#Enerji Fiyatları

İLKHABER-Gazetesi - Enerji Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların petrol fiyatlarını zirveye taşıyabileceği endişesi Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların petrol fiyatlarını zirveye taşıyabileceği endişesi

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Semafor World Economy Konferansı kapsamında yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin enerji fiyatları üzerine etkisini değerlendirdi. İran ile yaşanan gerilimin onlarca yıldır enerji arzı açısından risk oluşturduğunu belirten Wright, Donald Trump yönetiminin bu sürecin geçici etkiler yaratacağını öngördüğünü dile getirdi. Wright, "Hürmüz Boğazı'ndan anlamlı gemi trafiği sağlanana kadar enerji fiyatlarının yüksek ve hatta artıyor olduğunu görebiliriz. Petrol fiyatlarının zirve yapması da muhtemelen önümüzdeki birkaç hafta içinde gerçekleşecek." ifadelerini kullandı. Fiyatların düşüşe geçmesinin ise savaşın sona ermesine bağlı olduğunu aktaran Wright, yaz aylarına kadar düşüş görmenin "iddialı" olacağını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle Basra Körfezi'nin ağzında Orta Doğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretiminin Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağlayan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması, enerji piyasalarında krize yol açmıştı. ABD Başkanı Trump, İran'la Pakistan'da düzenlenen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu. Bu açıklamanın hemen ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün TSİ 17.00'de İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıklamıştı.

Hürmüz Boğazı'ndaki aksamalar dünya genelinde çiftçileri zora sokuyor Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki aksamalar dünya genelinde çiftçileri zora sokuyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. GÜBRE FİYATLARI SERT YÜKSELİYOR Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. ÇİFTÇİLERİN MANEVRA ALANI DARALIYOR Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. KÜRESEL GÜBRE ARZINDA ORTA DOĞU KRİTİK ROL OYNUYOR AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD GÜBRENİN BİR KISMINDA İTHALATA BAĞIMLI ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. AVRUPA TARIM SEKTÖRÜNE YÖNELİK PLAN ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ÜLKELERİ ÇEŞİTLİ ÖNLEMLERİ DEVREYE ALIYOR İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

Küresel enerji alarmda: ABD-İsrail–İran gerilimi 5. haftada fiyatları sarsıyor Haber

Küresel enerji alarmda: ABD-İsrail–İran gerilimi 5. haftada fiyatları sarsıyor

Son 5 haftada Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerde aksaklığın süreceğine dair beklenti ve enerji arzına ilişkin endişeler giderek artarken petrol fiyatları yukarı yönlü seyrine devam etti. Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat'ta 72,48 dolardan, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolü ise 67,02 dolardan kapandı. Brent petrolün varil fiyatı, 2 Nisan'da 27 Şubat'a kıyasla yüzde 50,7 artışla günü 109,24 dolardan kapattı. WTI ham petrolün varili ise bu süreçte yüzde 66,4 yükselerek 111,54 dolardan alıcı buldu. İran ile ABD-İsrail arasında artan gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı çevresinde deniz güvenliği krizi sürüyor. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin yapıldığı bu kritik noktadaki kesinti küresel enerji piyasalarını etkilemeye devam ediyor. JEOPOLİTİK AÇIKLAMALAR FİYATLARI YÖNLENDİRİYOR Çatışmalar 5. haftasında sürerken farklı ülkelerin yetkililerinden gelen açıklamalar piyasalardaki belirsizliği artırarak fiyat hareketliliğinde etkili oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio 31 Mart'ta Fox News'e verdiği mülakatta, savaşta NATO müttefiklerinden bekledikleri desteği göremediklerini, çatışmaların ardından bu ittifakı yeniden değerlendirmeleri gerekeceğini belirtti. The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE), Hürmüz Boğazı'nın "zorla" açılması için savaşa dahil olmaya hazırlandığı iddia edildi. İsimleri açıklanmayan yetkililere dayandırılan haberde, BAE'nin "ABD'ye ve diğer müttefiklere yardım etmeye hazırlandığı" aktarıldı. ABD Başkanı Donald Trump, 1 Nisan'da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ın yeni rejim liderinin kendisinden ateşkes istediğini savunarak, bunu "Hürmüz Boğazı açıldıktan sonra değerlendireceklerini" belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise "Trump'ın ateşkese dair açıklamalarının gerçekliği yok." açıklamasını yaptı. İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad ise, "Hürmüz Boğazı asla açılmayacak, hiçbir müzakere olmadı ve olmayacak." ifadesini kullandı. Öte yandan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran'daki gelişmelerin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ve doğal gaz sevkiyatını doğrudan etkilediğini, Rusya'nın enerjide güvenli sevkiyat güzergahları sunabileceğini ifade etti. 1 Nisan'da Beyaz Saray'da yaptığı "Ulusa Sesleniş"te, İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendiren Trump, İran'daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci "bitireceklerini" söyledi. Trump, "Amerika'nın (İran'daki) tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz." ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamaların ardından Brent petrolün varil fiyatı 1 Nisan'da 105,94 dolara, WTI ham petrolün varil fiyatı 103,31 dolara kadar yükseldi. Asya piyasalarında satış baskısı güç kazandı. Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketle enerji hisseleri de yükseldi. ABD'li enerji şirketlerinden Exxon Mobil'in hisseleri yüzde 2'nin, Chevron'un hisseleri yüzde 3'ün üzerinde değer kazandı. SAVAŞ BAŞINDAN BU YANA NE OLDU? Saldırılardan sonraki ilk işlem günü olan 2 Mart'ta jeopolitik endişelerle Brent petrol 82,37 dolara kadar yükseldi ve günü yüzde 7,3 artışla 77,74 dolardan kapattı. Brent petrolün varil fiyatı, 17 Mart 2022'den sonraki en yüksek günlük artışı sergiledi. İran'ın bölgedeki ABD üslerini ve bölgedeki enerji tesislerini hedef alan misillemeleri, sigorta şirketlerinin savaş poliçelerini askıya alması, önde gelen tanker ve konteyner şirketlerinin geçişleri durdurması ve bazı üreticilerin güvenlik endişeleri nedeniyle üretimlerini kısmaları piyasadaki arz endişelerini derinleştirdi. Artan fiyatlar karşısında ABD, Hint rafinerilerinin Rus petrolü almasına geçici bir muafiyet tanısa da Brent petrolün varil fiyatı savaşın ilk haftasının son işlem günü olan 6 Mart'ta 94,64 dolara kadar çıktı ve günü 92,69 dolardan sonlandırdı. Savaşın 2. haftasına başlarken Brent petrolün vadeli varil fiyatı, 9 Mart'ta 119,5 dolara kadar yükselerek 29 Haziran 2022'den sonraki en yüksek seviyesini gördü. Brent fiyatı, 2. haftanın son işlem günü 13 Mart'ta, 6 Mart'ta göre yüzde 11,3 artışla 103,14 dolardan kapandı. 20 Mart'ta 106,41 dolardan günü sonlandıran Brent, 27 Mart'ta 112,57 dolardan işlem gördü. 5. haftanın sonunda Brent petrol 109,24 dolardan günü tamamladı. WTI ise ilk haftanın sonunda 90,90 dolardan, 2. haftanın sonunda 96,84 dolardan, 3. haftanın sonunda 98,32 dolardan, 4. haftanın sonunda 99,64 dolardan ve 5. haftanın son işlem gününde 111,54 dolardan alıcı buldu. GAZ FİYATLARI DA JEOPOLİTİK RİSKLERDEN ETKİLENDİ Petrol sahaları ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminallerinde oluşan hasar ile boğazdaki kesintiler küresel enerji tedarikinde büyük aksamalara neden oldu. Bölgede sevkiyatların sekteye uğramasıyla LNG piyasaları da süreçten etkilendi. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından Katar'ın, Ras Laffan tesislerindeki üretimi saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle durdurarak "mücbir sebep" ilan etmesi, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini etkileyebilecek riske yol açtı. Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de işlem gören doğal gaz kontratları, jeopolitik risklerle sert hareketler sergiledi. Mayıs vadeli TTF kontratı, 27 Şubat'ta megavatsaat başına 31,51 avrodan kapanırken, saldırıların ardından piyasaların açıldığı 2 Mart'ta günü yüzde 37,2 artışla 43,23 avrodan tamamladı. İlerleyen haftalarda yukarı yönlü eğilim devam etti. Saldırılardan 2 hafta sonra, 13 Mart'ta gaz fiyatları haftayı 49,69 avrodan sonlandırdı. Artan arz güvenliği endişeleriyle 19 Mart'ta 61,81 avroya kadar yükselen gaz kontratları, saldırıların başlamasından bu yana görülen en yüksek kapanış seviyesini gördü. Fiyatlar 3. haftanın sonunda 20 Mart'ta 59,34 avrodan, 27 Mart'ta 54,52 avrodan ve 5. haftanın sonunda 2 Nisan'da 50,04 avrodan işlem gördü. Böylece gaz fiyatları 27 Şubat'tan bu yana yüzde 58,8 yükseldi. Öte yandan, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan ilk kez sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin geçişi 2 Nisan'da görüldü. Bölgede LNG tesislerine yapılan saldırıların ardından, LNG ticaretinde hareketlilik durmuştu. Boğaz'dan son LNG gemisi 28 Şubat'ta geçiş yapmıştı. BAE'nin Basra Körfezi kıyısında yer alan Fateh Petrol Sahası'ndan "yarı yüklü" halde yola çıkan Panama bayraklı SOHAR LNG tankeri Hürmüz Boğazı'nı geçerek Umman Körfezi'ndeki Kalhat terminaline doğru yol alıyor. KÖMÜR FİYATLARI 5 HAFTADA YÜZDE 16,4 ARTTI Kömür piyasasında da benzer olarak fiyatlar yükseldi. Bu süreçte elektrik üretiminde doğal gaz yerine kömüre yönelim artış gösterdi. Asya piyasaları için referans kabul edilen Newcastle kömür mayıs vadeli kontratı, saldırılardan önce 27 Şubat'ta ton başına 118,5 dolar iken 2 Mart'ta yüzde 8,6 artışla 128,7 dolara yükseldi. Fiyatlar ilk haftanın sonunda 137,3 dolardan ve 2. haftanın sonunda 137,3 dolardan günü tamamladı. Söz konusu kömür kontratı 20 Mart'ta 146,5 dolara kadar çıkarak, saldırıların başlamasından sonraki en yüksek kapanışı yaptı. Fiyatlar, 4. haftanın sonunda 27 Mart'ta 143,85 dolardan işlem gördü. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları ve İran'ın misillemelerinde 5 hafta geride kalırken, kömür fiyatları saldırı öncesi seviyelere göre yüzde 16,4 artışla 2 Nisan'da haftayı 137,9 dolardan tamamladı.

AB yüksek enerji fiyatlarından endişeli Haber

AB yüksek enerji fiyatlarından endişeli

AB Komisyonu sözcülerinden Anna-Kaisa Itkonen, Brüksel'de düzenlenen günlük basın toplantısında, Orta Doğu'da genişleyen çatışma ortamının enerji piyasalarına etkisine ilişkin soruları yanıtladı. Itkonen, Orta Doğu'daki çatışmanın AB'ye etkisine ilişkin soruya, "Biz enerji arz güvenliğinden çok yüksek enerji fiyatlarından endişe duyuyoruz. Bu, enerji bağımsızlığımıza ve dayanıklılığımızı güçlendirmeye odaklanmamız için mükemmel bir hatırlatma niteliğinde." cevabını verdi. İ​​​​​​thal fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak ve endüstri için fırsatlar ve büyüme sağlamak istediklerini belirten Itkonen, önceliklerinin vatandaşlar ve işletmeler için enerji faturalarını düşürmek olduğunu anlattı. Itkonen, AB'nin enerji arz çeşitlendirme stratejileri sayesinde Orta Doğu'daki çatışmanın Avrupa enerji piyasaları üzerindeki doğrudan etkisinin kısa vadede sınırlı kaldığını savundu. Avrupa'nın net enerji ithalatçısı olarak küresel piyasalara yüksek oranda bağımlı olmasına rağmen, bu duruma iyi hazırlanmış olduğunu ifade eden Itkonen, "Doğal gaz arzımız oldukça çeşitlendirilmiş durumda. Tek bir tedarikçiye bağımlılıktan, küresel tedarikçilerden boru hattı ile gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikine geçtik. Petrol için de aynı durum geçerli. Petrol arzımız çeşitlendirilmiş ve stratejik rezervlerle destekleniyor." diye konuştu. Itkonen, AB'nin İran'dan petrol veya doğal gaz ithal etmediğini anımsatarak, "En büyük doğal gaz tedarikçilerimiz boru hattıyla Norveç ve LNG ile ABD'dir. Dolayısıyla şu anda enerji piyasalarımızı güçlendirmeye odaklanıyoruz." ifadesini kullandı. Itkonen, "Avrupa'da yakın zamanda petrol arzı sıkıntısı yaşanmıyor. Kurallarımıza göre, tüm üye ülkelerin 90 günlük acil durum stoklarına sahip olması gerekiyor. Bu kural son enerji krizi sırasında yürürlüğe konmuştu. Bu, tüm üye ülkelerin 85 ila 90 günlük veya eşdeğer stoklara sahip olduğu anlamına geliyor." diye konuştu. AB ülkelerinin petrol stoklarını henüz Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle kullanmadığını belirten Itkonen, "Üye ülkelerin petrol stoklarını serbest bıraktıklarında AB Komisyonuna bildirimde bulunmaları gerekiyor. Şu anki bilgimize göre hiçbir üye ülke bunu yapmadı." değerlendirmesinde bulundu. Itkonen, 12 Mart'ta AB üyesi ülkelerin petrol koordinasyon toplantısı yapacaklarını belirterek, "Petrol rezerv stokları konusunda bugün G7'de bir görüşme var ve sonraki adımları belirleyecekler." diye konuştu. Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler küresel petrol ve gaz fiyatlarını yukarı yönlü hareketlendirdi. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 15.17 itibarıyla yüzde 11,24 artışla 103,1 dolar, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 101,2 dolardan alıcı buldu. Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de megavatsaat başına yüzde 13,8 artarak 60,8 avrodan işlem gördü.

Bakanlar Şimşek ve Bolat ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi Haber

Bakanlar Şimşek ve Bolat ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NSosyal hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı. Söz konusu ayda yıllık cari açığın 23,2 milyar dolar olduğuna işaret eden Şimşek, "Ocak-kasım döneminde yıllık cari açıkta görülen 12,8 milyar dolarlık artışta, özellikle fiyat yükselişi nedeniyle altın dengesindeki 6,4 milyar dolarlık bozulma belirleyici oldu." değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, 2025'te küresel ticaretteki zorluklara ve altın kaynaklı artışa rağmen, ihracatın dirençli yapısı ile turizm gelirlerindeki güçlü performansın, cari dengenin sürdürülebilir seviyelerde korunmasını sağladığını belirterek, şunları kaydetti: "Sanayi üretimi ve ihracatın teknoloji kompozisyonundaki iyileşmenin yanı sıra, düşük enerji fiyatları, avro/dolar paritesindeki destekleyici görünüm ve attığımız yapısal adımlar sayesinde 2026 yılında da cari açığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 1,5 ile sürdürülebilir seviyelerde kalmasını bekliyoruz." BAKAN BOLAT, KASIM 2025 DÖNEMİ ÖDEMELER DENGESİ VERİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yazılı açıklamasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Kasım 2025'te cari işlemler hesabının 4 milyar dolar açık, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabının ise 2,1 milyar dolar fazla verdiğini vurgulayan Bolat, 2025 yılının 11 ayında cari işlemler açığının 18,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bolat, yıllıklandırılmış cari işlemler açığının Kasım 2025'te 23,2 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının söz konusu ayda yüzde 4 artışla, 392,6 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktığını kaydetti. Hizmet ihracatının güçlü seyrini devam ettirerek Kasım 2025'te yıllıklandırılmış bazda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artışla tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 122,1 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, şu değerlendirmede bulundu: "Seyahat gelirleri Kasım 2025'te yıllıklandırılmış bazda 59,4 milyar dolar, taşımacılık gelirleri ise 42,3 milyar dolar oldu. Küresel ekonomide dış ticaret ortaklarımızdaki zayıf talep şartlarına, ticaret gerilimlerine ve bölgesel risklere rağmen Türkiye ekonomisi dış finansman ihtiyacını azaltan, makroekonomik istikrarı güçlendiren bir görünüm ortaya koymaktadır." Bolat, cari işlemler hesabındaki olumlu gelişmelerle Türkiye'nin kredi risk priminin (CDS) Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviye olan 203,98 baz puana kadar gerilediğini aktararak, şöyle devam etti: "CDS'deki bu güçlü iyileşme, finansal istikrarı pekiştirmekte ve dezenflasyon sürecine katkı sağlamaktadır. Küresel konjonktürde izlenen risk ve belirsizliklere, artan korumacı politikalar nedeniyle zayıf seyreden talebe rağmen hem mal hem de hizmet ihracatımız artışını sürdürmekte rekor tazelemeye devam etmektedir. Bu olumlu gelişmeler ile cari işlemler açığı tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ediyor. Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2025'te OVP kapsamında yüzde 1,4 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz." DENGELENME, YAPISAL REFORMLARA ELVERİŞLİ ZEMİN OLUŞTURUYOR Cari işlemler hesabında izlenen dengelenmenin, uygulanan bütüncül ve kararlı ekonomi politikalarının sonucu olarak makroekonomik istikrarı güçlendirdiğini belirten Bolat, bu durumun aynı zamanda fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu şekilde yapısal reformların hayata geçirilmesi için elverişli bir zemin oluşturduğunu bildirdi. Bolat, küresel ekonomideki dönüşümlere de dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Önümüzdeki dönemde bir taraftan üreticilerimizi haksız ithalat baskısına karşı korumaya devam edecek, diğer taraftan küresel ekonomideki dönüşümleri de dikkate alarak ülkemizin küresel ticaretteki konumunu sürdürülebilir bir şekilde güçlendirmeye yönelik politikaları uygulamayı sürdüreceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.