#Donald Trump

İLKHABER-Gazetesi - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Donald Trump: İran ile müzakere sürüyor, sonuç belirsiz Haber

Donald Trump: İran ile müzakere sürüyor, sonuç belirsiz

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Fox News kanalına verdiği mülakatta, İran ile yürütülen diplomatik temaslara ve olası askeri hareketliliklere dair önemli açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran yönetiminin nükleer programı özelinde kendileriyle iletişim halinde olduğunu doğrularken, sürecin nihai bir sonuca ulaşıp ulaşmayacağı konusunda temkinli ve karamsar bir tablo çizdi. MÜTTEFİKLERLE BİLGİ PAYLAŞIMINA MESAFELİ YAKLAŞIM İran'a yönelik olası planların Orta Doğu'daki müttefik ülkelerle paylaşılması konusunda çekinceleri olduğunu belirten Trump, stratejik gizliliğe vurgu yaptı. Söz konusu hazırlıklarla ilgili gelişmeleri bölge müttefiklerine aktarmanın riskli olabileceğini savunan Trump, bu durumu "medya ile paylaşmaktan daha kötü olabileceği" şeklindeki çarpıcı bir ifadeyle dile getirdi. "EN SON İŞE YARAMAMIŞTI" Müzakere sürecinin işleyişine dair değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı, İran'ın diyaloğa açık olduğunu teyit etti ancak geçmiş tecrübelere atıfta bulundu. Trump, konuyla ilgili olarak, "Ama bakın, plan şu ki (İran) bizimle konuşuyor. Bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağız, aksi takdirde neler olacağını göreceğiz" dedi. Bölgedeki müttefiklerin İran'ın her zaman müzakereye açık olduğu yönündeki söylemleri hatırlatılan Trump, geçmişteki başarısız girişimleri örnek göstererek şunları kaydetti: "Bu doğru ama müzakere ediyorlar, dolayısıyla ne olacağını göreceğiz. En son müzakere ettiklerinde nükleerlerini devre dışı bırakmak zorunda kaldık, işe yaramadı." BÖLGEYE YAKLAŞAN BÜYÜK FİLO Diplomatik belirsizliğin yanı sıra askeri bir gövde gösterisi sinyali de veren Trump, İran'a doğru hareket halinde olan deniz gücünün kapasitesine dikkat çekti. ABD'nin bölgeye "büyük bir filo" sevk ettiğini paylaşan Trump, bu gücün büyüklüğünü, "Venezuela'da sahip olduğumuzdan daha da büyük" sözleriyle tarif etti. GERİLİMİ TIRMANDIRAN SÜREÇ İki ülke arasındaki tansiyon, İran'da ekonomik nedenlerle başlayan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği protestolarla tırmanmıştı. Göstericilerin idam edileceği iddiaları üzerine Washington yönetimi sert tepki göstermiş, Trump Tahran'ı ciddi ifadelerle uyarmıştı. Artan gerilim sonrası ABD donanması bölgeye yönlendirilirken, ABD ve İsrail basınında yer alan son haberlerde, dünyayı tedirgin eden olası bir saldırının bugün gerçekleşebileceği iddiaları gündeme gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump’tan İran mesajı: Bölgeye büyük deniz filosu sevk ettik Haber

ABD Başkanı Donald Trump’tan İran mesajı: Bölgeye büyük deniz filosu sevk ettik

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, "Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantılarının ardından ülkesine dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Trump, Grönland ve Barış Kurulu konusundaki süreçlerin çok iyi gittiğini söyledi. Grönland konusunda çerçevesi belirlenen anlaşmanın "süresiz" olduğunu yineleyen Trump, "Ortada gerçek bir müzakere var ancak zaman sınırı yok. Süre sınırsız; yani bu kalıcı bir düzenleme. Daha önce 99 yıl, 50 yıl gibi süreler konuşulurdu ama burada süreklilik söz konusu. Her şey masada. Askeri seçenekler de dahil olmak üzere her türlü adım değerlendirilebilir. Ancak müzakereler devam ediyor, sonucu göreceğiz. Ben olumlu olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. "GRÖNLAND İÇİN SATIN ALMA BEDELİ YOK" Grönland konusundaki anlaşmanın herhangi bir satın alma bedelini içermediğini belirten Trump, "Bir satın alma bedeli yok. ABD, egemenlik açısından zaten önemli kazanımlar elde ediyor. Anlaşmada bizim için çok güçlü unsurlar var. Ayrıca bunun Avrupa için de faydalı olduğunu unutmamak gerekir. Biz iyi durumdaysak, onlar da iyi durumda olur. Eğer biz iyi olmazsak, bu Avrupa için de iyi olmaz. Çünkü sistemi bir arada tutan yapıdayız; bütünlüğü biz sağlıyoruz" dedi. "NATO DA SÜRECE DAHİL OLACAK" Anlaşmanın amacının Grönland üzerinde tek taraflı bir kontrol sağlamak olmadığını belirten Trump, "Hep birlikte çalışacağız. NATO da bu sürece dahil olacak. Bazı adımlar NATO ile eşgüdüm içinde atılacak, ki olması gereken de budur" diye konuştu. ABD açısından kayda değer bir maliyet oluşmayacağını belirten Trump, "Sadece ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) olarak adlandırılan yapının inşası söz konusu. Bu projeye katılım sağlayacağız. Ortaya çıkacak yapı benzersiz olacak. Teknolojimiz zaten son derece ileri düzeyde" değerlendirmesini yaptı. "Danimarka bu konsepti kabul etti mi?" sorusuna "Herkesin bu fikre sıcak baktığını düşünüyorum" cevabını veren Trump, sürece dair somut gelişmeleri 2 hafta içinde kamuoyu ile paylaşacağını belirtti. TRUMP, UKRAYNA SAVAŞININ UZAMASINI ELEŞTİRDİ Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği son görüşmeye ve barış müzakerelerine değinen Trump, "Ancak daha önce de Başkan Zelenskiy ile pek çok iyi toplantı yaptım ve sonuç alınamadı. İlginçtir 35 yıllık bir savaşı bir günde, 32 yıllık bir savaşı iki günde bitirdim. Diğer bazı savaşlar en fazla dört gün sürdü. Buna rağmen bu savaş uzadıkça uzuyor. Açıkçası, önceki bazı çatışmalardan daha karmaşık olduğu da söylenebilir" diye konuştu. Buna rağmen savaşı bitirmeye yönelik müzakerelerin önemine vurgu yapan Trump, "Her türlü görüşme olumludur. Görüşme olmazsa hiçbir şey ilerlemez. İlk üç yıl boyunca kimse görüşmedi. Biden döneminde de görüşme olmadı. Basit bir gerçek var: Görüşmezseniz sonuç alamazsınız. Biz görüşüyoruz ve ne olacağını göreceğiz. Umarım çok sayıda hayat kurtarabiliriz" dedi. "UKRAYNA BARIŞI İÇİN HERKES TAVİZ VERECEK" "Ukrayna barışı için Rusya’nın da taviz vermesi gerekecek mi?" sorusu üzerine Trump, "Tavizler verilecek. Bu tür bir anlaşmanın sonuçlanması için herkes taviz veriyor. Avrupa da sürecin bir parçası olacak; olmak zorunda. Açık konuşmak gerekirse bu mesele Avrupa’yı beni etkilediğinden daha fazla ilgilendiriyor. Bunu öncelikle hayat kurtarmak için yapıyorum. İkinci olarak Avrupa için yapıyorum. ABD açısından doğrudan etkisi sınırlı" ifadelerini kullandı. "HEM PUTİN HEM DE ZELENSKİY ANLAŞMAYA İSTEKLİ" Ukrayna savaşını bitirmeye yönelik anlaşmaya yaklaştıklarını belirten Trump, "Bazı dönemlerde Putin anlaşma istemedi, bazı dönemlerde Zelenskiy istemedi. Üstelik bu dönemler genellikle birbirinin tersiydi. Şimdi ise ikisinin de anlaşmaya daha istekli olduğunu düşünüyorum. Bunu zaman gösterecek" diye konuştu. Son görüşmelerinde Zelenskiy’nin barış istediğini dile getirdiğini yineleyen Trump, "Bir anlaşma yapmak istediğini söyledi. Açıkçası söyleyebileceği başka bir şey de yok. Gerçekler ortada. Altı-yedi aydır konuşulan konuların dışına çıkılmıyor. Geldi ve anlaşma istediğini ifade etti. Bence istemesi gerekiyor. Çünkü bu süreç Ukrayna halkı için son derece zor, gerçekten çok yıpratıcı" şeklinde konuştu. "BÖLGEYE DOĞRU İLERLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR DONANMAMIZ VAR" İran ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, "İran’ı yakından izliyoruz. Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi. Kendisinin yaptığı çağrı sonrasında İran’ın 837 kişinin idamını durdurduğunu hatırlatan Trump, "Ancak şunu da söyleyeyim: Bölgeye doğru ilerleyen çok büyük bir donanmamız var. Belki kullanmak zorunda kalmayız. Göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in görevden çekilmesini ya da sürgüne gitmesini istiyor musunuz?" sorusu üzerine Trump, "Şu aşamada bu konuya girmek istemiyorum. Ama ne beklediğimizi çok iyi biliyorlar" dedi. TRUMP’TAN İRAN’A UYARI İran ile müzakereye açık olduklarını belirten Trump, ülkenin nükleer tesislerine yönelik saldırıları hatırlatarak, "Eğer yeniden aynı şeyi yapmaya kalkarlarsa, orayı da aynı şekilde, hatta çok daha kolay vururuz" uyarısında bulundu. İran’la iş yapan her ülkenin yüzde 25 oranında gümrük vergisine tabi olacağını hatırlatan Trump, bu vergilerin "çok yakında" yürürlüğe gireceğini söyledi. "ÇOK ÖNEMLİ ÜLKELER BARIŞ KURULU’NA KATILDI" Trump, İngiltere ya da Fransa’nın Barış Kurulu’na katılması hâlâ mümkün mü?" sorusu üzerine, "Bence katılmak isteyecekler. Çoğu ülkede başbakan ya da cumhurbaşkanı doğrudan imza atabiliyor. Bugün de bunun örneklerini gördünüz. Unutmayın, davet mektupları sadece iki gün önce gönderildi ve şimdiden yaklaşık 30 ülke katılım gösterdi. Üstelik bunlar çok önemli ülkeler. Bazı ülkelerde ise yasal kısıtlamalar var. Örneğin İtalya başbakanı bana açıkça katılmak istediğini söyledi, hatta çok istediğini belirtti; ancak parlamentodan onay alması gerekiyor. Polonya için de benzer bir durum söz konusu. Bazı liderlerin yetkisi var, bazılarının yok. Çoğunun yok. Yani kimi ülkeler için yasal onay şart" ifadelerini kullandı. İkinci görev döneminin sona ermesinin ardından Barış Kurulu başkanlığını sürdürebileceğinin sinyalini veren Trump, "İstersem buna hakkım var. Ne olacağını zamana bırakacağım. Ama beni bu rolde görmek istiyorlar. Teorik olarak bu görev ömür boyu olabilir. Bundan emin değilim; bunu isteyip istemediğimi henüz bilmiyorum" dedi. TRUMP, PUTİN’İN 1 MİLYAR DOLARLIK GAZZE BARIŞ KURULU ÖNERİSİNİ OLUMLU KARŞILADI Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ABD tarafından dondurulan Rus varlıklarından 1 milyar doları Gazze Barış Kurulu’na aktarma önerisini de değerlendiren Trump, "Oldukça ilginç. Kendi parasını kullanacağını söylemiş. Bu durumda benim açımdan sorun yok" dedi. "Xİ İLE GÖRÜŞMEYİ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM" Trump, "Bu yıl Çin Devlet Başkanı ile kaç kez görüşmeyi düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine de, "Bir ziyaret gerçekleştireceğim. Nisan ayında ben gideceğim; yılın sonuna doğru da kendisi gelecek. Devlet Başkanı Xi Jinping ile yeniden görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Kendisiyle her zaman çok iyi bir ilişkimiz oldu. Eşi de son derece etkileyici biri. Başkan Xi gerçekten dikkat çekici bir lider" açıklamasında bulundu. Covid döneminde Çin ile ilişkilerin oldukça gerildiğini aktaran Trump, "Ancak şu anda mükemmel bir noktadayız. Zaten bunu rakamlarda da görüyorsunuz. Tarım ürünlerimizi yoğun şekilde satın alıyorlar. Özellikle soya fasulyesi alımları çok yüksek. Bu durum çiftçilerimizi memnun ediyor, beni de memnun ediyor" dedi.

Trump Davos zirvesinde Gazze Barış Kurulu için imzaları attırdı Haber

Trump Davos zirvesinde Gazze Barış Kurulu için imzaları attırdı

İsviçre'de düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), küresel siyaseti şekillendirecek kritik bir imza törenine sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde gerçekleşen "Gazze Barış Kurulu" oturumunda, aralarında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da bulunduğu çok sayıda ülke temsilcisi bir araya geldi. Başkan Trump, tören öncesinde yaptığı konuşmada kendi yönetimi döneminde sağlanan diplomatik ve askeri gelişmelere vurgu yaptı. SEKİZ SAVAŞI DOKUZ AYDA BİTİRDİK İDDİASI Konuşmasında dünya genelindeki çatışma bölgelerine değinen Donald Trump, "Bugün dünya benim sayemde daha zengin, daha barışçıl." ifadesini kullandı. Göreve geldikten sonraki süreçte 8 savaşı 9 ay gibi kısa bir sürede sonlandırdıklarını iddia eden Trump, bu ülkeler arasında Kamboçya, Tayland, Sırbistan, Pakistan, Hindistan, İsrail, İran, Mısır ve Etiyopya'nın bulunduğunu belirtti. Orta Doğu'da 59 ülkenin barış sürecini desteklediğini kaydeden ABD Başkanı, "Dünyanın birçok yerinde yangınları söndürdük. Bazı yerlerde 35 yıldır süren savaşlar vardı, biz bunları bitirdik." dedi. Trump'ın gündeminde Suriye ve Venezuela'daki rejim değişiklikleri de yer aldı. Suriye'deki yeni yönetimin iyi çalıştığını savunan Trump, "Suriye'de çok iyi kazanımlar var. Nefes alabilmeye başladılar. Oradaki yeni yönetim iyi çalışıyor. Suriye liderine güveniyorum." değerlendirmesinde bulundu. DEAŞ'ın kendi döneminde ortadan kaldırıldığını hatırlatan Trump, Venezuela konusunda ise "Diktatör Maduro'yu kaçırdık. Venezuela'yı dev petrol firmalarına açtık. Venezuela çok büyük gelir elde edecek." ifadelerini kullandı. GAZZE İÇİN SİLAHSIZLANMA VE YENİDEN İNŞA VURGUSU Toplantının ana gündem maddesi olan Gazze konusunda net mesajlar veren Trump, savaşın sona erdiğini ilan etti. Hamas'ın elindeki son rehineleri teslim etmesi gerektiğini belirten Trump, "Hamas silah bırakmazsa bu onların sonu olur. Bizim Gazze'nin silahsızlanmasını ve yeniden inşasını sağlamamız lazım. Gazze'nin iyi yönetilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu. NATO ÜYELERİNE EKONOMİK BASKI VE İSPANYA AYRINTISI ABD ekonomisindeki iyileşmeye dikkat çeken Trump, ticaret açığını yüzde 77 oranında azalttıklarını söyledi. Konuşmasında NATO üyelerinin savunma harcamalarına da değinen Trump, "NATO üyelerinin Gayrisafi Millî Hasıla'larının yüzde 5'inin NATO'ya harcanmasını sağladım, İspanya hariç herkes kabul etti. İspanya'yla konuşmam gerekecek." dedi. Konuşmaların tamamlanmasının ardından liderler sahneye çıkarak Gazze Barış Kurulu'nun kuruluş belgesini imzaladı.

Donald Trump Davos zirvesinde duyurdu! Grönland için sonsuz anlaşma ve gümrük kararı Haber

Donald Trump Davos zirvesinde duyurdu! Grönland için sonsuz anlaşma ve gümrük kararı

İsviçre'nin Davos kasabasında gerçekleştirilen 56. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantılarına katılan ABD Başkanı Donald Trump, zirve sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gündemin ana maddesi olan Grönland çerçeve anlaşmasına ilişkin CNN muhabirinin sorusunu cevaplayan Trump, sürecin geçici bir heves olmadığını vurguladı. Trump, "Bu uzun vadeli ve nihai bir anlaşma" ifadelerini kullandı. ANLAŞMANIN SÜRESİ HAKKINDA SONSUZ VURGUSU Grönland'ın ABD'ye geçiş sürecinin hukuki tanımıyla ilgili detaylara girmeyen Trump, anlaşmanın geçerlilik süresine ilişkin soruya net bir yanıt verdi. Sürenin ne kadar olacağı sorusuna "Sonsuz" karşılığını veren ABD Başkanı, "Bu, nihai uzun vadeli bir anlaşma ve bu anlaşma herkesi çok iyi bir konuma getiriyor." değerlendirmesinde bulundu. NATO İLE GÖRÜŞME SONRASI GÜMRÜK TARİFELERİ ASKIYA ALINDI Davos'taki temasları kapsamında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya gelen Trump, Grönland konusunda bir "anlaşma çerçevesi" oluşturduklarını duyurdu. Bu diplomatik gelişme, ticari ilişkilere de anında yansıdı. Trump, daha önce ABD'nin Grönland talebine karşı çıktıkları gerekçesiyle 8 Avrupa ülkesine (Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya) 1 Şubat'tan itibaren uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini durdurduğunu açıkladı. ALTIN KUBBE SAVUNMA SİSTEMİ VE ARKTİK BÖLGESİ PLANI Konuya ilişkin sosyal medya platformu Truth Social üzerinden de paylaşım yapan Trump, Rutte ile vardıkları mutabakatın önemine dikkat çekti. Trump açıklamasında, "Bu görüşme sonucunda, Grönland ve tüm Arktik Bölgesi ile ilgili gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk. Bu çözüm hayata geçerse, ABD ve tüm NATO ülkeleri için harika bir çözüm olacaktır" ifadelerine yer verdi. Sürecin devamında Grönland ile ilgili "Altın Kubbe" savunma sistemi konusunda ek görüşmelerin yapılacağı bildirildi. Tüm diplomatik ve stratejik sürecin Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Temsilci Steve Witkoff uhdesinde yürütüleceği kaydedildi.

Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan arasında kritik zirve gündemde Suriye ve Gazze vardı Haber

Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan arasında kritik zirve gündemde Suriye ve Gazze vardı

Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında konuşan ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yapacağını duyurdu. Trump gazetecilere verdiği demeçte "Çok sevdiğim, çok beğendiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok önemli bir görüşmem var" dedi. İsviçre'nin Davos kentine hareketi öncesinde görüşmeye dair kısa bir değerlendirme yapan Trump, detaya girmeden "Çok güzel bir görüşmeydi" ifadesini kullandı. GÖRÜŞMENİN DETAYLARI VE GAZZE DAVETİ Görüşmenin içeriğine ilişkin açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapıldı. Açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için taşıdığı önemi vurguladığı belirtildi. Liderlerin görüşmesinde bölgedeki IŞİD mensuplarının tutulduğu cezaevlerinin durumu masaya yatırıldı. Ayrıca Erdoğan'ın Gazze Barış Kurulu'na davet edilmesi nedeniyle ABD Başkanı Trump'a teşekkür ettiği kaydedildi. TRUMP'TAN SURİYE VE ŞARA YORUMU Suriye sahasındaki gelişmeleri değerlendiren Trump, 19 Ocak tarihinde Ahmed Şara ile IŞİD tutukluları hakkında görüştüğünü açıkladı. Şara hakkında "Çok çalışkan, güçlü ve sert biri" tanımlamasını yapan ABD Başkanı, bölgenin zorluğunu "Öylesi bir yerde temiz bir çocuğu göreve getirip bir şeyler başarmasını bekleyemezdiniz" sözleriyle anlattı. Trump, Kürt müttefiklerin durumuyla ilgili bir soruya "Kürtleri seviyorum. Onlara muazzam paralar ödendi. Petrol ve başka şeyler verdik. Ama Kürtlerle iyi anlaşıyoruz ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz" yanıtını verdi. ABD TEMSİLCİSİNDEN ENTEGRASYON ÇAĞRISI ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Suriye'deki dengelerin kökten değiştiğini savundu. Barrack Kürtler için en büyük fırsatın Şara liderliğindeki yeni hükümete dahil olmakta yattığını ifade ederek entegrasyon çağrısı yaptı. Öte yandan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye ordusu arasındaki çatışmaların ardından 20 Ocak tarihinde dört günlük bir ateşkes kararı alındı. Bölgedeki çatışmaların geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed Şara ile Abdi arasında 19 Ocak'ta yapılan görüşmenin sonuçsuz kalması üzerine yeniden alevlendiği bildirildi.

Altın fiyatlarında tarihi zirve: 'Grönland' gerilimi ons altını 4 bin 800 doların üzerine taşıdı Haber

Altın fiyatlarında tarihi zirve: 'Grönland' gerilimi ons altını 4 bin 800 doların üzerine taşıdı

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ABD topraklarına katma isteği ve bu durumun NATO ittifakı ile Avrupa ticaret ilişkileri üzerinde yarattığı baskı, küresel piyasalarda doların değer kaybetmesine ve altın talebinin artmasına neden oldu. Çarşamba günü yaşanan hareketlilikle birlikte değerli metaller piyasasında tarihi zirveler test edildi. ONS VE GRAM ALTINDA REKOR RAKAMLAR Spot piyasada altının onsu, seans başlarında 4 bin 843,67 dolar seviyesine ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. TSİ 02.26 itibarıyla yüzde 1,2 artış kaydeden spot altın, 4 bin 821,26 dolar seviyesinden işlem gördü. Şubat teslimatlı ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 1 yükselişle ons başına 4 bin 813,50 dolara çıktı. Pazartesi gününden bu yana yüzde 6'nın üzerinde değer kazanan altın, günlük bazda yüzde 2,2'lik bir yükseliş performansı sergiledi. Yurt içi piyasalarda ise gram altın fiyatı 6 bin 773 TL'ye ulaşarak rekor kırdı. Gümüş fiyatları da altınla paralel bir seyir izledi. Dün 95,88 dolar ile rekor kıran spot gümüş, şu sıralarda tarihi zirvesine yakın bir nokta olan 95,56 dolar seviyesinde seyrediyor. ANALİST GÖRÜŞÜ: "GÜVEN KAYBINDAN KAYNAKLANIYOR" Capital.com Kıdemli Piyasa Analisti Kyle Rodda, piyasadaki hareketliliği değerlendirdi. Rodda, yükselişin Trump'ın Avrupa ülkelerine gümrük vergisi uygulama tehdidi ve Grönland konusundaki baskısı nedeniyle ABD'ye duyulan güven kaybından kaynaklandığını belirtti. Rodda, altındaki fiyatlamanın küresel jeopolitik gerilimlere ilişkin korkuları yansıttığını ifade etti. GRÖNLAND GERİLİMİ VE NATO TARTIŞMALARI Piyasalardaki tansiyonu yükselten temel etken, ABD Başkanı Trump'ın, Çin ve Rus gemilerinin Kuzey Buz Denizi'ndeki varlığını gerekçe göstererek Danimarka'ya bağlı Grönland adasını kontrol etme isteği oldu. Salı günü yaptığı açıklamada bu hedefinden "geri dönüş olmadığını" belirten Trump, adayı almak için güç kullanma olasılığını dışlamadı ve NATO müttefiklerine eleştiriler yöneltti. Trump daha sonra yaptığı bir başka açıklamada ise NATO ve ABD'nin memnun olacağı bir çözüm bulacaklarını ifade etti. AVRUPA CEPHESİNDEN SERT YANIT Trump'ın, Avrupa'nın Grönland konusundaki tutumuna karşılık yüksek gümrük vergileri uygulama tehdidine Davos'ta bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan yanıt geldi. Macron, Avrupa'nın zorbalara boyun eğmeyeceğini ve korkutulmayacağını belirterek Trump'ın yaklaşımını eleştirdi. FED BEKLENTİLERİ Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası da fiyatlamalarda etkili oluyor. Uzmanlar, 2026 yılında Fed'den en az iki faiz indirimi bekliyor. Trump'ın faiz indirimi konusundaki baskılarına rağmen, Ocak ayındaki Fed toplantısında bankanın faizleri sabit bırakması öngörülüyor.

Donald Trump, Hamaney'e "hasta adam" deyip yeni liderlik çağrısı yaptı Haber

Donald Trump, Hamaney'e "hasta adam" deyip yeni liderlik çağrısı yaptı

ABD Başkanı Donald Trump ABD merkezli Politico haber sitesine İran’daki gelişmelerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i sert sözlerle eleştiren Trump ülkenin lideri olarak işlediği suçun ülkenin tamamen yıkılması ve daha önce hiç görülmemiş düzeyde şiddet kullanılması olduğu değerlendirmesinde bulundu. Hamaney’i "hasta bir adam" olarak niteleyen Trump "Ülkesini düzgün yönetmeli ve insanları öldürmeyi bırakmalı. İran, onun kötü liderliği nedeniyle dünyanın yaşanabilecek en kötü yeri" dedi. "LİDERLİK KORKU DEĞİL SAYGI GEREKTİRİR" Hamaney’in rejimin devamını halka korku salarak sağladığını öne süren Trump kendi yönetim anlayışıyla kıyaslamalar yaptı. Trump açıklamasında "Liderlik, ülkenin işleyişini çok düşük seviyede dahi olsa sürdürmek için, tıpkı benim ABD’yi yönettiğim gibi ülkesini düzgün bir şekilde yönetmeye odaklanmalı. Kontrolü sağlamak için binlerce insanı öldürmeye değil. Liderlik saygı gerektirir, korku ve ölüm değil" ifadelerini kullandı. İran’da yönetim değişikliğinin gerekli olduğunun altını çizen Trump "İran’da yeni bir liderlik aramanın zamanı geldi" şeklinde konuştu. HAMANEY TRUMP'I SUÇLAMIŞTI İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise ABD ve İsrail'i ülkesindeki şiddet olaylarına doğrudan karışmakla suçlamıştı. ABD Başkanı Donald Trump'ı "suçlu" olarak nitelendiren Hamaney "Son fitne bir Amerikan fitnesiydi ve ABD'nin hedefi İran'ı yutmaktı. ABD başkanını İran milletine verdiği zararlar, can kayıpları ve yönelttiği iftiralar nedeniyle suçlu görüyoruz. İran karşıtı son ayaklanma, ABD başkanının bizzat müdahil olması bakımından farklıydı" demişti.

Donald Trump: Gazze’de Barış Kurulu kuruldu Haber

Donald Trump: Gazze’de Barış Kurulu kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından Gazze'de Barış Kurulu'nun kurulmasına ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Trump açıklamasında "Barış Kurulu'nun kurulduğunu duyurmaktan büyük onur duyarım. Kurul üyeleri kısa süre içinde açıklanacak, ancak şunu kesin olarak söyleyebilirim ki bu kurul, şimdiye kadar kurulmuş en büyük ve en prestijli kuruldur" ifadelerini kullandı. "ATEŞKESİN İKİNCİ AŞAMASINA GİRDİK" Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına resmen girdiklerini kaydeden Trump ilk aşamada çatışmaların durduğunu ve Gazze'ye ciddi miktarda insani yardımın ulaştırıldığını savundu. ABD Başkanı yeni kurulacak geçici teknokrat Filistin yönetimi konusunda ise "Barış Kurulu Başkanı olarak, geçiş döneminde Gazze'yi yönetmek üzere Kurul'un Yüksek Temsilcisi tarafından desteklenen, yeni atanan Filistin teknokratik hükümeti olan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'ni destekliyorum. Bu Filistinli liderler, barışçıl bir geleceğe sarsılmaz bir şekilde bağlılar" değerlendirmesini yaptı. TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİNİN ROLÜ ABD Başkanı Trump açıklamasının devamında ise Türkiye ile Mısır ve Katar'ın desteğiyle "Hamas'ın tüm silahlarını teslim etmesi ve her tünelin yıkılması da dahil olmak üzere" bölgenin askerden arındırılmasına ilişkin sürece başlayacaklarını belirtti. Trump sözlerini "Gazze halkı yeterince acı çekti, şimdi artık zamanı geldi" ifadesini kullanarak noktaladı.

TRUMP’IN VENEZUELA MÜDAHALESİNİN KÜRESEL ENERJİ JEOPOLİTİĞİNE ETKİLERİ: BEKLENTİLER, ZORLUKLAR VE RİSKLER Haber

TRUMP’IN VENEZUELA MÜDAHALESİNİN KÜRESEL ENERJİ JEOPOLİTİĞİNE ETKİLERİ: BEKLENTİLER, ZORLUKLAR VE RİSKLER

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinin küresel enerji jeopolitiği üzerindeki etkilerini AA Analiz için değerlendirdi. Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever'in değerlenmdirmeleri şöyle: "ABD Başkanı Donald Trump’ın dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip olan Venezuela’ya askeri müdahalesi, gerek küresel enerji piyasaları gerekse ABD’nin enerji jeopolitiği üzerindeki olası etkileri uluslararası gündemin en önemli konularını oluşturmuştur. Trump’ın Venezuela’nın enerji kaynaklarına el koyarak küresel enerji jeopolitiğinde ABD hakimiyetini güçlendirmesinin o kadar kolay ve hızlı olamayacağı ise kısa sürede ortaya çıkmıştır. MÜDAHALENİN ARDINDAKİ KÜRESEL ENERJİ REKABETİ Trump, Venezuela’ya yaptığı askeri müdahaleyle ABD’nin dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olmasının önünü açacağını beklemektedir. Bu nedenle müdahaleden çok kısa bir süre sonra bu müdahalenin ana hedeflerinden birisinin enerji kaynaklarının ABD tarafından kontrol edilerek Venezuela halkının ve ABD’nin ortak çıkarları için kullanılması olduğunu açıkça dile getirmiştir. Trump’ın hızlı bir şekilde Venezuela'nın eskimiş ve verimsiz petrol endüstrisine büyük yatırımlar yapacağını belirtmesi üzerine bu yatırımları yapması beklenen Chevron gibi ABD’li büyük petrol şirketlerinin uluslararası borsalardaki hisselerinin değeri yüzde 10 kadar artmıştır. Trump hiç vakit kaybetmeden önde gelen petrol şirketlerinin yöneticileri ile de bir toplantı yaparak hem Venezuela enerji kaynaklarına dair planlarını ortaya koymuş hem de petrol şirketlerinin bu planlarına destek vermesini istemiştir. Ancak bu toplantıdan sonra uluslararası basında çıkan yorumlara göre petrol şirketlerinin yöneticileri maliyetlerin ve risklerin yüksek olması nedeniyle çok güçlü bir destek vermeyerek temkinli bir tutum sergilemişlerdir. Küresel enerji piyasalarına bakıldığında da ABD’nin askeri müdahalesinin jeopolitik riskleri artırması nedeniyle fiyatlarda yukarı doğru bir hareket gözlemlenmiştir. Bu hareket sonucunda ABD’li petrol şirketlerinin yanı sıra petrol üreticisi olan tüm ülkelerin şirketleri de gelirlerini artırmıştır. ABD’nin en önemli jeopolitik rakipleri olan Rusya ve Çin’in bu kapsamdaki gelişmelerden nasıl etkileneceği sorusu ise önem kazanmıştır. ABD’nin Venezuela petrolünün uluslararası ticaretine dönük uyguladığı yaptırımlar kapsamında Rusya’nın kendisine ait olduğunu belirttiği bir tankere ABD askerlerinin uluslararası sularda el koyması iki ülke arasında zaten yüksek düzeyde seyreden gerilimin daha da büyümesine yol açmıştır. Trump, bu yolla Venezuela’nın en önemli ortağı olan Rusya’yı pasifize ederek, Rusya’nın Venezuela’nın enerji sektöründen uzaklaşıp kendisi için daha önemli olan Ukrayna Savaşı kaynaklı enerji sorunlarına odaklanmasını beklemektedir. ABD Venezuela’ya dönük askeri müdahale ile Çin’nin de bu ülkenin enerji sektörüne dönük ilgisini azatmasını beklemektedir. Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin, Venezuela’nın petrol ihraç ettiği en önemli pazarlardan biridir. ABD’nin askeri müdahalesinden kısa bir süre önce Çinli heyetlerin Venezuela’yı ziyaret etmesi bir rastlantı olsa da, Trump’ın Çin’in ne Venezuela’da ne de Kuzey ve Güney Amerika’nın başka bir ülkesinde petrol ve diğer stratejik doğal kaynakların ticaetine ilişkin güçlü bağlantılar kurmasını istemediği de herkes tarafından bilinmektedir. Trump, Çin’nin Venezuela’nın enerji sektöründeki etkisini en aza indirmeye çalışmaktadır. TRUMP’IN VENUZELA’YA DÖNÜK ENERJİ POLİTİKASININ ZORLUKLARI Trump’ın Venezuela’ya askeri müdahalesinden sonra enerji alanındaki bölgesel ve küresel beklentilerini kısa vadede gerçekleştirebilmesinin önünde çok sayıda zorluk vardır. Trump’ın karşılaştığı en önemli zorluk Venezuela yönetimi ve halkından bu politikalarına henüz bir destek bulamamış olmasıdır. Ayrıca Venezuela halkının da mevcut ekonomik zorluklarına rağmen petrol kaynaklarının millileştirilmesi politikasını desteklemeyi kısa sürede bırakması da beklenmemektedir. Bu nedenlerden dolayı ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’ya yatırım konusunda temkinli tutumlarını değiştirmeleri mevcut koşullarda biraz zor görünmektedir. Trump’ın Venezuela’ya dönük enerji politikasının karşı karşıya olduğu diğer bir zorluk da bizzat Venezuela’nın petrol kaynaklarının niteliğinden kaynaklanmaktadır. Venezuela dünyanın kanıtlanmış en zengin petrol kaynaklarına sahip olsa da; Venezuela petrolü işlenmesi çok zor ve maliyetli olan ağır petrol niteliğindedir. Körfez petrolü gibi tüm petrol ürünlerinin elde edilebileceği kalitede olmayan Venezuela petrolünü işleyecek petrol rafinerisi de çok değildir. ABD’li petrol şirketleri biraz da bu zorluk nedeniyle maliyeti yüksek ve verimliliği de az olan Venezuela petrol sektörüne yatırım konusunda tereddüt yaşamaktadır. Venezula petrolü ağır sanayi üretiminde yakıt olarak kullanılmaya daha elverişli olduğundan bu petrolü en çok Çin talep etmektedir. Venezuela petrolü tamamen ABD kontrolünde olsa da Çin bu petrolü alabilecek en uygun alıcı olmaya devam edecektir. Bu durumu Trump da farkederek yeni dönemde de Çin’e Venezuela petrolünü satılmasını desteklediğini belirtmiştir. Ancak, bu yaklaşım Trump’ın Çin’i Venezuela'nın enerji sektöründen uzaklaştırma politikasıyla da çelişmektedir. TRUMP’IN VENUZELA’YA DÖNÜK ENERJİ POLİTİKASI HANGİ RİSKLERİ İÇERİYOR? Trump'ın askeri müdahale sonrası enerji alanında büyük beklentileri olsa da bu politikasının orta ve uzun vadede ABD’li küresel enerji politikaları açısından önemli riskleri bulunmaktadır. Öncelikle, diğer petrol üreticisi olan ve askeri açıdan zayıf olan ülkeler benzeri askeri müdahalelerin kendilerine karşı da yapılabileceği endişesiyle ABD ile enerji alanındaki işbirliklerini gelecekte azaltabilir. Bu ülkeler aynı zamanda benzer düşüncelerle Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) etrafında işbirliklerini artırarak ABD’nin istemeyeceği bir şekilde küresel enerji piyasalarını etkilemeye çalışabilir. Bu riskler ABD’nin küresel enerji piyasalarına dair 1973 petrol krizinden bu yana izlediği politikaları da zayıflatabilecek niteliktedir. Bu risk aynı zamanda Rusya ve Çin gibi ABD’nin küresel enerji jeopolitiğindeki en önemli rakiplerinin konumlarını da güçlendirebilecek niteliktedir. ABD’nin küresel enerji piyasalarındaki lider konumu ve enerji jeopolitiğindeki rolü petrol kaynaklarını doğrudan kontrol etmesinden değil de daha çok enerji ticaretine yön veren kuralları ve pazar dinamiklerini etkilemesinden kaynaklanmaktadır. ABD’nin kendisine bu alanlarda duyulan güvenin azalması ABD açısından uzun dönemli en önemli risk olduğu belirtilebilir. Sonuç olarak, Trump, Venezuela’ya askeri müdahale ile gerek Venezuela enerji sektörüne gerek küresel enerji pazarları ve jeopolitiğine dair büyük beklentiler içine girse de; izlediği politikaların kısa sürede beklenilen sonuçları vermesinin önünde büyük zorluklar vardır. Ayrıca, gerek diğer enerji üreticisi ülkelerin gerek küresel enerji piyasalarının ABD’ye dönük güveninin azalması da uzun dönemli çok önemli bir risk ortaya çıkarmaktadır. Trump’ın, ABD’nin enerji politikalarını küresel enerji piyasalarının beklentileri doğrultusunda şekillendirerek uluslararası işbirliğini güçlendirmesi ve piyasanın kurum ve kurallarına dayalı politikalara ağırlık vermesi, hem ABD’nin hem de diğer uluslararası aktörlerin ortak çıkarlarına daha uygun olacaktır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.