#enkaz

İLKHABER-Gazetesi - enkaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, enkaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Depremzede Beliz, montunu veren albayla gözyaşları içinde görüştü Haber

Depremzede Beliz, montunu veren albayla gözyaşları içinde görüştü

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay'da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Cebrail Mahallesi'nde yakalanan 19 yaşındaki Beliz Aydın'ın enkaz altında çıkartılan annesi Betül Günyaşar hastanede hayatını kaybederken, ağabeyi Abdurrahman Aydın iki bacağı ampute edilerek hayatta kaldı. Asrın felaketini derinden yaşayan Beliz, depremin 13.saatinde enkazın altından annesi ve ağabeyini kurtaran askerin kendisine üşümesin diye emanet olarak verdiği parkayı 3 yıldır özenle saklıyordu. Beliz'in özenle sakladığı emaneti Türkiye gündemine getiren İhlas Haber Ajansı'nın haberi sonrası montu genç kıza verenin Emekli Albay Raşit Çelik olduğu ortaya çıktı. Emanetin sahibi olan Emekli Albay Çelik, Beliz'i arayarak 3 yıl sonra görüşme gerçekleştirdi. Gözyaşları içerisinde geçen duygusal görüşmede Emekli Albay Çelik'in söyledikleriyse gururlandırdı. "BEN, SEN KENDİNİ YALNIZ HİSSETME DİYE ‘GELİP, TEKRAR MONTU SENDEN ALACAĞIM' DEMİŞTİM" Deprem günü Beliz ile aralarında geçen diyaloğu anlatan Emekli Albay Çelik, "Seni böyle görünce çok mutlu oldum. Ben montu sana verirken kardeşin ve anneni arabamıza koyduk, baban da geldi bizle beraber. Tek başına kalmıştın, yabancı kişiler vardı ve sen bana ‘ben bunları tanımıyorum' demiştin. Ben de, sen yalnızlık hissetme diye ‘Gelip, tekrar montu senden alacağım' demiştim. Hatıralar bazen böyle kötü zamanlarda oluşuyor, o gün çok kötü bir gündü. Biz askerimizle beraber çok yerde görev yaptık, o anda orada kimse yoktu ve çok karanlıktı. Umarım, mont seni sıcak tutmuştur. Ben daha sonra geri geldim, gelmekte çok zordu. Askerlerimizle bir çok yere uğramak zorunda kaldık. Oradakilere sorduğum zaman, akrabalarının seni götürdüğünü söylemişlerdi bana. Annene çok üzüldüm, ağabeyinde en azından yaşıyor ve ona sevindim. Annene Allah rahmet eylesin, elimizden geleni yapmaya çalıştık. Orada senin gibi bir çok insan vardı, bir çoğunun hayatı söndü ve bir çoğunun hayatı devam etti. Çok şükür ağabeyin kurtuldu, sen kurtuldun ve biz çok sevindik. Ağabeyine çok selam söyle, o da o anları gördü. Zor anlardı, gerçekten çok zor anlardı" dedi. "O MONT SENDE BİR HATIRA OLARAK KALSIN, ÇOK İYİ BİR HATIRA DEĞİL AMA DEVLETİMİZİN YANINDA OLDUĞUNUN BİR GÖSTERGESİ OLSUN SENİN AÇINDAN ONU İSTERİM" Emekli Albay Çelik, depremin 1.gününde Türkiye Cumhuriyet Devleti adına Hatay'da olduklarını ve Beliz'e verdiği montun asıl sahibinin millet olduğunu ifade ederek, "Bir şey yapmak gerekiyordu, biz de bir şey yapmaya çalışıyorduk. Devletimiz adına oradaydık, devletimiz sizinle beraber olsun diye biz oradaydık. O montta devletimizin bir montu, benim değil. Milletimizin montuydu, milletimize geri verdik ve bunu böyle algılamanı istiyorum, benim şahsi montum değil. O mont artık sende kalsın, asıl sahibi milletimiz ve sizlersiniz. O mont sende bir hatıra olarak kalsın, çok iyi bir hatıra değil ama devletimizin yanında olduğunun bir göstergesi olsun senin açından onu isterim. Seni almışlardı, eğer seni orada tek başına görsem daha çok üzülürdüm. En azından o gün güvenli bir yere gitmen beni sevindirmişti. Kendine çok dikkat et" ifadelerini kullandı. "O MONT BENİ GERÇEKTEN GÜVENDE HİSSETTİRDİ, KENDİMİ ÇOK GÜVENDE HİSSETMİŞTİM" Emekli Albay Çelik tarafından verilen montla kendisini yalnız hissetmediğini söyleyen Beliz Aydın, "Ben de sizi gördüğüme mutlu oldum. Montu hala saklıyorum. Siz gittikten sonra dayım geldi, ben gitmek istemiyorum dedim. Annemleri bekleyeceğim dedim ama orada tek başıma durmamı istemediler. Ben size çok ulaşmak istedim. Çok teşekkür etmek istedim, ben geri vermek için sizi bekliyordum ve hep sakladım, montu. O gün gerçekten, kendimi yalnız hissetmemiştim. O mont beni gerçekten güvende hissettirdi, kendimi çok güvende hissetmiştim. Ben de annemin en yakın arkadaşı Çilem teyzemin vasıtasıyla sizlere ulaştım, onlarla da tanışmanızı isterim" dedi.

Depremden 45 saat sonra hayata tutundu: Tuğba Akın futbolla yeniden ayağa kalktı Haber

Depremden 45 saat sonra hayata tutundu: Tuğba Akın futbolla yeniden ayağa kalktı

Hatay'da depremden 45 saat sonra enkazdan çıkarılan ve bir bacağı ampute olan 16 yaşındaki Tuğba Akın, yaşamını sürdürdüğü Adana'da takılan protez ve futbol sevgisiyle hayata tutundu.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay'ın Antakya ilçesinde yaşayan Akın ailesi enkaz altında kaldı. Baba Ahmet Akın hayatını kaybederken, anne Azime ve 3 kızı enkazdan yaralı olarak çıkarıldı. Enkazdan 45 saat sonra çıkarılan 16 yaşındaki Tuğba Akın, vücudundaki yaralar ve kaburgasında oluşan zedelenme nedeniyle İzmir ve Adana'daki hastanelerde yaklaşık 10 ay tedavi gördü. Hastanede gerçekleştirilen operasyonla enkazda zarar gören sol bacağı dizinden ampute edilen Tuğba'ya Adana'daki Çocuk İyilik Merkezi'nde protez takıldı. Yeniden ayağa kalkan Tuğba, ilgi duyduğu futbol nedeniyle Ampute Futbol 2. Lig ekibi Adana Ampute Engelliler Spor Kulübü'ne kaydoldu. Kulüp bünyesinde futbol eğitimi alan Tuğba Akın, şimdi müsabakalara hazırlanıyor. "45 saat enkazda kaldım" Başından yaralandığı için deprem anına ilişkin çok şey hatırlamadığını anlatan Tuğba Akın, "Depreme Hatay'da yakalandık. Uyuyakalmış olabilirim, o yüzden çok fazla bir şey hatırlamıyorum. Başımdan yaralar aldığım için ya bayıldım ya da uyuyakaldım. Kütahya itfaiyeden Ferdi ağabeydi beni kurtaran. Uyanık olduğum zamanları az çok hatırlıyorum. Bizi kurtardıklarını, bağırdığımı ve sesimi duyurmaya çalıştığımı hatırlıyorum. 45 saat enkazda kaldım. Birçok ameliyat geçirdim. Çukurova İyilik Merkezi'nden protezimi aldım. Orada fizik tedavi de gördüm, hala da görmeye devam ediyorum" dedi. "Futbolla hayata tutunmuş gibiyim" Depremden önce futbolla ilgilenmediğini, sadece izlediğini söyleyen Akın, "Şu an futbol oynamaya başladım. Ameliyat sürecinde daha kötüydüm, yine şu an iyiyim. Futbolu sadece izliyordum. Fenerbahçeliyim, Fenerbahçe'nin maçlarını izliyordum. Futbolla hayata tutunmuş gibiyim. Depremden sonra zor oldu. Etrafımdaki tanıdıkların hepsi değişti. Çoğu Hatay'da, kendi memleketimizde kaldı. Ben artık Adana'da yaşıyorum. 6 Şubat geldiğinde galiba o günü hatırlamak istemiyorum" diye konuştu. Depremi hatırlamanın insanın içini parçalayan bir durum olduğunu anlatan anne Azime Akın da, "Bir daha da asla yaşanmasını istemiyorum. Kimsenin başına gelmesini istemeyiz. O güne gittiğimizde yani enkazda kalışımız aklıma geliyor. Oradaki çığlıklarımız, bağırtılarımız, sesimizi duyurmaya çalışmalarımız aklıma geliyor. Eşimin son seslerini duyuşum geliyor. Kendisi zaten oradayken vefat etti. En son kızımdan seslerini duyurabilmeleri için vurmasını istemiş. Bir daha da başka bir şey söyleyemedi. Enkazdan önce ben çıktım zaten. Aklım çocuklarda kalmıştı. Ayaklarının kötü olduğunu zaten enkazın altında anlamıştım. Elimle kontrol edebilmiştim ayaklarını ama hiçbir şey yapamadım. Ben kurtuldum. Çocuklarda kurtulur inşallah diye hep öyle umut ediyordum ama en küçük kızım ampute oldu. Diğer ortanca kızım da ortez denilen bir alet kullanmaya başladı" ifadelerini kullandı. "İlk emekli maaşımla onunla yemek yiyecektik" Depremden önce çalıştığını da aktaran anne Akın, "EYT'den emekli oldum. Eşim ölmeden ilk emekli maaşımla onunla yemek yiyecektik. Öyle bir hayalim vardı ama gerçekleşmedi. Yani içimde kalan bir ukde bu da" şeklinde konuştu.

Hatay’da deprem enkazında 1.500 yıllık mozaik gün yüzüne çıkarıldı Haber

Hatay’da deprem enkazında 1.500 yıllık mozaik gün yüzüne çıkarıldı

Hatay'da depremde yıkılan bir binanın enkazının kaldırıldığı alanda yapılan temel kazısında bulunan Geç Antik Çağ'a ait Grekçe yazıtlı taban mozaiği gün yüzüne çıkarıldı.Antakya ilçesine bağlı Maşuklu Mahallesi'nde 3 katlı bina, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde yıkıldı. Enkazın kaldırılmasının ardından alanda yeniden bina yapılması amacıyla inşaat çalışmalarına başlandı.Binanın temel kazısı sırasında işçilerin mozaikli bir alana rastlaması üzerine inşaat çalışması durduruldu. Bölgede Hatay Arkeoloji Müzesi başkanlığında mozaikli alanın gün yüzüne çıkarılması için mart ayında kurtarma kazısı başlatıldı.Kazılarda 3 farklı alanda taban mozaiklerinin bulunduğu tespit edildi.Bölgede marttan bu yana süren çalışmalarla 17,5 metre uzunluğunda üzerinde Grekçe yazıt bulunan milattan sonra 5. ve 6. yüzyıla tarihlenen Geç Antik Çağ'a ait geometrik desenli taban mozaiği gün yüzüne çıkarıldı. MOZAİK MÜZEYE TAŞINACAK Arkeolog Ozan Demir, bölgede mozaik ve mimari katıntıların çıkarılması 2 arkeolog ve 8 işçiyle çalışmaların sürdüğünü belirtti.Gün yüzüne çıkarılan mozaiğin tek parça olduğunu belirten Demir, şöyle konuştu: "Üzerinde dönem tamiratı olduğunu görüyoruz. 2026'da mozaiğin müzeye taşınması gerçekleşecek. Alanın diğer bölümlerinde de mimari dokunun ayağa kaldırılması ve arkeolojik verilerin gün yüzüne çıkarılması çalışmaları devam edecektir. Mozaikler normal şartlarda herkesin evinde bulunabilen bir şey değildir. Bu yüzden statüsü yüksek birinin konutu diyebiliriz." Demir, 17,5 metre uzunluğundaki geometrik desenli mozaiğin ardından bölgedeki diğer iki mozaikle ilgili de çalışmalar yapacaklarını ifade etti.Arkeolog Mert Nalbantoğlu da ortaya çıkarılan mozaiğin çok iyi derecede korunmasının ve üzerinde yazıt bulunmasının kendileri için çok değerli olduğunu kaydetti.

Zirve Sitesi sakinleri çözüm bekliyor: Biz yapamadık, devletimiz yapsın Haber

Zirve Sitesi sakinleri çözüm bekliyor: Biz yapamadık, devletimiz yapsın

Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük yıkıma uğrayan Hatay'da yüzlerce bina yıkılmıştı. Enkaz kaldırma çalışmalarının sona ermesiyle birlikte kentin 15 ilçesinin yeniden ayağa kalkması için ihya, inşa ve imar çalışmaları başlamıştı. Vali Mustafa Masatlı'nın yoğun gayreti ve iş takibiyle Hatay'ın 15 ilçesinde TOKİ ve Emlak Konut tarafından inşa edilen konutlar vatandaşlara teslim edilmeye devam ediyor. Yoğun yıkım yaşanan Antakya ilçe merkezlerinde de Rezerv Yapı Alanı ilan edilen bölgelerde de inşaat çalışmalarında sona gelen konutların teslimi devam ediyor. Antakya kent merkezi Ekinci Mahallesi'nde bulunan ve Hikmet Karaoğlan'ın site yöneticisi olduğu 5 blok 252 daireden oluşan Zirve Sitesi'nin bulunduğu 10 dönümlük arazide site sakinlerinin anlaşamaması sebebiyle rağmen bir çivi bile çakılmadı. ‘Yaparsa devletimiz yapar' diyen sitede sakinleri ve bölgede bulunan sitelerde yaşayan vatandaşlar bölgenin rezerv yapı alanının içerisine alınmasını istiyorlar. "Devletimizin bizi yalnız bırakmayacağını düşünüyoruz ve bu alanın bir an önce rezerv alanı olmasını istiyoruz" Site sakini Hikmet Karaoğlan, 10 dönümlük alanın rezerv alana alınmasını istediklerini belirterek "Ekinci Mahallesi'nde bulunan Zirve Sitesindeyiz. Zirve sitesi, 10 dönümlük bir arazide inşa edilmişti. Binalarımız 6 Şubat denemelerinde yıkıldı. Biz bu konular hakkında devletimizden defalarca destek istedik. Devletimizin bizi yalnız bırakmayacağını düşünüyoruz. Bu alanın bir an önce rezerv alanı olmasını istiyoruz. Bazı kişilerden söz aldık ve cevap bekliyoruz. Çevremizde bulunan diğer sitelerinde içine alacak şekilde rezerv alanı yapılmasını istiyoruz. Biz site sakinleri olarak yerinde dönüşüme gittik, çoğunluğu sağladık ama süreyi kaçırdık. Bundan dolayı başaramadık. Biz ve komşularımız bunlar hakkında imza verdik. Böyle 10 dönümlük arazinin hibe olmasını istemiyoruz. Mahallemizde ve eski komşularımızla birlikte oturup yaşamak istiyoruz. Burada 5 bloktan oluşan 252 daire vardı. Hepsi yıkıldı ve hale umutluyuz. Biz Sayın Bakanımızdan burasının rezerv alanı olmasını istiyoruz" dedi. "Biz anlaşamadık ve yapamadık, bu konuda yaparsa devletimiz yapar ve sonsuz güvenimiz vardır" Bölgede yaklaşık 4 bin insanın yaşadığı sitelerin bulunduğu alanın rezerv alana girmesini istediklerini ifade eden Edip Mullakütükçü, "Zirve Sitesi'nin depremden öncesinde ve sonrasında da avukatıyım. Aynı zamanda bu kadar mağdur insanında avukatıyım. Depremden bu yana yaklaşık 3 yıllık bir süre geçti ama bu süre içerisinde site sakinleri bir türlü kalıcı çözüme kavuşamadık. Böyle güzel bir yerde komşularınla birlikte istemeleri nedeniyle rezerv alanının olmasından artık zaruret olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum'a güveniyoruz. Burada 5 bloktan oluşan yaklaşık bin kişi yaşıyordu ve diğer siteleri de sayarsak en az 2 bin kişinin yaşadığı alandan bahsediyoruz. Biliyorsunuz çok insan olunca temel birincil hedefimiz burada yerinde dönüşüm yapmaktı ama belli bir süre içinde insanları bir araya getirmek kolay değildi. Çünkü çoğu insanımız buralarda değil, dağınık durumda oldukları için onun handikaplarını yaşadık. İnsanların tam çoğunluğunu sağlayacakken ne yazık ki sürede doldu ve her şey durduğu yerde kalmış oldu. Biz bunun artık nihayete ermesini ve rezerv talebimizin gerçekleşmesini talep ediyoruz. Biz anlaşamadık, yapamadık. Bu konuda yaparsa devletimiz yapar ve sonsuz güvenimiz vardır" ifadelerini kullandı.

Dilara'nın dedesi konuştu:“Her şey yarım kaldı” Haber

Dilara'nın dedesi konuştu:“Her şey yarım kaldı”

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 29 Ekim'de yıkılan 7 katlı binanın enkazından yaralı olarak kurtarılan 18 yaşındaki Dilara Bilir'in dedesi Naim Bilir konuştu. Dilara'nın dün hastaneden taburcu edildikten sonra ailesinin mezarlarını ziyaret ettiğini söyleyen Bilir, "Dilara'nın psikolojisi tam yerine oturmuş değil. Geçen sene üniversite sınavına girmişti. Bu sene de yeniden sınavlara hazırlık amacındaydı. Okumak istiyordu, ders çalışacaktı. Bu olay sebebiyle her şey yarım kaldı. Devam edecek mi, yoksa başka bir şey mi yapacak orasını bilemiyoruz. Yaşadığım sürece arkasındayım" dedi. Mevlana Mahallesi'nde 29 Ekim'de meydana gelen olayda, 7 katlı Arslan apartmanı yıkılmış, binada kiracı olarak yaşayan Bilir ailesinden anne Emine Bilir (37), baba Levent Bilir (44) ile çocukları Muhammet Emir (12) ve Hayrunnisa Nur Bilir (14) hayatını kaybetmişti. Ailenin en büyük çocuğu Dilara Bilir (18) ise ekiplerin yoğun çalışması sonucu enkaz altından yaralı olarak çıkarılmış ve ambulansla Gebze Fatih Devlet Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Yoğun bakımda 8 gün tedavi gören Bilir, hastanede geçirdiği 13 günün ardından dün taburcu oldu. Dilara, hastaneden çıkar çıkmaz ilk olarak anne, baba ve kardeşlerinin mezarına giderek dua etti. Dilara ardından babaannesinin evine yerleşti. "Dilara hastaneden çıktıktan sonra kabristanı ziyaret etti" Dilara ile ilgili bilgi veren dede Naim Bilir, "Dilara dün hastaneden çıktı. Oradan kabristanı ziyaret etti, daha sonra akşam bize geldi. Nasip olursa bundan sonraki ömrünü bizimle beraber devam ettirecek. Psikolojisi inşallah düzelecek. Şimdi amcaları, kuzenleri onu eğlendirmeye çalışıyorlar, hissettirmemeye çalıştırıyorlar. Allah izin verirse böylece bu travmayı atlatacağız. Ailesinin öldüğünü öğrendiğinde hastanedeydi. Nasıl öğrendiğini de biz bilmiyoruz. Doktor kontrolündeydi. Herhalde psikolog da vardı zannedersem yanında. Dilara ile travmayı atlattıktan sonra konuşacağız. Ne yapmak istiyorsun, okumak mı istiyorsun ya da başka bir şey mi yapmak istiyorsun diye konuştuktan sonra karar vereceğiz. Her şey onun isteğine göre olacak. Bizimle yaşamaya devam edecek" dedi. "Dilara'nın psikolojisi tam yerine oturmuş değil" Dilara'nın dizinde bir yarasının olduğunu söyleyen Bilir, "Dilara'nın psikolojisi tam yerine oturmuş değil. Şimdi eğlendirmeye çalışıyorlar, yaşananları aklına getirmek istemiyorlar. Psikolojisi düzelttikten sonra karar verecek. Bizim ne düşündüğümüz pek önemli değil. Onun ne düşündüğü önemli. Tabii ki biz onun sonuna kadar arkasındayız. Destekleyeceğiz, ne yapmak istiyorsa onu destekleyeceğiz" diye konuştu. "Bu olay sebebiyle her şey yarım kaldı" Geçen sene Dilara'nın üniversite sınavına girdiğini de ifade eden Bilir, "Bu sene de yeniden sınavlara hazırlık amacındaydı. Bundan sonra ne karar verecek onu da bilmiyoruz. Okumak istiyordu, ders çalışacaktı. Bu olay sebebiyle her şey yarım kaldı. Devam edecek mi, yoksa başka bir şey mi yapacak orasını bilemiyoruz. Yaşadığım sürece arkasındayım, Allah'ın izniyle Dilara bizimle yaşamaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Gebze’de çöken binada hayatını kaybeden baba Levent Bilir’in gülümseyen anları ortaya çıktı Haber

Gebze’de çöken binada hayatını kaybeden baba Levent Bilir’in gülümseyen anları ortaya çıktı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde çöken binada eşi ve iki çocuğuyla birlikte hayatını kaybeden baba Levent Bilir'den (44) geriye, kombi tamirciliği yaparken çekilen görüntüleri kaldı. Baba Bilir'in kombi tamir ederken videosunu çeken ve sosyal medyada paylaşan Ekrem Maraz, "Güler yüzlüydü. Hatta en son evimin kombisini tamir etmişti. Hem müşterimiz hem de yıllardır görüştüğümüz değerli bir ağabeyimizdi" dedi. Mevlana Mahallesi Issıkgöl Caddesi'nde dün çöken Arslan Apartmanı'nda, enkaz altında kalan 5 kişilik Bilir ailesinden baba Levent, anne Emine (37), çocukları Muhammed Emir (12) ve Hayrunnisa'nın (14) cansız bedenlerine ulaşılmış, tek kızı Dilara (18) ise sağ olarak kurtarılmıştı. Ailesiyle birlikte yaşamını yitiren baba Levent Bilir'in, Gebze ve çevresinde kombi tamirciliği yaptığı öğrenildi. Bilir'den geriye, mahallede komşusu olan Ekrem Maraz'ın sosyal medyasında "reklam değil tavsiye" notuyla paylaştığı ve "@gebkom406" adlı iş hesabını etiketlediği video kaldı. Videoda, Levent Bilir'in kombiye müdahale ettiği ve bu sırada gülümsediği görülüyor. Kaydı yapan Ekrem Maraz'ın, "Sabah geldi kahvaltı da aldı arkadaşlar. Kombi arızalandı, şimdi kombi tamirine geldin" sözlerine karşılık Bilir'in "Kısmet diyelim biz buna" yanıtını verdiği duyuluyor. Görüntülerde, videoyu çeken Maraz'ın "Gebze ve civarında kombi arızası olursa Levent abiye ulaşın. İşinde iyidir" sözleriyle Bilir'i tavsiye ettiği anlar da yer alıyor. "O da namaza gitmiş ve öyle kurtulmuş" Yıkılan binanın yakınında dükkanı bulunan Ekrem Maraz, "Dün üzücü bir olay gerçekleşti. Levent ağabeyimiz bizim müşterimizdi, Allah rahmet eylesin. Aileden sadece büyük kızı kurtuldu, Allah ona sabırlar versin. Bu olayla ilgili olarak binada sıkıntı olduğu söylenmiş ve müteahhit ile belediye yetkililerince bakılmış. Duvarlarda, kolanlarda çatlama ve benzeri bir durum göremedikleri için mühürleme veya binada kalınmasında sakınca olacak bir şey söylenmemiş. Diğer ev sakinleri önlem gayesiyle gitmişler ancak Levent ağabeyimiz kiracıydı. Ben dükkanı açmaya geldiğimde olay olmuştu, itfaiye yeni gelmişti. Binada yaşayan engelli bir ağabeyimiz de vardı. O da namaza gitmiş ve öyle kurtulmuş" dedi. "En son evimin kombisini tamir etmişti" Levent Bilir'i anlatan Maraz, "Gerçekten yüreği temiz, güzel bir insandı. Bir insan rahmetli olunca arkasından iyi şeyler söylenir tabii ama gerçekten ailesi, yaşantısı ve insan olarak güzel bir insandı. Güler yüzlüydü. Hatta en son evimin kombisini tamir etmişti. Hem müşterimizdi hem de yıllardır görüştüğümüz değerli bir ağabeyimizdi" diye konuştu. "Benim şu an dükkanım mühürlü" Kendi dükkanında da geçmiş zamanda hasar aldığını belirten Maraz, "Bu bölgede 7 yıldan beri inşası devam eden bir metro projesi var. Buradan metronun kanalı geçiyor ve adliyeye doğru gidiyor. Bilmiyorum ama toprak kaybından dolayı metronun sebep olabileceğini düşünüyorum. Bende metrodan kaynaklı önü kapanmış bir esnaf olarak söylüyorum; daha önceden az da olsa bizim dükkanda fayansların kalktığı bir yarılma oldu, karşı ve yan binamda da var, bu tarz şikayetler olmuş. Yıkılan binanın bitişiğindeki yerde de yazı yazmışlar çatlama ve seslerin duyulduğuna dair. Benim şu an dükkanım mühürlü, 11 bina tahliye edildi. Her hangi bir sıkıntı varsa önlem alınır, can kayıpları yaşanmaz" ifadelerini kullandı.Maraz'ın dükkanının da tedbir amacıyla tahliye edildiği öğrenildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.