#enerji

İLKHABER-Gazetesi - enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ateşkes etkisi: Enerji piyasalarında sert geri çekilme Haber

Ateşkes etkisi: Enerji piyasalarında sert geri çekilme

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırıların 6. haftasında ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkesin duyurulmasından itibaren petrol, doğal gaz ve kömür fiyatlarında düşüş yaşanırken, fiyatlar hala saldırı öncesi döneme göre yüksek seyrediyor. Ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının sürmesi ve İran'ın ateşkes ihlali açıklamaları nedeniyle ortaya çıkan belirsizlik ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçişlerinin beklenen seviyenin oldukça altında kalması enerji piyasalarında etkili olmaya devam ediyor. ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da saat 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu belirtmişti. Öte yandan, İran yönetimi ise kendilerine yönelik saldırıların durması halinde saldırılarını durduracağını ifade etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin iki hafta boyunca mümkün olacağını bildirdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade de ABD ve İran arasındaki 2 haftalık ateşkese ilişkin değerlendirmesinde, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ABD ile varılan ateşkesin ağır bir ihlali olduğunu vurgulayarak, "ABD, savaş ile ateşkes arasında bir seçim yapmalı." ifadesini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın Umman ve İran'ın karasularını kapsadığını ve her iki ülkenin de geçmişte "iyi niyet" gereği güvenli geçişe izin verdiğini belirten Hatibzade, ateşkes kapsamında ABD'nin saldırganlığını durdurması halinde Tahran'ın da güvenli geçişe imkan tanıyacağını bildirdi. İran ile ABD-İsrail arasında son 5 haftada artan gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı çevresinde deniz güvenliği krizi oluşmuştu. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin yapıldığı bu kritik noktaya ilişkin atılacak adımlar küresel enerji piyasalarını etkilemeye devam ediyor. ATEŞKES "YANGINA" SU DÖKTÜ Krizin 6. haftasında ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkesin duyurulmasıyla enerji fiyatlarında düşüş yaşandı. Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la 2 haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmasıyla, Brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 8 Nisan'da Türkiye saatiyle 03.00'te 100 doların altına inerek aşağı yönlü ivmelendi. Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat'ta 72,48 dolardan, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolü ise 67,02 dolardan kapanmıştı. Brent petrolün varil fiyatı, 10 Nisan'da önceki günün (9 Nisan) kapanışına göre yüzde 0,7 azalışla günü 95,2 dolardan kapattı. WTI ham petrolün varili ise 96,57 dolardan alıcı buldu. Brent petrolün vadeli varil fiyatı 10 Nisan'da saldırı öncesi seviyelere göre ise yüzde 31,3 arttı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) Hürmüz Boğazı'nda yaşanan aksaklıkların küresel enerji tedarikini olumsuz etkilemesini dikkate alarak, bu yıl için ortalama petrol fiyatı tahminini yukarı yönlü revize etti. Buna göre, Brent türü ham petrolün ortalama varil fiyatının 96 dolar seviyesinde olacağı öngörülüyor. Fiyat, önceki raporda 78,84 dolar olarak tahmin edilmişti. GAZ FİYATLARI ATEŞKESİN DUYURULMASIYLA SERT DÜŞTÜ Petrol sahaları ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminallerinde oluşan hasar ile boğazdaki kesintiler, küresel enerji tedarikinde büyük aksamalara neden oldu. Bölgede sevkiyatların sekteye uğramasıyla LNG piyasaları da süreçten etkilendi. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından Katar'ın Ras Laffan tesislerindeki üretimi saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle durdurarak "mücbir sebep" ilan etmesi, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini etkileyebilecek riske yol açtı. Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de işlem gören doğal gaz kontratları, jeopolitik risklerle sert hareketler sergiledi. Mayıs vadeli TTF kontratı, 27 Şubat'ta megavatsaat başına 31,51 avrodan kapanırken, saldırıların ardından piyasaların açıldığı 2 Mart'ta günü yüzde 37,2 artışla 43,23 avrodan tamamladı. Avrupa gaz fiyatları, Orta Doğu'da ABD ve İran arasında geçici ateşkes yapılmasının ardından 8 Nisan'da 7 Nisan'daki kapanışa göre yüzde 17,5 gerileyerek güne 43,9 avroyla başladı. Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF’de mayıs vadeli gaz kontratları, 7 Nisan'da megavatsaat başına 53,2 avro seviyesinden kapandı. Doğal gaz fiyatları 10 Nisan Cuma günü önceki güne (9 Nisan) göre yüzde 5,5 azalarak 43,63 dolardan işlem gördü. Saldırı öncesi dönemle kıyaslandığında doğal gaz fiyatlarında yüzde 38,4 artış yaşandı. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yüzde 20'sinin taşındığı Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yönelik beklentiler gaz fiyatlarının gerilemesini sağlarken, Boğaz'ın açılmasına rağmen ticaret akışının kısa sürede normale dönmesi beklenmiyor. KÖMÜR FİYATLARI GEÇİCİ ATEŞKESLE 134,9 DOLARA DÜŞTÜ Kömür piyasasında da ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları ve İran'ın misillemeleri süresince benzer olarak fiyatlar yükseldi. Bu süreçte elektrik üretiminde doğal gaz yerine kömüre yönelim artış gösterdi. Asya piyasaları için referans kabul edilen Newcastle kömür mayıs vadeli kontratı, saldırılardan önce 27 Şubat'ta ton başına 118,5 dolarken 2 Mart'ta yüzde 8,6 artışla 128,7 dolara yükseldi. Fiyatlar ilk haftanın sonunda 137,3 dolardan ve 2. haftanın sonunda 137,3 dolardan günü tamamladı. Söz konusu kömür kontratı 20 Mart'ta 146,5 dolara kadar çıkarak, saldırıların başlamasından sonraki en yüksek kapanışı yaptı. Fiyatlar, 4. haftanın sonunda 27 Mart'ta 143,85 dolardan işlem gördü. Geçici ateşkes kararı sonrası ton başına kömür fiyatları, saldırı öncesi seviyelere göre yüzde 13,8 artışla 10 Nisan'da haftayı 134,9 dolardan tamamladı.

Yılın ilk çeyreğinde 14 şirket halka arz edildi Haber

Yılın ilk çeyreğinde 14 şirket halka arz edildi

Bu yılın ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan dönemde yatırımcılar, farklı alanlarda faaliyet gösteren yeni şirketlerle buluştu. Borsa İstanbul'da yılın ilk çeyreğinde 14 şirket işlem görmeye başlarken şirketlerin 13'ü "Ana Pazar"da, 1'i "Yıldız Pazar"da halka açıldı. Bu dönemde gerçekleşen halka arzlarda, şirketlerin hisse başı fiyatları ve halka açıklık oranları geniş bir bantta değişiklik gösterdi. Dönemin en yüksek birim fiyatlı halka arzı 80 lira ile Metropal Kurumsal Hizmetler olurken onu 46 lira ile Netcad Yazılım izledi. En düşük hisse fiyatıyla tahtayı açan şirket ise 4 lira ile Savur Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı olarak kayıtlara geçti. Şirketlerin halka arz oranları ağırlıklı olarak yüzde 20 ile yüzde 30 arasında yoğunlaştı. Z Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı yüzde 40,14 ile dönemin en yüksek halka açıklık oranına sahip şirketi oldu. Akhan Un Fabrikası ve Tarım Ürünleri Gıda Sanayi yüzde 20,01 ile en düşük halka açıklık oranına sahip şirket olarak dikkati çekti. HALKA ARZLAR İLK ÇEYREKTE HIZ KAZANDI Yeni yılın ilk halka arzı 5 Ocak 2026'da borsada işlem görmeye başlayan ARF Bio Yenilenebilir Enerji Üretim oldu. Ocak ayı içerisinde bu şirketi takiben sırasıyla Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret, Formül Plastik ve Metal Sanayi, Z Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ve Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri Şirketleri yatırımcılarla buluştu. Şubat ayı da sermaye piyasaları açısından hareketli geçti. 5 Şubat'ta Netcad Yazılım ile başlayan süreç, ertesi gün Akhan Un Fabrikası ile devam etti. Ay boyunca Best Brands Grup Enerji Yatırım, Ata Turizm İşletmecilik ve Empa Elektronik hisseleri borsada işlem görmeye başladı. Halka arz edilen şirketler arasında sadece Ata Turizm İşletmecilik "Yıldız Pazar"da yer aldı. Martta ise toplam 4 şirket borsaya adım attı. Bu dönemde özellikle Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) öne çıktı. 6 Mart'ta Gentaş Kimya ile birlikte Savur GYO da işlem görmeye başlarken 10 Mart'ta Luxera GYO halka açıldı. Yılın ilk çeyreğinin son halka arzı ise 11 Mart itibarıyla Metropal Kurumsal Hizmetler oldu. Geçen yıl aynı dönemde 13 halka arz gerçekleşirken, 2025 yılı boyunca toplamda 18 halka arz yapıldı. Bu yılın ilk çeyreğinde de halka arzlar hız kazanırken toplamda 14 şirket borsaya kote oldu. İLK ÇEYREKTE EN FAZLA ARACILIĞI TERA YATIRIM YAPTI Söz konusu 14 şirketin halka arzında sektörün önde gelen aracı kurumları konsorsiyum liderliğini üstlendi. Yılın ilk çeyreğinde özellikle Tera Yatırım'ın halka arzlara aracılıktaki ağırlığı dikkati çekti. Ata Turizm, Savur GYO, Luxera GYO ve Metropal Kurumsal Hizmetler olmak üzere toplam 4 şirketin halka arzına Tera Yatırım liderlik etti. Halk Yatırım, A1 Capital, Alnus Yatırım, İnfo Yatırım, İntegral Yatırım, Vakıf Yatırım, Kuveyt Türk Yatırım, Global Menkul Değerler ve Deniz Yatırım da halka arzlara aracılık eden kurumlar arasında yer aldı.

ABD'nin İran'ın enerji altyapısını hedef alma tehdidi piyasalarda arz risklerini tırmandırıyor Haber

ABD'nin İran'ın enerji altyapısını hedef alma tehdidi piyasalarda arz risklerini tırmandırıyor

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Hürmüz Boğazı'nın 48 saat içinde açılmaması halinde İran'ı hedef alacağı uyarısında bulunurken, hafta sonu yaptığı açıklamada Tahran'a tanıdığı bu süreyi 8 Nisan'a kadar uzattı. Trump, dün yaptığı açıklamada ise İran'la görüşmelerin iyi gittiğini ancak verdiği sürede bir anlaşma sağlanmaması halinde Tahran'ın elektrik santrallerini ve köprüleri hedef alarak ülkenin sivil altyapısını çökerteceğini belirterek, "Bir planımız var, yarın gece saat 12'ye kadar İran'daki her köprü yerle bir edilecek, tüm elektrik santralleri devre dışı kalacak." ifadelerini kullandı. Buna karşın İran tarafından yapılan açıklamalarda "gelecekteki saldırıları engellemek için düşmanı pişmanlık duyacağı noktaya getirene kadar savaşın süreceği" yönünde mesajlar verildi. Ülkelerin karşılıklı sert açıklamaları, ilerleyen süreçte ABD'nin doğrudan İran'ın enerji altyapısını hedef alacağına yönelik riskleri öne çıkarırken, böyle bir senaryonun yaşanması durumunda küresel arz kesintilerinin derinleşeceği endişelerini artırdı. DÜNYA EŞİ GÖRÜLMEMİŞ BİR ARZ DARALMASI RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, Trump'ın tehditlerinin hayata geçmesi durumunda enerji piyasalarının keskin bir şekilde sarsılacağını söyledi. Rizvi, mevcut jeopolitik gelişmelerin petrol arzı üzerindeki olumsuz etkisinin geçmişteki arz daralmalarına kıyasla daha yüksek seviyelere ulaştığına işaret ederek, "Trump'ın tehditlerinin gerçekleşmesi halinde enerji piyasaları eşi benzeri görülmemiş bir arz daralmasıyla karşı karşıya kalabilir. Böylece petrol fiyatları 200 dolara kadar yükselebilir ve bu durum uluslararası piyasalarda ciddi tahribata yol açabilir." dedi. Enerji altyapılarına yönelik olası saldırıların yalnızca fiyatlar üzerinden değil, arzın yapısal bütünlüğü açısından da etkili olabileceğini vurgulayan Rizvi, bazı Körfez ülkelerinde halihazırda "mücbir sebep" ilanlarının devreye girdiğini ve LNG arzının dünyanın büyük bölümünde olumsuz etkilendiğini ifade etti. Rizvi, ABD'nin İran'ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı bir saldırı düzenlemesi halinde, bölgede petrol üretiminin yeniden devreye alınmasının uzun yıllar alabileceğine değinerek, bu durumun özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeleri ve Asya ekonomilerini olumsuz etkileyeceğini kaydetti. Öte yandan, piyasaların söz konusu tehditleri henüz fiyatlamadığını belirten Rizvi, "Piyasalar oldukça karışık bir görünüm sergiliyor. Endişeden ziyade belirsizlik hakim ve ne olacağı öngörülemiyor. Bu nedenle belirsizlik, enerji piyasalarında yüksek ve öngörülmesi güç bir oynaklık olarak kendini gösteriyor." diye konuştu. UCUZ ENERJİ DÖNEMİ SONA ERMİŞ OLABİLİR Rizvi, gerilimin kontrol altına alınması halinde piyasalardaki tırmanışın geçici kalabileceğini ifade ederek, "Güncel durumda jeopolitik gerilimlerin kalıcı bir unsur haline geldiği yeni bir döneme giriliyor. Bu da enerji piyasalarında risklerin yapısal olarak arttığına ve ucuz enerji döneminin sona erdiğine işaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin de bu süreçten doğrudan etkilendiğini vurgulayan Rizvi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Rusya'dan gelen tedarikin kesilmesi ve alternatiflerin sınırlı kalması, Avrupa'yı az sayıda tedarikçiye daha bağımlı hale getirdi. Bu durum, boru hatları ve enerji altyapısına yönelik yatırımların artırılmasıyla seçeneklerin genişletilmesini gündeme getirebilir. Böylece Avrupa'nın Hürmüz Boğazı, Bab el-Mendeb ve diğer stratejik geçiş noktalarına olan bağımlılığı azaltılabilir. Ancak bugün itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji akışını ikame edebilecek bir alternatif bulunmuyor." Rizvi, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin 400 milyon varillik acil petrol stoklarını devreye alma kararının fiyat artışlarını sınırlamada kayda değer bir etki yaratmayabileceğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu rezervler doğrudan piyasaya sürülmeyip yalnızca erişime açılıyor ve alıcıların yine satın alması gerekiyor. Ayrıca lojistik süreçler ve yüksek savaş riski sigorta maliyetleri devam ediyor. Sunulan ham petrolün türü ile rafinerilerin teknik uyumu da piyasaları rahatlatma çabalarının önüne geçen belirleyici bir teknik unsur olmaya devam ediyor."

Kremlin Sözcüsü Peskov: Ukrayna, enerji şantajı yapıyor Haber

Kremlin Sözcüsü Peskov: Ukrayna, enerji şantajı yapıyor

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova’da gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, ABD’nin Kuzey Akım boru hatlarını “kontrol etmek” istediğine yönelik açıklamalarını değerlendiren Peskov, “Kuzey Akım uluslararası bir şirketti ve yabancı şirketlerin katılımıyla kurulmuştu. Bunların çoğu projeden çekildi ancak boru hatlarının mülkiyeti korunuyor ve bunlar Gazprom’a ait.” diye konuştu. Peskov, Kuzey Akım’daki hatlardan birinin tahrip edildiğini ve diğer hattın da gün geçtikçe deniz koşulları nedeniyle daha fazla tahrip olduğunu söyledi. Yaptırımlar nedeniyle boru hatlarıyla ilgili hukuki açıdan karmaşık bir durum yaşandığına işaret eden Peskov, “ABD, uluslararası enerji altyapısını kontrolü altına almaya eğilimlidir. Bu, apaçık ortada.” ifadelerini kullandı. Peskov, Ukrayna’nın, ABD ve Kazakistanlı şirketlerin de ortakları arasında bulunduğu Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) altyapısına yönelik saldırılarını eleştirerek, “Enerji şantajını yapan ve yapmaya devam eden Kiev’dir. Bu durum, hem bizim şirketimizin hem Amerikan şirketlerinin hem de Kazakistanlı şirketlerin çıkarlarına zarar vermektedir. Ne olursa olsun, Rusya, dünya çapında enerji güvenliğinin güvenilir bir garantörü olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu. ABD’nin, Rusya ile karşılıklı ekonomik ilişkileri Ukrayna konusunun çözümüne bağlama eğiliminde bulunduğunu belirten Peskov, bu yaklaşım nedeniyle iş dünyasının zarar gördüğünü söyledi.

Abdülhamid Han gemisi, yılın ilk keşif sondajına başladı Haber

Abdülhamid Han gemisi, yılın ilk keşif sondajına başladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Abdülhamid Han, su derinliği dahil yaklaşık 3 bin 100 metreye kadar inecek. Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'nda yerli ve milli doğal gaz üretiminin artırılması için çalışan Bakanlık, yeni keşifler için de yoğun mesai harcıyor. Bu kapsamda, geçen yıl Göktepe-3 kuyusunda keşfedilen 75 milyar metreküplük doğal gazın mimarı olan Abdülhamid Han, yeni ve önemli bir görev daha üstlendi. Abdülhamid Han sondaj gemisi, Karadeniz'de yeni yılın ilk keşif sondajı için bu sabah Kocaeli açıklarındaki Kandıra-2 kuyusunda hidrokarbon arama çalışmalarına başladı. Su derinliği dahil yaklaşık 3 bin 100 metreye kadar inecek olan geminin çalışmalarının 35 gün sürmesi bekleniyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin Sakarya Gaz Sahası'ndaki başarısını yeni keşiflerle taçlandırmak için önemli bir adım daha attıklarını vurgulayarak, "Geçen yıl Göktepe-3 kuyusunda yaptığı 75 milyar metreküplük doğal gaz keşfiyle milletimizi sevindiren Abdülhamid Han sondaj gemimiz, yeni bir müjdenin kapısını aralamak için bir kez daha Karadeniz'e açıldı ve Kocaeli açıklarındaki Kandıra-2 kuyusunda keşif sondajına başladı." ifadesini kullandı. Karadeniz'deki sondaj çalışmalarının Kandıra-2 kuyusuyla sınırlı kalmayacağını belirten Bayraktar, "Nisan ayında da Fatih sondaj gemimiz Bartın'ın kuzeyinde yer alan Eflani-1 kuyusunda sondaj çalışmasına başlayacak. Kendi gemilerimiz, kendi mühendislerimiz ve milletimizin duasıyla yeni müjdeler için durmadan çalışıyoruz. Hedefimiz net: Enerjide tam bağımsız Türkiye." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’nın enerji tedariğinde önceliği komşularına Haber

Rusya’nın enerji tedariğinde önceliği komşularına

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınmasıyla tedarik zincirlerinin tehlikeye girdiğini belirterek, "Risklerin daha az olduğu, sınırlarımızdaki en yakın komşularımıza enerji kaynakları tedarikini gerçekleştireceğiz ve ayrıca petrol ürünleri tedarikine ilişkin diğer lojistik süreçleri de gözden geçireceğiz." dedi. Tsivilev, Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından küresel enerji sevkiyatında yaşanan sorunlara ilişkin konuştu. Gelişmelerin ardından Asya'daki çok sayıda ülkenin Rusya'dan enerji sevkiyatı için temasa geçtiğini anlatan Tsivilev, "Daha önce tedarik yapılan ve kesintiye uğrayan tedarik zincirleriyle ilgili çok sayıda talep alıyoruz ve şu anda Rusya'dan enerji kaynakları tedarikine yönelik sözleşmelerin hazırlanması konusunda aktif bir şekilde çalışıyoruz." diye konuştu. Tsivilev, Asya'dan gelen taleplerin özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), petrol ve petrol ürünlerini kapsadığını söyledi. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin enerji tedarik rotalarını derinden etkilediğine işaret eden Tsivilev, şu ifadeleri kullandı: "Körfezin abluka altına alınması açısından hepimiz artık her türlü tedarik zincirinin tehlike altında olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle, enerji kaynakları tedarik zincirlerini yeniden gözden geçiriyoruz. Risklerin daha az olduğu, sınırlarımızdaki en yakın komşularımıza enerji kaynakları tedarikini gerçekleştireceğiz ve ayrıca petrol ürünleri tedarikine ilişkin diğer lojistik süreçleri de gözden geçireceğiz."

Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının ardından Asya ülkeleri acil durum tedbirleri açıklıyor Haber

Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının ardından Asya ülkeleri acil durum tedbirleri açıklıyor

ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırılardan önce dünyada deniz yoluyla günlük petrol tüketimi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyordu. Buradaki sevkiyatın önemli bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Asya ülkelerine yapılıyordu. Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ortak saldırılar ile Tahran'ın misillemelerinin ardından durma noktasına geldi. Bu boğazdan deniz ticaretinin aksaması, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken fiyatlarda keskin yükselişlere yol açtı. Filipinler, yakıt rezervinin 45 gün yeteceğini açıklayarak, İran'a saldırılardan bu yana "ulusal enerji acil durumu" ilan eden ilk ülke oldu. Tayvan Ekonomi Bakanlığı da yaklaşık 11 günlük LNG "güvenlik stokuna" sahip olduklarını açıkladı. Bangladeş Petrol Şirketinin son raporunda da ülkenin yakıt rezervlerinin yaklaşık 9 ila 14 gün yeteceği belirtildi. Birçok Asya ülkesinde hükümetler, Orta Doğu'da gerilim tırmandıkça enerji arzına yönelik endişelere karşı farklı yakıt türlerinin kullanılması, uzaktan çalışma, iş günlerinin azaltılması, eğitime ara verilmesi gibi tedbirleri devreye sokuyor. ALTERNATİF YAKIT ARAYIŞLARI Birçok Asya ülkesi, yakıt stokları azaldıkça ya daha düşük kaliteli petrol ürünlerine ya da kömür gibi daha kirletici alternatiflere yöneliyor. Bangladeş, Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle yaşanan enerji sıkışıklığını hafifletmek amacıyla çeşitli ülkelerden dizel ithal etti. Filipinler'de hükümet, "Euro 2" sınıfı daha düşük kaliteli ve daha yüksek kirletici oranına sahip petrol ürünlerinin sınırlı kullanımlar için satışına izin verildiğini açıkladı. Hindistan, enerji tedarikini çeşitlendirmek amacıyla enerji ithal ettiği ülkelerin sayısını 27'den 41'e çıkardı. Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, ülkesini ziyaret eden Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ile yaptığı görüşmede, yükselen petrol fiyatlarıyla mücadele için rezervlerden piyasaya bir kez daha koordineli şekilde petrol sunulması için hazırlık yapılmasını istedi. Birol, 11 Mart'ta, IEA üyesi ülkelerin 400 milyon varille kurumun tarihindeki en yüksek miktarda stratejik petrol rezervinin piyasaya sürülmesi konusunda anlaşmaya vardığını açıklamıştı. UZAKTAN ÇALIŞMA MODELLERİ DEĞERLENDİRİLİYOR Birçok Asya ülkesi de enerji talebini azaltmak amacıyla Kovid-19 salgını dönemindeki tedbirleri hatırlatan evden çalışma ve eğitime ara verilmesi gibi yöntemlere yöneliyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 9 Mart'ta açıkladığı acil durum planları kapsamında, devlet dairelerinde dört gün çalışılacağını ve okullar ile üniversitelerin iki hafta boyunca kapalı kalacağını duyurdu. Bangladeş'te elektrik ve yakıt krizine karşı tasarruf amacıyla üniversitelerin Ramazan Bayramı tatili 9 Mart'ta başlayacak şekilde erkene çekildiği açıklandı. Endonezya'da hükümet, nisan itibarıyla okullarda hibrit eğitime, iş yerlerinde de haftada bir gün evden çalışma modeline geçilmesinin değerlendirildiğini bildirdi. Vietnam Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da ülkedeki iş yerlerine uzaktan çalışma modelleri belirlemesi konusunda çağrı yaptı. Tayland, kamu kurumlarındaki çalışanlara evden çalışma ve yurt dışı seyahatlerini askıya alma talimatı verdi. ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Jeopolitik krizler, enerjinin kırılgan yüzünü ortaya çıkarıyor Haber

Jeopolitik krizler, enerjinin kırılgan yüzünü ortaya çıkarıyor

21. Yüzyıl Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN 21) İcra Direktörü Rana Adip, ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimin, Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji arzında yaşanabilecek aksamalara ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdiğini belirterek, jeopolitik kriz anlarında çoğu zaman fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardığını belirtti. Adip, fosil yakıtların sürekli çıkarılması, taşınması ve ticareti gerektiği için bu zincirin herhangi bir noktasında yaşanan aksamanın küresel ekonomi üzerinde geniş etkiler yaratabileceğini ifade etti. Jeopolitik kriz anlarının çoğu zaman fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardığını aktaran Adip, "Orta Doğu'daki mevcut savaş da bu kırılganlıkların ne kadar hızlı fiyat şoklarına ve ekonomik belirsizliğe dönüşebileceğini göstermektedir. Yenilenebilir enerji sistemleri ise farklı şekilde çalışır. Kurulduktan sonra yakıt maliyetini ortadan kaldırır, enerji fiyatlarının daha istikrarlı olmasına yardımcı olur ve küresel piyasalardaki oynaklığa maruziyeti azaltır. Güneş, rüzgar ve su gibi yerel kaynaklar uluslararası tedarik yollarına veya jeopolitik dinamiklere bağlı olmayan enerji sağlar." diye konuştu. YENİLENEBİLİR ENERJİ JEOPOLİTİK RİSK MARUZİYETİNİ AZALTABİLİR Adip, fiyat istikrarının ötesinde yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasının daha geniş ekonomik ve sosyal faydalar da sağlayabileceğini dile getirdi. Yenilenebilir enerji altyapısına yapılan yatırımların yerel ekonomik kalkınmayı, istihdam yaratılmasını ve yeni sanayi değer zincirlerinin oluşmasını destekleyebileceğini vurgulayan Adip, "Aynı zamanda hava kirliliğini ve buna bağlı sağlık maliyetlerini azaltabilir, karbondioksit emisyonlarını düşürerek iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayabilir. Topluluklar daha fazla enerji bağımsızlığı kazanabilir ve yerel enerji sistemlerine daha aktif katılım gösterebilir." dedi. Adip, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa'nın verdiği tepkinin, yenilenebilir enerjinin hızla yaygınlaştırılmasının fosil yakıt ithalatına ve jeopolitik risklere maruziyeti azaltabileceğini gösterdiğini anımsattı. Bu nedenle yenilenebilir enerji sistemlerinin genişletilmesinin artık yalnızca bir iklim politikası olmadığına işaret eden Adip, şöyle devam etti: "İklim politikası uzun vadeli enerji güvenliği ve ekonomik istikrarın temel bir unsuru olarak görülmektedir. Ancak bu faydaların gerçekleşmesi için güçlü ve sürdürülebilir siyasi irade gereklidir. Hükümetlerin yenilenebilir enerji yatırımlarını yavaşlatan yapısal engelleri kaldırması, sektörler arası politikaları uyumlu hale getirmesi, yatırımları harekete geçirmesi ve dönüşümü destekleyen düzenleyici çerçeveleri güçlendirmesi gerekmektedir." Adip, aksi halde ekonomilerin fosil yakıt temelli enerji sistemlerinin yarattığı oynaklık ve jeopolitik risklere maruz kalmaya devam edeceğini aktardı. Gerçek enerji güvenliği stratejisinin bir sonraki fosil yakıt tedarikçisini bulmak olmadığının altını çizen Adip, şunları kaydetti: "Fosil yakıtlara artık bağımlı olmayan bir enerji sistemi kurmaktır. Bu da yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki engellerin kaldırılmasını, politikaların uyumlu hale getirilmesini ve bu dönemin gerektirdiği ölçekte ve hızda yatırım yapılmasını gerektirir. Hükümetler doğru politikaları oluşturarak, fosil yakıt sübvansiyonlarını aşamalı olarak kaldırarak ve yatırımları ile sanayiyi yenilenebilir enerjiye yönlendirerek yenilenebilir temelli ekonominin sunduğu fırsatı değerlendirmelidir."

Milli donanım ve yazılımla ASPİLSAN enerji ağlarını güvenceye alıyor Haber

Milli donanım ve yazılımla ASPİLSAN enerji ağlarını güvenceye alıyor

Dünyanın önde gelen teknoloji fuarları arasında gösterilen Dünya GSM Birliğinin (GSMA) İspanya'nın Barselona kentinde düzenlediği Mobil Dünya Kongresi (Mobile World Congress-MWC), ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Veri güvenliği, 5G altyapıları ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin de odağa alındığı fuarda, ASPİLSAN Enerji de geliştirdiği kritik teknolojilerle dikkati çeken şirketler arasında yer alıyor. Türkiye'nin ilk seri üretim lityum iyon pil hücresini hayata geçiren ASPİLSAN Enerji, etkinlik kapsamında özellikle telekomünikasyon sektörüne yönelik enerji depolama çözümlerini ve savunma sanayisinde görev ve emniyet kritik sistemler için geliştirdiği tecrübeyi sivil haberleşme altyapılarına aktardığı projelerini sergiliyor. Şirket, etkinlik süresince küresel operatörler ve teknoloji sağlayıcılarıyla stratejik görüşmeler gerçekleştirerek yerli batarya teknolojilerinin ihracat potansiyelini artırmayı hedefliyor. "BU ORGANİZASYONUN TEMEL ÇATISINI VERİ GÜVENLİĞİ VE SÜREKLİLİĞİ OLUŞTURUYOR" ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, MWC kapsamında, Ulak Haberleşme ile mobil şebekenin yerli bataryalarla kullanılması üzerine bir anlaşma imzaladıklarını söyledi. Özdemir, uluslararası bütün haberleşme şirketlerinin, müşterilerinin ve tedarikçilerinin buluştuğu etkinliğin önemine işaret ederek, "Büyük bir organizasyon. Bu organizasyonun temel çatısını da veri güvenliği ve sürekliliği oluşturuyor. Biz de bu başlıklar çerçevesinde etkinliği değerlendirmek ve potansiyel paydaşlarımızla görüşmek üzere fuar alanındayız." dedi. ASPİLSAN Enerji'nin Türkiye'den yurt dışına erişim şebekesi için telekomünikasyon bataryası ihraç eden ilk şirket olduğunu anlatan Özdemir, "Halihazırda ihracatımız var. Bu ihracatımızı genişletmek için bu tür etkinliklerde kritik işbirlikleriyle ASPİLSAN Enerji sahada yer alıyor." ifadelerini kullandı. Şirketin, iletişim şebekesinin temelini oluşturan iki çeşit bataryasının bulunduğunu dile getiren Özdemir, şunları kaydetti: "Bunlar, 48 volt, 100 ve 150 amper saat kapasiteli lityum bataryalar. Bununla ilgili sözleşmemizi, ilk anlaşmamızı Ulak Haberleşme ile birlikte yaptık. Hedef Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarları. Burada potansiyeli farklı müşterilerimiz de var ama bu işbirliğini Ulak Haberleşme ile birlikte sürdüreceğiz. İletişim şebekesinin güvenli ve sürekli ayakta kalması için mutlaka şebekenin kesintisiz bir kaynakla beslenmesi gerekiyor. ULAK Haberleşme ile altyapıların elektronik yazılım, donanım ve depolama konusunda yerleştirilmesi üzerine büyük bir gayret sarf ediyoruz." "BUGÜN BİLGİ GÜÇTÜR, VERİ GÜÇTÜR" Bu çalışmaların yalnızca yurt içindeki şebekeyi yerli altyapıyla desteklemekle sınırlı olmadığını vurgulayan Özdemir, "Avrupa ve diğer potansiyel müşterilerimize de ulaştırmak için bu fuarı bir fırsat olarak değerlendiriyoruz." dedi. Özdemir, bölgedeki savaşların Türkiye'ye "kendi göbeğini kesmeyi" öğrettiğini ifade ederek, "Artık savaş bombalarla, mühimmatlarla olduğu kadar sahada istihbaratla, yazılımla, donanımla, bu tür teknik kabiliyetlerle de yapılıyor. Aslında en büyük istihbarat şebekesi mobil ve dahili iletişim ağlarıdır." şeklinde konuştu. İletişim ağlarının güvenliğini sağlamak için yazılım, donanım ve bataryalarıyla uçtan uca yerli bir sistem gerektiğine işaret eden Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: "O yüzden ASPİLSAN Enerji, şebekede kullanılan depolama sistemlerinin milli yazılımlarla birlikte ayağa kaldırılması konusunda önemli bir sorumluluk alıyor. Bugün bilgi güçtür, veri güçtür. Dolayısıyla bu taşıdığınız bilgiyi güvenli ortamlarda, güvenli cihazlarla birlikte kurmanız gerekiyor. Tam da ihtiyacınız olduğu gün şebekenin ayakta kalması için mutlaka milli çözümlerle gitmek zorundayız. Şebekemize güvenle koyabileceğimiz yazılımı, donanımı bize ait ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hizmet eden sistemleri üretiyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.