#Enflasyon

İLKHABER-Gazetesi - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası’ndan enflasyon revizyonu: 2026-2028 ara hedefleri yenilendi Haber

Merkez Bankası’ndan enflasyon revizyonu: 2026-2028 ara hedefleri yenilendi

TCMB Başkanı Fatih Karahan, “2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 26 olacağını tahmin ediyoruz. 2027 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15, 2028 yılında yüzde 9 olacağını tahmin ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Karahan, açıklamasında şunları söyledi: "Bir önceki Enflasyon Raporu toplantımızda 2026 yılına dair ilk öngörülerimizi paylaşırken, küresel dinamiklerin de dezenflasyonun seyri açısından her zaman çeşitli riskler taşıdığını konuşmamın başında not düşmüştüm. Hemen sonrasında ABD/İsrail-İran savaşıyla yaşanan jeopolitik gelişmeler, dünya ekonomisini beklenmedik derecede ciddi bir belirsizlik ortamına iterek merkez bankaları açısından zor bir döneme kapı araladı. Bu ortamda, savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit olduk. Bölgedeki gerilimin ve enerji arzındaki baskıların ne kadar süreceği en temel soru olarak önümüzde dururken, ilgili enflasyonist etkilerin kısa vadede canlı kalacağını değerlendiriyoruz. Küresel beklentiler, gerilimin ve sebep olduğu baskıların ağırlıklı olarak kısa vadeli olacağı senaryosu etrafında şekillense de, bu sürecin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin izlenmesi önem taşıyacak. İşte bu bağlamda, dezenflasyon sürecinde etkili sonuçlara ulaşmanın formülü yine para politikasında veri odaklı ve ihtiyatlı bir yaklaşım izlemekten geçiyor. Dolayısıyla, savaşın bir belirsizlik bulutu eşliğinde dezenflasyon görünümünü etkilediği şu günlerde de, kararlılığımızdan taviz vermediğimizin altını çizmek istiyorum. Nitekim, yaşanan etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarında bunu göz önüne alarak temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda tüm araçlarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Sunumumda öncelikle küresel ekonomi, makroekonomik görünüm ve para politikasına ilişkin değerlendirmelerimize yer vereceğim. Değerlendirmelere geçmeden önce, bu Raporumuzda da, öne çıkan konulara ve tematik analizlerimize kutu çalışmalarıyla yer verdiğimizi hatırlatmak isterim. Küresel ekonomik görünüme ilişkin halihazırda süregelen belirsizliğin, jeopolitik gelişmeler kaynaklı belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Şubat ayı sonunda başlayan savaş ile keskin bir şekilde artan enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Son dönemde azalmakla birlikte petrol fiyatlarındaki oynaklık da tarihsel ortalamasının üzerinde. Enerji fiyatları kadar yüksek olmamakla birlikte, endüstriyel metal ve tarımsal emtia kaynaklı olarak enerji dışı fiyatlar da artıyor. Yüksek küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz. Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyon küresel ölçekte arttı. Bu artışın net enerji ithalatçısı ülkelerde daha belirgin olduğunu görüyoruz. 2026 yılına ait enflasyon tahminleri de hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için yukarı yönlü güncellendi. Çekirdek enflasyon oranları şimdilik daha ılımlı bir seyir izliyor. Bundan sonraki süreçte, savaşın gelişimi, enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak. Savaşın başından bu yana küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisi sınırlı oldu. Buna karşın, gelişmiş ülkelerde beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini ve bazılarında faiz artışı olasılıklarının da piyasa fiyatlamalarına yansıdığını görüyoruz. Fed’in yüksek olasılıkla yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken, ECB’nin ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir. Artan jeopolitik belirsizliğe bağlı olarak mart ayında gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy çıkışları gözlendi. Nisan ayında ise söz konusu piyasalara bir miktar portföy girişi gerçekleşti. Savaşın seyrinin yanı sıra, 2026 yılı boyunca gelişmiş ülkelerin izleyeceği para politikası da küresel risk iştahı ve portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor. MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM Küresel görünümün ardından, yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimize geçmek istiyorum. Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte. Nitekim, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz. Küresel ticareti sınırlayıcı tarife ve korumacı önlemlerin etkisiyle 2025 yılında net ihracatın katkısı negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut. Yılın ilk çeyreğine ilişkin göstergelere bakacak olursak; 2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin, takip eden iki çeyrekte görece yatay bir seyir izlediğini, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında ise ilk çeyrekte sınırlı olarak gerilediğini görüyoruz. Diğer yandan, hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiğini izliyoruz. Bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretimi azaldı. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı olarak arttı. Nisan ayında ise yatay seyir izledi. Bununla birlikte, kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini görüyoruz. Buna göre işsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler daha az sıkı bir işgücü piyasasına işaret ediyor. Örneğin, atıl iş gücü oranı ve ilan başına başvuru sayıları yüksek seyrediyor. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında perakende satışların büyümesi bir önceki çeyreğin üzerinde gerçekleşti. Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybının sürdüğünü görüyoruz. Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Nisan ayına ilişkin veriler kart harcamalarındaki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ediyor. Talebe ilişkin veriler bir bütün olarak, ilk çeyrekte talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğunu gösteriyor. Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin büyük çoğunluğu ve ortalaması, ilk çeyrekte negatif düzeye işaret ediyor. Yılın geri kalanında dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. İktisadi faaliyete ilişkin olarak, dış ticaret gelişmelerine de kısaca değinmek isterim. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracat kısmen toparlanırken, Afrika, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine ihracat arttı. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi. Tüketim malı ithalatının da yıl başından bu yana gerilemekte olduğunu izliyoruz. Bu gerilemede büyük oranda binek otomobil ithalatındaki yavaşlama rol oynuyor. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerine de kısaca değinmek istiyorum. Cari açık yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak artmakla birlikte, millî gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdü. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı ise cari açıktaki artışı sınırladı. Bununla birlikte, korumacı önlemlerin küresel talep üzerinde oluşturduğu mevcut risklere, jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki artış kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Bütün bu gelişmelere rağmen, 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor. Enflasyon görünümüne ilişkin güncel değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyorum; Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti. Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşanmakla birlikte enflasyon yüksek seyrini korumakta. 2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda, petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde, 19 puan artarak yüzde 47’ye yükseldi. Bu maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların hemen ardından akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Bu sistem, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bununla birlikte, eşel mobilin etkisinin petrol fiyatlarının seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterebildiğini not etmek gerekir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönem gibi şokların büyük olduğu dönemlerde, motorindeki fiyat artışları, küresel rafineri marjlarının seyriyle, ham petrol fiyatlarının ima ettiği rakamlardan olumsuz yönde ayrışabiliyor. Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları. Yılın ilk aylarında gıda grubu, enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Gıda enflasyonunda son aylarda kaydedilen oynak seyirde sebze kaleminin rolü oldukça belirgin. Sağ panelden de izleneceği üzere, ilk dört ayda taze meyve ve sebze fiyatları belirgin bir artış gösterdi. Öncü veriler, arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, mayıs ayında sebze grubunda fiyat düşüşlerinin başladığını gösteriyor. Bu görünümün önümüzdeki aylarda da devam ederek, gıda enflasyonunu olumlu yönde etkilemesini bekliyoruz. Şubat-mart döneminde öngördüğümüz tahmin aralığının içinde seyreden tüketici enflasyonu, nisan ayında gerilimin etkilerinin belirginleşmesiyle tahmin aralığının üzerinde gerçekleşti. Söz konusu gelişmelerin yansımaları daha sınırlı olmakla birlikte ana eğilim göstergeleri üzerinde de hissediliyor. Nitekim göstergelerin son üç aylık ortalamaları, enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla gıda ve enerjide yükseliş görüyoruz. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda enflasyon gerilemeye devam ediyor. Bu noktada, hizmet enflasyonuna daha yakından bakmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, 2025 yılında hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri önemli oldu. Bu iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü yüksek. Bununla birlikte, yılın ilk dört ayında her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor. Eğitim tarafında ise; fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Bu düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyonda belirli bir alan olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde akaryakıt fiyatlarına bağlı olarak ulaştırma hizmetlerinde fiyat artışları güçlü seyretmeye devam etti. Öncü veriler bu görünümün mayıs ayında da sürdüğüne işaret ediyor. Bu bölümde son olarak, enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinmek istiyorum. Bir önceki Rapor dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru. PARA POLİTİKASI Konuşmamın bu bölümünde para politikası duruşumuz ve finansal koşullar hakkında bilgi vereceğim. 2026 yılı ocak ayında, para politikası adımlarımızın büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik. Ancak, şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim kaynaklı artan belirsizlikler, konuşmamın başında vurguladığım gibi, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden oldu. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla zamanlı bir şekilde sıkılaştırıcı bazı tedbirler aldık. Bu süreçte sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk. Şimdi sizlere aldığımız tedbirlerden bahsetmek istiyorum. 1 marttan itibaren, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak parasal duruşumuzu güçlendirmek amacıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdik. Bu dönemde, piyasanın likidite ihtiyacını üst banttan yapılan fonlama ile karşılayarak para piyasalarında gerçekleşen referans faiz oranının yüzde 40 seviyesine yükselmesini sağladık. Ayrıca, döviz karşılığı TL swap ihaleleriyle piyasaya fonlama sağlamaya başladık. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. 2025 yılının ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimler, şubat ayı sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentilerimiz ölçüsünde yansıdı. Bu dönemde politika faizinde 9 puan indirim yapılırken, kredi ve mevduat faizlerindeki düşüş 9-10 puan arasında gerçekleşti. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeleri dikkate alarak aldığımız politika kararları sonucunda ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 3 puan arttı. Bu dönemde TL ticari kredi ve mevduat faizleri 3 puan, tüketici kredisi faizleri ise yaklaşık 4 puan yükseldi. 2025 yılından itibaren kıymetli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payı zaman zaman dalgalandı. Bununla birlikte sıkı para politikası duruşumuz yanında destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduatı tercihinin korunmasında rol oynadı. Nitekim TL mevduatın payı yüzde 59,7 ile güçlü seyrini koruyor. Yatırım fonlarını da dahil ettiğimizde bu görünüm değişmiyor. Kredi büyümesinde 2025 yılının kasım ayından itibaren artış görüldü. Mevsimsel etkilerin ortadan kalkması ve makroihtiyati tedbirlerle nisan ayından itibaren kredi büyümesinin bir miktar gerilediğini görüyoruz. Ayrıca, kredi kompozisyonunda TL lehine gelişim korunuyor. Ticari kredi büyümesi 2025 yılı son çeyreğinde hızlanmıştı. Ticari kredi büyümesinin dezenflasyon patikası ile uyumlu seyrini sağlamak amacıyla ocak ayında yabancı para kredi büyüme sınırını düşürdük, ayrıca mart ayında TL ticari kredilerde istisnaların kapsamını daralttık. Alınan bu önemlerin etkisiyle ticari kredilerde büyümenin bir miktar hız kestiğini görüyoruz. Öte yandan, 2025 yılında güçlü seyreden bireysel kredi büyümesi 2026 yılında atılan adımların etkisiyle bir miktar geriledi. Bireysel kredilerde kompozisyon da değişiyor. İhtiyaç ve kredi kartı büyümeleri gerilerken konut kredisi büyümesi hızlanıyor. Bu gelişme iç talepteki dengelenmeye ve finansal sistemde aktif kalitesi risklerinin yönetilmesine katkı verecektir. Yaşanan gelişmelerin etkisiyle tahvil faizlerinde tüm vadelerde yükseliş görüldü. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında, döviz talebi büyük ölçüde yurt dışı yerleşikler kaynaklı gerçekleşti. Mart ayı sonunda altın fiyatlarındaki hızlı gerileme, hanehalkı altın talebinde bir yükselişe sebep oldu. Nitekim, bu talep ilerleyen haftalarda durdu. Sonrasında başlayan hanehalkının altın ve döviz satışlarının devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca bu dönemde, döviz piyasasının sağlıklı işleyişine ve şirketlerin döviz riski yönetimlerine katkı sağlamak amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. 13 mayıs itibarıyla vadesi gelmemiş işlem tutarı 8,1 milyar dolardır. Benzer şekilde, ülke kredi risk primi ve döviz kuru oynaklığında ateşkes görüşmeleri sonrasında gerileme yaşandı. Jeopolitik gelişmeler sonucu 27 Mart 2026 tarihinde 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervler, takip eden dönemde 17 milyar dolar artış göstererek 8 Mayıs 2026’da 172 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervler ise 20 milyar dolar artışla 39 milyar dolara yükseldi. ORTA VADELİ TAHMİNLER Enflasyon tahminlerimizin detaylarına geçmeden önce, tahminlerimize baz oluşturan temel varsayımlarımızı da paylaşmak istiyorum. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, küresel büyüme görünümüne ilişkin beklentiler jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıfladı. Bu nedenle, 2026 yılı için dış talep varsayımımızı aşağı yönde güncelledik. İkinci güncellememiz petrol ve ithalat fiyatlarıyla ilgili. Jeopolitik gerilimin bir sonucu olarak petrol fiyatlarında kuvvetli artışlar gözlendi. Sürecin seyrine ilişkin belirsizlik devam etmekle birlikte petrol fiyatlarının yıl içinde kademeli olarak azalacağını varsaydık. Bu çerçevede, petrol fiyatlarıyla beraber ithalat fiyatlarına ilişkin varsayımımızı belirgin şekilde yukarı yönlü güncelledik. Bunlara ek olarak, gıda fiyatları varsayımlarımızı, gerçekleşme ve tarımsal emtia fiyatlarındaki görünüm kaynaklı olarak yükselttik. Tahminlerimizi oluştururken, para politikası duruşunun önceki Rapor dönemine göre daha uzun süre daha sıkı kaldığı bir görünüm esas aldık. Ayrıca, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de devam edeceği varsayımını yansıttık. Hatırlayacağınız üzere, geçen yılın üçüncü Enflasyon Raporu toplantısında, ara hedeflerin değiştirilmesinin ancak Rapor dönemleri arasında olağanüstü güncellemeler olması halinde mümkün olacağının iletişimini yapmıştık. Önceki yansıda gördüğünüz üzere, mevcut Rapor döneminde, yaşanan olağandışı jeopolitik gelişmelerin etkisiyle varsayım setimizde olağanüstü güncellemeler yapmış olduk. Dolayısıyla da bu dönemde ara hedeflerimizde güncellemeye gitmek durumunda kaldık. Bu doğrultuda, 2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik. İçinden geçtiğimiz savaş ve yüksek belirsizlik ortamı, ara hedeflerdeki güncellemelerin yanı sıra “tahmin belirsizliğinin iletişimine” dair yeniden gözden geçirmeleri de beraberinde getiriyor. Nitekim son yıllarda pandemiden savaşa kadar uzanan bir yelpazede yaşanan arz şokları, -sık ve derin nitelikleriyle- yapısal kırılmalara ve artan belirsizliklere yol açmış durumda. Bu ise, “tahmin aralıklarının” mevcut ve gelecek belirsizlikleri ölçme yeterliliğine dair tartışmalara yol açıyor. İçinden geçtiğimiz şokun “savaş gibi uç bir olay” olduğu da düşünüldüğünde, büyük ölçekli ve doğrusal olmayan etkilerin de resme girdiğini eklemek gerekir. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda, böylesi karmaşık şok ortamlarında, birçok merkez bankasının iletişiminde tahmin aralığı yaklaşımına ara verdiği göze çarpıyor. Bunun açık bir yansımasını, ekrandaki grafikte de görebilirsiniz. Pandemi sonrası dönemde “betimsel risk anlatımı” ve “senaryolara” yer veren merkez bankalarının sayısı artış göstermekte. Bu bağlamda biz de, içinden geçtiğimiz yüksek belirsizlik ortamında “tahmin aralığı iletişimine” ara vermenin yerinde bir yaklaşım olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla da bu Rapor döneminde bir iletişim revizyonu eşliğinde, baz senaryo altında nokta tahminlerimizi ve Kurul tarafından öne çıktığı değerlendirilen risk unsurlarını paylaşıyoruz. Bu çerçevede, sizlerle enflasyon tahminlerimizi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar özetlediğim görünüm altında, enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26; 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz. Tahminlerimizi paylaştıktan sonra, şimdi de enflasyon görünümü açısından öne çıktığını değerlendirdiğimiz riskleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Emtia tarafıyla başlamam gerekirse; Savaşın gidişatına bağlı olarak petrol fiyatlarının temel varsayımlara göre daha uzun süre daha yüksek kalması, yukarı yönlü risklerin başında geliyor. Diğer taraftan, savaşın gidişatının daha ılımlı olması durumunda ise petrol fiyatları temel varsayımlardan düşük kalarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yapabilir. Doğalgazda ise enerji arz güvenliğine ve Avrupa LNG talebine ilişkin riskler fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Gıda fiyatları tarafında da, uluslararası tarımsal emtia fiyatları, iklim koşulları ve arz gelişmeleri önemini koruyor. Özellikle işlenmemiş gıda grubunda arz yönlü gelişmeler, kısa vadeli enflasyon görünümü üzerinde her iki yönde de etkili olabilir. Diğer taraftan, arz yönlü şokların son dönemlerde daha sık ve art arda görülmesinin, fiyatlama davranışları ve enflasyon ataleti açısından riskler barındırdığını eklemek gerekir. Son olarak, tedarik zincirlerinde olası aksaklıkların büyüyerek sürmesi durumunda maliyet baskılarının artabileceğini değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, para politikası duruşumuzu oluştururken; risklerin yönünü ve enflasyon beklentileri üzerindeki olası etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeye devam edeceğiz. Son Rapor döneminden bu yana yaşanan şok ve yarattığı sis dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de, bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları, para politikası duruşumuzla şekillenecek. Her vesileyle vurguladığım gibi; fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul. Bu bağlamda, ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar, sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi yeniden belirtmek isterim. Rapor sürecindeki emekleri için başta Para Politikası Kurulu üyelerimiz, Başekonomist ve Başdanışman ekibimiz ile Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü çalışanlarımıza ve bilgilendirme toplantımızın hazırlıklarında görev alan tüm çalışma arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum."

Özgür Özel'den gıda enflasyonu çıkışı: Dünyanın tam 17 katı Haber

Özgür Özel'den gıda enflasyonu çıkışı: Dünyanın tam 17 katı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Geçen hafta Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı'nı ziyaret ettiklerini ifade eden Özel, "Orada yerli teknolojilerimizi inceledik, firma ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN'dan HAVELSAN'a, TUSAŞ'ımızından TÜBİTAK'ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Elbette savunma sanayiini bir partiye, bir döneme mal edenlere rağmen 1973'te kurulan TUSAŞ'ı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak TUSAŞ'taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk" ifadelerini kullandı. "Türkiye'de gıda enflasyonu dünyanın 17 katı" Yıllık enflasyonun yüzde 32,4'e yükseldiğini belirten Özel, "Dört ay önce 30'un biraz altındayken, yıl sonunda yüzde 16'ya düşecek demişlerdi. Yüzde 30'dan 16'ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu dört ayın sonunda yıllık yüzde 32,4'e getirdiler. Son dört aydaki enflasyon yüzde 14,6. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüzde 14,6 ile bir yılda hedeflenen yüzde 16'lık enflasyonu dört ayda tüketmiş, dört ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kar topu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek, maaşları daha yetersiz bir hale getirecek. Nisan ayı enflasyonumuz yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Hani diyorlar ya ‘Enflasyon bütün dünyada sorun', dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim bir ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok. Kaldı ki işsizlikte, yüksek enflasyonda, yüksek faizde, yoksullukta, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz.. En önemli sorunlardan bir tanesi de birazdan çiftçilerimizden bahsederken bahsedeceğim. Gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonu ile boğuşmak durumundayız" dedi. "Diyanet İşleri kesim bedelini 18 bin lira olarak belirlemiş, 21 kat artırmış" Ak Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 257 lira ve en düşük emekli maaşı ile iyi bir koçun 150 lira olduğunu söyleyen Özel, "Bugün aynı iyi koç 45 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1,5 koç alan emekli, yarım koç alamayan, iki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler. Ak Parti iktidara geldiğinde asgari ücret emekli maaşından düşüktü ve 187 liraydı. İyi bir koç, 150 liraydı. Bir asgari ücret, bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde, elinde 28 bin lira var. Kurbanlık 45 bin lira. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanı'nı atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece dört kat artırmış. Sekiz yılda 21 kat artan Diyanet İşleri'nin hesabı, dört kat artan emeklinin ikramiye hesabı. Bu duruma getirdiler" şeklinde konuştu. "Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler" Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ve oğlunun hukuk süreci hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "Böcek'in oğlunun ve gelininin kaydettiği, eşiyle mahrem görüntülerinden bir tanesini kamuoyuna verdiler. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan siteyi hâlâ engellemiyorlar. Ele geçirilmiş bir delinin bir sitesi var. Oradan gelininin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, çocuğun Muhittin Böcek'ten olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi iğrenç iftirayla bir video servis ettiler. ‘Devamı gelecek' dediler. Biz de basından okuduk, Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, ‘Tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. Sonra Muhittin Böcek'in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek'i okudunuz. ‘Adaylığımla ilgisi yok, partiye her zaman olan bağışlardı. Oğluma geniş zamanlı, ‘Parti bir şey isterse ver, demiştim. Genel Başkan, ‘Partimize sahip çıkın, maddi manevi arkasında olun kampanyanın' demişti. Geniş zamanlı talimatım vardı geniş zamanlı aldı. Almış, götürmüş benim haberim yok.' Çünkü Muhittin Bey'e mal varlığına el konulana kadar, kamyon muavinliği, otobüs şoförlüğü ile başlamış. Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler. Torununa iftira attılar. Büyüyecek o çocuk, büyüyecek. Tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek" ifadelerini kullandı.

Ekonomist Timothy Ash jeopolitik risklere karşı TL performansını yorumladı Haber

Ekonomist Timothy Ash jeopolitik risklere karşı TL performansını yorumladı

Küresel piyasalarda Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların hissedildiği bir dönemde, Türkiye'nin ekonomi yönetimi ve para birimi performansı uluslararası uzmanlar tarafından mercek altına alınıyor. İngiliz ekonomist Timothy Ash, Türk Lirası'nın son dönemdeki direnci ile ekonomi yönetiminin stratejik adımlarına dair analizlerde bulundu. Ash, bölgesel çatışma senaryolarına rağmen kurdaki stabiliteye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Birçok kişi ABD-İran savaşı ve enerji krizi senaryosunda TL’nin çökeceğini düşünürdü ama bu olmadı. Kuru tutmayı başardılar, politika faizini artırmadan mevcut sistemi korudular. Bu da önemli bir başarı.” Ancak uzman isim, dış faktörlerin olası baskılarına karşı temkinli olunması gerektiğini belirterek, “Jeopolitik risklerin uzaması ve petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması durumunda Merkez Bankası mevcut kur rejimi veya faiz politikasını yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir.” uyarısında bulundu. JEOPOLİTİK GERGİNLİKLER VE DÖVİZ KURU DİNAMİKLERİ Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), halihazırda yüzde 37 seviyesinde olan politika faizini son toplantısında sabit bırakma kararı almıştı. Ash, mevcut ekonomik konjonktürde faiz indiriminin kısa vadede olası görünmediğini savundu. Para politikasının sıkı duruşunun korunması gerektiğini vurgulayan ekonomist, önümüzdeki döneme ilişkin şu öngörülerini paylaştı: “MB’nin mevcut koşullarda bu yıl faiz indirimine gitmesinin oldukça güç. Bu noktadan sonra faiz artırmaktan kaçınmanın zor olacağını düşünüyorum. Zaten benim görüşüm para politikasının daha uzun süre daha sıkı tutulması gerektiği yönünde. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in hala alanı var. İyi bir iş çıkardı, veriler de bunu destekliyor. Seçim öncesinde maliye politikası tarafında harcama alanı oluşabilir, bu durumda sıkı duruş korunmalı.” MERKEZ BANKASI'NIN PARA POLİTİKASI VE FAİZ ÖNGÖRÜLERİ Türkiye'de yıllık resmi enflasyonun yüzde 32,37 seviyesinde seyrettiği ortamda, dezenflasyon sürecinin hızı en önemli tartışma konularından birini oluşturuyor. Timothy Ash, yıl sonu hedeflerine ilişkin daha muhafazakar bir yaklaşım sergileyerek, “Yıl sonu enflasyonunun yüzde 30’a yakın seyretmesi çok daha gerçekçi. 2027-2028’de erken seçim tartışmalarının yoğunlaştığı bir ortamda çok sert bir sıkı para politikası siyasi açıdan sürdürülebilir olmayabilir.” değerlendirmesinde bulundu. ENFLASYONLA MÜCADELE VE YAPISAL DÖNÜŞÜM VURGUSU Güçlü TL'nin ihracatçı şirketler üzerindeki rekabetçilik etkisine de değinen Ash, devalüasyonun kalıcı bir çözüm sunmayacağını ifade etti. Çözümün köklü adımlarda olduğunu belirten Ash, şunları kaydetti: “Türk şirketleri güçlü TL nedeniyle rekabetçilik sorunu yaşadı fakat buna rağmen devalüasyonun çözüm olmaz. Türkiye’de kur geçişkenliği çok yüksek. Devalüasyon yaptığınızda sonunda yeniden daha yüksek enflasyonla karşılaşıyorsunuz. Çözüm yapısal reformlar ve daha iyi talep yönetimi. Hiçbir ülke büyümeden feragat etmeden yüksek enflasyonla mücadele edemez.” BÖLGESEL TİCARET KORİDORLARINDA TÜRKİYE’NİN KONUMU Analizinin son bölümünde Orta Doğu'daki dengelerin Türkiye lehine sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Ash, “Ortadoğu’daki savaş Körfez ülkelerinin güvenlik temelli ekonomik modelini sorgulatmaya başladı. Türkiye savunma sanayi kapasitesi ve bölgesel konumu sayesinde orta ve uzun vadede avantaj elde edebilir. Özellikle Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye hattında oluşabilecek yeni ticaret koridorlarının Türkiye’ye fırsat yaratabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te Haber

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te

Güler, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, kanun teklifinin 15 maddeden oluştuğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomi ve yatırım haritasını yeniden şekillendirecek çok önemli bilgiler paylaştığını hatırlatan Güler, "Türkiye Yüzyılı'nda Yatırımlar için Güçlü Merkez Programı" ile İstanbul'un küresel ölçekte yatırım ve finans üssü olma iddiasını daha ileriye taşımayı amaçladıklarını ifade etti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye'nin, "İstikrar Adası ve Güvenli Liman" olma konumunu somut adımlarla güçlendirdiklerini vurgulayan Güler, yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri, "tek durak büro" gibi hızlanan süreçler, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve yeni hamlelerle güçlü bir yatırım zemini oluşturacaklarını dile getirdi. Hayata geçirilecek kapsamlı reformlarla İstanbul'un, sermayenin, ticaretin ve karar alma süreçlerinin merkezlerinden biri olma konumunu güçlendireceklerine işaret eden Güler, atılacak adımların üretim, ihracat, teknoloji ve girişimcilik ekseninde sürdürülebilir büyümeye katkı sunacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı yatırımcı dostu iklimi tahkim eden, üretimi ve ihracatı merkeze alan kanun teklifinin TBMM'nin gündemine geleceğini aktaran Güler, teklifin, Türkiye'nin küresel finans ve teknoloji liginde üst sıralara tırmanması için yürütülen kararlı ve stratejik bir hazırlığın ürünü olduğunun altını çizdi. "İMALATÇI İHRACATÇIMIZA 16 PUANLIK BİR VERGİ AVANTAJI SAĞLIYORUZ" Fırtınalı atmosferde Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "İstikrar Adası ve Güvenli liman" olduğunu bir kez daha tescil ettiğine dikkati çeken Güler, kanun teklif ile Türkiye'yi, küresel ticaret yollarının, finansal akışların ve teknolojik inovasyonun "merkez üssü" haline getireceklerini belirtti. AK Parti Grup Başkanı Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla kurumlar vergisi oranlarında indirime gidiyoruz. İmal ettikleri malları doğrudan ihraç eden kurumlarımızın bu kazançlarına uygulanan vergiyi yüzde 9'a, diğer ihracatçı kurumlarımız için ise yüzde 14’e indiriyoruz. Böylece imalatçı ihracatçımıza 16 puanlık bir vergi avantajı sağlamış oluyoruz. Transit ticaretin merkezi olma hedefimiz doğrultusunda, İstanbul Finans Merkezi katılımcılarının bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazanç indirimini yüzde 50'den yüzde 100'e çıkararak tam muafiyet sağlıyoruz. Bu teşviki İstanbul Finans Merkezi dışındaki kurumlarımıza da yayarak, transit ticaret kazançlarının yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz. Ülkemize nitelikli yatırımcı ve döviz girişini artırmak amacıyla son üç yıl Türkiye'de yerleşik olmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarını 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutuyoruz. Bu kişilerden veraset yoluyla mal intikallerinde ise vergi oranını sadece yüzde 1 olarak uygulayarak mülkiyet geçişini de kolaylaştırıyoruz." Türkiye'yi uluslararası firmalar için bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi haline getireceklerini, en az 3 farklı ülkede aktif faaliyet gösteren küresel gruplara hizmet verecek "Nitelikli Hizmet Merkezleri" kurulacağını anlatan Güler, bu merkezlerde görev yapacak nitelikli personelin ücretlerine mevcut asgari ücret istisnasına ilave olarak brüt asgari ücretin 3 katına kadar, İFM bünyesinde 5 katına kadar gelir vergisi istisnası getirileceğini ifade etti. Güler, böylece toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlayarak nitelikli insan kaynağının ve uluslararası yatırımların korunacağını vurguladı. İFM'nin küresel rekabet gücünü korumak için kurumlar vergisi indirim süresini 2047 yılına kadar uzatacaklarını söyleyen Güler, finansal faaliyet harç muafiyetini ise 5 yıldan 20 yıla çıkararak, yatırımcıya uzun vadeli bir hukuki öngörülebilirlik sunacaklarını belirtti. Güler, genç girişimcilere ve teknoloji ekosistemine destekler sağlayacaklarını dile getirerek, "Tekno-girişim" şirketlerinde çalışan personele verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırını, mevcut bir yıllık brüt ücret tutarından brüt ücretin iki katına çıkaracaklarını bildirdi. "AMME BORÇLARININ TECİL VE TAKSİTLENDİRİLMESİNDEKİ SÜREYİ 72 AYA YÜKSELTİYORUZ" "Dijital Şirket" tanımıyla yeni nesil girişimlerin kuruluş maliyetlerini minimum düzeye düşüreceklerini aktaran Güler, kuluçka girişimcilerini de 3 yıl boyunca oda aidatlarından muaf tutacaklarını ifade etti. AK Parti Grup Başkanı Güler, şunları kaydetti: "Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, yurt dışında bulunan para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar ekonomimize kazandırılmasının önünü açıyoruz. Sadece yurt dışı değil, yurt içinde olan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkların da banka ve aracı kurumlara bildirilerek sisteme dahil edilmesini sağlıyoruz. Normal şartlarda yüzde 5 olarak uygulanan vergi oranını, varlıkların devlet iç borçlanma senetlerinde veya kira sertifikalarında tutulma taahhüdüne göre sıfıra kadar indiriyoruz. Bildirilen bu varlıklar için hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağını kanunla teminat altına alıyoruz. İşletme bünyesine alınan bu kıymetlerin 2 yıl geçmedikçe sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmamasını şart koşarak sermaye yapılarımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yatırımcıyı korurken, desteklerken vergi borcunu ödemek isteyen ancak zorluklar yaşayan her bir esnafımızı, tacirimizi, vatandaşımızı da gözetiyoruz. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48. maddesinde yapacağımız değişiklikle, amme borçlarının tecil ve taksitlendirilmesindeki 36 aylık azami süreyi 2 katına çıkararak 72 aya yükseltiyoruz. Bununla birlikte, teminatsız tecil sınırını da artırarak 50 bin liradan 1 milyon liraya çıkarıyoruz. Böylece borcunu ödeme niyetinde olan vatandaşımıza, esnafımıza, tacirimize hem daha uzun bir vade tanıyor hem de 1 milyon liraya kadar olan borçlarda teminat gösterme şartını kaldırmış oluyoruz." Kanun teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğini aktaran Güler, teklifin daha sonra TBMM Genel Kurulunun gündemine geleceğini bildirdi. Abdullah Güler, yatırımın, teknolojinin desteklenmesine yönelik çalışmaları da sürdüreceklerini belirtti. Güler, "Şirketini burada kurup dünyanın her yerinde ticaret yapabilecek yatırımcıya, girişimciye kapımız açık. Onlara güven sağlayan, teknik manada kanununa derç eden teklifimizi arz etmiş olduk." diye konuştu. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporundaki yasal düzenlemelerin ne zaman hayata geçirileceğinin sorulması üzerine Güler, süreçteki çalışmaların sürdüğünü hatırlattı. Bu konuda samimi gayretlerinin ve inançlarının hiç değişmediğinin altını çizen Güler, "Süreçte silah bırakmanın ve PKK terör örgütünün kendisini feshedip dağıtmasının güçlü şekilde kurumlarımız, TSK, güvenlik kuvvetlerimiz, MİT Başkanlığımız tarafından ortaya konulması gerekiyor ki bu süreci destekleyecek, kalıcı hale getirecek idari ve yasal düzenlemeler hayata geçebilsin. Süreç devam ediyor." ifadelerini kullandı. Enflasyon rakamlarının hatırlatılması ve ara zam beklentisinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine Güler, petrol fiyatlarındaki kırılgan durumun ve değişkenliğin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de enflasyonda baskı oluşturarak, fiyatlar genel düzeyinde artışa neden olduğunu kaydetti. Abdullah Güler, çalışanları, emeklileri, dar ve sabit gelirleri her zaman desteklediklerini belirterek, "Şu anda bu mahiyette, bu şekilde bir çalışma yok." dedi.

4 aylık enflasyon farkı açıklandı: Kim ne kadar zam alacak? Haber

4 aylık enflasyon farkı açıklandı: Kim ne kadar zam alacak?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Nisan 2026 enflasyon verileriyle birlikte memur ve emekli maaşlarına yapılacak Temmuz zammı için kritik veriler ortaya çıktı. Açıklanan rakamlara göre Nisan ayında enflasyon aylık bazda yüzde 4,18, yıllık bazda ise yüzde 32,37 oldu. Bu veriler, maaş artışlarının hesaplanmasında belirleyici olan 4 aylık enflasyon farkını da netleştirdi. 4 AYLIK ENFLASYON ORANI NE KADAR OLDU? 2026 yılının ilk dört ayına ait enflasyon verileri şöyle: Ocak: %4,84 Şubat: %2,96 Mart: %1,94 Nisan: %4,18 Bu verilerle birlikte toplam 4 aylık enflasyon oranı yükselerek maaş zamlarının temelini oluşturdu. SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİNE YÜZDE 14,64 ZAM KESİNLEŞTİ İlk üç ay sonunda yüzde 10,04 olan zam oranı, Nisan verisiyle birlikte arttı. SSK ve Bağ-Kur emeklileri için 4 aylık zam oranı: %14,64 Bu oran, Temmuz ayında yapılacak zam için şimdiden hak edilen artışı gösteriyor. MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİNE YÜZDE 10,51 ZAM Memur ve memur emeklileri için hesaplama farklı yapılıyor. Enflasyon farkı: %3,28 Toplu sözleşme zammı: %7 Toplam zam: %10,51 Bu oran, 4 aylık verilerle oluşan kümülatif artışı ifade ediyor. TEMMUZ ZAMMI İÇİN SON 2 VERİ BEKLENİYOR Temmuz ayında uygulanacak kesin zam oranı için: Mayıs ve Haziran enflasyon verileri beklenecek Açıklanacak her veri zam oranını doğrudan etkileyecek MAAŞ ZAMLARI NASIL BELİRLENİYOR? SSK ve Bağ-Kur emeklileri: 6 aylık enflasyon oranına göre zam alıyor Memur ve memur emeklileri: Toplu sözleşme + enflasyon farkı alıyor

Nisan 2026 enflasyon oranı açıklandı! Aylık artış ne kadar oldu? Haber

Nisan 2026 enflasyon oranı açıklandı! Aylık artış ne kadar oldu?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), milyonlarca vatandaşın merakla beklediği Nisan 2026 enflasyon verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlara göre enflasyon aylık bazda yüzde 4,18 olarak gerçekleşirken, bu veri kira artış oranlarından memur ve emekli maaş zamlarına kadar birçok kalemi doğrudan etkiledi. NİSAN AYI ENFLASYON ORANI NE KADAR OLDU? TÜİK verilerine göre: Aylık enflasyon: %4,18 Mart aylık enflasyon: %1,94 Mart yıllık enflasyon: %30,87 Açıklanan bu veri, yılın dördüncü enflasyon rakamı olarak kayıtlara geçti. BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GELDİ Ekonomistlerin Nisan ayı enflasyon beklentisi ortalama yüzde 3,19 seviyesindeydi. Ancak açıklanan yüzde 4,18’lik veri, beklentilerin üzerine çıkarak dikkat çekti. Bu durum, özellikle kira artış oranı ve maaş zamlarında yukarı yönlü etki oluşturdu. KİRA ZAMLARI VE MAAŞLARI DOĞRUDAN ETKİLEYECEK Açıklanan enflasyon verileriyle birlikte: Mayıs ayı kira artış oranı yeniden şekillenecek Memur ve emekli maaşları için 4 aylık enflasyon farkı oluşacak Temmuz zammı için kritik verilerden biri netleşmiş olacak 12 AYLIK TÜFE ORTALAMASI BELİRLEYİCİ Kira artışlarında esas alınan 12 aylık TÜFE ortalaması Mart ayında yüzde 32,82 olarak açıklanmıştı. Nisan verisinin eklenmesiyle birlikte bu oranın yükselmesi ve kira artış tavanının yukarı yönlü güncellenmesi bekleniyor. YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ DE NETLEŞİYOR Ekonomistlerin 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi ise ortalama yüzde 28,16 seviyesinde bulunuyor. Ancak son açıklanan verinin beklentilerin üzerinde gelmesi, yıl sonu tahminlerinde revizyon ihtimalini gündeme getirdi.

Mayıs 2026 kira artış oranı açıklandı mı? Ev sahibi en fazla ne kadar zam yapabilecek? Gözler TÜİK'te Haber

Mayıs 2026 kira artış oranı açıklandı mı? Ev sahibi en fazla ne kadar zam yapabilecek? Gözler TÜİK'te

Onlarca kiracı ve ev sahibinin beklediği Mayıs 2026 kira artış oranı bugün netleşiyor. TÜİK’in açıklayacağı Nisan ayı enflasyon verileriyle birlikte zam tavanı belli olacak. Mayıs 2026 kira artış oranı için geri sayım sona erdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklayacağı Nisan ayı enflasyon verileriyle birlikte konut ve iş yerlerine uygulanacak zam oranı netlik kazanacak. 2024 Temmuz’da kaldırılan yüzde 25 zam sınırının ardından kira artışları yeniden 12 aylık TÜFE ortalamasına göre belirleniyor. MAYIS 2026 KİRA ARTIŞ ORANI AÇIKLANDI MI? Mayıs ayı kira artış oranı henüz açıklanmadı. TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini 4 Mayıs saat 10.00’da duyurmasıyla birlikte zam oranı da kesinleşecek. Bu veri açıklandığı anda Mayıs ayında kontratı yenilenecek kiracılar için uygulanacak tavan zam oranı da belli olacak. EV SAHİBİ EN FAZLA NE KADAR ZAM YAPABİLECEK? Kira artışlarında yasal sınır, 12 aylık TÜFE ortalaması olarak uygulanıyor. Ev sahibi bu oranın üstünde zam yapamaz Daha düşük zam yapabilir ancak üst sınırı aşamaz Hem konut hem iş yeri için aynı kural geçerli Son açıklanan verilere göre (Mart 2026 bazlı): Tavan zam oranı: %32,82 Bu oran, Nisan ayında uygulanan kira artış üst sınırıydı. Mayıs için yeni oran bugün açıklanacak verilerle değişecek. BEKLENTİ NE YÖNDE? Ekonomistlerin Nisan ayı enflasyon beklentisi: Ortalama: %3,19 Beklenti aralığı: %2,50 – %3,60 Bu beklentilere göre: Mayıs kira artış oranının %32–35 bandında oluşması öngörülüyor. KİRA ARTIŞI NASIL HESAPLANIYOR? Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine göre hesaplama şu şekilde yapılıyor: Mevcut kira × TÜFE (12 ay ortalama) ÷ 100 = Zam tutarı Yeni kira = Eski kira + zam tutarı Örnek hesaplama: Kira: 20.000 TL Zam oranı: %32,82 Artış: 6.564 TL Yeni kira: 26.564 TL KRİTİK DETAY: %25 SINIRI ARTIK YOK 1 Temmuz 2024 itibarıyla %25 zam sınırı kaldırıldı Tüm kira artışları tamamen TÜFE’ye endeksli hale geldi Bu nedenle her ay açıklanan enflasyon verileri doğrudan kira zamlarını belirliyor

İstanbul’un Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı Haber

İstanbul’un Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2026 yılı Nisan ayına ilişkin İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi ile Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini kamuoyuyla paylaştı. Perakende fiyat hareketlerinin temel göstergesi kabul edilen İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,74 oranında yükseliş gösterdi. 2025 yılının aynı dönemiyle kıyaslandığında ise megakentteki yıllık fiyat artış hızı yüzde 36,83 seviyesinde gerçekleşti. GİYİM VE AYAKKABI SEKTÖRÜNDE MEVSİMSEL ARTIŞ ETKİSİ Nisan ayında harcama grupları incelendiğinde, en belirgin fiyat artışı mevsimsel değişimlerin etkisiyle giyim ve ayakkabı kalemlerinde gözlendi. Bu grupta fiyatlar yüzde 11,09 oranında artarak aylık bazda zam şampiyonu oldu. Konut harcamalarında yüzde 8,80, haberleşme hizmetlerinde yüzde 6,49 ve gıda ile alkolsüz içecekler grubunda yüzde 2,57'lik bir yükseliş yaşandı. Ev eşyası, sağlık, lokanta-otel ve çeşitli mal-hizmet gruplarında da piyasa koşullarına bağlı olarak yüzde 1,5 ile 2,4 arasında değişen artışlar izlendi. EĞLENCE VE KÜLTÜR HARCAMALARI TEK GERİLEYEN GRUP OLDU Ekonomik verilerin alt kalemlerine bakıldığında, Nisan ayında fiyatların gerilediği tek kategori eğlence ve kültür harcamaları oldu. Bu harcama grubunda yüzde 0,12'lik sınırlı bir azalış kaydedildi. Ulaştırma kalemindeki artış yüzde 0,48'de kalırken, eğitim grubunda yüzde 0,03 ile yataya yakın bir seyir hakim oldu. Fiyat artışlarında konut ve haberleşme gibi kamu kaynaklı kalemlerdeki yukarı yönlü düzenlemeler ile gıda grubundaki mevsim geçişleri belirleyici rol oynadı. TOPTAN EŞYA FİYATLARINDA AYLIK ARTIŞ YÜZDE 4'Ü AŞTI Üretim maliyetlerini ve toptan ticaret hacmindeki değişimleri yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi, Mart ayındaki yüzde 1,54'lük seyrin ardından Nisan'da yüzde 4,32 oranında artış gösterdi. Toptan fiyatlarda yıllık artış oranı yüzde 22,28 olarak hesaplanırken, yıllık ortalama değişim yüzde 22,85 bandında seyretti. Aylık bazda mensucat grubunda yüzde 10,62, işlenmemiş maddelerde yüzde 9,15 ve kimyevi maddelerde yüzde 7,83'lük artışlar dikkat çekti. Yıllık ortalama artışlarda ise inşaat malzemeleri yüzde 32,93 ile maliyet baskısının en yoğun hissedildiği alan oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.