#edebiyat

İLKHABER-Gazetesi - edebiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, edebiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antakya’nın kokusu ve bereketi bu kitapta toplandı Haber

Antakya’nın kokusu ve bereketi bu kitapta toplandı

Yazar İpek Aslan’ın okurlarla buluştuğu imza günü, edebiyatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Aslan’ın kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaşan “Bir Kadın Bir Hikâye Antakya” adlı eseri için düzenlenen etkinlik, Çankaya Konakları Butik Otel’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samimi atmosferiyle dikkat çeken buluşma, kültür, sanat ve sivil toplum çevrelerinden birçok ismi aynı çatı altında topladı. İmza günü boyunca okurlarıyla birebir ilgilenen Aslan, kitabını imzalarken sohbet etmeyi de ihmal etmedi. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte edebiyatın yanı sıra Antakya’nın ortak hafızası ve dayanışma ruhu ön plana çıktı. İmza gününe çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte konuklara hitap eden İpek Aslan, kitabın kendisi için yalnızca bir edebiyat çalışması olmadığını vurguladı. Aslan, eserin yaşanmışlıklar, depremden sona iyileşme süreci ve Antakya’ya duyulan sevginin bir ifadesi olduğunu belirterek, yazmanın ve paylaşmanın kendisi için dönüştürücü bir güç taşıdığını dile getirdi. Gastronominin kent kültüründeki önemine de değinen yazar, yörenin bereketli sofralarının da insanları bir araya getiren güçlü bir bağ olduğuna dikkat çekti. Ailesine ve yol arkadaşlarına teşekkür eden Aslan, bu buluşmayı Antakya’nın yeniden ayağa kalkma iradesinin bir simgesi olarak gördüğünü ifade eden Aslan, “Antakya’nın tarihine, kültürel dokusuna, insanına ve yöresel tatlarına geniş yer verdiğim bu eserde, kentin kokusunu, bereketini ve umudunu hissettirmeyi amaçladım” dedi. Konuşmanın ardından eserini imzalayan Aslan, gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, katılım sağlayan tüm konuklara ve ev sahipliği için Çankaya Konakları Butik Otel işletmecisi Zekiye Çankaya’ya teşekkür etti.

Depremzede kız çocuklarının eğitimi için söyleşi Haber

Depremzede kız çocuklarının eğitimi için söyleşi

Edebiyat ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken yazar Derya Arslan, Atlas Kültür Günleri kapsamında düzenlenen etkinlikte okurlarıyla buluştu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli yer aldı. Toplumsal faydayı merkeze alan etkinlik, Arslan’ın “Sol Yanımdan Üşüdüm: Yüreğini Bırak Git” ve “Sol Yanımdan Üşüdüm: Sürgün” adlı kitaplarının satışından elde edilecek gelirin depremzede kız çocuklarının eğitimine aktarılması amacıyla düzenlendi. Program, Atlas Pizza&Cafe işletmecisi Güneş Öztoprak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiyle başladı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşide Derya Arslan, “Sol Yanımdan Üşüdüm” serisinin iki kitabının ortaya çıkış sürecini ve halen hazırlık aşamasında olan üçüncü kitabına dair detayları paylaştı. Yazım serüveni, eserlerde işlenen duygusal ve toplumsal temalar üzerine yapılan sohbet, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Edebiyatın birleştirici ve onarıcı gücünü sosyal sorumluluk bilinciyle buluşturan etkinlik, imza günü ve okurlarla birebir sohbetlerle devam etti. Okurlarıyla kurduğu sıcak iletişim ve mütevazı yaklaşımıyla Derya Arslan, davetlilerden tam not aldı. Yazar Derya Arslan, Atlas Kültür Günleri’nin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, kitap gelirlerinin depremzede kız çocuklarının eğitimine katkı sunacak olmasının kendisi için büyük bir anlam taşıdığını vurguladı. Arslan, gösterilen ilgi ve destekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu tür dayanışma odaklı etkinliklerin artarak sürmesini temenni etti.

Niyazi Aynal 60 yıl sonra “Aynadaki Anılar” ve “Yaşayan Duygular” ile geri döndü Haber

Niyazi Aynal 60 yıl sonra “Aynadaki Anılar” ve “Yaşayan Duygular” ile geri döndü

Niyazi Aynal, 1963 yılında “Duygularım” adlı kitabıyla edebi yolculuğuna başladıktan yaklaşık 60 yıl sonra, “Aynadaki Anılar” ve “Yaşayan Duygular” adlı anı ve şiir kitaplarını yayınladı. Son olarak “Hasret Çiçeklerim” adlı şiir kitabı da geçtiğimiz günlerde internet kitapçılarında yerini aldı. Adanalı gurbetçi yazar Niyazi Aynal’ın bu son eserinde, sevgi, aşk, doğa, özlem ve insan temaları çoğulcu bir duyarlılıkla işleniyor. “Gönülden Düşen Damlalar”, “Hasret Çiçeklerim” ve “Merdiven Basamakları” gibi bölümleri içeren kitap, sıladan gurbete duyulan özlemleri şiirlerinde vurguluyor. 60 Yıl Sonra “Aynadaki Anılar” ve “Yaşayan Duygular” kitaplarıyla geri döndü 1938 yılında Adana’da doğan ve 1972 yılından beri Almanya’da yaşayan Niyazi Aynal, 14 yaşında yazmaya başladığı şiirlerle dikkat çekti. Adana’da düzenlenen düğünlerde okunan şiirleri, “Yirminci Asır”, “Yelpaze” ve “Yeni Adana Gazetesi Edebiyat ve Sanat Sayfası”nda yayınlandı. 1963 yılında eşi Ayten Aynal ile birlikte “Duygularım” adlı şiir kitabını yayımlayan Aynal, yaklaşık 60 yıl sonra anı/şiir kitabı “Aynadaki Anılar” ve “Yaşayan Duygular”ı da Yay Yayınları’ndan yayımladı. “Hasret Çiçeklerim” ise, Günce Yayınları tarafından yayınlanarak okurlarla buluştu. Yaşam ve anılarla hesaplaşarak sürdürdüğü bu uzun yolculukta Niyazi Aynal, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın romantizmini ve yaşamın gerçeklerini, hümanist, çoğulcu ve evrensel bir doğacı duyarlılıkla birleştiriyor. “Hasret Çiçeklerim” adlı kitabında gurbet ve sıla arasında kalan özlemlerini sevgi ve doğa bilinciyle yoğuran Aynal, insan ve yaşam arasındaki zaman basamaklarını Ahmet Haşim’in “Merdiven”i örneğiyle şiirsel bir somutlaştırmayla şekillendiriyor. Niyazi Aynal, doğasal portakal çiçeği kokularıyla bezeli Çukurova’dan Ege’ye uzanan bu özlemleri, Adana sokaklarında dolaştırarak duygu işçiliğini sürdürmeye devam ediyor.

Güney: Yılmaz Güney filmleri adaletsizlikle, baskıyla ve zulümle mücadelenin bir manifestosu niteliğindedir Haber

Güney: Yılmaz Güney filmleri adaletsizlikle, baskıyla ve zulümle mücadelenin bir manifestosu niteliğindedir

Türkiye sinemasının önemli isimlerinden Yılmaz Güney, ölümünün 40’ıncı yılında, Esenyurt’taki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde Güney Kültür Sanat Edebiyat dergisi tarafından düzenlenen programla anıldı. Güney’in eşi Fatoş Güney, “Yoksulların umudu, susturulmaya çalışılanların haykırışı oldu. Filmleri adaletsizlikle, baskıyla ve zulümle mücadelenin bir manifestosu niteliğindedir. Bizler de onun eserlerinden, mücadele ruhundan ve direnişinden ilham alarak onun açtığı yolda yürümeye devam ediyoruz” dedi. “Savaşa karşı barışı savunmak için daha kararlı olmalıyız” Programın açılış konuşmasını yapan Güney dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Tuncay Özkaradeniz, “Savaşa karşı barışı savunmak için daha kararlı olmalıyız. Şu lanetli ortamda kültür, sanat, edebiyat cephesinde Güney’i güçlü bir mevzi hâline getirmekten başka çaremiz yoktur. Bizim kavgamız, ezilen ve baskı altında tutulan halkların kendi kaderlerini kendilerinin belirledikleri düzenin kurulması kavgasıdır. Sözlerimi Yılmaz Güney’in sözleriyle noktalamak istiyorum; ‘Dost ve düşman herkes bilsin ki, kazanacağız. Mutlaka kazanacağız. Bir köle olarak yaşamaktansa özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir’.” “Yaşasaydı ya hapishanede ya da sürgünde olacaktı” Fatoş  Güney, “İçimizde güzel günlere olan inanç ve umut tükenmez. Umut hiçbir zaman tükenmez, sürer. Yaşasaydı ya hapishanede ya da sürgünde olacaktı. Bugün burada Yılmaz Güney’i anarken onun mirasını yaşatmak, yeni nesillere aktarmak sorumluluğunu taşıyoruz hepimiz. Yoksulların umudu, susturulmaya çalışılanların haykırışı oldu. Filmleri adaletsizlikle, baskıyla ve zulümle mücadelenin bir manifestosu niteliğindedir. Bizler de onun eserlerinden, mücadele ruhundan ve direnişinden ilham alarak onun açtığı yolda yürümeye devam ediyoruz. Yılmaz’ın hatıraları önünde aşkla ve minnetle eğiliyor ve onu saygıyla, özlemle bir kez daha anıyorum” şeklinde konuştu.

Türk edebiyatının büyük ustası Ferit Edgü kimdir? Haber

Türk edebiyatının büyük ustası Ferit Edgü kimdir?

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli yazarlarından ve edebiyat öğretmenlerinden Ferit Edgü, 88 yaşında vefat etti. Edgü'nün ölüm haberini, yazar ve edebiyatçı Metin Celal sosyal medya hesabından paylaştı. Celal, paylaşımında "Çağdaş Türk Edebiyatının büyük ustalarından Ferit Edgü'nün vefat ettiğini üzüntüyle duyuruyorum" dedi. Ferit Edgü Kimdir? Ferit Edgü, 24 Şubat 1936 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Genç yaşta sanata olan ilgisiyle dikkat çeken Edgü, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde başladığı eğitimini Paris'te sürdürdü. Ancak sanattan edebiyata geçiş yaptı ve bu alanda derin izler bıraktı. 1976 yılında kurucusu olduğu Ada Yayınları, çağdaş Türk ve dünya edebiyatının önemli yazar ve şairlerinin eserlerini yayınladı. Yayıncılık kariyeri boyunca birçok yazar ve şairin eserlerine ev sahipliği yaptı ve edebiyat dünyasında önemli bir rol oynadı. Ferit Edgü’nün edebiyat kariyeri, şiir, öykü, roman, oyun, deneme, biyografi, eleştiri ve aforizma gibi birçok türde eserler üretmesini içerir. Edgü'nün önemli eserleri arasında "Bir Gemide", "Ders Notları", "Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı" ve "Hakkari'de Bir Mevsim" gibi yapıtlar yer almaktadır. Ödüller: 1979 Sait Faik Armağanı: "Bir Gemide" adlı eseri ile 1979 Türk Dil Kurumu Ödülü: "Ders Notları" eseri ile 1988 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü: "Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı" eseri ile Edgü'nün "Hakkari'de Bir Mevsim" adlı romanı, Erden Kıral tarafından sinemaya uyarlanarak büyük bir başarı yakaladı. 1983 yılında Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı dahil dört ödül kazanan film, Onat Kutlar tarafından senaryolaştırılmıştı. Ayrıca, Edgü'nün eserleri Japonca ve Çince gibi birçok dile çevrilmiştir. Sanat Dünyasına Katkıları Ferit Edgü, Türk edebiyatında önemli bir figür olarak kabul edilmekteydi. Sanat dünyasında çeşitli alanlarda verdiği eserler ve katkılar, hem eleştirmenler hem de okurlar tarafından takdir edilmiştir. Edebiyat dünyasının önemli isimlerinden biri olarak anılan Edgü, Türk edebiyatının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.

Yaşar Kemal'in eğitim gördüğü tarihi okul binasının çatısı çöktü Haber

Yaşar Kemal'in eğitim gördüğü tarihi okul binasının çatısı çöktü

Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından olan ve 28 Şubat 2015 tarihinde organ yetmezliğinden yaşamını kaybeden Yaşar Kemal'in bir dönem eğitim gördüğü Kadirli’deki tarihi okul binasının çatısı çöktü. Adanalı Tarihçi Cezmi Yurtsever, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde tarihi açıdan önemli yere sahip olan ve halk arasında “Kendirli’nin Konağı” olarak bilinen Merkez Ortaokulu bahçesindeki binanın son durumun, içler acısı olduğunu söyledi. Osmanlı’nın son döneminde Kadirli'de Cizvit Misyonerler Mektebi olarak hizmet veren binanın, Kurtuluş Savaşı'nda kısa süre Kuvayı Milliye ve Osman Tufan’ın karargâhı olarak kullanıldığını ifade eden Yurtsever, "Cumhuriyet’in ilk yıllarında Cumhuriyet İlkokulu olarak hizmet veren, 1930’lu yıllarda Yaşar Kemal’in de bir süre eğitim gördüğü bu tarihi binanın çatısının çöktü. Kadirli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından imzalanan protokolle Eğitim Müzesi olmak kaydıyla kullanım hakları Kadirli Belediyesi’ne devredilen bu yapının, daha fazla hasara uğramadan restorasyonunun yapılması gerekiyor." dedi. Cezmi Yurtsever, Kadirli Belediye Başkanı Mert Olcar’ın, bu duruma acil müdahale etmesini ve amacına uygun şekilde Eğitim Müzesi olması için çaba çalışmalara başlanmasını talep ederek, "Bu yapının müze olarak kullanımının sağlanması, Kadirli’nin tarihi, turistik ve kültürel zenginliğine katkı sağlayacaktır." diye konuşu.

Ölüm yıldönümünde anılan Cahit Zarifoğlu kimdir? Cahit Zarifoğlu şiirleri ve sözleri Haber

Ölüm yıldönümünde anılan Cahit Zarifoğlu kimdir? Cahit Zarifoğlu şiirleri ve sözleri

Türk edebiyatının önemli isimlerinden ve Yedi Güzel Adam'dan biri olan Cahit Zarifoğlu, 37. ölüm yıldönümünde anılıyor. Zarifoğlu, özgün tarzı ve derin düşünceleriyle tanınan bir şair ve yazardır.Cahit Zarifoğlu'nun şiirleri ve düşünceleri, Türk edebiyatının önemli birer mirası olarak kabul edilir. İşte Cahit Zarifoğlunun hayatı... Cahit Zarifoğlu kimdir? 7 Haziran 1987'de pankreas kanseri nedeniyle İstanbul'da hayatını kaybeden Cahit Zarifoğlu, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olarak tanınan şair, şiir, hikaye, roman, tiyatro, deneme ve masal gibi farklı türlerde eserler vermiştir. Zarifoğlu'nun hayatına dair detaylar incelendiğinde, okuma yazmayı henüz okula gitmeden öğrendiği bilinmektedir. İlkokulu Siverek’te tamamladıktan sonra Ankara'da eğitimine devam etmiş ve ortaokul ile liseyi Maraş'ta tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için İstanbul'a giden Zarifoğlu, burada Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Üniversite yıllarında Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi önemli isimlerle tanışmış ve edebi yöneliminde etkilenmiştir. Hayatı boyunca çeşitli işlerde çalışan Zarifoğlu, dil kursu için Almanya'ya gitmiş ve otostopla Avrupa'nın çeşitli şehirlerini dolaşmıştır. Ayrıca Türk Hava Kurumu'nun uçuş kurslarına katılarak uçmaya ilgi duymuş ve Millî Model Uçak B Sertifikası almıştır. Cahit Zarifoğlu İslamcı mı? İslami edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Cahit Zarifoğlu, eserlerinde İslami geleneğe ait imgeleri sıkça kullanmıştır. İkinci Yeni'nin temsilcilerinden biri olmasının yanı sıra, İslami düşünceyi şiirlerinde işlemesiyle de bilinir. Cahit Zarifoğlu nasıl öldü? 7 Haziran 1987 tarihinde pankreas kanseri hastalığından İstanbul'da öldü. Kabri Üsküdar Beylerbeyi'ndeki Küplüce Mezarlığı'nda ve kayınpederi olan Kasım Arvasi ile yan yanadır. Her sene 7 Haziran'da sevenleri tarafından mezarı başında anılır. Cahit Zarifoğlu hangi akımın temsilcisi? İkinci Yeni şiiri, ne herhangi bir derginin etrafında toplanarak ne de bir bildiri yayımlayarak ortaya çıkar. Bu sebeple İkinci Yeni'nin öncü temsilcileri olduğu gibi sonraki dönemlerde de İkinci Yeni anlayışı çerçevesinde şiir yazan genç takipçileri olmuştur. Bunlardan birisi de Cahit Zarifoğlu'dur. Cahit Zarifoğlu'nun en sevilen şiirleri ve sözleri Anılar Defterinde Gül Yaprağı: "Anılar defterinde gül yaprağı / Gibi unutuldum kurudum..." Yedi Güzel Adam: "Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir..." Soru İşaretlerinden Biri: "Zulümdür dinlenen başlarsa eğilmiş / Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalpteki kara leke..." Aylak Göz Erkenden aşındırır aşkını Odaların köşelerine zamansız oturur Duyarsa bir çocuğun Oyundan çağrıldığını Başının her seferinde döndüğü kumarı Gönlünü bir tarzla kurularken kazanır Anlarsa yenilen bir kadının Darda kaldığını Kendi kendine ardaşak kaçağı Arada bir bakınır ne yaptığına Süresiz kapılır tablolara yan gelir Ve oturdu mu bir masaya Yedi Güzel Adam Bu insanlar dev midir Yatak görmemiş gövde midir Bir yara açar boyunlarında Kol kola durup bağırdıklarında -Ya kurbanın olam Dağlar önüme durmuş Ki dağlanam Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden Durdular ite çakala karşı yârin kapısında Yedi adam biri bir gün Bir kan gördü Gereğini belledi Yâri alsa koynuna Ayırmaz kanı yanından

Necip Fazıl Kısakürek'in en sevilen ve bilinen şiirleri Haber

Necip Fazıl Kısakürek'in en sevilen ve bilinen şiirleri

Necip Fazıl Kısakürek, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak, şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog olarak tanınır. 24 yaşında yayımladığı ikinci şiir kitabı "Kaldırımlar" ile tanınmıştır. Eğitim hayatındaki başarıları ve edebiyat dünyasındaki etkisiyle unutulmaz bir Türk şairi olarak adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. 25 Mayıs 1983'te aramızdan ayrılan Kısakürek'in eserleri ve düşünceleri hala güncelliğini korumaktadır. İşte unutulmaz şair Necip Fazıl Kısakürek'in bazı güzel şiirleri: Beklenen: "Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar." SON BAHAR Aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan. Bahaneydi son bahar. Gelmişti ayrılık vakti. Bir göz yaşı damlası gibi, Damlayıp gidiyordum uzaklara. Son baharda bahanem oldu işte. Sarılmıştım rüzgara gidiyordum buralardan uzaklar. Yine yazı bekler oldum bir ümit. Yeniden senle açarız diye, Belki yeniden doğarız dağlar ardından doğan güneşle diye. Yaz geldi bahar geldi ama sen gelmez oldun beklerim ben yine.Bu yaz öbür yaz belki bir ömür. Beklerim ben seni bir daha bulabilme ümidi ile beklerim ben. Mezarıma geliceğini bilsem hiç düşünmeden ölürüm ben… Dayan Kalbim Seni dağladılar değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! Anneciğim: "Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim!" Aç Kapıyı: "Aç kapıyı haber var, Ötenin ötesinden. Dudaklarda şarkılar, Kurtuluş bestesinden." Anneme Mektup: "Ben bu gurbet ile düştüm düşeli, Her gün biraz daha süzülmekteyim. Her gece, içinde mermer döşeli, Bir soğuk yatakta büzülmekteyim." Ağlayan Çocuklar: "Kafesli evlerde ağlar çocuklar, Odalarda akşam olurken henüz. O zaman gözümün önünde parlar, Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz." Veda: "Elimde, sükutun nabzını dinle, Dinle de gönlümü alıver gitsin! Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle, Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!" Akrostiş: "İhtilal acentası... Solun tam da ortası. Moskof ’un oltası.. Eli, zulüm muştası. Tek ümidi, cuntası İnkılap, avantası... Nemrut, onun atası... Ölüm yolu, rotası.. Namlı servet çantası.. Ünlü küfür softası.." Utansın: "Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!" Necip Fazıl Kısakürek'in bu güzel şiirlerinin yanı sıra diğer eserleri de Türk edebiyatının önemli bir parçasını oluşturur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.