim kapasitesine ve Alaska rotasına dikkat çekerek, petrol fiyatlarının düşmeye devam edeceğini öngördü.

Ateşkes kırılgan, gerilim zirvede: Trump’ın Çin ziyareti dünyayı hareketlendirdi Haber

Ateşkes kırılgan, gerilim zirvede: Trump’ın Çin ziyareti dünyayı hareketlendirdi

Pekin'i 13-15 Mayıs tarihlerinde ziyaret edecek olan ABD Başkanı Donald Trump, 3 günlük ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek. Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'e ziyaret gerçekleştiriyor. ABD'nin önceki Başkanı Joe Biden, Çin'i ziyaret etmemişti, bu ülkeye lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk iktidarı döneminde, 2017'de yapılmıştı. Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılacağı bildirilen fakat ABD Başkanı'nın İran'daki savaşla ilgilenmesi gerektiği gerekçesiyle ertelenen ziyarette Orta Doğu'daki savaşın önemli bir gündem maddesi olacağı öngörülüyor. Trump, İsrail ile birlikte, İran'a karşı başlattığı savaştan umduğu sonuçları alabilmiş değil. Kırılgan ilerleyen ateşkes sürecinde anlaşma işaretleri olsa da savaşın yarattığı belirsizlik bulutları henüz dağılmadı. Üstelik, Basra Körfezi'ndeki çatışmanın küresel enerji ticareti açısından kritik geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı'nda sebep olduğu kesintinin etkileri, petrol fiyatlarındaki artışla küresel düzeyde hissedilmeye devam ediyor. ABD Başkanı, Çin'in başkentine Orta Doğu'daki savaş nedeniyle jeopolitik açıdan eli zayıflamış gidiyor. Siyasi gözlemciler, Orta Doğu'da ve Latin Amerika'da ateş hatlarının canlı olduğu dönemde ABD'nin Asya-Pasifik bölgesinde yeni bir gerilim yaratmaktan kaçınacağını, bu yüzden ziyaretin daha çok Çin ile ticaret ve ekonomi konularında varılan geçici uzlaşmanın sürdürülmesine odaklanacağı değerlendirmesini yapıyor. "İRAN KRİZİ, ABD'NİN ÇOK FAZLA ZAMANINI VE ENERJİSİNİ ALDI" Eski ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) analisti, Brookings Enstitüsü araştırmacısı Jonathan A. Czin, Trump'ın ziyaretten beklentilere ilişkin, gazetecilerle gerçekleştirdiği çevrim içi söyleşide ABD'nin Orta Doğu'daki savaşla meşgul olmasının Çin tarafının elini rahatlattığı yorumunu yaptı. Czin, "İran'daki kriz, ABD'nin çok fazla zamanını ve enerjisini aldı. Buradaki savaşın sonuçlanmamış olması, bunun ABD'nin Batı Pasifik'teki varlığını tüketmesi, Çin'in avantajına. Trump, dünyanın diğer yerlerinde yangınlarla uğraşırken Asya-Pasifik'te istikrarın korunmasını gözetecektir." ifadelerini kullandı. Ziyaretten önemli sonuçların, çığır açacak kararların çıkmasını beklemediğini, daha çok iki büyük güç arasındaki kırılgan istikrarı sürdürmeye odaklanacağını tahmin ettiğini dile getiren Czin, her iki tarafın somut kazanımlar olmasa da buluşmayı olumlu sunmaya çalışacağını, Trump'ın daha Çin'e gitmeden "Harika bir ziyaret olacak." şeklindeki değerlendirmesinin buna işaret ettiğini vurguladı. Czin, teknoloji konusunda ABD tarafının başta ileri teknoloji çipler olmak üzere ihracat kontrollerini sürdürmeye çalışacağı ancak bunu daha fazla tırmandırmaktan kaçınacağı, ziyaretten büyük yatırım kararlarının çıkmasını beklemediği, ticari anlaşmaların ise Çin'in ABD'den Boeing yolcu uçakları ile daha fazla soya fasulyesi almasından ibaret olacağı görüşünü paylaştı. Trump yönetiminin geçen yılın sonunda Tayvan'a 11 milyar dolarlık silah satışına onay vermesinin ve yeni büyük satışın hazırlığını yapmasının Çin'i endişelendirdiğine dikkati çeken Czin, Pekin yönetiminin, bunun Çin ile Tayvan arasında diplomatik ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'nin üçüncüsünde yer alan, Tayvan'a silah satışının zaman içinde azaltacağı taahhüdüne aykırı olduğunu düşündüklerini, bu yüzden bu konuda Washington'a baskı yapabileceklerini söyledi. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ DURUM Orta Doğu'daki savaşın küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı Hürmüz Boğazı'nda yarattığı kesinti de liderlerin gündeminde olacak. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştıran Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor. Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Boğazda tanker trafiğindeki kesintiler, küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında ve buna bağlı ham madde, ulaştırma ve sigorta maliyetlerinde artışa yol açtı. ABD İLE ÇİN'İN KRİZE BAKIŞI FARKLI Hem ABD hem Çin, krizin çözülerek Boğaz'ın gemi trafiğine yeniden açılmasından yana fakat iki ülkenin savaşa ilişkin farklı bakış açılarına sahip olması, çözüm yöntemi üzerinde uzlaşmalarına engel oluşturuyor. Çin, savaş nedeniyle ABD ile İsrail'i suçluyor ve krizin çözümü için bölgedeki çatışmanın bitirilmesi gerektiğini savunuyor. Pekin yönetimi, ABD'nin, bazı Çin rafinerilerine İran ile bağlantılı petrol nedeniyle getirdiği yaptırımlara uyulmasını ihtiyati tedbirle yasaklayarak bu alandaki bir yaptırımı kabul etmeyeceği mesajını vermişti. ABD ise enerji tedarikinde bölgeye bağımlı olmamasının avantajıyla Çin'in krizin sürmesinden zararlı çıkacağı, bu yüzden İran üzerindeki nüfuzunu kullanarak çözüme katkı sağlamaya ikna edilebileceğini düşünüyor. Çin ise enerji tedariki konusunda alternatiflerinin bulunduğunu görerek Boğaz'daki kesintinin sürmesinin sonuçta ABD ve müttefiklerinin aleyhine olacağını hesaplıyor. ÇİN'İN ENERJİ KIRILGANLIĞI ABARTILIYOR MU? ABD-Çin ilişkileri, Çin işletmeleri ve Tayvan konusunda araştırmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi Araştırma Görevlisi Daniel Fu, Çin'in, ithal enerjiye bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı gibi enerji darboğazlarındaki kesintilere aşırı duyarlı olduğu tezine karşı çıkıyor. Fu, gazetecilerle yaptığı çevrim içi söyleşide Çin kaynakları incelendiğinde, ülkenin dış kaynaklı enerji kesintilerine karşı kendini korumak için elinde geniş bir araç yelpazesinin bulunduğuna dikkati çekerek, Çin'in büyük ölçekli petrol rezervlerine sahip olmasının, enerji tüketiminin büyük bölümünün kendi ürettiği kömür kaynaklarına dayanmasının ve devletin kamuya ait büyük enerji şirketleri eliyle enerji dağıtımını doğrudan kontrol etmesinin, ülkeyi enerji güvenliği açısından dirençli kıldığını vurguladı. Çin'de yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji terkibindeki payının hızla arttığının ve bunun deniz yoluyla ithal edilen fosil kaynaklara bağımlılığını giderek azalttığının altını çizen Fu, Çinli analistlerin artık enerji darboğazlarını tek başına yıkıcı sonuçlar üretebilecek kırılganlık olarak görmediklerini söyledi. Fu, ayrıca Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası uğradığı yaptırımlar nedeniyle Rus petrolü ve doğal gazının güzergahının da Avrupa'dan Çin ve Hindistan'ın başını çektiği Asya pazarlarına doğru kaydığına işaret ederek, hem boru hatları hem de deniz yoluyla yapılan bu ticaretin de alternatif tedarik imkanı sağlayarak Çin'i dış şoklara karşı daha dirençli kıldığını vurguladı.

Donald Trump'tan Hürmüz Boğazı kararı: Özgürlük Projesi diplomatik süreç için geçici olarak durduruldu Haber

Donald Trump'tan Hürmüz Boğazı kararı: Özgürlük Projesi diplomatik süreç için geçici olarak durduruldu

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukasının kararlılıkla sürdürüleceğini ancak ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş güvenliğini sağlamayı amaçlayan "Özgürlük Projesi" operasyonunun geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Sosyal medya platformu Truth üzerinden stratejik bir bilgilendirme yapan Trump, bu kararın arkasında diplomatik temaslar ve askeri kazanımların olduğunu belirtti. DİPLOMATİK MÜZAKERELER VE HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA SON DURUM Başkan Trump, Pakistan dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen talepler ve bölgedeki askeri başarıların ardından müzakere yolunun açıldığını ifade etti. Trump paylaşımında, "Pakistan ve diğer ülkelerin talebi, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması nedeniyle, abluka tam olarak yürürlükte kalırken nihai bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulması konusunda mutabık kaldık" cümlelerine yer verdi. BASRA KÖRFEZİ'NDEKİ İNSANİ KRİZ VE SAVUNMA OPERASYONLARI ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında bölgedeki insani durumun ciddiyetine dikkat çekti. Basra Körfezi'nde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin mahsur kaldığını belirten Rubio, temel ihtiyaçların tükenmek üzere olduğunu vurguladı. Rubio, "Dünyanın dört bir yanından birçoğu çatışmaya dahil olmayan ülkeler, artık sadece gemilerdeki yüklerini değil vatandaşlarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu gemileri bu kadar uzun süre denizde bırakamazsınız. Yiyecek tükenir, içme suyu tükenir, temel ihtiyaçlar biter. Bu tam manasıyla korsanlık" dedi. Operasyonun niteliğine değinen Rubio, en az 10 sivil denizcinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, ABD ordusuna verilen talimatın bir saldırı değil, savunma ve kurtarma odaklı olduğunu ifade etti. İRAN EKONOMİSİNE YÖNELİK AĞIR YAPTIRIMLAR VE MALİ BASKI Bölgedeki askeri hareketliliğin yanı sıra "Ekonomik Öfke Operasyonu" çerçevesinde İran üzerindeki mali baskının arttığı bildirildi. Rubio, İran'da enflasyonun yüzde 70 seviyelerine ulaştığını ve yerel para biriminin değer kaybettiğini açıkladı. ABD'nin uyguladığı abluka nedeniyle Tahran yönetiminin günlük 500 milyon dolar kayba uğradığı ve dış ticaretinin yüzde 90 oranında aksadığı bilgisini paylaşan Bakan Rubio, İran ile iş birliği yapan finans kuruluşlarını da uyardı. Rubio, "İran’ın yaptırımları aşmasına yardım sağlayan her yabancı finans kuruluşu, ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalacak ve ABD finans sistemine erişimini kaybedecek" uyarısında bulundu. NÜKLEER ANLAŞMA ÇAĞRISI VE BÖLGESEL GÜVENLİK STRATEJİSİ ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğunu ve İran tarafından kontrol edilemeyeceğini yineledi. Rubio, nükleer program konusunda İran'ın samimiyetini kanıtlaması gerektiğini belirterek, %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun sivil bir kullanım alanı olmadığını dile getirdi. Bölgesel sorunların odağında Tahran'ın olduğunu savunan Rubio, Lübnan ve İsrail arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması için Hizbullah'ın silahsızlandırılması gerektiğine işaret etti. "Epic Fury Operasyonu" (Destansı Öfke Operasyonu) safhasının hedeflerine ulaşarak tamamlandığını duyuran Rubio, artık "Özgürlük Projesi" aşamasında olunduğunu ancak asıl hedefin diplomatik bir anlaşma ile istikrarın sağlanması olduğunu vurguladı.

Donald Trump'tan İran'a ateşkes uyarısı: Hürmüz Boğazı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde askeri hareketlilik artıyor Haber

Donald Trump'tan İran'a ateşkes uyarısı: Hürmüz Boğazı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde askeri hareketlilik artıyor

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden askeri çatışmaların gidişatına dair ABC News kanalına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı ve çevresindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Trump, bölgedeki ticari ve askeri gemilere yönelik müdahaleleri değerlendirdi. Trump, taraflar arasındaki ateşkesin sürdürülmesinin Tahran yönetimi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır" ifadesini kullandı. TRUMP: "ATEŞKESİN SÜRMESİ İRAN İÇİN EN İYİ SEÇENEK" İran'ın stratejik bölgelerdeki faaliyetlerini incelediğini ifade eden ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin olarak "Yoğun bir ateş açılmadı" bilgisini paylaştı. Ateşkes ihlallerine dair gelen soruları yanıtlayan Trump, bölgedeki gemi trafiğinin sürdüğünü belirterek, "Size açıklama yaparız. Gemiler hareket ediyor. Dün gece çok fazla gemi, büyük gemiler hareket etti ve ateş açılmadı. Sanırım son zamanlarda biraz oldu. Bunu inceliyorum" dedi. Trump, mevcut durumun kontrol altında olduğunu ve her iki ihtimalde de askeri olarak üstün geleceklerini dile getirerek, "Durumu kontrol altında tutuyoruz. Bir şekilde kazanırız" değerlendirmesinde bulundu. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA GEMİ TRAFİĞİ VE GÜNEY KORE DETAYI Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gerilimde hedef alınan bir Güney Kore gemisine de değinen Trump, uluslararası toplumun ve ilgili devletlerin kendi varlıklarını koruması gerektiğini söyledi. Söz konusu gemiyle ilgili bilgileri yeni aldıklarını belirten ABD Başkanı, "Bunu yeni duyduk ve inceleyeceğiz. Olması gereken şey, Güney Kore'nin devreye girmesi. Vurulan bir Güney Kore gemisiydi. Bence eğer bir geminiz vuruluyorsa, hemen birilerini göndermelisiniz" diyerek Seul yönetimine çağrıda bulundu. BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ'NE DÜZENLENEN FÜZE VE DRON SALDIRILARI Gerilimin bir diğer cephesi olan Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) ise hareketli saatler yaşandı. BAE Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın ülke topraklarını 12'si balistik, 3'ü seyir füzesi olmak üzere 15 füze ve 4 insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldığı duyuruldu. Trump, BAE'ye yönelik bu saldırıların hava savunma sistemleri tarafından "büyük ölçüde düşürüldüğünü" aktarırken, "Bir tanesi geçti. Büyük bir hasar yok" açıklamasını yaptı. Bakanlık, düzenlenen son saldırılarda 3 kişinin hafif şekilde yaralandığını kamuoyuyla paylaştı. SAVAŞIN BİLANÇOSU: BİNİ AŞKIN SİLAHLI ARAÇ KULLANILDI İran'ın bölgedeki askeri operasyonlarının yoğunluğu, paylaşılan son istatistiklerle ortaya konuldu. 28 Şubat tarihinde ABD ile başlayan savaşın başlangıcından bu yana Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırıların boyutları dikkat çekiyor. Verilere göre İran, bu süre zarfında BAE topraklarına toplamda 549 balistik füze, 29 seyir füzesi ve 2 bin 260 insansız hava aracı gönderdi. Washington yönetimi, bölgedeki askeri müttefiklerini koruma ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji koridorunun güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını yinelerken, Tahran'a yönelik ateşkes çağrılarını sürdürüyor.

Ateşkes belirsizliği sürerken Trump’tan Kongreye duyuru: İran ile savaş sona erdi Haber

Ateşkes belirsizliği sürerken Trump’tan Kongreye duyuru: İran ile savaş sona erdi

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’ye gönderdiği resmi mektupta 28 Şubat 2026’da başlayan İran-ABD çatışmalarının resmen sona erdiğini ilan etti. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’a hitaben yazılan mektupta Trump, 7 Nisan’dan bu yana taraflar arasında herhangi bir sıcak temas yaşanmadığını vurgulayarak, "Düşmanlıklar sona ermiştir" ifadesini kullandı. ATEŞKES SONRASI MÜZAKERE ÇIKMAZI 28 Şubat’ta patlak veren ve İsrail’in de dahil olduğu çatışmalar, 7 Nisan’da imzalanan geçici bir ateşkesle durulmuştu. Ancak bu sessizlik, diplomatik bir çözümden ziyade belirsiz bir bekleyişe dönüşmüş durumda. Tahran yönetimi, ABD'nin "imkansız" olarak nitelendirdiği taleplerden vazgeçmesi halinde masaya oturabileceğini belirtirken; Trump, İran’ın son teklifini reddettiğini açıkça ifade etti. Trump'ın tek taraflı olarak uzattığını belirttiği ateşkese dair İran kanadından henüz resmi bir onay veya yalanlama gelmemesi, bölgedeki tansiyonun içten içe sürdüğüne işaret ediyor. "ASKERİ GÜNCELLEME" MESAJIYLA AÇIK KAPI Başkan Trump, savaşın bittiğini ilan etmesine rağmen mektubunda askeri operasyonların tamamen masadan kalkmadığının sinyalini verdi. Mektupta yer alan şu ifadeler dikkat çekti: "Savaş Bakanlığı; ABD’yi, müttefiklerini ve ortaklarını İran ve destekli güçlerin tehditlerinden korumak amacıyla, gerekli görüldüğü takdirde askeri varlığını güncellemeye devam edecektir." "60 GÜN" STRATEJİSİ Mİ? Trump’ın bu çıkışı, ABD iç politikasında "yeni bir oyun" olarak yorumlanıyor. Savaş Yetkileri Yasası uyarınca, ABD Başkanları 60 günü aşan askeri müdahaleler için Kongre’den onay almak zorunda. Siyasi analistler, Trump’ın "savaş bitti" açıklamasını, bu 60 günlük yasal süreyi "sıfırlamak" ve Kongre onayına ihtiyaç duymadan yeni saldırılar planlayabilmek için bir manevra olarak gördüğünü öne sürüyor. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Kongre’de dahi İran’a yönelik uzun süreli bir savaşa mesafeli duran isimlerin bulunması, Beyaz Saray’ı bu tür hukuki boşlukları kullanmaya itiyor. ABLUKA TARTIŞMASI: "SAVAŞ DURDU MU, DONDU MU?" 28 Şubat 2026Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde yaptığı savunmada, ateşkes süresince 60 günlük yasal sürenin "askıya alınabileceğini" iddia etmişti. Ancak Demokratlar, bölgedeki deniz ablukasının devam ettiğini ve bunun hukuken "düşmanlık" kapsamına girdiğini savunarak yönetime tepki gösteriyor. Tüm bu tartışmaların gölgesinde Senato, Perşembe günü Trump’ı İran’a karşı askeri harekata son vermeye veya yetki almaya zorlayacak olan karar tasarısını engelledi.

Kral Charles’tan ABD’de diplomatik mizah rüzgarı: Trump’a Fransızca ve 1814 göndermesi Haber

Kral Charles’tan ABD’de diplomatik mizah rüzgarı: Trump’a Fransızca ve 1814 göndermesi

Birleşik Krallık Hükümdarı III. Charles, Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında diplomatik nezaketi keskin bir mizahla harmanladı. Washington'da hem Kongre üyelerine hem de Beyaz Saray'daki onur yemeğine katılan Kral, ABD Başkanı Donald Trump ile girdiği esprili diyaloglarla uluslararası kamuoyunun ve sosyal medyanın en çok konuşulan ismi haline geldi. Kral Charles, Kongre'de yaptığı hitapta iki ülke arasındaki kültürel bağlara değinirken Oscar Wilde’ın meşhur tespitine vurgu yapan Charles, "Günümüzde Amerika ile gerçekten her şeyimiz ortak, tabii ki dil hariç" ifadelerini kullanarak salonda tebessüm yarattı. DİL TARTIŞMASINDA "FRANSIZCA" ÇIKIŞI Beyaz Saray’da düzenlenen devlet yemeğinde gerilimden uzak ancak iğneleyici bir atmosfer hakimdi. Kral Charles, Başkan Trump’ın geçtiğimiz dönemlerde sarf ettiği, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki rolü olmasaydı Avrupa’da Almanca konuşulacağı yönündeki iddialarına doğrudan atıfta bulundu. Kral, bu argümana karşılık olarak, "Biz olmasaydık, siz Fransızca konuşuyor olurdunuz diyebilir miyim?" sorusunu yöneltti. Bu sözler salonda büyük bir kahkaha tufanına yol açarken, Trump’ın da bu espriye tebessümle karşılık verdiği gözlendi. BEYAZ SARAY'IN YAKILMASINA "GAYRİMENKUL" YORUMU Kral Charles’ın mizahi hedefinde sadece dil tartışmaları değil, aynı zamanda iki ülkenin savaşlarla dolu ortak tarihi de vardı. Trump’ın Beyaz Saray yerleşkesindeki mimari değişikliklerine ve yeni salon projelerine değinen Charles, 1814 yılındaki meşhur Washington Baskını'nı hatırlattı. İngiliz birliklerinin o dönemde Beyaz Saray’ı ateşe vermesine esprili bir kılıf uyduran Kral, "Üzülerek söylemeliyim ki, biz İngilizler de elbette 1814 yılında Beyaz Saray’ın gayrimenkul yeniden geliştirilmesi konusunda kendi girişimimizi yaptık" dedi. HMS TRUMP ÇANI VE DİPLOMATİK MESAJLAR Ziyaretin en dikkat çeken anlarından biri de hediyeleşme töreni oldu. Kral Charles, Başkan Trump’a İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma bir İngiliz denizaltısı olan HMS Trump’ın orijinal çanını takdim etti. Hediyeyi verirken imalı bir üslup takınan Charles, "Eğer bir gün bize ulaşmanız gerekirse, çanı çalmanız yeterli" diyerek müttefiklik ilişkisine dair ince bir mesaj gönderdi. Ayrıca ABD haritasındaki birçok yer isminin Kraliyet ailesiyle bağlantısına dikkat çekerek, Amerikan haritalarının kendisi için bir nevi "Noel kartı listesi" gibi olduğunu ifade etti. DEMOKRATLARI AYAĞA KALDIRAN KONUŞMA Kral’ın bu performansı sadece sosyal medyada değil, siyasi çevrelerde de takdir topladı. Başkan Trump, Charles’ın hitabet yeteneğinden etkilendiğini belirterek, Kral’ın kendi siyasi rakiplerini bile etkilediğini itiraf etti. Trump, Charles’ın Demokrat partilileri ayağa kaldırmasına değinerek, "Ben bunu hiç başaramadım" şeklinde bir öz eleştiride bulundu. Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham da Kral'ın tarih bilgisini ve zekasını överek, ziyaretin diplomatik başarısına vurgu yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.